Sporcu Kalbi - Türkiye Futbol Federasyonu

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve anil45 tarafından 7 Mart 2013 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 3 üye.
  1. anil45
    Offline

    anil45 Üye

    Katılım:
    7 Haziran 2011
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    SPORCU KALBİ


    Prof. Dr. İsmet Dindar
    Doç.Dr. Nuri Kurtoğlu

    Sporcuların kalplerinin büyük olduğunun farkına ilk kez 19. yüzyılda varılmıştır. Bu tarihde öncelikle kayakçılara yapılan fizik muayene ile tespit edilen kalp büyümeleri daha sonraları röntgen ve otopsi bulguları ile de teşhis edilebilmiştir. Daha sonraları ekokardiyografi makinasının icadı ve hatta Manyetik Rezonans'ın (MR) kullanılmaya başlanması ile daha kesin bulgular elde etmek mümkün olmuştur. Böylece değişik dallarla uğraşan sporcuların kalplerinin spor yapmayan bireyler ile karşılaştırılabilmesi sağlanmış, sporcu kalplerinin yapı ve çalışması ile ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşılmıştır. Sporcuların kalplerinde görülen iki önemli bulgu kalplerde büyüme ve istirahatte nabızlarının yavaş olmasıdır.

    Geçen son 10 yılda fiziksel egzersiz kültüründe ciddi değişiklikler yaşanmıştır. Elit sporcular daha yoğun çalışma programları uygulamaya başlarken, orta yaşlı erişkin popülasyon neredeyse moda olacak şekilde fitness salonlarına gitmeye başlamıştır. Bu nedenle sporcu kalbinden bahsederken eğlence olsun diye sporla uğraşanlar veya kardiyovasküler kondüsyonunu iyi seviyede tutmak için spor yapan kişiler ayırt edilmelidir. Burada bahsedilen bir kulüpte veye daha üst seviyede profesyonel olarak spor yapan, haftanın hemen her günü en az bir saat sporla uğraşan sporcuların kalpleridir.

    Sporcuların kalbinde görülen büyüme kalbin hem hacim olarak büyümesi (dilatasyon) hem de duvar kalınlığının artması (hipertrofi) şeklinde olmaktadır. Özellikle dinamik (izotonik, aerobik) egzersizler kalbi hacim olarak büyütürken kalp duvarında da kalınlaşmaya yol açar ki buna egzantrik kalp büyümesi adı verilir. Buna yol açan spor dallarının başında dayanıklılık gerektiren uzun mesafe koşusu gelir. Kalbin sadece duvar kalınlığının artması sonucu büyümesi daha çok izometrik egzersizlerde görülür. Bu sporlar arasında ağırlık kaldırma, güreş, vücut geliştirme, gülle atma, judo vb. sayılabilir. Ancak atletik egzersizler genellikle sadece izotonik veya izometrik olmayıp bunların bir arada yapılması ile olur. Özellikle bisiklet ve kürek gibi sporlar her iki egzersiz tipini bünyesinde barındırır. Sporcu kalplerinde görülen bu büyüme bazı hastalıklardaki gibi patolojik boyutlarda değildir. Büyüme miktarının saptanmasında kullanılan ekokardiyografi tetkiki ile sporcu kalplerindeki büyümenin hastalıklardan ayırımı yapılabilir. Özellikle septum denilen kalp duvarındaki büyüme sporcularda nadiren 16mm'yi geçer. Ancak egzersize bağlı gelişen kalp büyümeleri zenci sporcularda yapılan çalışmalarda beyazlara göre daha fazla miktarda bulunmaktadır. Zencilerde egzersizle birlikte kan basıncında daha fazla yükselme görülmesinin bu duruma yol açtığı görülmektedir. Bayan sporcularda, 18 yaş altı gençlerde ve 40 yaş üzerindeki veteranlarda kalp büyümesi ise sınırlı ve az miktarda olmaktadır. Kalpteki bu büyümenin direkt egzersiz yoğunluğu ve performans ile ilişkili olmadığı da bilinmektedir. Bir çok olimpiyat şampiyonunun kalbi normal boyutlarda olabilirken bazı kolej öğrencilerinde belirgin büyüme izlenebilmektedir. Bunun nedeninin genetik duyarlılık ve hormonal değişiklikler olduğu düşünülmektedir. Genetik duyarlılığı olan sporcularda yapılan fizik egzersizler kalpteki büyümeyi daha çok tetiklemektedir. Sporcularda görülen kalp büyümesini hastalıklı durumlardan ayıran bir diğer nokta da egzersize ara verildikten sonra kalpteki büyümenin ve duvar kalınlığının zamanla normale dönmesidir. Gerçekten de periyodik olarak çalışan atletlerin kalp büyüklükleri sezon içerisinde değişiklikler gösterebilmektedir.

    stirahat halinde nabız sayısının düşük olması sporcu kalbinin karakteristik özelliklerindendir. İstisnai hallerde kalp atım hızı dakikada 40'ın altına dahi düşebilir (bradikardi). Bu durumdan artmış parasempatik sinir sistemi aktivitesi kadar azalmış sempatik sistem aktivitesi sorumludur. Sporculardaki kalp atım hızlarının tespiti için elektrokardiyografiden (EKG) yararlanılır. Özellikle aşırı yoğun dayanıklılık gerektiren sporları yapan sporcularda bu durum daha belirgindir. Bu sporcularda kalp atım sayısının yavaş olmasının zararlı olduğuna dair kanıt yoktur. Bunun dışında atletlerin EKG'lerinde başka bazı ritm değişiklikleri de izlenebilir. Bunlar: Sinüs aritmisi (genellikle solunumsal)


    Sinüs duraklaması


    Gezici atriyal pace-maker


    Kavşak ritmleri


    Birinci derece AV blok


    İkinci derece Mobitz tip 1 blok


    Atriyoventtiküler disosiyasyon olarak sayılabilir. Bu ritm değişikliklerinin ayrıntısı bu yazının konusu dışındadır. Ancak sporcu kalplerinde görülen bu ritm değişiklerinin tıpta "hasta sinüs sendromu" denilen hastalıktan ayrılması gerekir. Bu hastalıkta hastanın tedavisi için kalıcı kalp pillerinin kullanılması gerekebilmektedir. Çok ender durumlarda sporcu kalplerinde ritmde aşırı derecede duraklamalar ile birlikte baş dönmesi, bayılma gibi şikayetler görülebilir. Bu durumda atletik aktivitenin sonlandırılması veya kalıcı kalp pili takılması gündeme gelebilir. Ancak bu tip atletlerde de genellikle altta yatan ve o ana dek farkına varılmayan bir hasta sinüs sendromu söz konusudur. Sporcu kalplerinde görülen bu ritm değişiklikleri gece saatlarinde ve uykuda daha sık olarak izlenmektedir. Bunun dışında sporcuların EKG'lerinde bir seri morfolojik değişiklikler de izlenebilmektedir. EKG'de p dalgasında, ST segmentinde ve T dalgasında görülen bu değişiklikler eforla beraber normalize olmaktadır. Böylece bu değişikliklerin yapısal bir bozukluktan kaynaklanmadığı, tamamen fonksiyonel olduğu anlaşılmaktadır. 38 farklı disipline mensup 1005 sporcu arasında yapılan bir çalışmada atletlerin %14'ünde belirgin EKG değişiklikleri, %26'sında hafif EKG değişiklikleri saptanırken %6Sonuç olarak kardiyologlar için sporcular tanısal ve tedavisel olarak zorluklar içermektedir. Yanlış bir tanının konulması o sporcunun ölümü veya kariyerinin sonlanması gibi yıkıcı sonuçlar doğurabilir. O yüzden bu tip hastalar çok dikkatli olarak değerlendirilmelidir. 0'ında çok minör veya hiç EKG değişikliği izlenmemiştir.


    Yararlanılan kaynaklar:
    1-) Sharma S. Athlete's heart- effect of age, sex, ethnicity and sporting discipline. Experimental Physiology 2003; 88 (5): 665-669
    2-) Oakley D. The athlete's heart. Heart 2001; 86: 722-726
    3-) Fagart R. Athlete's heart. Heart 2003; 89: 1455-1461



    ALINTI:http://www.tff.org/default.aspx?pageID=625&ftxtID=2496
     
    Von_Pasther bunu beğendi.
  2. Von_Pasther
    Offline

    Von_Pasther Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2011
    Mesajlar:
    208
    Beğenileri:
    37
    Ödül Puanları:
    0
    İnsan vücudu muazzam bir sistem.Yaratan gram kusur kalmayacak biçimde yaratmış bedenlerimizi.

    Kalbimizin büyümesi çok normal kalp büyüyen vücuda yine aynı basınçta kan verebilmek için gelişmek zorunda kalıyor.Bu tıpkı 1 katlı eve 2. katı yaptığınızda üst kattada alt kattaki gibi tesisat su basıncı almak için daha güçlü bir hidrafor takmak zorunda olmamız gibi.
     
  3. sthammer
    Online

    sthammer Guest

    ek olarak "Antrenman yapmayanlarda kalp ağırlığı 250-300 gram iken antrenman yapanlarda bu değer 350-500 gram kadardır. Kritik kalp ağırlığı 500 gramı aşmaz. Kalp büyüklüğünün artması, kalp atım ve volümünün yükselmesi ve böylece, dayanıklılık kabiliyetinin gelişmesinde etkilidir. Bunun yanında oksijen alma kapasitesinin de yükselmesi en önemli şarttır". Prof.Dr.Yaşar Sevim, Antrenman Bilgisi, s.55-56
     

Sayfayı Paylaş