Soya proteini hakinda genis bilgiler

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve SEZER YZL tarafından 30 Ocak 2009 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 17 üye.
  1. SEZER YZL
    Offline

    SEZER YZL Yeni Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2008
    Mesajlar:
    885
    Beğenileri:
    479
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    SOYA PROTEINI

    Düşük yağlı ve soya bazlı beslenen Japonlarda kalp hastalıklarının çok az görülmesi, kalp hastalıkları ve
    soya ilişkisini gündeme getirdi. Soya çeşitlerinin kan lipit seviyeleri üzerindeki etkisi de araştırıldığında soyanın
    kolesterol seviyesinin düşüşünde önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı. Menopoz konusunda yapılan araştırmalar
    da, soyanın kemiklerin güçlenmesinde etkili olabileceğini gösteriyor. Erkekler açısından da umut veren
    gelişmeler oldu; soyanın yapısında bulunan 'Genistein' adlı bileşenin, prostat tümör hücrelerinin büyümesini
    önlediği keşfedildi.

    Soya protein granülünü sağlıklı ve kaliteli bir beslenmede ön plana çıkaran faktör, tüm esansiyel
    aminoasitleri içermesidir. Enzimler yönünden zengin olduğu kadar, proteinleri parçalayan enzimleri bloke etme
    (Tirozin Kinaz İnhibisyonu) özelliğine de sahip olan soyanın bu tipik özelliği, zararlı bazı materyalin doku içinde
    kendine yer açma yeteneğini de engelleyebilmektedir.
    Soya izoflavonları olan Genistein, Daidzein ve Glisitein gibi çok önemli maddelerin başlıca kaynağıdır. 17β-
    östradiol gibi östrojenik sterollere yapıca benzediklerinden fitoöstrojenler olarak adlandırılır. Steroidal yapıda
    olmayan bileşikler östrojenik, enzim faaliyetlerini durdurucu ve antioksidan etkiye sahiptir. İzoflavonların
    östrojenik aktiviteleri %1 gibi çok düşük olmakla birlikte, muhtelif hormon alıcılarını (reseptörlerini) bloke edip,
    hormon eksiklik belirtilerini azaltır. Bu özellik ani ateş basması gibi menopoz semptomlarının azaltılmasının
    yanı sıra, migren ve eklem ağrılarının giderilmesine de yardımcı olabilir. Aynı maddeler kan sulandırıcı ve kılcal
    damarlar dahil tüm damar çeperlerini koruyucu özellikte de olduklarından, bazı hastalıklarda söz konusu olan
    patolojik damarlanmaları azaltabilmektedir (antianjiyogenetik aktivite). Soya granülleri ayrıca çeşitli
    minerallerin (Kalsiyum, Magnezyum, Çinko, Demir, Krom ve Selenyum) organik tuzlarını ve yine sağlık
    açısından çok önemli olan B kompleks vitaminlerini de içermektedir. Değerli bir lif kaynağıdır. Oligosakkaritler,
    kısmen çözünen ve çözünmeyen bitkisel lifler içerir. Bu özellikleri sayesinde bazı hastalıkların tedavisinde
    önemli destektir. Kemik erimesi (osteoporoz) ve şeker hastalığı (özellikle yaşlılıkta oluşan Tip II) dahil,
    dejeneratif sorunlarda, gerekli protein yapı taşlarını sağlayıp, doğal beslenme yolu ile tahribatı
    azaltabilmektedir. Dokusal düzeyden başlamak üzere, her tür yeniden yapılanmayı gerektiren, yaşlanma,
    hastalıklardan korunma, ağır tedaviler ve iyileşme sürecini hızlandırma ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için
    gerekli etken maddeleri, soya protein granüllerinin yapısında bulundurmaktadır.

    Atardamar daralmasını önleyici etki

    İnsan bünyesindeki yağ ve lipit metabolizmasını düzenleyen yağ asitlerini içerdiğinden, şeker hastalığı,
    damar sertliği ve Koroner kalp hastalığı olan kişilere soya ve soya yağı önerildiğini kaydeden Prof. Dr.
    Arıoğlu’nun araştırmalarına göre Soya yağı, özellikle atardamar daralmasını önleyici etkiyi sahiptir. Ayrıca,
    soya yağı kandaki kolesterol düzeyini düşürmektedir.
    Soyanın Kadınlar Üzerinde ki Etkisi:
    Soyanın, kadınlarda östrojen hormonunun kanserojen etkisini önlediğini ve zararlı hücrelerin gelişimini
    durdurur. Bu nedenlerden dolayı, kadınlarda göğüs kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Araştırmalar, her
    gün soya ile beslenen Japon kadınlarında göğüs kanserine yakalanma riskinin, Avrupalı kadınlara göre dört
    kat daha düşük olduğunu gösteriyor.

    ”Menopoz ve soya ilişkisi:

    Menopozun, orta yaş üstü kadınların en önemli sorunlarının başında geliyor. İleri yaştaki kadınlarda
    ortaya çıkan menopozun etkisini giderebilmek için, vücuda doğal östrojen hormonu takviyesinin gerekli
    olduğu hekimler tarafından bildiriliyor. Menopoz döneminde kadınlara, diyet beslenmesinde, vazgeçilmez
    besin kaynağı olarak soyalı ürünler önerilmektedir. Özellikle menopoz döneminde soyalı ürünlerle beslenen
    kadınlarda, yüzde 40 daha az ateş basması şikayetlerinin olduğu saptanmıştır.
    Menopoza giren kadınlara öneriler:
    Menopoz dönemine giren kadınlarda, östrojen hormonunun azalması nedeniyle vücut dengesinin
    bozuluyor ve bu bozulmanın, soya proteinince giderilebiliyor. Kadınlarda menopoz belirtilerinin görülmeye
    başlaması ile birlikte günde 25 gram soya proteini tozunun alınması, menopozun tam etkisine girilmesihalinde ise bu miktarın 40 grama çıkarılmasının doktorlar tarafından öneriliyor. Ayrıca;

    Günde 50g soya

    İtalya’da yapılan araştırmalar, menopoz dönemine giren kadınların sağlıklı olarak yaşamlarını
    sürdürebilmeleri için, günde 50 gram soya almalarının gerekli olduğunu ortaya koymuştur. Menopoz sonrası
    kadınlarda, her yıl ortalama yüzde 5 oranında kemik ağırlığı azalıyor. Bu hastalığa karşı da soyalı ürünler
    öneriliyor. Soya proteini sayesinde, vücuda alınan kalsiyumun dışarı atılması yüzde 50 oranında azalıyor.

    Diğer Yaraları

    Soya, B vitamini deposu olarak bilinir. Bu nedenle soyalı besinlerin hazmı kolaylaştırdığı ve çocuklarda
    kemik gelişimini artırdığı, ayrıca çocuklarda ortaya çıkan kronik sindirim zorluğu ve kabızlığın soya sütü
    kullanımı ile büyük oranda atlatıldığı saptanmıştır. Soyada bulunan bol miktardaki E vitamininin, Parkinson
    ve Alzheimer hastalıklarının tedavisinde de oldukça etkili olduğu ve yaşlanmayı geciktirdiği biliniyor.
    Almanya’da eczanelerde reçetesiz satılan Glutamin adlı ilacın soyadan elde ediliyor ve bu da stres ve
    zihin yorgunluğuna karşı kullanılıyor. Soya unu, büyüme ve gelişmeyi teşvik eden ve hızlandıran çok değerli
    aminoasitleri içerdiği için bebek mamalarının yapımında önemli oranlarda katkı maddesi olarak kullanılıyor.
    Ayrıca, soya unu salam, sosis, bisküvi, kurabiye, makarna, şekerlemeler ve özel diyet besinleri başta olmak
    üzere değişik amaçlarla insan beslenmesinde yerini alıyor.”
    Soya besin değeri yüksek bir gıda maddesidir.
    Soya proteini Lif, demir, kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi minerallerin ve B vitaminlerinden Thiamin,
    riboflavin, Niacin ve Folik asidin iyi bir kaynağıdır.

    Soya Proteini Kanser Riskini Azaltabilir:

    Laboratuar çalışmaları soyanın kanser önleyici rolünü destekler, soya gıdaları yararlı etkiye sahip olduğu
    düşünülen fitokimyasallar olarak isimlendirilen bileşiklerden zengindir. Bunlardan izoflavenler çeşitli yollarla
    kanserle mücadele edebilir. Bunlar sadece soya gıdalarda önemli miktarda bulunur. Bilim adamları Soya
    Proteininden çeşitli potansiyel anti kanser unsurlar identifiye etti. Bunların hepsi anti kanser etki yapabilir
    ama izoflavenler özellikle önemlidir, izoflavenlerden olan genistein özellikle bilim adamlarının ilgisini
    çekmiştir. Genistein, laboratuar testi tiplerinde gelişen kanser hücrelerine ilave edildiği zaman hücre gelişimi
    durmuştur. Genistein çeşitli yollarda çoğu kansere karşı etki yaptığı düşünülür. Genistein, göğüs ve prostat
    kanserlerinde olduğu gibi hormona bağlı olan çoğu kanserlere etki edebilir. Bazı araştırmalar, genisteinin
    tümörlerin gelişimi için ihtiyaç duyduğu besin maddeleri ve oksijen alımı prosesini teşvik edebilir. Östrojen
    gibi görünen izoflavenler göğüs dokusundaki aynı bölgelere tutunabilir. Bu bölgeleri işgal ederek daha güçlü
    östrojenlerin kansere sebep olucu etkilerinden koruyabilir.

    Soya Proteinin Osteoporozis Riskini Azaltır.

    Soya gıdaları yemek, güçlü kemik gelişimine yardım etmek ve osteoporozis riskini azaltmak için en kolay
    yollardan biridir. Osteoporozis kemiklerin incelmesi ve zayıflamasıdır ve bütün dünyada ciddi ve yaygın bir
    sorundur. Kemik sağlığını etkileyen 50 kadar faktör vardır. Fiziksel aktivite yaşanmayla meydana gelen
    kemik dokusu kaybını azaltabilir. Kalsiyum ve Vitamin D gibi besin unsurları kemik sağlığını iyileştirir. Soya
    filizinin günlük gıdalar içerisinde tüketilmesi osteoporozis riskini azaltmaya yardımcı olabilir, yaşamın sonraki
    yıllarında osteoporozise karşı en iyi önlem, yaşamın erken yıllarında güçlü yoğun kemiklere sahip olmaktır.
    Yeterli kalsiyum alımı bunun için elzemdir. Soya filizindeki kalsiyum vücut tarafından çok iyi absorbe edilir.
    Soya gıdalar izoflavenler olarak adlandırılan bir grup bileşiğin yegane kaynağıdır. Soya filizi bu kimyasalların
    önemli miktarda bulunduğu bir gıdadır.
    Daidzein adı verilen bir izoflaven tipi osteoporozisi tedavi etmek için Asya ve Avrupa’ da yaygın olarak
    kullanılan bir ilacın çok benzeridir. Bu ilaç kemiği yıkımlardan korur. İlaç vücutta metabolize olduğu zaman,
    soyada bulunan aynı bileşik olan daidzein üretir. Bu daidzeinin doğal kaynağı olan Soya Proteininin
    tüketilmesinin osteoporozis riskini azaltmaya yardım edebileceğini gösterir. Soya filizindeki bileşikler kemik
    sağlığını korur. Soya Proteini, Protein İhtiyacını Karşılamaya Yardım Eder
    Soya filizi yemek, protein ihtiyacını karşılamak için basit ve sağlıklı bir yoldur. Soya filizi yüksek kaliteliprotein zenginidir. Soya proteini kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur. Soya proteini böbrek
    fonksiyonlarını korur. Soya proteini kolesterol seviyesinin düşmesine yardım eder.

    Soya Proteini Demir
    (FE)
    ‘den Zengindir Demir yetersizliği dünyadaki en yaygın beslenme sorunudur. Düşük demir alımı anemi ile
    sonuçlanır. Bu şartlardaki bir insan bitkinlik, baş ağrısı ve artan enfeksiyon riskinden muzdariptir. Soya filizi
    demirden zengindir ve günlük demir gereksinimi yetişkinler için 10-15 mg.’ dır.
    Diyabetlerde Soya Proteinin Rolü
    Soya gıdalar kan dolaşımına glikoz emilimini yavaşlatır. Soya proteini arterlerde yağ maddelerinin
    birikmesi ve böbrek hastalıkları gibi diyabet komplikasyonlarının önlenmesine veya kontrolüne yardımcı
    olabilir. Soya filizi çözünür liften zengindir. Çözünür lifler besin unsurlarının kan dolaşımına emilimini
    geciktirir ve kan glikoz seviyesinin kontrolüne yardımcı olur. Laktoz içermedikleri için Soya Proteini laktoza
    karşı duyarlığı olan insanlar için ideal bir protein kaynağıdır.

    GENEL OLARAK
    : Soya filizi ne kolesterole ne de laktoza sahiptirler. Protein ve mineraller bakımından çok
    zengindirler. Soya filizi fitokimyasalların çok farklı tiplerini içerir.
    İZOFLAVENLER: Doğal östrojene bileşenleridir. Hormona bağlı kanser oluşumunu önlemeye yardımcı
    olurlar.
    GENİSTEİN: Erken dönemlerde bazı kanser formlarının yayılmasını durdurabilen bir bileşiktir.

    PROTEAZ İNHİBİTORLERİ
    : Bu bileşikler kanser oluşturan enzimlerin aksiyonunu bloke edebilirler.

    FİTİK ASİT
    : Bu bileşiğin tümör gelişimini inhibe ettiği gösterilmiştir.
    FDA, koroner kalp hastalıkları riskini önemli ölçüde azaltmak için, her gün 25 gr. Soya proteini
    tüketilmesini öngörmektedir. Doymuş yağlardan ve kolesterolden düşük bir diyetin yanı sıra, günde, 25 gr.
    Soya protein tüketilmesinin, kalp hastalıkları riskini azaltacağı görüşü, 50 bağımsız araştırmanın sonucu olup
    Amerikan Gıda ve İlaç Dairesince (FDA) kabul edilmiştir. FDA, 20 Ekim 1999 tarihinde, soya proteini tüketimi
    ile azalan koroner kalp hastalıkları arasındaki ilişkinin, içeriğinde soya proteini bulunan gıdaların
    ambalajlarında ve etiketlerinde kullanılmasını onayladığını duyurmuştur. Günde 25 gram soya proteini almak
    için, içinde 18 gram granül soya proteini (soya kıyması) bulunan bir hamburger yemek ve yarım bardak soya
    sütü içmek yeterlidir. Bu sağlık önerisinin kabulü ile birlikte, Amerika'da gıda sanayi soya proteini içeren yeni
    ürünler üretmeye ağırlık vermeye başlamıştır. Yakın zamanda soya bünyeli gıda maddelerine duyulan ilginin
    bu derece artmasındaki nedeni, soyanın sadece kaliteli bir protein kaynağı olması, besin öğeleri içeriğinin iyi
    olması veya FDA tarafından onaylı bir sağlık önerisine sahip bulunması ile açıklamak yetmez.
    Soya Proteinleri.
    Önceki çalışmalar soya proteinlerinin LDL kolesterolü düşürdüğünü, diğer KDH risklerini azalttığını öne
    sürmüşse de, son beş yıl içinde yapılan çalışmalar bu bilgiyi doğrulamış değil. Hayvansal protein ya da süt
    ürünleri kaynaklı protein yerine aşırı miktarda soya proteini alınırsa, bunun kolesterolü yüksek kişilerde LDL
    kolesterolü düşürmekte yaralı olabileceği, ancak HDL kolesterol, trigliserit ve lipoprotein (a) (bunun
    yüksekliği de damar sertliği ve inme riskini artıran bir etkendir) düzeyini etkilemediği belirtilmektedir. Gene
    de, en azından, diyette hayvansal ürünler veya süt ürünleri nispeten azalacağından, bunların yerine soya
    proteinince zengin yiyeceklerin kullanılması daha az doymuş yağ ve kolesterol alınması anlamına geliyor
    Soyanın önemli ek besin (dietary supplement) gereksinimlerimizden İzoflavonlar'ı en zengin ve istenilen
    yapıda içeren tek kaynak olması sebebiyle pek çok kronik hastalık riskini azaltıcı yöndeki etkisi bu ilginin
    gelişmesindeki en büyük nedendir. Bilim adamları tarafından, 50 yıl öncesinden beri varlığı bilinen ve bir tür
    "phytochemicals" yani "bitki kimyasalları" olarak adlandırılan izoflavonlar hakkında ancak 90'lı yıllarda
    bilimsel yazılar kaleme alınmıştır. Pek çok pytochemicals gibi bitki bünyesinde üretilen izoflavonlar, diğer
    bitki kimyasallarına kıyasla, doğada, gıda olarak tüketebilen bitki türlerinin çok azında rastlanırlar. Soya,
    izoflovanların, diğer gıdalarda bulunan bitki kimyasallardan daha yüksek konsantrasyonda bulunduğu tek
    bitkisel gıdadır. İzoflavonlara duyulan ilgi pek çok araştırmanın başlamasına neden olmuştur; şüphesiz ki
    bunların en önemlisi 1990 senesinde Ulusal Kanser Enstitüsü'nün izoflovanların kanseri önleyici potansiyel
    etkilerini ortaya çıkarmak için başlattığı ve yaklaşık 3 milyon dolara mal olan çalışmalarıdır. Araştırmacılar
    sadece bu etkilerle yetinmeyip, izoflovanların osteoporozis, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi diğer
    hastalıklara olan etkilerini de bulmaya yönelmişlerdir. Soyanın bünyesinde bulunan iki ana izoflavon çeşidi
    Genistein ve Daidzein olarak adlandırılırlar. Yapısı itibari ile "bitkisel östrojen" (phytoestrogens) olarak
    isimlendirilen izoflovanlar, aynı östrojen gibi davranırlar ve östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenik
    etkiyi uygularlar. Bununla beraber etkileri, normal östrojen aktivitesinin binde biri ile onbinde biri kadar olup,
    son derece düşüktür. Fakat soyalı gıdalar tüketen insanlarda kandaki izoflavon düzeyi, endojen östrojen
    düzeyinin 10,000 katından daha yüksek seviyelere ulaşabilir. İzoflavonların kandaki bu yüksek
    konsantrasyonu, başta belirtilen ve göreceli bir kavram olarak betimleyebileceğimiz zayıf aktivite durumunu ortadan kaldırır. İzoflavonların sahip olduğu bu eşsiz güç yani östrojenik aktiviteleri benzersiz ve tamamen
    doğal bu maddelerin, menopoz sonrası kadınlara tatbik edilen östrojen hormonu terapisine potansiyel bir
    alternatif olarak değerlendirilebileceği yorumunu doğurmuştur. Araştırmalar, ayrıca İzoflavonların, kalp
    hastalıkları ve osteoporozis (kemik erimesi) gibi rahatsızlıklarda, yaşla beraber oluşan riskleri azaltıcı yönde
    rol oynadıklarını ve menopoz sonrası ateş basması gibi semptomların giderilmesinde etkili olduklarını ortaya
    koymuştur. İzoflavonların bu hastalıklara karşı insan vücudunda ne tür bir mekanizma oluşturdukları ile ilgili
    araştırmalar devam etmektedir. Bunlarla birlikte, diğer bir durum da İzoflavonların endojen östrojen
    fazlalığına karşı uyguladıkları anti-östrojenik etkileridir. Böylece, isoflavonların göğüs ve endometriyal
    kanserler gibi hormonlarla ilişkili kanser risklerini azaltıcı yöndeki etkileri de açıklanmış olur. Burada önemle
    belirtmeliyiz ki, izoflavonların insan sağlığına faydaları sadece östrojenik veya antiöstrojenik etkileri ile sınırlı
    kalmaz. Yapılan yüzlerce çalışma, Genistein isimli izoflavonun, hormon ilişkili olsun olmasın pek çok tipteki
    kanserli hücrenin (örneğin deri, prostat, akciğer, ve kolon kanseri gibi) oluşmasını engellediğini ortaya
    koymuştur.
    Genistein anormal hücre oluşmasına neden olan enzimlerin aktivitesini ortadan kaldırarak bu etkiyi
    sağlar. Bu durumu basit bir örnekle netleştirmek gerekirse, 1998 yılında A.B.D.'de her 15 dakikada bir
    prostat kanserli bir erkeğin ölümünün aksine, soyalı gıdaların tüketimine dayanan diyet alışkanlığı olan
    Japonya'da bu oranın Amerika'dakinin beşte biri olmasıdır. Zengin bir Genistein kaynağı olan soyanın, bu
    derece düşük kanser oranı yakalamada etkisi açıktır. İzoflavonlar soyanın protein içeriği ile birleşir ve gıda
    sanayinde geniş kullanım imkanı bulan proteinlerinin faydalarını bir kat daha güçlendirirler. Diyetlerde et
    proteinin bir bölümünü soya proteini ile değiştirilmesi, özellikle yüksek kolesterol seviyesine sahip kişilerde
    (240 mg/dl) kandaki kolesterol oranını düşürürken, hem de birey başına günlük alınması gereken 50 mg'lık
    izoflavonun bir kısmının karşılanmasını sağlar.

    ******* NUTRITION EL KITABINDAN ALINMISTIR
    Gıda Müh. Sevda ÖZALBAYRAK
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 7 Eylül 2009
    themertyildiz, Azi, mericbkl ve diğer 5 kişi bunu beğendi.
  2. bonatschi
    Offline

    bonatschi Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesajlar:
    3.855
    Beğenileri:
    4.910
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Londra
    SEZER YZL

    Lütfen alıntı yaptığınız kaynağı dikkatlice ve detaylıca yazınız.
    Yazıyı aldığınız dergiyi değil, derginin veya kitabın alıntıyı kullandığı ana kaynağı belirtiniz. (Eğer yazı tamamen dergiye veya kitaba ait değilse)
     
    Azi, vanesy, SEZER YZL ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  3. SEZER YZL
    Offline

    SEZER YZL Yeni Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2008
    Mesajlar:
    885
    Beğenileri:
    479
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    bonatschi ben mesajı edıtleyemıyorum eger sen edıtlersen sevınırım kıtabı hazırlayan Gıda Müh. Sevda ÖZALBAYRAK kıtap kaynak olarak onu gostermıs

     
    bonatschi bunu beğendi.
  4. muscle_pump
    Offline

    muscle_pump Yeni Üye

    Katılım:
    17 Eylül 2008
    Mesajlar:
    335
    Beğenileri:
    52
    Ödül Puanları:
    0
    ben merak ettiğim bir şeyi sormak istiyorum

    Soya proteini eksik protein olarak tanımlanıyor pekala forumda gördüğüm kadarıyla vejeteryen bir vucutcu vardı bu adam bitkisel olarak beslenmiş olmalı ki görüldüğü takdirde hiç bir etkisi yokmu soya proteininin Kas gelişimi açısından...
     
  5. bonatschi
    Offline

    bonatschi Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2006
    Mesajlar:
    3.855
    Beğenileri:
    4.910
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Londra
    O adam Bill Pearl'di sanırsam.
    http://www.bodyforumtr.com/vbforum/...meci-t17137.html?t=17137&highlight=vejeteryan
    http://ksteveh.tripod.com/pearl.html

    Bitkisel proteinler tek başlarına eksik amino zincirleri taşıdıklarından eksik protein sayılırlar.
    Ancak farklı bitkisel protein kaynaklarını kombine ettiğimizde, her bitkisel kaynaklı proteinin aminoasit muhteviyatı ve dizilimi de farklı olduğundan, birbirlerinin açıklarını kapayabilirler.

    Mesela pirinç ve bezelye, kuru fasulye ve pirinç, bulgur ve mercimek gibi...
    Ancak bu tarz kombinelerin birbirlerinin esansiyel aminoasit eksikliklerini ne ölçüde giderdiklerinin hesaplamak ve bunun takibi çok zordur.
    O nedenle karbonhidratları proteinlerle tüketerek aminoasit eksikliklerini bir öklçüde telafi etmek başka bir alternatiftir.
     
  6. jkdo
    Offline

    jkdo Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2006
    Mesajlar:
    249
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Universite
    Yer:
    Denizli-ist
    Kadinsallastirir

    Abd yada inglz askeri uyrugu onemli diil fitnessla ilglendgnden soya faslyesinin proteininden yararlaniyor once sakllari ve vucudundaki killar azalmaya baslior derken gogusleri kdn gogusune bnzmeye basladigini hissedince bu doktora gidior testler sonucu kanindaki ostrojen seviyesi arttigi bulgusuna rastlaniyor ve simdi soyayi birkmis tdavi goruor kaynak posta gazetesi zamani hatirlamiom
     
  7. SEZER YZL
    Offline

    SEZER YZL Yeni Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2008
    Mesajlar:
    885
    Beğenileri:
    479
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    bu tur haberler hep cikti ama hicbir zaman bunun soyadan oldugu bilimsel olarak kanitlanamadi yda kanitlandiysada biri link versin bende ogrenmis olayim
     
  8. jkdo
    Offline

    jkdo Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2006
    Mesajlar:
    249
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Universite
    Yer:
    Denizli-ist
    http://www.haber7.com/haber/20090529/Soya-erkekler-icin-tehlike-saciyor.php

    Göğüslerde büyüme, tüy azalması, cinsel gücün yitirilmesi gibi şikayetlere yol açıyor...
    Mucize” gıda soya son yıllarda sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmezi haline geldi. Ancak Amerikan Men’s Health dergisi soyanın erkek neslini tehdit ettiğini iddia ediyor.

    ABD’li James Price (55), bir yıl önce göğüslerinde büyüme, sakal, kol, bacakla göğsündeki tüylerin azalması ve cinsel gücünü yitirmesi şikayetleriyle doktora gitti. Testlerde Price’in vücudunda sağlıklı erkeklere oranla sekiz kat fazla östrojen hormonu tespit edildi. Kadınlarda daha baskın olarak bulunan bu cinsellik hormonunun oranı, sağlıklı kadınlardan bile daha yüksekti. Gittikçe duygusallaşan ve kadınlara ilgisini yitiren Price, dört ayrı doktora gitmesine rağmen sorununun kaynağını bulamadı. Son doktoru ise sonunda Price’in günde 1.5 litre soya sütü tükettiğini fark etti.

    Soya fasulyesi ve soyadan yapılan gıdaların kalp sağlığını koruduğunu, kolesterolü düşürdüğü, ömrü uzattığı ve prostat kanseri riskini azalttığı ortaya konmuştu. Ancak bilim adamları, artık soyanın faydaları konusunda o kadar da emin değil. Soyadaki “genistein” ve “daidazein” maddeleri kadınlarda baskın olan östrojenle aynı işlevi görüyor. Günde 25 gr soya proteini almak bile erkeklerdeki hormon dengesini bozarak, “cinsiyet” sorunlarına yol açabiliyor. Connecticut Üniversitesi’ne göre soya testesteron üretimini düşürüyor. Harvard Üniversitesi de soyanın sperm sayısını yüzde 32’ye kadar azaltabildiğini ortaya koydu. Bol bol soya tüketen Çinli erkeklerde cinsel sorunlara ortalamadan yüzde 10 fazla rastlanması da soyanın erkekler için oluşturduğu riski doğrular nitelikte. Price, doktorunun tavsiyesi üzerine soya sütü içmeyi bıraktı ve hormon dengesi 3 ay sonra normale döndü. Uzmanlar, özellikle 40 yaşın üzerindeki erkeklerin soya tüketimini sınırlamasını tavsiye ediyor.

     
  9. SEZER YZL
    Offline

    SEZER YZL Yeni Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2008
    Mesajlar:
    885
    Beğenileri:
    479
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    amerikan musclemag dergisi ise yanilmiyorsam mart sayisinda bu konuya genis yer ayirmis ve soyanin erkek saligi uzerinde hicbir kotu etkisi bulunmadigini ve sperm sayisini azaltmadigini yayinlamisti

    bu konuda aslinda cok tartismaya gerek yok cunku her iki gorus icinde saglam kaynaklar var ve bir yere varilmaz bir tartisma olmaktan oteye gitmez

    bence kisi okuyup aklina yatani uygulamasi daha dogru olur
     
  10. jkdo
    Offline

    jkdo Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2006
    Mesajlar:
    249
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Universite
    Yer:
    Denizli-ist
    suan soya proteini kllanan arkadas vrsa herhngi bi etikisi vaarsa solesin
     
  11. SEZER YZL
    Offline

    SEZER YZL Yeni Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2008
    Mesajlar:
    885
    Beğenileri:
    479
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    aradan cok zamn gecmıs ama gozume carptı cevaplım ben kullanıyorum ve etkı olarak eksık bır yanını gormedım bence dıger proteın tozlarından pek bır farkı oldugu soylenemz eger sızde benım gıbı bıtkısel proteınlerı gunluk proteın hesabına dahıl edıyorsanız bu urunu kullanbılırısnız
     
  12. samkaran85
    Offline

    samkaran85 Üye

    Katılım:
    27 Eylül 2007
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Merhaba arkadaşlar bende bu hafta itibari ile optimum whey ile soy proyu kombine olarak kullanmaya başlayacağım. Off günlerimde soy pro aktif günlerde whey pro kullanacağım etkilerini yazarım iyi çalışmalar .
     
  13. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul
    Menshelath kasım sayısında yazdı soya yüksek oranda östrojen içeriyor. Direk olarak kullanmayın demiş. Whey varken niye soya diye diretiyorsunuz anlamıyorum. Maddi olarak ucuz diye mi?
     
  14. MERAKLI
    Offline

    MERAKLI Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    485
    Beğenileri:
    152
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    ÖĞRENCİ
    Yer:
    KIRIKKALE
    tam üstüne bastın. Bu sayfayı baştan aşağıya okumamın sebebi maddiyattı ve sonunda senin yazına denk geldim protein tozu alamadığımız zamanlar oluyor günlük beslenme düzenimiz belli hemen hemen ancak protein tozu alamadığımız zaman en azından ucuz olan soya protein i alalım nede olsa vardır faydası mantığıyla yaklaşıyordumki ostrojen hormonu karıştırdı durumu vazgeçtim.
     
  15. 2shae
    Offline

    2shae Üye

    Katılım:
    22 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    737
    Beğenileri:
    367
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    ben şöyle söyliyeyim daha önce supplementlerden hakkında hiçbir haberim yokken sağdan soldan duyma haberlerle anneme protein tozu aldırtmak istemiştim o da gitmiş adında soya geçiyor diye soya proteini almıştı, vücudumda hiçbir faydasını görmedim şimdi markasını söyleyip de ürüne b.k da atmak istemiyorum ama Türkiye distribütörü olan bir marka. Ne zaman ki ON %100 Whey'e geçtim vücudum hemen reaksiyon verdi. Bu ürünlerin asıl hedefi vejeteryanlar zaten
     
  16. zhu.zhq
    Offline

    zhu.zhq Üye

    Katılım:
    27 Mart 2009
    Mesajlar:
    999
    Beğenileri:
    338
    Ödül Puanları:
    73
    madem soya bu kadar gereksiz ozaman bu supplement firmaları neden üretiyor bu soy pro yu??
     
  17. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul
    soya olayı ticari bir palavradır. hatırlarsanız mucizevi bitki diye lanse edildi iyileştirmediği şey yok gibi günde 10 kilo soya 200 sene yaşa diyeceklerdi nerdeyse. ticari balon.
    suppl firmaları maliyeti düşük diye üretiyorlardır.
     
  18. vanesy
    Offline

    vanesy Üye

    Katılım:
    21 Ocak 2009
    Mesajlar:
    360
    Beğenileri:
    176
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    mimar
  19. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul
    Soya kalp kası hastalığı yapıyor!

    yaygın inanışa göre soya nerdeyse her derde deva olan sihirli bir yiyecek ve gıda sanayinde çok yaygın bir kullanım alanına sahip. Bu meyanda soyalı yiyeceklerin kalp hastalığını büyük ölçüde önlediği propagandası çok yaygın. Bu ay ünlü tıp dergisi Journal of Clinical Investigation’da önemli bir araştırmanın sonuçları yayınlandı (1,2). Colarada Üniversitesinden Brian L. Stauffer ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçlarına göre sporcu gençlerde önemli bir ölüm nedeni olan hipertrofik kardiyomiyopatinin (kalp kası hastalığı) Dünyada ilk kez bir yiyecek maddesi ile ilişkisi ortaya kondu. Yiyecek maddesinin adı soya idi.
    Soya kalp kası hastalığı yapıyor!

    Hipertrofik kardiyomiyopati (HKMP, kalbi kalınlaştıran kalp kası hastalığı) çocuklarda ve 30 yaş altı gençlerin, özellikle de sporcuların önde gelen ölüm nedenleri arasında. Beş yüz doğumda bir görülüyor. Hastalıkla ilgili en az 18 gen tespit edilmiş durumda.
    Bu hastalıkta kalp kası hücresinin kasılma fonksiyonunda doğuştan bir azalma var, kalp kası kanı pompaladıktan sonra tam olarak gevşeyemiyor. Bu nedenle kalp pompa görevini yapabilmek için aşırı çalışıyor ve kalp kası kalınlaşıyor (hipertrofiye uğruyor). Bu kompansasyon döneminde hastada genellikle çok bariz bir şikayet olmuyor. Kalp kasını kalınlaşması simetrik olduğu gibi ve asimetrik de olabiliyor. Asimetrik olanda karıncıklar arası bölmedeki (interventriküler septum) kalınlaşma kalbin diğer bölümlerine göre daha fazla (1,2).
    Ayrıca HKMP’de kalbi besleyen taçsı damarların (koroner damarlar) iç tabakası (endotel) ve kas tabakasında kollajen doku birikimine bağlı kalınlaşma da oluyor(3). Bu kalınlaşma koroner damarları daralttığı için zaten kanlanması azalmış olan kalp kası daha da oksijensiz kalıyor.
    Kalbin kansız kalması kas hücrelerinin ölümüne yol açıyor; ölen dokunun yerine nedbe dokusu kalıyor (fibroz). Artık hastanın kalbi mevcut fonksiyon bozukluğunu kompanse edemez hale geliyorve kalp yetersizlik bulguları vermeye başlıyor. Olay ilerledikçe daha önce kalınlaşmış olan kalp kası inceliyor, kalp karıncıkları genişliyor. Mevcut duruma artık dilate (genişlemiş) kardiyomiyopati adı veriliyor. Hastalığın bariz bir tedavisi yok. İlerleyen evrelerde kalp nakli yapılabiliyor.
    Şoke eden araştırma

    Colarada Üniversitesinden Brian L. Stauffer ve arkadaşlarının Journal of Clinical Investigation’da yayınlanan araştırmasında hipertrofik kardiyomiyopati gen bozukluğuna (mutasyon) sahip fareler kullanılmış (4). Araştırıcılar farelere yiyecek olarak soya vermişler. Soya alan erkek farelerde ilerleyici ve kalp yetersizliği gelişmiş. Dişi farelerde ise kalp yetersizliği olmamış ya da çok hafif olmuş. Deneyin ikinci aşamasında farelere soya yerine sütün peynir proteini (kazein) yedirilince erkek farelerin kalp yetersizliği bariz şekilde gerilemiş.
    Araştırtıcılar erkek farelerdeki kalp yetersizliğinin soyadaki bitkisel östrojenlere bağlı olarak geliştiğini düşünmüşler. Bu düşünceye göre soyadaki bitkisel östrojenlerin tetiği çektiği bir dizi olay kalpte programlanmış ölüm (apoptoz) adı verilen ve normalde her canlıda olan fizyolojik bir olayı hızlandırmaktadır.
    Araştırmacılar dişi farelerin fazla etkilenmemelerinin nedeni olarak şunu gösteriyorlar. Dişi farelerin zaten östrojen düzeyleri yüksekti ve soya östrojenlerinin neden olduğu artış orantısal olarak fazla değildi. Halbuki erkek farelerin doğal olarak östrojen düzeyleri düşüktü; buna soya östrojenleri de ilave olunca soya düzeyleri dişilere nazaran orantısal olarak çok fazla arttı. Nitekim klinik gözlemlerde de kardiyomiyopatinin erkeklerde daha çok teşhis edildiğini biliyoruz.
    Aynı dergide kardiyolog John Konhilas ve Elizabeth Luczak yaptıkları yorumda çocuklarda ve gençlerde önemli bir ölüm nedeni olan kardiyomiyopatinin Dünyada ilk kez bir yiyecek maddesi ile ilişkisi ortaya konduğunu belirtmişler (5).
    İnternette dolaştığımızda birçok bilim adamının mevcut araştırma sonucundan yani ‘soya kalp hastalığı yapıyor’ söyleminden çok etkilendiklerini, adeta şoke olduklarını saptadık. Soyanın diğer tohum yağları gibi kolesterolu düşürdüğünü gösteren çok araştırma vardır ve bu doğrudur(6,7).
    Fakat ‘kanda kolesterol yükselirse kalp hastalığı olur, kolesterol düşükse ya da düşürülürse kalp hastalığı önlenir’ düşüncesi de o kadar yanlıştır. Fakat ilaç ve gıda sanayi bu tahrif edilmiş bilimsel veriyi gerçekmiş gibi göstermek istemektedirler. Kolesterol-kalp hastalığı ilişkisini ‘Kolesterol günah keçisi mi?’ adlı makalemizde enine boyuna inceleyerek bunun doğru olmadığını bilimsel kaynakları ile göstermiştik.
    Nitekim ünlü Circulation adlı meşhur kardiyoloji dergisinde geçen yıl yayınlanan büyük bir toplum sağlığı araştırmasında soya östrojenlerinin koroner kalp hastalığı ve felçlerin sıklığını azaltmadığı saptanmıştır(8).
    Soya Hakkında ek bilgi

    Yaygın kanının aksine soya sağlıklı bir yiyecek değildir. Soyanın başlıca zararları aşağıda gösterilmiştir. Soya konusunda hazırlamakta olduğumuz geniş dosyada bu konu daha iyi incelenecektir.
    Soyanın zararları

    • Mineral eksiklikleri
    • D vitamini eksikliği
    • Bağırsaktan kalsiyum, demir ve çinko emilimini azaltma
    • Osteoporoz
    • Allerji
    • Hazımsızlık
    • Bağışıklık yetersizliği
    • Tiroid hastalıkları
    • Bunama
    • Erken ergenlik
    • Kısırlık
    • Kanser
    • Kalp hastalığı
    Soya-Uzakdoğu ülkeleri- Sağlık

    'Soyanın' Çin ve Japonya gibi yüksek nüfuslu Uzak doğu ülkelerinin, en fazla tercih ettiği gıda olduğu ve onların yaşam sürelerini uzattığı iddiaları çok eksik ve yanlıştır ve soya sanayicilerinin yandaşları tarafından uydurulmaktadır.
    Örneğin Çinlilerde domuz eti total kalorinin %65’ini oluştururken soyanın buradaki payı %1.5’i geçmez (9). Ayrıca Uzak Doğulular soyanın fermente ürünlerini (miso , soya salçası, natto, tempeh vb) yerler. Soyanın fermantasyonu soyanın birçok olumsuz etkisini giderebilmektedir. Ama piyasada satılan ve yüzlerce yiyeceğin içinde bulunan soyanın (tofu , soya sütü, soya yoğurdu, soya dondurması, soya proteininden yapılmış salam, sosis gibi et çeşitleri) çoğu fermente değildir.
    Uzakdoğu tarihi incelendiğinde soyanın sadece bir münavebe bitkisi olduğu ve ancak kıtlık zamanlarında yenildiğini biliyoruz. 2000-2500 yıl önce fermantasyon tekniklerinin bulunması ile tüketimi artmış ama yine de ana yiyecek olmamıştır (10). Soyanın fermente ürünleri de tamamen masum değildir ve fermantasyon süresi uzadıkça östrojen miktarı da artmaktadır (11). Bu nedenle başta hamileler, çocuklar ve kanserliler olmak üzere her kez soya preperatlarından uzak tutulmalıdırlar.

    Kaynaklar



    1. Maron, B.J. et al. 1995. Prevalence of hypertrophic cardiomyopathy in a general population of young adults. Echocardiographic analysis of 4111 subjects in the CARDIA Study. Coronary Artery Risk Development in (Young) Adults. Circulation. 92:785-789.
    2. Davies, M.J., and McKenna, W.J. 1995. Hypertrophic cardiomyopathy–pathology and pathogenesis. Histopathology. 26:493-500.
    3. Maron, B.J. 2002. Hypertrophic cardiomyopathy: a systematic review. J. Am. Med. Assoc. 2002;287:1308-1320.
    4. Stauffer BL, Konhilas JP, Luczak ED, Leinwand LA. Soy diet worsens heart disease in mice. J. Clin. Invest. 2006; 116:209-216. doi:10.1172/JCI24676.
    5. Hatcher KJ Basson CT Taking a bite out of hypertrophic cardiomyopathy: soy diet and disease J. Clin. Invest. 116:16-19 (2006). doi:10.1172/JCI27455.
    6. Cornwell, T., Cohick, W., and Raskin, I. 2004. Dietary phytoestrogens and health. Phytochemistry. 65:995-1016.
    7. Dewell, A., Hollenbeck, C.B., and Bruce, B. 2002. The effects of soy-derived phytoestrogens on serum lipids and lipoproteins in moderately hypercholesterolemic postmenopausal women. J. Clin. Endocrinol. Metab. 87:118-121
    8. van der Schouw YT, Kreijkamp-Kaspers S, Peeters PHM, Keinan-Boker L, Rimm EB, ScD; Grobbee DE. Prospective study on usual dietary phytoestrogen intake and cardiovascular disease risk in western women. Circulation. 2005 111:465-471
    9. Chang, K.C. (ed.), Food in Chinese Culture: Anthropological and Historical Perspectives, New Haven, 1977.
    10. Katz SH. Food and Biocultural Evolution: A Model for the Investigation of Modern Nutritional Problems. Nutritional Anthropology, Alan R. Liss Inc., 1987, p 50.
    11. Hutchins A. M., Slavin J. L., Lampe J. W. Urinary isoflavonoid phytoestrogen and lignan excretion after consumption of fermented and unfermented soy products. J. Am. Diet. Assoc., 95: 545-551, 1995
    alıntı: http://www.beslenmebulteni.com/bes/index.php?option=com_content&task=view&id=140&Itemid=290
     
    Vorenus ve Coyote bunu beğendi.
  20. dallix
    Offline

    dallix Üye

    Katılım:
    12 Mart 2009
    Mesajlar:
    109
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    Soya ticari açıdan çok karlı bir iş kolu haline geldi bu yüzden çitçiler ve büyük çapta soya mamulleri üreten firmalar genetiğiyle oynanmış ve tarladaki verimi yükselmiş soyalar ile 10 ton mahsul yerinde 25 ton aynı tarladan alabiliyor.fakat tarladaki verim yükselirken doğal yapısı bozulan soyayı vücud soya olarak algılamıyor genetik şaklabanlıklar insanların üzerinde oynanan deneylere dönüşüyor.
     
    EBaytar ve deathlifter bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş