Hayvansal Ağırlıklı ve Bitkisel Ağırlıklı Beslenme Üzerine Görüşler

Konusu 'Beslenme' forumundadır ve heldic tarafından 3 Kasım 2011 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 14 üye.
  1. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    sut icmek cok zararli insandan baska baska bir canlinin sutunu icen canli yok

    Et yememek kalp kanser gibi bir suru hastaliga yol acar

    tahillar insan sagligi icin cok zararli

    umarim bunlari bir gun hastahanede ogrenmek zorunda kalmazsiniz

    Sizi tas devri diyetine bekleriz :)
     
    canmu bunu beğendi.
  2. Danny Boy
    Offline

    Danny Boy Yeni Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    3.254
    Beğenileri:
    8.786
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Medical Laboratory Technician-Public Relations Spe
    Yer:
    İstanbul-Скопје-Београ&#1076
    sarhosmusun :)

    ınsan bu dunyada ılk ortaya cıktıgı anda vegan dı zaten baskada sansı yoktu

    hem bu baslıga bu skeılde devat yorumu yazmanın ne anlamı var kı vejetaruen olmak bır secım buna kımse karısamaz
     
  3. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    yo ayigim :)

    B12 vitamini alamiyorsunuz cunku sadece hayvansal gidalarda var b12 vucud kaslari icin gerekli kalp de bir kas

    B12 degerinizi olcturdunuz mu ilk insanlar avci toplayiciydi avlanip hayvanda yerlerdi etcil oldugumuz dis yapimizdan da belli


    Alzheimer, bunama, hafıza kaybı (genelde sadece
    “yaşlılık” dense de) Multipl skleroz (MS) ve diğer nörolojik bozukluklar Zihincel hastalıklar (depresyon, anksiyete, bipolar
    bozukluk) Kardiyovaskular hastalıklar Çocuklarda öğrenme ve gelişme bozuklukları Otizm Bağışıklık sistemi hastalıkları Kanser Erkek ve kadın kısırlığı Tüm bu hastalıkların ortak yanı nedir?

    Cevap: Hepsi de B12 eksikliğinden kaynaklanabilir
     
    jackmaldow ve canmu bunu beğendi.
  4. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    ---------------------

    bu da tamamen "et ,şarküteri" endüstrisinin pompalamalarından ...avcı , toplayıcı insan grubu olan " 0 -grubu" artık o kadar azınlıkta kalmış durumdaki....ayrıca, insanın ağırlıklı olarak "otcul "olduğu konusu çok daha ağır basar ...başlıca yaklaşımlar:

    -pençeleri, tutmak ,yırtmak ,parçalamak için mevcut değilidr..
    -dişer ,daha ziyade "öğütme amaçlı "olup , parçalayıcı, öldürücü köpek ,sivri dişler domura uğramıştır..
    -sindirim sistemi,bağırsak uzunca sayılır ...predatorlara oranla bayağı uzunca
    -sindirim salgı ve enzimleri " et -yani ceset " sindirmeye pek müsait değilidr..
    -acıma duygusu mevcuttur...

    ayrıca , b-12 vitamini ve kobalt içeriği pek çok bitkisel üründe de bulunur...biraz fazla yersiniz olur biter..

    hele hele "ovo -vejetreyan "iseniz en ufak bi sorun kalmaz...zira

    YUMURTA SARISI = İLGİLİ OLDUĞU MAHLUKATIN ET DEĞERLERİ 'dir (aşağı yukarı)
     
    themertyildiz ve Danny Boy bunu beğendi.
  5. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    ne yazıkkı et sarkuteri ciler o kadar azınlıkta ki pompalayabilsinler

    insan surekli evrim icindedir tırnak kas gibi gruplar lazım olmadıgı icin zamanla azalmıstır eski insanlar ne kadar kıllıydı giysilerden sonra kıllanmada azaldı mesela


    Biz "sadece et yiyin" demiyoruz. Mutlaka ot (taze sebze-meyve) da yememiz lazım. Yüzde 70 insanın vücut yapısı etçil tiplidir. Bu tipteki kişilerin, sebze-meyve yemekle birlikte et ağırlıklı beslenmesi şarttır. Otçul tipli olanlar (%20) ise eti de ihmal etmeden sebze-meyve ağırlıklı olarak beslenmelidirler. %10 insan ise hepçildir. Hiçbir insan metabolik tipinin dışında beslenmeye zorlanmamalıdır.
    Etin yanında bol taze sebze ve meyveyi de ihmal etmeyin. Unlu ve şekerli gıdaları azaltıp, mönünüzden çıkartın. Et konusunda kendinizi kısıtlamanıza gerek yok. İstediğiniz kadar yumurta da yiyebilirsiniz. Yumurtanın çok sayıda faydası vardır, bunlardan biri de kalp hastalığıdır.







    İnsan türünün binlerce yıldır bitkisel besinlerden zengin, hayvansal içerikli besinlerden fakir bir beslenmeye sahip olduğu biliniyor’ diyor ki bu çok doğru değil. Eğer otobur olsaydık, kesici ve köpek dişlerimiz olmazdı, daha çok ineklerdeki gibi öğütücü dişlerimiz olurdu. Ayrıca dışkı fosillerinin incelenmesinde de tarım öncesindeki çağlarda insanların önemli ölçüde etobur olduğu anlaşılmaktadır.
    Bilimsel araştırmalar insan maymun ortak atasının 25 milyon yıl kadar önce birinden ayrılmaya başladığını, ilk insansıların ise yaklaşık 5 milyon yıl önce, günümüzdeki modern insanların ise 150,000 yıl önce ortaya çıktığını ileri sürüyor.
    Maymunlar hala vejetaryen, ama onların bile saf vejetaryen olduğunu söylemek mümkün değil. Maymundan ayrıldıktan sonra insanların bütün canlıların en zekisi olarak evrimleşmesinin belki de en önemli nedeni otoburluktan büyük ölçüde etoburluğa dönmesidir. Fosil çalışmaları insanda daha önce düşük olan baş/gövde oranının etoburluğa döndükten sonra arttığını, ‘daha büyük beyinli’ olduklarını gösteriyor. Bazı bilim adamları beyindeki büyümeyi etin, başta amino asit ve omega-3 olmak üzere birçok esansiyel unsurdan daha zengin olmasına bağlıyorlar.







    kendiniz yapabilirsiniz fakat insanları yanlıs bir beslenme sekline yonlendirmek dogru degil
     
    jackmaldow ve canmu bunu beğendi.
  6. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    -ancak günümüzün insanların çoğu "etçil tiipte "değildirler..

    büyük nüfus " a, b ve ab " grubuna mensup...0-grubu,sindirim sistemi en fazla etcil olanlar bayağı azınlıkta...

    -bilinen ortak olan ata kemikleri, eksik olan halka "lucy" 3 milyon kadar öncesi. ve daha sonra "ardi" 4 milyon yıl öncesi .. 25 milyon yıl çok uzun bir zaman...ve "lucy " bayağı ağırlıklı otculdu ...hatta sadece "meyva ve yaprak "yerdi...

    -maymunlar "dönem dönem böcek, kurbağa vb "gibi et tüketenleri olduğu gibi, sadece "otcul" olanlar da mevcuttur...

    -zeka, beyin büyüklüğü ile orantılı olan bir konu değil...sadece,büyüklük olsaydı ?!...veya "et yemekle " ilgili de olsaydı ,aslanlar,veya her taraflarından "omega vb" fışkıran somon ,morina herhalde en zeki olurlardı?..

    bu konu o kadar basit bir konu değil... )
     
    themertyildiz ve Danny Boy bunu beğendi.
  7. R10
    Offline

    R10 Üye

    Katılım:
    16 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    928
    Beğenileri:
    1.305
    Ödül Puanları:
    0
    sevgili hocam, bir konuda yanlışınız var. dünya nüfusunun büyük çoğunluğu 0 kan grubuna mensuptur. imkansız gibi gözüksede (neticede 0 kan geni çekiniktir) bu böyle...
     
    jackmaldow bunu beğendi.
  8. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    otcul olan toplumun tarihden silinmeden baska sansi yok

    Ornek uygur turkleri hemen tarihten silindiler
     
    canmu bunu beğendi.
  9. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    O+: 1 in 3 people (38.4%)
    O-: 1 in 15 people (7.7%)
    A+: 1 in 3 people (32.3%)
    A-: 1 in 16 people (6.5%)
    B+: 1 in 12 people (9.4%)
    B-: 1 in 67 people (1.7%)
    AB+: 1 in 29 people (3.2%)
    AB-: 1 in 167 people (0.7%)
    ------------------
    0-grubu diğer diğerlerinin toplamından az...% 45 ler gibi gözüküyormuş...

    aslında bu ne kadar inandırıcı rakam tartışılır ...hele " çin ve hindistan" (ki hindistan da bu tipsayım ,tahmin yapmaya bile korkuyorlar) işin içine alınınca bu rakam aha da düşer...3.5 milyar,yani dünya nüfusunun yarısndan söz ediyoruz...

    otçul toplumun tarihten silinmesi ?!...) uygurlar otcul muydu ?!...
     
    themertyildiz ve Danny Boy bunu beğendi.
  10. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    evet uygur Turkler budizm in etkisinde kalarak budizm dinini secmisler

    Budizm inegi kutsal saydigi icin yemiyolar bunun sonucu gucsuz bir toplum ve eskiden savaslar bilek gucuyle oldugu icin tarih sayfalarindan silinmeleri kisa suruyor
     
    jackmaldow, canmu ve ZeusS_ bunu beğendi.
  11. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    ineği kutsal sayanlar "hindu "lar...

    budist ülke halkları , et ürünler, tüketirler...

    ayrıca, "uygurlar " sert mizaçlıdırlar , çin 'in ,özbekistan ın, kazakistan ın başının derdidirler...

    ayrıca, bizim anadolu ahalisinin aslında "oğuz "olmayıp ,uygur olduğu konsunda yaklaşımlar mevcut...)
     
    Danny Boy bunu beğendi.
  12. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    Uygurların Budizm ile bağlantıları 7. yy. dan itibaren başlamış, Maniheizmin devlet dini olarak kabul edilmesi ise 762 yılına doğru gerçekleşmiştir. Bu nedenledir ki Eski Türk resim sanatı Budizm ve Maniheizm olmak üzere bu iki dini inanç çerçevesi içerisindeki eserleri ihtiva eder.


    "Consolamentum" (Teselli) adı verilen
    inisiyasyon törenine pek önem verilirdi. Bu
    aşamadan sonra, seçkinler "Tanrısal Işık" ile
    dolarlar ve artık bu ışığı dünyevî nesnelerle kirletecek eylemlerden kaçınırlardı. Evlenmezler,
    mülk sahibi olamazlar, et yemezler, şarap
    içmezlerdi. Tarım işlerinde çalışmamalı, hatta ekmeği
    bile doğramamalıydılar. Günlük yiyecekleri ve yalın
    giysileri ile gezgin bir yaşam sürmeliydi seçkinler. Seçkinlerin ilkeleri, Buddhist keşişlerin disiplinine
    şaşırtıcı ölçüde yakındı. Arada bulunan tek fark,
    Manici seçkinlere yerleşik yaşamın yasak olmasıydı.
    Seçkinlerin yaşamı oldukça zordu. Yaşamları üç
    mühürle bağlıydı: ağız, el ve gönül mühürleri...İlk
    mühür, tüm kötü yiyecekleri ve kötü sözleri yasaklardı. İkinci mühür, canlı varlıkların içinde
    saklı bulunan ışığa verilebilecek her türlü zararı
    engellemek içindi; adam öldürmek, hayvan
    öldürmek, yasakti v.s


    Musluman likla tanistiktan sonra et yemeye baslamislardir.
     
    jackmaldow ve canmu bunu beğendi.
  13. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    herkes rahip olamayacağına göre ...)) budistler et ,balık vb hepsini yerler ,buda ya da inanırlar...)
     
  14. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    dine olan inanc geregi et yememek faziletken kac kisinin yemesini beklersiniz ?

    Tarih kitaplarini okuyunuz gocebe hayattan yerlesik hayata gecip tarimla ugrasmalari sonucu dinleri geregide etten uzak duruyolar

    Etrafimda dikkat ediyorum karbonhidrat agirlikli beslenen insanlarin gercekten kafalari hic calismiyor

    Gerci bilimsel aciklamasida var tahillar ve bakliyatlar beynin on bolgesine zarar vererek insani aptal yaparlar

    Bu bilimsel gercege dayanarak da vucudumuzun tahil urunlerine karsi alisik olmadigini anlariz


    Tahillari sadece gevis getiren hayvanlar yiyebilir onlardaki enzim tahillarin zararini yoketmekte

    Bizde gevis getiren hayvanlari yersek sorun ortadan kalkar :)
     
    jackmaldow ve canmu bunu beğendi.
  15. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    bunların hepsi sadece varsayım, yaklaşım...) bilimsel gerçeği olmayan..)

    toplumlarda alanlarında gayet başarılı "vejeteryan, hatta tam vejeteryan "olan fertler bolcadır...)

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 10:51 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 10:22 ----------

    bu zararlı tahılları yiyen inekleri yiyen insanlar ,eğer bunları fazla yerlerse "kanser "türü hastalıklara yakalandıkları ise tamamen bilimsel ,istatistiksel...

    sebebi , et insanın uzun sindirim, bağırsak sisteminden geçerken radikal asit tepkimeleri, çürüme atıkları vb bırakır...


    ---------------------
    insan ( - hepçil)

    mide asidi...yetersiz ..ph 4-5 civarı
    salya.....sindirim enzimleri içerir...ön sindirim enzimleri, meyva ve sebze için ...
    bağırsak uzunluğu...boyunun 8- 10 katı
    -------------------


    puma (karnivor-etçil)

    mide asidi ...ph- 1 civarı ...insandan 10 kat fazla
    salya ...sindirim enzimleri içermez...
    bağırsak yapısı ...boru gibi ,düz ,cepsiz ,pürüzsüz ...besini direk kısa zamanda atabilmek için...
    bağırsak uzunluğu ...boyunun 3 katı sadece...eti, çürüme olayına karşı hemen atabilmek için...

    --------------------

    daha bi sürü olay var, masaya yatacak...)
     
    Danny Boy bunu beğendi.
  16. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    ogle yemegini tahilla yedikten sonra ustunuze coken uyku neden

    Ogle yemegini et ve yag icerigi ile beslenin uykumu gelcek hareket istemimi

    Gozlemleyerek gorebilirsiniz

    Et ve yag dan kit beslenen insanlar yorgun bitik ve isteksizdirler cevrenize bakin sadece

    Kolestrol en buyuk antioksidan ve steroid yapimi icin gereklidir yagsiz ve etsiz beslenen kisilerin ne yazikki cinsel yasamlari azdir ve erken biter

    Testesteron growth hormonlari uzun sureli aclik ve dusuk kan seviyesinde calisirlar buda et ve yag agirlikli beslenme ile mumkun

    Buyume hormonu yani growth yaslanma karsiti madonna ajda pekkan falam damardan aliyolarmis

    Tahillar insani cabuk yaslandirirlar cunku yaslanma hormonlari fazla salgilanir ornek insulin yaglanma hormonu ostrojen kadinlik hormonu

    Bunlarin da bilimsel olmadigindan soz ederseniz arastirmanizi oneririm

    Kirmizi etteki amino asitlerle kemik deki ilik kemik suyu bundaki amino asitler kemikteki jelatin bunlarin oldugu baska bir besinmi var

    Sirf et yemiyoruz her etin yaninda sebze tuketimi de var bagirsak florasi icin
     
    jackmaldow ve canmu bunu beğendi.
  17. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    ama , dünyanın en uzun yaşayan insanları ve sağlıklı insanları ortalamada :

    "okinawa lılar"...ve yoğun "sebze ,tahıl " ve balık tüketirler...) yaş ortalaması 100 civarı...

    öğle yemeğni ne kadar ağır ve çok yerseniz o kadar çok uykunuz gelir...hele "yağlı ,pirzola vb "yerseniz daha çok uykunuz gelir...sebebi, sindirim için daha fazla enerjinin harcanması (yiyeceklerin sindirilimesi için de önemli oranda enerji sarfiyartı olur) ...
     
    themertyildiz ve Danny Boy bunu beğendi.
  18. Danny Boy
    Offline

    Danny Boy Yeni Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    3.254
    Beğenileri:
    8.786
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Medical Laboratory Technician-Public Relations Spe
    Yer:
    İstanbul-Скопје-Београ&#1076
    heldic bence artık sacmalamanın sınırlarını bıle zorlayan seyler soluyorsun cevap yazmıcaktım ama dayanamadım

    eger bır veganın gucsuz oldugunu dusunuyorsn bence sen vegan gormedın gelıp benı gormen gerek cunku 55kg ıle tek dambıl rowıng yapan 160kg ıle ınclıne bench yapan bırıyım ve agzıma tek lokma et koymuyorum

    et hayatımda uzun suredır yok ve cınsel yasam olayını bence ya sen hıc vegan bırıne sormadın cınsellıgın nasıl dıye yada atıyorsun cunku cınsel manada cok aktıfım ve ınan bu konuda nerdeyse beraber yasadıgım kız arkadasımla sorunalr yasıcaz lıbıdom yuzunden

    bence bılımsel dıyorsan bır duruma once arastırın demk yerıne kaynak koy ve ole sıte adresı olmasın pubmed gıbı bılımsel bır yer olsun

    bence ercan hocamda artık senın ıcın yorulmasın

    sen kaynak koydugun vakıt bende tartısmay dahıl olucam senın kaynaklarını okuduktan sonra

    eger kaynak koymıcaksan bu baslıgı bosuna kırletme

    koyman gerekn kaynaklr

    -kolestrol en buyuk antıoksıdandır
    -tahıl agırlıklı beslenınelrde zeka gerılıgı vardır
    -veganlar cınsel manada yetersızdır
    -veganlarda dusuk testove gh sevıyesı vardır
    -kırmızı ette essı amıno asıtler vardır (amıno profılı degıl sen kırmızı ette bulunan amınolar baska yerde yo0k dedın )
    -veganlar cabuk yaslanır
    -uygurlar vegan oldugu ıcın savaslarda yenılıp sılınmıstır ( bence tv ızle arad cınde adamlr en cok ugrasılan halk )
    -karbonhıdrat agırlıklı beslennlerde beyını baı bolumlerını tarıp eder


    bunlar senın ıddıaların sen bunlar ıcın su an kaynak belırtmek zorundasın tek tek
     
    themertyildiz ve sultanmehmed bunu beğendi.
  19. heldic
    Offline

    heldic Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.609
    Beğenileri:
    1.112
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    izmir
    tabi kaynak belirtirim


    Kalp, şeker, yüksek tansiyon gibi uzun süreli hastalığı olan insanlar vardır mutlaka çevrenizde. Onları dikkatle incelediğinizde benzer özelliklere sahip olduklarını görürsünüz. Sürekli ilaçlar kullanan, hayattan eskisi kadar zevk almayan, hastalığın vücutlarında yaratacakları zararları çaresizce bekleyen insanlar. Beslenme özellikleri de neredeyse aynıdır. Öncelikle yağ ve kırmızı et kesinlikle yasak. Yasakçı beslenme şartlanması adeta hayatlarının bir parçası olmuştur. Hatta yakınması olmayan insanlar bile daha az yağlı yeme gayretindedirler. Klasikleşen bilgilere göre yağlar, vücutta kolesterole dönüşür. Kolesterolde damarları tıkayarak kalp hastalığı ve felçlere neden olur. Ayrıca kırmızı etle birlikte kan basıncını arttırırlar. Kanser riskini arttırırlar. Bunun gibi diğer kimi hastalıkları kötüleştirdiği kabul edilir. Oysa son 10 yılın bilimsel verileri, klasikleşen bu beslenme biçimini tamamen yalanlıyor. Konuyla ilgili olarak yapılan ilk çalışmalar, epilepsi hastalarında yağların faydalı olduğunu gösterdi. Ketojenik diyet adı verilen beslenme yönteminde hastalara yüksek yağ içerikli, etli ve sebzeli besinler verilip şeker ve şeker içerik ölçeği yüksek olan besinler tamamen kesiliyor. Hastaların epilepsi nöbet sayı ve şiddetinde belirgin azalmalar olduğu görülüyor. Benzer beslenme yöntemi diğer beyin kaynaklı Parkinson Hastalığı, Alzheimer Hastalığı, otizm, depresyon ve beyin tümörlerine de uygulanıyor ve gene başarılı sonuçlar alınıyor5. Yüksek yağ içerikli beslenme yönteminin faydaları bunlarla kalmayıp çok daha şaşırtıcı sonuçlar elde ediliyor. Tip II diyabet (şeker) hastalığında, polikistik over sendromunda ve hatta yüksek kolesterol düzeyleri olan kişilerde bile faydalı olduğu görülüyor. Diğer bir değişle kan kolesterol düzeylerini yağlı yiyerek düzeltebiliyorsunuz. Yüksek yağ içerikli beslenme yöntemiyle ilgili sayılan bu veriler, Mart 2007 tarihinde Pediatrics dergisinde Johns Hopkins Medical Institutions’dan Dr. John M. Freeman ve arkadaşları tarafından yayınlanan son 10 yılın yapılmış çalışmalarının derlendiği makalede yer alıyor.(184) Bu makalenin yorum bölümünde şu sözcüklere yer veriliyor; Hayretle farketmekteyiz ki yüksek yağlı yiyeceklerin insanları şişmanlattığı ve kolesterol düzeylerini arttırdığı doğru değildir. Bu yayına ek olarak yapılan diğer yayınları gözden geçirmekte fayda olacaktır. Clinical kardiyology’de 2004 sonbahar döneminde yer alan bir çalışmada6; 24 hafta boyunca yüksek yağ ve et, düşük karbonhidratla beslenen; kan şekeri ve kolesterolü yüksek olan 83 şişman kişide 8.16.24. haftalarda yapılan kan tahlillerinde, kişilerin belirgin kilo verdikleri, iyi huylu kolesterolün arttığı (HDL), kötü huylu kolesterolün (LDL) azaldığı, trigliserid düzeylerinin azaldığı, üre ve kreatin değerlerinin değişmediği saptanmış. Kişilerde hiçbir yan etki ya da yakınma gözlenmemiş. Annals Of Internal Medicine’de 2004 tarihli yer alan bir çalışmaya7 120 kişi katılmış. Katılımcıların yarısına düşük yağ ve düşük şeker oranlı diyet, diğer yarısına yüksek yağ oranlı ve düşük şekerli diyet verilmiş. 24 hafta sonunda yüksek yağ oranlı diyet alanların iyi huylu kolesterol oranının daha fazla arttığı, trigliserid düzeylerinin daha çok düştüğü ve şişman olanların daha çok kilo verdikleri saptanmış. Bu yayın ve takip eden diğer yayınlar üzerine JAC Cardiology dergisinde8, yukarıda yer alan çalışmaya cevaben bir yazı yazıldı. Çalışmaların kısa süreli olduğu, kesinlik kazanmadığı gerekçesiyle gene düşük yağlı, düşük kalorili diyetlere devam edilmesi gerektiği belirtildi. 2006 tarihli bir başka yayında9 kolestrol yüksekliği olan ve olmayan, şişman 66 kişi 56 hafta süreli yüksek yağ ve protein, düşük şeker içerikli beslenmeleri sonunda kan kolesterol, trigliserid, şeker oranlarında istatiksel açıdan çok anlamlı düşmeler ve iyi huylu kolesterol oranlarında anlamlı
    artışlar olduğu saptanmış. 2007 ağustos tarihli başka bir çalışmada10 süre daha uzun tutuldu; kan şekeri normal ve yüksek olan 64 şişman kişi 56 hafta boyunca et ve yağ oranı yüksek, şeker ve hamur işi oranı çok düşük gıdalarla beslenmiş. 8. 16. 24. 48. ve 56. haftalarda kan tahlilleri yapılmış. Bu süre içinde toplam kolesterol, trigliserid, kan şekeri ve kan üre oranlarında belirgin azalmalar gözlenmiş. İyi huylu kolesterol oranında artış saptanmış. Çalışmaya katılan hastaların kilo verdikleri gözlenmiş. 56 hafta süren çalışma döneminde şeker hastalığı olanların (diyabetus mellitus) bu beslenme biçiminden çok daha fazla fayda gördükleri saptanmış. Son yıllarda yapılan diğer bilimsel çalışmalar; yağ, et ve sebze ağırlıklı beslenen insanlarda beyin çalışma özelliklerinin düzeldiğini vurguluyor. Bu diyet ile; beyin enerji üretiminin arttığı11-15, beyin hücrelerinin protein fosforilazyonunu arttırarak daha düzenli çalıştığı16, beyinde insülin benzeri büyüme hormonunun artarak hücreleri koruduğu17, beyin hücrelerini koruyucu antioksidan özellikteki enzim olan glutatyon peroksidaz’ın etkinliğinin arttığı18,19 Alzheimer Hastalarında beyinde oluşan amiloid beta 40 ve 42 adı verilen maddeleri azalttığı gösterilmiş20. Bir çalışmada, diyetten sadece şeker çıkartıldığında kalp damarlarında belirgin düzelme (endotelyal ve vasküler fonksiyonlarda) olduğu gösterilirken21 benzer bir başka yayında yüksek kolesterollü diyet ile damarlarda oluşan bozulmanın, kolesterolün antiinflamatuvar etkisiyle düzeltilerek damar sertliğinin (atheroskleroz) önlendiği bildirilmiş22. Bu çalışmaların sonuçlarından da anlaşılacağı üzere,
    güncel tıbbi uygulamaların henüz insanların hasta olma nedenlerini araştırıp ortadan kaldırmak yerine hastalıkların sonuçlarıyla uğraştığı görülüyor. Kolesterolün, şekerin, tansiyonun neden arttığına bakılmaksızın doğrudan düşürülme yoluna gidiliyor. Bu bilimsel veriler ışığında ortaya çıkan gerçek şu ki, diyetlerden şeker ve şeker içerik ölçeği yüksek olan besinleri çıkardığımızda insanlar daha sağlıklı oluyor. Et, yağ, sebze ve meyveler insan diyetinin aslını oluşturur ve şeker içerik ölçeği yüksek olan maddeler insan bünyesine zararlıdır. Kronik hastalığı olan ya da kilo vermek amacıyla diyetlerinden yağı kesen insanlar, vücudun temel yapı taşından mahrum olurlar. Beynin %65’ini oluşturan yağlar diyetten kesildiğinde depresyona meyil artar. Bu nedenle yağsız yiyen insanlar bitkin, yorgun ve isteksizdirler. Diyetten yağı kesmekle kan kolesterol düzeylerinin düşmediği görülmektedir. Çünkü kolesterol karaciğer tarafından yapılır. Hastalık durumunda vücudun yapı taşına yani kolesterole ihtiyacı vardır. Kolesterol artışının esas nedeni budur. Sorun kolesterol yüksekliği değil, kolestrol yüksekliğine neden olan allostaz mekanizmasıdır. Şeker içeriği yüksek olan besinler çocukluk döneminden itibaren alınmaya başlamasıyla beyin ön bölgesinde ortaya çıkan bağımlılık durumunu geliştirir. Bu nedenle stres, açlık gibi kimi durumlarda şeker alma ihtiyacı artar. Alınan her şekerli besin, allostaz durumunun daha da artmasını sağlayarak hastalıkların gelişmesi için uygun ortamı yaratır. Diğer taraftan; Doğal yetişen meyve, sebze ve besi hayvanların etleri ve ürünleri, kabuklu kuruyemişler, doğal bal; insan bünyesine (homestaz) uygun besin maddeleridir.




    Kaynaklar

    5. The Ketogenic Diet: One Decade Later John M. Freeman, MD, Eric H. Kossoff, MD and Adam L. Hartman, MD Pedıatrıcs Vol. 119 No. 3 March 2007, pp. 535-543 6. Long-term effects of a ketogenic diet in obese patients HM Dashti,et al Clinical Cardiology Autumn 2004, Volume 9 Issue 3: 200-205 7. A Low-Carbohydrate, Ketogenic Diet versus a Low-Fat Diet To Treat Obesity and Hyperlipidemia A Randomized, Controlled Trial. William S. Yancy, Jr., MD, et al AI.Medicine 18 May 2004 | Volume 140 Issue 10 | Pages 769-777 8.Low carbohydrate high protein diets. Is there a place for them in clinical cardiology? C. Tissa Kappagoda J Am Coll Cardiol, 2004; 43:725-730 9. Long Term Effects of Ketogenic Diet in Obese Subjects with High Cholesterol Level HM. Dashti et al Molecular and Cellular Biochemistry Volume 286, Numbers 1-2 / June, 2006 10. Beneficial effects of ketogenic diet in obese diabetic subjects.Dashti HM et al Mol Cell Biochem. 2007 Aug;302(1-2):249-56. 11. Diet-induced ketosis increases monocarboxylate transporter (MCT1) levels in rat brain Richard L. Leino et al Neurochemistry International Volume 38, Issue 6, May 2001, Pages 519-527 12. The ketogenic diet increases mitochondrial uncoupling protein levels and activity Patrick G. Sullivanannals of Neurology Volume 55, Issue 4 Pages 576 – 580 2004 13. A high-fat, ketogenic diet induces a unique metabolic state in mice Adam R. Kennedy et alam J Physiol Endocrinol Metab 292: E1724-E1739, 2007 14. The Ketogenic Diet: Stoking the Powerhouse of the Cell Jong M Rho et al Epilepsy Curr. 2007 March; 7(2): 58–60 15. Review, Ketogenic diet, brain glutamate metabolism and seizure control Marc Yudkoff Prostaglandins, Leukotrienes and Essential Fatty Acids Volume 70, Issue 3, March 2004, Pages 277-285 16. The American Society for Nutritional Sciences J. Nutr. 132:483-487, 2002Nutritional Neuroscience A Ketogenic Diet Increases Protein Phosphorylation in Brain Slices of Rats Denize R. Ziegler 17. Endocrinology Vol. 144, No. 6 2676-2682 2003 A Ketogenic Diet Increases Brain Insulin-Like Growth Factor Receptor and Glucose Transporter Gene Expression Clara M. Cheng et al 18. Denize R. Ziegler et al Ketogenic Diet Increases Glutathione Peroxidase Activity in Rat hippocampusneurochemical Research Volume 28, Number 12 / December, 2003 19. The Ketogenic Diet and Brain Metabolism of Amino Acids: Relationship to the Anticonvulsant Effect Marc Yudkoff et al Annual Review of Nutrition 20. A ketogenic diet reduces amyloid beta 40 and 42 in a mouse model of Alzheimer's disease Ingrid Van der Auwera et al Nutrition & Metabolism 2005, 2:28 Vol. 27: 415-430 (2007) 21. Restoration of coronary endothelial function in obese Zucker rats by a low-carbohydrate diet Marta Focardi et alam J Physiol Heart Circ Physiol 292: H2093-H2099, 2007 22. Q J Med 2003; 96: 927-934 High cholesterol may protect against infections and atherosclerosis U. Ravnskov

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 22:45 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 22:37 ----------

    Kolestrolle ilgili kaynak


    Hücre zarı yapısını oluşturması ve hücre bütünlüğü* nü koruması nedeniyle bazı araştırmacılar kolestero*
    lün antioksidan (koruyucu) etkisi olduğunu belirt* mişlerdir. Yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E,K) kullanı* mı için kolesterol gereklidir. D vitamini yapılabilmesi için kolesterol olması gerekir. Başta kortizol, proges* teron, östrojen ve testosteron olmak üzere hormon* larının yapımı için gene kolesterol gerekir. Yapıtaşı olma özelliği nedeniyle vücudumuz içinde beliren yeni yapılarda kolesterolün bulunması yadırganmamalıdır. Haliyle kalp damarlarını tıkayan plak içinde kolesterolün yer alması doğal bir olaydır. Plak içinde yüksek oranda yer alan esas madde kalsiyumdur. Ayrıca temel kan elemanları olan makrofaj, eritrosit, alyuvar ve akyuvarlarda plak içinde yerini alırlar. Plak yapısı göz önüne alındığında eğer kolesterol yüksekliği kötü ise kalsiyum ve kan elemanları da aynı derecede kötü demektir. Kolesterol düzeylerinin normalden fazla olması plak boyutlarını arttırır, düşüncesi doğru olabilir. Önemli olan, kolesterol düzeylerini artıran nedenleri doğru olarak saptamak olmalıdır. Son 10 yıl içinde yüksek yağ içerikli beslenme yöntemleriyle yapılan bilimsel araştırmaların derlendiği(review) yayında, kolesterol düzeylerini arttırmak bir yana, tam tersi olarak kolesterol düzeylerini normale düşürdüğünü göstermektedir. Bu çarpıcı bilimsel yayın, Mart 2007 tarihinde Pediatrics dergisinde Johns Hopkins Medical Institutions’dan Dr. John M. Freeman ve arkadaşları tarafından yayınlanmıştı. Bu yayının son bölümünde şu görüşlere yer verilmektedir: Hayretle farketmekteyiz ki yüksek yağlı yiyeceklerin insanları şişmanlattığı ve kolesterol düzeylerini arttırdığı doğru değildir. Aynı yayında, yüksek yağ içerikli besinlerin arttırılması, rafine şeker ve unlu besinlerin çıkartılması ile oluşturulan doğal diyetle beslenen insanlarda; obezite, Alzheimer, Parkinson, epilepsi, şeker hastalığı, otizm, depresyon ve polikistik over sendromu hastalıklarında belirgin düzelmeler olduğu belirtilmiştir. Kolesterol içeriği yüksek olan yumurta, hayvani ve bitkisel yağlar gibi doğal besinlerin kolesterol düzeylerini arttırdığı kesinlikle doğru değildir. Kan kolesterol düzeyini arttıran esas besinler, rafine şekerden(sofra şekeri) ve beyaz undan hazırlanan ürünlerdir.



    www.beyindoktoru.com/Beslenme.htm

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 22:49 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 22:45 ----------

    Pilav, ekmek ya da hamur işi gıdaların yendiği öğlen yemeği sonrası bastıran rehavetin nedeni, karbonhidratlı besinlerin insüline hızlı yanıt vermesi ile gelişen kan şekeri azlığıdır. Yakıtını yeterli alamayan beyin “rolanti” konumunda çalışır. Bu durumda kendisine fazla iş verilmesini istemez. Öğleden sonra dikkatinizi vermeniz gereken bir işiniz olduğunda durumunuz zor demektir. Hele birde beyin ön bölgesi (frontal) hassasiyeti olan biri iseniz işiniz gerçekten zor olacaktır. İnsan kişiliği beynin ön bölgesinin çalışma özellikleriyle belirlenir. Dikkati verme ve sürdürme, sabırlı olma, duygu ve düşünceleri anlatma ve anlama, karar verme, anlık hafıza, sağduyu gibi önemli kişilik ve davranış özellikleri burada belirlenir. Bir çalışma, toplumda her 4 kişiden birinde dikkat eksikliği olduğunu bildiriyor. (Hastalık düzeyinde bu oran %8-20) Beyin ön bölge hassasiyeti toplumda bu kadar yaygın iken birde yenilen bol karbonhidratlı yemekler bu kişilerde var olan hassasiyeti arttıracak
    ve dikkat kaybı, karar vermede zorluk gibi yakınmalarla birlikte gelen başarısızlık sonucunda sinirlilik hali ortaya çıkacak, ilişkiler gerilecek ve gün, mutsuzluk ya da aşırı yorgunluk haliyle sonuçlanacaktır. Sorun, yenilen pilavda değil beyindedir. Anne- babadan gelen genetik özellikler, aile içi yetiştirilme tarzı, beslenme biçimi ve kafa darbeleri beynin ön bölgesinin gelişmesini etkileyen faktörlerdir. Ortalama 18 yaşa kadar gelişimini sürdürür. Bu nedenle 18 yaşından küçükler “delikanlı”dır. Bu nedenle reşit olma yaşı dünyada 18 olarak kabul görür. İyi gelişmiş ön beyin bölgesi mükemmel kişilikle kendini gösterir. Ancak kimse mükemmel değildir. Grinin tonları gibi. Renk ne kadar açık ise o kadar mükemmele yaklaşır. Bizleri birbirimizden ayıran özellikler aslında ton farklılıklarıdır. Yukarıda sayılan nedenler ton farkını belirler. İşte beynin ön bölgesine özel olan ton derecesi karbonhidratlı gıdalarla kararır. Simit ve çay ile geçiştirilen bir kahvaltı sonrası veriminiz peynir, yumurta, kepekli ekmek, salam, domates, biber, roka ve meyve ile yapılandan daha düşük olacaktır. Nedeni, susamın yağı, simitin hamuru ve çayın şekeri ile tonu kararacak beyin ön bölgesidir. Öğle yemeğinde yenecek sebze ve et ağırlıklı bir mönü öğleden sonrası için dikkatin sağlanması konusunda faydalı olacaktır. Henüz gelişimini tamamlamamış beynin ön bölgesini poğaça, börek, simit gibi karbonhidratlı gıdalarla besleyen okul kahvaltıları, çocukların ders performansı açısından mutlaka yeniden düzenlenmelidir. Gri tonun kararması her zaman kötü sonuçlar doğurmaz. Akşam yemeğinde yenilen tabak dolusu
    mantı gece için rahat bir uyku sağlayacaktır. Burada
    önemli olan kendi beyin özelliklerimizin farkında olmak ve bu özelliklere uygun öğün-besin dengesini sağlamaktır. Başarı ve mutluluk için bu dengenin kurulması gerekir. Herşeyin başı sağlık, sağlığın başı da beyindir.




    www.beyindoktoru.com/beyin-ve-diyet.htm


    Kaynaklari begenmiyorsaniz tersini ispat edebilirsiniz cep telefonundan yazmak gercekten zor yarin daha iyi kaynaklar ekleyecem

    Sevdigim ve bilgi sahibi oldugum bir konu cunku

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 22:56 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 22:49 ----------

    bende sizden birsey isteyeyim yarina kadar cok sey degil.

    Testesteron ve gh yi arttiran faktorleri yazabilirmisiniz

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 23:24 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 22:56 ----------

    buyume hormonu hakkinda


    www.bodyforumtr.com/vbforum/growth-hormon-t4063.html


    Kan şekerinin düşük olması ve devamlı düşük
    derecede tutulması.

    karbonhidrat agirlikli beslenme ile bunu nasil saglamayi dusunuyorsunuz ?

    Ayni sey testesteron icinde gecerli

    Kan şekerinin düşük olması ve devamlı düşük
    derecede tutulması.


    Testesteron glukogan growth adrenalin gibi yag yakmaya ve vucudu kaslanmaya iten yaslilik karsiti hormonlar dusuk kan sekerinde artiyolarken yuksek yag ve hayvansal protein ile bir diyet ve spor programi izleyen kisi sizden daha az calisarak hem saglikli hemde hormanel olarak daha iyi gelisir.


    Yasin 20 olsun herhalde bu yasta biz 40 50 li yaslarda viagra pesinde dolanan erkeklerden bahsediyoruz

    Cunku yaslandikca insan vucudu daha fazla steroid kullanmak zorundadir ozellikle cinsel faaliyetler icin steroidler de kolestrol sayesinde calisir son zamanlarin modasi iktidarsizlik karbonhidratlardan bol yag ve kolestrolden kit beslenme yuzunden diger yuzlerce hastalik gibi
     
    jackmaldow ve canmu bunu beğendi.
  20. themertyildiz
    Offline

    themertyildiz Üye

    Katılım:
    2 Eylül 2011
    Mesajlar:
    410
    Beğenileri:
    952
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    Bursa

    B12 ile ilgili cevabım :

    '' B12 Vitamini

    Bitkilerde kayda değer oranda B12 vitaminine raslanmaz. Ancak, lacto-ovo vejetaryenler süt ürünleri ve yumurtadan B12 elde edebilir, veganlar ise bu vitamini zenginleştirilmiş besinlerden veya tabletlerden alabilir.İnsan bedeni B12 depolayıp bozmadan tekrar kullandığından, klinik olarak B12 eksikliğinin kanıtlanması zordur.Beden bu vitamini 30 yıla kadar saklayabilir. ''




    Kaynak : Herrmann W, Schorr H, Obeid R, Geisel J (2003). "Vitamin B-12 status, particularly holotranscobalamin II and methylmalonic acid concentrations, and hyperhomocysteinemia in vegetarians". Am J Clin Nutr 78 (1): 131–6


    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12816782?dopt=Abstract

    Kaynak 2 : http://157.1.40.181/naid/110004688287/en/ thums:

    Nörolojik Rahatsızlıktan bahsetmişken birçok bilim insanının ve sanatçıların vejetaryen olduğunu da hatırlatırım.En ünlü örnekler arasında : Einstein,Darwin,Aristoteles,Newton,Tolstoy,Shakespeare,Voltaire,Wagner,Gandhi,Platon,G.Bernard Shaw,Montaigne..

    Buyur diğer ünlü vejetaryenlerin listesi : http://tr.wikipedia.org/wiki/Vejetaryenler_listesi
     
    Son düzenleme: 7 Kasım 2011
    Danny Boy bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş