Zamanda Yolculuk

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve JöNTürK tarafından 25 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. JöNTürK
    Offline

    JöNTürK Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2006
    Mesajlar:
    622
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Tekirdağ
    Zamanda yolculuk olasılığı
    21 Haziran, 2005 15:42:00 (TSİ)

    Japonya Uzay Havacılık Dairesi (JAXA) ve Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Doç.Dr. Serkan Anılır, zamanda yolculuk konusunu cnnturk.com için yazdı.
    Zamanda yolculuk dendiğinde aklımıza hep ünlü bilim adamı Stephen Hawking'in yaklaşımı gelir. 'Eğer zamanda yolculuk mümkün olsaydı, neden bugün gelecekten gelmiş zaman yolcularıyla karşılaşmıyoruz?' Peki ya ileride zamanda yolculuk gerçekten mümkün olursa ve gelecekten gelmiş kişiler aramızda yaşayıp bizi izliyorlar ve içlerinden gülüyorlarsa? Gelin, hep beraber bu olasılığı düşünelim.

    Zannederim, uzmanlık alanı olmasa da herkes, zamanda yolculuğun ancak ışık hızına ulaşabilmemiz durumunda mümkün olduğunu biliyordur.

    Gelecekte, zaman yolculuğu ile ilgili bütün engelleri ortadan kaldırıp ışık hızından daha hızlı hareket etmeye yönelik teknolojiyi geliştirdiğimizi varsayarsak, nasıl bir zaman yolculuğu yaşanacağını da hayal edebiliriz.


    Wells'in romanı ve 'warp' fikri

    Zamanda yolculuk üzerine en tanınmış yazılı roman, ünlü yazar H.G.Wells tarafından kaleme alınmıştır. Romanda zaman makinası geçmişe ve geleceğe tek bir çizgi üzerinde hareket ederken, bugün zamanda yolculuğun gerçekleşeceğine inanan birçok bilim adamı, bazı zorlukları yok etmek için 'warp' fikrini ortaya atmaktadır.

    'Warp'ı basit bir örnekle açıklayacak olursak, bir kağıdın sol alt köşesine (X), sol üst köşesine (Y) yazalım. X'den (şimdiki zaman) Y'ye (geçmiş zaman) bir çizgi çekelim.

    Wells'in modelinde, zaman makinası bu çizgi üzerinde hareket etmektedir. Ama, harflerin yazılı olduğu iki köşeyi kağıdı kaldırıp ortası sarkacak şekilde biraraya getirirsek, bu iki farklı nokta arasında hareket etmek için varolan çizgiyi takip etmek yerine direkt atlama yapabileceğimizi görürüz. 'Warp' budur.

    Her ne kadar bu imkansız gibi düşünülse de, bugün doğadaki formlara baktığımızda, mükemmel bir kare veya dikdörtgen benzeri bir form göremeyiz. Doğa, bizim '3.5 boyut' ismini verdiğimiz mevcut form cetvelleriyle tanımlanamayan 'fraktal'lerden oluşur.

    Kar tanesi ve yansımalar

    Buna en güzel örnek ise bir 'kar tanesinin' şekli. Kyoto Üniversitesi'nden Prof. Dr. Koji Miyazaki ile beraber yaptığımız bir araştırma sırasında, kar taneleri ve benzer milyonlarca fraktal şekillerin aslında dördüncü boyuttan üçüncü boyuta yansımalar olduğunu bilgisayar modelleriyle kanıtlayıp başarılı olduk.

    Einstein'in 'zaman' olarak tanımladığı dördüncü boyutun, belki de farklı bir kurgusu olan bir üst 'mekan' olabileceğine dair bir tez de geliştirdik.

    Uzayın şekli ve boyut konusunu daha derinden kavramak, ileride belki de zaman makinasının önünü açabilir.

    Zaman makinasına geri dönecek olursak, bugüne kadar büyük bütçeler ve derin araştırmalarla hazırlanmış bütün filmlerde kahramanımız zaman makinasıyla geçmişe veya geleceğe giderken, farklı zaman diliminde başladığı nokta ile çıktığı nokta aynıdır.

    Örneği tekrar düşünürsek, bir kağıt üzerindeki iki nokta arasındaki çizgiyi takip etmeden o noktalar arasında gidip gelmek bir gün mümkün olsa da, herhalde o gün zaman makinası üzerine çalışanlar, çok önemli bir gerçeği fark edecekler. O da kağıdın hareket halinde olması... Yani uzayın hareket ediyor olması.

    Nasıl mı?

    Dünya saatte yaklaşık bin 600 km hızla dönmektedir. Eğer bir zaman yolcusu 'warp' ile, zamanda bir saat geriye gidecek olursa, çıkacağı nokta ilk başlangıç noktasından bin 600 km ötede olacaktır.

    Tabii ki bu durumda, uzaya dışarıdan bakacak olursak, dünyanın aynı bir saat içinde güneşin etrafında da 107 bin km yol katettiğini, güneşin de Samanyolu galaksisinde 810 bin km, Samanyolu'nun da Andromeda galaksisine doğru 240 bin km, 'Local Group' adı verilen bizim sistemimizin de Virgo kümesine doğru 2 milyon 770 bin km ve komple olarak Virgo sisteminin de 'Great Attractor' adı verilen görünmeyen bir kümeye doğru 2 milyon 150 bin km ile hareket ettiğini düşünmemiz gerekir.

    Zamanda yolculuk hayalleri ile yola çıkan pilotumuz, sadece ve sadece bir saat geriye dönmeye kalkışırsa, yola çıktığı noktadan yaklaşık 5 milyon kilometre uzaklıktaki farklı bir noktada ortaya çıkacaktır.

    Burada önemli olan, yolculuğa başladığı noktada gene ortaya çıkmış olsa bile, bu sırada uzay bir saat içinde hareket etmeye devam etmiştir.

    Bu kadar kötümser olmamak için, olaya bir de iyi tarafından bakalım. 5 milyon kilometre uzakta çıkma olasılığından bahsettiğim halde, bütün yıldız ve kümelerin aynı yöne hareket etmediği gerçeğini göz önünde bulunduracak olursak, buradan birbirlerini sıfırlama şansları olduğunu söyleyebiliriz.

    Bugün bilim adamlarının 'uzayın duvar kağıdı' olarak da tanımladıkları arka plandaki 'kozmik kısa dalga fon radyasyonu' (Büyük patlama, yani Big Bang adını verdiğimiz evrenin doğuşunda meydana gelen patlamadan geriye kalan radyasyon) ölçümleri ışığında, dünyanın saatte yaklaşık 1 milyon 400 bin km hareket ettiğini biliyoruz.

    Bu uzaklıkları şu ana kadar sadece bir saatlik bir zaman yolculuğu macerası olarak düşündük. Bunu günlere, aylara, yıllara vurursak ortaya çıkan mesafe farklılıklarını zannediyorum herkes hesaplayabilir.

    Basit bir örnek verecek olursak, 2105 yılından zamanımıza dönmeye çalışan bir kişi, dünyadaki başladığı noktadan yaklaşık 1 trilyar kilometre uzakta çıkacaktır, bize o noktada mesaj gönderse, dünyaya ulaşması yaklaşık 47 gün alacaktır.

    Uzay keşifleri

    Eğer bu şekilde bir yolculuk imkanı olursa, yani uzayın sürekli hareket halinde olmasını kendi avantajımıza çevirmek istersek, bunlardan birisi uzay keşifleri olabilir.

    Mesela aynı hesaplama sistemi ile gidersek, şu an ki bulunduğumuz noktada 17.4 gün sonra Jüpiter gezegeninin olacağını tahmin ederek (dünyaya en yakın olduğu zamanda 587 milyon kilometre) buna ayarlayarak bir keşif gemisini gönderebiliriz.

    Tabii ki x-y düzleminde başarılı olunacağı tahmin edilse bile, uzay ortamındaki x-y-z sisteminde düşünürsek, belki uzaklık olarak doğru noktada çıkabiliriz ama Jüpiter'in o andaki konumuna göre tam olarak yanında çıkma şansımızın çok zayıf olduğu da bir gerçektir.

    Ancak bu teknoloji eğer başarılı olursa, mesela dünya yörüngesine uydu veya benzeri yük taşıması için son derece pratik bir çözüm olabilir.

    Hayal gücümüzü zorlamaya devam edecek olursak, ben bir gün zaman makinasıyla yolculuk yapma şansını yakalasam iki seçeneğim vardır. Birincisi ne kadar dünyadan uzakta ortaya çıksam bile, en kısa zamanda dünya ile bağlantı kurup yönümü bulmak ve geriye dönmeye çalışmak.

    İkincisi ise, zaten geri dönemeyeceğim gerçeğini kabul ederek, gitmişken sonuna kadar gideyim fikrine de sarılarak, uzayın başladığı zamana dönmek.

    Acaba Big Bang patlamasının olduğu ana kadar gidebilir miydim? Uzayın henüz bin yaşında olduğu ve sadece taneciklerden meydana geldiği bir döneme dönebilecek olsam, acaba benim zaman makinem de o anda tanelerine ayrılır mıydı?

    'Warp' fikrinde zamanın etrafında dönerek, yani o çizgi üzerindeki olaylardan etkilenmeyerek hareket edebileceğimizi varsayarak, 'Big Bang'den öncesine dönmeye kalkışsaydık? Bu durumda uzayın varolmayacağı ve uzayın varolmasından dolayı ortaya çıkan ve insanlar tarafından yorumlanarak 'fizik kanunları' olarak kabul edilmiş, ve benim zaman makinamla o noktaya kadar gitmeme imkan sağlamış bütün kuralların da varolmayacağını düşünersek?

    'Terminator' filminde zamanda geriye giderek, ileride lider olacak insanların ailelerini yok etme düşüncesi nereye kadar mümkün bilemiyorum.

    Buna başka bir yaklaşım getirsem, mesela ileride olacak çok büyük bir felaketi dünyaya mesaj olarak yollayarak tedbir almaları için uyarabilirdim.

    Bu belki ileride mümkün olabilir ancak böylesine bir felakette ölmesi gereken bir kişi, benim yollayacağım mesaj sayesinde kurtulur ve ileride dedemi bir kavga sırasında öldürürse?

    Zaman yolculuğu tartışması yıllarca sürer... Sonuç itibariyle Doç.Dr. Serkan Anılır'a göre zaman yolculuğu tartışması yıllarca sürer
     
  2. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Warp'a inananlar fazla Starcraft oynamış... Özellikle Protoss'ları seçerek.
     
  3. N-aim
    Offline

    N-aim Üye

    Katılım:
    4 Ocak 2006
    Mesajlar:
    494
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Adana
    Sana katılmamak elde değil sarc4stic :D bizde terrain olalım bari :)
     
  4. NEFELIS
    Offline

    NEFELIS Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    422
    Beğenileri:
    43
    Ödül Puanları:
    0
    bundan 10 yıl önce herkezin kendine ait taşınabil bilgisayarlarından gemide bide dünyanın heryerindeki bilgiye ulaşabilceğimizi söyleseler hangimiz inanırdık? yada bildiğimiz telefonların cebe sığıcak boyutlara gelip üstüne üstlük renkli kameralı müzikli vs li olucaağını söylesen?

    10 yıl sonra ne olucak teknoloji bize ne getiricek? kim diyebilirki yeni bi yakıt teknolojisi geliştirilip uzay mekiklerinin hızları bilmem kaç katına cıkarılamıycak?

    daha kullandığımız bilgisayar teknolojisinin bile gelişimini takip edemiyoruz arkadaşlar her gün daha gelişmiş bi çip işlemci kart vs cıkıyor.

    belki zamanda yolculuk extreme bi örnek ama (belkide görmek için ömrümüz yetmez) bi 5 yıl sonra ewlerimizde hizmetci robotlarımız olabilir.
     
  5. Veyron
    Offline

    Veyron Özel Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.884
    Beğenileri:
    435
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Republic Of Fenerbahce
    belki avrupada olabilir ama türkiyede olmaz :D teknolojiyi hep geriden takip ediyoruz ..
     
  6. JöNTürK
    Offline

    JöNTürK Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2006
    Mesajlar:
    622
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Tekirdağ
    Awrupalılar bizden önce bulur zamanda yolculuk olayını sonra ileri gider bizim bulmamızı engellerler :D
     
  7. SinanATASOY
    Offline

    SinanATASOY Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2006
    Mesajlar:
    140
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Önce bulunduğumuz zamanda adam gibi yolculuk yapalım sonra zamanda yolculuğu düşünürüz.. Malum trafi feci.. Işınlanmaya yoğunlaşsak nasıl olur :D
     
  8. heatcliff
    Offline

    heatcliff Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2006
    Mesajlar:
    43
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İSTANBUL
    Keşke eski zmana eski halimizle geri dönebilsek : )
     
  9. JöNTürK
    Offline

    JöNTürK Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2006
    Mesajlar:
    622
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Tekirdağ
    Işınlanma..

    Japonya Uzay Havacılık Dairesi (JAXA) ve Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Doç.Dr. Serkan Anılır, ışınlanma konusunu cnnturk.com için yazdı.

    'Star Trek' filmiyle insanların aklında yer eden, bir yerden başka bir yere ışınlanma fikri hakkındaki ilk söylentiler, aslında çok daha eski tarihlerde, 1943 yılında 'Philadelphia deneyi' adıyla bilinen bir spekülasyonla başlar.

    Bu spekülasyona göre, İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD'nin savunma teknolojisini geliştirmeye yönelik çalışmalarında, Philedelphia eyaletinde 'USS Eldridge' gemisinin radarlara görünmemesi amacıyla, içine büyük boyutlarda jeneratörler yerleştirilerek kuvvetli mıknatıs alanları oluşturulup radar sinyalleri aldatılmak istenmiştir.

    Yapılan deneyler sırasında, gemi bir anda gözden kaybolmuş ve söylentiye göre Norfolk açıklarında yeniden belirmiştir.

    Deyim yerindeyse, proje üzerinde çalışan bilim adamları, gemiyi görünmez yapmak isterken yanlışlıkla ışınlamışlardır.

    Bu konuda internette inanılmaz rakamlarda web sayfaları da mevcut.

    Hepsi ışık oyunu

    Gözlerimizin görebildiği tek şey ışık. Mesela kırmızı bir elma, mavi bir gökyüzü veya yeşil bir yaprak diyerek renkle tanımladığımız bütün nesnelerin doğal veya yapay ışık olmaması durumunda siyah renge dönüşmeleri ya da görünmemeleri buna güzel bir örnek olabilir.

    Bugün dünyanın en ünlü sihirbazı bile gözümüzün önünden içi yolcu dolu bir otobüsü yok edip bizleri 'nasıl yaptı' diye dehşete düşürürken, aslında yaptığı tek şey bizim gözümüze bir ışık oyunu yaşatarak aslında var olmayan bir görüntüyü gerçek olarak algılamamazı sağlamaktır.

    Otobüs ve yolcular yok olmamıştır, hala aynı yerdedir. Ama bizim gözümüze yansıyan ışık farklıdır.

    Bir kez daha şunu anlıyoruz ki, bizler mevcut objeyi değil, sadece o objeden gözümüze yansıyan ışığı görürüz. Bir filozofun gözünden bakarsak, objeyi görmek yerine onu hayal ettiğimizi söylemek yanlış olmaz.

    Böyle bir enerji yok

    Bir geminin, içindeki mürettabatı ile beraber hatayla başka bir şehre ışınlanmış olması tabii ki üzerinde spekülasyon yapacak enteresan bir teori haline gelirken, bunu üzerinde gerçekten düşünmeye değer bir konu haline getirecek nokta ise böyle bir transfer için gerekli olan enerji miktarı.

    Işınlama için bütün diğer zorlukları bir kenara bırakıp, sadece gerekli enerjiyi düşünecek olursak, güneşin merkezindeki mevcut enerjiden bile defalarca büyüklükteki gerekli miktarın bir geminin üzerine yerleştirilecek en kuvvetli jeneratörlerle bile oluşturulamayacağını tahmin edebiliriz.

    Ama ışık örneğine geri dönerek, manyetik alanların ışığın yönünü değiştirebileceği olasılığını gözönünde bulundurursak, gözümüze kadar erişmeyen ışık nedeniyle geminin kaybolduğunu düşünmemiz mümkün olabilir. Yani gerçekte gemi kaybolmamıştır.

    Oluşan manyetik alanların etkisiyle gemiyi görememiş olmamız (ya da gerçekte olduğu yerden daha farklı bir yerde görmüş olmamız veya gözümüze yansımış olması diyelim) bilimsel olarak açıklanabililir bir durum olmasına rağmen, bunun ihtimali de çok düşüktür.

    Foton transferinde başarı

    Işınlanmanın gerçekleşebilirliğine bakacak olursak, 'Star Trek' benzeri nefes alan insanların bir yerden bir yere ışınlanması için gerekli sistemlerin gelecekte neredeyse imkansız olduğunu görürüz.

    Çünkü bu tür sistemlerin kurulabilmesi için toparlanamayacak derecede çok bilgiye ihtiyaç var.

    İnsanların ışınlanması mümkün değilken, bir fotonun (ışık parçasının) sahip olduğu ku****m parçacıklarının ışınlanmasında başarılı sonuçlar alındı.

    Bu deneylerde ise ku****m karmaşası adı verilen iki parçacığın birbirine bağlanarak oluşturduğu 'ikiz foton' özellikleri kullanılarak başarılı olundu.

    İstanbul-Tokyo foton transferi

    Bu konuyu basit bir örnekle açıklamaya çalışalım: İki tane foton düşünelim. Bu fotonlardan biri İstanbul'da, aynı özelliklere sahip bir ikizi ise Tokyo'da olsun.

    Eğer İstanbul'da olan fotonu bir başka foton ile birleştirip 'ikiz foton' oluşturduğumuzu düşünürsek, Tokyo'da olan foton (asıl ikizi) bu durumdan tabii ki etkilenmeyecektir.

    Ancak olayın enteresan kısmı burda başlıyor. Eğer İstanbul ve Tokyo'da olan bu iki fotonu fiber optik bir kabloyla birbirine bağlarsak, herhangi bir tarafta olan değişiklik anında diğer tarafa yansır.

    Çok basit bir cümleyle söyleyecek olursak, kablo ile bağlı iken İstanbul'daki fotona bir başka fotonu bağladığınızda, hattın diğer ucundaki Tokyo fotonuna da bir başka foton kendiliğinden ortaya çıkarak bağlanmaktadır.

    Olmayan bir fotunun kendiliğinden ortaya çıkıp, hattın diğer ucundaki ikiziyle aynı özelliğe ulaşmak isteyerek bağlanmasının mantıklı bir açıklaması olmamasına rağmen, tamamen rastlantı ve şans faktörleri üzerine kurulu ku****m fiziğinde, doğanın kurallarının tamamen farklı olduğu gerçeğini bir kez daha görebiliriz.

    Böylesine bir teknoloji geliştirildiği ve günümüze adapte edildiği takdirde, ku****m bilgisayarlarının icadı ve haberleşme teknolojisinde de büyük yenilikler gerçekleşebilir. Ama kendimizi ışınlamak her zaman bir hayal olarak kalacaktır.

    Scotty mi haklı, Mahmut mu?

    Kaptan Kirk'ü istediği yere ışınlayan Scotty mi, yoksa Cem Yılmaz'ın "ışınla beni" dediğinde "makine soğuk" diyerek ışınlayamayan Mahmut mu haklı sorusuna gelince...

    Aslında her ikisi de hem bizim gerçek/hayal dünyamıza hem de bugünkü teknolojiye ulaşmamızı sağlayan insanoğlunun yaratıcılığının temelinde yatan 'merak' unsuruna iki farklı yaklaşım.

    Merakımızı öldürmezsek önümüze açılacak yeni ufukların sınırları olduğunu düşünmüyorum. Bu ufuklardan birtanesi de 'zaman makinesi'.
     
  10. SinanATASOY
    Offline

    SinanATASOY Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2006
    Mesajlar:
    140
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    JönTürk, yazını keyifle okudum.. Ellerine sağlık, araştırmış bulmuşsun yada araştırmış yazmışsın.. Netice itibarı ile su gibi gitti.. Nasıl bitti anlamadım :) Yazılarını devamını bekliyorum...
     
  11. JöNTürK
    Offline

    JöNTürK Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2006
    Mesajlar:
    622
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Tekirdağ
    Sağol Sinan teşekkür ederim bu arada yazıyı ben yazmadım başka bir siteden alıntı nerde bende o yetenek :D
     

Sayfayı Paylaş