Taş Devri Diyeti

Konusu 'Beslenme' forumundadır ve bonatschi tarafından 18 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. bonatschi
    Offline

    bonatschi Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesajlar:
    3.855
    Beğenileri:
    4.910
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Londra
    diez'in "Asıl suçlu yağ değil, şeker.." başlığında ( http://bodyforumtr.com/forum/viewtopic.php?t=9554 ) paylaştığı yazıda bahsedilen "taş devri diyeti"ni ayrıntısıyla paylaşmak istedim..


    Güncel Taş Devri Diyetinin Temel İlkeleri

    Taş devri 5-10 bin yıl önce bitmiştir. O zamandan bu zamana kadar genlerimizde çok az değişiklik olmasına rağmen çevresel şartlar ve özellikle de yiyeceklerimiz çok büyük oranda değişmiştir.

    Özellikle son 50-100 yıl içinde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı konulmuş gıdalar, margarin gibi kimyasal yolla katılaştırılmış, ayçiçeği, mısır gibi sıcak preslenmiş sıvı yağlar aşırı şekilde kullanılmaya başlanmış; buna karşılık taze sebze, meyve ve tencere yemeklerinin tüketiminde de belirgin bir azalma olmuştur.
    Gen yapımız ve buna bağlı vücudumuzda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar doğal olmayan yiyeceklerin tümü ile başa çıkacak yeteneğe sahip değillerdir.

    Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk , kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden olmaktadır.

    Bu hastalıklardan korunmak istiyorsak mümkün olduğunca 5-10 bin yıl öncesine benzeyen bir diyet uygulamalıyız.

    Genel ilkeler
    Üç beyaz (tuz, şeker ve un) yasaktır ya da çok azaltılmalıdır.

    Her yiyecek doğal şekline en yakın olarak tüketilmelidir.

    Yasaklar haricinde yeme sınırı yoktur. Doyuncaya kadar yiyebilirsiniz (patlayıncaya kadar değil).

    Çiğ yiyecekler toplam diyetin en az %60’ını oluşturmalıdır.

    Etler
    Yağsız olmayacak, fazla pişirilmeyecek.

    Kırmızı et (tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan eti), sucuk, kavurma, pastırma vb serbesttir. Katkı maddelerinden dolayı salam-sosis tercih edilmemeli.

    İddia edilenin aksine kırmızı et yemek koroner kalp hastalığına neden olmaz.

    Etin az yenmesi B12 vitamini, karnitin, koenzim Q10 ve bazı esansiyel amino asit eksikliklerine yol açabilir. Bu eksiklikler başka organlarınız gibi kalbinize de zarar verir.

    Beyaz et: Tercihen köy tavuğu ve diğer kümes hayvanları (köy tavuğu geç pişer)

    Balık: Ağır metal zehirlenmesi riskini azaltmak için küçük balıklar tercih edilmeli, balık çiftliği balıkları tercih edilmemeli

    Ek gıda-sakatat
    Sakatatlar hayvani gıdaların en değerli bölümleridir.

    Yasaklanmaları doğru değildir.

    Fakat veteriner gözetiminde kesilmiş hayvanların sakatatı yenmelidir.

    Yumurta
    En kaliteli protein kaynağıdır. Köy yumurtası tercih edilmeli.
    Günde 1-4 adet yenilebilir.

    Tercih sırasına göre
    1. Çiğ (enfeksiyon olmadığından eminseniz!
    kabuğu sağlam, pis kokmuyor ve suya konduğunda
    yüzmüyorsa yumurta çok büyük bir olasılıkla temizdir),
    2. Rafadan,
    3. Lop,
    4. Kızartma (mümkünse yenmemeli, yenilecekse, zeytinyağında ya da fındık yağında ya da tereyağında yapılmalı ve önce akı pişirilmeli, sarısı ayrıca çiğ olarak eklenmeli)

    Yumurtanın yararları
    Görmede azlığına yol açan maküler dejenerasyonu azaltır (lutein)
    Kolesterolü düşürür(kolin)
    Bellek ve öğrenme kapasitesini artırır (kolin)
    Asetilkolini artırır
    Yumurta sarısı kalsiyumdan ve karotenoidlerden zengindir
    Çinko içeriği yüksektir
    Magnezyum içeriği yüksek (migren, fibromiyalji vb
    Antioksidan ve antienflamatuvardır.
    Omega-3’ten zengindir (Özgür dolaşan tavuklar!)
    A, D, K vitaminleri, demir, selenyum, riboflavin, ve niasinden zengindir.

    Sebzeler ve yeşil yapraklılar
    Daha çok çiğ tüketilmelidir (salata tarzında).

    Koyu yeşil yapraklılar K vitamini, kalsiyum ve magnezyumdan zengindir (kemik erimesinin önlenmesi!) ve ayrıca omega-3 yağ asidi içerir.

    Doğal yetiştikleri için yabani otlar (ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu, semizotu, labada vb) mükemmeldir.

    Semiz otu sebzeler içinde en önemli omega-3 kaynağıdır.

    Patates yüksek şeker içerdiğinden yenilmemelidir. Kızartması ise hiç yenilmemelidir.

    Turp, havuç ve patlıcan da şeker içeriği yüksek olduğu için aşırı tüketilmemeli.

    Sarımsak-Soğan
    Sarımsak: Hücreleri paslanmaktan koruyan (antioksidan) en önemli yiyeceklerden biri.

    Her gün en az iki diş yenilmeli. Sarımsağı ezin (yutmayın) ve en geç 1 saat içinde tüketin.

    Sarımsak haplarının kokusu yoktur fakat doğal şekli kadar faydalı değildir.

    Soğan: En az sarımsak kadar değerli.

    Meyveler
    Kayısı, üzüm, muz, gibi şeker içeriği yüksek meyveler sınırlı yenmeli.

    Az şekerli meyveler daha çok yenilebilir (tazesi tercih edilmeli).

    Üzüm (çekirdeği ve kabuğu), çilek, yaban mersini, kızılcık gibi meyveler çok yüksek antioksidan etkilere sahip.

    Pastörize/homojenize sütler
    Sütün pastörizasyonu bazı hastalık patojen bakterileri ortadan kaldırırken faydalı bakterileri (probiyotikleri) de yok etmektedir.

    Homojenize edilmiş sütler (Kutu sütleri) ise çok daha büyük bir sorundur. Çünkü homojenizasyon sırasında süte 2 ton civarında bir basınç uygulanmakta ve süt proteinlerinin moleküler yapısı büyük ölçüde değişmektedir.

    Molekül yapısı değişmiş proteinler immün sistemi aşırı uyararak çocuğun ileriki yaşamında Tip I diabet ve mültipl skleroz gibi otoimmün (kendi dokularını tahrip edici) hastalıklara yol açmaktadırlar.

    Süt ve süt ürünleri
    Kaymak bağlamayan, ekşimeyen ya da kesmeyen süt ya da yoğurt doğal değildir.

    Sütten çok mayalanmış süt ürünleri (tam yağlı yoğurt, tam yağlı peynir) tercih edilmeli.

    Kefirle mayalanmış süt çok yararlı.

    Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir.

    Güveniyorsanız (!) sokak sütçüsünden de süt alabilirsiniz.

    Şehirdeki en iyi olabilecek seçenek günlük pastörize şişe sütleridir.

    Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayınız.

    Süt ya da yoğurt ekşimesin ya da kesilmesin diye içlerine antibiyotikler konulmakta ve süt içindeki probiyotiklerin tümüne yakını kaybolmaktadır.

    Sadece ekşiyen ve/veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz (bulursanız!!!)

    Baklagiller
    Nohut, fasulye, mercimek, bezelye, börülce vb haftada 2-3 kereden fazla yenmemelidir.

    12 saatte bir suyu değiştirilmek üzere 48 saat suda bekletilmeli, ve ağır ateşte (mümkünse güveçte) pişirilmeli.

    Soya
    Söylendiği gibi sağlıklı bir yiyecek değildir.

    Protein sindirimini ve bağırsaktan kalsiyum, demir ve çinko emilimini azaltır (fitatlar).

    Tiroid hormonu sentezini bozar.

    Erken ergenlik belirtileri, kısırlık ve adet düzensizliklerine yol açabilir.

    Alerjilere neden olabilir.

    Çok az yenilmeli, hatta hiç yenilmemelidir. Az miktarda fermante soya ürünleri yenilebilir.

    Kabuklu kuruyemişler
    Ceviz, fındık, fıstık, ayçiçeği, kabak çekirdeği, badem vb.

    Lif ve minerallerden zengindir.

    Ceviz omega-3 de içerir.

    Günde 1-2 avuç (50-100 gram kadar) oldukça yararlı.

    Kuruyemişler aşırı yenilmedikçe şişmanlatmaz.

    Çiğ ve az tuzlu olanı tercih edilmeli.

    Yağlar
    Yağ kısıtlaması vücut için zararlıdır. Sanılanın aksine yağı az, dolayısıyla şekeri fazla yiyecekler insanları daha çok acıktırır ve daha çok şişmanlatır!

    Margarin: Kimyasal bir ürün olup insan vücudunu yozlaştırır. esinlikle yasak!

    Tohumlu sıvı yağlar (ay çiçek yağı, pamuk yağı, mısırözü yağı, soya vb): Kullanılmamalı ya da çok az kullanılmalı.

    Omega-6/omega-3 dengesini, omega-6 lehine bozuyor. Sıcak presten çıkan bu yağların dokuları yıpratıcı (dejeneratif) özellikleri de var.

    Zeytin- Zeytinyağı
    Zeytin: Mümkün olduğunca tuzu çıkartılmalı. Sele zeytininin tuzu daha rahat çıkıyor. Daha çok yeşil zeytin tercih edilmeli.

    Zeytinyağı: Mükemmel bir yağdır. Halis sızma olanlar tercih edilmeli

    Riviera ikinci seçenektir (sıcak baskı).

    Fındık yağı: Zeytinyağına çok benzer özelliklere sahip, sıcak baskı bir yağdır; ikinci seçenek kullanılabilir.

    Hayvani yağlar
    Tereyağı: Mükemmel! Mümkünse özgür otlayan hayvanların yağı(köy tereyağı).

    Tereyağının piyasada sahtesi çoktur (margarin üzerine giydirilmiş). Sahtesi dışarıda bırakıldığında geç erir, bıçakta fazla leke bırakır.

    Urfa yağı: Tereyağı gibi yararlı

    Kuyruk ve iç yağı: Tereyağı gibi yararlı

    Tereyağının yararları
    En iyi A vitamini kaynağıdır.
    Yüksek oranda antioksidan (kolesterol, A vit, E vit, selenyum) içerir.
    Konjuge linolenik asitten (CLA)zengin olup, antienflamatuvar, antiallerjik ve antikansorejenik etkileri vardır.
    İyi bir iyot kaynağıdır.
    Diş çürükleri ve osteoporoz riskini azaltır.
    Lesitinden zengindir.

    Balıkyağı
    Hayat iksiri! Büyük ölçüde omega-3 yağ asidi içeriyor.

    Bebeğinden, hamilesinden, gencine ve yaşlısına kadar herkes kullanmalı.

    Günde en az 1-2 kapsül (0.5-1 gr). Balıkyağı şişmanlatmaz.

    Yaz-kış kullanılabilir.

    Morina karaciğeri yağı D vitamini içerdiğinden yazın kullanılmamalı. Aksi halde D vitamini yüklenmemesi yapabilir.

    Keten tohumu
    Balık yağından sonra ikinci önemli omega-3 kaynağı.

    Önce hafifçe kavurun ve kahve değirmeninde öğüttükten sonra günde 2-3 tatlı kaşığı yemeklere, yoğurda veya salatalara serpin.

    Omega-3 gücü balık yağının onda biri kadardır. Fakat lif oranı yüksektir.

    Kızartmalar
    Vücut hücrelerini paslandırdığı için zararlı.

    İllaki yenilecekse tereyağı, zeytinyağı, veya fındık yağı ile yapılmalı.

    Kızartmaların zararlı etkilerini azaltmak istiyorsanız yanında sarımsaklı yoğurt ve yeşillik yiyin.

    Tahıllar ve unlu gıdalar
    Hızlı emilen şeker miktarları yüksek olduğu için insülin direncini arttırırlar.

    Bu nedenle ekmek, bulgur, mısır, çavdar, makarna, pirinç vb. gibi tahıllar ve bunlar ile yapılan yemekler ve hamur işleri yenmemeli ya da iyice azaltılmalıdır.

    Diyete adapte olmada güçlük çekenler kısa bir süre için tam buğday ekmeği (köy ekmeği), kepek ekmeği, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği ve bulgur yiyebilirler.

    Çay/kahve
    Hepsi çok yararlı. Şekersiz içilecek!

    5-10 dakika demlendikten sonra hemen içilmeli. Bekledikçe antioksidan değeri azalır.

    Makine çayları içilmemeli. Sarkıtma çay tercih edilmemeli

    Yeşil çay: Diğer çaylara büyük üstünlüğü yok.

    Kahve-nestkahve-kapuçino: Büyük ölçüde yasak; Arada bir içilebilir

    Türk kahvesi: Arada bir içilebilir.

    Yeşil çayda bol miktarda kateşinler adı verilen flavonoidler bulunur.

    Siyah çay yeşil çayın harmanlanması ile elde edilir.

    Bu işlem sırasında kateşinler kırmızı-turuncu renkteki teaflavinlere dönüşür.

    Yeşil çay (kateşinler) ile siyah çayın (teaflavinler) antioksidan kapasitesi arasında bir fark bulunamamıştır.

    Turşu/sirke
    Turşular: Oldukça yararlı (probiyotik). Tuzunu azaltın (turşu kurarken tuz yerine limon tuzu, askorbik asit ya da sirke kullanın).

    Sirke (özellikle halis üzüm sirkesi), nar ekşisi, şalgam suyu ve meyan kökü suyu çok yararlı.

    Tuz/Baharat
    Yiyeceklerin içinde doğal olarak bulunan tuz vücudumuzun ihtiyacını karşılar.

    Tencere yemekleri içine az miktarda tuz katılabilir.

    Yemeklerin ve salataların üzerine tuz serpmeyin.

    Az tuz sizi halsiz bırakıyorsa tuzu biraz artırın.

    Baharatlar: İçerdikleri vitamin, mineraller ve antioksidanlar açısından açısından oldukça yararlıdır.

    Şekerler
    Rafine şekerler (çay şekeri, früktoz vb) ve bunlarla yapılan yiyecekler (pasta, bisküviler, gofretler, baklava, revani, kadayıf vb) yasaktır.

    Haftada bir kere orta boy, sütsüz ve kakao oranı yüksek (bitter) ve kaliteli çikolata yenilebilir (şart değil!).

    Çikolata kadınlarda adet öncesi dönemde görülen depresyonu azaltır (en iyi magnezyum kaynağı).

    Bal halis ise şifa verir.

    Günde bir iki çay kaşığı yenilebilir.

    Alelade ballar, her çeşit reçel ve pekmez aşırı şeker içerdiğinden yenilmemelidir.

    Piyasadaki balların en az %95’i sahtedir.

    Tatlandırıcılar
    Tatlandırıcılar ve bunlarla yapılmış diyet ürünleri yenilmemelidir.

    Aspartam (Canderel ®, Sanpa®, Aspartil®, Diyet-Tat®, Nutra-tat®

    Ayrıca diyet kola, şekersiz sakız, birçok diyet yiyecek içinde bulunur)

    Depresyon da dahil olmak üzere birçok yan etkilere yol açabilir.

    İçki/ Meşrubat
    İçki: Günde 1-2 kadeh şarap (özellikle kırmızı kırmızı), rakı ya da eşdeğer içki içilebilir. Mecburiyet yoktur!

    Bira, votka, cin gibi şeker içeriği yüksek içkileri içmeyiniz.

    Meşrubat: Her türlüsü yasak. Evde yapılan taze meyve suyu (posası ile birlikte) içilebilir.

    Meşrubat olarak ayran, kefir, boza, şalgam suyu veya meyan kökü suyu için.

    Enerji içecekleri
    Başlangıçta reaksiyon hızını biraz artırırsa da daha sonra bu fark da ortadan kalkar. Diğer özellikler üzerine belirgin bir etkisi yoktur.

    Şeker içeriğinin yüksek olması uzun vadede insülin direnci ve buna bağlı hastalıkları artırır.

    Enerji içeceklerini içmeden önce enerjinizin niçin azaldığını araştırın!!!

    Su
    Günde 6-8 bardak su için.

    İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir. İçtiğiniz su aşırı soğuk olmasın.

    Kaynak suyunu için. İşlenmiş sofra sularını (Turkuaz®, Aquafino ® , Niksar-Ayvaz ®vb) mecbur kalmadıkça içmeyin

    Şebeke suyunu mümkünse içmeyin (klorlu !). Klor, mikropları öldürmek için suya konulur. Fakat kanser de yapabilir. Filtre edilmiş şebeke suyu içilebilir.

    Şebeke suyunu musluktan aldıktan sonra en az bir saat dinlendirirseniz kloru uçar ve içilebilir.

    Pişirme şekli
    Yemekler kendi suyunda ağır ağır pişirilmeli; geleneksel yöntemler yanında turbo fırınlar da kullanılabilir

    Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) sakıncalıdır.

    Dondurulmuş yiyecekleri fazla tüketmeyin.

    Konserve yiyecekleri ise mümkünse hiç yemeyin (ev konserveleri hariç).

    Özetle

    Yiyin (doyuncaya kadar):
    Et ve hayvani yağ
    Balık, tavuk
    Zeytinyağı, fındık yağı
    Yumurta
    Meyveler (az şekerli)
    Sebzeler
    Kabuklu kuru yemişler
    Süt ürünleri, kefir

    Yemeyin:
    Tahıllar ve unlu gıdalar
    Patates
    Şeker, tatlılar

    Az yiyin:
    Baklagiller
    Süt
    Meyveler (çok şekerli)

    Kaynak:
    Prof. Dr. Ahmet AYDIN
    İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
    Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı
    www.beslenmebulteni.com e-posta: besahmet@yahoo.com




    [/b]
     
  2. ibrahimmmm
    Offline

    ibrahimmmm Üye

    Katılım:
    18 Aralık 2006
    Mesajlar:
    122
    Beğenileri:
    32
    Ödül Puanları:
    38
    İyi ama peki bu doymuş yağlar nereye gidecek. Kırmızı et, tereyağı vs... bunlar kalp ve damarlarda tıkanıklığa yol açar ve güm diye gidiveririz. Bırakın taş devrini, şu anda köy hayatı yaşayanların çoğu yaşlanınca kalpten gidiyor. Doktorun biri böyle dedi diye buna göre yaşamamız ne kadar doğru olur bilmiyorum. Doğal olmayan yiyeceklere bende karşıyım ama bazıları aşırı doymuş yağ içeriyor ve bunlar insanı kesin götürür. Bütün Dünyanın kabul ettiği bazı bilimsel verilerdir bunlar. Tek kişinin ileri sürdüğü görüşler değil. Ama bazı bilgiler ise sonuna kadar doğru.
     
  3. Rogueknight
    Offline

    Rogueknight Üye

    Katılım:
    31 Aralık 2006
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    İstatistik Uzmanı
    Yer:
    Ankara
    "İyi ama peki bu doymuş yağlar nereye gidecek. Kırmızı et, tereyağı vs... bunlar kalp ve damarlarda tıkanıklığa yol açar ve güm diye gidiveririz"

    Bu yanlış bir bilgi, ne yaziki halen dünya üzerinde bir çok insanında bu bilgiye inandırıldığı bir gerçek.Doymuş yağların bizzat damar tıkanıklığına yol açtığının hiç bir zaman bilimsel olarak kanıtlanmadı (1).Ayrıca damar tıkanıklıklarının doymuş yağların en çok tüketildiği dönemlerde hemen hiç bulunmayışı bir diğer gerçek(2).Doymuş yağlar düşmanımız değildir. Doymuş yağ oranını diyetlerinde azaltıp bitkisel yağları tercih eden toplumlar ve ülkelerde kalp-damar hastalıkları inanılmaz derecede artmıstır.Örnek vermek gerekirse Kuzey Amerika yerlileri olarak bilinen Eskimoların günde tükettikleri toplam kalorinin yaklaşık %90’i av hayvanları ve deniz hayvanlarından gelen yağlar olmasına rağmen bu ırkta ne kalp rahatsızlığı, ne diş cürüme vakaları ne de diğer herhangi bir kronik hastalığın belirtilerine rastlanmamış(3).

    (1),(2),(3) - Hangi yağlar daha sağlıklı? Bitkisel yağlar mı? Hayvansal yağlar mı? (Beslenmebulteni.com)

    Daha ayrıntılı bilgi için yukarıdaki makeleyi okumanı öneririm.
     
  4. okko
    Offline

    okko Üye

    Katılım:
    19 Ocak 2007
    Mesajlar:
    146
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    28
    gerçekten bana yol göstericek bilgiler eline sağlık dostum
     
  5. cNyT
    Offline

    cNyT Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2007
    Mesajlar:
    153
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    18
    banada çok yardımcı oldu paylaştığınız için sağ olun.
     
  6. cherokee
    Offline

    cherokee Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2006
    Mesajlar:
    328
    Beğenileri:
    123
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Yük.Müh.
    Yer:
    Niğde
    şokk oldum desem yeridir. ben de tereyağını yemeyi kesmiştim. teşekkürler arkadaşım.
     

Sayfayı Paylaş