'Büyüme Hormonu' hangi egzersizle salgılanır?

Konusu 'Vücut Geliştirme & Fitness' forumundadır ve Malebolgia tarafından 8 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 3 üye.
  1. Malebolgia
    Offline

    Malebolgia Üye

    Katılım:
    12 Haziran 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenileri:
    208
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Istanbul
    'Büyüme Hormonu' hangi egzersizle salgılanır?


    Yoksa siz hâlâ spor salonlarında tepişip, vitaminlere abanıp, yüzünüzü gözünüzü gerdirip, brokoli ve ananasla mı besleniyorsunuz? O zaman demodesiniz şekerim. Madonna, Demi Moore, moda dergilerinden fırlamış sosyetikler çoktan boyut atladı... Şimdilerde tüm dünyada ve elbette Nişantaşı aleminde yeni moda; 'büyüme hormonu' (Human Growth Hormone) almak. İster enjeksiyon yoluyla, ister büyüme hormonunu kışkırtan ilaçlarla... İster internette satılan spreyleri Fısfıs İsmail misali fısfıslayarak (yalnız demedi demeyin; internette satılan ilaçlarda taklaya gelebilirsiniz. Büyüme hormonu yerine Hamidiye suyunu ağzınıza sıkabilirsiniz!!) Yeter ki büyüme hormonu olsun, vücudumuza gençlik dolsun... Peki nedir bu büyüme hormonu? Bu sosyetikler bu hormondan ne ister? Zararları yararları nedir? Vücuda niçin gereklidir? Ayşe'de merak gırla, uygulamaya gelince vınla. Koştum İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı (Çapa) Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu'nun kapısını çaldım. Hocam da bir güzel anlattı.


    ŞİŞMANLIK GENÇLİĞE ENGEL

    Büyüme hormonu;
    vücutta büyüme yeteneğine sahip tüm dokuların büyümesini sağlarmış. Yani vücuttaki protein sentezini arttırırmış. Bu iyi bir şey mi? İyi ne demek süper bir şey. Çünkü protein sentezi dokuların yenilenmesini sağlarmış. Artı enerji için yağ kullanımını artırır, kıkırdak ve kemik büyümesini uyarırmış. Yani Türkçesi 'gençlik' işte. Velhasıl gelin görün ki, bu büyüme hormonunun salgılanması ergenlik dönemiyle azalırmış. Ha yalnız, büyüme hormonunun salgılanması yaşlanma kadar şişmanlık da engelliyormuş bildireyim! Neyse... Şimdi ergenlik dönemiyle büyüme hormonu salgılanması azalıyor ya. İşte yaşlanma başlıyor. "Peki yaşlanma nedir hocam?", "Yaşlanma kasların küçülmesi, akciğer kapasitesinin küçülmesi, deri altındaki bağ dokularının bozulması yani derinin gerginliğinin bozulmasıdır." Aysel Gürel gibi yani... Vücudun çoğu dokusunda protein depolanması azalıyor ve yerine yağ depolanıyor. Böylece kırışıklıklar artıyor, kas kütlesi azalıyor. YAŞLANMAYA 'DUR' DİYOR İşte büyüme hormonu da tüm bu yaşlanmaya 'dur' diyor sayın seyirciler! Eh hal böyleyken de elin Hollywoodlusu, Madonnası başta olmak üzere aynalara ve gençliğine düşkün kişiler büyüme hormonu takviyesine başlıyor. Ha bu arada büyüme hormonu sadece gençleşmek için değil, düzenli uyku ve mutluluk için de alınıyor. Nasıl alıyorlar? Genelde 20 bin ile 50 bin dolar arası bir miktarcık parayı bayılıp, enjeksiyon yaptırarak... "Peki bu yöntem doğru mudur hocam?" diye sordum Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu'na.


    ŞEKERİ VE KANSERİ TETİKLER

    Hocamın gözleri faltaşı gibi açıldı; "Büyüme hormonunun dışarıdan enjeksiyon yoluyla alınmasını kesinlikle önermiyorum" dedi. "Neden?", "Çünkü hormonun kandaki seviyesi çok önemli. Eğer kandaki büyüme hormonu seviyesi artmışsa beyindeki büyüme hormonu sentezleyen hücreler sentezi durdurur. Dışarıdan büyüme hormonu almak da kandaki seviyeyi yükselir. Siz hayatınız boyunca dışarıdan hormon mu alacaksınız, alamazsınız. Bir kere çok çok pahalı. Ve bıraktığınız anda kandaki seviyesi düşecek ve bezler hormon yapımını bırakmış olacak. Bu da ani yaşlanmaya çökmeye neden olacak!" Ayrıca bazı kişilerde şeker hastalığını ve kanseri tetikleyebiliyor. Ancak günün sonunda insanlar gençleşmek, kaybettikleri enerjilerini geri kazanabilmek, kırışıklıklardan kurtulabilmek için Allah ne verdiyse deniyor. Eee devir görüntü devri, güzel ve genç değilsen bir hiçsin. Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu da der ki; "Kesinlikle büyüme hormonu takviyesi alınmamalı. Ancak muhakkak bir amaca yönelik hekim kontrolünde, kan hormon seviyesi belirlenerek verilebilir. Aksi cinayettir!" Şimdi bana "25'lik olarak çiziktirmek kolay Ayşanım, şöyle bir 40'lara 50'lere dayan da görelim" diyeceksiniz. Boynumu kıldan ince edeceksiniz. Siz de haklısınız. "Cinayet minayet, ben güzel görünmek, genç kalmak, kendimi enerjik hissetmek istiyorum. Ne var yani arabaların egzozsu da, sigara da zararlı" diyebilirsiniz. Amaaa yazarınız Ayşe Özyılmazel hizmette sınır tanımaz elbet. Hormon takviyesi almadan, vücudunuzda büyüme hormonu salgılanmasını nasıl arttıracağınızı öğrendim. Ne mi? Egzersiz. Ama öyle bildiğiniz türden değil...



    Hangi egzersiz, şu yaşlılığa deva büyüme hormonunu bol keseden salgılatıyormuş acaba?

    Duydum ki, Madonna başta olmak üzere tüm dünyada ve Nişantaşı sosyetesinde gençleşmek isteyenler Büyüme hormonuna (Human Growth Hormone) saldırmışlar. Enjeksiyonla, hormonu tetikleyen ilaçlarla ya da internette satılan ağız spreyleriyle vücutlarına dışardan alıyorlarmış.
    Gençliğe birebirmiş, enerji veriyor, uykuları düzenliyor, mutlu ediyormuş... İyi de nedir bu Büyüme Hormonu? Hemen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı (Çapa) Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu'nu buldum ve bir bir sordum.


    YAŞLANMA BAŞLIYOR

    Büyüme Hormonu; vücuttaki büyüme yeteneğine sahip tüm dokuların büyümesini sağlayan, vücuttaki protein sentezini arttıran bir hormon. Protein sentezinin artması da şu demek; dokular yenileniyor, enerji için yağ kullanımı artıyor, kıkırdak ve kemik büyümesi uyarılıyor. Türkçe'si gençlik yani.
    Ancak büyüme hormonunun salgılanması, ergenlik döneminden sonra azalmaya başlıyor. Ve yaşlanma burada başlıyor. Yaşlanma nedir? Kasların küçülmesi, deri altındaki bağ dokularının bozulması, derinin gerginliğinin bozulması, akciğer kapasitesinin küçülmesi... Vücudun çoğu dokusunda protein depolanması azalıyor ve yerine yağ depolanıyor. Böylece kırışıklıklar artıyor, kas kütlesi azalıyor.


    TEK YOL EGZERSİZ...

    Büyüme Hormonu da tüm bunlara engel oluyor. Ve madem ergenlikten sonra vücutta salgılanması azalıyor, gençleşmek isteyen dışarıdan takviyeleniyor. Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu da "Büyüme hormonunun dışarıdan alınmasını kesinlikle önermiyorum. Muhakkak bir amaca yönelik ve hekim kontrolünde alınmalı.
    Aksi cinayettir" dedi. Kontrolsüz hormon alımı bırakıldığında ani yaşlanmaya sebep olabilirmiş. Ayrıca büyüme hormonunu tetikleyen ilaçlar ise bazı kişilerde şeker hastalığına ve kansere sebep olabilirmiş. "Peki bu çok lazım hormonu salgılatmanın doğal yolu yok mudur? İlle de dışarıdan mı almak gerekir hocam?" diye sordum. Prof. Dr. Abidin Kayserilioğlu bana tek çıkış yolu gösterdi; egzersiz!!! Ama hangi egzersiz? Şimdi cuma günü kaldığımız yerden devam...
    Şunu belirtmek isterim ki, hafif egzersizlerle büyüme hormonu salgılanmıyor. Peki hafif egzersiz nedir? Öncelikle kişinin yapabileceği maksimum derecede egzersiz bulunuyor. Bunun da yaşa göre hesaplanması şöyle; 220 eksi yaştır. Misal benimki; 220-25=195. Benim maksimum kalp frekansım 195 (kişiye göre artı eksi 10 olabilir). Hafif egzersiz de maksimumdaki frekansın yaklaşık yüzde 50-60'ı ölçüsünde yapılan egzersiz. Yani 5 km hızla yürününce büyüme hormonu salgılanmıyor da biraz daha hızlı koştuğunuzda salgılanıyor. Ama bu kişiden kişiye değişiyor.
    Ve haftada en az üç gün yapmak gerekiyor. Tabii ben de bana egzersiz önermeyin de ne önerirseniz önerin cinsindenim ya "Hocam ille de egzersiz şart mıdır? Bu işin başka yolu yok mudur?" diye sordum, cevabımı aldım Kayserilioğlu "Ben sana yemek yemek lazım diyorum. Sen bana devamlı mı yemek yiyeceğiz diyoruz. Beşikten mezara egzersiz yapılmalıdır..."


    HALTER ÇOK ETKİLİ

    Kayserilioğlu'nun bir başka önerisi ise kürek, ağırlık kaldırma, ayakla ağırlık itme gibi dirence karşı çalışma. Dirence karşı çalışmada büyüme hormonu daha fazla salgılanırmış.
    Ancak büyüme hormonunun en fazla salgılandığı çalışma 'kesintili egzersiz'. Yani şiddetli egzersizi kısa süreli yapmak. Bu da şöyle oluyor; halter, çok hızlı koşma gibi şiddetli egzersizleri 20-30 saniye yapacak, o sürenin iki üç katı bekledikten sonra hareketi tekrar edeceksiniz.


    GÜNEŞ IŞIĞI FAYDALI

    Ancak Kayserilioğlu kontrolden geçmeden şiddetli egzersizi önermiyor. Çünkü ani ölümlere neden olabilirmiş... "Bana hiç egzersiz yapmamış biri gelince, kontrolden geçirdikten sonra saatte 5 km hızla 15 dakika yürümesini öneriyorum. Egzersiz yavaş yavaş arttırılmalı. Egzersize başlamadan önce mutlaka ısınma, ardından germe hareketleri yapılmalı. Isınma kası yumuşatır daha fazla kanlanmasını sağlar, kasın yırtılmasını önler. Germe de kasın verimini arttırır" diyor.
    Bir de açık havada, güneş ışığında yapılan egzersiz, kapalı alanlarda yapılan egzersizden çok daha faydalıymış. Ey sosyetikler... Madem gençleşme yoluna baş koydunuz, büyüme hormonu istiyorsunuz, 20- 50 bin dolarları bayılmadan, sağlığınızdan olmadan da bu işi becerebilirsiniz... Hani benden söylemesi...



    Kaynak: Sabah Gazetesi
     
    AxiboY, Alper19891, ---RamSes--- ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  2. guvenc
    Offline

    guvenc Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    bu iş için türkiyede gidip danışabileceğimiz neresi var arkadaşlar siteden yararlanıyoruz tamam ama bi gidip profesyonellerlede konuşmak lazm kenar mahalle salonundaki hocanın yada forumdaki arkadaşların dedikleriyle olmuyo bunlar herşey zararlı bu dünyada ama herşeyinde bi oluru var yüzyüze konuştuğunda uygun olanı söylüyolar. ben aşırı şekilde kafama koydum kullanıcam ama körü körüne kullanmak istemiyorum eğer konuşabileceğim bi doktor muaynehane hastane yada doping dersi görmüş lisanslı antrenör varsa bri yazsın lütfen teşekkürler
     
  3. bonatschi
    Offline

    bonatschi Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesajlar:
    3.855
    Beğenileri:
    4.910
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Londra
    Bu forumda lisanslı antrenör de vardır, doktor da..
    Doping dersi görmüş üye de vardır, kimya mühendisi de.

    Bu kişilerin görüşlerine itibar gösterip göstermemek size kalmış.
    Yalnız kenar mahalle hocası tabiri ile insanları sınıflandırmanıza izin veremem.

    Şunu da unutmayınız.
    Forumumuz Türkiye'nin en iyi doktorlarından, profesörlerinden vs.. oluşmuş olsaydı da (eminim ki üyelerimiz içerisinde profesör de, doçent de vardır) forum dahilinde yapılacak tıbbi önerilerin ve sağlık ile ilgili tavsiyelerin bağlayıcılığı yoktur.
    Forumumuzun prensibi bu konularda her zaman doktor muayanesinden geçilmesi gerektiği yönündedir.

    Sayfanın en altında yazan tıbbi sorumluluk reddi de bunu en iyi şekilde özetler.
     
    Despo, Malebolgia ve vandamme bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş