Osmanlida Spor

Konusu 'Kültür Sanat Bilim Seyahat' forumundadır ve gaddarkemal tarafından 30 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 18 üye.
  1. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Arkadaşlar bu konuda bilgi sahibiyim. Kopyala yapıştır yapmadan bu konuyla ilgili sorularınıza cevap verebilirim. Şu an sabahladığımdan yorgunum ve uzun bir yazı yazamıyorum. Ancak Kısaca değinecek, sorusu olanları yanıtlayacak, ve bu konuda sizi aydınlatacak bilgiler vermeye çalışacağım bu konu başlığı altında.

    Bu arada forumları gezerken bir başlıkta ( http://www.bodyforumtr.com/vbforum/t-rk-kald-r-n-t12213.html ) tanımlanamayan bir alet vardı ki adı "girya"dır ve Osmanlı Padişahları dahil bunu kullanarak kuvvetlerini daim kılarlardı. Aynı şekilde bugün de girya gibi kullanılmakta olan labutlar da sıkça osmanlı idman disiplininde kullanılmaktaydı.Bu labutlar çeşitli usullerde tutularak yine özel usullerle sallanarak kola kuvvet verilirdi. Bu arada Bugün spor dediğimiz eyleme Osmanlılar genellikle idman derlerdi ve kitaplarda da spor en çok idman adı altında geçerdi.

    Osmanlı da en önemli spor hiç kuşkusuz "OKÇULUK" tur. Tarihi belgeler Osmanlı Devletinin okçuluğa özel bir önem verdiğini kanıtlamaktadır. Buna Devlet Sporu dersek yanlış olmaz.

    Halk arasında ise daha çok güreş ve cirit sporları yaygındı. Bugün biz cirite spor diyoruz ancak o günlerde cirit bir "oyun" kabul edilirdi. İyi bir cirit oyuncusu olmak içinse tabii ki idman şarttı.

    Okçuluğun devlet destekli LONCA ları vardı, yine aynı şekilde pehlivanlarında loncaları bulunurdu. Sanırım bu forumdakileri ilgilendiren okçuluktan çok güçleriyle tüm dünyayı dize getiren pehlivanlar yetiştiren Osmanlı Güreş Geleneğinin kuvvet sırlarını öğrenmek olacaktır....

    Evet eğer bahsettiğim konuyla ilgilenenler varsa bana soru sorarak başlarlarsa bilgilerimi paylaşmaktan memnun olacağım.
     
    darknesssword, zhu.zhq, completely ve diğer 4 kişi bunu beğendi.
  2. rockybalboa7
    Offline

    rockybalboa7 Üye

    Katılım:
    28 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenileri:
    4.491
    Ödül Puanları:
    0
    benim sorum şu bir internet sitesinde okumuştum padişah 4.murat vucutgeliştirme sporuyla uğraşırmış bu konuda bilgi verebilirmisin
     
    fanat1 bunu beğendi.
  3. emirturk
    Offline

    emirturk Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2007
    Mesajlar:
    160
    Beğenileri:
    60
    Ödül Puanları:
    38
    Topkapı Sarayında uzunlukları 1,5 - 2 metreye yakın olan kılıçlar var.Bu kılıçlar gösteri amaçlı mı? ,idman amaçlı mı, yoksa savaşlarda kullanılan techizat mı? Birde merak ettiğim bir Osmanlı savaşçısının fizksel yetileri nelerdi? Boyları,kiloları vs. Konu ile ilgili her türlü döküman,resim ve bilgiyi paylaşırsanız çok mutlu olurum .Saygılarımla.
     
    fanat1 bunu beğendi.
  4. Rpac
    Offline

    Rpac Üye

    Katılım:
    3 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.403
    Beğenileri:
    1.543
    Ödül Puanları:
    123
    Bir zamanlar yeniçeriler 350kglik taşı yerden alıp belirli bir süre taşıyabiliyorlarmış
     
    fanat1 bunu beğendi.
  5. ozzers
    Offline

    ozzers Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    430
    Beğenileri:
    142
    Ödül Puanları:
    53
    :arrow:eek:smanlı tokatını(neden meşhur olduğunu) bi araştırın derim
    thums:
     
    fanat1 bunu beğendi.
  6. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Rocky, 4. Murat padişahlar içinde spora en düşkün olanlarındandır. 4. Murat iyi bir avcı ve çok iyi bir güreşçidir. Bilindiği gibi güreşte olmazsa olmaz olan şey, kuvvettir. IV.Murat döneminde yapılan en iyi güreşçi idmanlarını rahatlıkla yapabiliyordu, ayrıca beslenmesinde yüksek kalorili ve bol protein, karbonhidralı gıdalardan oluşuyordu. Kaldı ki içinde çok özel doğal bileşimler bulunan baharatlar ve karışımları da özel doktorlarının kontrolünde kullanarak doğal doping yaparlardı.

    IV. Murat'ın çok ağır dökme giryalarla çalıştığında bugünkü anladığımız anlamda vücut geliştirme yapıyordu diyebilriz. Ancak şu unutulmamalıdır, bugünkü anladığımız vücut geliştirme yalnızca vücut geliştirme değil GÜZELLEŞTİRME dir. O dönemde böyle ESTETİK kaygısı yoktu daha doğrusu bugünkü gibi bir estetik anlayışı yoktu. En basit örnek, karın kası aranmıyordu. Padişahın idmandaki hedefi kuvvet arttırımı, kondisyon, dayanıklılık, sürat, kemik dokusunu ve lifleri sağlamlaştırmaya yönelikti.

    Osmanlı da kullanılan kılıçlar 3 ana gruba ayrılırlar. Bunlar Senin de sorunda dile getirdiğim gibi Savaş, İdman ve Gösteri amaçlıdır. Osmanlı da kullanılan savaş kılıçları Türk geleneğine göre imal edilmiş kılıçlardır.

    Son dönemde kullanılan Süvari kılıçları ise Avrupa geleneğinde olup Osmanlı'nın kendine mal ettiği bile basit bir uyarlamadan öte değildir. Onun için sahibinin arzusuna göre 1 metreden 140 cm'ye kadar uzarlar ancak ben süvari kılıçlarını konuya dahil etmiyorum.

    Osmanlı'da Savaş kılıçları 60-85 cm arasındadır.
    İdman kılıçları ise TAHTA kılıçtan başlar ve giderek ağırlaşırdı bunlar 1 metreden uzun olabilirdi.

    Gösteri kılıçları ise genellikle Merasimlerde kullanılan kılıçlardı ve normalden daha büyük olabiliyordu. Ancak ben Topkapı sarayında boyu 1,5 - 2 metreye varan kılıçları görecek kadar gezmedim. Türk tarzı hiçbir savaş kılıcı o kadar uzun değildir. Sarayda bulunan Arap tarzı kılıçlarda 130cmyi geçmez. Avrupa'da gösteri kılıçlarının nadiren 2 metreye ulaştığını biliyorum. Ama Osmanlı da 2 metrelik devasa bir kılıç kullanılmamıştır.

    Osmanlı mızrak dersen evet 2 metreliği vardır.

    Günümüzde bile o ağırlıkları akdlıran insanlar olabileceğine inanıyorum. Yerden 300 kg.lık bir tomruğu kaldırıp 100 metreden fazla götüren bir insan olduunu duydum daha ilginci gözlerimle 8 çimento çuvalını omzuna alan bir hamal gördüm, dediklerine göre 10 tanesini alıyormuş eskiden ama bacağı sakatlanmış ve artık kendini fazla zorlamıyormuş. Bu arada bir çuval çimento elli kilodur ve o çuvalları omuzlarına almak için ellerini ensesinde kenetledi ve başını öne eğerek kollarında oluşan üçgenler yardımıyla iki yana çuvalları 4'er 4'er koydu.15 metre kadar götürüp yığıyordu. Bu bahsettiğim adamla memlekette birgün benim baktığım dükkana gelince çay ve yemek ikram edip konuşmuştum.Adı Mustafaydı. Bacağını nasıl sakatladığını sordum, gösterdi ve 7. kata tek başına bir kasa çıkarttığında olmuş çıkartırken ağrımış. Sanırım o kasa hiç yoksa 200 kg vardır.Bu iş için 100 lira aldığını öğrendiğimde ayrıca kahroldum.Yazık....

    Bu dediğim adamın boyu yaklaşık 2 metreydi ve çokta iri değildi. Ona ciddi bir spor kapasitesini olduğunu söylediğimde yaşının artık geçtiğini söyledi ve hayatım boyunca unutmadığım şu lafı söyledi " Biz hamal adamız bir ekmeğimiz iki olmuyor ki" artık 100 kgdan fazla işlere mecbur kalmadıkça girmiyormuş. Bu konuşma 2006'da geçmişti, böyle memleket çocuklarının değerlendirilemeyip 100 kg kaldırıyorum diye şişinen zengin çocuklarının kendilerini sporcu sayıp halkı küçümsediğini görünce kahrolduğumu da ayrıca anlatırım....

    Osmanlı'da Okçular daha iyi yay çekmek için, güreşçiler daha iyi elense çekebilmek için ve askerlerde daha iyi kılıçş kullanabilmek için ellerini mermer veya başka sert taşlara vurarak idman yaparlardı.

    Yeni başlayanlar 5-10 tekrarla başladıkları bu idmanı 10 katına kadar arttırırlardı. Bu yöntemle eldeki kaslar sıkılaşıyor, kemikler dayanıklılık kazanıyor ve kemik yoğunluğu artıyor ayrıca eller sinir kaybına uğrayarak hassasiyetliğini yitiriyor dolayısıyla elden dolayı duyulabilecek acıların bir nebze önüne geçiliyordu.

    Islatılmış mermerle antrenman yapan ayrı bir sınıftan sözedilir, "deliler" diye. Tabii ki esas adları delil , hüccet olup halk arasında deli diye adlandırılmışlar korkusuzlukları yüzünden. Ancak araştırmalarıma göre Osmanlı'da böyle bir sınıf yoktur. Sınıf oluşturacak bir disiplinde olmadıklarından. Varlıkları ise doğrudur.

    BİR TOKATTA DÜŞMANIN KAFASINI GERÇEK ANLAMDA PATLATABİLEN bu deliler iri yarı ve gönüllü çocuklardan (Bazen de toplumda akılsız oalrak bilinen çocuklar alınırdı) seçilerek özel olarak eğitilir ve savaşlarda DÜŞMANIN moralini bozmak için hayvan postundan müteşekkil kıyafet ve zırhlarla bağıra çağıra düşmanın üzerine saldırır ve silah olarak sadece mermer çatlatan ellerini kullanırlardı. Çoğu deli bu hücumlar sonucu ölse de düşman bir tokatta geberen veya sakat kalan askerleri gördükçe moral olarak çöker, cesaretini yitirir ve kaçma eğilimine girerdi.

    Bu tokatçılar zaten hiç bir özel eğitim yapmasalarda kodum mu oturtacak tiplerden seçilirdi. Geçirdikleri eğitim sonucu da abanarak attıkları bir tokatla normal bir insanın yüz kemiklerini ezip kırabilecek, boynunu kırabilecek bir hale geliyorlardı.

    Ayrıca Bir Savaştan başarılı çıkan bir tokatçı cömertçe ödüllendiriliyordu, eğer o savaşta yara almışsa bu gireceği diğer savaşlarda daha da korkunç gözükmesine yardımcı oluyordu.

    OSMANLI TOKADI OSMANLI ORDUSUNDAKİ GERÇEKTEN GÜÇLÜ PİSKOPATLARIN ÖLÜMCÜL TOKATITIR.

    Not: Tokatçılar Padişahın Özel Koruma Askerleriyle ve de Azap birlikleriyle karıştırmamak gerekir, Azaplar ve Yeniçeriler Aklı başında adamlardır.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 1 Ağustos 2008
    YuriBoyka61, zhu.zhq, apollo1315 ve diğer 12 kişi bunu beğendi.
  7. tdağysn
    Offline

    tdağysn Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2007
    Mesajlar:
    317
    Beğenileri:
    89
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    bende şöyle bir şey duymuştum sultan abülazizin ağırlık çaılıştığını. hatta öldürüldüğünde 2 tane pehlivan sarayın alt kısmına sultan abdülazizi götürüp öldürmüşler ve zaten şu anda intihar süsü veriliyor.
    sultan 4.murat ise dedesi yavuz sultan selim hanı örnek almış hep onun gibi yavuz, güçlü birisi olmak istemiş ve tek bir kılıç darbesiyle büyük bir ineği ortadan ikiye bölermiş. ve ozamanın en sağlam derilerinden (bir hayvan derisiydi hayvanın ismini hatırlamıorum) o deriye ok atıp delen okçu yokmuş ve sadece osmanlıda değil ozamanki bütün devletlerde bölemiş sultan 4.murad böle bişey olduğunu duyunca o deriden derhal 2 tane üst üste konulmasını istemiş. yayı bütün kuvvetiyle gerdikten sonra oku fırlatmış ve üstüste 2 tane olan deiriyi ok delip geçmiş
     
    fanat1 bunu beğendi.
  8. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    [​IMG]
    Sultan Abdulaziz Han Osmanlı Padişahları arasında güreşle bizzat yaparak uğraştığı bilinen IV: Murat'tan sonra tek padişahtır. Kendisi bizzat güreş yapmıştır. İri yapılıydı ve cüssesinin de üstünde bir kuvvete sahipti. Bir kaç kaynağa göre Sadrazamını kuşağından tek eliyle tutup kaldırmıştır. Onun döneminde Türk Güreşi büyük bir gelişme göstermiştir. Tarihimizin bir çok büyük pehlivanı onun döneminde ve onun döneminden hemen sonra yetişmiştir. O güreşçileri bizzat koruması altına alır ve onlara tahsis ettiği özel mekanlarda yetiştirirdi.

    Ancak bir Başka iddiaya göre de (kaynakların aksine) O asla güreş tutumamıştı nitekim Suyolcu Mehmet Pehlivan da bu konuda, "padişahın eli bile tutulmaz, eteği öpülürdü. böylesine bir insana nasıl dokunulur, el ense çekilebilirdi? Abdülaziz kesinlikle güreş tutmamıştır" demiştir.

    Elbette bu Koca Pehlivan Padişahın ölümü iki tane pehilivan eliyle olamazdı. Nitekim Artık onun intihar etmediği biliniyor ancak şu da var ki senin dediğin gibi onu 2 pehlivan değil Cezâyirli Mustafa Pehlivan, Mâbeyince Fahri Bey, Yozgatlı Pehlivan Mustafa Çavuş ve Boyabatlı Hacı Mehmed Pehlivan isimli 4 soysuz pehlivan büyük mücadeleler sonucu katledebilmişlerdir. Daha sonra darbeciler tarafından intihar söylentisi çıkartıldıysa da bir insanın küçük bir makasla iki bileğini birden kesmesi mümkün değildir. Bir elini kestikten sonra diğerini kesmesini düşünmek zordur. Ayrıca cenazesini yıkayan imamlarda dişinin kırık olduğunu, sakalının yolunduğunu ve göğsünde çürüme olduğunu söylemişlerdir. Daha sonra bu alçak cinayeti işleyen kandırılmış kanı bozuk pehlivanlarda maaşa bağlanmalarına rağmen bu rezil cinayeti itiraf etmişlerdir. O dönemde darbeciler düzmece bir intihar raporuyla olayı kapamak istemişlerdi. Çok şükür II: Abdulhamid amcasının öcünü aldı ve onu öldürtenleri öldürdü.

    Yazıktır ki bu sportmen padişahın, bu güreşçileri sevip BİZZAT ilgilenerek koruyan padişahın katli pehlivanlar elinden olmuştur.

    Öldürülmeden önce bilinen son fotoğrafı yakın zamanda ortaya çıkmıştır. Bu fotoğrafta Abdulaziz Han'ı küçük düşürmek için ona adi ve üzerine uymayan elbiseler giydirilmiş ve omzuna elini yaslamışlardır. Yanındaki denyoların ismini hatırlayamadın ama baktıkça üzülüp kahrolduğum bi fotoğraftır. ben de büyük baskısı var ancak şu an izmirdeyim, istanbulda o. Şimdi buradan netten bulduğum bir kopyasını gösteriyorum.

    [​IMG]

    Hünkarın gözlerindeki gazabı görmemek mümkün değildir. Onun yanına bile yaklaşamayacak iki köpeğin bu laubali tavırları beni kahreder....
     

    Ekli Dosyalar:

    zhu.zhq, JöNTürK, fanat1 ve diğer 5 kişi bunu beğendi.
  9. noghay
    Offline

    noghay Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2007
    Mesajlar:
    125
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    Gaddarkemalin verdiği bilgiler cidden çok güzel.

    Osmanlı tokadına gelince İstanbul askerleri özellikle yeniçeriler mermerde çalışırken,Anadoluda bulunan Tımarlı Sipahilerde ağaç kütüklerinde çalışırlardı.Böylece pençe gibi ellere sahip oluyorlardı.

    Bir arkadaşımız Topkapıda ki uzun kılıçlardan bahsetmiş.Onlar Osmanlıya ait olmayıp Osmanlının savaştığı şovalyelere ait uzun kılıçlardır.Ancak uzun ve büyük bir savaş aleti olmasına rağmen o kılıçların sahipleri bütün meydan savaşlarını kaybettiler.
     
    fanat1 ve Morphling bunu beğendi.
  10. rockybalboa7
    Offline

    rockybalboa7 Üye

    Katılım:
    28 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenileri:
    4.491
    Ödül Puanları:
    0
    osmanlı devletinin yükseliş dönemindeki padişahlar örneğin fatih sultan mehmet yavuz sultan selim ve kanuni sultan süleyman spor yaparlarmıydı?
     
    fanat1 bunu beğendi.
  11. shownodese
    Offline

    shownodese Üye

    Katılım:
    3 Ocak 2008
    Mesajlar:
    966
    Beğenileri:
    251
    Ödül Puanları:
    73
    Meslek:
    gayrimenkul danışmanı
    Yer:
    kocaeli
    bu tip konuları bende araştırıyorum dellilergerçekten çok enteresan düşünün bi tarafta bi elide kılıç bi elinde kalkan sırtında mızrak belinde kama üstünde mifer bi tarafta allah allah nidaylarıya koşan post giymiş adamlar öyle olunca 3 kıtaya hüküm sürmüşüz ne zaman avrupalılaşama ya başladık bitti işte kaldıramıcan 2 m. kılıcı alırsan eline böle olur balta keserle kazandığımız savaşalarda olmuş bizim 20 dk da 20000 kişiyi ezdiğimizde .... bide beyazıtın çok güçlü ve savaş becerisinin iyi olduğunu duydum gerçi onunda hazin bir sonu var ama gaddarkemal daha iyi anlatır !
     
    zhu.zhq ve fanat1 bunu beğendi.
  12. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Yükselme dönemindeki padişahların istisnasız hepsinin spor yaptığı tarihi kayıtlarda mevcut, o dönemin tarihçileri bunları yazmışlardır. Ancak bazı padişahlar hanedandaki spor geleneğinden daha öte bir ilgi duydukları zaman onlar sporcu olarak bilinmiştir.

    Bütün padişahların spor yaptığı delillerle mevcut değil, ancak bir spor geleneği göz önüne alındığında hepsinin spor yaptığı iddia edilebilir.

    Yükselme dönemindeki bütün Osmanlı Padişahları aktif olarak "Ok atıcılığı" yapmıştır. Birçoğu da Avcılıkta hüner sahibiydi. Ancak duraklama ve gerileme dönemine baktığımızda serhat illerine gönderilmeyen ve sarayda kapalı, durgun bir hayat yaşayan şehzadelerin hepsinin sporla uğraştığını kanıtlayamayız. Zira IV: Murat'ta sarayda yetişmesine rağmen sporla fazlasıyla ilgilenen babayiğit bir padişahtı. Ancak yine sarayda yetişmiş olan Sultan Abdülmecit'in spor yaptığına kaynaklarda rastlamadım nitekim kendisi de veremden vefat etmiştir.

    Padişahlar özellikle yükselme döneminde daha şehzadeyken sporla haşır neşir olurlardı. Özel doktorları ve antrenörleri de sağlık için salık verirlerdi. O dönemde de sporun dolaşım sistemine ve diğer beden işleyişlerine faydalı olduğu biliniyordu.

    O dönemlerde iyi kötü sporcu olan bu padişahlar sayesinde yükselme döneminin padişahları ordularının önünde bizzat hücum komutu verebilmişlerdir.

    ""....bide beyazıtın çok güçlü ve savaş becerisinin iyi olduğunu duydum gerçi onunda hazin bir sonu var""....

    Sanırım burada Yıldırım Bayezid'i (Beyazıt, Beyazıd, Bayezit, Bayezıd) yani 1. Bayezid'i kastetmişsin çünkü onun yiğitlikleri bir çok kaynakda anlatılır. Padişahın "geniş omuzlu" olduğu yazılı. Yine savaşlarda buraya dikkat edin, askerlerinin "önünde" savaştığı ve onu korumakla yükümlü askerlerin ona yetişmekte zorlandığı biliniyor. O siyaset ve yönetimde usta olduğu kadar askerlikte de korkusuz ve ustaydı. Zaten o dönemlerde askerlerinin önünde savaşan komutan-padişahlar olmasa büyük zaferler kazanılamazdı. Düşünün ki bir savaşta en önde bizzat padişah savaşıyor, askerlerin korkaklık gösterebilmesi ihtimali var mıdır böyle bir savaşta?

    Sultan Yıldırım Bayezid Ankara Savaşında Timur'a yenilerek esir düştü. Bu savaş da aslında onun "yiğitliğinin ve sportmenliğinin" bir ifadesidir bana göre zira o Timurla savaşmak için gerçekten bir yıldırım hızıyla Çucuk Ovasına geldi. Burada Timur'un ordusunu dağınık hazırlıksız ve korumasız olarak karşısında buldu. Atlar serbestçe otluyor askerle silahsız bulunuyordu. Yanındaki paşalar ve vezirler hatta oğulları padişaha hemen saldırılmasını teklif etmişler ancak o aslında çok büyük bir hata olan şu yiğitçe sözleri söyleyerek deyim yerindeyse delikanlılığını tarih sayfasına damgalamıştır ; " BIRAKIN TATAR ORDUSU TOPLANSIZ, ADET ÜZRE SAVAŞALIM "

    Nitekim döneminin en disiplinli ve en iyi ordularından biri olan Timur'un ordusu toparlanınca (savaş başlangıcında Timur'n ordusu sayıca üstündü) savaş başladı. Karşılarındaki sayıca üstün ve yıkıcılığı ile bilinen ordunun toparlanmasını gören başta Menteşeoğulları, Saruhanoğulları ve Germiyanoğulları gibi Anadolu beyliklerinin beyleri ve kuvvetleri İHANET ederek Timur'un tarafına geçtiler. bu olaydan sonra vezirler tedbir oalrak büyük oğul Emir Süleyman'ı başına bir iş gelmemesi ve olası bir durumda tahta çıkması için kaçırdılar. Bunu gören Mehmet Çelebi ve Mustafa Çelebi de taht için savaş alanını bırakarak geriye döndüler. Osmanlı Ordusunda bulunan Kara Tatar birlikleri de ihanet ettiler ve Timur'un saflarına geçtiler. Artık yenilgi kaçınılmazdı.

    Bayezid çevresinde kalan 10.000 kişilik kuvvetle saldırmış ve gerçekten Timur'un ordusuna beklenmeyen büyük zararlar vermişti. Bu durumdayken yanındaki paşalar ona çımamasını ve akşama kadar dayandıktan sonra geri çekilerek canını ve tahtını kurtarmasını teklif ettiler. O ise bunu da kabul etmedi ve ileri çıkarak bizzat savaştı ve esir düştü. Oğlu Musa Çelebi ile birlikte esir düştü.... En sadık oğlu da oymuş anlaşılan....

    Bu mert Padişah Timur tarafından adeta esirliği hissettirilmeden esir tutuluyordu. Timur ona büyük bir hürmet ve saygı gösteriyordu. Gerçek budur yoksa 1838 yılında bir ecnebinin resmettiği gibi ona dik dik bakabilecek herhangi bir muhafız olduğunu hiç sanmıyorum bakınız.

    Ancak yiğit padişah elbette uğradığı onca ihanetten sonra Timur'un kendisine karşı iyi davranışlarıyla teselli bulamadı ve hastalandı. Onun hastalığı üzerine serbest bırakılarak geri gönderilmek istenmiş ancak esirliğinin 8. ayında 1403 yılında bu yiğit padişah kafesteki bir aslan gibi Hakk'a yürümüştür.

    Ölümünden yıllar sonra tahta çıkan Sultan II.Mehmet (Fatih) tahta vçıkacak oğluna babasının dedesi olan Bayezid ismini vermiştir. Fatih'te alınacak örnekleri Yıldırım'da gördüğünden oğluna bu ismi vermişti.
     
    aysunil, Berkthagar, zhu.zhq ve diğer 6 kişi bunu beğendi.
  13. shownodese
    Offline

    shownodese Üye

    Katılım:
    3 Ocak 2008
    Mesajlar:
    966
    Beğenileri:
    251
    Ödül Puanları:
    73
    Meslek:
    gayrimenkul danışmanı
    Yer:
    kocaeli
    abartısız gerçek bilgileri verdiğin için teşekkürler
     
    fanat1 bunu beğendi.
  14. noghay
    Offline

    noghay Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2007
    Mesajlar:
    125
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    Ankara savaşı bozguncuların iki cihanşümul padişahın arasına fitne sokmlarıyla ortaya çıkmıştır.Ankara savaşından sonra esir alınan Yıldırım Bayezidle Timurlenk arasında ilginçte bir diyalog vardır; Yıldırım Bayezidi görünce atından inen Timurlenk kahkahalarla gülmeye başlamış Yıldırım sinirlenince; ''kızma sana değil şu koca cihan senin gibi bir körle benim gibi bir topala kaldıda ona gülüyorum demiştir ki doğrudur.Neredeyse tüm dünyada Türk hakimiyeti vardır.(Bu arada Timur aksak Yıldırımın tek gözü kördür.)
     
    Berkthagar, zhu.zhq ve fanat1 bunu beğendi.
  15. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Sana çok teşekkür ediyorum bu güzelim anekdotu buraya aktardığın için. Bu Bizim kanımızdaki mizah duygusunun ne kadar eskilere gittiğini gösterir. En ciddi anlarda bile yerinde bir espriyi yapabildiğimizin de bence ayrı bir kanıtı.

    O diyaloğa gelince de Zaten Timur, Aksak Timur olarak bilinir yaptığı bir savaşta bacağından yaralanmıştır. Ayrıca da Atatürk tarihte en beğendiği liderin Timurlenk olduğunu şu mealde sözleriyle dile getirmişti " Ben Demir zamanında gelseydim, O’nun yaptığı işleri başaramazdım. O, benim zamanımda gelseydi, yaptıklarımdan daha çok büyüklerini yapardı". Demir kim derseniz Atatürk Timur'a Demir dermiş.Çünkü Timur'ûn adı Temirdir. Ankara Meydan Savaşını harita üzerinde değerlendiren Atatürk (yıldırım'ın ordusu çabucak gelip Timur'un ordusunu hazırlıksız yakaladığından) ”Bakınız” demiş. Yıldırım, Demir’i öyle bir kıskaç içine almıştı ki, bu kıskaçtan Demir’den başka bir kumandan kurtulamazdı. O, çıktı ve düşmanını yendi.”

    Bayezid'inde doğuştan bir gözünün lekeli olduğu söyleniyor zaten onun devrinde Osmanlı'nın ilk göz hastanesi Bursa'da açılmıştır.

    Yukarıda da bir mesaj cevapsız kalmış gibi oldu hazır yazmışken onu da söyleyeyim. IV. Murat'dan bahsetmiştik döneminin tarihçileri onu anlatırken hiçbiri fizikî kuvvetini es geçememiştir. Kaynakların birinde "attığı ciridin (mızrak) delemeyeceği nesne yoktur" denmekteydi. O deri delme olayına gelince zaten o devirde okla da mızrakla da darp vurma (nesne delme) yapılırdı. Herhangi bir kaynağı açarsanız alelade gösterilerde bile demir tabakaların, tunç tabakaların delindiğini görürsünüz.

    Bahsettiğin rivayetin çok çeşitli varyasyonları mevcut. Bir varvasyonda ona Habsburg hanedanlığından Gergedan derisinden bir kalkan hediye edilip bunun asla delinemeyeceği Viyana'nında öyle olduğu.... Bir başka rivayette Bağdat seferi sırasında Musuldayken Hindistandaki (o devirde orada da Türkler hüküm sürüyordu) devletten fil kulağı ve gergedan derisinden yapılma bir kalkan elçi eliyle getirilip buun asla delinemeyeceği söylenir o ise ordunun gözü önünde cirit atarak onu deler ve geri hediye gönderir....

    Özetle bu kadar rivayetin çıkmasına sebep olan gerçeklik varsa bunun çok sağlam diye imal edilen bir maddenin bizzat padişah tarafından karizmatik bi biçimde delinmesi.

    Bu arada IV.Murat'ın ölüm nedenini aşırı kas gelişimine bağlayan bir görüşte var. Bu görüşe göre IV.Murat'ın cesedindeki belirtiler (bunlar tarihi kayıtlarda mevcut) aşırı et tüketen ve insanlarda ve hormonal düzeni değişmiş insanlarda ortaya çıkabilen Artrit hastalığıdır. Bu arada IV. Murat Osmanlı Padişahları içinde ordusunun başında savaşa giden son padişahtır.
     
    Son düzenleme: 5 Ağustos 2008
    zhu.zhq, Ahmets, fanat1 ve diğer 3 kişi bunu beğendi.
  16. noghay
    Offline

    noghay Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2007
    Mesajlar:
    125
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    Padişahların ilgilendikleri spor dallar:

    Güreş
    Murad Hüdavendigar, Çelebi Mehmed, IV. Murad, Sultan Abdülaziz

    Avcılık
    I. Murad, Yıldırım Bayezid, II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, I. Ahmed, II. Osman, IV. Murad, IV. Mehmed

    Balık Tutmak
    Kanuni Sultan Süleyman

    Ok Atıcılığı
    II. Murad, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, IV. Murad, III. Ahmed, II. Mahmud

    Binicilik (Cündilik)
    III. Murad, II. Osman, IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, II. Mahmud, Sultan Abdülaziz

    Cirid
    I. Ahmed, IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, III. Selim, II. Mahmud

    Tüfenk Atıcılığı
    IV. Murad, IV. Mehmed, II. Mustafa, III. Ahmed, I. Abdülhamid, III. Selim, II. Mahmud, II. Abdülhamid

    Gürz Kaldırma
    Orhan Gazi, I. Ahmed, IV. Murad

    Labud ve Hışt Atma
    IV. Murad

    Mızrak
    II. Mahmud

    Tomak
    IV. Murad, I. İbrahim, IV. Mehmed
     
    zhu.zhq, fanat1 ve Morphling bunu beğendi.
  17. enderxxxx
    Offline

    enderxxxx Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2008
    Mesajlar:
    38
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    gaddarkemal verdiğin bilgiler abartısız ve gerçek harika bilgiler teşekkür ederim osmanlı gibi bir devlet gücünde bi devlet olamaz bence okurken tüylerim diken diken oldu =)
     
    fanat1 bunu beğendi.
  18. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Esas ben ilgilenip okuduğun için teşekkür ederim enderxxxx, Tabii ki Osmanlı gibi yükselme devrinde her yönden gelişmiş bir devletin ahfadı olarak bazı gerçekleri okuyunca tüylerimiz diken diken olur.

    Sen bırak o devirde insanı savaşta kullanılan atları "savaş atı haline getirmek için" 4-12 sene eğitim verildiğini söylüyor kaynaklar. Bu zamandan önce atları muhariplere savaşması için vermiyorlar. Bu atlar öyle eğitiliyor ki sahipleri kadar cesur ve güçlü oluyorlarmış. Atları bile böyle eğiten bir topluluk elbette döneminin en kuvvetli insanlarını yetiştirecekti...
     
    YuriBoyka61 ve fanat1 bunu beğendi.
  19. kara maca
    Offline

    kara maca Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    88
    Beğenileri:
    31
    Ödül Puanları:
    0
     
    zhu.zhq, fanat1 ve Morphling bunu beğendi.
  20. simyacı
    Offline

    simyacı Üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    13
    fatih sultan mehmet cennetmekanın hocalarıda onun için kolları çok adeleliydi demişler.
     
    fanat1 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş