Türkçe'nin doğru kullanımının önemi.

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve sehzadecelik tarafından 6 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 10 üye.
  1. sehzadecelik
    Offline

    sehzadecelik Üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    482
    Beğenileri:
    142
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Heryer
    • merhaba arkadaşlar.aslında konuya tam olarak nasıl başlamam gerekiyor bilmiyorum ama Konfiçyus'un şu sözü iyi olur herhalde "hangi dili konuşursan o dilde düşünürsün.arkadaşlar etrafımıza baktığımızda her şeyin tabelaların,yer isimlerinin hatta uyarı levhalarının bile farklı bir dil özellikle ingilizce olduğunu görüyoruz.ben bu konuya dikkat çekmek istedim.suan vakit problemim dolayısıyla buraya kendi yazılarımı değil Türkçe derneklerinden ulastığım bazı yazıları ekliycem bu yuzden özürdilerim. ve son bi not Atatürk'ün söylediği NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE sözünün aslı TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR,TÜRKÇE DEMEKTİR "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! sizce neden bu sözün tamamı bize öğretilmedi.
    Özensizlik ve Yanlış Kullanım
    Dilimizin sözlü ve yazılı kullanımında akıl almayacak yanlışlar yapılıyor. Kurallarına uygun, doğru ve düzgün kullanılmıyor Türkçe. İlköğretimden yükseköğretime kadar okullarımızda görülen Türkçe yetersizlikleri, üniversite öğrencilerimizde bile sık sık göze çarpan sözlü ve yazılı anlatım kusurları, bozuk cümleler ve söyleyiş yanlışları, bir dilekçe yazarken yapılan yanlışlar, resmî yazışmalarda göze batan anlatım kusurları, basın yayın organlarındaki akıl almaz özensizlikler, sokak ve caddelerde bulunan tabelalardaki yabancı sözcük hastalığı... Türkçemizin geleceği için önemli bir tehlike oluşturmaktadır.
    Radyo dinlerken, televizyon izlerken insan bazen şaşırıp kalıyor. Osmanlıcadan gelme sözcüklerin yanlış telaffuzları, damıtık dilin giderek argo dile dönüşmesi, vurguların ve tonlamaların ürkünçlüğü, görüntülü yayınlarda sunucuların garip el kol hareketleri, konuşma sırasındaki tuhaf jestleri, Türkçeyi sevenleri üzüyor.
    Bazı özel ve yerel TV kanalları ile radyoların, daha kendi adlarından başlayarak Türkçeye karşı alabildiğine saygısız ve sorumsuz tutumları yürekler acısı. Son yıllardaki moda deyişle medyada, özel ve yerel TV kanallarında yeni tip sunucular, haber ve spor spikerleri de moda oldu. Oysa sunuculuk ve spikerlikte dili düzgün ve pürüzsüz kullanma, fizikî güzellikten önce gelir, önce gelmelidir. Dil bilinci ve sevgisi onlara özellikle kazandırılmalıdır. Ekran sorumluluğu bunu gerektirir. Sunucu ve spiker adayları, öncelikle dili doğru ve düzgün kullanma konusunda ciddî bir eğitimden geçirilmelidir. Çünkü onlar her gün milyonlara sesleniyor, milyonlarla yüz yüze geliyor. Örnek olma, model olma gibi bir sorumluluğu da var onların.
    Türkçeye karşı özensizlik, sorumsuz davranışlar, bu dili yanlış kullanma, ne yazık ki dar ve sınırlı bir çerçevede görülmüyor. Bu gevşeklik, devlet adamları, çeşitli mesleklerdeki aydınlar ya da aydın olması gerekenler, öğretmenler, her öğretim kademesindeki öğrenciler için de söz konusu.
    İnsanlarımıza özellikle doğru konuşma, düzgün yazma, duygu ve düşüncelerini pürüzsüz anlatma becerisi kazandırma konusuna özenle eğilmek zorundayız. Çünkü üniversitede okuyan gençlerimizin büyük çoğunluğunda bile önemli dil ve anlatım kusurları ile karşılaşıyoruz.
    Yabancı Sözcük Tutkusu
    Günümüzde Türkçe, neredeyse ana dilimiz olduğunu unutturacak ölçüde yabancı sözcüklerle dolduruluyor, kendi sözcüklerimiz acımasızca dışlanıyor.
    Sorunların belki de en önemlisi, dilimizin kamuoyu önündeki kullanımında görülen “Türkçeden kaçış” diyebileceğimiz süreçtir. Ülkeyi yönetenler, basın-yayın kuruluşları ve bir kısım aydınlar, çok güzel Türkçe karşılıkları bulunsa da yabancı sözcükleri kullanmaktan sanki olağanüstü bir zevk alıyorlar. Türkçe konuşmaktan kaçan bir kamuoyu oluşmuş görünüyor. Bu durum dilimiz için büyük tehlikedir.
    Bugün de benzeri durumlara sık sık tanık oluyoruz. Güzelim uzlaşma yerine concencous, yoğunlaşma yerine consantrasyon, kontrol yerine çek etme dedik mi kültürlü kişi oluyoruz. İstanbul Taksim’deki görkemli bir otelin adı The Marmara, Hilton’daki sergi merkezinin adı Exibition Center.
    Kentlerimizde caddeler, yabancı adlar nedeniyle işgal altındadır. Kendilerine “entel” denilen bir kısım aydınlar, kendi yurduna yabancılaşmayı evrensellik sanıyor.
    Konuşmada veya yazıda aralara yabancı sözcük sıkıştırmak, bağımsızlık gururunun nasıl törpülendiğini gösteren acı bir örnek değil midir? Neredeyse, ana dilimizin Türkçe, anavatanımızın Türkiye olduğunu unutuyoruz.
    Yabancı dil ne kadar önemli olursa olsun, insanın ana dili daha da önemlidir. Temel görevimiz, gençlerimizi düşünen, eleştiren ve düşüncelerini düzgün ifade edebilen bireyler olarak yetiştirmektir. Öğrencinin kendi dilini ikinci sınıf, yetersiz bir iletişim aracı olarak görmesi çok sakıncalı bir durumdur. Böyle bir öğrenciden kendi diline ve kültürüne, ana diline saygı duyması nasıl beklenebilir?
    1930’lardan 1980’e kadar yürürlükte olan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesi, Türkçeyi koruyucu hükümler taşıyordu. Son yıllarda görülen yabancı dil işgali nedeniyle, ilgili Devlet Bakanlığınca 1997’de hazırlanan “Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştu. Böylece Türkçeyi yozlaşmalardan koruma, yabancı dillerin inanılmaz baskısından kurtarma amaçlanıyor.
    Nitekim Fransa’da 1994 yılında hükümetin önerisi ile Fransızcayı İngilizcenin akınından korumak için “Fransız Dilinin Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısı” adlı bir tasarı hazırlanmış ve yasalaşmıştır. Fransızcayı korumaya yönelik yasanın bizim için de büyük önem taşıyan 9. maddesi şöyledir:
    “Eğitim, sınavlar ve yarışmalar ile kamuya ya da özel sektöre ait eğitim kurumlarında yapılan tezler ve bilimsel yazılar için kullanılacak dil Fransızcadır.”
    Bu akılcı yaklaşımla gerçekçi uygulamadan alınacak dersler bulunduğu çok açıktır.
    Yabancı Dil Düşkünlüğü
    Ülkemizde özellikle 1980’den sonra görülen büyük yanlışlardan biri, yabancı dil öğretimi ile yabancı dille öğretimin birbirine karıştırılmasıdır. Günümüz dünyasında yabancı dilin ve yabancı dil öğrenmenin önemi elbette ki tartışılamaz. Her türlü ilişki, iletişim ve gelişme için yabancı dil elbette ki çok gerekli. Ama ülkemizde özellikle son zamanlarda düşülen önemli bir yanılgı, yabancı dilin araç değil amaç olarak görülmesidir. İşte bu nedenle, yabancı dille öğretim yapan okulların ve üniversitelerin sayısı hızla artmaktadır. Oysa yabancı dil amaç değil araçtır.
    İşin en acı ve düşündürücü yanı da, yabancı dille öğretim yapan kurumlarda okuyan Türk çocuklarının Türkçeyi ihmal etmeleri, giderek unutmaları, özellikle yazılı anlatım yetersizlikleri içine düşmeleri ve kendi dillerini küçümseyip hor görmeleridir. İşte en büyük tehlike de burada yatıyor. Ana dilinin yetersiz olduğu inancı ile yetiştirilen bir genç, kendi diline ve kültürüne nasıl saygı duyacaktır?
    O hâlde öncelikle yapılması gereken şey, yabancı dil öğretimi ile yabancı dille öğretimi birbirine karıştırmamaktır. Çok gerekli olan yabancı dil öğretimini bütün okul kademelerinde en etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirelim. Bunun yollarını arayalım. Ama çok gereksiz olan ve ülkemizin geleceği, kültürü açısından büyük tehlikeler taşıyan yabancı dille öğretim tuzağından kurtulalım. Bunun için de her şeyden önce ana dili duygusu, duyarlığı ve dil bilinci gerekir.
    Ülkemizde nitelikli insan yetiştirmek istiyorsak, başkalarının diliyle değil, kendi dilimizle, kendi kültürümüzle yetiştirmeliyiz. Çünkü kendi kültürünü dışlayan bir toplum, varlık nedenini yadsıyor demektir.
    Çağdaş ülkelerin hiçbiri yabancı dilde eğitim yapmıyor. Bu durum, sadece az gelişmiş ülkelerde ve sömürgelerde görülüyor.
    Bazı okullarda eğitim yabancı dille yapılırsa Türkiye’nin dış dünya ile daha kolay anlaşacağı, Türkçenin bilim dili olmadığı, İngilizce ile daha iyi bilim yapılacağı yolundaki görüşler yanlıştır. Bu görüşler, emperyalizmin sömürge ülkelere dayattığı anlayışın sonucudur. Her ülkede bilim ancak o ülkenin kendi diliyle yapılabilir. Yabancı dille eğitim, eğitim bilimine de aykırıdır. Çünkü bir insan, dünyayı en sağlıklı biçimde ancak kendi diliyle algılayabilir ve anlatmak istediğini de en güzel kendi diliyle anlatabilir.
    Ülkemizin tanınmış üniversitelerinden biri olan ve eğitimi İngilizce yürüten ODTÜ’de yapılan bir araştırmada, öğrencilerin yabancı dille eğitimden memnun olmadıkları, buna karşı çıktıkları görülmüştür. İngilizce eğitim yapılan Boğaziçi Üniversitesinde de benzer görüşler öne sürülmekte, eğitim dilinin Türkçe olması savunulmaktadır.
    Türkçe Öğretimindeki Yetersizlik
    Okullarımızda, hemen her meslekte ve üniversitelerimizde Türkçe yetersizlikleri ile ne yazık ki sık sık karşılaşıyoruz.
    Dil eğitiminin temel amacı, kişilerin düşünme ve iletişim becerilerinin geliştirilmesidir. Dille iletişimin bir yönünü anlatma, öteki yönünü anlama oluşturur. Bu nedenle bütün ülkelerin eğitim sistemlerinde, dil eğitimine, özellikle ve öncelikle ana dili eğitimine büyük önem verilir. Yetişmekte olanlara dilin çok iyi bir şekilde öğretilmesi için çalışılır. Çünkü dil, kültürün temel ögesidir ve insanları birbirine yaklaştıran en güçlü araçtır.
    Dil eğitiminde asıl hedef; dört temel beceri olan dinleme, konuşma, okuma, yazma becerilerinin hedef kitleye kazandırılması ve geliştirilmesidir. Ana dili dersi bir bilgi kazandırma değil, beceri kazandırma dersidir.
    Sözcük ve Terim Üretimindeki Yetersizlik
    Bir dilin gelişip zenginleşmesi, çağın gelişmelerine ayak uydurabilmesi için sözcük ve terim üretimi de çok önem taşımaktadır.
    Almanya, Fransa, Macaristan gibi ülkeler dillerini yabancı dillerin istilasından kurtarabilmek için dil gümrüğü adını verebileceğimiz bir uygulama başlatmışlardır. Bu uygulamaya göre, yeni bir buluş yapıldığı ya da yeni bir alet icat edildiği zaman, herhangi bir gecikmeye fırsat vermeden bu kavrama uygun yeni bir sözcük türetilmektedir. Böylece yabancı sözcükler dile girip yerleşmeden karşılıklar bulunmakta ve dilin yozlaşması önlenebilmektedir. Türkçede ise yabancı sözcükler dilimize iyice yerleştikten sonra karşılıklar bulunmaya çalışılmaktadır. Ülkemizin gümrük birliğine girmesinden sonra bu konu çok daha önem kazanmıştır.
    Türk Dil Kurumu ile Çağdaş Türk Dili dergisinin son yıllarda başlattığı yabancı sözcüklere karşılık bulma çalışmaları çok olumlu çabalardır. Bu konuda bazı yanlışlar yapılsa, tartışma götürür öneriler olsa bile bu tür iyi niyetli adımlardan geri dönülmemeli. Ayrıca bu konuda yazılı ve sözlü basın-yayın organlarının desteği sağlanmalı. Aksi takdirde yabancı sözcükler Türkçeye hızla dolmaya devam edecek, dilimiz gelişip zenginleşemeyecek ve yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulamayacaktır.
    Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşamasını, gelişip zenginleşmesini istiyorsak, üretelim, türetelim, yaratalım ve Türkçe karşılıklar bulmaya çalışalım. Bunun herhangi bir ideolojiyle, sağcılıkla-solculukla, ilericilikle-gericilikle, tutuculukla, dindarlıkla-dinsizlikle bir ilgisi yoktur.

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Yazım Yanlışları[/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Yazım Kuralları ve Türkçe’nin Doğru Kullanımı [/FONT][FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Bir yazı ile okuyucuya mesajı doğru iletmede kaynağın önemli bir rolü ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu yüzden mesajı ileten kişi mesajını yazılı olarak iletirken bir takım yazım kurallarına uyması gereklidir. Özellikle öğrencilerin yazı yazarken yaptıkları en önemli hata, noktalama işaretlerine uymamalarıdır. [/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]* Yazılarda noktalama işaretleri bazen hiç kullanılmamakta bazen de yerinde kullanılmamaktadır. İfadelerin doğru anlaşılması için bu kurallara özenle uyulmalıdır.[/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]* Bir bilgisayar programı kullanılarak yazılan yazılarda ise boşluk konusuna dikkat edilmelidir. Örneğin, [/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Noktadan ve virgülden önce boşluk bırakılmamalıdır. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Noktadan ve virgülden sonra boşluk bırakılmalıdır. Boşluk bırakılması unutulduğunda noktanın öncesinde ve sonrasındaki sözcükler tek bir sözcük olarak algılanmaktadır. Bu da yazıların kağıt üzerindeki düzenlemesini olumsuz etkilemektedir. [/FONT]
    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Parantezler açılırken parantez öncesinde boşluk bırakılmalı, açılan parantezle metin arasında boşluk olmamalıdır. Parantezler kapatılırken parantez öncesinde boşluk olmamalı, sonrasında ise olmalıdır. [/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]* Diğer bir hata türü yazım yanlışlarıdır. Sözcükler Türk Dil Kurumu’nun belirlediği kurallar göz önünde bulundurularak yazılmalıdır. [/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]* Yaygın olarak yapılan bir başka hata da sözcüklerin yanlış kullanımlarıdır. Örneğin “neden olmak”, “yol açmak” ve “sağlamak” gibi sözcükler çok farklı anlamları verebiliyorken aynı anlamda kullanılmaktadırlar. [/FONT]

    [FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]* Ayrıca bazı sözcüklerin Türkçe karşılıkları varken (genelde) farkında olunmadan yabancı karşılığı kullanılmaktadır. [/FONT]

    • Genel Yazım Yanlışları
    • Yanlış (!) =Doğru (!)
    • hergün=her gün
    • heryer=her yer
    • herşey=her şey
    • harhangibiri=herhangi biri
    • herbiri=her biri
    • birgün=bir gün
    • birşey=bir şey
    • bir çok şey=birçok şey
    • bir kaç şey=birkaç şey
    • hiç bir şey=hiçbir şey
    • pekçok=pek çok
    • pekaz=pek az
    • arasıra=ara sıra
    • yanısıra=yanı sıra
    • peşisıra=peşi sıra
    • ardısıra=ardı sıra
    • akşam üstü=akşamüstü
    • suç üstü=suçüstü
    • ayak üstü=ayaküstü
    • terketmek=terk etmek
    • ayırdetmek=ayırt etmek
    • farketmek=fark etmek
    • arzetmek=arz etmek
    • vaadetmek=vaat etmek
    • haketmek=hak etmek
    • muhtacolmak=muhtaç olmak
    • şehidolmak=şehit olmak
    • vaz geçmek=vazgeçmek
    • baş vurma=başvurmak
    • ön görmek=öngörmek
    • var saymak=varsaymak
    • ya hut=yahut
    • ve ya=veya
    • yada=ya da
    • laboratuar=laboratuvar
    • antreman=antrenman
    • eşortman=eşofman
    • orjinal=orijinal
    • yalnış=yanlış
    • yanlız =yalnız
    • kiprik =kirpik
    • kirbit =kibrit
    • anbar =ambar
    • canbaz =cambaz
    • çenber =çember
    • makina =makine
    • meyva=meyve
    • zatüre =zatürree
    • matba=matbaa
    • deynek=değnek
    • süpriz=sürpriz
    • poaça=poğaça
    • kordalye=kurdele
    • sandoviç=sandviç
    • eksoz=egzoz
    • pardesü=pardösü
    • ayidat=aidat
    • pilaj=plaj
    • tazik=tazyik
    • traş=tıraş
    • metod=metot
    • ara söz=arasöz
    • ara yön=arayön
    • Türkçe Karşılığı Varken Kullanılan Sözcükler ve Yanlış Kullanımlar
    • Sözcüğün yanlış kullanımı = Doğrusu (!) / Türkçesi
    • detay = detail/ ayrıntı
    • fonksiyon = function / işlev
    • fonksiyonel = functional / işlevsel
    • avantaj = advantage / üstünlük
    • kriter = criterion/ ölçüt
    • kriterler = criteria/ ölçütler
    • test sınavı = ???/ çoktan seçmeli sınav
    • layt (light) = light/ hafif
    • fest fud = fast food/ hazır yiyecek
    • hard disk = hard disc / sabit disk
    • imeyıl (e-mail) = e-mail / e-posta, elmek
    • meyil (mail) = mail / e-posta mesajı, ileti
    • meyil çekmek = sending a mail / e-posta mesajı yollamak
    • maus (mouse) = mause/ fare
    • ran etmek (run etmek) = running / çalıştırmak
    • tekrardan = ???/ tekrar veya yeniden
    • Asıl sorun Türkçeyi doğru konuşabilmekte!...
    • Sözcüğün yanlış kullanımı = Türkçesi
    • start almak = başlamak
    • center = merkez
    • relax olmak = rahatlamak
    • e-mail = e-posta
    • komunikasyon = iletişim
    • cv = özgeçmiş
    • okey = tamam
    • trend = eğilim
    • spontane = kendiliğinden
    • link = bağlantı
    • exit = çıkış
    • check etmek = kontrol etmek
    • feedback = geribildirim
    • full-time = tam gün
    • koordinasyon = eşgüdüm
    • absurt = saçma
    • adapte olmak = uyum sağlamak
    • laptop = diz üstu bilgisayar
    • provoke etmek = kışkırtmak
    • jenerasyon = nesil, kuşak
    • objektif = nesnel, tarafsız
    • deklare etmek = bildirmek
    • star = yıldız
    • perspektif = bakış açısı
    • entegre olmak = bütünleşmek
    • nick name = takma ad
    • partner = eş
    • okeylemek = onaylamak
    • antipatik = sevimsiz, itici
    • mantalite = anlayış, zihniyet
    • illegal = yasadışı
    • timing = zamanlama
    • catering = yemek hizmeti
    • departman = bölüm
    • revize etmek = yenilemek
    • global = küresel
    • sempatik = sevimli, cana yakın
    • security = güvenlik
    • printer = yazıcı
    • elimine etmek = elemek
    • izolasyon = yalıtım
    • data = veri
    • prezantasyon = sunum
    • finish = bitiş, varış
    • download etmek = indirmek
    • monoton = tekdüze
    • konsensus = uzlaşma
    • full = tam, dolu
    • emergency = acil
    • ambiyans = hava, ortam
    • versiyon = sürüm, uyarlama
    • ekstra = fazladan
    • imitasyon = taklit
    • optimist = iyimser
    • save etmek = kaydetmek
    • adisyon = hesap fişi
    • print out = çıktı
    • anons etmek = duyurmak
    • bodyguard = koruma
    • dokuman = belge
    • dizayn = tasarım
    • analiz = çözümleme
    • online = çevrim-içi
    • kriter = ölçüt
    • part-time = yarı zamanlı
    • pesimist = karamsar
    • slayt = yansı
    • empoze etmek = dayatmak
    • driver = sürücü
    • bye bye = hoşça kal
     
    builtman, TANTO, zhu.zhq ve diğer 6 kişi bunu beğendi.
  2. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    her nekadar türkçenin doğru kullanılması taraftarı olsamda dilimize giren yabancı kökenli kelimeleri (çok yeniler hariç tabi) yadırgamıyorum..Sırf yabancı kelimelerden kurtulacağız diye kelime uydurmakta bana çok göre içe kapanıklık ..zira yukarda da bakarsanız layt=hafif olarak düzeltilmiş fakat hafif aslında arapçadır ve kimse buna takmaz çünkü öztürkçesi güncel değildir..(yüngül)

    mesela İngilizler ingilizcenin barındırdığı yabancı kelimeleri memnuniyetle karşılarlar zira
    imparatorluklarının nekadar büyüdüğünün bir göstergesi olarak algılarlar..
    sonradan uydurulan kelimeler vardır kullanmayı yadırgadığım..örneğin : hatırlamak kelimesi zaten varken ve kullanılıyorken neden anımsamak kelimesi icad edilir..
    buarada anlamakta en çok zorluk çektiğim dildir windows türkçesi..bookmark yerine asla yer imini kullanamam..öss'ye girdiğimde eminim o yıl uydurulan ve anlamını bilmediğim birsürü kelime ile karşılaşmıştım Türkçe bölümünde..ve buna çok kızmıştım..dil bakımından neden halktan bukadar uzak bir zihniyet hakimdir tdk ve ösym'ye onuda anlamış değilim..
     
  3. sehzadecelik
    Offline

    sehzadecelik Üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    482
    Beğenileri:
    142
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Heryer
    diez sana katılıyorum söylediklerinde çok haklısın.ancak benim burda anlatmak istediğim farklı mesala çıkış yarına exit yazılması benim derdim bunlarla.yoksa biz tabiki arapçadanda farsçadanda kelime aldık ama onlar bize uyum sağladı mesala minare arapçada manara dır. bunun gibi kelimelerde problem yok ama dikkat et şimdi entrasan bir şekilde türkçe ingilizce karısık kelimeler türedi(bebiş-bebish) gibi bizim bunlarla mücadele etmemiz gerekir diye düşünüyorum.mesele sadece kelime kullanımı değil cümle kullanımıda örnek mağazalarda yazar "fabrika satış mağazası" ben bu yazıyı yazan mağazalara girmemeye çalışıyorum girsemde önce çikolata fabrikası varmı gibi komik sorular soruyorum adam önce anlamıyo tabi sonra söylüyorum böyle bak bu yazının aslı "fabrikadan halka satış mağazası"olur diye anlayışla karsılıyolar.ve burda şunu söylemek istiyorum öztürkçecilik kavramı yabancı dilden daha tehlikelidir buda ayrı bir konu hafta sonu buraya çok çeşitli bu konuyu böyle değilde daha anlasılır bir dilde anlatan yazılar eklemeyi düşünüyorum bi aksilik çıkmassa o zaman beni daha iyi anlayacaksın.saygılarımla.
     
  4. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    mancınık sana teşekkür edenlerden biride bendim ;) ..önemli ve gerekli bir metin eklemişsin..çoğu konuda metinle aynı fikirdeyim zaten..hazır işin içine türkçeyi düzgün kullanmak girince benimde tabi mantıksız bulduğum uygulamalar vardı..ama var olan kelimeleri bozarak yazanlar konusunda sana tabiki katılıyorum..benim için en önemlisi dilin kelime olarak zenginliği ile bozuk kelime fazlalığının karıştırılmaması..bazı dilciler bunu yaparlar çünkü..
     
  5. sehzadecelik
    Offline

    sehzadecelik Üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    482
    Beğenileri:
    142
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Heryer
    [​IMG]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Türkçe'yi [/FONT][FONT=Times New Roman, Times, serif]Korumanın Önemi[/FONT]

    [FONT=Times New Roman, Times, serif]"Milli duygu ve dil arasındaki bağ çok güçlüdür. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Dilin milli ve zengin olması milli duygunun [/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]gelişmesinde başlıca etkendir."[/FONT]​

    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Atatürk yukarıdaki sözünde, dilin bir millet için ne kadar önemli olduğunu ve milli duygular üzerindeki güçlü etkisini vurgulamıştır. Gerçekten de dil bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan biridir. Günümüzde, dünya üzerinde birçok ulus vardır. Bu uluslardan her birinin kendine ait dilleri ve dillerin ulusların geçmişinde belli bir tarihi bulunur. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Bu tarihi süreçte dille birlikte gelişen bir diğer şey de bağımsızlıktır. Uluslar ancak özgür ve bağımsız olduklarında kendilerine ait bir dil kullanabilmişlerdir. Diyebiliriz ki, ulusal bir dilin kullanılması o devletin özgür ve bağımsız kimliğinin bir göstergesidir. Bu sonuç ise, bize dilin titizlikle korunması ve geliştirilmesi gereken bir milli değer olduğunu kanıtlar. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Atatürk'ün, Cumhuriyet'i yeni kurduğu yıllarda yaptığı çalışmaların başında, Türk Dil Kurumu'nun kurulması gelir. Bu kurumun kuruluş amacı, Türk dilini geliştirmek ve dilin milletleri birleştirici bir unsur olduğunu Türk Milletine anlatmaktır. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Böylece, bugün Türk dili anlaşılır ve genel geçerliliği olan tek bir yapıya kavuşmuştur. Osmanlı'ya baktığımızda dilin saray çevresinde farklı, halk arasında farklı olduğunu görürüz. Bu da sarayla yani yönetimle halkı birbirinden uzak tutan bir etkendi. Cumhuriyet yıllarıyla birlikte bu engelin aşılması halkla yönetimi birbirine yaklaştırmış ve halkın da demokrasinin temeline uygun olarak yönetimde söz sahibi olmasını kolaylaştırmıştır. Buradan, dil üzerinde yapılan çalışmaların faydası ve gerekliliği daha iyi anlaşılır.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Türkiye'nin bugününe baktığımızda, dilimizin dünyanın süper gücü sayılan bazı ülke dillerinin etkisinde kaldığını görüyoruz. Bu etkileşimin Türk dili üzerindeki etkileri çok açıktır. Türk gençlerine düşen ise, Batı kültürünün olumlu yönlerini alırken hiçbir milli değerden ödün vermemektir. [/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Türkçeyi her zaman en doğru şekilde kullanmak ve onu korumak, milli bütünlüğü sağlamak için gerçekten önemli bir davranıştır. Zira, bize kimlik kazandıran bu olguyu zayıflatmak kendi kimliğimizi silik bir hale getirmekle eşdeğerdir. Yapmamız gereken şey, güçlü Batılı devletlerin dillerini daha çok kullanmak değil, kendi dilimizi nasıl daha yaygın ve diğer uluslarca talep gören bir dil haline getirebileceğimizin yollarını aramaktır.[/FONT]
    [FONT=Times New Roman, Times, serif]Unutmamalıdır ki, dilimizin talep görmesinin yolu diğer uluslara üstünlük sağlamış, siyasi ve kültürel açıdan ileri gitmiş bir medeniyet olmaktan geçer. Kuşkusuz, Türkçe'yi dünyanın hemen her ülkesinde geçerlilik kazanmış ve dünya nüfusunun çoğunluğunun konuştuğu bir dil olarak görmek her Türk insanına gurur verir. [/FONT]

    KAYNAK: www.millidegerlerikorumavakfi.org
     
    TANTO bunu beğendi.
  6. mudkicker
    Offline

    mudkicker Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2006
    Mesajlar:
    443
    Beğenileri:
    41
    Ödül Puanları:
    0
    yazmayın böyle şeyleri ayıp...
    Yöneticilerin israrla kendilerine moderatör dedikleri... (alafrangayız ya)
    Düzenledim yerine israrla editledim diyen "modereytır" ların bulunduğu bir forum burası... Ban yersiniz mazallah...
     
  7. CENTAUR
    Online

    CENTAUR Guest

    O halde neden bir admin ve bir co mod bu konu başlığını açan kişiye teşekkür etsin ki?
     
  8. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    ne demek istiyorsun? koskoca Türkçe mevzusu varken mod.larla adminlerle yada editle neden uğraşalım..konunun başından beri böyle bir ayrım var mı?..mudkicker çok alaturka ayrıca???
     
  9. sehzadecelik
    Offline

    sehzadecelik Üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    482
    Beğenileri:
    142
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Heryer
    ben bu baslığı kimseyi sorgulamak için açmadım.yada birileri birilerini sorgulasın amacım hiç yoktu.eğer sorgulayacaksan forumdakilerin yaklasık %80 sini karsına alacaksın çünkü kullanıcı isimleri ingilizce.ki sen bi kere kendinle çatısıyosun mudkicker.ben bu konuyu Türkçe için açtım öyle kalmasını ve sadece Türkçe ile ilgili bilinçlendirici ve bilgilendirici bilgiler olsun istiyorum gelen mesajlarda.bu başlığımda kimsenin kimseyle çatışmasını istemiyorum bu yuzden senden ricam mudkicker konuyu saptırma bir örnek yada bir açıklama yapacaksanda bunu kimseyi hedef göstermeden uygun bir dille yap o zaman herkes sana hak verecektir.
     
  10. musclefan
    Offline

    musclefan Üye

    Katılım:
    3 Şubat 2007
    Mesajlar:
    227
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    İSTANBUL
    türkçe

    arkadaşlar benim derdim bazı forum yazarlarını anlayamamak.bazı yazarlar o kadar kötü bir türkçe kullanıyor ki,istesem bu kadar kötü yazamam diye düşünüyorum.bu bizim dilimizdir arkadaşlar.yapmayın,etmeyin...kendi dilimizin ırzına kendimiz geçmeyelim lütfen.bazı arkadaşlar "nokta"dan bile habersiz.cümleyi okumaya başlıyorsun ama sonu gelmiyor :D
    yani en az ilkokuldan mezun birisi bile türkçe'nin en basit kurallarını bilir diye düşünüyorum.en azından "nokta" kullanabilir, q,w,x gibi harflerin alfabemizde olmadığını bilir.gerektiğinde, gerekmediğinde herkes en ön sıradan milliyetçi kesilir ama türkçe konuşmayı,yazmayı bilmez!
    biraz özen,
    lütfen...
     
  11. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Dediklerinin büyük kısmına hak veriyorum. Bende elimden geldiğinde dikkat etmeye çalışırım ama hakkını veremem. Senin de veremediğin ortada, demek ki nokta koymayı bilmek kolay bile olsa Türkçe'ye hakim olmak kolay değilmiş. Keşke çuvaldızı insanlara saplamadan iğneyi bir kendine tutsaydın. Suçlamak kolay ama bu konuda masum olmayan birinden bu suçlamayı okumak...Başka bişey...Şaşırdım.

    Ben dikkat ettiği ve önemsediği halde anlaşılır ve güzel yazamayanı sonuna kadar anlayışla karşılıyorum ve benimsiyorum. Eğitim seviyesi ve kültürü yetersiz olabilir, benim gibi. Vakit darlığı sebebiyle yazılarına gerekli özeni gösteremeyenleri de anlayışla kabulleniyorum. Sonuçta burası güzel yazı yazma forumu değil temel amaç bilgi paylaşımı ve de insanlar bu alışverişi değerli zamanlarını ayırarak yapıyorlar elbette önceliği yazıyı düzgün yazmaya vermeyebilirler. Ayrıca bu forumda nice değerli insan bilgilerini okunmayı zorlaştıran ve bazen anlam karmaşasına sebep olacak şekilde yazmıştır zaman zaman.

    Ama hem eğitim seviyesi hem vakti yeterli olup anlaşılır yazı yazmayarak en basit kuralları hiçe sayanları kınıyorum. Gereksiz yere ithal harf kullananları da...

    Bu arada Milliyetçilikle Türkçe okuyup yazmayı bişlip bilmemeyi alakalandırmanı yersiz buldum. Çünkü yersiz. Milliyetçilik bir duygudur, bir ruhtur, bir duruştur...Uzar da gider bu. Yani o mantıkla baksak biraz uçuk olacak ama Seyit Onbaşı'yı Milliyetçi olmamakla suçlayabiliriz. Ya da günümüzün Seyid Onbaşılarını....Forumla kısıtlamaya gerek yok olayı, bugün çok güzel Türkçe konuşup yazan ve bunu önemseyen bir insan Milliyetçi olamayacağı gibi mazur görülecek nedenlerle eğitim alamamış insanlarda anlatım ve imla konusunda zaafa düşebilir, üstelik Milliyetçi oldukları halde.

    Yani bu konuya milliyetçilik olgusunu katmanı bir saldırı olarak değerlendiriyorum ve bu spor forumunda benim o kınadığın çıkışlarımdan çok daha gereksiz görüyorum.

    Özetle imkanı olan dikkat etsen, olmayan gayret etsin. Gayret edipte yazamayana da kimse laf etmesin !

    Sonuçta herkes Saint-Joseph mezunu değil bu ülkede.
     
  12. BOSNAK
    Offline

    BOSNAK Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2005
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ist-izmir
    benim için önemli olan okunaklı ,özellikle konuyla alakalı ve türkçe harfler kullanılması ...ben zaman dan ötürü forum u daha çok işyerinden takip ettiğim için bazen yazmak istediğm yerlere uzun yazmam gerektiği için yazamıyorum ..yazdığım yazılarda aceyle yazılmış olduğu için hem böylesi daha iyi oluyor ama yinede bazen cümle akışını sağlayamıyorum o yüzden k.bakmayın ..

    musclefan ama ben senin bazı arkadaşlara atıfta bulunduğunu ve özellikle bu başlığı açmış olabileceğini düşünüyorum .. yanlış düşünüyorsam şimdiden özür dilerim

    ayrıca bu tip olaylara bizim mod. arkadaşların seyirci kalacağını sanmıyorum ..gerekli uyarıyı yapıyorlardır.. açıkçası ben im rahatsız olduğum yazılarda bunu görüyorum ..
     
    bonatschi ve gaddarkemal bunu beğendi.
  13. salvadore_xp
    Offline

    salvadore_xp Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.113
    Beğenileri:
    527
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul and Giresun
    Bazı gerçekler ortada ve bu yanlış gerçekler zaman içinde alışkan yapabiliyor insana. Pek kitap ya da dergilerle arası iyi olmayan arkadaşlar anlatım bozukluğunu bol yapar ve yaptığının anlatım bozukluğunu anlayamaz. Bunun tek sebebi: "Kitap, dergi vs. denetim geçen yayınlarda dil bilgisi kurallarına uyulur, anlam karmaşasına dikkat ederler".
    Özellikle chat yaparken, geyik muhabbeti için portallara ya da forumlara takılırken konuşma diliyle yazma dilini birbirinden ayıramayan, hoyratça yazılmış, doğal görünümlü; ama zararlı yazılara denk geliriz. Bu yazılarını her ne kadar eleştirsek de zaman içersinde bu kadar yoğun karşılaşınlar durumlar bizde normallik kazanır. Yanlışları doğru görmeye başladığımızda aynı yanlışa biz de düşeriz.
    Arkadaşlar konuşma diliyle yazma dilini birbirinden ayıralım. Elbet bazen mimiklerini ya da nidaları bazı sanal sözcüklerle ifade ederiz: hım, hehe, ooo gibi.
    Bu foruma yazdığın yazıları kaç kişinin okuyacağını ya da kimsenin okumayacağını bilemezsin. Bence herkese açık olan bu online sistemlere Ulusa sesleniş yapar gibi dikkatli, edepli, dil ve anlatım kurallarına uygun yazmaya çalışalım.
    Bu durumun çıkış noktası yaptığının önemsenip önemsenmemesine bağlı birazda. Lütfen yaptığımız işi, kendimizi, diğer üyeleri ve forumu önemseyelim, birbirimizin yanlış yapmasına uygun ortamı yaratarak, hatalarımızla birbirimize çanak tutmuş olmayalım.
    Ben bu durumu bilgisizlik, görgüsüzlük olarak değil, ihmalkarlık olarak görüyorum. Forumdaki üyelerin %99 dil ve anlatım kurallarının farkındadır...

    Velhasıl biz anlatımda ve dilde hatalar yapmaya devam edersek; zamanla bu hatalara kendimiz ve yazımızı okuyanlar alışacaktır. Çözüm ise herkes kendi sorumluluğunu bilmeli, enazından kendisine itimat edenlere kötü örnek olmamalıdır.

    Saygılarımla....
     
    Son düzenleme: 16 Eylül 2008
    nika, musclefan ve gaddarkemal bunu beğendi.
  14. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    musclefan başlığını buraya ekledim..burdan devam edin lütfen...
     
    musclefan, saydam ve aneximandros bunu beğendi.
  15. musclefan
    Offline

    musclefan Üye

    Katılım:
    3 Şubat 2007
    Mesajlar:
    227
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    İSTANBUL
    "Senin de veremediğin ortada, demek ki nokta koymayı bilmek kolay bile olsa Türkçe'ye hakim olmak kolay değilmiş. Keşke çuvaldızı insanlara saplamadan iğneyi bir kendine tutsaydın. Suçlamak kolay ama bu konuda masum olmayan birinden bu suçlamayı okumak...Başka bişey...Şaşırdım"

    gaddarkemal ne gibi bir yazım yanlışım olmuş acaba?gerçekten göster bana nerdeyse.sende bugünlerde bir gerginlik var nedense.mesajlara verdiğin cevaplar çok asabi.mesajlardan farklı manalar çıkarmakta epey ısrarcısın.ben de st. joseph mezunu değilim.bazı ufak ama önemli ayrıntıları göz ardı etmemek için kolej mezunu olmak gerekmiyor.
    boşnak; birisine ithafen yazsaydım doğrudan ona mesaj gönderirdim.türkçe'yi katletme olayına hemen hemen her başlıkta rastladığım için buraya yazdım.
    ben sıradışı bir ricada bulunduğumu sanmıyorum.kalkıp da edebiyat dersi yapacak değiliz.burası sohbet odası değil,sohbet edilen kısmında kim istiyorsa kelimeleri kısaltsın,istediği gibi kimle konuşursa konuşsun ama , forum kısmı herkese açık bir kaynak.ve herkes okuyabilmeli,anlayabilmeli.ben yazılanları anlamak istiyorum,kimin derdi neymiş,kim neler yazmış okuyabilmek istiyorum.kendi diline bu kadar yabancılaşmış arkadaşları da anlaşılır bir şekilde yazı yazmaya çağırıyorum.hepsi bu.
     
  16. BOSNAK
    Offline

    BOSNAK Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2005
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ist-izmir
    ''birisine ithafen yazsaydım doğrudan ona mesaj gönderirdim''

    herkesin milliyetçi kesildiğini ve Türkçe konuşmayı ve yazmayı bilmediğini söylemişsin ... ben sadece buyüzden öyle birşey yazdım .. yoksa benim kimseye karşı bir tavır takındığım yok;) ..

    sadece genellemeleri sevmem ..

    konuyu uzatmanında hiç gereği yok ..
     
  17. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Bariz imlâ ve dizgi yanlışların var.
    Göstermeme gerek yok bakınca görürsün.
    Seni asılsız suçlayıp çamur atacak niyette olmadığımı bil diye yazıyorum. Yoksa yazındaki yanlışları göstermek değil niyetim bunu bugüne kadar ne sana ne de başkasına yaptım. Ben hep aynaya baktım, başkalarını zamansız ve faydasız yere eleştirmek yerine. Ama senin eleştirilme zamanın gelmişti, kendin kelimeleri dizemeden dil konusunda rahatsız olman beni şaşırttı.

    Ayrıca cidden beni düşündüğün için teşekkürler, imada falan bulunmuyorum cidden teşekkürler. Ama son zamanlardaki yüksek gerginliğimi saymazsan daha kısa vadede özel bi gerilme sebebim olmadı. Her zaman ki gibiyim, sakinim ama bazı insanların sakat düşüncelerine kızıyorum, o sakat düşüncelerdeki sakatlığı görmeyip olası yanlış eylemlere de dolaylı yoldan geçit veren insanlara da darılıyorum.
     
  18. musclefan
    Offline

    musclefan Üye

    Katılım:
    3 Şubat 2007
    Mesajlar:
    227
    Beğenileri:
    107
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    İSTANBUL
    ben baktım fakat bir yanlış göremedim,kelimeleri yanlış dizdiğimi de sanmıyorum.eleştirim de zamansız ve yersiz ve faydasız değildi.istersen forumdaki berbat bir türkçe ile yazılmış tüm mesajları çıkarayım,sana mesaj olarak göndereyim.ne dersin?
    gerçekten bana hatalarımı göster,ama özel mesajla yazarsan başlığı boşuna doldurmamış oluruz.ben yine de senin eleştirinin asılsız olduğunu düşünüyorum ya da ikimizden birinin bildiği türkçe standart türkçe değil.
    çok şükür ne bu konuda ne başka bir konuda sakat bir düşüncem ya da eylemim yok,olmadı.insanları doğru yazmaya çağırmak sakatlıksa,sakat bir zihniyetim var,evet.
     
  19. salvadore_xp
    Offline

    salvadore_xp Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.113
    Beğenileri:
    527
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul and Giresun
    Doğru ve hepimizin için gerekli bir başlıkta, kendimizi geliştirmeye dair bilgi ve örnekleri özümsemeyi denemek varken, olayı bir parça kişiselleştirmenin kime faydası olabilir ki. Bu yanlışların bilincinde olmak ve sakınma fikrini belirtmek bile bir parça erdemliliktir. Böyle kişisel münakaşalar ne size ne de bize yarar getirir. Hiç birimiz hiç birimize üstünlük ispatlama gayretinde olmamalıyız ki birbirimize faydalı olalım.
     
  20. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Sakatlık yaptığını söylemedim. Senin sakatlık yaptığını düşünsem "bazı insanlar" demezdim. Ama -bence- sakat düşünen bazı insanlara verdiğin destekten öyle dedim.

    Yanlışlarını da özelden yazdım.
    Duyarlılığın için tekrar teşekkürler.
     

Sayfayı Paylaş