testesteron konusuna giriş..

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve NİKE tarafından 22 Ekim 2012 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 2 üye.
  1. NİKE
    Offline

    NİKE Bölüm MOD Yönetici Bölüm MOD

    Katılım:
    18 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    900
    Beğenileri:
    1.579
    Ödül Puanları:
    103
    Meslek:
    MÜHENDİS
    Testosteron konusuna giris;

    Anabolik steroidler (AS) sentetik testosteron hormonu veya testosteron benzeri (yapisi ve islevi benzer) molekullerdir. Bu sebeple de AS'lerin ne oldugunu anlamak icin once testosteronu anlamak lazim.

    Testosteron en onemli erkek cinsel hormonudur. Yumurtaliklardaki Leydig hucrelerinde uretilir. Insan hayatinin degisik evrelerindeki uretim miktari degisiktir. Ergenlik doneminde bu hormonun etkileri en belirgin haldedir. Ses kalinlasmasi, vucut killarinin ve sakallarin cikmasi, sebum uretiminin artisi, cinsel organlarin gelismesi, spermin olgunlasmasi ve cinsel isteklerin ortaya cikisi gibi erkek cinsi karakterleri testosteron sebebiyle ortaya cikar. Butun bu etkiler testosteronun erkeksi ozellikleri arttirici (androjenik) etkileridir.

    Artan testosteron miktarinin ayni zamanda buyume (anabolik) etkisi de vardir. Protein sentezi (yeni doku yapimi) artisi erkeklerin kadinlardan cok daha fazla kasli olmasinin ana nedenidir. Yetiskin bir erkek gunde 2.5mg - 11mg araliginda testosteron uretirken, yetiskin bir kadin sadece 0.25mg kadar uretir (1). Kadinlardaki ana cinsel hormon estrojendir. Estrojenin vucuttaki etkileri testosterondan cok farklidir; dusuk testosteron ve yuksek estrojen miktari kadinlarin daha cok yag dokusu ve daha az kas dokusu uretmelerine, daha kisa boylu olmalarina ve ileri yaslarda daha cok kemik yogunlugu kaybetmelerine (osteoporoz) neden olur.

    Testosteronun bu etkilerini nasil hayata gecirdigi konusu biraz karisik. Dolasimda serbest haldeyken vucuttaki bir cok hucreyle etkilesime gecebilir. Kas, deri, bobrek, kemik, merkezi sinir sistemi ve prostat hucreleri gibi. Testosteron bu hucrelerdeki androjen reseptorlerine baglanarak etki gosterir. Bu sistemi kilit-anahtar ornegiyle aciklamak mumkun; hucre ustundeki reseptorler kilit ve hucreye girmeye calisan molekuller ise anahtar gibidir, hucreye girebilmek icin molekulun o reseptore uygun olmasi gerekir.

    Bu etkilesimde testosteron molekulu hucredeki reseptore baglanir ve bir reseptor grubu olusturur (receptor complex). Bu grup, yani hormon ve reseptor, hucrenin merkezine giderek DNA'nin belirli bir bolgesine baglanir. Bu bolgeye "hormona duyarli kisim" denir. Butun bu islem ozel genlerin salinmasini tetikler. Bu genler (baska bir cok etkilerinin yaninda) kaslardaki aktin ve myosin adli kas liflerini olusturan ve guc ureten proteinlerin sentezini tetikler. Kaslardaki glukojen depolarinin miktari da androjen etkisiyle artabilir. Iste kaslari buyuten ana etki bu.

    DNA'nin uyarilmasi tamamlandiktan sonra reseptor grubu DNA'dan ayrilarak tekrar hucre disina cikar. Reseptor ve hormon birbirinden ayrilir. Testosteron tekrar dolasima katilir ve baska hucreleri de ayni sekilde etkilemeye devam edebilir. Butun bu reseptor dongusu (reseptore baglanma, hucre merkezine gecis, DNA'ya baglanma ve genlerin tetiklenmesi) saatler suren bir islevdir. Mesela tek bir androlone ignesi kullanilan deneylerde androjen reseptorlerinin hucre ustune donmesinin 4-6 saat surdugu gorulmustur. Bu dongunun bolunme suretiyle yeni reseptorler uretilmesini (yani reseptor sayisinin artmasini) tetikledigi de dusunuluyor. Yani, androjenler kendi reseptorlerinin uretilmesinde etkililer. (2)

    Bobreklerde ayni dongu androjenlerin alyuvar (hemoglobin) uretimini arttirmasi (erythropoiesis) seklinde ortaya cikiyor (3). Bu etki alyuvar sayisinin artmasi ve dolayisiyla oksijen tasima kapasitesi artiyor. Hemen hemen her anabolik/androjenik steroitde bu etki vardir (bazi sporcular sadece oxymetholone ve boldenone'un bu konuda etkili olduguna inanirlar ama bu dogru bir inanis degil). Bu etki bobrekteki androjen reseptorlerinin aktif hale gecmesine bagli oldugu icin kullanilan molekulun bir onemi yoktur. Bu etkiyi gostermeyenler dihidrotestesteron (DHT) ve onun turevleridir sadece (4). DHT ve turevleri, bobrek ve kas hucrelerinde bulunan 3AHD (3alpha-hydroxysteroid dehydrogenase) enzimi tarafindan bozularak hemen islevlerini yitirir. Bu sebeple de kas ve bobrek dokularinda dusuk etki gosterirler.

    Yag dokulari (adipoz) da androjenlere hassastir ve bu hormonlar yaglarin dokulardan salinimini (lipolysis) tetiklerler (5). Bunu nasil yaptiklari tam bilinmemekle beraber, adrenalin reseptorlerinin miktarini ve tiplerini (beta adrenergic) etkiledikleri dusunuluyor. Yani androjenler adrenalinin yag yakici etkisini arttiriyor. Belki de genel hucresel islevler sebebiyle bu etki olusuyor olabilir (adenylate cyclase ile) (6). Genelde gozlenilen, vucutta androjen hormon seviyesi azaldikca yag tutulmasinin arttigi. Ya da tam tersi, androjen miktari arttikca yag dokularinin azaldigi. Bu zit etkilesimde androjen-estrojen orani da cok onemli, cunku estrojen vucudun bir cok yerinde yag dokularini buyutucu etki gosteriyor -8-. Bu mantikla, eger steroid kullanirken yag yakmak isteniyorsa, estrojen seviyesi cok dusuk tutulmali. Zaten bir cok vucutgelistirmeci definisyon icin estrojene donusmeyen (aromatize olmayan) steroidleri kullanmasinin sebebi bu. Estrojene donusebilen androjenler ise (yaglanmaya sebep olabildikleri icin) daha cok bulking zamani tercih ediliyor. (NOT: aromatizasyon hakkinda ilerki bolumlerde cok detayli bilgiler verilecek).

    Testesteron erkeksi ozellikleri arttirir. Bu ozellikler genelde androjene hassas dokulardaki reseptorlerin aktif hale gecmesiyle (ve genelde reseptore baglanmadan once testesteronun DHT'ye donusmesi sonucu) ortaya cikar. Sebaceous bezleri (derinin yaglanmasini saglayan bezler) daha cok yag uretirler ve bu artan miktardaki yagi tasiyamayan gozenekler tikanarak sivilceler ortaya cikar. Vucutta killanma, sakal miktari artar ama saclarda dokulme etkisi gorulur. Eger birey erkek tipi sac dokulmesine yatkinsa androjenler bu dokulmeyi hizlandirir. DHT'nin sac dokulmesinden dogrudan sorumlu oldugu iddiasi dogru degil. Asil suclu sac koklerindeki androjen reseptorlerinin aktif hale gelmesi. Cinsel bezler ve cinsel isteklilik (libido) , merkezi sinir sistemi ve noromuskular (kaslarin sinir sistemi tarafindan kontrolu) sistem de
    androjenlerden etkilenirler.

    Kaynaklar;

    1 Role of androgens in growth and development of the fetes, child and adolescent. Rosenfield R.L. Adv. Pediatr. 19 (1972) 172-213

    2 Metabolism of anabolic androgenic steroids Victor A. Rogozkin, CRC Press 1991

    3 Androgens and Erythropoiesis J. Clin Pharmacol. Feb.Mar 1974 p94-101

    4 Effects of various modes of androgen substitution therapy on erythropoiesis. Jockenhovel F, Vogel E, Reinhardt W, Reinwein D. Eur J Med Res 1997 Jul 28;2(7):293-8

    5 Testosterone increases lipolysis and the number of beta-adrenoceptors in male rat adipocytes. Xu XF, De Pergola G, Bjontorp P. Endocrinology 1991 Jan;128(1):379-82
     
    erol, batt_34, Danny Boy ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.

Sayfayı Paylaş