Alkol ve Spor

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve redpack tarafından 3 Mart 2014 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 2 üye.
  1. redpack
    Offline

    redpack Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2014
    Mesajlar:
    744
    Beğenileri:
    428
    Ödül Puanları:
    73
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    sporcu
    Yer:
    istanbul
    Alkol ve Spor ikilisinin birbirleriyle uyumu hiçde yakışık almıyor. Günümüzde alkolün aşırı tüketimi tüm dünyada ve ülkemizde belli başlı medikal ve sosyal problemleri beraberinde getirdi.

    Alkolün tüketimi WHO araştırmasına oldukça maliyetli ve zarralı olduğu görülüyor. WHO istatistiklere göre:

    1) Ülkemizde her yıl kişi başına 10-12 litre alkol tüketilmektedir. Bunun parasal değerinin 8 milyar doların üzerinde olduğu hesaplanmıştır.
    2) İngilterede tüketici masraflarının %6-7’sini alkol oluşturmaktadır.
    3) 1984 yılı verilerine göre Amerika’da yaklaşık 10 milyon alkol bağımlısı var.
    4) 1980 yılında yaklaşık 69000 Amerikalı direk veya indirek alkol bağımlılığı sonucu ölmüştür.
    5) Alkol bağımlılığının Amerikan toplumuna maliyeti (1980 yılı verilerine göre) yıllık yaklaşık 90 milyar dolardır.
    6) Amerikan toplumu üzerinde yapılan araştırmalara göre Amerika’da siroz vakalarının %75’inin sebebi alkoldür.
    Bu rakamlara bütün dünyada tüketilen alkol rakamları ilave edilirse karşımıza nasıl korkunç bir tablonun çıkacağı kolayca anlaşılır.

    Alkol içenler 3 gruba ayrılırlar:

    1) Günde 1-30 gr arası içenler, hafif içici
    2) Günde 30-65gr arası içenler, orta içici
    3) Günde 65gr’dan fazla içenler, ağır içici olarak kabul edilirler.
    Alkol’ün kas yıkımı ve kaslara verdiği zararı kabul etmeyen ve inanmayanlara bugün bu makalemiz ile ispat etmiş olacağız. Lütfen bu aşamadan sonra dikkatle okuyalım.



    [​IMG]

    ALKOL’ün KASLAR ve METABOLİZMA üzerinde etkisi

    Mide boş iken alınan bir bardak biradaki alkolün %20’si mideden, kalanı ise bağırsaklardan emilir. Eğer yemekle beraber veya yemekten sonra alkol alınırsa o zaman emilimi daha yavaş olur. Alkol alındıktan bir saat sonra kanda maksimum seviyeye ulaşır ve tüm vücut bölmelerine hızla yayılır. Alkol buharının basıncı dokulara dağılmasına yardım eder(Vucuda alınan alkolün çok az bir kısmı böbrek ve akciğerlerden dışarı atılır. Geri kalanın hemen tamamı karaciğer tarafından alınarak kandan uzaklaştırılır.)

    Alkol’ün emilme gücüyle kasların gelişmesine olan olumsuz etkisi belirginleşir. Şimdi bunu maddeler halinde sıralıyoruz.

    a.) Termojenik Gıda ve Kalorijenik eksene etkisi: Alkol’ün kana hızlı karışmasıyla vücutta bir sıcaklık meydana gelir. Bu durum, vücuda enerji akımının yansıdığını gösterir. Fakat bu enerji boş bir enerjidir. Yani, Termojen gıdalar dediğimiz karbonhidrat ve yağlardan elde edilen enerji, kaslarımızın kasılmasında (yani hareket etmede) ve organlarımız tarafından yeni maddelerin yapımında kullanıldığı halde alkolden elde edilen enerji bu işlerde kullanılamaz. Alkolün bu on-pesifik etkisi gıda alınmasında bir azalmaya sebep olur. Alınacak enerji gıdaların işlemini bozar. Dolayısıyla Kasların gelişmesi adına ihtiyacı olan enerjiyi elde edemez ve kas gelişmesine olumsuz etki sağlar.

    b.) Hücresel eksene etkisi: Hücrenin imal ettiği faydalı moleküller olup Hücre metabolitleri dediğimiz bu yapınında gelişmesi ve işlemini engellemektedir. Hücre çoğalmasını durdurur. İksidatif stresi artırır. Bu da hücre ölümünü hızlandırır. Alkol ısı vermesine rağmen Termojen bir gıda olmadığı gibi mekanik çalışma eksenindede proteinlerin görevlerini eksilterek kasların esnemesi ve hareketine de katkı sağlamıyor. Sağlamaması ayrı bir konu, etki mekanizması olan Proteinlerin işlemini engelliyor. Bu metabolik etkilere biraz daha değineceğiz bundan sonrası bizleri çok daha fazla ilgilendiriyor.

    c.) Karbonhidrat Metabolizmasına Etkisi: Alkol, karaciğerin kan şekeri yapmasını engeller. Karaciğerin glikojen depolrının azaldığı bir zamanda alkol’ün alınması genelde alkolö komasına daha kolay sokabiliyor. Alkol, Glukoz toleransını bozar. İnsülin rezistansını arttırır. Glukoz yakılmasını azaltır. Bu durum şeker hastalığı riskini artırdığı gibi, kas geliştirmek için program düzenleyen sporcuların kas yakıtı olan merkez enerji gıda alımını yeterli seviyede transport sorunu yaşaması ve sonucunda istediği şekilde kaslarını geliştiremediği görülecektir.

    d.) Protein Metabolizmasına Etkisi: Alkol, karaciğerin protein yapma kapasitesini azaltır. Karaciğer, vücudumuz için hayatı önemi olan çok sayıda önemli proteini imal eder. Bunların başında a albumin adlı protein gelir. Bu protein kanın damar içinde tutulmasını sağladığı gibi çok çeşitli gıda maddelerinin (vitamin, yağ, mineral vs), ilaçların ve hormonların kanda taşınmalarını ve ilgili yerlere ulaşmalarını sağlar. Eksikliğinde bütün bu fonksiyonlar bozulur. Demir yapımında etkili olan Transferin ve vücudumuzun mikroplara karşı savunmasında rol alan Kompleman proteinlerinin düzenini bozması da ayrı bir olumsuz etki alanı olarak görülüyor. Kaslar çalışıldıktan sonra kas enerjisi ve sonrasında proteinlere acilen ihtiyaç duyulacaktır. Öncelikle hazır bulunan proteinler işleme geçecektir. Alkol, proteinlerin yakılmasında ciddi bir sorun teşkil ediyor. Öncelikle alkol, protein sindirimine direk etki ederek proteinlerin işlemine engel koyuyor. Alınan alkol, mide de az veya çok olsun, bir tahrişe sebebiyet veriyor. Bu tahriş azda olsa midedeki sindirim enzimlerinin yapısını bozmak için yeterli geliyor. Amino asit, çinko ve vitamin emilimini bozan alkol, enerji gereksinimini de perdeye alarak iştahı azaltıyor. Bunu olumlu görmeyin çünkü vücudun acil ihtiyacı bulunan gıdayı size hatırlatmayarak vücudun yıpranmasını engelliyor.

    e.) Hormonal sistem üzerinde Etkisi: Cinsel hormon olan Testosteron seviyesinde azalma görülür. Bu sayede cinsiyet hücrelerinin(sperm) üretiminde düşüşe rastlanır. Alkol alanların çoğunda cinsel istekte azalmaların başlıca sebebi budur. Kadınlardada hormonal dengede sorun yaşanır. Kasların gelişmesinde büyük rol oynayan Testosteron hormonu, azaldığında kasların maksimum düzeyde gelişmesini engelleyecektir.

    f.) Kan yapısı üzerinde Etkisi: Alkol içenlerde kırmızı kan hücrelerinin normal yapısı bozulur. Kansızlık vakası görülme riski büyüktür. Oksijenin dokulara taşınması yetersiz kalır. Kırmızı kan hücrelerinin zar yapısı, daha sert ve kırılgan olur. Hücrelerin ömrü azalır. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya anabilim dalı başkanı Prof. Dr. İdris Mehmetoğlu, alkol içenler ve içmeyenler üzerinde kan değerlerini inceleyerek asit miktarını ölçtü. Alkol, kanda laktik asit ve keto asit miktarını artırmaktadır. Hafif ve orta alkol içiciler ile içmeyenler arasında kan testi yapıldığında içmeyenlere oranla kanda iki kat daha fazla asit miktarının arttığını gördü. Bu duruma göre muhteviyatında az alkol bulunan bir içkiyi yudumlamak bile kanda asit miktarını normal insana göre fazlasıyla artıracaktır. Asit miktarının artması demek, organlara e kaslara baskının artması demektir. Enzimlerin verimli işleyememesi ve istenilen ksların gelişememesi demektir. Unutmayalım ki, kaslara proteinleri ve enerji mekanizmasını taşıyan KAN’dır. Eğer kanınız sağlam olmazsa, verimli iş göremezsiniz.

    g.) Beyin üzerine Etkisi: Alkol, beyne çok kolay geçebilen bir maddedir. Alkolün beyin üzerinde kanda amonyak miktarını artırması, B1 vitamin(tiyamin) oranını eksiltmesi, beyindeki anti oksidan seviyesini düşürmesini veya hafıza kaybını bir kenara bırakıyoruz. Beyine giden kan içerisinde alkolünde yol almasıyla Büyüme hormon salgılayan Hipotalamusu etkilemesine ne dersiniz? Büyüme hormonun kemiklere, hormonlara ve kaslara direk etkisini bilirsiniz.

    h.) Vitamin, Mineral ve Elementler üzerinde Etkisi: Alkol bir çok vitaminin emilimini bozar. Bunların başında B1 vitamini(tiyamin) ve A vitamini gelir. Ayrıca, alkol içenlerde magnezyum, kalsiyum, fosfor ve selenyum miktarında azalma görülür. Yapılan araştırmalarda alkol alındıktan sonra ilk idrarını yapan kişilerde yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum kayıp ettikleri görülmüştür. Kan’da ise fosfor eksilmesine rastlanılmış ve hassas kişilerde aşırı fosfos kaybıyla hayatını kayıp eden kişilerin olacağı bildirilmiştir.



    Kasların gelişmesine yönelik 8 olumsuz etken madde saydık. Ortada bilimsel veriler bulunuyor bu konuda çok rahat bir şekilde sözlerimizi makaleye oturtabiliyoruz. Belki araştırılması gereken bir bardak hafif bir içkinin haftada 2-3 kere içilmesi sonucunda kaslara ne kadar olumsuz etki yapıp yapmadığıdır. Fakat genel anlamda alkolün yan etkileri göz önüne alınırsa, böyle bir çıkar kapı aramanında yersiz ve anlamsız olacağı görülür.

    Kas geliştirmek için Antrenman öncesinde alınan alkolün negatif etkisi 20 sene önce belirtilmiştir. Bunun yanında farklı alanlarda bilim adamları çalışmalarda bulunmuş ve daha tazeliğini koruyan geçen sene yapılan bir çalışmada alkolün antrenman sonrası yaptığı etki araştırılmıştır.

    Sıkı çalışılan bir idman sonrası alınan Alkol, kas kuvvetinin yenilenmesini engelliyor ve bu sayede büyüme sinyalini azaltıyor.

    Yeni Zelanda Massey Üniversitesinden Spor bilimciler, Alkolün idman sonrası dinlenme safhasındaki süreyi araştırdılar. Neden idman sonrası alkol alımını araştırdıkları sorulduğunda şu cevabı verdiler: “Bazı müsabık ve müsabık olmayan takım oyuncuları antrenman sonrası veya kutlamak için aşırı performanstan sonra alkol(etanol) tüketirler. Bunun nasıl bir etki verdiği ve süreci araştırmak istedik” şeklinde bir yanıtı bulunuyor.

    Antrenmanlar üzerinde yapılacak bir alkol testinde zaman zaman araştırmalarda spor bilim adamları zorlanabiliyor. Çünkü her bedene aynı idman ve sistem verilemediği gibi herkesin aynı metot çerçevesinde uygulama göstermesi ve izlemesi de zor görülüyor. Ama buradaki temel amacın alkol’ün vereceği yanıt olduğu için bilim adamları çok da fazla zorlandığı sayılmaz. Daha verimli tablo çizebilmek için bütün egzersizler ve setler, çok ağır uygulanmış ve partner yoluyla tekrarlar sonlandırılmıştır. Denekler önce 3 set 100 tekrar(toplam tekrar) olmak üzere makinede bacak idmanı uygulatılmış. Denekler 23 yaşlarda günlük belli oranda içki içen genç erkeklerden seçilmiş. Antrenman sonrasında bir gruba Portakal suyu verilirken, diğer gruba ise portakal suyu-Votka karışımı içecek içirilmiş. Yani vücut ağırlık başına 1 gram Alkol veriliyor ve bu ise 7-8 bardak şarap veya biraya tekamül ediyor.

    Şimdi aşağıdaki tabloda bu bilimsel sonuçları bir izleyelim.

    OJ=Portakal suyu, ALC=Alkol

    [​IMG]



    Antrenman sonrası 3 farklı zaman noktasında maksimum etki dönemeci(maksimum kuvvet) ölçülmüş. Sadece portakal suyu içen gruplarda antrenman öncesine göre makismum kuvvet ölçümü 12, 28 ve %19 oranında azalma olduğu görülüyor. Votka içenlerde ise bu oran 34, 40 ve %34. Bilim adamları kan konsantrasyonunda bulunan ve kas yıkımında etkili olan Kreatinkinaz enzimi üzerinde rol oynayarak etki etmediğini bildiriyorlar. Alkol alan deneklerin antrenman sonrası kas ağrısıda çekmemesi bilim adamlarının bazı tezlerini doğruladığını gösteriyor. Araştırmacılar, alkolün inir sistemi tahribatı sonucunda antrenman sonrası kas gelişmesini engellediğini bildirirken, bir grup bilim adamı ise, alkolün enzimleri tahribata uğratarak protein ve enerji mekanizmasının etkisini azalttığını ve bu yüzden kas gelişmesinde etkili olmadığını vurguluyor.

    Elbette ki ortak noktada şu görüşü de paylaşmayı ihmal etmiyorlar. Özellikle Moleküler alanda çalışan bilim adamları, alkolün fosfor grubu olan zincirin anabolik sinyal molekülere etkisi olan kas hücrelerini azaltığı için kas gelişmesinde yeterli sonuç alınamayacağı vurgulanıyor.

    Bilim adamları, kas geliştiren ve aktif spor yapan sporculara, antrenman sonrası kesinlikle alkol alınmaması gerektiğini vurguluyor ve içilmemesinde yönünde uyarıda bulunuyorlar.

    [​IMG]




    Kaynaklar:

    - R.A. Enzymatic production of acetaldehyde from ethanol in rat brain tissue. Alcoholism, Clinical Experimental Research 16, 910-5, 1992.
    - The Effect of Alcohol on Convulsions and Nitric Oxide Levels in Seizure-Susceptible EL Mice. Epilepsy & Behavior 1, 176-183, 2000(Japan Science research)
    - Journal of Science and Medicine in SportVolume 13, Issue 1, January 2010, Pages 189-193
    - Alcohol and ischaemic heart disease: probably no free lunch. Lancet dergisi 2005; 366: 1911-1912
    - Cardiovascular risk factors and confounders among nondrinking and moderate-drinking US- adults. American Journal of Preventine Medicine 2005;4: 369-373.
    - Prof. Dr. İ. Mehmetoğlu(Biyokimya uzmanı) Bilimsel Araştırma Makaleler(Alkol bahsi) 2007.
     
  2. mserkanxxx
    Offline

    mserkanxxx Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2014
    Mesajlar:
    186
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    Güzel bir paylasım olmuş

    C6603 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
     

Sayfayı Paylaş