Protein olayını abartmamak

Konusu 'Beslenme' forumundadır ve sarsılmaz tarafından 3 Mart 2011 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 11 üye.
  1. sarsılmaz
    Offline

    sarsılmaz Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2005
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Bilindiği gibi insan-maymun ortak atası vejeteryandır. İnsan da vejeteryan beslenmeye uygun şekilde evrimleşmesine rağmen son 5 milyon yıldır doğal şartların zorlaması nedeniyle hayvani ürünler tüketmektedir. 5 milyon yıl, milyarlarca yıllık evrim sürecinde çok çok kısa bir zaman olduğu için; insanlar hala ''salt hayvansal beslenmeye'' adapte olamamışlardır. Bu yüzden diyetimiz ağırlıklı olarak çiğ sebzelerden, glisemik endeksi düşük meyvelerden ve doğal,tuz ilave edilmemiş kuruyemişlerden oluşmalı.

    Yüzde 70 bitkisel ağırlıklı, yüzde 30 hayvansal ağırlıklı beslenmeliyiz.

    Böyle yapmazsak ne olur ?

    Böyle yapmaz ve protein olayını abartırsak; hiperürisemi olayına maruz kalabiliriz. Bu durum zamanla diyabete,böbrek taşlarına, böbrek yetmezliğine, kalp-damar hastalıklarına neden olabilir. Aşırı protein yükü, sindirim sistemi kanserlerine de sebebiyet verebilir. Kolesterol artışına neden olup damarlarımızı tıkayabilir ve genç yaşta hipertansiyon,felç,kalp krizi gibi mortalitesi yüksek hastalıklara yakalanabilir ve hatta ölebiliriz.

    Biz ASLAN YADA KAPLAN DEĞİLİZ. Aslan ve kaplan gibi etobur canlılar, yedikleri besinlerden aldıkları kolesterol ve pürin içeriğini, hepatik ürikaz isimli bir enzim ile allantoin adı verilen zararsız bir maddeye dönüştürüp idrarla dışarı atarlar. Yani aslanlar,kaplanlar,sırtlanlar felan yüksek protein ve yağ içerikli beslenmelerine rağmen, kolesterol ve ürik asidi İŞEREYEREK ATTIKLARI için, insanlarda ve maymunlarda ''protein içerikli besin tüketimine bağlı yanetkiler'' bu canlılarda görülmez.

    O yüzden PROTEİN TÜKETİLİM AMA ABARTMADAN TÜKETELİM...

    Protein tüketirken;

    - - Muhakkak yeşil yapraklı sebzelerden de bolca yiyelim

    -- Günde 2 gram C vitamini kullanmayı ihmal etmeyelim

    -- Bir porsiyon ete karşılık, 3 porsiyon değişik renkte sebze ilkesine uyalım

    -- Düzenli olarak alt,ast,ggt,üre,ürik asit,kreatinin,kolesterol(HDL ve LDL ) ve trigliserid düzeylerimizi ölçtürelim.

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 06:22 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 06:05 ----------

    Bizim anatomik yapımız goril ve orangutan gibi büyük primatlar ile neredeyse aynıdır. Uzun ve dolambaçlı bir bağırsağımız vardır sebze ve meyve sindirimi için. Midemiz kısadır ve mide PH derecemiz 4-5 civarındadır. Oysa etobur bir canlının mide ph derecesi 1-2 civarındadır ve bu kadar asidik bir midede, hiçbir bakteri ve mikrop yaşayamaz. Bu yüzden bu canlılar çiğ et ve ölü hayvan eti yemelerine rağmen hastalanmazlar. Oysa insan biraz beklemiş et yese hemen hastalanabilir ve hatta ölebilir. Bunun nedeni vejeteryan beslenmeye göre evrimleşmiş sindirim sistemiyle, et yemeye kalkışmamızdır.Bu yüzden biz ancak pişirerek et yiyebiliriz. Mesela etobur hayvanların bağırsakları çok kısadır ve hızlı bir biçimde dışkılarlar. Yemekten sonra 6-8 saat sonra dışkılarlar. Bunun mantığı ''hızlı çürüyen ve etrafına mikrop saçan etin, derhal vücuddan uzaklaştırılması'' prensibidir. Oysa insanlar ve maymunlar bunu beceremezler. Et yedikleri zaman bunu kısa sürede atamazlar. Bu yüzden hızla çürüyen ve sayısız mikrop saçan et ve proteinli besinler yüzünden, birçok sistemik hastalığa ve enfeksiyona maruz kalırlar. Apandisit de bunlardan biridir. Yani aslında et yemek pek de insana uygun bir davranış değildir. Protein ağırlıklı beslenmek de öyle.Yediğimiz proteinli gıdalardan birçoğu tam sindirilememekte, ya olduğu gibi feçes ile dışarı atılmakta yada protein parçacıkları moleküler düzeyde bağırsaktan kana geçip bağışıklık sistemini alarma geçirmektedir. Bağışıklık sistemi kana karışan bu protein parçaçıklarını ''düşman'' gibi algılayıp onunla savaşırken, bu arada zayıf düşmekte ve kanser gibi diğer hastalıklara gün doğmaktadır.


    DİKKAT:
    Protein ağırlıklı beslenmenin sanıldığı gibi kaslara pek fazla bir etkisinin olmadığını ve tam tersine kasları köreltebileceğine dair yeni araştırmalar mevcut. Pek yakında hepsini yayınlayıp, fena halde ezber bozacağım. Protein ağırlıklı beslenmenin, insanları güçlendirdiğini iddia edenler vejeryan beslenen şempanze ve gorillerin neden insandan 3-4 kez daha güçlü ve çok sağlıklı olduğunu izah edebilirler mi mesela ? Üstelik gorillerin kas oranları, insanlardan çok daha fazla.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 3 Mart 2011
  2. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123
    İlk olarak konu hakkında kaynak belirtilmemiş. ikinci olarak dünyada hem etçil hemde otçul beslenen maymun türleri mevcuttur. yengeç maymunu denilen bir türün neredeyse günlük öğünlerinin %70 i böcek ve çeşitli sürüngenlerden oluşur. Babun olarak bilinen türün ise tıpkı etçil hayvanlar gibi küçük antilop ve ceylan türlerini avladığı bilinmektedir. Gorillerin kas yapılarının gelişmiş olması otçul beslenmelerinden değil genetik yapılarının bu doğrultuda olmasından kaynaklanır. Üç bilimsel olarak insanın maymun değil primat ailesinden geldiği kabul edilmektedir.( Ki ben bu tezede katılmıyorum İnsanın Adem ve Havvadan olarak ayrı bir nesil olarak yaratıldığı bilinmektedir.) Son olarak ta insanlık tarihinin bilinenin aksine 5 milyon yıl değil birkaç yüzbin yıl olduğu tahmin edilmektedir. Benim şahsi fikrim tüm hayvani içerikli besinleri günlük hayatımızda rahatça tüketebiliriz. Türklerin atalarının yüzyıllardır göçebe yaşadıklarından dolayı genellikle kurutulmuş et ( bir nevi pastıma gibi ) yoğurt ayran ve kımız gibi hayvansal besinlerle beslendiğide biliniyor. Bu yazı biraz vejeteryan kişilerin propaganda yazısı gibi bir yazı olmuş.
     
    BetterThanBoy, NacHo, Pappy ve diğer 4 kişi bunu beğendi.
  3. teo
    Offline

    teo Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    64
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    0
    Bu yazıda o kadar çok hata var ki!!!

    İnsan evrimi 5 milyon yıl değil.

    Kimse salt hayvansal beslenin demiyor.

    Mide pHsı normal açlık durumunda 1-2 arasıdır. Yemekle birlikte seyrelerek 3-4 civarına yükselir.

    İnsan midesinde de normalde bakteri bulunmaz ve yaşamaz; istisnası aside dirençli bakteridir ve rutin olarak ortamda bulunmaz.

    Besin zehirlenmesinin ana nedenlerinden biri bakterinin mideden geçerek probleme neden olması değil yiyeceklerin içinde bakterilerin üretmiş olduğu toksinlerdir. İnsanlar bu toksinlere duyarlıdır.

    Fecesle rutin olarak ciddi miktarda protein atılmaz. İnsan aldığı proteinin tamamına yakınını, bitkisel ya da hayvansal, sindirir ve barsaklarından emer.

    İnsanlarla diğer primatları kas yapısı ve yiyecek tercihi ile karşılaştırıp sonuç çıkarmak zaten tümüyle temelsiz.

    Diğer anlamsız ve yanlış olan bazı konulara da zaman kaybı olacağından değinmek istemiyorum. Genel olarak elle tutulur bir tarafı yok.
     
    Pappy, Big_Hammer, V.Aydın ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  4. Cidade de Deus
    Offline

    Cidade de Deus Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3.510
    Beğenileri:
    1.705
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    evrım yoktur hepımız hz adem babamızdan geldık kuranı acın okuyun maymundan gelseydık sımdıkı maymunlar neden ınsan degıl ve bır cok ınsan ıskeletı bulundu kac bın yıllık ve tum o yalanları curuttu ve eskı ınsanalrda sımdıkılerle aynı cıktı yanı lütfen evrım yalanına ınanmayın kendınzıe yazık edersenız.
     
  5. sarsılmaz
    Offline

    sarsılmaz Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2005
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0
    Arkadaşlar;

    Bu görüşleri tek savunan kişi ben değilim. Bu görüşlere tek tek dayanak da bulurum. Her cümlesine hemde. Ama pozitif bilimin söylediği gerçeklere tek tek kaynak bulmak anlamsız kaçıyor ''evrim yoktur'' kişilere.........

    İnsan(homo sapiens) 5 milyon yaşındadır. Evrimi ise milyarlarca yıl sürmüştür. Daha kafadan evrim gerçeğini inkar eden insanlara, evrimsel mikrobiyoloji ile anatomi ile olayları izah etmeye çalışmak, boşa kürek çekmek gibi birşey.

    Mide PH derecesi çok farklılık gösterir. İnsan,inek,goril gibi otobur canlılarda mide PH derecesi 4-5 civarındadır. Aslan,kaplan,sırtlan gibi canlılarda ise mide PH derecesi 1-2'ye kadar düşer. Bunun bakteri toksinleri ile alakası yok. Öyle olsa içtiği sudan dolayı insanlar KOLERA felan olmazdı. Sudaki bazı bakteriler, mide asidinde ölmeyince; mideden bağırsağa geçer ve oradaki faydalı bakteri kolonisini bozarak patojen üremeye ishale,ateşe,kusmaya vs neden olurlar. Bunu yapan BAKTERİ TOKSİNLERİ DEĞİL BAKTERİLERİN TA KENDİSİDİR.

    Feçesle protein atılmıyorsa, proteinin parçalanmasından çıkan artık maddeler ne oluyor ? Feçesle bal gibi de protein atılıyor. Öyle olmasa ÇÖLYAK HASTALIĞI OLMAZDI. Çölyak hastaları feçesle, glüten isimli bir proteini atamazlar ve bu protein kan dolaşıma geçerek tüm vücudlarını zamanla tahrip eder.

    Böcek yiyen maymun türleri insana çok uzaktır. Et yiyen babunlar da öyle. Babun dediğin maymunun aslan gibi dişleri var.Sivri tırnakları,kuyruğu falan var. İnsana daha çok benzeyen goril ve orangutandır genetik olarak. Gorilin yüzde 98'i falan insandır. Bunun sergisi bile açıldı. Goril vejeteryan beslenmesine rağmen o kadar güçlü ve kaslı ise insanda vejeteryan beslenme ile o kadar güçlü ve kaslı olabilir. Çünkü çok benzer bir genetik donanıma sahipler.

    İnsan primat sınıfından, maymun ANA AİLESİNDEN...Primatlar,maymun türünün bir alt kolu değil mi ? O zaman hakeme itiraz niye ?

    İnsan canının istediği her hayvansal gıdayı yiyebilirse neden HAYVANSAL GIDA TÜKETİMİNDEN KAYNAKLANAN GUT HASTALIĞI,KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ,FELÇ,KALP-DAMAR HASTALIKLARINA FALAN YAKALANIYOR İNSANLAR ? NEDEN BUNCA DOKTOR SAĞLIKLI BESLENME İÇİN VEJETERYANLIĞI ÖNERİYOR ? Tamam az miktarda hayvani gıda gereklidir. Yumurta ve yoğurt gibi. Ama bu ''canının her istediği hayvansal gıdayı insan yiyebilir'' manasına gelmez.

    İnsan HEPÇİL BİR CANLI DEĞİLDİR. İnsan ÇİĞ ET YİYEMEZ. Hayvanın kemiklerini,derisini ve sinirlerini hatta yağını SİNDİREMEZ. Dişleri ve çenesi bile BU DURUMA ELVERİŞLİ DEĞİLDİR.İnsan ancak HAYVANIN LEZZZETLİ BÖLÜMLERİNİ PİŞİREREK VE TEMİZLEYEREK YER. YANİ İNSANIN ET YEMESİ ETİN İNSAN SAĞLIĞINA GEREKLİ OLMASINDAN DEĞİL TAMAMEN LEZZET OLAYINDAN KAYNAKLANIR.

    insan gerçekte bir MEYVE VE KÖK SEBZE YİYİCİSİDİR...Otobur( HERBİVORE ) ana sınıfınının, ''meyve-kök sebze yiyiciler''(FRUİTOVORE GRUBU) adlı alt grubuneAmensuptur insan...Akrabası olan goril ve orangutan gibi.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 4 Mart 2011
    builtman bunu beğendi.
  6. BBAnkara
    Offline

    BBAnkara Üye

    Katılım:
    31 Ocak 2011
    Mesajlar:
    72
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Memur
    Yer:
    Ankara
    Beyler.."DÜNYANIN EN BÜYÜK HAYVANI İNSANDIR.."
    O yüzden fazla kasmayın bence..
     
  7. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123

    homo sapiens 5 milyon değil yaklaşık olarak 160.000 yıl önce yaşadığı tahmin edilen Afridaka bulunan bir fosildir.

    Gorilin genlerinin %98 oranında insan geniyle aynı olması pek birşey ifade etmez. Deniz süngerinin genleri insan geni ile %70 oranında benzerlik gösterir. Aynı zamanda insan genine en yakın canlılarda farelerdir. Fakat arada görsel olarak hiçbir benzerlik yoktur. Fareler bizim atamızdır demek ne kadar abesse maymunlar bizim atamızdır demek o kadar abestir.

    İnsan veya hayvan kas gelişimini sadece beslenmeye indirgemek çok yanlıştır. İkiside insan olan gelişmiş bir gen yapısındaki zenci bir erkek ile pigme ırkından bir erkeğe aynı türde besin ve anternman programı uyguladığıznızda. Zencinin pigmeye nazaran kat kat daha gelişmiş olduğunu görürsünüz. ( Not: zencilerin kas gen yapısı beyaz insanlara nazaran daha gelişkendir ) Aynı testi tamamen otçul olan carse cinsinden bir sığır ve angus ırkından sığır ile yaptığınızda aynı sonucu alırsınız. Angus ırkı sğırın carse cinsindeki sığırdan kat kat daha gelişmiş olduğunu görürsün.

    Evrim sadece daha kanıtlanamamış bir teoridir. Bunu gerçekmiş gibi insanlara anlatmak yanlıştır.

    Sonuç olarak insan hem etçil hemde otçul bir varlıktır. Yalnız bu iki tüketim arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekir. Kırmızı etin , balığın veya tavuğun içindeki yüksek aminal değerli besinleri hiçbir bitkisel ürünlerden temin edemezsiniz. Bitkisel besinler ne kadar insanlık için değerliyse hayvansal besinlerde o kadar önemlidir.
     
    Big_Hammer ve Pappy bunu beğendi.
  8. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    evrim'e inanmamak?!..)))

    bu soruya kısaca gülümseyip geçmek gerekir...)))neyse ,konuya gelince ortada olan bi çok gerçek nokta var:

    -insanın en eski bilinen atasının örneklemesi olarak ,halkanın eksik yerinin afrika da "lucy "nin iskelet parçalarının ve bi çok dahasının bulunmasıyla uzunca bi süre öncesine gidilebilmesi mümkün oldu...2.5 milyon yıl öncesi...kaldı ki bu 2.5 milyon yılı, dünyanın yaşını bi "doğru yapıp "üzerine koyduğunuzda ne kadar küçük bi olay olduğu hemen ortaya çıkarcaktır...evrim olayı anşalışılırken, genelde yapılan hata evrimin düz ,lineer bi çizgi halinde ilerlediğidir, oysa evrim hattı çatal dalla da ayrılabilir...yani bir grup dalda yanda herhangi bir evrime ihtiyaç duymadan kalabilirken, şartlar neticesi diğer kol evrime devam eder...bu nokta çok önemli...evrime ,artık çoğu din adamı bile dünyada olumlu yaklaşırken ?!...

    -memelilerde bir türün "otcul mu ,yoksa etcil "mi olduğunu incelemek için göz önüne alınması gereken başlıca parametreler:

    -diş yapısı (ezici mi, kesici parçalayıcı mı),çene yapsısı ,kasları vb
    -dil yapısı
    -pençe (avlanmak,tutmak ,parçalamak)
    -bağırsak şekli, uzunluğu
    -enzimlert, salgıların yapısı
    -acıma ,merhamet duygusu

    insan incelendiğinde ortaya çıkan sonuç ,ana hatta "otcul" , zaruri dönemlerde etcil olduğu...ve özellikle , evrim sürecinde en önemli etkilerden birisi tarım sürecine girilidkten sonra ...tarım sürecine girildikten sonra zaten yeni bi evrim süreci başlıyor, modern kan grupları ortaya çıkıyor...

    sadece, et ile beslenen , örneğin ren geyiği yiyen bitkisel kaynak olmayan yerlerde "skorpit hastalığı "çok sık görülüyor...buna , karşın eskimolarda ,fok,balık ile salt beslenenlerde iskorpit mevcut değil...sadece, kanada hükümetinin bi dönem kamplarda ,modern yerleşik düznede ,çeşitli gıdalarla beslenme döneminde skorpit vb görülmüş ve geri gönderildikten sonra düzelmiler...olay, tamamen sindirim sistemi, özelliklerinden kaynaklanıyor...

    yani, beslenme yönünde de insanlar arasında evrim oluşması mevcut...bi eskimoyu "batı mutfağı "ile besleyemeyeceğiniz gibi, bi güneydoğulu çobana "karides ,deniz ürünleri vb "dayandığı zaman ortaya önemli sorunlar çıkabileceği mevzusu...))

    maymunlara gelince, örneğin tamamen otcul bir gorilin çok daha ince bi kolla ,kolu "60 cm"lik koluu her gün 1 kgs et yiyen vg-ciden çok daha güçlü olmasının nedeni, yine tamamen evrim ile ilgilidir...

    ihtiyaçlar, koşullar çerçevesinde, gorilin:

    -kas ,ligament ,içeriği ,eklemleri farklı
    -hareketi ouşturan "elektik impulsu, transferi" çok daha fazla miktarlarda salgılama yetisine sahip...
     
    josh07 bunu beğendi.
  9. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123

    1) Bilim kaynakları bişe bugünkü insan tanımına uyan fosilin 130.000 -160.000 yıl önce yaşadığını sölerken 2.5 milyon yıla nasıl gittiniz anlamıyorum. Bu tarihe primatlarıda katarsanız başka tabi. Onlar insan değil bilimin insanın ataları olarak saydığı insansı varlıklardır.

    2) Din adamları Darwin'in tezi olan ve bugünde üniversitelerde okutulan evrim tezine baştan sona karşıdırlar. Din adamlarının bir kısmının tartıştığı islami kaynaklarda bahsedilen evrim , islam literatüründe tekamül olarak geçer ve Darwin'in teziyle taban tabana zıttır. Darwin yaratıcıyı inkar eden materyalist bir felsefe yürütür. İnsan hücresinin tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia eder. Tekamül ise yaratıcının emri ile bataklık veya balçık gibi bir yerde hücrelerin bir embriyo meydana getirmesi ve bu embriyonun çeşitli dönemlerden geçerek insana dönüşmesini anlatır.

    3) Sadece diş , sindirim sistemi vs. gibi olgulara bakarak bu canlı et tüketemez veya bu canlı ot tüketemez demek yanlıştır. Tamamen etçil olan Aslan , Kaplan , Çita yine en çok sahitte olduğum yine bu familyadan Kediler hatta köpekler belli periyotlarda bitkisel ürünler tüketirler. Hatta tıpkı otçul hayvanlar gibi otlarlar. Siz bu canlılara durun siz etçilsiniz ot tüketemezsiniz diyemeyeceğiniz gibi insanada et tüketemezsin diyemezsiniz. İnsanda bu canlılar gibidir ne tamamen etçil nede otçul her besini yeteri kadar tüketmelidir. Kaldıkı bazı mineral ve vitaminler sadece etçil besinlerde bulunur ve tüketilmediğinde başta alzheimer gibi ciddi rahatsızlıklar görülür.

    4) Asıl gülünücek olanddar Darwin'in palavralarına inananlardır..
     
    Pappy ve Big_Hammer bunu beğendi.
  10. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    ne diyeyim ki?!...."insan egosunun " müthişliği demekten başka?!...))

    neyse , evrime inanmamayı kendinize saklayarak ,zira konuyu açansınız, "darwin 'i " ve evrim'i biraz daha iyi değerlendirmeniz dileğiyle...)) bu kadar "bilim adamı "aptal ,bi tek din adamları komisyonu akıllı ?!...darwin'in palavraları dediğiniz maaleef çoğu yerde "konuya açıklama getiriyor" ...tıpkı "freud " u reddedip ,sonra sıkışınca yine kabul edilmesi gibi...ve nedense hep tekamüller de bu "din adamları konsesyumuna "karşı çıkabilen toplumlarda olmuş ...bu bir tesadüf mü acaba?!...(((

    allah'tan tarihte bu tip düşünmeyen bi sürü din adamı mevcut...

    neyse , konuyu "çita ,kedi vb "ile nasıl bağlantı kurulduğunu da pek anlayabilmiş değiliz...))

    not: darwin 'in yaratıcıyı reddetme gibi bi savı yoktu ,sadece "agnostik " duruma düştüğü söylenir...


    neyse, darwin'e palavra deseniz ne olur ,demeseniz ne olur, bilim dünyası da bu değerlendirmeler çok önem verir ,zaten?!...)))

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 21:40 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 21:12 ----------

    bu arada ,çitaların ,aslanların da "otçul "olduklarını da öğrendik sayenizde..(( o bahsettiğiniz çitalara ,aslanlar kasten "sindirim sorunu "çektikleri zaman ot yerler ve kendilerini bi anlamda hasta ,rahatszı ederek kusmak ana gayeleridir...besin almak kapsamında değil...midede biriken radikal durumu ortadan kaldırmak için "ot "yerler ve kusarlar...neticede , etoburlar selülozu hazmedemezler!..))
     
    builtman bunu beğendi.
  11. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123
    Tabi butür şeyleri anlayıp anlamama kapasite meselesi malesef. : )))..

    Darwinin tezlerini kabul edenler kadar reddeden bilim adamlarıda mevcut sizde onları okuyup bişeyler öğreninin. " tekdüze eğitimin zararları işte.."

    İslamdaki tekamül düşüncesi sadece bir felsefi düşünce ürünüdür. Bu bir dini kanun gibi insanlara anlatılamaz. İnanıp inanmamak kişininin düşüncesine kalmıştır.

    Darwinin materyalist ve ateist olduğunu ve evrim teorisinde de bunu detaylıca anlattığını bu konu üzerinde birazcık emek harcayan herkez anlayabilir. Herşeyi anlatırda ilk hücrenin ilk başlangıç noktasına gelince tesadüfen oluşmuştur der. Hiç yaratıcıdan söz etmez. Siz kitapları işinize geldiği şekilde yorumluyosunuz anlaşılan. Ama bu alenen böyledir..
     
    Pappy ve Big_Hammer bunu beğendi.
  12. wrath06
    Offline

    wrath06 Üye

    Katılım:
    27 Mart 2010
    Mesajlar:
    556
    Beğenileri:
    125
    Ödül Puanları:
    53
    darwin bile teorisinin doğru olduğunu düşünmüyorduki evrim safsatalardan oluşan bilim gibi gösterilmeye çalışacan ki dünyada steve projesi sayesinde insanları bukadar bilim adamı inanıyor evrim doğrudur telkinlerini veren büyük bir propagandadır.
    tek bir proteinin bile nasıl oluştuğunu açıklıyamayan uzaylıların yaşamın tohumlarını attığını söyleyen bilim dışı varsayımları savunan evrim bir çok shatekarlıklarla ayakta tutulmaya çalışılmıştır ki tek bir proteinin oluşması imkansızdır.

    darwinin dediği gibi eğer canlılar yavaş yavaş birbirilerinden evrildiyse neden milyonlarca olması gereken ara formları göremiyoruz demiştir (türlerin kökeni)
    ve günümüzde dahil tek bir ara form bulunamamıştır sadece insanların daha önce görmediği mükemmel canlıları ara form olarak yutturmaya çalışşalar bile en son colecanth fosili üzerinden yapılan spekülasyonların o canlının günümüzde bulunması ve fosil üzerinde anlatın özelliklerin hiçbirinin gerçek olmaması (akciğer vs) sıradan mükemmel bir DİP balığı olduğu ortaya çıkmış ve ara form senaryoları hepsinde olduğu gibi ellerinde patlamıştır.

    canlıların aniden bir anda oluştuğunu gösteren kambriyen patlamasıyla 100 canlı filumu bir anda yaratılmışlardır ve türlerin çeşitlenmesi değil soylarının tükenmesi hatta bu canlı filumu sayısının günümüzde 30 larda olması evrim ağacını yerle bir etmekte ve evrim hipotezine aykırı düşmekle bir darbeyide ordan vurmuştur.

    gelelim evrimin tanrısı olan mutasyonlara ki daha önceden doğal seleksiyon olan bu mekanizma bir işe yaramadığı evrimleştirici bir özelliği olmadığından dolayı neo darvinciler tarafından dna da %99 zarar sağlayan %1 ininde en iyi ihtimalle etkisiz olduğu sözde evrim mekanizması ortaya atılmıştır ve günümüzde yapılan deneylerle mutasyonların kesinlikle dna ya bilgi eklemediği ortaya çıkmıştır(meyve sinekleri üzerinde yapılan deneyler hayvanı bir ucube haline getirmiş kulak yerinden bacak ayak yerinden göz vs keşmekeş bir canlı meydana getirmiştir)
    ki yaralı mutasyon olarak örnek verilen bakteri direncide bir evrimleşme sonucu olmadığı ortaya çıkmıştır bunu richarda dawkins bile iddaa edemiyor fakat günümüzde acemi evrimciler bunu bir gerçekmiş gibi gösteriyor. şöyle ki 1845 li yıılarda kutuplarda donarak ölmüş bir insan cesedi bulunmuş ve üzerindeki bakterilere bakıldığında günümüzdeki bakterilerden kesinlik bir farkı olmadığı ortaya çıkmıştır ki bakteri direnci ribozomda meydana gelen mutasyonlar sonucu antibiyotiğin ribozoma tutunamaması sonucuyla bakteriye etki edememesidir...yani yine bir yıkımdır hücre için...

    gel gelelim paleontolojiye fosil kayıtları göstermiştir ki (350 milyon civarında) kambriyen dönemi canlıları bile günümüzdeki canlılarla tıpatığ aynıdır bazı canlıları günüzmüde göremememizin sebebi soyları tükenmiş olması dinazorlar buna örnektir evrimci varsayımlar gibi sinek kovalarken kuş olmamışlardır :) bu iddadan önce uçusun kökeni olarak sineğin kompleks yapısı açıklanmalı...

    gel gelelim ara formlara richard dawkinsin ünlü ara formlarını youtube dan görebilirisiniz ben somut birşey arıyordum fakat çizimler görünce evrimciler açısından hayal kırıklığına uğradım...

    100 e yakın sahtekarlığı buraya yazarsam 10 larca flood yapmam gerekecek sanırım bunlar yeter gibi ha bide evrimcileri sansürsüz programında gördüğümde komedi olduğunu sanmıştım bir bilim adam yiğit bulutun sorusu üzerine biz kim yarattı demesi üzerine bizide annemiz babamız yaptı demesi beni yerlere yıkmaya yetti ki siyaset meydanında celal hocada bilim adamı olduğunu "Allaha inanmıyorum big bangi kabul etmiyorum" diyerek göstermişti bizlere ve kendi kendi çürüterek sağolsun bize hacettepe üniversitesinde öğretim veren bir profösörün ne kadar cahil oldğunu gösterdi ama papyonu yakışıyor.

    ha birde big bang olayı var metaryalizm yaşamın sonsuzdan beri varolduğu varolacağı hipotezini çürütmüştür bir rus evrim eğer yaratılmış olsaydık evrenin bir başlangıcı olmalıydı sorusuna cevap vermesi yaratıldığımızın kanıtıdır.

    evrimcilere bir garezim yok sadece ideolojilerini karıştırmadan bilim konuşşunlar.
     
    Pappy ve Big_Hammer bunu beğendi.
  13. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    darwin'i rededden bilim adamları kimler?!..kim bu dünya çapında bilim adamları öğrenelim?!...

    yok böyle bi şey...( sadece, bu teori çerçevesinde şüpheleri olan bilim adamları var ...direkt red söz konusu değil...tabi ,konu etkin bilim adamlığı ise?!...yoka, "harunyahya,adnan hoca "mıydı neydi?...o değil?...

    darwin 'in "atesit "olduğunu nerden çıkardınız?...kendisnin ,hristiyanlığa inancı ,agnostik olduğu söylemesi ile "atesit" olduğu anlamına gelmez!...

    bu arada ,darwin'in "hücre " hakkında bu kadar atıfta bulunduğunu nerden çıkardınız...1858 de kitabını daha yayınladığında ki ,esas derlemeler bundan daha evvel, "hücre yeorisi " daha dünyada yeni idi, yeni yankılar uyandırıyordu...

    siz bence biraz daha araştırın...))
     
  14. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123
    Sizin "dünyaca ünlü" dediğiniz yüzlerce bilim adamı 100 yıldan fazla süren araştımalar sonucunda ortaya elle tutulur hiçbir delil koyamamışkı. Eski evrimciler bile artık bu sevdalarından vazgeçmişler. Bazı bilim adamlarının evrim hakkındaki düşünceleri...

    pierre paul grassé (fransız bilimler akademisi eski başkanı, evolution of living organisms (canlı organizmaların evrimi) isimli kitabın yazarı):

    bugün, bizim görevimiz, bizden daha önce baş gösteren ve basit, anlaşılır ve açıklanmış bir olgu olarak kabul edilen evrim mitolojisini yıkmaktır. hile (aldatma) bazen bilinçsiz olur, ama her zaman değil, çünkü bazı insanlar, tarafgirlikleri nedeniyle, amaçlı olarak gerçeği görmezden gelirler ve inançlarının yetersizliğini ve yanlışlığını kabul etmeyi reddederler.

    rastgele mutasyonların, tüm canlılık aleminin ihtiyaçlarını karşılamış olmasının imkansızlığını anlattıktan sonra grassé şöyle diyor:

    hayal kurmaya karşı bir yasa yok, ama bilim buna dahil edilmemelidir.

    norman macbeth:

    maalesef evrim alanındaki açıklamaların çoğu iyi değil. doğrusu bunların açıklama olarak değerlendirilmeleri bile çok zordur. öneri, önsezi ve boş hayallerdir, hipotez olarak adlandırılmaları bile yanlış olur.

    p. lemoine:

    evrim teorileri ile araştırma yapmayı seven gençlerimiz kandırıldı. bütün dünyanın öğrenmeye devam ettiği bir dogma oluşturuldu. zoologlar ya da botanikçiler yapılan hiçbir açıklamanın yeterli olmadığını saptamıştır; bu özetten şu sonuç çıkmaktadır ki, evrimin gerçekleşmiş olması imkansızdır.

    herribert nillson:

    evrimi bir deney ile ispat etme girişimlerim 40 seneden fazla sürdü ve başarısızlıkla sonuçlandı. hiç olmazsa deneyime ön yargılı anti-evrimsel bir başlama noktasından başlamakla suçlanmayacaktım..

    Adı üstünde sadece teori olan ve hiçbir bilimsel delili olmayan aksine bilim geliştikçe elindeki argümanlarıda yitiren bir teori. Bu teoriye gerçekmiş gibi böylesine inanmak bir deliye hiçbir kanıt olmadan sırf ben mesihim dediği için inanmak gibi bişey.

    Darwin ilk dönemlerinde katı bir ateistti agnostikliği de evrim teorisine olan inancının azalmasına bağlıyorum. Lakin egosu ve kibri yüzünden yanlış üzerine ısrar etmiştir. Yaratıcıyı inar etmek ile , olup olmadığını sorgulamak birbirlerine çok yakın kavramlardır.
     
    Pappy ve Big_Hammer bunu beğendi.
  15. wrath06
    Offline

    wrath06 Üye

    Katılım:
    27 Mart 2010
    Mesajlar:
    556
    Beğenileri:
    125
    Ödül Puanları:
    53
    darwinin hücre hakkında bir bilgisi yoktur hücreyi ozamanın teleskopu imkanında bilebiliyordu ve su dolu bir baloncuk olduğu zannediyordu darwinin ateist olduğunu iddaa etmiyorum agnostiktir ama bilirsinki agnostikler potansiyel ateisttir hatta darwinin karısı onun tanrıya inanmadığını görünce ondan nefret etmeye bile başlamış

    şunu söylemeliyim evrim bir varsayımdır kesin kanıtları yoktur eğer evrim bir bilim ise 2x2=4 olduğu gibi yaşamın kökenini söylemeli bu konu hakkında kesinlikle bir bilgisi yoktur ve darwin zamanındaki bilim okadar köhnedir ki cansız varlıklardan canlı oluşabildiği inancı yaygındır mesela kokmuş etten sineklerin oluştuğu sanılırdı fakat bilmezlerdiki sinekler larva bırakıyor ve darwin amatör bir doğa bilimciydi bir bilim adamı kapasitesine sahip değildi okullardan atıldığını biliyorum lamarkın teorisi üzerine yola çıkmıştır mendel öldürücü darbeyi vurmuştur

    evet bu okadar bilimsel bir teoriki israilde geçenlerde bir bilim adamı evrimi mantıklı bulmadığından inanmadığından dolayı kovulmuştu hiç bir zaman bukadar ideolojik bir teori görmedim ki ateistler tarafından desteklensin

    harun yahya adnan oktar yazmışşın bu adamı sosyetik hoca olarak biliyorum birde gündeme inşallah maşallahla geliyor pek tanımıyorum yani

    Gerçek şu ki evrimi kesin olmadığı hatta doğru olmadığı halde gerçek kabul eden bir bağnazlık var bunu ateizmin veya materyalizmin temel dayanağı olarak kullanıyorlar haklılarda marx darwin kanka derecesinde sever birbirlerini marxın darwine gönderdiği mektupları biliyoruz.

    evrimin bilimsel bir değerinin olmadığı açık bilim demek deney demek kesinlikle deneysel bir veri ellerinde yok varsa yaz bana burdan ama yok :) evrim tamamen varsayımdır bu varsayımı celal hoca hoplayarak zıplayarak anlatıyor zaten

    evrim varsayımlar ötesine gidemez ki maddeci bir ideolojiye dayanak olduğundan kesinlikle ispatlanamaz yani sonsuza dek teori kalacaktır en azından evrimciler için benim için ise bir hipotez değeri bile yoktur okadar fantastik bir ideolojik teori olduki son yıllarda richard dawkins bile akıllı tasarıma inanmaya başladı fakat gururlandığından bunu uzaylılar yaptı diyor şimdi bir teori daha atarlar uzaylılar nasıl evrimleşti diye :)

    Şunu bir daha söleyim ateistlere agnostiklere deistlere kesinlikle bir garezim yok saygı duyuyorum.
    Ve şunuda söleyim :) ateizmde bir dindir çünkü bir tezdir ve antitezi vardır maddeciliği savunur ve bir inançtır...
     
    Pappy bunu beğendi.
  16. gameover
    Offline

    gameover Üye

    Katılım:
    2 Mart 2010
    Mesajlar:
    235
    Beğenileri:
    137
    Ödül Puanları:
    0
    bu konu, darwin, evrim ve inançtan ziyade protein olayının abartılıp abartılmadığı üzerine ilerlese daha güzel olmaz mı dostlar diyecem ama ilk mesaj itibarıyla konu gıdıklayıcı olmuş.
     
  17. ercan gürgöze
    Offline

    ercan gürgöze Üye

    Katılım:
    3 Mart 2011
    Mesajlar:
    2.033
    Beğenileri:
    1.331
    Ödül Puanları:
    123
    :)))kesinlkle haklsınız...

    madem konu protein , o zaman "miller-urey "deneyi hakkında evrime karşı olan arkadaşlar açıklama yapsalar bayağı aydınlanmış oluruz...allah allah her seferinde ortaya "amino asitler "de çıkıveiyor...

    gerçi bu da "evrim "sayılır ya, yani kimyasal evrim...ne olacak şimdi ,proteinler evrim sonucu oratya çıktılar...
     
  18. oklahoma
    Offline

    oklahoma Yeni Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    1.005
    Beğenileri:
    316
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşlar insanan soyle bir bakıldığında genel ozelliklerine daha cok otcul olduğu gorulur. hatta bu utr beslenmenin yaygın olduğu ulkelerde olum yası oldukca yukarılardadır. ama insan aynı zamanda protein yapılı bir canlıdır. ve kesinlikle buna gereksinimide vardır. burada suda varki insanda yapılan arastırmalar gosteriyorki bitkisel kkenli yiyeceklerin bagırsakta cok daha kolay absorbe edilmesi durumu vardır. et bagırsaklarda uzun sure midede ve bagırsakta toksin etkiler yaratmaktadır. ancak bitkilerde bu durum boyle deilidr. ayrıca insanın diş yapısıda gosterirki insan daha cok bitkisel beslenmeye uyumlu bir canlıdır. ama et cok iyibir protein kaynağıdır. bu arada insan vucudunda proteinlerin kullanımına bakılırsa soyle bir sıralama var (bunu bir kitapta okumuştum. kaynağı hatırlar hatırlamaz ekliycem) sıralama aynen soyle :
    1-yumurta %98 neredeyse tamamı kullanılır.
    2- balık %90
    3- kumes hayvanları %85
    4-kımızı et % 82 bazı ırklarda % 74 lere kadar dustugu gozleniyor.
    5- sut ve sut urunleri : bu cok tartısmalı olan grup bazı ırklarda (iskandinavya ozellikle) sutun %90 oranında absorbe edildiği gozlenirken !!!! afrika ve asya kokenlilerdeyse oran cok daha dusuktur. dahası bazı ırklarda mide ve bagırsak rahatsızlıklarınada sebebiyet vermektedir. laktik asit toleransı buna nedendir.

    kaynagı en kısa zamanda ekliyeceğim.
     
    Pappy bunu beğendi.
  19. Pappy
    Offline

    Pappy Üye

    Katılım:
    23 Şubat 2011
    Mesajlar:
    88
    Beğenileri:
    157
    Ödül Puanları:
    0
    Ercan kardeş en doğrusunu öteki tarafa gidince detaylı bi şekilde öğrenirsin artık. Darwinede selam söylersin nede olsa kişi inandığıyla beraberdir diyor peygamberimiz. hee şimdide darwinin tezine göre öteki tarafta yok diyebilirsin , nede olsa darwin yok diyor o ne derse kanundur doğrudur dimi ... :)
     
  20. wrath06
    Offline

    wrath06 Üye

    Katılım:
    27 Mart 2010
    Mesajlar:
    556
    Beğenileri:
    125
    Ödül Puanları:
    53
    ercan millert deneyini halen bilimsel bir deney olarak savunuyosun ya ne kadar bilimsel olduğunu tahmin edebiliyorum miller deneyini bilimi geriden takip eden bilim adamları (celal şengör,ali demirsoy) vs bile geçerli bulmaz kaldıki richard dawkins için bile kabul görmeyen bir deney

    miller deneyi ilk atmosferde bulunmayan şartlarla gerçekleştirilmiş ve 20 amino asitten sadece 3 ü SENTEZLENEBİLMİŞTİ kaldı ki bu 3 amino asit cansızdı Ha milleri şu açıdan seviyorum belkide yaptığımız bu spora katkıda bulunmuştur kullandığımız amino asit ve protein tozlarından başka birşey elde edememiştir :) Bir bakayım optimum whey kutusunda bir yaşam belirtisi başlamışmı :)

    neyse espiri sırası değil bilimsel kaynaklar miller deneyi hakkında şunları söylemiştir.

    national geopraphic

    Pek çok bilim adamı bugün, ilkel atmosferin Miller'ın öne sürdüğünden farklı olduğunu tahmin ediyor. İlkel atmosferin, hidrojen, metan ve amonyaktan ziyade, karbondioksit ve azottan oluştuğunu düşünüyorlar. Bu ise kimyacılar için kötü haber! Karbondioksit ve azotu tepkimeye soktuklarında elde edilen organik bileşikler oldukça değersiz miktarlarda. Koca bir yüzme havuzuna atılan bir damla gıda renklendiricisiyle aynı oranda bir yoğunlukta... Bilim adamları, bu derece seyrek çözeltideki bir çorbada hayatın ortaya çıkmasını hayal etmeyi bile güç buluyorlar.
    The Rise of Life on Earth", National Geographic, Mart 1998, s. 68

    bilim ve teknik

    Miller ve Urey dünyanın eski atmosferini metan ve amonyak karıştırararak kopya ettiler. Onlara göre dünya, metal, kaya ve buzun homojen bir karışımıydı. Oysa son çalışmalarda o zamanlar dünyanın çok sıcak olduğu ve ergimiş nikel ile demirin karışımından meydana geldiği anlaşılmıştır. Böylece o dönemdeki kimyevi atmosferin daha çok azot (N2), karbondioksit (CO2) ve su buharından (H2O) oluşması gerekir. Oysa bunlar organik moleküllerin oluşması için amonyak ve metan kadar uygun değildirler. (Kevin Mc Kean, Bilim ve Teknik, Sayı 189, s. 7)

    Yaşamın kökeni konusunu araştıran bizler, bu konuyu ne kadar çok incelersek inceleyelim, hayatın herhangi bir yerde evrimleşmiş olamayacak kadar kompleks olduğu sonucuna varıyoruz. (Ancak) Hepimiz bir inanç ifadesi olarak, yaşamın bu gezegenin üzerinde ölü maddeden evrimleştiğine inanıyoruz. Fakat kompleksliği o kadar büyük ki, nasıl evrimleştiğini hayal etmek bile bizim için zor. (W.R. Bird, The Origin of Species Revisited, Nashville, Thomas Nelson Co., 1991, s. 325)

    amerikan mikrobiyologtur kendileri
    Homer Jacobson

    İlk canlı ortaya çıktığı zaman, üreme planlarının, çevreden madde ve enerji sağlamanın, büyüme sırasının, bilgileri büyümeye çevirecek mekanizmaların tamamına ait emirlerin o anda ve birarada bulunmaları gerekmektedir. Bunların hepsinin kombinasyonu tesadüfen gerçekleşemez. (Homer Jacobson, "Information, Reproduction and the Origin of Life", American Scientist, Ocak 1955, s. 121)

    Dr. Leslie Orgel:

    Son derece kompleks yapılara sahip olan proteinlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) aynı yerde ve aynı zamanda rastlantısal olarak oluşmaları aşırı derecede ihtimal dışıdır. Ama bunların birisi olmadan diğerini elde etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla insan, yaşamın kimyasal yollarla ortaya çıkmasının asla mümkün olmadığı sonucuna varmak zorunda kalmaktadır. (Leslie E. Orgel, "The Origin of Life on Earth", Scientific American, cilt 271, Ekim 1994

    Kaldı ki bir protein oluşma ihtimalinin imkansız olduğunu dünyanın en ünlü evrimcisi hatta evrimin darwinden sonra veliahtı olan richard dawkins de kabul bu yüzden uzaylıların yaşamın tohumlarını atmış olabilceğini düşünüyor evet evet şaka değil uzaylılar :) Gururundan halen bir tanrıya inanmak istemediğinin en açık delilidir bu...
     
    Pappy bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş