Şeker uyuşturucu gibi öldürüyor..!

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve Coyote tarafından 5 Ekim 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 9 üye.
  1. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    SEKER UYUŞTURUCU GİBİ ÖLDÜRÜYOR..!





    bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor. British Medical Journal’da yeni yayınlanan bir makalede “Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır” diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza “hediye ettiğiniz” çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da “şeker isimli zehire” anne-babaları alıştırıyor en önce. Yeni Aktüel Dergisinde Anonim olarak yayınlanan bu nefis yazı çok önemli bir soruna parmak basıyor. Başta anne-babalar olmak üzere herkesin okumasında yarar var.
    Şeker uyuşturucu gibi… Öldürüyor!

    Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.
    British Medical Journal’da yeni yayınlanan bir makalede “Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır” diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza “hediye ettiğiniz” çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da “şeker isimli zehire” anne-babaları alıştırıyor en önce.
    Şekerin ettikleri

    Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüş ise sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.

    Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.
    Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.

    Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.
    Her yerde “şeker” var (Editörün notu: Her yerde kar var! –Adamo’nun atmışlı yıllara damgasını vuran unutulmaz şarkısının Türkçe adı-).
    Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi... Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.
    Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı

    Özellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!
    Şekerdeki genetik risk

    Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdanmısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. (Editörün notu: Bu şeker türü çay şekerinden daha ucuz olduğu için gıda sanayinde yaygın olarak kullanılıyor. Mısır şekeri çok çabuk emildiğinden, daha çabuk acıktırıyor, daha çabuk metabolik sendrom oluşturuyor)
    Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkların nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor mesela...
    Şekerin gizli isimleri

    Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, ksilitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.
    Karacaoğlan’ın “zehir oldu yediğimiz şekerler” deyişi günümüzde daha bir geçerli...
    Orijinal yayın: Yeni Aktüel
    Alındığı kaynak: 04 Mart 2007 www.iyibilgi.com
    Editörün notu

    Gıda sanayi son yıllarda çok karlı bir alanı keşfetti. Çocuklar. Evet gıdacılar gofretler, kolalar, boyalı meyve suları, şekerli ekşimeyen yoğurtlar ve büyüttüğü ya da zekayı geliştirdiği iddia edilen paketlenmiş yiyecekleri ile bütün çocuklarımızı şeker bağımlısı yaptılar. Televizyonlarda 3-4 reklamdan biri çocuklara yönelik. Şekerli gıdalar ile sürekli insanları beyinlerini yıkıyorlar. Çocukların nerdeyse hiç biri bu yüzde doğru dürüst taze sebze ve meyve yemiyorlar. Bu nedenle vitamin ve mineral yetersizlikleri çok yaygın.
    Daha önce çocuklarda görmediğimiz Tip II diyabetin görülme yası 10'un altına indi. Yaşlılarda görülen osteoporoz artık gençlerde görülüyor. Hiperaktivite-depresyon-otizm adeta Bermuda üçgenine dönüştü. İçine düşen zor kurtuluyor. Sadece bunlarla kalmıyor. Aşağıda gördüğünüz ve çok sık rastlanan hastalıkların da temel nedeni aşırı şeker tüketimine bağlı metabolik sendrom.
    Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?

    İngiltere’de 1815 de 5 kg civarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970de 50 kg’ın üzerine çıkmış. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat, 15 kg daha fazla tatlandırıcı madde ve 30 kg daha fazla unlu mamul tüketmişler (U.S.D.A. Economic Research Service).
    Cumhuriyet öncesi Türkiye’deki çay şekeri tüketimi son derece azdı. Bu nedenle Cumhuriyet döneminde şeker fabrikalarının açılması tarih kitaplarına geçti. Ellili-atmışlı yıllarda bile şeker o kadar kıymetliydi ki misafirliğe gidildiğinde hediye olarak 1-2 kg toz şeker götürülürdü. Günümüzde ise tam bir unlu-şekerli gıda yeme çılgınlığı mevcuttur.

    İngiltere’de yıllar içindeki çay şekeri tüketiminin artışı (kg/yıl). Cleave TL. The saccharine disease. Bristol, United Kingdom: John Wright & Sons, Ltd, 1974;1974:6-27

    Alınabilecek tedbirler


    - Çocuklara yönelik yiyecek reklamlarının yasaklanmasının sağlanması
    - Bu tip ürünlerin reklamlarına destek olan vakıf, dernek, kurum gibi kuruluşları sağlık bakanlığına ve Türk Tabipler Birliğine şikayet edilmesi.
    - Paketlenmiş gıdaların mümkün olduğunca tüketilmemesi
    - Unlu ve şekerli diğer gıdaların tüketiminin kısıtlanması
    - Okul ve çocuk yuvalarının yemekhane ve kantinlerinde paketlenmiş gıda verilmesinin yasaklanması
    - Muayenehanelerden çocuklara bedava yoğurt dağıtımının engellenmesi
    Yoğurt firmaları birçok çocuk doktorunun muayenehanelerine buzdolapları koymuşlar. İçleri tıka basa bedava sekerli yoğurt ile doldurmuşlar. Bu doktorlar adeta uyuşturucu tacirlerinden aldıkları uyuşturucuların kuryeliğini yapıyorlar. Bu doktorları lanetleyin!. Çünkü uyuşturucu tacirlerinden bir fakları kalmadı artık. Sevindirici olan nokta her çocuk doktorunun bunu yapmaması.
    Prof. Dr. Ahmet AYDIN
    İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
    Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
     
    CarpeNoctum, NİKE, tnesla ve diğer 10 kişi bunu beğendi.
  2. dominic
    Offline

    dominic Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2005
    Mesajlar:
    560
    Beğenileri:
    210
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    Vienna-Turkey
    Coyote off topic olucak, bu konuyla alakalı.
    Ntv kanalında izlediğim belgeselde Amerikada sığır yetiştiriciliğindeki mısır ile beslenen sığırlar, mısırların GDO'lu olma ihtimali çok yüksek. ve bundan elde edilen kırmızı et amaç hayvanlara ucuz yem yedirmek yem maliyetini düşürmek bunun sonucunda sağlıksız büyük baş hayvancılık. ortalama ekonomik durumu olan bir kişinin senede 90kilo kırmızı et tükettiği belirtti. etlerin sağlıklı olmadığı hayvanaların doğal yem ile beslenmediğini vurguladı. Amerikada durum böyle ise varın Türkiyedeki durumu düşünün.
     
  3. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    Hayatını bilime ilime ve insanlık yararına adamış bir profesör çıkıp, şeker uyuşturucudur diyorsa ve bunu kesinlikle uyuşturucular sınıfına sokuyorsa daha söylenecek başka söz bulamıyorum.

    Sabahları bile kullanmaktan vazgeçtim hiç gerek yok.

    Ayrıca bu yazıdan sonra hayvansal yağların hayvansal proteinlerin ve vücudumuzun yapıtaşı kolesterolün itibarınıda iade etmek gerekiyor diye dusunuyorum. Suçu her zaman için alınan kötü karbohidrat kaynaklarında aramamız gerekiyor.
     
    Son düzenleme: 6 Ekim 2010
  4. aka1453
    Offline

    aka1453 Yeni Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2008
    Mesajlar:
    681
    Beğenileri:
    216
    Ödül Puanları:
    0
    Bende Splenda ya gectim tatlandırıcı ve TC kanser federasyonu onaylı.Seker alacaksamda dogal seker meyveden alırım.
     
  5. dominic
    Offline

    dominic Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2005
    Mesajlar:
    560
    Beğenileri:
    210
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    Vienna-Turkey
    bu sporu yapan beslenme düzenini rayına oturtmuş çoğu kişi antrenmandan sonra basit şekeri sadece insülin seviyesini normale getirmek için kullanıyor. basit şeker, yani ticari meyve suyu sadece kan glikojenini normal seviyeye getirip kas yıkımını engellemek amaçlı.
     
  6. SAVAŞ74
    Offline

    SAVAŞ74 Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    1.281
    Ödül Puanları:
    123
    Yer:
    İstanbul
    propaganda gibi olmasın ama ben de aylardır bunu kullanıyorum. 100lükle başladım deneme amaçlı, şimdi 300lüğünü kullanıyorum...eşim 500lük aldı :) çok meşhur bir bayan diyetisyen önermişti bunu bana...ve aynen yukardaki altını çizdiğim cümleyi söylemişti...


    *
    ama yine de hiçbiris şekerin tadını tutmuyor beaaa :D:
     
  7. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    herkez bu glikojen yükleme işini çokça abartıyor. Düşünüldüğü gibi ağirlik antremanlarında çok yüksek glikojen tüketimi olmuyor ve antreman öncesinde aldıgınız komplex karbohidrat kaynakları eğer lif içeriği açısından yüksekse kasları antreman sonunda bile besliyor. Bu bilinen bir gerçek.

    ayrıca antreman esnasında dahil kas proteinleri ve vücut yağından glikojez sentezi yapılır. Yağ yanması esasında budur.

    Komplex karbohidrat tüketiyorsak basit şekere neden ihtiyac duyalım?

    Antreman sonunda genellikle glikozdan gelen karbohidrata olan ihtiyac kilo x0.5 gramdır. Antreman sonunda amino ve whey protein daha önemli.

    eğer bir bisikletçi bir uzun yol yarışçısı değilseniz bodybuilding yapan birisinin taş çatlasa antreman sonundaki basit şeker ihtiyacı 50-100 gram kadardır. Daha fazlası gerçekten kişiye yarar sağlamaz. Kaslar doygunluğa ulaştığı zaman geri kalan glikojen genellikle yağ dokusuna çevrilir aldıgımız komplex karbohidratlar ile beraber gün boyu glikojen depoluyoruz vücutta bulunan glikojen öyle kolay bitecek cinsten değildir.

    ayrıca

    buda 1.5 bardak üzüm suyunun yada 2 bardak üzüm suyunun yeterli geleceğine işaret eder. üzüm suyunun sofra şekerinden farklı olması tercih ederim ben yinede.

    Yani antreman sonunda tüketilmesi gereken gıda aslında whey protein ve Kırmızı ettir. hemde yüksek oranlarda.

    Kaçımız basit şekeri dusundugumuz kadar kırmızı et tüketmeyi dusunuyoruz?

    Whey ve Kırmızı et bir araya geldiğinde voltran oluşur 12 saat boyunca kaslarınız beslenir.

    Vücudumuzda glikojen her zaman bulunur cunku komplex karbohidratlar glikojen stoğu için ideal besinlerdir.

    Glikozu cok buyutmeyın gozunuzde cunku bu buyuk kısmımıza yağ olarak ve vücutta yağsız gorunsenız dahil hücre hasarları oluşturursunuz (inflamatuar hasar)

    Yani bu sizi sağlıklı biri yapmaz mumkun mertebe glikozdan uzak durmak doğal beslenme urunlerine yönelmek
    gerekir.

    Enflamatuar hasar konusu çok ciddi bir konu ottimmün hastalıkların gün gelip bizi bulmasını istemiyorsak kesinlikle

    unlu-şekerli gıdaları sofra şekerini ve rafine gıdaları hayatımızdan mumkun mertebe uzaklaştırmamız gerekir. en büyük nedenlerden biri budur.
     
    Son düzenleme: 7 Ekim 2010
  8. dominic
    Offline

    dominic Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2005
    Mesajlar:
    560
    Beğenileri:
    210
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    Vienna-Turkey
    antrenman sonunda basit şeker ihtiyacı konusunda hemfikiriz burdada belirtildiği gibi
    kilo başına 0.8 - 1.2 gr. olarak ön görülmüş..

    Therefore, by consuming a large amount of carbohydrates, you will promote a large insulin release, increase glycogen storage, and increase protein repair. Research has shown that a carbohydrate intake of 0.8 to 1.2 grams per 1 kilogram of body weight maximizes glycogen synthesis and accelerates protein repair. However, unless you've had a very long, intense workout, 1.2g/kg may be a bit excessive as excess carbohydrate can be converted to bodyfat. Therefore I recommend 0.8g of carbohydrate per 1 kilogram of body weight for speeding up muscle carbohydrate replenishment while preventing excess fat gain (van Loon et al 2000a).



    http://www.bodybuilding.com/fun/berardi4.htm
     
  9. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    Ayrıca ileri seviye bir bodybuilder ile orta ve yeni başlayanlar arasında enerji alım miktarları değişkenlik gösterir. özellikle antreman yapan şişman kişilerin (vücut yağ oranı yüksek) basit şekeri mutlaka terk etmeleri gerekir.

    yeni başlayan birinde bir bardak üzüm suyu yeterde artar bile.
    Önemli olan antreman sonunda alınacak protein kaynaklarının kalitesi.

    yani glikojen depolarınız öyle çabuk boşalmaz bunu anlatmaya çalıştım. Komplex karbohidratlar kasları sürekli besler ve vücutta emilimleri çok yavaştır.

    bir çok bodybuilder antreman sonunda aşırı şeker tüketimi yapar ve bu neticede kas definasyonunu kaybeder. Daha çok ağirlik basar ama bu kas gelişimi anlamına gelmez. Bununla ilgilide kaynak var.

    Ayrıca bastan söylediğim gibi insulin dengesi ile zırt pırt oynamamak gerekiyor.

    O yuzden antreman sonunda glikoz içeren meyva suyu içebilirsiniz ancak glikoz içermesi önemli.

    Gunun diğer zamanlarındada antreman öncesindede basit karbohidratlar tehlikeli.

    bununla ilgili de bir yazı var. onuda eklerim.

    ayrıca glukozun beyin hasarları ve hücre hasarları yaptıgını unutmamalısınız. Burada hata yapıp antreman sonunda aşırı şeker tüketen arkadaşlarımıza bir uyarı niteliğindeydi bu.

    ayrıca glukoz yağlardan çok daha tehlikeli ve zararsız olan yağların dahi gözümüzde zararlı gözükmesine sebeb oluyor.
     
    Son düzenleme: 9 Ekim 2010
    omerbay bunu beğendi.
  10. rodenward
    Offline

    rodenward Üye

    Katılım:
    6 Mart 2008
    Mesajlar:
    220
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    0
    konuyu daha da derinlestirerek light kolaya gelmek istiyorum. okudugum bir makalede, tadlandırıcıların en az seker kadar zararlı oldugunu okudum, kansere neden olmalarının dışında hem de...
    light kolayı icince sekerli bir tat geliyor insanın agzına, ve bu tat vicutta "sekerli bir yiyecek vicuda giriyor o zaman insulin salgılamalıyım" anlamına geliyor ve vicut bosyere insulin salgılıyor, kan sekeri dusuyor, halsizlik, basdonmesi, cabuk acıkma oluyor.

    bunu gercekten merak ediyorum. gercekten light koladaki tadlandırıcı vicutta buna mı sebep oluyor. arastıran oldu mu? coyote?
     
  11. blackk*
    Offline

    blackk* Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    istanbul
    Yok kim ne derse desin o lanet olası şekere işlenmiş basit karbo içeren o hazır gıdalara herzaman karşıyım evdekilerle az kavga etmedim eve kola gofret çokokrem vb. madde soktular diye.Hep söylediğim gibi sırt çantam ve içindeki yiyeceklerimle ben mutluyum yeri geldi nişantaşında kaldırımda oturup haşlanmıs tavuğumu yediğimi biliyorum :D:D
     
  12. 007EMRE
    Offline

    007EMRE Üye

    Katılım:
    25 Eylül 2010
    Mesajlar:
    347
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    İstanbul
    Bende sabah uyanır uyanmaz 2 bardak su içerim ve 1 kaşık bal atarım.Ondan sonra gün içinde başka hiçbir şekerli ürün tüketmem.
     
  13. tnesla
    Offline

    tnesla Üye

    Katılım:
    30 Kasım 2010
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    y.l.
    Soylediginiz sey konuyla cok yakindan alakali. Yurtdisinda yasadigim yillarda et yemeyi bu yuzden kestim cunku 1) hayvanlar kesinlikle GDOlu misirla besleniyorlar. Zira bu kadar buyuk girdisi olan hayvancilik sektorunde yabanci ureticinin kar etmesi baska turlu mumkun degil (Corn isimli belgeseli tavsiye ederim) 2) GDOlu misir dahil hormon ve antibiyotik katkisi yuzunden hayvan cok kisa surede irilesiyor, ic organlari gelisimini normal olarak tamamlayamiyor ve cogu olumcul hastalik yolundayken kesiliyor (yani bu sekilde beslenen hayvanin kesim suresi gecirilse ve ayni sekilde yemlenmeye devam edilse saglikli yasamasi mumkun degil) 3) Bu sekilde hayvana eziyetle ve benim sagligima 0 saygiyla sofraya gelen etten alinabilecek bir gida oldugunu dusunmuyorum.

    Bizde hayvancilik sektoru bu sekilde calismiyor (hatta biliyorsunuz, artik hic calisamiyor, yerli besici iflas noktasinda). Uzun hikaye fakat gdo'lu yem hususunda yerli besicilik urunleri daha guvenilir. Lakin anguslara dikkat. Organik tarim kadar organik besicilik de onemli (TRde 2003den beri ufak capta uygulaniyor fakat tuketici bilinci tam yerlesmedi).
     

Sayfayı Paylaş