Serkan Cetin 1-4 Kasım 2009 Dunya sampiyonası macerası

Konusu 'Yerli Müsabakalar ve Sporcular' forumundadır ve demir00 tarafından 7 Mart 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 6 üye.
  1. demir00
    Offline

    demir00 Özel Üye

    Katılım:
    26 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.467
    Beğenileri:
    1.311
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    Avukat
    Yer:
    Istanbul
    Birinci gün: 1 Kasım

    Sonunda dünya şampiyonasına gidiş günü gelmişti! Aylar süren yokluk ve feragatten, günde saatler süren antrenmanlardan ve içimdeki adi herifi alt ettikten sonra.

    Sık sık tuvalete gitmekten dolayı, gece pek rahat uyuyamamıştım. Sürekli saate bakmak zorundaydım. İsimizi bitirmek için saat sabah 5.15 de kalktık. Çabucak tartıya. Tartı 87,2 kg’yi gösteriyordu. 1 kg vermeli ve üstüne de su kaybı ile yeniden ideal kiloya yani 85 kg’ye kadar olan sınıfa uygun olacaktım. Formumdan memnundum, her şey yolundaydı.

    Kendime 1 kg’lik tavukgöğsü filesi pişirdim ve tek bir porsiyon içinde paketledim, böylece gün için gerekli protein beslemesini karşılayacaktım. Otele biraz geç ulaşacağımızdan dolayı, o aksam yiyecek olarak baksa bir şey alıp almayacağımızdan emin değildim. Bundan dolayı yanıma yeteri kadarını aldım. Bunun yanına da yeterince pirinç gofreti aldım. Bunlar aslında yolda sıcak havada çabuk bozulabilen büyük bir pirinç konservesi tüketmekten daha rahattı.

    Saat 11.05’de uçacaktık. Kızımızı kayınpederlerde bıraktık ve Stuttgart’tan havaalanı yönüne doğru hareket ettik. Terminale geldiğimizde takımın bir kısmı ile karşılaştık. İsviçre takımı da oradaydı, bizimle beraber uçacaklardı.

    Ortam göreceli olarak güzeldi ve herkes Dünya şampiyonasının büyük macerasının heyecanını yasıyordu. İçeceklerimizi hemen bitirdik ve uçağa doğru yol aldık. Uçuş iyiydi ve tam vaktinde mahalli saatle saat 19’a doğru Doha’ya vardık.

    Sıcak bir hava bekliyorduk, ancak hava aksam vakti kimsenin hesap edemediği kadar sıcaktı; 30 derece kadar.

    Havaalanı oldukça yoğundu ve gişelerde yaklaşık 1 saat beklemek zorunda kaldık.

    Ufak bir otobüs bizi otele getirdi. Yolculuk deniz kıyısı boyuncaydı ve Doha’ya ilişkin ilk izlenimlerimizdi bunlar. Gökyüzü çok etkileyici idi ve her yer bina doluydu, devasa gökdelenler vardı. Bir büyümenin varlığı ve bu işlere büyük paraların yatırıldığı hemen belli oluyordu.

    [​IMG]

    Otele vardığımızda kısa bir kontrol yapıldı ve bunun 10 dakika süreceği söylendi. Ancak gördük ki, işler bittiğinde 1 saat çoktan geçmişti. Neyse, iyi bir şekilde ulaşmıştık en azından. Güzel ve ferah odalar ile telafi edilmişti onca zahmet. 16. kattan denize karsı bir rüya kadar güzel bir manzara…

    Ayna karsısında kısa bir çeki düzen, bir şeyle atıştırmak, duş almak ve halsiz bicimde yatağa gidiş…

    İkinci gün: 2 Kasım

    Saat 7 ile 10 arasında kahvaltı verildiği için, çalar saatim saat 6.45 çaldı. 19. katta atletler için özel bir diyet yemeği vardı. İhtiyacımız olan her şey, yumurta, pirinç, tavuk, balık, patates, sebze, meyve, tuzsuz ekmek.
    Bugün saat 18’de tartılacağımız söylendi ve ben kilosuna dikkat etmesi gereken tek kişiydim.
    Sabah daha iyi bir kilom vardı. Saat 18’e kadar kilo kaybetmek için hala zamanım olduğu için, bunu kendime problem yapmıyordum

    Sıvı alımımı sınırladım ve son fazlalıkları vermeye başladım. Sıcak havada zaten hep terlediğimden, sıvı kaybı söz konusu idi. Öğlen vakti büyük bir alış veriş merkezi olan şehir merkezine doğru bir gezintiye cıktık.

    Tüm odalarda dijital tartı aletleri vardı. Bunlara %100 güvenileceği de başka bir problemdi. Odamdaki dijital tartı, resmi tartı işlemlerine kısa süre kala tam olarak 84,9 Kg’ı gösteriyordu ve bu da beni bayağı rahatlattı.

    [​IMG]

    Resmi tartılma işlemi otelde yapılacaktı. Atletler fuayede toplandı. İsleme klaslara göre değil, ülkelerin alfabetik sıralamasına göre başlandı.

    Beklerken olduğum yerde terleyerek bir 100 gr daha vermişimdir. Daha sonra bizi anons ettiler. Sıra Almanya’ya gelmişti. Soyunmaya başladım ve yavaşça tartıya doğru yürümeye başladım. Erich Janner ve baksa bir görevli her şeyi kontrol ediyordu. Derin bir nefes aldım ve tartının, aynı odamdaki tartı ile aynı kiloyu göstermesini ummaya başladım. Dikkatli bir şekilde tartıya cıktım ve gözümü göstergeye diktim, 80...82...83...84....85....85,1kg. Sonra kıpırdamadan durdum. 100 gr fazlam vardı. Erich Janner diğer görevlilerle konuşmaya başladı ve sadece 100 gr fazlalık bir sorun olmayacağını ve klasımda yarışmama engel olmadığını anlatmaya çalıştı ama nafile. İzin vermediler.

    100 gramı vermek için önümde 30 dakikam vardı. Aksi takdirde bir üst klasta yarışmam gerekecekti. Şans eseri öyle ya da böyle tuvalete gitmek zorunda kaldım. Daha sonra ileri geri hareket etmeye başladım. Bunlar son çabalarımdı.

    Ve tartıya çıktığımda gösterge 84,7kg...başarmıştım!

    Aksam yemeğinden sonra takım Martina’nın odasında form kontrolü ve verilecek pozları kontrol etmek için toplanmıştı. İlk şoku katılımcı listesi asıldığında yasadım. Tam 26 yarışmacı benim klasımda yarışacaktı ve bunlardan biri de World Games galibi Koreli Jin Ho Lee idi.

    Üçüncü gün: 3. Kasım


    Ön elemenin yapılacağı gün gelmişti ve saat 10’da başlayacaktı. Kalktıktan hemen sonra kendi formumu kontrol ettim. Derinin altındaki su kaybolmuştu ve deri aşırı ince idi. Hayatımın en iyi formunu yakalamıştım ve bu kadar iyi asla olamamıştım. Kaslarım çok güzel ve belirli idi. Üstüme düşenleri çok iyi yapmıştım ve artık rahatlayıp yarımsa anına kadar sakin olmak hakkımdı.

    Formumu hiç bir şekilde bozmak istemediğim için, yarışma anına kadar sadece bir kaç yudum su içtim, bazen de kahve.

    Saat 9’da yarışmanın yapılacağı salona doğru otobüsle hareket ettik. Yarışma Sheraton Otel’inde yapılacaktı. Bu herkes için çok harikaydı. Salon çok konforlu ve sahne arkasına ulamsak için “kilometrelerce” yürünmesine gerek kalmayacak şekilde dizayn edilmişti.

    [​IMG]

    Yerler yumuşak bir halı ile döşenmiş ve herkese yetecek kadar hareket alanı mevcuttu. Bizim atletler, İsviçre takımının yanında güzel bir yer ayarladı kendine. Ön odada 2 tane dev televizyon vardı ve bunlarla yarışma takip ediliyordu. Benden önce 5 tane sınıf yarışacaktı ve bu da bana diğer klasları rahat bir şekilde takip etmek için bolcana zaman veriyordu.

    75 kg klası sahnede yerini almaya başladığı zaman, Detlef Herget beni boyamaya başladı. O daha önce sahne ışığını ve diğer atletleri kontrol etmiş ve beni daha fazla renkle boyamamaya karar vermişti. Simdi formum ilk kez çok iyi görünmeye başlamıştı. Detlef ve Martina çok mutlu ve benim çok iyi bir derece elde edeceğimden umutluydular. Yavaştan heyecan başlamıştı. Tabii ki pozitif anlamda.

    Diğer atletler nedeniyle bir baskı altında değildim, tam tersine diğer atletlere baskı kurmaya çalışıyordum. Sahnenin arkasında psikolojik savaş başlamıştı. Tüm yarışmacı numaraları okunmaya başlandı ve bizler bir sıra halinde sahneye doğru ilerlemeye başladık.

    Çok fazla yarışmacı olması ve sahnenin herkesi tek sıra halinde göstermeye yetecek kadar geniş olmaması nedeniyle iki sıra halinde yer aldık. Gözlerim 2 kadını arıyordu, biri karım diğeri de Martina idi. Önce eleme safhası başladı. Bunda beşli grup halinde 4 farklı poz vermeye başladık. Karım ve Martina bana bakıp sırıtıyorlardı, bu da bana çok iyi bir şekilde pos vermem için büyük güven verdi. Daha sonra herkes sahnenin arkasına geçti ve ilk 15 kişinin isminin okunmasını beklemeye başladı.


    Ve karar anı geldi. Tek tek isimler okunmaya başlandı. İsimler okundukça final sansı yavaş yavaş kayboluyordu. Ve sonunda beni rahatlatan anons geldi, 96 numara. İlk aşamayı geçmiştim. O an büyük bir motivasyon ve enerji tetiklemesi hissettim. Karımın çığlığını duyuyordum ve Martina da çok sevinmişti. 2 elemeyi de geçtim ve artık ön sıralara doğru ilerleyeceğimi biliyordum.


    Son elemenin yapıldığında favorilerin ismi yine okundu ve ben de bunlar arasındaydım. İsler bundan daha yürüyemezdi. Karım sahne arkasına geldi ve heyecanlı bir şekilde madalya için büyük bir sansımın olduğunu söyledi.


    Onun mübalağa ettiğini düşünüyordum. Daha sonra Martina geldiğinde ona bana kaçıncı sıraya şans verdiğini sordum, o da 2 parmağını kaldırdı ve ikincilik dedi.

    Zirveye doğru ilerlemek belli standartlara ulamsak harika bir duyguydu.


    Artık çok dikkatli olmak zorundaydım. Hiç bir hata yapmamalıydım, çünkü bir sonraki gün kendimi sahnede takdim edecektim.



    Dördüncü gün: 4 Kasım

    Finalin saat 10’da yapılması planlanmıştı. Otobüsler saat 9’dan itibaren yarışmanın yapılacağı yere doğru hareket etmeye başladılar. İlk sınıfın ne zaman sahnede yer alacağını kimse bilmiyordu.

    Salonun fuayesinde her yer halılar ve çadırlarla döşenmişti. Her şey her hali ile Katar’ı yansıtıyordu.

    Yine bekleme zamanı gelmişti. Sıra bana gelene kadar az da olsa vaktim vardı ve yavaştan huzursuz olmaya başlıyordum. Sahne arkası ön elemeler zamanına göre bayağı bos gibiydi çünkü sadece 6 tane finalist kalmıştı.

    Sonunda benim de dahil olduğum klasa sıra gelmişti. Boyama işlemi bittikten sonra, diğer 5 finalistin de olduğu sahne çıkısına doğru gittim. Diğerlerinin formuna son bir göz attıktan sonra, kimleri geride bırakabileceğimi düşünmeye başladım.

    Sonra sahneye doğru ilerledik. İlk pozları vermeye başladık. Sonra kısa bir Posedown ve yine sahneden aşağı indik. Artık her şey problemsiz bir şekilde bitmişti. Zaferi kimin kazanacağını beklemeye başlamıştık. 80 kg klasınından sonra sıra bize gelmişti.

    Altıncılık…. İtalya.. Ohh, ilk yarışmacıyı arkamda bırakmıştım.

    Besincilik….. Numara 96 Almanya. Amacıma ulaşmama rağmen, pek de mutlu olmamıştım. Bu isin içinde bir şeylerin olduğunu biliyordum. Bir şeylerin yolunda olmadığına dair hislerim vardı. Benim önümdeki 4 yarışmacı da araptı. Biri Umman’dan ikisi mısırlı biri de faslıydı. Fotoğraf çekimi için yine sahneye ve doping testi.

    Karım buna çok sevinmişti ve benim de bununla mutlu olmam için tevsik ediyordu. Daha sonra puanlama listesini aldık ve bazı şeyleri daha netleştirdik. Ön elemelerden sonra ben üçüncü sıradaydım ( İtalyan da 4. sıradaydı) ve ikinci sırayı alan yarışmacı ile sadece 3 puan, birinci ile 5 puan farkım vardı. Mısırlı ve faslı acık bir farkla besinci ve altıncı sırada idiler. Buna rağmen ikisi de finalde önümde yer aldılar. Bu hakikaten çok enteresandı. Bu sırada biri yanıma gelip çok yerinde bir laf etti; “Burası Arapların memleketi” Bunun sonucunda ben de hem gülen hem de ağlayan gözlerle Almanya yolunu tuttum.

    Hakemlerin beni üçüncü sıraya değer görmeleri isin acı tarafı olmuştu ama bir sonraki Dünya şampiyonası için büyük bir tevsike neden olmuştu. Çünkü orada çok daha baksa bir çıkış pozisyonum olacaktı, çünkü artık favoriydim.

    Kaynak: http://www.bbszene.de/serkan-cetin-wm-bericht.html


    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 7 Mart 2010
    AnkTıp92, dachosen, spudd webb ve diğer 13 kişi bunu beğendi.
  2. hardrock
    Offline

    hardrock Yeni Üye

    Katılım:
    6 Mart 2010
    Mesajlar:
    20
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    bu dur işte kardeşim ben international body buildinge bakınca türklei görmek istiyorum yoksa jay cuttler, flex wheeler zaten bu admalar her yerde biz nerdeyiz biiiz.....bu konuya önem veren tüm sporculara yazarlara buradan tek tek teşekkür etmek isterim şimdiye kadar

    DESPO ( ercan demir başlığı için),

    MİTOKONDRİ ( adnan sır, tevfik ulusoğlu vs..başlığı için),

    DEMİR ( bu başlık)

    DİEZ ( mehmet yıldırım),

    KETUDA (tuluğ topa başlığı)

    için çoooook teşekkürler ...diğer yabancılar zaten internette her yerde onlar zaten tonla para kazanan bize faydası olmayan paltaçolar benim gözümde ..ama ..bizler bu değerli TÜRK VE TÜRK ASILLI SPORCULARIMIZI TANIYALIM ÖNCE

    HEPİNİZE TEKRAR TEŞEKKÜRLER
     
    umutn ve demir00 bunu beğendi.
  3. blackk*
    Offline

    blackk* Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    istanbul
    evet beyler milli müsabıklarımızıda yakından tanıyoruz böylece teşekkürler
     
  4. AmericanHistoryX
    Offline

    AmericanHistoryX Üye

    Katılım:
    10 Nisan 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci.
    Ne kadar adil bir yarışma...
     
  5. ARNOLDschwarzeneggeR
    Offline

    ARNOLDschwarzeneggeR Üye

    Katılım:
    23 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.226
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    C:\
    arap deyilmi işte. onlar anca elleriyle yemek yerler
     
  6. Altintop
    Offline

    Altintop Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2007
    Mesajlar:
    273
    Beğenileri:
    162
    Ödül Puanları:
    53
    Yer:
    Berlin
    Bu ne demek oluyor şimdi ? Siz ırkçısınız galiba
     
  7. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    buna kulis derler... uluslararası bir yarışma hangi ülkede yapılıyorsa o ülkenin sporcuları bir kaç derece üstte yer alır... bu yapılanın ırkçılıkla ilgisi yok kısacası...
     
    umutn bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş