Mr Olympia Antrenörüyle Süper Röportaj

Konusu 'Türkceye Çevirilen Yazilar' forumundadır ve Rambo16 tarafından 5 Eylül 2011 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 13 üye.
  1. Rambo16
    Offline

    Rambo16 Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2010
    Mesajlar:
    711
    Beğenileri:
    1.146
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    La Paz
    Bölüm-1
    Profesyonel müsabık sporcuların Doping adına neler aldıklarını ve görüşlerini merak edenler için kaçırılmaması gereken bir röportajı getiriyoruz. Bu Röportaj kiminle mi gerçekleştirildi? İsmi gizli tutulan fakat profesyonel vücut geliştirme camiasında duayen ve ünlü olan antrenör. Dünya vücut geliştirme Antrenörlerinin en çok güvenilen ve rağbet görülen ismidir demiş olsak sanırım abartmış olmayız. Bryan K.’nın sorularını cesaretle yanıtlayan Antrenör, Mr.Olympia’da yarışan ünlü sporculara destek oluyor.
    Sporcuların kürleri, antrenman ve beslenme stratejisini oluşturuyor. Fakat daha çok ilaç kürlerini hazırlıyor. Başka Antrenörlerle çalışan sporcularda kendisinden istifade ediyor. İlgiyle okıuyacağınız bu röportajın ilk bölümünü sizler için tercüme ettik. Eğer siz’de, Mr.Olympia sporcularının neler kullandığını ve kürlerde nasıl bir strateji takip ettiklerini öğrenmek istiyorsanız, bu röportaj dizisini sonuna kadar takip edin.



    Soru: Doksan’lı yıllarda Müsabık Vücut geliştirmecilerin Synthol kullanımı konuşuluyordu bugün ise modası geçmiş görülüyor. Müsabık vücut geliştirmeciler için Synthol’un kullanımı hangi derecede kalıyor?

    Antrenör: Synthol hiçbir zaman moda ya geçmedi. Bazı bölgeleri düzeltmek için bugün yağ’ın kullanımı, eskiye göre daha gelişmiş durumda. Sporcular kullanım konusunda çok daha iyi duruma geldiler. Doksanlı yıllarda gençler Synthol ile oynarken, müsabakada her tür boktan tipler gördük: Vücut geliştirmecilerde Omuzlarda 12 kafalı kas kütlesi, 5 pazu dikliği gibi. Bugün bile amatör çevresinde Synthol’un abartırılarak kullanıldığını görürsünüz. Şimdi daha bilinçli alındığı için “Synthol kazası” göremiyorsunuz.

    Tekrar gündeme gelmesinin bir sebebi de, ortalama vücut geliştirmecilerin Synthol kullanımı sonucunda etkiyi tam görmeleridir. Eski uyanık Synthol kullanıcılarından bazıları zayıf kas gruplarına 1-2 şişe Synthol alarak kasların şişmesini sağlıyor ve bir daha da synthol almasına gerek duymayacağını düşünüyor.

    Kulağa hoş geliyor ama bu böyle değil. Uzun süreli etki görmek için kasları esnetmek zorundasınız. Bu bir, sıkça enjeksiyonu kapsayan aylarca süren hatta yılı bulan bir süreçtir.

    Uzun süreli kullanımda etkisi olumlu yansıyor ve burada enjekte edilen yağ deposu, kaslarla kendisini örtüyor. Ben araştırmalarımda kaslara enjekte edilen yağların androjen rezeptörlerini artırdığını ve bu yüzden de steroidlerle bağlantı kurup başka bir yol çizerek zayıf kas gruplarını düzelttiğini gördüm.

    Kısacası, Synthol kullanımı özellikle vücut geliştirme alanında hala en çok sevilen ve akıllı bir yol gösterici olduğu, doğru ve uzun süre yeterlilik sağlayıcı etkisi bulunduğunu söylemek istiyorum.


    Soru: Duyduğuma göre, Top Profesyonel sporcuların genetiği bu alanda uygun düşmesinden dolayı ilaçları amatör branşa nazaran daha az kullandığı söyleniyor. Müsabakaya hazırlanan Top Profesyonel bir sporcunun örnek planı nasıl görülüyor?

    Antrenör: Gerçeğini söylemek gerekirse, bu mesele çok değişkenli bir durum. Bazıları bolca ilaç alıyor (haftalık 5 gram üzeri Testosteron, diğer Anabolizan ve tabletler), bazıları da düşük miktarda ilaç kullanıyor – Haftalık 2-2,5gram, ki ben bu dozları dengeli görüyorum.

    Standarta bağlamış dengeli bir sezon dışı hazırlık dönemi şöyle görülebilir:

    • Testosteron (uzun süreli Ester, Sipionat veya Enantat gibi): 1200-1500mg haftalık.
    • Bir Anabolizan (Boldenon veya Nandrolon): 600-800mg haftalık.
    • Oral alınan Stanozolol: 50mg günlük.
    • Büyüme Hormonu: 4-8 IU günlük.
    • İnsulin Hormonu: 50IU’ya kadar çıkılabilen günlük alımlar. Bu bazılarında yüksek veriliyor.

    Bu ilaçların yanında T3, Klenbuterol ve Anti-Östrojen(Arimidex veya Letrozol) ilaçlarıda kombine ediliyor.

    AAS(Anabolik Androjenik Steroidler) üzerinde düşünülmesi gereken şey, bazılarının bazılarına oranla daha iyi sonuç almasıdır. Sorulması gereken temel soru genetiktir. Bir Vücut geliştirmeci standart dengeli dozlarla sonuca ulaşırken, yanındaki idman arkadaşı araba dolusu ilaçla ancak aynı sonuca ulaşabilir.

    Yüksek dozlarda ilaç alanların sonunda sağlık problemleri yaşaması sizi şaşırtmasın. Ama bu her zaman için geçerli değil. Bazılarını tanıyorum, 400mg haftalık Testosteron ilaçla ciddi yan etkilerden şikayetçi olurken, diğeri 2000mg dozlarda o kişinin gördüğü yan etkilere sahip oluyor. Bu tamamen şans işidir.

    Ben sporcularıma sağlık sorunlarını minimize etmek için sürekli kan ve kan basınçlarını kontrol etmelerini öneriyorum. Yalan söyleyecek değilim: bu sağlıklı bir spor değildir. Vücut geliştirme, doğal kozmetik bir görüntüdür – bir vücut geliştirmeci dışarıdan çok iyi görülür, fakat vücudunda olup bitenler tamamen başka bir hikayedir.

    Biz hepimiz yaşamımızı kendimiz seçiyoruz ve birçokları sigara ve alkol ile zaman geçirirler ve hiçbir şeye ulaşamazlar ve kendi kaderleri kendi elindedir – ömürlerinin kısalacağını bilmelerine rağmen.


    Soru: Sporcularınız, müsabaka öncesi antrenmanlarına sıkıca, dikkat ediyorlar mı? Yüksek tekrarlı çalışmanın kasları define etmediğini biliyorum ama beni ilgilendiren mesele, müsabaka için beslenirken bu sporcuların nasıl antrenman düzenini kurduklarıdır.

    Antrenör: Müsabaka hazırlık idman programı hazırlayan meslektaşlarımın aksine, sporcularımı antrenman programı üzerine ne yapmak istedikleri konusunda serbest bırakıyorum. Diyet zamanı delice bir şey yapmadıkları sürece antrenmanların büyük bir rolü bulunmaz.

    Diyet zamanında ağırlık antrenmanlarda temel hedef, kasları doğru orantıda muhafaza etmek, buna destek olarak kardiyo idman ve kondisyonel gelişim için gıda takviyeleri ile ilgilenmek. Kasları uyarmak için yeterli oranda ağır ve sıkı çalışıldığı sürece her şey yolunda gider.

    Antrenörler için oluşan bu sektörde, kasları şoklama adına çok farklı egzersizler uygulatılıyor. Fakat diyet zamanı, sporcuların çoğu istedikleri kas inşa edemeyecektir ve bu açıdan bu tür uygulamaları yaptıran antrenörleri şarlatan olarak görüyorum.

    Sana topu getiren bayanla devam dans etmelisin. Kişi, kasları geliştirmek adına temelde uyguladığı sistem ve antrenmanına devam etmeli. Kasları kontrol altına almak için bu onun en iyi metodudur.


    Soru: Eğer Sporcun, zamanlamanın gerisinde kaldıysa, ne yaparsın?

    Antrenör: Gayet basit. Onu hemen atıyorum ve müsabakaya idman programları hazırlayan modern Guru’lara gönderiyorum.(gülüşmeler)

    Tamam, şaka bir yana. Bazen bir öğrenci yanıma gelir, formda değildir ve müsabakaya girmek ister, ki bu kişi o vakte kadar forma gireceğine inanmaz. Ortalama böyle geçer. Böyle kişilere ben, bir delilik yapıp ve kendisini öldürmemesi için bir sonraki müsabakaya girmesini öneririm. Müsabakaya hazırlanması için iki ay öncesinden diyete başlaması gerekir.

    Yağları yakmak için yapılması gereken birkaç şey var. Örneğin kısa zamanlı ketojen diyeti(karbonhidratsız diyet) veya abartılı kardiyo ve gıda takviyeli. Ben bu şeyleri abartmaların hayranı değilim. Aşırı ilaveler her zaman güvensizdir. Sonucu önceden tahmin etmek zor ve yan etkiler az kabul edilebilir. Ancak dozları aşırı artıranlar için geçerlidir.

    Ben, örneğin 16 hafta zamanı bulunan bir sporcuyu 80mcg Clenbuterol ve 75mcg T3 ilaçlarının dozunu artırmadan forma sokabilirim. Eğer bu zamanlama 8 haftaya inmişse, bu durumda ilaçların dozunu ikiye katlamalıyım(150-200mcg Clenbuterol ve 150mcg T3). Bu dozlar Kalbi kuvvetlice etkiler ve Guatr hormonunu allak bullak eder.

    Çok kuvvetli bir şekilde kalori oranını düşürür ve günlerce kardiyo idmanı kombine edilirse, karşına kendini berbat hisseden bir sporcu profili çıkartır. Bu kesinlikle ama kesinlikle benim stilim değildir.

    En iyi yol, başarı sağlayabilecek şekilde kendi performansını tartma ve kendine uygun müsabaka seçmekle başlar ve bu doğrultuda formu hazırlamakla sonuca gidilir. Ben sporcularıma her zaman şampiyonluk için zamana ihtiyacı olduklarını söylüyorum. Bende belki mucize etkileri görmek isterim ama ben bir sanatçıyım. Gerçek sanatçılar işini sıkıştırmaya almaz.


    Soru: 90’lı yıllardaki vücutcuların omuz, göğüs, kol ve bacaklarında çizgiler vardı ama bugünkü sporcularda aynı çizgiler olmasına rağmen daha yumuşak görünüyor. Eski ile yeni görüntüler kalite anlamında karşılaştırılırsa hangisi daha etkili? Burada yağ enjeksiyonları mı yada İnsulin enjeksiyonu mu sorumlu?

    Antrenör: Bu konu vücut geliştirme çevresinde keskin bir gözlem ve yığın dolu bir tartışmayı oluşturuyor. Bazı vücut geliştirme hayranları eski doksanlı yılların sert görünümünü beğenirken bazılarıda o görüntüleri aşırı bulabiliyor. Eleştirebiliyor. Bugün ama her şey hacim, hacim ve daha fazla hacim’e döndü- ne kadar fazla inşa edebilirsen, o kadar az hata gözlemleniyor.

    1992 senesindeki Dorian Yates ile 2010 senesinde ki şampiyon Jay Cutler’i kıyaslamak yeterli. Dorian’ı sadece 1992 ile 1995 arasındaki farkını kıyaslayın ve görün, o vakit ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Basitçe şöyle söyleyelim, doksanlı yılların vücutcuları ile bugünkü vücutcular arasında ödüle koşmak için hacim yolu görülüyor. Buna ulaşmak içinde yüksek dozlarda bütün ilaçlar (özellikle İnsulin ve Büyüme Hormonu), Sezon haricinde bolca gıda alımları(eski sporcular bütün sene boyunca zayıf ve formunda kalıyorlardı) ve kronik yağ enjeksiyonları(Synthol gibi) kullanımı ve tabi yanında kaslara direk olarak Anabolik Androjenik Steroidler.

    Eskiden sporcular kuvvetli diüretiklerde kullandı(O yıllarda Lasix çok popülerdi ve yaygınca alınırdı. Bugün kullananların sayısı çok az). Sporcunun sıkı ve daha fazla define görülmesine sebep oluyordu.

    Bazı sporcular, hacim aldıklarında aynı eski yıllarda şampiyon sporcularda olduğu gibi detaylıca bir çizgiye sahip olacağını düşünürler. Eğer inancınız, podyumda 115kilogram ağırlıkla çıkmaksa, eskilerdeki gibi aynı formda sahneye çıkamayacağınızı bilmelisiniz. Bir 95 kilogramlık kemiklerine kadar defineli bir sporcu gibi yapıya ulaşamazsınız.

    Hangisi daha iyi? Bu görüş meselesidir. Benim görevim, sporcuyu müsabık hale getirip podyumda pazarlamak ve bugün ki şartlar içerisinde kazanmasını sağlamaktır ve 15 sene önceki şartlara göre podyuma sokmak değil. Bugünki görüntü hacimli ama kıyaslamada daha yumuşak ve benim uygulamalarım bu görüşe göre doğru uyarlanmıştır.

    Bundan hoşlanıyormuyum? Çocuklar buna uygun bana “Oyunculardan nefret etme, sadece oyundan nefret et” dediler.


    Soru: Bugünkü Top Sporcularda DNP (Dinitrophenol) maddesi nasıl seviliyor?

    Antrenör: Bugün de bazı Müsabık sporcuların bu maddeyi kullandığını biliyorum ama ben öğrencilerimin kullanmasına izin vermiyorum. DNP, başka alanda üretilmiş madde olarak tanımlanır ve endüstriyel çevrede TNT’yi tutuşturmak(ateşlemek) için kullanılır.

    Metabolizmadaki termojen seviyesini şaşırtıcı bir şekilde %50 oranında artırır ve kullanıcılar bir haftada 4 kilogram’dan fazla yağ kayıp ettiklerini bildirirler. Aynı oranda çok tehlikeli ve DNP ile vücudun ısısı artırılıyor. Yüksek çıtalara tırmandırılması sağlanıyor. Açıkça söylemeliyim ki, ben bunun hayranı değilim.

    Her şeye rağmen yinede bazı kişiler bu maddeden elini çekemiyor ve kendisini sağlama almak için bu yolu seçiyor. Bugünkü sevilen metot, düşük dozda( günlük 250mg) uzun zaman içerisinde (haftalarca, hatta aylarca) alınıyor. Yüksek dozda alındığında kısa zaman içerisinde kullanılıyor.

    Bu maddeyi kullananlara bakıyorum ve takip ediyorum. “Hızlı yağ kaybet” sözüyle propaganda yapılıyor. Diyeti maskeleyerek- maskelenmemesi gereken bir şey- veya zor yağ kaybetme durumunda ne yapacağını bilmeyenlerin hedefinde iyi görülebilmek adına dengesizce kullanan kişilerin acizliği olduğunu görüyorum.

    Yağ eritmek için daha iyi (ve sağlıklı) yol var ve ben sporcularımı bu yolda tutuyorum.

    Soru: Testosteron maddesi, Müsabaka gününe kadar alınıyor mu? Vücuda su depolanma riski ne durumda görülüyor?

    Antrenör: Müsabaka gününe 4 hafta kala, sporcular Testosteron’un uzun esteri olan Enantat(enanthat) veya Sipionat(cypionat) maddelerinden kısa esterli olan Propionat veya testosteron Suspension’a geçiyorlar. Ben bu sisteme çokda bağımlı değilim. Bir insan ya zayıftır veya değildir. Su kalıntıları, müsabakaya kısa bir zaman kala nasıl olsa su atıcılarla(diüretik) vücuttan atılıyor.

    Bazı sporcular sıkça yapılan enjeksiyondan kötü bir görüntüye sahip oluyorlar( bölgede iğne izleri gibi). Bu kişiler için son 4 haftada sıkça enjeksiyon yerine uzun vadeli testosteron kullanmaları akıllıca olur. Ve tabiî ki ağız yoluyla alınan müsabaka öncesi Stanozolol(winstrol), Oksandrolon(anavar) ve Fluoksimesterolon(halotestin) maddelerine geçebilirler.

    Söylenen “uzun esterler kuvvetlice su depolar” sözü bana göre pek geçerliliğini korumuyor. Ben sporcularıma dengeli bir şekilde Enantat ve Sipionat maddelerini müsabaka gününe kadar kullandırıyorum ve o sporcular müsabakada en sıkı ve kuru sporcular seçiliyor.

    Soru: Müsabık Vücutcular, Steroidlere hiç mola veriyorlar mı?

    Antrenör: Hayır. İşini ciddiye alan müsabıklar bütün seneyi steroidle geçirir ve müsabaka dışındaki zamanlarda ilaçlarının dozunu düşürürler. Sporcuların birçoğu, konuk olarak poz veriyorlar(gast posing). Bunu gelirlerini düzenlemek ve iyi görülmek için yapıyorlar.

    Hiç kimse ama gerçektende hiç kimse, yağlı vücutta bir konuk sporcuyu görmek istemez(gast posing).

    Bir yılda defalarca müsabakaya ve bir o kadarda konuk sporcu olarak podyuma çıkıyorsanız, ilaçlara mola veremiyorsunuz. Hormon iniş çıkışı yüzünden steroid kullananların ciddi sağlık problemleri yaşamaması için ilaçların alımını düşürmeyi tavsiye ediyorum.

    Birçok sporcunun söylediği gibi bu bir nevi “Blast and Cruise” metodudur. Müsabakaya hazırlandıklarında bazı vücut geliştirmeciler dozları artırır (Blast). İki müsabaka arasında geçen molalarda ise dozlar düşürülür(Cruise). (Maddi olarak karşılayabilen birçok sporcu, bütün bir seneyi Büyüme hormonu ile geçirir).

    “Cruise” kişiler dozlarını 300-500mg haftalık Testosteron, 200mg Nandrolon(deca) veya Boldenon ve 1-2 I.U günlük Büyüme hormonu şeklinde alır.

    Bazıları bu Cruise dozları görünce kendisine şöyle diyebilir “ama bu benim son kürümden çok daha fazla.” Tebrikler. Bu durumda benimle kontakt kurun ve o kişiyi Mr. Olympia 2011’e hazırlayayım.

    Bölüm-2
    Soru: İlaç uzmanı Antrenör olarak, Anabolik Androjenik Steroidlerden ölen kaç insan gördün? Veya Anabolik steroidleri doğru ve yanlış kullanarak, kaç sporcu sağlık sorunu yaşadı?


    Antrenör: Vaauv, bu tam bir av sorusuydu. Sen Geraldo Rivera’mısın?

    Ben bunun gibi sorulardan nefret ediyorum. Çünkü vücut geliştirme sporunda böyle cehalet ve riyakarca düşünceler tekrar yansıyor. Şöyle düşünmek gerekir: eğer birisi NASCAR koşusunda ölse, o kişi kahraman ilan edildiği gibi uyguladığı spor dalı da ölümsüzleşir. Eğer birisi Vücut geliştirme ödülünü almak için çaba gösterirken ölse, o zaman bu mesele delice ve egoistlik olarak görülür ve “o kişi hak ettiği şeyi aldığını düşünülür”.

    Bana bu soruyu sorduğun için cevaplayacağım. Ben kendi açımdan tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim; vücut geliştirme sporcularından ölenlerin çoğunluğu genetik temellere dayanıyor (kalp problemi gibi) ve anabolik steroidlerin uzun kullanımında kan basıncı, kandaki yağ değerleri ve buna benzer önemli markalara önem verilmemesinden kaynaklanıyor.

    Sorunun diğer bölümüne geçersek, ben sağlıklarını uzun süre anabolik steroid kullanan insanların tehlikeye attığını görmedim. 10-20 yıl sonra yüksek dozda ilaç kullanan ve diğer birçok farmakolojik ilaçlar kombine eden sporcuların durumları her zaman etkileyici olacak ve bizi takip ettirecek. Benim için kişinin nasıl düşünce oluşturduğu önemlidir.


    Soru için tekrar teşekkür ederim Bay Rivera. İtiraf etmeliyim ki, müşterinizin suratına sandalye ile çarpma gibi bu tip klasik klipleri görmeyi hala seviyorum. Birileri gelip bana You tube’un tamamen zaman geçiren boş bir şey olduğundan bahsetsin.


    Soru: Antrenör, senin uzmanlık alanına giriyor mu bilmiyorum ama “Kuvvetlilik=Hacimli” kavramı karşısında kıyasla hafif ağırlıklarla çalışma, yüksek volum ve çeşitli açılarla uyarma gibi antrenmanları nasıl görüyorsun?

    Ben bunun bireysel sorun olduğunu düşünüyorum ama beni, senin bu konudaki düşüncelerin ilgilendiriyor. Sen ne düşünüyorsun?



    Antrenör: Kuvvet antrenmanın, ilerlemiş sporculara oranla yeni başlayanlar için daha önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer temelde sağlam kuvvet inşa edildiyse, kas gelişmesine ulaşmak için bir çok yol bulunur ve yüksek volum( fazla set ve tekrarlar), set arası kısa molalar, setleri devam etmek için çeşitli metotlar( artırmalı setler, değişmeli setler) gibi uygulamalar da artırılabilir.

    Ayrıca kuvvet, nörolojik bir meseledir. Eğer Kuvvet’e konsantre olup düşük tekrarlarla çalışılırsa, güçlü olunur ama fazla hacimli olunamaz. Bu konuda vücudumuz akıllıdır. Genetik sınırlara yaklaştığınızda vücudunuzun büyümesi için yeni şeylere ulaşması gerekiyor.

    Fazla ağırlık kaldırmak, büyümeyi uyarma adına sadece bir yol, fakat sıkça sakatlığı getirme adına da eşdeğerde bir yoldur. Eğer praktik olarak her yüksek ağırlık kaldıran şampiyon Vücut geliştirmecileri düşünecek olursanız, herhangi bir sakatlıkla kariyerini bitirdiği veya ciddi sakatlıkla kariyerini sonlandırdığı görülür.

    Eğer müsabaka kazanma ve podyuma misafir(şov) olarak çıkarak kazanç elde ediyorsanız ama bunun karşısına yırtılan pazu(bizeps), arkakol(trizeps) veya göğüs kasları varsa o zaman çok anlam ifade eden bir durum olduğunu anlarsınız. Eğer siz hafif ve güvenli ağırlıklarla aynı sonuca ulaşabiliyorsanız, neden bunu yapmayasınız ki?


    Soru: Peptitlerden GHRP-2/GHRP-6, Sermorelin vb. maddelerin Vücut geliştirme veya kozmetik düzenlemeler sağlama konusunda senin düşüncelerini duymak istiyorum.


    Antrenör: Bu kısa soruya, benimde kısa cevap vereceğim bir konu. Ben bu konu üzerinde gereğinden fazla uğraşmadım. Bunun sebebi, gerçek büyüme hormonun(öğrencilerin %99’u kullanıyor) yerine geçememesidir. Neden bunun üzerine düşüneyim ki?

    Ben, bunların kullanılmasından dolayı işe yaramayacağını vurgulamıyorum. Yalnız ben kendi terazimi ve sporcularımda kalıcı sonuçlar doğurması için bildiğimi uyguluyorum.


    Soru: Ben senin uygulamalarını ve Diyet düzenlemelerinde T3, Klenbuterol, Albuterol ve iştah kapatıcı gibi maddelerin etki düzeyini, nasıl etki ettiğini ve kombinelerde nasıl sonuç verdiğini senden duymak istiyorum.

    Antrenör: Vauuv, yine içinde olduğum başka bir soru daha mı?


    T3, müsabakaya hazırlıklarda eğer ki ideal bir vücut ısısına ulaşma gibi sorun yoksa ve metabolizma ile oynamada bir endişesi bulunmayanlar haricindekiler için iğrenç bir maddedir. Bu durumlarda faydasından ziyade hasarı daha fazladır.

    Klenbuterol meselesinde, müsabık vücut geliştirmecilerin praktikte hepsi kullanır. Müsabakaya hazırlanırken(genelde son 10 ile 12 hafta kala) Klenbuterol maddesini kimileri devre devre kullanır ve bazıları da uzun zamanda müsabaka gününe kadar uzatır. Dozlar bu alanlarda yükselir ve müsabaka sonrası yavaşça dozlar düşürülür.

    Devre devre klenbuterol alımlarda (bir çok yöntem bulunur – 2 hafta kullan, 2 hafta kullanma; 1 hafta kullan, 1 hafta kullanma; 3 gün kullan, 3 gün kullanma) suyun atılması geciktirilir ki müsabakaya hazırlıkta bunu sinir edici buluyorum. Bu şekilde alımları gerekli görmüyorum ve sabit dozda uzun kullanımları daha iyi etki ediyor.

    İştah kapatıcıya geldiğimizde, en kuru ve en güçlü vücut geliştirmeciler de aşırı acıkırlar ve müsabakaya hazırlıklarında iştah kapatıcılarla yardım görerek acıkma hissini bastırırlar. Ben bu sevilen iştah kapatıcı ilaçların büyük avukatcısı değilim. Yalnız benim sporcularım nikotin sakızını ilgiyle kullanırlar. Bazıları tadını da beğenir.

    Kokamin(chocamine) ise bir başka sağlam iştah kapatıcıdır.

    Gün sonunda sporcularıma bunun bir diyet olduğunu söylerim. İnsan zaman zaman açlığı, güçsüz olmayı ve büyük oranda bir zaman sınırlanmış gıda seçimi ile burnuna kadar gelmeyi hissedecek. Eğer bir yolda bazı zorlukların çıkması ve onlarla baş etmeyi beceremiyorsanız o zaman apış aranızda birkaç tane yumurta büyütmesini veya Müsabaka şans oyunlarını öneririm. Bu alanda diyete gerek yok ve eğer ki saymasını ve alfabeyi biliyorsanız, o vakit siz bu yarışın içerisindesiniz.


    Soru: Antrenör, haftalık 400mg Testosteron gibi düşük dozlu kürde “en kötü yan etki” olarak neler görüyorsun bunu öğrenmek istiyorum. Ve vücut geliştirmeciler yüksek kan basıncı(tansiyon) problemlerini yüksek dozlu kürlerle nasıl baş ediyorlar?

    Antrenör: İnanırsınız veya inanmazsınız ama bazı sporcular böyle düşük dozlarda jinekomasti ve çok şikayet edilen kötü akneye sahip oluyor. Bu şikayet konusu durum gerçektende aslında genetik alandan ileri geliyor. Bazıları yüksek dozlar kullanır ve hiçbir problem yaşamaz. Sodyum alımını düşüren ak diken bitkisi ve biraz kardiyo idman da(şu zamanlarda kimse uygulamıyor) deneyebilirsiniz.

    Günün sonunda bu olay tamamen şans işidir. Biz bütün ciddi sağlık sorunları yaşamayan bir avuç ilaç kullanan veya kendisini sarhoş eden sporcuları tanıyoruz. Bunun tersi olanlarını da tanıyoruz.


    Soru: Hey Antrenör, İnsulin’in gündemdeki tekniklerle kullanımı beni ilgilendiriyor. Örneğin Büyüme Hormonu İle kombine edilmesi, GHRP/GHRH ile kombine edilmesi ve yüksek protein-düşük karbonhidrat diyetleriyle ufak dozlarda kullanımı gibi. Bu tekniklerdeki yeni düşünceleri nasıl görüyorsun? Senin bu konudaki görüşünü özellikle duymak istiyorum.


    Antrenör: Bazıları birçok meseleyi vücut geliştirme çevresinde çok karışık hale getiriyor. İnsulin ve Büyüme hormonu birbirinden ayrılmaz ama birçok klavye Guru’ları, saniyelik saat farklarıyla günlük 26 enjeksiyon gibi akıllıca yapıldığı düşünülen karışık doz şemasıyla normal günlük bir enjeksiyon alınmasından çok daha iyi olduğunu düşünüyorlar.

    Ben sporcularımda günlük bir veya iki Büyüme Hormonu enjeksiyonunda(önce sabah ve bazen de idman sonrası veya akşam vakti) kalıyorum ve İnsulinler de sabah kahvaltıda bir enjeksiyon ve sonraki zamanlarda diğer enjeksiyonlar. Saniyelik dakikalık saat tutmaya ve EXCEL tabela kurmaya gerek yok.

    Bugün çok sevilmesine rağmen ben İnsulin’in idman öncesi yada idman sonrası alınması yönünde iyi bir yandaş değilim. Ben böyle alınması yönünde mecburiyet olduğunu düşünmüyorum ve doz ayarında yada zamanlamada hata yapılırsa büyük tehlikeler doğurabilir.

    Ben her zaman istenilen sonucu elde etmek için basit ve güvenilir metotları arıyorum. Sürekli uygulanılan şeyler en etkili metodu ortaya koyduğunu bir bilsen, şaşırırsın. Vücut geliştirme’de kaplumbağalar her zaman Tavşanı geçer. Her zaman!

    Diyet zamanında Karbonhidrat yüklemesine kadar İnsulin’den tamamen kaçıyorum ve sadece bazı sporcularımda İnsulin’i kullanırım(çok hızlı metabolizması olanlar). Diyet zamanında Büyüme Hormonu Allah’ın bizlere hediyesidir. Sabit bir doz ile sabah kardiyosundan önce büyüme hormonu alanlar, almayanlara oranla daha fazla yağ yakar.

    Belki aradığın Guru cevaplarından birisi olmadığı için üzgünüm. Örneğin “ben 2,6 IU Büyüme Hormonu peptit A567 Pazartesi, Çarşamba, Perşembe ve 5,6 IU İnsulin 9 gram Karbonhidrat hesabına göre gündüz vakitleri kullanıyorum.” Gerçeğini söylemek gerekirse, bu tamamen saf bir öküzlük. Profesyonellerin böyle şeylere ihtiyacı yok ve o halde neden birileri böyle şeylere ihtiyaç duysun?



    Soru: Bu zamanlarda bazı Guru ların düşüncelerinde en iyi müsabakaya hazırlık hocalarının uygulattıkları “karbonhidrat savaşı” üzerine bir soru sormak istiyorum. Bir Guru, ketojen diyeti büyük sözlerle savunurken, diğeri ise sporcularına tonlarca karbonhidrat yediriyor ve az kardiyo yaparak yinede zayıf kalıyorlar.

    Antrenör: Ben diğer Müsabakaya hazırlayan hocalar hakkında fazla bir şey söyleyemem. Birçok sporcu bu meseleyi olduğundan daha çok, açıkça fazla siyah ve beyaz yapıyor.

    Diyet esnasında sporcularımın bir bölümüne Karbonhidrat veriyorum, eğer vaziyet iyi gidiyorsa, bu durumda karbonhidratlardan korkup terk etmeme gerek kalmıyor. Aslında mesele kişiye ve vaziyete göre şekilleniyor.

    Kişi ne yapacağını bilirse, her iki diyet çeşidi de ihtiyaç çantasında yer alır. Ketojen diyeti eklendiğinde, müsabaka öncesi Karbonhidrat yüklemesi yapılması gerekir. Bu yapılmazsa, aşırı düz ve kaslı görülür. Yeterince Karbonhidrat yüklemesi yapmamış bir müsabakacının bir mil geriden gördüğümde tanırım ve bunu gülmesiyle yada eline kupayı almasından dolayı değil.

    Her şeye rağmen ketojen diyette yükleme yapılırken az karbonhidrat alınır. Her şey takip edilmeli ve önemli denge ile uyuşmalar bulmalıdır.


    Soru: Şu zamanda Müsabakaya hazırlık çevresinde takip ettiğin seni ürküten şeyler nelerdir? Ve en delice olanı nedir?

    Antrenör: Böyle soruları seviyorum.

    En ürkütücü olan? Çok basit olarak bugünkü zamanda alınan dozlar her zaman fazlaca etkiliyor. İnsulinler günlük 100 IU, Büyüme Hormonu günlük 50 IU, T3 200mcg, Klenbuterol 300mcg, Trenbolon 2000mg haftalık ve Testosteron 5ile 6000mg haftalık. Bütün bu delikanlılar( ve tabiî ki bayanlarda) kendilerinden düşük doz alan rakiplerinden çok daha iyi görülmüyor( ve genelde kötüler).
    Bir ara bütün gözler ilk sıraya yerleşmiş sporcuyla kıyaslamalara girildi. Alınan yağ enjeksiyonları hesaplandı. Genetiği unut. Yıllarca yapılan ağır idmanları ve düzgün beslenmeyi unut. Dozları ikiye katla veya üçe katla ve sıradaki Ronnie yada Jay sensin.

    Özür dilerim arkadaşlar ama bu mesele böyle gerçekleşmiyor.


    Ben bir sürü Profesyonellerle çalıştım ve böylelerine az da olsa rastladım. Kimse kendi sportif genetik potansiyeline inanmak istemiyor ve bu yüzden ilaçlara yöneliyor. Bu en ürkütücü olan şey.

    En delice olanı? Ben şunu söyleyebilirim ki, çok fazla tartıya bakıp fakat yeterince kondisyonel gelişmelerine bakmamalarıdır. Bunlar daha çok amatör çevrede gerçekleşiyor fakat profesyonelde de sıkça görüyoruz – özellikle yeni profesyonel sporcular “büyük sporculara dayanabilmek için” tonlarca ağırlık inşa etmek zorunda kaldıklarını düşünüyorlar.

    Kazandıkları Profesyonel lisans formu dışında çok hızlı sıkı definasyon kayıp ediyorlar ve hızlıca “listeye giremedi” bölümüne düşüyorlar.

    Ben vücut ağırlığına dikkat ediyorum ama kişinin nasıl görüldüğü çok daha önemlidir. Hiçbir müsabaka hakemi, sporcunun vücut ağırlığını sormayacaktır( sadece hangi siklette yarıştığını öğrenmek için sorar). Eğer formda iseniz(ve ben gerçek şampiyon formu kast ediyorum yoksa “Lanet olsun, ben Fitness salonunda köşede ışıklı alanda yukarıdan çok daha iyi şişkin görüyordum” şeklinde düşünenler değil), o zaman podyumda çok daha fazla hacimli görülürsünüz.

    Tartı, bir diyetin iyi gittiğinin etkisini gösteren bir cihazdır ama yalnız başına çok az şey söyler. Temelde kaç tane gıda geçimini sağlayan vücut geliştirmeciler var ki, bu illüzyona kapılıp kurban oluyorlar.
    Kaynak: Vucutbilim com​
     
    muratcan.biceps, halil98, demircan256 ve diğer 9 kişi bunu beğendi.
  2. SAVAŞ74
    Offline

    SAVAŞ74 Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    1.281
    Ödül Puanları:
    123
    Yer:
    İstanbul
    röportajın ana konusu benim için şu oldu: bu sporda amatör ruh yok olmuş arkadaş.

    hevesle girdim, okuyayım birşeyler kapayım, antremanları-beslenmeleri-her türlü düzenleriyle ilgili bir ipucu yakalayım diye... ama gördüm ki röportaj baştan sonra "steroid" olmuş...
     
    sultanmehmed ve ihsanerol bunu beğendi.
  3. pashacan
    Offline

    pashacan Üye

    Katılım:
    13 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    516
    Beğenileri:
    361
    Ödül Puanları:
    73
    Yer:
    istanbul - bakırköy
    savas bende steroid almadan supplement ve gıda ile bu işi becermeye çalışan bi sporcu olarak burada bizim faydalanabileceğimiz bişeyler görmek çok isterdim .
    ancak mr olympia seviyesinde 110 kg lık saf kas adamların amino asid, protein ve tavukla o hale gelip muhafaza ettiklerini düşünmüyordun dğl mi? :)

    saygılar
     
  4. onbir
    Offline

    onbir Üye

    Katılım:
    11 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    810
    Beğenileri:
    516
    Ödül Puanları:
    0
    vay be...kullananlarda steroid demiyorki arkadaş bilindik şeyler protein amino diyorlar:D
     
  5. Ec0
    Offline

    Ec0 Yeni Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2010
    Mesajlar:
    849
    Beğenileri:
    434
    Ödül Puanları:
    0
    dünyada en çok güvenilir se bence bu joe weider dir bence doğrumu acaba ?
     
  6. SAVAŞ74
    Offline

    SAVAŞ74 Üye

    Katılım:
    20 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    1.281
    Ödül Puanları:
    123
    Yer:
    İstanbul
    sorun (ya da enteresan yorumun demek daha doğru olur) ile benim söylediklerim tamamen farklı şeyler.

    ayrıca konu steroid bölümüne taşınırsa daha iyi olur.
     
  7. batt_34
    Offline

    batt_34 Üye

    Katılım:
    13 Ocak 2011
    Mesajlar:
    549
    Beğenileri:
    477
    Ödül Puanları:
    73
    süper bir yazı bütün gerçekler dürüstçe dile getirilebilmiş.
     
  8. serkan1984
    Offline

    serkan1984 Üye

    Katılım:
    12 Haziran 2006
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    340
    Ödül Puanları:
    0
    yazıyı okumadan önce klasik röportajlar gibi danışıklı soruların olacagını sanmıştım ama yanılmışım , antrönörü takdir ettim , açık sözlü adamları her zaman severim...zevk alarak okudum keşke böle röportajlar bolca olsada okusak .....yazıda en çok begendigim kısımlar ise :

    "Yalan söyleyecek değilim: bu sağlıklı bir spor değildir. Vücut geliştirme, doğal kozmetik bir görüntüdür – bir vücut geliştirmeci dışarıdan çok iyi görülür, fakat vücudunda olup bitenler tamamen başka bir hikayedir. "

    "Diyet zamanı delice bir şey yapmadıkları sürece antrenmanların büyük bir rolü bulunmaz.
    Diyet zamanında ağırlık antrenmanlarda temel hedef, kasları doğru orantıda muhafaza etmek, buna destek olarak kardiyo idman ve kondisyonel gelişim için gıda takviyeleri ile ilgilenmek. Kasları uyarmak için yeterli oranda ağır ve sıkı çalışıldığı sürece her şey yolunda gider."
     
  9. sultanmehmed
    Offline

    sultanmehmed Üye

    Katılım:
    31 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.182
    Beğenileri:
    2.501
    Ödül Puanları:
    123
    Yer:
    İstanbul/Fatih
    Zaten bu işin bu şekilde yapıldığı açıkça bellliydi , sonuçta herkes oyunu kuralına göre oynuyor sanırım ...
    Şu dikkatimi çekti ki "eskiden daha estetik vücutlar ön plandayken , büğün ne kadar çok kas inşa edersen o kadar az kusur aranıyor " mantığı gerçekten çok doğru ..
     
    AngryHun bunu beğendi.
  10. R10
    Offline

    R10 Üye

    Katılım:
    16 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    928
    Beğenileri:
    1.305
    Ödül Puanları:
    0
    ben o konuya katılmıyorum. vücut gelişecekse, kas irileşirse sonuna kadar gidecek. misal, frank zane'i şahsen beğenmem, estetiktir eyvallah ama arnold'un, sergio olivia'nın, franco columbu'nun olduğu yerde fitnessçı dır bir yerde. kişisel görüşümdür ama tabi.

    çeviriyi de beğendim, vg gerçekleri dürüstçe dile getirilmiş..
     
    Rambo16 ve sultanmehmed bunu beğendi.
  11. sultanmehmed
    Offline

    sultanmehmed Üye

    Katılım:
    31 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.182
    Beğenileri:
    2.501
    Ödül Puanları:
    123
    Yer:
    İstanbul/Fatih
    bende hacimden yanayım , sadece antrenörün bunu dile getirmesini vurgulamak için yazdım onu thums:
     
    AngryHun bunu beğendi.
  12. ofis
    Offline

    ofis Üye

    Katılım:
    21 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    160
    Beğenileri:
    45
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    muhasebe
    Yer:
    istanbul
    çeşitli sebeplerden dolayı genetik doping dönemine geçilemezse bu aranan kriterler ergeç yine 80-90 lı yıllara dönecektir.bir nevi moda misali, tarih tekerrür edecek sanıyorum.
     
  13. rockybalboa7
    Offline

    rockybalboa7 Üye

    Katılım:
    28 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenileri:
    4.491
    Ödül Puanları:
    0
    adam açık açık dürüstçe herşeyi anlatmış samimi bir röportaj olmuş
     
  14. Rambo16
    Offline

    Rambo16 Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2010
    Mesajlar:
    711
    Beğenileri:
    1.146
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    La Paz

    Tarih tekerrürden ibarettir fakat, mesela eski efsanelere bakarsak 53cm gibi kol ölçülerini görüyoruz tabi onlarda işin hakkını veriyor hepsinin yarışma dönemindeki yani define ölçüleri.. en yeni "eski" efsaneye bakarsak ki oda Ronnie Coleman'dır kollarının 62 cm kalınlığında olduğu söylenir.. Şu anda tüm prolar 60cm dolaylarında.. Ofis senin fikrine de saygı duyarak ben tam tersini düşünüyorum ileride kolları 70cm civarlarında "adamlar" olacak ve günümüzde dahi vücut geliştirmeyi bir spor olarak savunamazken ileride savunmak bile istemeyeceğiz bana göre..

    Ama kesinlikle de bu işin bir üst sınırının olduğuna inanıyorum o sınıra dayanınca ya vücut kemikler iskelet taşımayaşak ya deri genişlemeyip vücutçular parlak balonlara benziycek vs vs.. Ama yine kol ölçüsünü örnek verirsek bu ölçü 70 cm mi olur 80 cm mi olur bilemem..((:)
     
  15. R10
    Offline

    R10 Üye

    Katılım:
    16 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    928
    Beğenileri:
    1.305
    Ödül Puanları:
    0
    70 çok yüksek, insan bacağı kadar, hatta çoğu insanın da beli kadar. insanların doğal limitleri vardır, mesela 100 metre 9 sn altında koşulamayabilir. bir de şöyle düşün, 70 lerin yıldızı arnold, kolları 56 cm. ronnie başarılar olarak ona en yakın insan, onun da kolları 60 diye hatırlıyorum. 62 bile olsa yaklaşık 30 senede 6 cmlik büyüme sağlanabilmiştir.

    kaldı ki bence bu noktadan sonra aşırı iriliğe değil estetiğe dönülecek gibi duruyor, en azından insanların beklentisi bu yönde gibi. vg'nin ilk yılları kadar olmasa da, en azından 80lerin sonlarına doğru bir dönüş olacak gibi. artık insanlar biraz daha farklılık görmek istiyor, üst üste gelen lee haney-dorain yates-ronnie coleman hanedanlıkları tam 21 sene hüküm sürdü (1984-2005), üstüne bir de jay cutler 4 kez birinciliği kaptı ve bence insanlar biraz da bu aşırı irilikten sıkılmaya başladı, zaten bunun ilk örneğini 2008'de dexter'ın olympia olması ile gördük.

    tabi ki diğer yarışmacılara göre daha hacimli olmak bu yarışma için bir avantajdır, ancak ben bu yıl itibari ile nispeten daha az hacimli fakat daha estetik yarışmacıların eskiye göre daha iyi sıralarda olacağını tahmin ediyorum örneğin hideta yamagishi. bir daha frank zane gibi bir olympia çıkmayabilir elbet, ama hideta, columbu ayarı yarışmacılar bence bu saatten sonra daha üst sıralarda yer almaya başlayacaklardır.
     

Sayfayı Paylaş