Tavuk Üretiminde Hormon Varmı?

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve dominic tarafından 29 Haziran 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 3 üye.
  1. dominic
    Offline

    dominic Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2005
    Mesajlar:
    560
    Beğenileri:
    210
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    Vienna-Turkey
    Tavuklar “yiyerek” hızlı büyüyor

    Piliçlerin nasıl olup da bu kadar hızla büyüdüğü sorusunun yanıtı, “meçhul” değil.
    Daha da önemlisi, piliçlerin beslenmesi tamamen bilimsel bir yaklaşımla gerçekleşiyor. Diğer bir deyişle piliçlerin nasıl hızlı büyüdüğü sorusuna verilen gerçek yanıtı bir değil, “birçok” olumlu bilimsel faktör belirliyor:
    On yıllardır yapılan bilimsel ıslah çalışmalarının bir sonucu olarak, civcivlerin büyüme hızının artması, hayvan besleme bilimindeki gelişmeler,
    Ayrıca,

      • 1734 sayılı “Yem Kanunu ve Yem Yönetmeliği” hükümlerine göre yemler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkililerince sürekli denetime tabi tutuluyor.
      • Üstelik ülkemizde kullanımına izin verilen yem katkılarına ilişkin yönetmelik; Avrupa Birliği’nde uygulanan yönetmeliğin tamamen aynısı.
      • Hayvan ıslahındaki ve yem sektöründeki gelişmelere bağlı olarak piliçler, 42-45 gün gibi kısa sürelerde 2-2,5 kg ağırlığa ulaşıyor...Ve bütün dünyada da ekonomik piliç üretimi için gereken süre aynı.

    Tavukta hormon kullanılmıyor

    Avrupa Birliği ülkeleri de dahil, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de tavuk üretiminde hormon kullanılmıyor. Çünkü;
    • Hormon kullanımı; yasak olduğu gibi, ekonomik açıdan da rasyonel değil.
    • Türkiye’de hormon üretimi yok ve hormon ithali de yapılmıyor.
    • Hormon ucuz bir madde değil; kullanımı halinde üretim maliyetleri birkaç kat artacaktır.
    • Tavuklara hormon verilmesi pratik olarak da mümkün değildir. Yem katkısı şeklinde yapılacak hormon uygulamalarından sonuç alınamadığı bilinmektedir.
    • Uygulamanın sonuç yaratması için; hormonun cinsiyete göre, doğrudan hayvanın organizmasına verilmesi gerekmektedir. Bu da dişi ve erkeğin kalabalık ortamlarda birlikte büyütüldüğü kanatlı hayvanlar için pratik olarak mümkün değildir. On binlerce hayvanın tek tek elden geçirilmesi ve enjeksiyona tabi tutulmasının imkânsızlığı ortada.
    • Türkiye’de yetiştirilen kanatlı hayvanlarda hormon kullanımına bugüne kadar rastlanmamış, bu konuda tek bir vak’a rapor edilmemiştir.
    “Genetiği Değiştirilmiş Tavuk” yok
    Dünyada ve Türkiye de “genetiği değiştirilmiş tavuk” diye bir kavram yoktur.
    Genetik yapının değiştirilmesi işlemi, tüm hayvan türlerinin beslenmesinde kullanılan mısır, soya gibi tarımsal ürünlerin ekildikleri alanda zararlı bitkilere ve böceklere dayanıklılıklarını arttırmak, besin değerlerini yükseltmek ve birim alandan daha fazla ürün elde etmek amacıyla kullanılan biyoteknolojik bir metottur.
    Söz konusu teknolojinin kullanılmasını kontrol altında tutmak amacıyla temmuz 2002 tarihi itibariyle “Birleşmiş Milletler Cartegena Biyogüvenlık Protokolü” Türkiye ve AB ülkelerinin de içinde bulunduğu 100 ülke tarafından imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir.
    Söz konusu protokolün ülke içindeki uygulamalarını kurallara bağlayan “ULUSAL BİYOGÜVENLİK YASA TASLAĞI “ AB ülkelerinin sırasıyla 18 ve 15 Nisan 2004’de uygulamaya koyduğu 1829/2003 ve 1829/2003 nolu yönetmeliklerine paralel olarak çok yakında ülkemizde de yürürlüğe girecektir.
    Önemli olan nokta, AB ülkelerinin yakın bir tarihte yürürlüğe koyduğu kanun ve yönetmeliklerle, GDO ürünlerinin yem hammaddesi olarak kullanımına yasak getirmemesi ve sadece ürün izleme programı çerçevesinde etiketleme zorunluluğu getirmesidir.

    Kaynak:
    http://www.sagliklitavuk.org/index.php/cPath/384_415





    Tavukta Hormon Var Mı?

    Tıpkı sera ürünlerinde olduğu gibi tavukta da herhangi bir amaç için kesinlikle hormon kullanılmamaktadır.Gerek sera ürünleri gerekse tavukta hormon konusunda şu gerçek net bir şekilde bilinmelidir; ülkemizde hormon üretimi, ithalatı ve kullanımı yasaktır.
    Hormon, bitkisel ve hayvansal üretimde kullanılamayacak kadar pahalıdır.
    Ülkemizde tüketiciyi tavuk konusunda en tedirgin eden nokta bunların 40-45 günde nasıl kesilecek kadar büyüyebildikleri konusudur. Bu sorunun cevabı için tavukçuluğun tarihsel gelişimini kısaca gözden geçirmek gerek. Türkiye’ye 1950’lerde yeni tavuk ırkları getirilmiştir. Bunlar saf ırklardı. Onlarca yıl süren ıslah çalışmaları sonrası verimi yüksek hibrit ırklar geliştirildi. Bunun yanında yem sanayi ilerledi. Günümüzde civcive başka, pilice başka, etçi tavuğa başka, yumurtacı tavuğa başka yemler üretilmektedir. İlker kümeslerin yerine artık modren kümesler inşa edilmektedir. Etkili aşılar geliştirildiği için tavuklar eskisi kadar hastalıklardan etkilenmemekte ve ölmemektedirler.Tavukların Tavukların 40-45 günde kesime gelebilmeleri bu gelişmeler ve değişimlerle sağlanmıştır.
    Tavukta hormon kullanılmamaktadır. Ancak, antibiyotik kullanımı mevcuttur.
    Bakterilerde direnç geliştirdikleri için birçok antibiyotiğin kullanımı artık yasaklanmıştır. Günümüzde iki antibiyotik yalnızca koruyucu olarak kullanılmaktadır
    . Kullanılan antibiyotiği kesime 5-7 gün kala kesmek gerekiyor. Bu süre içinde ilaç tavuğun bünyesinden atılabilmektedir. 2001 yılında bu yana Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kalıntı izleme programı çerçevesinde birçok analiz yapmıştır ve piliç etinde ilaç kalıntısına rastlanmıştır.
    Türkiye tavukçuluğu Avrupa Birliği’ndeki tavukçuluğun daha önündedir.Çünkü, bizdeki tesisler son teknolojiye göre yapılmıştır. AB’dekiler ise 20-30 yıl öncesinin teknolojisine sahiptir. AB ülkelerine ihracat yapabilecek çok sayıda tavukçuluk şirketimiz bulunmaktadır.
    Tüketicinin tavuk konusunda asıl dikkat etmesi gerek konu kaliteli firmaların ürününü, hijyen şartlarını yerine getiren ve soğuk zinciri devam ettirebilecek kapasitedeki alışveriş noktalarından almaya özen göstermesi olmalıdır.



    Kaynak:
    http://www.tubider.com/haber_goster.asp?menuno=26&busayi=9
     
    angel_f!re, Despo, seti80 ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  2. seti80
    Offline

    seti80 Üye

    Katılım:
    18 Kasım 2008
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    42
    Ödül Puanları:
    28
    Yer:
    Izmir
    ilk kaynak ganet net bir şekilde açıklıyor tavukçuluğun temiz bir üretim olduğunu fakat, 2. kaynaktan alınan 1950 yıllarında getirilen saf hatlar diye başlayan kısmı malesef gerçeği yansıtmıyor. 1950 yıllarında getirilen saf hatlar aydın incir araştırma ens. tavukçuluk bölümüne getirilmiştir. erbro isimli hibrit üretilmiş çeşitli sebeblerden dolayı devamı getirilememiştir. şu anda tükettiğimiz tavukların dede ve babaneleri (grandparents) yurtdışından gelmekte burada üretilip hibritler elde edilmektedir.
     
  3. iris
    Offline

    iris Üye

    Katılım:
    17 Mart 2010
    Mesajlar:
    181
    Beğenileri:
    118
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    İzmir
    bizzat bu işin içindeyim, etlik piliç üretiminde civcivler geldikten ortalama 40-45 gün sonra gönderilir (yer açmak için hariç) ve hemen kesime alınır, ilk 15-20 gün ayrı, sonraki dönem ayrı yem kullanılır, yeminde ortalama %23 protein mevcut, tabi bu firmadan firmaya değişiyor. hatta anlaşmalı olduğunuz firma, size civcivleri getirirken, yemini de kendileri temin eder ve herhangi başka bir besin maddesi veya farklı bir yem kullanımı yasaktır. tabi hastalık her zaman oluyor, bunun için antibakteriyel ilaçları genellikle suyuna karıştırıp veriyoruz ama zaten bu ilaçlar en fazla 2 gün vücudunda bulunuyor.
    Tavuk çok tembel bir hayvan, çiflikte bulunan işçiler genelde öğleden sonra saat başı (civciv dönemi hariç) kümesin içini gezerek yatan tavukları kaldırır ve kalkan tavuk hemen yem yemeye başlar, sabah uyandıklarında zaten herhangi bir hastalık yoksa kümeste, öğlene kadar sürekli yem yiyorlar, yani tavuk eğer yerde oturmuyorsa, büyük ihtimal yem yiyordur, sürekli yem yiyen bir hayvan bu yüzden hızlı bir şekilde büyüyor.
     
    yalnızkovboy_89 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş