Water Fasting (Su Orucu) yapan var mı?

Konusu 'Yağ Yakımı ve Kilo Verme' forumundadır ve RızaThe3rd tarafından 20 Aralık 2018 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 10 üye.
  1. Despa
    Offline

    Despa Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2018
    Mesajlar:
    173
    Beğenileri:
    84
    Ödül Puanları:
    28
    Baş ağrısı, ense ağrısı, yorgunluk gibi şeylerin yanında Hipertansiyon gibi ciddi olabilecek bir durumda gayet mevcut. Araştırma bu orucun çok zararlı olmadığını(ki burada kastım AE-4 VE 5) göstermekle birlikte her zaman için masum olmayacağını da göstermekte. Background kısmında özellikle obezite de ölümle sonuçlanabileceği araştırmalarını da faydalı olabileceğini gösteren araştırmaları da yazmış.(Tabi ki bu cümledeki çıkarımı en azından sağlıklı bir insan olduğunuzu kabul ederek yazıyorum, eğer geçirdiğiniz ağır bir hastalık veya devam eden bir hastalık durumu varsa bu dediklerim geçersizdir)
    Diğer arkadaş böyle bir sistemde hiç bir risk yokmuş gibi göstermeye çalışmış özellikle buna şiddetle karşı çıktım. Hele dine kaymasını tekrar yazmayacağım üstte cevabını verdim zaten.

    Sürekli kontrol elbet zor olsa da (ki doktorun da gerek görmesi gerek masrafının ortadan kalkması için), başlangıçta ve son günde gidilebilir diye düşünüyorum. Sıra konusunda ise e-randevu veya telefonla arama yapıldığında problem kalmıyor. Gene de seçim sizin benim en fazla yapabileceğim öneri ve eleştiri çerçevesinde olur.
    --- Mesaj birleştirildi, 23 Aralık 2018 ---
    @respect2us.23 diyetisyen konusunda bilgi verebilir.
     
  2. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Dediğim gibi hocam risklerinin farkındayım, tehlikeli bir noktaya gidecek olursa da hemen keserim zaten. Tavsiyeleriniz için çok teşekkür ediyorum.
     
  3. ShreddedLion
    Offline

    ShreddedLion Üye

    Katılım:
    18 Haziran 2018
    Mesajlar:
    285
    Beğenileri:
    166
    Ödül Puanları:
    43
    Cinsiyet:
    Bay

    Açlık hastalıklı hücreleri besin olarak kullanır. Tabii ki bu öyle normal açlık değil. Ideal kilo aralığındaki bir kişinin 3 günden itibaren başlayan hatta ve hatta aklının almayacağı şekilde 21 güne kadar süren açlık. Hastalıklı hücrelerin hepsi tek tek yok edilir. Otofaji denen şey de aslında budur. Önce insan çok ciddi açlıklar çeker. Sonra bayılır, ayılır, farklı farklı bölgelerde farklı farkı hastalıklar görülür. Öyle ki ne olduğunu bilmeden yapanlar yanlış yolda olduğunu düşünür. Ortalama 10 günden sonra ise işler garip şekilde tersine döner. Kişiye enerji, mutluluk ve canlılık gelir. Acıkmaz asla. Yemek yemeyi dahi unutur. Ne zaman ki vücutta yakacak hastalık hücre kalmaz o zaman vücut o kadar zamandan sonra ilk kez acıktırır. Kişi yemek yemek ister. Artık buradan itibaren yavaş yavaş sıvı olarak beslenmeye başlar. Daha sonra normal beslenmesine döner. Günde sadece iki öğünü aşmamak şartıyla birer tabak yemek yiyerek devam eder. Bunu yapacak kişiler bundan sonra genetiği bozulmuş, karışık, sağlıksız ve çok yiyerek beslenirse zaten bu kadar şeyi de boşuna yapmış olur. Sebepleri de fazlasıyla var. Sana burada insanın fıtratını anlatacağımı ya da senin buna inanacağını beklemiyorum değil mi? Tabii ki evet beklemiyorum. Ki yeri de değil. Sadece alay etme, dalga geçme ve düşünceni paylaş geç. Kimseye git de yap demedim. Aksine şu şu amaçlarla yapılıyor ve kilo kontrolü için yapilacak birşey değil dedim. Versen de geri alırsın bunu da bilmeyen yok. Şifa amaçlı olan şeyler ve kilo kontrolü için kullanmak demek işin çığrından çıkması demek. Vücudu perişan eder durur. Bunun dışında da buna başvuran insanlar ortada. Neden? Çünkü kimse can çıkmaya yakın hissetmeden yanaşamıyor. Çünkü kaybedecek neyim var kafasına gelmeleri lazım. Burada ben sadece inancım gereği şunu biliyorum ki bir insanın öleceği varsa ölür. Bu bariz bir gerçektir. Kimse ne bir adım ileri gidebilmiş ne geri. Açlık olarak gelişigüzel deneyeceklere birşey demiyorum. Ama müslümanım diyen boşuna korkmasın ve mantık aramasın. İnsan her şeye akıl erdirebilseydi önce kendi soyunu bu hale getirmezdi. Neden aramasın? Çünkü oruçlu iken ölmek kolay değildir. Allah kime oruçlu iken ölüm verir buna baksın insanlar. Şahsen ben kendi adıma korkmuyorum açlıklardan. Çünkü ben kim oruçlu ölmeyi hak etmek kim. Olay bu. Ben o kadar çok saçma görülen şeylerin söylendiği gibi doğru çıktığına şahit oldum ki bu da onlardan birisi. Eğer ki sporda özellikle hacimlenme vb. düşüncelerim olmasaydı bunlarla uğraşmasaydım zaten az yemem gerektiğini de biliyorum. Kimseye de spor yapıp üstüne böyle şeylere girmelerini tavsiye etmiyorum. İkisi birbirine çok zıt. Hatta ve hatta bunların detaylarını bildiğim halde bile tanıdığım kanser olanlara bile bir kere dahi böyle birşey söylemedim. Söylemem de. Bu benim inancım ve ben yaparım. "Hakkında ne biliyorsun" denirse anlatırım geçerim. "Tavsiye eder misin" denirse ağzımı açmam. Çünkü ben kadere inanıyorum ve insanların olumsuz tarafını da görmeden üzerime geleceğini bilirim. Çünkü kimse kemoterapiye yanıt vermeyip ölen birisi için ne doktoru ne de başkalarını kolay kolay suçlamaz. Fakat oruç tutuyor olsa suçlar kolayca. Sanki yerine başka birşey yapsa kurtulacakmış gibi. İmtihan sadece yaptıklarımızmış gibi. İşin özü kimseye önermem herkesin her konuda kendi çabası ve düşünceleri zaten var. Herkesin beyni var kendine yetecek aklı da var. Kim nerede ne risk alırsa kendini ilgilendirir. Ayrıca bilime inanmayan birisi değilim. Benim işim gücüm uğraşlarım bile zaten içinden geçiyor sürekli. Sana cevap yazdıysam tek sebebi senin saçma dediğin şeyin benim inancımda da olması ve senin bil bilme bir şekilde bu sebepten buna saçma demiş olmam. Yanlış üslup kolayca saçma demek. Doğru üslup ise önermiyorum sebeplerim şunlar demektir. Herkesin herşeye kendi öyle düşünüyor veya başka şeylere inanıyor diye saçma diyip geçmesi yüzünden zaten kimse kimsenin değerini anlamaz ve saygı duymaz oldu. Hele de tavrın söyleyiş tarzın insanlara tepeden bakmandan geliyor. Oysa ne beni tanırsın ne ben seni tanırım. İki defa yorum yaptın ıkisinde de üslubun beni hedef aldı. Oysa ki foruma daha yeni döndüm ne sana birşey yaptım ne de seni hedef alıp üzmeye çalıştım. Aklı kıt vb. sözler sarfettim bırak o da benim hatam olsun. Normalde bana kötü söz diyene bile susar geçerim fakat bazı özel sebeplerden zaten sinirlerim bozukken iyi ki bu sınırı öteye taşımamışım. Şuan mesaj yazıyorsam da son mesajındaki üslubundan dolayı. Zaten millet olarak iki düzgün konuşamaz olduk tahammülsüz olduk. Bari şurada birbirini tanımayan insanlar birbirine düşmanı gibi davranmasın kalp de kırmasın dalga geçmesin. Hele de Atatürk'ün sporcu tanımına uymayacak şekilde. Bari değer verdiklerimizin uğruna bunu başaralım. Bir sebebimiz olsun en azından. Sana bir kötülük beslemiyorum. Lütfen beni sevmiyorsan ya da kötü görüyorsan ya da başka ne varsa da uzak dur. Başarılar.
     
    Decline Dumbell Press bunu beğendi.
  4. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Üstteki arkadaşların sürtüşmesine tartışmasına karışmadan güncellememi yapıp kaçayım :)

    An itibariyle 111. saatteyim. Yani son yemeğimin üzerinden neredeyse 5 gün geçti. Günler geçtikçe verdiğim kilo miktarı düşüyor. Malum ilk günlerde hem vücutta biriken fazla su atıldı hem de bağırsaklar boşaldı ve artık işler yavaşlamaya başladı. Bu işi uzun dönem yapan insanlar (aşırı kilolu değillerse) genellikle günde 500 gram kadar gittiğini söylüyorlar. Ben bugün 87.4 kilodan 86.6 kiloya inerek 800 gram kadar verdim. Sanırım benimki de gittikçe düşecektir. En azından bir önceki 10 günlük su orucumda öyle olmuştu. Henüz aşırı zorlayacak bir açlıkla karşılaşmadım ancak yemek kokuları alınca, bir şeyler yiyen insanları görünce falan baya zorlanıyorum. Beni şu an motive eden şeyler her gün tartıda patır patır giden kilolar ve ilerideki işsiz kalma korkusu :)

    Malum askeriye için bol bol şınav çekmek lazım. Önceden kilo yüzünden pek şınav çekemezdim. Spor salonunda çalıştıkça 10-11 tane çekebilmeye başlamıştım. Dün bir deneme yaptım ve tek seferde 15 şınav çekebildiğimi görünce baya sevindim. Eğer hedeflediğim gibi 75-80 kilolara inebilirsem askeriyenin testlerini rahatça geçebileceğime inanıyorum.

    Şimdilik durumlar böyle. Yarınki güncellemede görüşmek üzere.
     
  5. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Selamlar herkese. An itibariyle 134. saatteyim. Yani 6. güne girmiş bulunmaktayım. Bugün 86.6 kilodan 85.5 kiloya inerek 1.1 kilo vermiş oldum. Aslında bu kadar verebileceğimi düşünmüyordum. Benim için çok güzel bir sürpriz oldu. Yıllardır kilo problemi çeken ve sürekli diyetler yapan bir insan olarak sanırım en son 2 yıl kadar önce 85 civarı kiloları görmüştüm. Aynada kendime baktığım zaman ilk diyete başladığım günden bugüne kadar olan farkları rahatlıkla görebiliyorum. Bu durum bana diyeti devam ettirmek için çok güzel bir motivasyon oluyor.

    Ancak diyetin ilerlemesiyle birlikte zorluğu da gittikçe artıyor tabi. Bazı insanlar ilk 3 günden sonra pek açlık hissetmedim deseler de bende öyle olmuyor ne yazık ki. Dün gece inanılmaz bir açlık vardı. Hele ki internette yemek fotoğrafları videoları falan gördükçe oturup ağlamamak için zor tuttum kendimi. Yine de bırakmaya niyetim yok. Elimden geldiğince uzatacağım. Yakın zamanda yılbaşı için arkadaşlarımın yanına, farklı bir şehre gitme planım var. O güne kadar getirebilirsem yılbaşında bile bozmamayı düşünüyorum. Nasıl olacağı konusunda bir fikrim yok. Zaman gösterecek artık :)

    Yarınki güncellemede görüşmek üzere.
     
  6. bozkurt980
    Offline

    bozkurt980 Üye

    Katılım:
    12 Eylül 2018
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    Selam dostum bende kısa süreli denemeler yaptım senin yazdıklarını okuyarak. 24 saat su orucu yaptım. Bugün ise 36 saatlik bir su orucuna başladım. Orucu bitirdikten sonra nasıl hareket etmemiz gerekiyor?
     
  7. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Herkese selamlar. Şu an 161. saatteyim. Yani 6 gün bitti 7. gündeyim. Düne göre yaklaşık 800 gram vererek 85.5 kilodan 84.7 kiloya indim.

    Önceki gün gibi aşırı bir açlık hissetmedim ancak yine de evde pişen yemeğin kokusu irademi çok zorluyor. Film dizi vs. izlerken sürekli insanların yediği içtiği şeyleri incelemeye başladım, nerede bir yiyecek içecek kokusu alsam, görüntüsünü görsem veya varlığını hissetsem kalbim çarpıntı yapıyor. Bu sanırım vücudumun "git yemek ye" deme şekli. Dün tansiyonumu ölçtüm ve normalde 12/8 çıkarken dün 10/6 çıktı. Her ne kadar ufak olumsuz etkileri olsa da iyi yanlarını da görmeye başlıyorum. Örneğin sigarayı bıraktığımdan beri dişlerimi beyazlatmaya çalışıyordum. Su orucuna girdiğimden beri renkleri baya düzeldi. İkinci olarak eskiden içine sığamadığım kıyafetlere rahatlıkla girebilmek muhteşem bir his. Üçüncü olarak sağ ayağımın baş parmağında incinme vardı ve sağ diz kapağımda dışarı doğru kayma vardı, su orucuna girdiğimden beri ikisinin de ağrısı neredeyse tamamen bitti. Bu durum kilo vermemden kaynaklı olarak bacaklarımın rahatlaması yüzünden mi oldu yoksa "su orucunda vücut kendini onarır" diyenler haklı mı çıktı bilemem ama sonuçlarından gayet memnunum.

    Sonraki güncellemelerde görüşmek üzere.
     
  8. Tom Hardy
    Offline

    Tom Hardy Üye

    Katılım:
    6 Aralık 2018
    Mesajlar:
    21
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    Merhaba diyetinizi biraktiginizda verdiklerinizin yarisindan fazlasini geri olabilirsiniz yaninizada kar olarak kas kaybi kalacaktir uzun süreli yaptiginiz takdirde gecerli bunun yerine keto veya if veya duzenli beslenmeyi yasam bicimi haline getirdigin taktirde daha iyi verim alabilirsin 72 saattn fazla oln su orucu diyetinde lutfen doktor dahilinde devam etmen sana tavsiyem ketojenik diyettir başarilar kolay gelsin
     
  9. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Hocam öncelikle herkesin vücudu farklı olabilir ve benim yaptığım şey size zarar verebilir. Lütfen bunun bilinciyle hareket edin.
    (Sorumluluğu üstümden attıktan sonra sizin konunuza dönelim :D)

    Hocam bildiğim kadarıyla 24 saatlik ve 36 saatlik su oruçları kilo vermek niyetiyle değil de detoks mantığıyla yapılıyor. Yani bağırsaklar temizlensin, vücut biraz rahatlasın kendine gelsin gibi düşünebilirsiniz. Çünkü 24/36 saatlik oruçlardan sonra yemeye başladığınızda tüm kiloyu mecburen geri alacaksınız. Ha eğer bunu daha uzun bir oruca girmeden önce hazırlık olsun diye yaptıysanız bu çok iyi bir fikir. Tebrik ederim.

    Su orucu bittikten sonra ilk sürelerde, eğer evinizde katı meyve sıkacağı varsa bir miktar meyve ve sebzenin suyunu sıkıp içmeniz tavsiye edilir. Uzun süre aç kalan vücuda bir anda yüklenmek kötü sonuçlar doğurabilir. Eğer onları bulamayacak durumdaysanız atıyorum öğlen saatlerinde ayran içebilir veya yoğurt yiyebilirsiniz. Akşam yemek vaktinde ise bol lifli, sebze ağırlıklı bir yemek öneririm. (Bunlar kısa süreli oruçlar için)

    Uzun süreli olanlarda ise yine meyve/sebze suları ve yoğurt/ayran/kefir tarzı şeyler tavsiye ediliyor ancak uzun süreli oruçlarda bu beslenme düzenini biraz daha uzatmak gerek. Örneğin 2-3 gün boyunca meyve/sebze suyu içmek, sonraki günlerde yoğurt veya ona benzer yarı katı yiyecekler yemek, sonrasında ise bol lifli, bol sebzeli yemekler yemek en iyi tercih olacaktır. Mantığı kısaca reverse dieting mantığına benziyor.
    --- Mesaj birleştirildi, 26 Aralık 2018 ---
    Selamlar, bu konu hakkında çok fazla yerli ve yabancı sitelerde araştırmalar yaptım, kas kaybı konusunda genel kanı şöyle: İlk 3 günde bir miktar kas kaybı yaşanır ancak 3. günden sonra vücut ketosis evresine girdiği için enerjiyi gidip kaslardan almak yerine yağlardan almaya başlar. Çünkü kasları yakarak enerji almak yağları yakarak enerji almaya göre çok daha yorucu bir durum. Vücut kendini boş yere strese sokmaz hele ki daha iyi bir seçeneği varsa.

    Genellikler diyetlerde kas kaybına yol açan en büyük yanlış, kalori sayma mantığının hatalı yapılmasıdır. Örneğin adam diyor ki "şu yarım litrelik kola da aynı kalori, bir avuç badem de aynı kalori. O zaman kola içsem kilo almam." Böyle düşünen adam gidip de kolayı içtiği zaman gereksiz yere insülini tavan yaptırıyor, yağ yakımı işini durduruyor. Halbuki gidip adam gibi ceviz, badem, fındık, yoğurt, turşu vs. neyse artık, sağlıklı şeyler yese hem karnı daha az acıkmış olacak hem de aç kalmadan, kas kaybetmeden kilo vermiş olacak.

    Su orucunda böyle saçmalıklar olmadığı için giden direkt yağdan gidiyor. Zaten ağzımdaki iğrenç metalik tattan, idrardaki kokudan falan ketosis evresine girdiğimi farkediyorum.

    Ha bir verilen kilonun geri alınması konusunu yazmıştım ancak yine yazayım. Önceki 10 günlük su orucumda 9 kilo kadar verdim. 95.1 kilodan 86.6 kiloya indim. Bunun 3 kilosunu geri alarak 89-90 aralığına geldim. Kısaca 10 günde 6 kilo bana kar kaldı.
     
    Son düzenleme: 26 Aralık 2018
  10. bozkurt980
    Offline

    bozkurt980 Üye

    Katılım:
    12 Eylül 2018
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    Cevabınız için teşekkür ederim. Ben uzun süreli oruca hazırlık olarak kısa süreli oruçlar yapıyorum. Ben yeme konusunda ister istemez ya hep ya hiç mantığıyla hareket ediyorum. Yani yemeye başladığımda kendimi frenlemem çok zor oluyor. Ve malesef kilo veremiyorum. 12-13 kilo verdikten sonra kas kazanıp daha kontrollü ilerlemeyi düşünüyorum. Umarım amacımıza ulaşırız her ikimizde
     
  11. respect2us.23
    Offline

    respect2us.23 Üye

    Katılım:
    17 Temmuz 2016
    Mesajlar:
    1.174
    Beğenileri:
    596
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Diyetisyen
    Bu forumda eğer beslenme iyi planlanırsa, hidrasyon iyi sağlanırsa orucun kas kaybına neden olmadığını, bazı sporcularda performans kaybı olsa da iyi bir beslenme+hidrasyon ile performansın azalmadığını belirten kişilerden biriyim. Buna dair çalışmaları da eklemiştim. Ancak water fasting ile ramadan fasting apayrı. Birinde kısa-orta süreli açlık söz konusuyken diğerinde uzun süreli açlık söz konusu. Her ikisinde gerçekleşen metabolik süreç ve buna bağlı gerçekleşen metabolik değişiklikler oldukça farklı. O yüzden bu yaptığınız uygulamayı oruç olarak değil uzun süreli açlık olarak araştırmalısınız ki daha doğru bilimsel kanıt bulabilesiniz. Çalışma veya kaynak ekleyemeyeceğim şuan ama birkaç şey söyleyim.
    Öncelikle kaybettiğiniz ağırlığın büyük bölümü su(ne kadar su tüketirseniz tüketin). Daha sonra kas ve daha sonra yağ kaybediyorsunuz. 10 günlük ketojenik diyet ile normal diyetin karşılaştırıldığı eski bir çalışma var. Çalışmada ketojenik uygulayanlar %60 oranında su, %30 oranında yağ kaybederken, dengeli bir diyet uygulayan grupta su kaybı %30, yağ kaybı %60 olarak bulunuyor.
    Bunun mekanizması oldukça basit. Glikojen su ile birlikte depolanır. 1 g glikojen 2.8(~3) g su tutar. Karbonhidrat alımı olmadığında veya açlıkta glikojen depoları kullanılır ve glikojen ile birlikte depolanan su serbest kalır ve atılır. 500-700 g glikojen deposu olduğu düşünülürse zaten ortalama 2 kg su kaybı gerçekleşir.
    Başka bir çalışmada energy cut için ideal değerler araştırıldığında, günlük 700 kaloriden fazla açığın kas kaybını artırdığı bulunmuş. Oruçta gün sonu kalori alımına baktığımızda gereksinim karşılandığından kas kaybının olmaması normal. Ancak sizin alımınız yok. Günlük 2000 kalori açık ile yağ yakacağınızı düşünmüyorsunuzdur sanırım.
    Yukarda bahsedilmiş kaybettiğiniz ağırlıkları tekrar alacağınız. Evet, bu açlık size olumsuz olarak dönecektir. Glikojen depolarının dolmaya başlamasıyla tekrar su tutulumu olacak ve ağırlık artışı olacak. Ayrıca bu tarz beslenme alışkanlıklarında örneğin yoyo diyetinde kaybedilen ağırlık daha fazla olarak tekrar alınır. Bu nedenle pek çok çalışmada önemli olanın ağırlık kaybından ziyade doğru bir beslenme alışkanlığı ile ağırlığı sürdürme(weight regainden sakınma) olduğu belirtiliyor. Böyle bir uygulama yerine daha bilinçli, sürdürülebilir, dengeli bir diyet uygulamanız gerekiyor.
    Diğer bir önemli nokta da uzun süreli açlık durumunda thrifty gene yani kıtlık geninin etkisiyle, vücudun dinlenme metabolik hızını düşürüp depolama eğilimine girmesidir. Bu nedenle bu uygulamadan sonra metabolik hızınızın düşmesi, vücudun depolama eğiliminin artması olası. Ki bu uzun vadede size olumsuz yansıyabilir.

    Artık az az sık sık beslen yağ yak gibi klasik kalıplar değişmeye başladı. Bilime ayak uydurmalıyız ve güncel çalışmaların bize söylediği öğün sıklığının çok önemli olmadığı, önemli olanın gün sonu kalori alımı ve çeşidin fazla olduğu sağlıklı besinlerin tüketilmesi gerektiği. Oruç konusunda da çalışmalar, sporcuların hidrasyona özen göstermesi gerektiğine değiniyor. Buna dikkat edildiği sürece ibadet amacıyla oruç tutmanızda da sakınca yok, vücut kompozisyonunuz iyi bir diyet ile olumsuz etkilenmez. Ancak sizin yukarda bahsettiğiniz diyetin bilimsel bir temeli yok. Bu yüzden sonlandırmanız sizin faydanıza olur. Sürdürülebilir, yaşam tarzı haline gelebilecek, uygun porsiyonlarda, çeşidin fazla olduğu dengeli ve yeterli bir diyete yönelebilirsiniz. Eğer diyet yapmak isterseniz Mediterraniean Diet(Akdeniz Diyeti) veya DASH diyeti gibi bilimsel güvenilirliği yüksek diyetleri araştırıp bu diyetlerin beslenme hedeflerine uygun beslenebilirsiniz.
    --- Mesaj birleştirildi, 26 Aralık 2018 ---
    Ne yalan söyleyim hocam, çok çektim :) baktım bir şeyler değişmiyor, daha az sıklıkta uğramaya başladım. Verdiğiniz bilgilerin/emeklerin karşılığının alay, küçük düşürücü sözler, hakaret olması veya önemsiz görülmesi bir yerden sonra insana "başkaları için faydalı olabilirim"i düşündürmeye başlıyor. Zaten şuanda bu alanda çalışmıyorum ve bu alandaki güncel yayınları takip etmiyorum. Öyle olunca başka alanlara yöneldim. O konularda faydalı olmaya ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Sevgilerimle.

    @ulaire hocama da selamlar olsun :)
     
    Son düzenleme: 26 Aralık 2018
    Despa ve ulaire bunu beğendi.
  12. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Öncelikle teşekkür ediyorum, uzun uzun detaylı bir şekilde açıklamışsınız. Ancak size katılmadığım noktalar var.
    Bu işin tamamen sağlıklı ve süper bir hayatın kapısını araladığını falan düşünmüyorum tabi ki. Yaptığım şeylerin riskli olduğunun farkındayım ve herhangi bir şekilde zarar gördüğümü hissedersem de tabi ki su orucunu bırakacağım. Önceden edindiğim tecrübelerde şunu öğrendim: Su orucu anlık bir çözüm ve arkası iyi getirilmezse verdiğin kiloyu aynen almak hiç de zor değil. Yani ben bu işi "şu kiloyu bir vereyim de sonra yine aynı düzene dönerim" diye düşünerek yapmıyorum. Ben zaten kilolarımdan şikayetçi olduğum için abur cubur yemeyi bıraktım, şekeri hayatımdan çıkardım, tuzu olabildiğince kıstım ama şu an acil kilo verme ihtiyacı hissettiğim için bu yöntemi tercih ettim. Diyetin sürdürülebilir olmadığının farkındayım ve oruç tamamlandıktan sonra deli gibi yemeye devam edersem tabi ki düşen metabolizma hızı yüzünden hepsini geri alacağım. Ama reverse dieting mantığı ile yavaş yavaş kalorileri artırarak ve dengeli beslenerek oruçtan sonra sürdürülebilir bir hayat tarzına gerçersem 2-3 kilo geri gelse de verdiğim kilonun tamamını geri almayacağım.

    Bu işin bilimsel bir yanı yok demek bence ön yargılı bir davranış olur. Üstteki arkadaşın attığı linki buraya bırakıyorum, su orucu yaptırılan deneklerin incelendiği bu araştırmada hiç kimsenin geri dönüşü olmayan bir hasar almadığını, zarar gören sadece 2 insanın olduğunu ve onların da 70 yaş üzeri kişiler olduğunu ve orucu bırakınca kısa sürede iyileştiklerini görebilirsiniz. Ayrıca aynı makalede su orucunun içinde kanserin de olduğu bir çok hastalıkta tedavi veya yardım maksatlı olarak kullanıldığını görebilirisiniz.

    Saygılar.
    --- Mesaj birleştirildi, 26 Aralık 2018 ---
    Aynen hocam o mantık bende de çok var. Sevdiğim bir şeyin olduğu bir masaya oturup da ölçülü yediğimi hiç hatırlamıyorum. Ya midem patlayana kadar yiyorum ya da diyete girip hiç bir şey yemiyorum. Ortasını hiç tutturamadım :)
     
  13. respect2us.23
    Offline

    respect2us.23 Üye

    Katılım:
    17 Temmuz 2016
    Mesajlar:
    1.174
    Beğenileri:
    596
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Diyetisyen
    Bilimsel temelin olması ile bilimsel çalışmanın olması aynı şeyler değiller. Sizin bilimsel literatürü değerlendirme şekliniz ile benim değerlendirme şeklim aynı değil. Siz okuduğunuz çalışmadaki verilere ve sonuçlara bakıyor olabilirsiniz. Ancak Çalışmanın yayınlandığı derginin impact faktörüne, derginin science citation index ve expanda sahip olup olmadığına, araştırmacıların alanlarına, çalışma metodolojisinin uygunluğuna ve kullanılan analizlere bakıyor musunuz? Bunları değerlendirdikten sonra bahsettiğiniz bilgiyi meta analizler veya bu alanın öncü kuruluşlarının rehberleriyle destekliyorsanız buyrun ekleyin bilimsel temeli varmış, hata etmişiz diyelim. Örneğin ilk sayfada eklenilen dergi SCI indeksine sahip bir dergi değil. Bu çalışmanın ne kadar referans alınabileceği hakkında bilgi verebilir bizelere. İndeks bunun ölçütüdür bir nevi.

    Nafld için yüzlerce çalışma ve belki onlarca rehber var düşük yağlı diyet uygulanması gerektiğini belirtten. Ancak güncel bir pilot çalışmada ketojenik diyet uygulanabilir diyor. Bu çalışmada öyle diyor diye, rehberleri ve diğer tüm çalışmaları bırakıp bilimsel temeli var diye nafld için yüksek yağlı diyet mi uygulatalım?
    Kanser konusunda söyledikleriniz ise ilginç. Kanserde kalori alımı ile bütün hücrelerin besleneceği muhakkak. Bu nedenle açlık bu hücrelerin çoğalmaması için faydalı gözükebilir. Ancak kaşeksinin oldukça fazla olduğu bir hastalıkta su orucu gibi uygulamalar intihardan başka bir şey değildir. Bunu onkoloji hastanesinde yer almış bir diyetisyen olarak rahatça söyleyebilirim.

    Neyse çok fazla uzatmaya gerek yok. Despa etiketlediği için yazmıştım. Katılırsınız veya katılmazsınız problem değil. Başarılar ;)
     
  14. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Teşekkürler efenim size de başarılar :)
     
  15. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Selamlar herkese. An itibariyle 184. saatteyim yani 7 günüm bitti 8. günün içersindeyim. Bugün ne yazık ki pek kilo kaybım yok. 84.7'den 84.2 kiloya indim. Yani 500 gram kadar gitti. Bu durumun zaten olacağını biliyordum ancak yine de insanın moralini etkiliyor tabi ki.

    Açlık artık ilk günlerdeki kadar zor geçmiyor, ancak ilk günlerdeki heyecan olmadığı için bir taraftan da çok sıkıcı oluyor. Yani uğraşacak bir hobisi olan için pek problem olmaz ancak evindeki bilgisayarı 12 yıllık olan, işsiz olan, yabancı bir şehirde yaşayan ve arkadaşlarından uzak olan benim için zaman inanılmaz yavaş akıyor.

    Yılbaşında oruç işi nasıl olacak bilmiyorum, belki yılbaşı günü bozup 1 hafta düzgün beslenip sonrasında yeni bir oruca başlayabilirim. Belki böylece yavaşlayan metabolizmamı da hızlandırmış olurum. Şimdilik emin değilim.

    Yarın görüşmek üzere. Belki o zamana kadar bir plan bulmuş olurum.
     
  16. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Arkadaşlar herkese selamlar. Ne yazık ki acil bir plan değişikliği nedeniyle su orucunu bırakmam gerekiyor. Önceden de söz verdiğim gibi önce/sonra fotoğraflarımı buraya bırakıyorum. Yılbaşından sonra yeni oruçlarda görüşmek üzere :)

    Fotoğraflarda en soldaki 95 kilo olan halim, ortadaki 90 kilo olan halim, sağdaki ise 84 kilo olan halim.

    [​IMG] [​IMG] [​IMG]
     
    zenyxia bunu beğendi.
  17. bozkurt980
    Offline

    bozkurt980 Üye

    Katılım:
    12 Eylül 2018
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    respect2us. sizce 24 saatlik periyotlarla tek öğün yemek sağlıksız ve kas kaybı oluşturan bir diyet midir? Ben öğünlerde özellikle akşam öğünlerinde kendimi frenleyemiyorum. Fakat gün içindeki tek öğünüm akşam olursa en azından alacağım kalori miktarı belli olur ve kilo verebilirim diye düşünüyorum. Bu akşam olan tek öğünüme yürüyüş ve kas çalışması eklersem sağlıklı şekilde kilo vermiş olur muyum? Tavsiyeleriniz benim için önemli.
     
  18. respect2us.23
    Offline

    respect2us.23 Üye

    Katılım:
    17 Temmuz 2016
    Mesajlar:
    1.174
    Beğenileri:
    596
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Diyetisyen
    Merhaba, aslında sorunuz doğrudan kısa bir şekilde cevaplanabilecek bir soru değil. Bu yüzden birkaç şeye değinerek açıklayıcı bir cevap vermeye çalışıyım.
    Eskiden sık sık az az öğün tüketmek metabolizmayı hızlandırarak ağırlık kaybı sağlar denilirdi. Ancak güncel çalışmalara baktığımızda böyle olmadığını söylüyor. Bu alanda en saygın beslenme otoritesi olan Amerikan Diyet Akademisi yayınladığı rehberde öğün sıklığı için şunu diyor:
    "Eating frequency. Eating frequency is commonly defined as the number of eating occasions (meals and snacks) occurring per day. A greater number of eating occasions consumed increases overall eating frequency. At this time, there is no standardized definition of what constitutes an eating occasion.56 Common parameters used to define an eating occasion include amount of energy consumed, type of substance ingested (eg, food or beverage), and the amount of time that has elapsed since the start of the previous eating occa- sion.56,57 Few RCTs have been con- ducted that examine the influence of eating frequency on weight loss, and those that have been conducted have not found that a higher eating fre- quency produces greater weight loss.56"

    Burda da belirtildiği üzere aslında öğün sıklığını artırmak daha fazla ağırlık kaybına neden olmuyor. Ancak sporcularda eğer protein tüketimi yeterliyse ve kalori açığı varsa öğün sıklığının artmasının yağsız kas kütlesinin korunmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Diğer bir avantaj olarak öğün sıklığının artmasının bazı biyokimyasal markerlar(özellikle LDL kolesterol, total kolesterol ve insülin) üzerinde olumlu etkilerinin olması ve tokluğu artırması. Ancak bu faydaları olsa da ağırlık kaybında daha etkili değil.

    Bu bölüm için kaynaklar:
    https://www.eatrightpro.org/-/media...hash=5A5374C0E718D57C5DA45926C44B93A726414DC4
    https://jissn.biomedcentral.com/track/pdf/10.1186/1550-2783-8-4

    Kas kaybına neden olur mu sorusuna intermitent fasting(aralıklı oruç) veya ramazan orucunu örnek vererek cevap verebilirim. Bu sporda başarılı olmak için sık beslenilmeli gibi sözleri ne kadar duysak da, önemli olanın toplam enerji alımı ve besin tercihleri olduğunu çalışmalardan anlıyoruz. Örneğin oruç tutan ve hipertrofik(kas gelişimine yönelik) antrenman yapan vücutgeliştirme sporcularında ramazan ayı boyunca vücut bileşimi ve kas kütlesinde değişim olmadığı gösterilmiş. Başka bir çalışmada ramazan ayı boyunca oruç tutan sporcuların açken ve tokluk sonrası yaptıkları antrenmanın vücut bileşimi ve kas kütlesi üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde farklılık bulunmamış. Bu çalışmalardan çıkaracağımız sonuç, "sık beslenmezsen kasların erir, bu sporda başarı için sık beslenmelisin" gibi sözlerin gerçeği yansıtmadığıdır.

    Bu bölüm için kaynaklar:
    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/22855788/
    https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3639860/

    Öğün sıklığının toplumun geneli için şart olmadığını, öğün sıklığının azaltılmasının kas kaybına neden olmadığını(ancak sıklığın artmasının kas kütlesi korunumunda başarılı olduğunu) belirttikten sonra bir de sporcular için konuya yaklaşmak gerekiyor. Öğün sıklığının artması şart değil ve ağırlık kaybında etkili değil ancak, öğün sıklığının azaltılması ideal mi bunu da tartışmak gerekiyor.
    Bu konu oldukça uzun olduğu için, bu kısım için bir örnek vereyim. Örneğin protein tüketiminde kas adaptasyonu için maksimum yapacak olanın 3-5 öğünde ve 3-5 saat aralıklarla vücut ağırlığı kg başına 0.3g(80 kg biri için 24 g gibi) veya 20-40 g'lık protein tüketimi olduğu belirtiliyor.

    Kaynak:
    https://jissn.biomedcentral.com/track/pdf/10.1186/s12970-017-0177-8

    Toparlayacak olursam; eğer spor yapıyorsanız tek öğün tüketimi yerine, yaşam şartlarınıza göre en azından 3 öğün tüketmeniz avantajlarından dolayı daha iyi olur. Ancak 6 öğün tüketmeliyim şeklinde kendinizi zorlamanıza gerek yok. Hedeflediğiniz öğün sayısı 3-4 olabilir. Bu öğünlerde düşük yağlı, orta-yüksek proteinli, yüksek posa(lif) içeriğine sahip, orta düzeyde kompleks karbonhidrat içeren besinleri tüketebilirsiniz.
    Örneğin akşam yemeklerinde
    Yağsız bol salata veya sebze yemeği,
    1-2 porsiyon yağsız-az yağlı et/tavuk/balık veya kurubaklagil
    1 kase yoğurt tületebilirsiniz.
    Posa içeriği yüksek olduğu için tam tahıllı, tam buğdaylı ekmekler, bulgur, kurubaklagil, sebze ve meyve tüketiminizi artırmanız tokluk hissinizin fazla olmasını sağlar ve kalori alımızı azaltır.
    Eğer tokluk konusunda problem yaşıyorsanız ara öğünlere yağlı sert kabuklu yemişler(badem, ceviz, fındık) eklenebilir. Yağların tokluk sağlama etkinliği fazladır ve gastrik boşalmayı yavaşlatır.
    Ara öğünde:
    1 su bardağı yarım yağlı süt, 3-4 adet ceviz, 3-4 kuru kayısı/1 avuç kuru üzüm gibi klasik ara öğünlerden tüketebilirsiniz.

    Tokluk sağlama hissi en fazla olan ve hipokalorik(kalori açığının olduğu) diyetlerde önem gösterilmesi gereken besin öğesi=protein. Eğer artırabilirseniz çoklu öğün(3 öğün gibi) ile toplamda kg başına 1.5 g proteini az yağlı/yağsız kaynaklardan almaya çalışın.
    Değinsem de tekrar belirteyim. Doyma hissi, gastrik distansiyon ile oluştuğu için besinlerin hacminden etkilenir. Yani hacmi ne kadar yüksek, kalorisi o kadar düşük besinlerin tüketimini artırırsanız doyma hissi ve kalori açığını sürdürmede o kadar başarılı olursunuz. Bu yüzden yağsız/az yağlı sebze yemekleri tüketmeye çalışın. Her öğününüzde bol miktarda salata veya yeşillik tüketmeye çalışın. Kurubaklagillere(en fazla posa içeriğine sahip besin grubu) beslenmenizde sık yer verin(en az haftada 2-3 defa tüketim).Ekmek seçiminde de beyaz ekmek yerine lif içeriği yüksek tam buğday/tam tahıllı ekmekleri tercih ederseniz güzel olur.
    Bir de su tüketiminizi 2-2.5 litre seviyesinde tutun.

    Önemli bir detay ise Amerikan Diyet Akademisi'nin güçlü kanıt olarak belirttiği ve sağlıklı ağırlık kaybında ısrarla üzerinde durduğu haftalık en az 200-300 dakika egzersiz yapılması tavsiyesine uymaya çalışın.
    Söyleyeceklerim bu kadar. Başarılar dilerim :)
     
  19. bozkurt980
    Offline

    bozkurt980 Üye

    Katılım:
    12 Eylül 2018
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    Vakit ayırdığınız ve değerli bilgileri paylaştığınız için sağolun.
     
    respect2us.23 bunu beğendi.
  20. RızaThe3rd
    Offline

    RızaThe3rd Üye

    Katılım:
    16 Aralık 2018
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    8
    Cinsiyet:
    Bay
    Herkese selamlar arkadaşlar.

    Takip eden var mıydı bilmiyorum ama en son 8. günün içersindeyken yılbaşında ani bir plan değişikliği sebebiyle su orucunu bırakmıştım. 5 gün boyunca yiyebildiğim her şeyi yedim. Sabah uyandığım vakitten yemeye başlayıp gece yatarken durdum öyle söyleyeyim :D Tabi bunun sonucunda da vücudun su tutması, bağırsakların ve midenin yeniden dolması vs gibi sebeplerden ötürü 90 kilo oldum. Ardından yine su orucuna başladım ve fazlalıkları verdim. An itibariyle 109. saatteyim ve şu an kilom tam 85.0. Bu sefer bir aksilik çıkmazsa 21 gün yapmayı planlıyorum. Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler.

    Yarınki güncellemede görüşmek üzere.
     

Sayfayı Paylaş