Bacaklarımızdaki Harika Pompa

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve kim tarafından 20 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. kim
    Offline

    kim Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2005
    Mesajlar:
    160
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    Prof.Dr. Ömer ARİFAĞAOĞLU

    Tabiattaki bütün sıvılar, yer çekimi sebebiyle dâima aşağı doğru akar. Kalbden bacaklarımıza pompalanan kan, kalbe geri dönerken, yukarı doğru çıkar. Pompa vazifesi gören kalbin dışında, bacaklarımızdaki kanı yukarıya iten ilâve bir güç verici organ yoktur. O zaman kanı kalbe geri pompalayan bu sistem nedir ve nasıl çalıştırılmaktadır?

    Kalb, istirahatta dakikada 5 litre kanın kendisinden daha üstte bulunan baş ve kollara; kendisinden daha altta bulunan karın içi organlara ve bacaklara pompalanmasına vesile olan önemli bir organdır. Erişkin insanda bulunan kan miktarı yaklaşık 5 litredir. Dolayısıyla dakikada bir defa bütün kan, kalbden vücuda pompalanmakta ve vücudumuzu dolaştıktan sonra kalbe geri dönmektedir. Egzersiz esnasında, kalbden pompalanan kan miktarı 5 ila 7 kat artırılabilmektedir. Kalbimiz potansiyel olarak dakikada 35 litre kanı pompalayabilecek seviyede yaratılmıştır; ancak kalb, sporcu olmayanlarda dakikada yaklaşık 25 litre kan pompalayabilirken, sporcularda sürekli antrenmanla 35 litre kanı pompalayabilecek seviyeye çıkabilir. Hatta sporcu kalbinin dakikada 42 litre kan pompalayabildiği, kayıtlara geçmiştir. Ayakta duran bir kişide, kalbin üst kısımlarındaki toplardamarlardaki kanın kalbe geri dönmesi problem olmamaktadır; çünkü yer çekimi sebebiyle, kan kolayca kalbe dolabilmektedir.

    Ancak kalbin altında kalan vücut kısımlarında bulunan toplardamarlarımızdaki kan, hangi mekanizma vesilesiyle kalbe geri döndürülmektedir? Yerçekiminin zıddına, bacaklarımızdaki kanın yukarıya pompalanmasında vazifeli mekanizma, iskelet kaslarımızın kasılmasıdır. Bacaklarımızda kanın tek yönlü akımını yönlendiren kapakçıklar vardır. İskelet kaslarımız kasıldığı zaman kan, toplardamarlardan yukarıya doğru akabilecek, ama aşağıya doğru akamayacak posizyonda tutulur. Kasılmayla sıkışan kan, hem aşağıya hem de yukarıya doğru hücum eder. Aşağıya doğru yönelen kan, kapakçıkları kapatır ve kanın aşağıya doğru akımını engeller. Çünkü kapakçıklar Sani-i Hakîm tarafından kanın sadece yukarıya akmasını sağlayacak ve geri dönmeyecek şekilde yerleştirilmiştir. Kapakçıklar ve iskelet kaslarının kasılması vasıtasıyla kanın yukarıya doğru pompalanmasına, toplardamar pompa sistemi (venöz pompa) denmektedir. Böyle bir kapakçık sistemi, kalbin üst tarafındaki toplardamarlarımıza konulmamıştır. Çünkü yerçekimi sebebiyle kan, kolayca kalbe doğru akabilmektedir.

    Toplardamar pompasının ihtiyaç duyduğu enerji, iskelet kaslarının kasılmasından sağlanmaktadır. Ayakta hareketsiz bir kişide, iskelet kasları kasılmazsa ne olur? Bu durumda kalb, aşağıya doğru kanı pompalamaya devam ederken, yukarıya doğru kanın pompalanmasında problem olabilecektir. Nitekim ayakta hareketsiz durulduğunda (meselâ; askerde uzun süre esas duruşta) bacaklarımızdaki toplardamarlarımızın belirginleştiği ve hatta bacaklarımızın şiştiği hepimizin mâlumudur. Hatta bu durumda beyne giden kan azaldığından bayılmalar olabilmektedir. Yüce Yaratıcı'nın her varlıkta azamî işlettiği tasarruf prensibi burada da karşımıza çıkmaktadır. Kaslar çalıştıklarında normal bildiğimiz görevlerini yaparken, kanın akımında itici gücün üretilmesine de vesile olurlar. Bu mükemmel işleyişi evrim veya tesadüfle açıklamaya çalışanlara şunu sormak gerekir: Tek yönlü akım sağlayan bu kapakçıklar, bacaklarımızdaki toplardamarlarımızda var da, kalbin üst kısmındaki toplardamarlarda niçin yok?

    Yürüyen bir kişinin ayak toplardamarlarında kan basıncı normalde 25 mmHg'dan düşüktür. Ayakta 30 saniye hareketsiz durulursa, kan basıncı 90 mmHg'ya yükselir. Bu durum devam ederse, kılcal damarlarda basınç artar ve buna bağlı olarak kandan dokuların hücre arasına sıvı sızmaya başlar. İlk 15 dakikada kanın sıvı (plazma) kısmının %10-20'si, damarların dışına çıkar. Bu durumda damarlarımızda akan kan miktarı da giderek düşer. Bu azalma sebebiyle kalbin pompalayabildiği kan miktarı giderek azalır. Uzun süre hareketsiz ayakta duran kişilerde, beyin kanlanması azalabilir ve kişide bayılma ortaya çıkabilir. Buradan kalb-damar sağlığımız açısından hareketin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Toplardamar kapakçıklarının yetmezliği veya harabiyeti neticesi, toplardamarların çapları genişler. Bu problem genellikle, zamanının çoğunu ayakta geçiren berberlik, öğretmenlik vs. mesleklerle hamilelikte görülür. Bacaktaki toplardamarlar belirginleşir. Toplardamarlarda ve kılcal damarlarda basınç yükselir. Bu basınç yükselmesine bağlı olarak, kanın sıvı kısmı (plazma) damarın dışına çıkar ve bacaklarda şişme (ödem) görülür. Bu durum uzun süre devam ederse, varis adı verilen toplardamar hastalığı ortaya çıkar. Varis hastalığında derinin ve kasların beslenmesi bozulur. Bacaklarda şiddetli ağrı oluşur. Bacak derisinde kangren ve ülserler meydana gelir. Bu hastalığın tedavisinde, ayaklar en az kalb hizasında olacak şekilde yatılmalı ve ayağa varis çorapları giyilmelidir. Bazı hastalarda, varis olan damarlar ameliyatla tamamen çıkarılmaktadır.

    Varisli toplardamarlarımız ameliyatla çıkarıldığında, onların vazifesini, hangi mekanizma üstlenmektedir? Kadîr-i Âlim ve Sani-i Hakîm bacaklarımıza tam bir sigorta ve güvenlik faktörü denilebilecek yedek damarlar yerleştirmiştir. Bacaklarımızda derinden, yani kasların arasından giden ikinci bir toplardamar sistemi vardır. Deri yüzeyine yakın toplardamarlar ameliyatla çıkarıldığında, bacaklarımıza giden kan, bu damarlar vasıtasıyla kalbe iletilmektedir. Doğuştan bu iki damar ağı arasında birleştirici ara damarlar yaratılmıştır.

    Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir: Sadece derin damarlar yeterliyse, her iki damar sisteminin yaratılmasının hikmeti nedir? Damarların yedekli yaratılması son derece önemlidir. Çünkü vücudumuzun başka taraflarında oluşan damar tıkanıklıklarında bu yedek damarlar çıkarılarak tıkalı bölgeye ameliyatla eklenebilmektedir. Meselâ kalb damarları tıkandığında, hastada ölüme sebep olabilen enfarktüs ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda kalb cerrahları, bacak damarlarımızdan ameliyatla damar almakta ve tıkalı kalb damarlarımıza ekleme yapmaktadır. Bu ameliyatlara by-pass denmektedir. Görüldüğü gibi, vücutta hiçbir şey abes yaratılmamıştır.

    Vücudumuzda birçok organın yedeği yaratılmıştır. Meselâ hayvan deneylerinin neticelerine dayalı kıyaslamalardan anlaşılmıştır ki, insanlar, tuzlu su içmeseler, sadece yarım böbrek, kanın temizlenmesi için yeterli olmaktadır. Ama insanlar doğuştan iki böbrekli olarak yaratılmaktadır. Bu sayede, böbreklerimizde oluşabilecek bir rahatsızlıkta, kişi, kısa sürede ölüme gitmemekte ve organın yedek gücü devreye girmektedir. Bu yüzden bir böbreğimizi, uyduğu takdirde böbrek ihtiyacı olan insanlara rahatlıkla verebiliriz. Vücudumuzda sadece organların değil, dokuların da yedeği vardır. (Bu konu, "Dokularımızın da yedeği var" başlığı altında dergimizin Aralık 2004 (sayı 311) sayısında detaylı olarak incelenmiştir.)

    Lenf damarları
    Toplardamarlara yerleştirilen bu harika kan pompalama mekanizması, vücudumuzun alt tarafında bulunan lenf damarlarında da mevcuttur. Lenf damarlarında kan yerine lenf sıvısı (lenfa-beyaz sıvı) dolaşır. Lenf sıvısının kaynağı, dokularımızda bulunan hücreler arası sıvıdır. Kılcal damarlar, dokuları beslerken dokuya bıraktıkları sıvının tamamını geriye alamazlar ve sıvının bir kısmı hücreler arasında kalır. Lenf damarları bu fazla sıvının dolaşıma geri kazanılmasını sağlar. Özellikle kılcal damarlara geri alınamayan proteinler ve büyük moleküller bu yolla tekrar damar içine alınır. Lenf damarları ile günde 2-3 litre sıvı, yeniden kan dolaşımına katılmaktadır. Lenfatik kılcal damarların iç kısmına döşenen yassı epitelden yapılmış endotel hücreleri, birbirlerinin üzerini hafifçe örter. Böylece iki hücre arasında tek yönlü sıvı iletimini sağlayan bir kapak sistemi inşa edilir. Neticede hücrelerin arasında bulunan sıvı, lenf kılcal damarlarına girer; ama geri çıkamaz. Toplardamarlarda olduğu gibi lenf damarlarında da akım tek yönlü ve kalbe doğrudur. Vücudun her tarafından lenf damarları vasıtasıyla toplanan bu sıvı, kalb yakınlarında kan damarlarına boşaltılır. Yani lenf sıvısı başlangıçta kaynaklandığı kana karışır. Bu temel fonksiyon, Rahmet-i Sonsuz tarafından sisteme konmasaydı, dokulardaki sıvı miktarı sürekli artarken, kan miktarı da azalacak ve insan 24 saat içinde ölebilecekti.
     
  2. kim
    Offline

    kim Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2005
    Mesajlar:
    160
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    unutmuşum 25 eylül 2005 sızıntı dergisinden alıntıdır.
     
  3. gorgeouskykhan
    Offline

    gorgeouskykhan Üye

    Katılım:
    8 Şubat 2006
    Mesajlar:
    660
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    for about more info, please look my website on you
    Yer:
    the gorgeouskykhan home center
    mrb...

    *güzel bir paylaşım, teşekkürler...
    *tabi canım, hep "body-body" olmaz, bu tür bilgiler de lazım, güzel olur...

    + rep vereyim... :)
     

Sayfayı Paylaş