Sindirim Sistemi

Konusu 'Sağlık & Sakatlanma' forumundadır ve hsd tarafından 9 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

  1. hsd
    Offline

    hsd Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2005
    Mesajlar:
    2.582
    Beğenileri:
    300
    Ödül Puanları:
    93
    Ağız ve Dişler

    Sindirim ağızda çiğnemeyle başlar. Çiğneme; besinleri küçük parçalara ayırarak yutulmalarını kolaylaştırır, ağızda sindirim için gerekli tükürük salgılanmasını sağlar, besinlerin temas yüzeylerini artırarak tükürük ve mide suyu enzimlerinin daha etkili olmalarını sağlar. Nişastalı besinlerin sindirimi ağızda olur.

    Mide

    Ters çevrilmiş L şeklindedir. Ortalama kapasitesi 1 - 1,5 lt.'dir. Boşken duvarları birbiri ile birleşmiş haldedir. Dolma sırasında mide iç basıncı artmaz. Zira çeperler gerilir.

    Mide, besinlerin, zaman içinde en iyi biçimde dağıtılmasında ve bunların en iyi biçimde mekanik ve kimyasal hazırlanmasında önemli rol oynar. Mide suyu; 3 ayrı fazla salgılanarak oluşur.

    Sinirsel Faz: Besin mideye inmeden, görme, koklama ve lokmanın ağıza konması ile başlar ve 1,5 saat sürer.

    Gastrik Faz: Genellikle proteinli maddelerin mideye inmesiyle başlar.

    İntestinal Faz: Genellikle yağlar onikiparmak bağırsağına geçince oradan yapılan uyarılarla başlar.


    Mide bir depo rolü oynar. Besinler mideye düşer ve tabakalar halinde dizilirler. Bu duruş sırasında besinler mide salgısının etkisiyle kimyasal değişikliğe uğrarlar ve kimus denilen sıvı haline gelirler. İyi çiğnenmiş ve küçük parçalara ayrılmış besinler midede daha kolay sıvı hale gelirler ve mide her 20 saniyede bir ritmik olarak bu sıvının 2 - 3 mlt.'sini mide kapısından onikiparmak bağırsağına boşaltır.

    Mide kapısı, midenin ortalama her 5 kasılmasında bir kez açılır. Midenin boşalma zamanı ortalama 3 - 4 saattir. Koyu bir kıvam, mide boşalımını yavaşlatır. Soğuk bir yemek, sıcak bir yemeğe oranla daha fazla boşaltılır. Mide kapısından, şekerler en hızlı, yağlar ise en yavaş boşaltılırlar.

    Midede karbonhidratlar daha kolay sıvı hale gelir ve proteinlerden daha çabuk boşaltılırlar. Proteinler, midede belli bir kademeye kadar parçalanırlar. Yağlar ise midede en uzun süre kalan besinlerdir. Besinlerin emilimi bağırsaklarda olur. Midede, çok az miktarda alkol ve bazı ilaçlar emilir.

    İnce Bağırsaklar

    2 kısımda incelenir:

    Onikiparmak Bağırsağı: Mideden başlar. Ortalama 25 - 30 cm. boyda, 3 - 4 cm. çapındadır.

    Boşbağırsak - Kıvrım Bağırsak: Onikiparmak bağırsağından itibaren başlar. Ortalama 6,5 m. boyunda ve 4 cm. çapında, gittikçe daralan bir boru sistemidir. Mükozasında geniş kıvrımlar vardır.

    İnce bağırsağın sindirim ve emilim gibi 2 önemli görevi vardır:

    Sindirim: Bağırsak sindiriminde en büyük rolü ince bağırsaklar oynar. Bağırsak sindiriminin %90'ı burada; safra, pankreas salgısı ve kendi salgısının etkileri ile; kendi yaptığı itici ve pandül hareketlerle gerçekleşir ve mideden gelen kimusun sindirim işlemi tamamlanır.

    Bu hareketler; bağırsak içeriğinin salgılarla temasını kolaylaştıran karıştırma hareketleri ve bağırsak içeriğinin, kalın bağırsağa doğru ilerlemesini sağlayan sağınma hareketleridir. Kimus'un onikiparmak bağırsağını geçişi hızlıdır, ortalama 15 dakikada gerçekleşir. İnce bağırsakta bu ilerlemenin süresi 4 - 5 saattir.

    Besinlerin en şiddetli karıştırıldığı ve emilimin en iyi olduğu yer kıvrım bağırsaktır. Burada sağınma hareketleri çok sık değildir. Bu, besinlerin bu kısımda uzun süre beklemesini sağlar.

    Emilim: Besinlerin emilimi, hemen hemen yalnız bağırsaklarda ve öncelikle ince bağırsağın yukarı bölümünde gerçekleşir. Emilim miktarı, emilen ögeye göre değişir. Ancak mide; tam bir emilim için gerekli başlangıç olan iyi bir sindirim sağlayamıyorsa emilim düzensizlikleri olabilir.

    Besinlerin mukoza ile temasını, karıştırma hareketleri çoğaltır. Emilim hızı, boşbağırsaktan kıvrım bağırsağa doğru giderek azalır.
    Karbonhidratların emilimi çok önemlidir. Bu emilim özellikle onikiparmak bağırsağı ve boşbağırsak düzeyinde yapılır. Proteinlerin emilimi boşbağırsakta gerçekleşir. Bu emilim ancak; proteinler aminoasitlerce parçalanmışlarsa yapılabilir.

    Lipitlerin emilimi onikiparmak bağırsağının sonu ile boşbağırsağın başlangıcında gerçekleşir. Su ve elektrolitlerin emilimi birbirine karşıt iki olayın sonucudur. Bağırsak boşluğundan kana doğru akış ve kandan bağırsağa doğru akış. Bu emilim bütün bağırsak boyunca gerçekleşir. Dışkının su miktarını sağ kalın bağırsak düzenler.

    Ortalama olarak günde 500 gr. karbonhidrat, 100 gr.yağ, 50 - 100 gr. amino asit, 50 - 100 gr. çeşitli iyonlar ve 8 - 10 lt. su emilir. Yağda eriyen vitaminler lipitler gibi emilirler ve lenfyoluna geçerler. Suda eriyen vitaminler ise hızlı şekilde emilirler. Günde ortalama 600 - 900 ml. izotonik kimus, ince bağırsaktan kalın bağırsağa geçer.

    Kalın Bağırsak

    Sindirim kanalının ince bağırsak ile göden bağırsağı arasındaki bölümüdür. Kalın bağırsak, oldukça hacimli, birçok parçaya bölünmüş bir borudur.

    Ortalama 130 - 160 cm. uzunluğunda ve 6 - 8 cm. çapındadır. Görevi; ince bağırsaklarda emilenemeyen maddelerden ibaret kimusu konsantre edip dışarıya atmaktır. Bu konsantrasyonda su ve elektrolit emilimi önemli rol oynar.

    Kalın bağırsak mükozası, ince bağırsak mükozasından farklıdır. Epitelin yüzeyi düzdür. Kalın bağırsak hareketleri ince bağırsağa göre daha zayıf ve yavaştır. Karıştırıcı ve boşaltıcı hareketler vardır. Boşaltıcı hareketler günde ancak birkaç defa meydana gelir.

    Kalın bağırsakta enzim oluşmaz, enzimden yoksun bir müküs salgısı vardır. Bu, hiçbir sindirim enziminin etkili olmadığı selülozu parçalar.

    Kalın bağırsak, daha çok suyun geri emiliminde rol oynar. Bu emilim oldukça önemlidir. Günde 500-1500 mlt. arasında değişir. Kalın bağırsakta ayrıca; inorganik tuzlar, bir miktar glikoz, kısa zincirli yağ asitleri emilir.

    Dışkının su miktarını kalın bağırsak düzenler. Dışkı; safra pigmentleri, sindirilmemiş besin parçaları, kalın bağırsak müküsü, ölü bağırsak hücresi artıklarından oluşur. Kalın bağırsaktan günlük atılan feçes miktarı 200 - 400 gr. dır. Bunun %70'i su, %30'u katı maddedir. Alınan besin maddelerinin kolondan atılma süreleri genellikle 10 - 90 saattir. Baryum için ise 24 - 48 saattir.

    Göden Bağırsağı

    Bağırsak sisteminin son parçasıdır. İki kısımdan oluşur:

    Üst bölüm: Leğen parçası

    Alt bölüm: Makat kanalı.

    Leğen parçası ortalama; 5 cm. çapında ve 10-12 cm. uzunluktadır. Makat kanalı bir silindir biçimindedir, kısa ve dardır. 2 cm. genişlikte ve 2 cm. uzunluktadır. Göden bağırsağının toplam boyu 12 - 15 cm. dir.

    Normalde göden bağırsağı boştur. Dışkılar, sol kalın bağırsakta birikir. Sol kalın bağırsak dolunca güçlü bir sağınma dalgası, dışkı kütlesini göden bağırsağına geçirir. Dışkılama sırasında, göden bağırsağı kasılarak dışkı kütlesini makata doğru iter.

    Karaciğer

    Yaşamın devamı için gerekli birçok fizyolojik olayın merkezidir. İç organlarımızın en büyüğüdür. Kırmızı-kahverengidir. Oldukça sert kıvamlıdır, kolay yırtılabilir. 1,5 kg. ağırlığındadır. Ayrıca 800-900 gr. kan depolar. Üzerinde safra kesesi bulunur.

    Başlıca görevleri:

    Bir iç salgı bezidir: Salgıladığı maddeyi kana verir.

    Bir dış salgı bezidir. Hücreleri tarafından salgıladığı safrayı (yağların sindirimine yarar), safrakesesinde toplar ve oradan sindirim borusuna döker.

    Karaciğer, gerçek bir kimya fabrikası'dır. Bütün metabolizmaların kumanda merkezidir. Karbonhidratlar, glikoz aracılığı ile insan bedenini oluşturan hücrelerin başlıca enerji kaynağıdır. Örneğin beyin hücreleri, yalnızca glikozla beslenebilirler. Hücrelere yeterli miktarda glikozu götüren kandır.

    Karaciğer; kan glikoz düzeyinin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Kanın glikoz düzeyi sabit olmalıdır. Normalde 1 gr/lt. (%90-110 mg.)'dır. Kan şekeri düşerse kana glikoz verir. Oruç gibi hallerde dışarıdan olmadığı zaman karaciğer, şekeri; ya glikojen depolarından alacak ya da başka maddelerden şeker yapacaktır. Kan şekeri yükselirse bir bölümünü alır ve depo eder.

    Diğer bir ifadeyle karaciğer, kandaki şekeri sabit tutar. Bu görevini ya bağırsaktan gelen şeker fazlasını glikojen halinde depo ederek ya da bu glikojeni glikoz haline getirip, gerektiğinde kana geri vererek yerine getirir. Sindirilmiş şekerlerin çoğunluğu ekmek, sebzeler, tatlılar ve diğer şekerlemelerdir.

    Protein metabolizmasına bağlı olarak amonyak sorunu ortaya çıkar. Besinlerin sindirimi ve proteinlerin yıkımı, kanda amonyak belirmesine yolaçar. Bu madde, özellikle sinir hücreleri için bir çeşit zehirdir. Karaciğer, kanda dolaşan bu amonyağı yakalar, başka moleküllerle birleştirerek böbrekten atılan üre haline getirir.

    Yağların sindirimine yarayan safra; tuzlardan oluşur. Safra, karaciğerin parçaladığı veya bileşik yaptığı maddeleri de kapsar. Böylece karaciğer, artık maddelerini safra ile sindirim sistemine vermiş olur.

    Karaciğer, yağların ve proteinlerin metabolizmasında da önemli rol oynar. Protein sentezi yapılmadığında aminoasitler kullanılamaz ve kandaki, sidikteki miktarları artar. Kan hücreleri; karaciğerde tahrip edilir ve yenilenir.

    Demiri tespit edip depo eder, yeni alyuvarlar yapımında kullanımını sağlar. K vitaminini etkisiyle, kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. D vitamini, cinsellik hormonları, kortizon gibi bileşiklerin metabolizmaları da karaciğer tarafından yönetilir. Karaciğer yaraları her zaman vahim, ekseri öldürücüdür. Daima ameliyat gerektirir.

    İltihaplı Hastalıklar: Bir mikroptan veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bunların genel belirtisi sarılıktır.

    Müzmin İltihaplı Hastalıklar: Genellikle alkolden veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bazen kendiliğinden ortaya çıkan sirozlardır.

    Urlu Hastalıklar: Doğrudan karaciğerde oluşan kanser.

    Görev Yetmezliği: Karaciğerin bütün fonksiyonlarını veya bir kısım fonksiyonunu yerine getirememesidir.

    Bazı yiyecekler, karaciğerin iyi çalışmasına yardım ederler:

    Brokoli, lahana, karnabahar, kırmızı turp, sarmısakikuru taneliler, soğan, yumurta ve sülfürce zengin yiyecekler, bulgur, kuru taneliler, folik asitçe zengin koyu yeşil yapraklı sebzeler, B12 vitaminince zengin hayvan ürünleri, yağsız yiyecekler.

    Böbrekler

    Omurganın iki yanında fasulye biçimindedirler. Kırmızı renktedir. Böbrek, bir temizleyici süzgeç ve özellikle de seçici, düzenleyici bir organdır. Organizmanın dışarı atması veya saklaması gerekenleri seçer. Artıklar, zehirler ve fazla maddeler sidikle dışarı atılır.

    Yararlı, gerekli ya da vazgeçilmez öğeler tutulup, yeniden organizma dolaşımına katılır. Böylece böbrek, günde yaklaşık 180 lt. su ve 600 gr. tuzu kandan ayırdıktan sonra yeniden geri emer.

    Glikoz, normalde bütünüyle geri emilir. Sağlıklı kişide sidiğe glikoz geçmez. Sodyum klorür, kalsiyum ve fosfatlar %90 geri emilir.

    Böbrek, diğer organlarla, özellikle akciğerle birlikte kanın asit-alkali dengesinin korunmasına katkıda bulunur. Kanın PH değeri 7,30 - 7,45 arasında oynar. 7,00'nin altında ve 7,80'in üzerinde yaşam olanaksızdır.

    Protein sentezi yapılmadığında, aminoasitler kullanılamaz ve kandaki, sidikteki miktarları artar. (kan protein düzeyi normalde %7 - 8 mg. dır.)

    Böbrek, kan basıncını düzenleyen başlıca sistemlerden biridir. Süzme işlemini, yumacık yerine getirir. Kan ortalama dakikada 4 lt. (günde 3760 lt.) kanı organizmaya dağıtır. Böbreğe, günde 1700 lt. den çok kan gelir (dakikada 1,2 lt.). Bunun %10'unundan çoğu yumacık tarafından süzülür. Yumacıkların en fazla temizleme yeteneği, günlük 180 lt. dir. Sonuçta 1 - 1,5 lt. sidik ortaya çıkar.

    İşeme isteği, sidik torbasındaki sidiğin basıncıyla uyanır. Bu istek, genellikle 300 mlt. den sonra kendini gösterir. Erkek, bulbokavernöz kasının kasılmasıyla sidik çıkarmayı istemli olarak durdurabilir. Kadında bu kas bulunmadığından sidik çıkarma aniden kesilir.
     

Sayfayı Paylaş