Mu İmparatorluğu (Efsane üzerine 4 Yıllık Çalışmam)

Konusu 'Kültür Sanat Bilim Seyahat' forumundadır ve Draqo tarafından 13 Aralık 2008 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 7 üye.
  1. Draqo
    Offline

    Draqo Üye

    Katılım:
    19 Eylül 2008
    Mesajlar:
    353
    Beğenileri:
    222
    Ödül Puanları:
    0
    Mu imparatorluğu üzerine çalışmalarım 2004 yılında başladı. O zamanlar OKS'den yeni çıkmış lise hayatına adım atacak bi ortaokul öğrencisiydim :) Mitolojik şeyler ve efsanevi uygarlıklar hep merakımı cezbetmiştir. Araştırmalarım hala devam ediyor. Bir kısmını burda vereyim ilgi görürse belgelerle devam edelim.


    Hint Manastırlarında İngiliz Albay : Churchward

    Gerçek hikayemiz Albay Churchward'la başlıyor. Uzun uzun yazmaktansa yazının devamında kendisine Cward diyeceğim. Cward , bir asker , bir mühendis ve bir tarihçiydi. Herşeyden öte , bir maceracı ve Doğu kültürü hastasıydı. Hindistan'da görev yapan bu İngiliz subayı maceracı kişiliğinin peşinden koştu ve bir Hint manastırında yıllarca kaldı. Kaldığı yıllar boyunca pek çok ilginç şey öğrenmiş olsada hayatının keşfini kütüphanede bulduğu bazı yazıtlarla yapacaktı. Başrahip ile iyi dostlardı yada en azından Cward'a göre öyle. Bir gün Cward kütüphanede çok eski bazı taş yazıtlar buldu fakat görevliler onlara dokunmasına izin vermedi. Yazıtlar inanılmaz derecede eskiydi ve garip bir Rünik dille yazılmışlardı. Cward antik diller konusunda uzmanda olsa çözemediği bu dili merak etti. Ayrıca tabletler çok kötü durumdaydı ve bir 40 yılı daha çıkaramayacaklardı. Başrahip ile saatlerce konuştu ve tabletleri korumaya almaları gerektiğini söyledi. Başrahip nihayet onun kader tarafından tabletleri korumak için gönderildiğini düşündü ve tabletleri almasına izin verdi. Cward tabletleri koruyacak şekilde özel hazneler hazırlarken tabletleri deşifre etmeye çalıştı. Bu tabletlerin adı daha sonra "Naakal Tabletleri , The Naacel's" olarak tarihe geçecektir. Tabletlerdeki dili yavaş yavaş çözen Cward , Amerika ile Çin arasında bulunan bir kıtadaki Mu isimli bir uygarlıktan bahsedildiğini duyunca herhalde heyecanından dilini yutacaktır. Cward araştırmalarını genişletti. Tabletlerle , "İnsanlığın Destanı" anlamına gelen ve dünyanın en uzun yazıtı olan Hint yazıtı Mahabharatta ile benzer yerler buldu. Öğrendiği şeyler şunlardı;

    1) Amerika ile Çin arasındaki bir ada-kıtada Mu isimli bir uygarlık yaşamıştı ve gelişmişlik düzeyi inanılmazdı.
    2) Bu uygarlık bir savaşla yada büyük bir tufanla yok oldu.
    3) Fakat bu uygarlığın diğer kıtalarda pek çok kolonisi vardı. Bu kolonilerde anavatan Mu'nun kültürünü ve geleneklerini yaşatmakla görevli rahiplere Naakal rahipleri denir. Tabletleri taşıyanda onlardı.
    4) Bu koloniler , Sibirya'dan Kuzey Çin'e kadar olan bölgede Uygur İmparatorluğu (Evet yanlış okumuyorsunuz. Uygur imparatorluğu.) , Mezapotamya'da Akkadlar (Dikkat. Akkadlarda Türk.) 'dı.
    5) Daha sonra bulunan tabletlerde Naakal rahiplerinin bir başka görevininde bölgedeki yerli halkı Mu'nunu uygarlık seviyesine taşımaya çalışmak olduğu söyleniyordu.


    Bulduğu bu ipuçlarıyla yıllarca çalışmalar yaptı ve pek çok manastırdan Naakal tabletlerinin kalanlarını topladı. Bulduğu bulgular ve edindiklerini anlatan üç kitap çıkardı.
    -Mu'nun Çocukları
    -Mu'nun Kutsal Sembolleri
    -Mu İmparatorluğu Kültürü

    Bu üç kitapta M. Kemal Atatürk tarafından okunmuştur. Atatürk'ün Anıtkabir'de sergilenen kütüphanesinde "Mu'nun Çocukları" 125. sayfası açık olarak camekanda sergilenmektedir. Bazı cümlelerin altı çizilidir.


    Meksika'da bir Türk : Tahsin Mayatepek

    Atatürk , Albay'ın görüşlerini çok ilginç buldu. Tabletleride incelediği söylenir. Bunun üzerine , Albay Churchward'ın işaret ettiği 3. Mu kolonisinin bulunduğu yere Tahsin Mayatepek'i büyükelçi olarak atadı. Meksika ile hiçbir ilişkisi olmayan Türkiye için bu garipti ama gerçekte Mayatepek'in amacı o bölgede tarihi araştırmalar yapmaktı ve diplomatik dokunulmazlığa ihtiyacı vardı. Albay'a göre Mu'nun 3. kolonisi Meksika'da karaya çıkmış ve Kuzey Amerika'da , Maya - İnka - Aztek uygarlıklarını kurmuştu. Tahsin Mayatepek bölgede yıllarca çalıştı ve Atatürk'e 7 çok önemli rapor yazdı. Bu raporlar bende mevcut. Bu 7 çok önemli raporda , Albay Churchward'ın tabletlerden çıkarttığı Mu dilindeki bazı sözcükler ile Maya - İnka - Aztek ve Kızılderili dillerindeki sözcüklerin Türk dilindeki sözcüklerle benzerliği ile ilgili tablolar , kültürel benzerlikler , arkeolojik bulgular ve tarihi teoriler yer alıyor.

    Örneğin : Türkçe'deki Gün-eş sözcüğü
    Aztek-Maya-İnka : Küneş - Künüş - Künç
    Mu : Küneşii

    Bu , hem Türklerin Mu kökenli olduğuna dair bir kanıt hemde Atatürk'ün Güneş Dili teorisine dair bir kanıt teşkil ediyordu ve böyle tonlarca sözcük vardı. Fakat Tahsin Mayatepek 7. rapordan sonra Ankara'ya çağırıldı ve Atatürk'le yaptığı bir görüşmeden sonra istifa etti(rildi). Bunun temel sebebi Mayatepek'in haddini aşmasıydı. Son 2 raporunda , kendisi bir Ateist olan Mayatepek , genç bir cumhuriyetin devrimci liderini kendisi gibi sosyalist ve ateist olarak düşünmüş ve tüm ilahi dinlerin ve özellikle İslam'ın Mu dininden geldiğini , vahiy yoluyla değil peygamber olduğunu iddia eden kişilerin Mu yazıtlarını çözmesiyle ortaya çıktığını iddia etmişti ve Atatürk Mayatepek'e , "Hem tarihçi olarak objektifliğinizi kaybettiniz , hemde Müslüman alemine iftira ettiniz" diye Türk dil kongresinde çok sert bir karşılık vermişti.

    Albay'ın Sarsıcı Buluşu :

    Albay Churchward ölmeden önce öyle bir bulgu bıraktı ki gerisinde , bunun sarsıntısı hala devam etmesi gerekirken pek çok Avrupalı tarihçi tarafından ve Dünya tarafından örtbas edilmiştir. Albay'ın torunu olan Jack Churchward şu anda Philedelphia üniversitesinde tarih profesörü. Kendisiyle görüşüyoruz ve 4 yıllık çalışmamda çok büyük emeği var. Bu konudaki çalışmalarını hala Amerikadaki enstitülere gönderdiğini ve bu yüzden Yahudilerden bile ölüm tehdidi aldığını belirtiyor. Peki nedir bu sarsıcı buluş ?

    Grek alfabesinde de harfler bir mânâ ifade etmez” 1800’lü yıllarda MAYALAR üzerine araştırma yapan, ve efsanevî MU kıtasıyla ilgili tespitler yapan James Churcward şöyle diyordu;

    - “MAYALAR ın çok yüksek bir medeniyeti vardı. Dünyanın hemen her tarafında kolonileri vardı. MISIR, ÇİN, HİNDİSTAN ve YUNANİSTAN üzerinde büyük tesirleri olmuştur...”

    MAYALAR, YUNANİSTAN’ı işgal etmeye çalışmışlar, Yunanlar da onları yenerek MU kıtasına kadar takip etmişlerdi.

    “O sırada MU kıtası batmış ve MAYALAR binlerce askerini kaybetmiştir. Bu yüzden felâketin MAYACA hikâyesini yazmışlardır. M.Ö. 403 yılında gramer ustaları GREK alfabesini tekrar düzenlerken bu destandan yararlanmışlardır.
    Bu yüzdendir ki, GREK alfabesinde aynı değerde olan harfler değişik yerlerde görülür. Bu konuda 1882 yılında “Revista” ve “Manida” gazetelerinde bununla ilgili bir yazı çıkmıştır.”

    Yazara göre GREK alfabesinin sırası MAYA dilinde bu felâketi şöyle anlatmaktaydı ( Harflerin MAYACA karşılıkları ve İngilizce tercümesi aynen yazarın belirttiği gibi verilecek, sonra destan TÜRKÇE olarak toplu halde nakledilecektir):

    ALPHA = AL (heavy) PAA (break) HA (water)
    BETA = BE (walk) TA (place)
    GAMMA = KAM (receive) MA (earth)
    DELTA = TEL (depth, bottom) TA (where)
    EPSİLON = EP (obstruct) ZİL (make edge) ON-OM (whirlpool, to whirl)
    ZETA = ZE (strike) TA (place, ground)
    ETA = ET (with) HA (water)
    THETA = THETHEAH (extend) HA (water)
    IOTA = IO (all that exists and moves) TA (earth)
    KAPPA = KA (sediment) PAA (break, open)
    LAMBDA = LAM (submerge) BE (go, walk) TA (where, place)
    MU = MU (MU kıtası)
    Nİ = Nİ (point, summit)
    Xİ = Xİ (rise over, appear over)
    OMİKRON = OM (whirlpool, whirl) İK (wind) LE (place) ON (circular)
    Pİ = Pİ (to place little by little)
    RHO = la (until) HO (come)
    SİGMA = Zİ (cold) İK (wind) MA (before)
    TAU = TA (where) U (basin, valley)
    UPSİLON = U (abyss) PA (tank) Zİ (cold, frozen) LE (place) ON (circular)
    PHİ = PE (come from) Hİ (clay)
    CHİ = CHİ (mouth, aperture)
    PSİ = PE (come out) Zİ (vapor)
    OMEGA = O (there) MOK (whirl) KA (sediment)

    - “Heavily break (the) waters extending (over the) plains. (They) cover (the) land (in) low places. Where (there are) obstructions, shores form and whirlpools strike (the) earth with water. (The) water spreads (on) all that lives and moves. Sediments give way. Submerged in (the) land (of) MU. The peaks (only) appear above (the water). Whirlwinds blow around little by little, until comes cold air. Before where (existed) valleys, (now) abysses, frozen tanks. In circular places clay form. A mouth opens, vapors come forth and (volcanic) sediments. “
    - “Kopup gelen güçlü sular ovalara yayıldı. Alçak yerlerdeki araziyi kapladı. Bir engelle karşılaştığında sahiller oluştu. Girdaplar yeryüzüne çarptı (ve yuttu). Sular yaşayan ve hareket eden her şeyi örttü. (Suların oluşturduğu) toprak birikintileri çöktü ve (koca) MU kıtası (sulara) gömüldü. Sadece yüksek tepeler (suyun üzerinde) kaldı. Hortumlar esti (durdu) ta ki soğuk hava gelinceye kadar. Eskiden vadilerin bulunduğu yerlerde (şimdi) cehennem (çukurları), donmuş (su) kütleleri (var). Yuvarlak (düz) yerlerde kil (tabakaları) oluştu. (Sanki yerde) bir ağız açıldı, dışarıya buhar (ve duman) fışkırdı, ve (volkanik) kalıntılar (oluştu).”


    Bu şok edici bir buluştur. Bunun daha şok edici hali ise Yunan alfabesinin aynen bu şekilde ve bu haliyle hem Naakal tabletlerinde hemde Maya tabletlerinde bulunması ve bu tabletlerde *Proto-Türk* (erken Türk dönemi yani Köktürk) damgalara rastlanmasıdır. Maya'lıların Yunanistan'ı işgale kalkışması ve geri püskürtülmeleri bir teoriden öteye geçemesede alfabe gerçektende böyledir.



    Dipnot : Atatürk'ün Güneş dili teorisiyle ilgili pek çok kongre yapıldı kendisi sağ iken. Türk Dil Kurumu ve Tarih kurumu ortak düzenlemiştir ve Atatürk'te bulunmuştur. Pek çok bilim adamı bu teoriyi etkiyelici bulmuş , Viyanalı tarihçi Kvergic ise hayran kalmış ve o dönemde Atatürk ile sürekli yazışmış ve teoriyi ispatlamaya çalışmıştır. Fakat Atatürk'ün vefaatından sonra Dil kurumu , Tarih kurumu ve "İsmet İnönü" bu teoriyi "Atatürk sadece özgüvenini kaybeden milletimize özgüven kazandırmaya çalışıyordu ve böyle birşey uydurdu" diyerek geri çekmiş , araştırmaları durdurmuş ve bizi dünya kamuoyuna rezil etmiştir.


     
    Son düzenleme: 13 Aralık 2008
    castorpollux, gaddarkemal, Rpac ve diğer 6 kişi bunu beğendi.
  2. guardbody
    Offline

    guardbody Özel Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2004
    Mesajlar:
    3.414
    Beğenileri:
    1.565
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    KALİTE TEKNİSYENİ
    Yer:
    MAGNESIA
    drago bu konu ile ilgili daha detaylı ve farklı yazılarınıda bekliyorum.Bende geçenlerde bu konuyu başka bir yerde açtım ve bazı büyüklerim bildikleri kadarı ile sulara gömülen bir adadan ve su altında yaşamdan bahsettiler.ozamanın teknolojisi ile yer altında tüneller oluşturulduğundan ve yaşamı devam ettirdiklerinden söz ettiler.Doğruluk payları nedir?
     
  3. Draqo
    Offline

    Draqo Üye

    Katılım:
    19 Eylül 2008
    Mesajlar:
    353
    Beğenileri:
    222
    Ödül Puanları:
    0
    Teknolojilerinin inanılmaz gelişkin olduğunu söylüyor Albay Churchward. Yazıtlardan edinilenler böyle. Hatta , Eskimoların bir destanı var. Bu destanda Eskimoların o buzullara nasıl gittiğini anlatıyorlar. Destana göre eskimolar sıcak , güzel iklimli bir adada yaşarken yaptıkları bir günah yüzünden devasa demirden bir kuş onları buzullara fırlatıyor. Bu adanın Mu olabileceğinden ve eskimolarında (ki Mo'nun Mu'ya benzerliği göz ardı edilemez. Gerçektende Maya dilinde ESK kelimesi ESKİ anlamına gelir) Mu'daki suçlular olabileceğinden bahsediliyor. Bu demir kuşunda büyük bir uçağı yada uçak tarzı bir aracı temsil ettiğini düşünüyorlar.
     
  4. guardbody
    Offline

    guardbody Özel Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2004
    Mesajlar:
    3.414
    Beğenileri:
    1.565
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    KALİTE TEKNİSYENİ
    Yer:
    MAGNESIA
    ben yinede merakla yayınlayacağın kaynak ve belgelerdeki açıklamaları bekliyorum.az bilinen bir olaya derinlemesine dalarak sayende farklı bilgiler edinmiş olurum.
     
  5. SRTN
    Offline

    SRTN Üye

    Katılım:
    2 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    112
    Beğenileri:
    46
    Ödül Puanları:
    38
    televizyonda arka arkaya 2 gece bu konu tartısılmıstı.. cok dikkat cekici bir mesela.
     
  6. SEHZADE
    Offline

    SEHZADE Üye

    Katılım:
    21 Aralık 2004
    Mesajlar:
    270
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    28
    Peki böyle bir çalışma yapılmışsa ve gerçiklik payıda varsa sadece bir efsaneden ileriye gitmiyor? Yani o kadar UFO larla ilgili olduk olmadık şeylerden bahsedilirken yada konuşulurken neden bu efsane deşilmiyor? Yada bahsedilmiyor diyelim, örneğin UFO larla ilgili bi dünya film izlerken neden bu efsaneyle ilgili bir film bile izleyemedik?

    Bide İngiliz albayın torunu d tarihçi diye yazdınız. Peki Yahudilerden tehtit aldığını yazmışsınız neden tehtit aldığını anlayamadım. Yukardaki yazıda Yahudilerle ilgili hiçbir konu geçmedi. Açıkcası onuda merak ettim.
     
  7. noghay
    Offline

    noghay Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2007
    Mesajlar:
    125
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    Mu efsane olmaktan öteye gidememiş bir meseledir.Burada dikkatimi çeken bir mesele Akkadların Türk olduğundan bahsedilmiş.Bu konuda bilimsel hiç bir çalışma yapılmamıştır.Nedeni ise Akkadların tasvirli eserlerine ve kullandıkları çivi yazısında ki dillerine baktığımız zaman Türklerle en ufak bir ilişki kurulamamaktadır ki zaten yaşadıkları coğrafyaya baktığımız zaman mantıktan uzak durmaktadır.
    Benim Arkeolog olarak şahsi görüşüm Türklerin antik çağda kökenini dayandırabileceğimiz yegane millet İskitlerdir.Bunun nedeni ise onlarda göçebe ve savaşçı bir kavimdirler.Çeşitli zamanlarda çeşitli dönemlerde Assur, Urartu,Pers gibi büyük devletleri istila etmişler ya da büyük zararlar verip tekrar Asyanın içleirne çekilmişlerdir.

    Eğer Türklerin ynai atalarmızın Miladdan önceki geçmişini merak ediyorsak Orta Asyada kazılar gerçekleştirmeliyiz.Kazı yapılacak yer çok olmasada bunu yapabilmek hayallerimden birisi...
     
  8. Draqo
    Offline

    Draqo Üye

    Katılım:
    19 Eylül 2008
    Mesajlar:
    353
    Beğenileri:
    222
    Ödül Puanları:
    0
    İşin ucu Yahudilerede dokunuyor çünkü bahsedeceğim bundanda.

    noghay oradaki parantezi yanlış anlamışsınız yada ben doğru bir ima yapmamış olabilirim. Akkadlar , Churchward'ın iddiasına göre Mu'dan göçüp Uygur kolonisini oluşturan gruptan geliyor. Bu teoride Akkadları Türk yapıyor.

    Ayrıca bir dipnot : Japonlar geçtiğimiz aylarda bahsedilen bölgede bazı su altı kalıntıları bulmuştu. Bunun video görüntülerini Jack Churchward bana yollamıştı bulabilirsem onu paylaşayım. Kalıntılarla Albay Churchward'ın anlattıklarında paralellikler var. Örneğin Albay Churchward'ın tarif ettiği Mu'daki tapınaklar ile kalıntılarda bulunan mabed duvarları birebir uymaktadır. belgeleri derleyeyim yavaş yavaş ekleyeceğim hayırlısıyla.

    İskitler (scyth) , Mu imparatorluğunun iddia edilen döneminden çok sonralara denk geliyor esasen.
     
    Son düzenleme: 16 Aralık 2008
  9. gaddarkemal
    Offline

    gaddarkemal Yeni Üye

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    994
    Beğenileri:
    754
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    Tarih hakkında bildiklerimiz değişiyor, eskiden rivayet ve tahminle doldurulan yerler bugün kazılarla ortaya çıkartılan kanıtlarla dolduruluyor. Bizler, bize söylenenden (siz orta asyada doğdunuz 3bin yıllık tarihiniz var o kadar... vb vb vb) çok daha büyük bir Millettir. Bugün İskitleri bırakın Sümerlerin de Türk olabileceği hakkında ciddi buluşlar var.

    Biz çok büyük bir aileyiz ve medeniyetimiz dün söylenenlerden çok daha eskisine dayanıyor.

    Bir çok medeniyet hep aynı cevherin, Türk cevherinin damarlarıdır.
     
  10. noghay
    Offline

    noghay Üye

    Katılım:
    13 Eylül 2007
    Mesajlar:
    125
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    Türklerin geçmişi hakkında şimdiye kadar bir çok bilimadamı ve tarihçi değişik yorumlarda bulunmuşlardır. Kimisi Sümerler demiş (bununla ilgili hiç makalede hiç bir dergide rastlamamış olsamda) kimisi Hititler demiş (bu konuyada Ord.Prof.Sedat Alp açıklılk getirmiştir). Ama önceden söylediğim gibi Türklerin geçmişini mezopatamya ve arab yarımadası kökenli devletlerle bağdaştırmak pek mantıklı değildir. Türklerin yerleşik hayata geçtiği dönemi hepimiz biliriz. Uygurlarla geçmişlerdir. Ondan önceki dönemlere bakarsak genelde göçebe bir hayat tarzı görmekteyiz ki bunun canlı tezahürünü çok yakın bir zamana kadar yörüklerde görüyorduk.Yanlış bilmiyorsam son kalan bir göçebe yörük kabilesi yaşıyor.
    Şimdi yine mantık çerçevesinde düşünelim.Türkler Sümerli,Akkadlı ya da Babilli ise (bunlar aşağı yukarı akraba sayılır sürekli içli dışlı olmuşlardır) Uygurlardan 3000-3500 yıl önce yerleşik hayatı benimsediler sonra göçebe mi oldular?
    Buna karşı şöyle bir şöyle bir fikir öne sürülebilir. Göçebe yaşayanlarda Türktü Sümerlerde Türktü. O zamanda şunu söylemiş olursunuz;Dünya da sadece Çinliler ve Türkler vardır.

    Gaddarkemal arkadaşımızın dediği bilimsel bulgular ise sadece birkaç kelime benzerliğinden ibarettir.Mesela bizde ki tengri sümerce de dingir demek. Ben hep söylüyorum.Türklerin atalarını daha yakından tanımak için Türkmenistanda mari(merv),Kazakistanda Almaata,Özbekistanda Taşkenti kazmalıyız araştırmalıyız. Çünkü Türk olan hepimizin atası oradan geldi. Bu merkezleri keşfetmeden Türklerin ataları için antik çağı araştırmak çok saçma olur.
     
    Son düzenleme: 22 Aralık 2008
  11. guardbody
    Offline

    guardbody Özel Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2004
    Mesajlar:
    3.414
    Beğenileri:
    1.565
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    KALİTE TEKNİSYENİ
    Yer:
    MAGNESIA
    birde yanılmıyorsam bu efsanelerin içinde birde tzolkin takvimi yer alıyor.bu takvim günümüzde araştırılmakta fakat sırrı çözülememiştir.mayalardan kalan tzolkin takvimine göre dünya 1 milyon 872 günde bir çağ değişimine uğruyor.Yani bukadar zamanda dünya kaosa uğruyor ve yıkım sonrası yeniden yapılanıyor.Mayalar iddialara göre bu takvim sayesinde yıkım zamanını hesaplayıp zararı en aza indirgeyerek yeni çağa geçiş yapıyorlarmış.Ve bu takvime göre maya inanışları 22 Aralık 2012 yılında yeni çağın tekrarlayacağını söylüyor.yanılmıyorsam bu dördüncü dönüşüm oluyor.
     
  12. kara maca
    Offline

    kara maca Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    88
    Beğenileri:
    31
    Ödül Puanları:
    0
    burda bir eksiklik var o da turklerin yurdu konusu; bir cok kaynak gocebe bir kavim oldugumuz konusunda hem fikir ve turk ismine ilk onceleri cinli kaynaklarda rastlanıyor ve yanılmıyorsam milada yakın yuzyıllarda. yani milat civarında turklerin orta asya da olması buyuk bir ihtimal. oysa ki farklı kaynaklara gore daha onceki donemlerde avrasyanın cesitli bolgelerinde gocebe bir kavme (buyuk ihtimalle turk kavmine) ait bulgular var oldugu soyleniyor. evet orta asya cok onemli ama daha fazla supheci olmalıyız.
     

Sayfayı Paylaş