Mineral ve Vitaminler

Konusu 'Supplementler' forumundadır ve Andre tarafından 11 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 29 üye.
  1. Andre
    Offline

    Andre Üye

    Katılım:
    4 Mart 2007
    Mesajlar:
    492
    Beğenileri:
    228
    Ödül Puanları:
    53
    MİNERALLER

    Mineraller hücrede protein,karbonhidrat,yağ gibi organik maddelere bağlı olarak bulunurlar.Mineraller,vitamin,hormon,enzim vb. moleküllerin yapısına katılırlar.Mineraller kanın ozmotik basıncının ayrlanmasında,kas kasılmasında,sinir uyartılarının iletilmesi gibi pek çok önemli role sahiptir.Mineraller bazı enzimlerin yapısına katılarak ''katalizör'' görevi de yapar.

    ÇİNKO: Bağışıklık sisteminin düzenli şeklide çalışabilmesi için mutlaka gerekli olan bir mineraldir.Akyuvarların sağlıklı aktivitesi ve timus bezinin doğru fonksiyonları için gereklidir.Pek çok cilt ve deri sorunu çinko eksikliğine bağlı olarak çıkar.Özellikle saç dökülmesi yaşayan arkadaşlara özellikle öneririm.Bunun yanında çinko önemli bir antioksidandır.Vücutta serbest radikalleri temizleyen enzim olan SOD(Superoxide Dismutase) enziminin üretimi için gereklidir.Prostat fonksiyonlarının düzenli işlemesi için gereklidir.Ayrıca vücut testosteron seviyesinide yükseltmektedir.

    SELENYUM: Antioksidan etkili bir mineraldir.Hücre zarı ve vücuttaki yağların peroksit radikalleri e hidrojen peroksite karşı korunmasında yardımcıdır.Eklemlerin korunmasını,retina sağlığının devamını ve kan damarlarının korunmasını sağlar.Bunun yanında selenyum kalbide korumaktadır.Bunu öncelikle kanın akışkanlığını arttırıp damarda pıhtılaşma riskini düşürerek ayrıca HDL kolestrolün LDL kolestrole oranını arttırarak sağlamaktadır.En önemli işlevi antioksidan olan glutathione peroxidase enziminin komponentidir.

    SODYUM-POTASYUM: Sodyum ve potasyum bütün vücut sıvıları içinde iyon olarak bulunur.Ancak kan gibi hücre dışı sıvılar içinde bu iyonların miktarı daha fazladır.Sodyum ve potasyum,dokularda suyu tutarak vücdun su dengesini sağlar.Bu özelliğinden dolayı kür dönemi mümkün olduğu kadar sodyumdan uzak durmalıyız.Sodyum ve potasyum,kas ve sinir sistemi işlevleri için de gereklidir.Ancak bazı böbrek hastalarında ve tansiyon hastalarında tuzun az alınması gerekir.Vücutta hücreler arası sıvı ile hücre sıvısı arasında bir sodyum,potasyum oranı vardır.İshal gibi su kaybının fazla olduğu durumlarda sodyum ve potasyum kaybıda fazla olur.

    KALSİYUM: Vücutta en bol bulunan mineral kalsiyumdur.Toplam vücut ağırlığının %1.5-2'sini kapsar,bunun %99'u kemiklerdedir.Aslında bütün hücrelerin kalsiyuma ihtiyacı vardır.Sinir ve kas hücre fonksiyonları kritik olarak kalsiyum ve kan plazması kalsiyum konsantrasyonuna bağlıdır.Genç insanlarda günlük kalsiyum alımı ihtiyacı ortalama 1000mg kadardır.1 litre sütte 600mg kalsiyum vardır.Kalsiyumun emilimine D vitamini etki eder.Vücuda fazla kalsiyum alınsa bile eğer D vitamini yetersiz olursa kalsiyum bağırsaklarda emilemez.Kalsiyum süt ve süt ürünlerinde bol miktarda bulunur.

    FOSFOR: Vücutta en bol bulunan minerallerden biride fosfordur.Fosfor,kalsiyum ile birlikte kalsiyum fosfat şeklinde kemiklerin ve dişlerin yapısına katılır.Fosfor,nükleit asit,yağ,protein ve karbonhidrat gibi moleküllerin yapısına da katılır.Fosfor,süt ve süt ürünler,yumurta,et ve et ürünleri,kurutulmuş meyve gibi besinlerde bulunur.

    MAGNEZYUM: Magnezyum en yoğun olarak kalp,böbrek,beyin ve karaciğer gibi aktif metabolizmalardadır.Yani magnezyum enerji üretiminde çok önemli bir rol oynar.Magnezyum eksikliği kalp rahatsızlıkları,yüksek tansiyon,kas krampları gibi sorunlara yol açar.Antreman esnasında kas titremesi ve kaslara giren krampların sebeplerinden bir taneside magnezyum eksikliğidir.Magnezyum kemiklerdeki kalsiyumun dağılımında önemli bir role sahiptir.Bütün kas kasılmaları için gereklidir.DNA oluşumunda ve protein sentezinde yer alır.ATP üretimi dahil olmak üzere bir çok enzim sistemlerinde ve karbonhidrat metabolizmasında etkilidir.

    DEMİR: Vücudumuzdaki demirin yarısından fazlası kana kırmızı rengini veren hemoglobinin yapısına katılır.Demir aynı zamanda kas proteinleri,karaciğer,dalak ve kırmızı kemik iliğinde bulunur.Vücuda yeterli miktarda demir alınmazsa demir yetersizliği ortaya çıkar.Demir eksikliğinde,hemoglobin üretilemez ve ''kansızlık''görülür.Kansızlıkla beraber zayıflama ve güçsüzleşme olur.Kilo almak isteyen arkadaşlara bu sebepten dolayı günlük demir takviyesi öneririm.Demir bakımından zengin yiyecekler karaciğer,kırmızı et,kuru üzüm,kuru kayısı ve üzüm pekmezidir.

    İYOT: İyot,tiroit bezi hormonu olan tiroksinin yapısına katılır.Vücuda yeteri kadar iyot alınmazsa tiroit bezi iyi çalışamaz ve tiroksin hormonu az salgılanır.Tiroksinin az salgılanması,tiroit bezinin büyümesine neden olur.



    VİTAMİNLER

    İyi bir beslenme için protein,yağ ve karbonhidratlarla beraber vitaminlerin de alınması gerekir.Vitaminler metabolizmada düzenleyici ve direnç arttırıcı olarak rol oynarlar.

    A Vitamini: Yiyeceklerimizde A vitamini iki şekilde bulunur;1.A Vitamini şeklinde:Karaciğer,balık yağı,tereyağı ve yumurta sarısında bulunur.2.****** A (Karoten)şeklinde:Vücuda alındıktan sonra incebağırsak ve karaciğerde A vitamini haline gelir.A vitamini E vitamini ile birlikte vücudun büyümesi için gereklidir.Görme pigmentlerin yapısına katılır.Kemiklerin gelişimi ve üreme için A vitamini alınmalıdır.A vitamini eksikliğinde önemli hastalıklar ortaya çıkar.Gece körlüğü,kalp ve böbrek hastalıkları,halsizlik,deride kuruma ve pullanma görülür.A vitamini vücutta depo edildiği için fazlası zararlıdır.

    D Vitamini: D vitaminin ön maddesi bitkisel ve hayvansal besinlerle vücuda alınır.Bu ön madde,güneşin ultraviyole ışınları ile D vitaminini oluşturur.Ayrıca balık yağı gibi besinlerden alınabilir.D vitamini kalsiyum ve fosfor emilmesini ve kemiklerde depo edilmesini sağlar.D vitamini az alındığında vücuttaki kalsiyum ve fosfor dengesi bozulacağından,kemiklerde ve dişlerde bozukluklar görülür.D vitamini vücutta depo edildiğinden fazlası zararlıdır.Ayrıca eklemlerde ve yumuşak dokularda kireçlenmeye neden olur.

    E Vitamini: Bitkisel yağlarda,tahıl tanelerinde,sebzelerde çok bulunmaktadır.E vitamini eksikliğinde karaciğer,kalp,damar hastalıkları ve kısırlık görülür.E vitamini,A vitaminin özelliklerini kaybetmesini önler.

    K Vitamini: Süt,yumurta,karaciğer,lahana,ıspanak,domates ve bitkisel yağlarda bolca bulunur.K vitamini bağırsaklarda bakteriler tarafından da sentezlenir.Fazla miktarda antibiyotik alındığında bağırsaktaki bakteriler ölür,K vitamini eksikliği görülür.K vitamini kanın pıhtılaşmasında etkili olan ******in karaciğerde yapılmasını sağladığından,eksikliğinde kan pıhtılaşamaz.

    Tiyamin(B1) Vitamini: Yeterince vücuda alınmazsa karbonhidrat metabolizması yavaşlar.Sinir sistemi işlevlerinde düzensizlik görülür.B1 vitamini en çok tahıllarda,bira mayasında,buğday,pirinç,mısır ve karaciğerde bulunur.

    Riboflavin(B2) Vitamini: Karbonhidrat,yağ ve proteinlerden enerji elde edilmesinde kullanılır.Ayrıca görmede etkilidir ve demirin emilimini kolaylaştırır.Eksikliğinde ciltte beyazlıklar,sinir sistemi bozuklukları ve kansızlık görülür.Karaciğer,böbrek,et ve süt ürünleri,yumurta,sebzeler,kuru baklagillerde ve tahıllarda bulunur.

    Niyasin(B3) Vitamini: Diğer B vitaminleri gibi yiyeceklerden enerji elde edilmesini sağlar.Eksikliğinde ''Pellegra'' hastalığı görülür.Karaciğer,böbrek,kalp gibi sakatatlarda,et balık,ceviz,fındık,fıstık,süt ve yumurtada bulunur.

    Pantotenik Asit(B5): Karbonhdrat,yağ ve protein metabolizması için gereklidir.Eksikliğinde deride yaralar,saçların renginin değişmesi,saç dökülmesi,sinir sisteminde bozuklular görülür.Yiyeceklerde bol miktarda bulunur.

    Piridoksin(B6) Vitamini: Karbonhidrat,yağ,protein metabolizması ve hemoglobin sentezi için gereklidir.Protein sentezinde yer alır.Et,karaciğer,süt ve süt ürünleri,tahıllar ve kuru baklagillerde bulunur.Kür dönemi günlük alım olarak en az 200mg tavsiye ederim.

    Biotin(B7) Vitamini: Yağ asitleri ve amino asitlerin metabolizması için gereklidir.Yiyeceklerde bol miktarda bulunmaktadır.

    Folik Asit(B9) Vitamini: Besinlerin enerji üretiminde,nükleit asit sentezinde(RNA ve DNA),yağ metabolizması ve aminoasitlerin birbirine dönüşümünde etkilidir.Alyuvar üretimi ve oluşumu için önemlidir.Diüretik ilaç kullanımında ihtiyacı artar.Folik asit en çok ıspanak yaprağında bulunur.

    Kobalamin(B12) Vitamini: B12 vitamini amino asit ve protein metabolizması için gereklidir.B12 vitamini kemik iliğinde bulunan kan hücrelerinin yapımında önemli rol oynar.Ayrıca bu vitaminin böbrek ve karaciğer hastalıklarını önleyici etkisi vardır.Bu yüzden yoğun kür dönemi alınmasını öneririm.Eksikliğinde kansızlık,yorgunluk ve baş ağrısı görülür.B12 vitamini et ve süt ürünleri,balık,yumurta gibi hayvansal yiyeceklerde bulunur.Bitkisel yiyeceklerde bulunmaz.

    C Vitamini: C vitamini bağ doku liflerinin yapısında bulunan kollagen adı verilen protein sentezi için gereklidir.Bazı amino asitlerin metazbolizması ve folik asidin etkin duruma geçmesinde C vitamini rol oynar.C vitamini eksikliğinde diş etlerinde kanama,eklemlerde şişlik ve ağrılar,yaralarda geç iyileşmeler görülür.Bunun dışında C vitamini güçlü bir antioksidandır.Normal bir sporcu için günlük alımını 1000mg öneririm.Yoğun kür döneminde ise günlük 2000-3000mg alınmasını öneririm.C vitamini kuşburnu,kırmızı biber,yeşil yapraklı sebzeler,portakal,limon,turunçgiller,meyveler,domates,patateste bulunur.
     
    Airoud, DiploitHucre, aykun ve diğer 20 kişi bunu beğendi.
  2. aartun
    Offline

    aartun Üye

    Katılım:
    12 Ekim 2006
    Mesajlar:
    216
    Beğenileri:
    140
    Ödül Puanları:
    0
    eline sağlık andre ,teşekkür ederim bu yazı için
     
  3. B3RkOvi
    Offline

    B3RkOvi Üye

    Katılım:
    25 Şubat 2006
    Mesajlar:
    479
    Beğenileri:
    25
    Ödül Puanları:
    0
    Andre Süper bir başlık olmuş. Eline sağlık
     
  4. arrdda
    Offline

    arrdda Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    22
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    istanbul
    saolasın güzel biligiler.çinko mesela bana gerçekten yaradı sakal cıkmıyodu bende deli olacaktım 1 ay kadar bi şurup kullandım çıktı gerçekten.benim gibi köse olanlara tavsiye ederim:)
     
  5. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    VITAMINLER

    Vitaminler büyümemiz, hücrelerimizin yenilenmesi ve enerji üretimimiz için zorunlu maddelerdir. insan vücüdu vitaminleri kendiliğinden üretemez. Bu yüzden sağlığımız için gerekli olan vitaminleri ya yediğimiz yiyeceklerden veya çeşitli ilave vitamin preparatlarından sağlamamız gerekmektedir.
    Mikrobesinler olarak da adlandırılan vitaminler yağlar proteinler ve karbonhidrat gibi makrobesinlerin aksine çok düşük miktarlarda alınabilirler ve kalori içermezler.Vitaminler Yağda Eriyen Vitaminler ve Suda Eriyen Vitaminler olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar.
    A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vitaminler sentezleri için kolesterol gerektiren , yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir.

    B vitamin kompleksleri ailesinden ve C vitaminin den oluşan Suda eriyen vitaminler ise vücutta depolanamazlar ve hergün belirli miktarlarda dışarıdan alınmaları gerekmektedir.



    YAGDA ERIYEN VITAMINLER

    1) A VITAMINI:

    A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur.Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vitamin A miktarı Retinol Equivalant ile ölçülür.

    Vücuttaki Fonksiyonları
    Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir.
    Diş, dişeti, ve kemik gelişiminde önemli rol oynar
    Normal iyi görme de ve gece görme de etkilidir.
    Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
    Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar.
    Eksiklik Belirtileri

    Gece körlüğü
    Xerophthalmia ( korneanın anormal kuruması ve kalınlaşması = göz kuruluğu)
    Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme
    Akne (sivilce) oluşumunda artış
    Yorgunluk
    Diş, diseti ve kemiklerde deformiteler
    Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri

    Karaciğer bozuklukları
    Mide bulantısı ve kusma
    Saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar)
    Başağrısı
    Eklem ağrıları
    Dudak çatlamaları
    Saç kuruluğu
    İştah kaybı
    Beta Karoten Aşırılığı ve Zehirlenme Belirtileri

    Avuçlarda ve ayak tabanlarında ciltte sarı-kavuniçi renk değişikliği.

    Çocuklarda zehirlenme 300000 Retinol Equivalant A vitamini alımıyla oluşur. Yetişkinler de ise genellikle günde 100000 Retinol Equivalant A vitamininin aylar boyu alınması ile oluşur.


    2) D VITAMINI:

    D Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. Daha çok iki şekilde bulunur.Bunlardan aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini gibi adlarla da bilinen ergokalsiferol ışınlanmış mayalarda bulunur.Aktif 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini gibi adlarla da anılan kolesalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir.

    Vücuttaki Fonksiyonları
    İnce barsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur.
    Raşitizmi önler
    Böbrek hastalıklarında düşük kan kalsiyumu seviyesini düzenler.
    Postoperatif kas kasılmalarını önler.
    Kalsiyumla birlikte kemik gelişimini kontrol eder.
    Bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlar.
    Henüz kanıtlanmamış olası etkileri:

    Artrit, yaşlanma belirtileri ,sivilce,alkolizm, kistik fibrozis uçuk ve herpes zoster tedavisi, kolon kanserinin önlenmesi.

    Vitamin D alınımına dikkat edilmesi gereken durumlar:

    Güneş ışığı bakımından yetersiz bölgelerde yaşayan çocuklar.
    Yetersiz gıda alan ve fazla kalori yakan kişiler
    55 yaşın üzerindekiler, özellikle menapoz sonrası kadınlar.
    Emziren ve hamile kadınlar.
    Alkol veya uyuşturucu kullananlar.
    Kronik hastalığı olanlar, uzun süredir stress altında olanlar, yakın geçmişte ameliyat geçirmiş olanlar.
    Mide-barsak kanalının bir kısmı ameliyat ile alınmış olanlar.
    Ağır yaralanma ve yanığı olan kişiler.
    Eksiklik Belirtileri

    RaşitizmÇocuklarda D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık)Çarpık bacaklar, kemik veya eklem yerlerinde deformasyonlar, diş gelişiminde gerilik, kaslarda zayıflık, yorgunluk, bitkinlik.
    Osteomalazi (yetişkinlerde D vitamini eksikliği ile oluşan hastalık) kaburga kemiklerinde,omurganın alt kısmında, leğen kemiğinde, bacaklarda ağrı, kas zayıflığı ve spazmları, çabuk kırılan kemikler.
    Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri

    Yüksek kan basıncı
    Mide bulantısı ve kusma
    Düzensiz kalp atışı
    Karın ağrısı
    İştah kaybı
    Zihinsel ve fiziksel gelişme geriliği
    Damar sertliğine eğilim
    Böbrek hasarları


    3) E VITAMINI:

    E Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Alfa,beta,gam a ve delta tokoferolleri içerir. Bitkisel yağlar ve buğday tanesi en iyi kaynağıdır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.

    Vücuttaki Fonksiyonları
    En iyi Antioksidandır.Hücre zarı ve taşıyıcı moleküllerin lipid kısmını stabilize ederek hücreyi serbest radikaller, ağır metaller, zehirli bileşikler, ilaç ve radyasyonun zararlı etkilerinden korur.
    İmmun sistemin aktivitesi için gereklidir.Timus bezini ve alyuvarları korur.Virütik hastalıklara karşı bağışıklık sistemini geliştirir.
    Göz sağlığı için hayati önem taşır.Retina gelişimi için gereklidir.Serbest radikallerin katarakt yapıcı etkilerini önler.
    Yaşlanmaya karşı koruyucudur.Serbest radikallerin dokular, deri ve kan damarlarında oluşturduğu dejenaratif etkiyi önler.Yaşlanmayla ortaya çıkan hafıza kayıplarını da önleyici etkisi vardır.
    Eksiklik Belirtileri

    Çocuklarda hemolitik anemi ve göz bozuklukları
    Yetişkinlerde Dengesiz yürüme, konsantrasyon bozukluğu, düşük tiroid hormonu seviyesi, sinir harabiyeti, uyuşukluk, anemi, bağışıklık sisteminde zayıflama.
    E vitamini eksikliğinde kalp hastalıkları ve kanser riski artmıştır.

    4) K VITAMINI:

    K Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Kan pıhtılaşmasında önemli rol oynar. Lahana, karnıbahar, ıspanak ve diğer yeşil sebzelerde, soya fasülyesi ve tahıllarda bulunur.Genellikle vücutta barsak bakterileri tarafından sentez edilir.

    Vücuttaki Fonksiyonları
    Kan pıhtılaşmasını sağlar.
    Bazı çalışmalar özellikle yaşlılarda kemkleri güçlendirdiğini göstermektedir.
    Pıhtılaşmada ve kemik yapımında kalsiyum'a yardımcıdır.
    Eksiklik Belirtileri

    Kontrolsuz kanamalara neden olan K vitamini eksikliği malabsorbsiyon hastaları hariç ender görülür.Doğumdan sonraki ilk 3-5 gün içerisinde barsak florası henüz tam gelişmemiş olduğundan K vitamini eksikliği vardır.

    SUDA ERIYEN VITAMINLER


    1) B1 VITAMINI

    Thiamin olarak da adlandırılan B1 vitamini merkezi sinir sistemi sağlığını korumakta önemli bir rol oynar. Yeterli B1 düzeyleri zihinsel fonksiyonun korunmasında bize yardımcı olur. B1 düzeylerinde ki yetersizlik ise gözlerde güçsüzlük, zihin bulanıklığı ve fiziksel koordinasyonda bozukluğa sebep olur.

    B1 vitamini kan hücrelerinin oluşumu ve sağlıklı bir dolaşım sistemi için gerekli olan hidroklorik asit in üretiminde rol oynar. Ayrıca karbonhidratlardan enerji üretiminde, kalp ve sindirim sistemi kaslarının tonusunun korunmasında anahtar rolü vardır.

    Diğer B vitaminleri gibi B1 vitamini de suda eriyen vitaminler sınıfındandır ve vücutta depolanmaz. Bu sebeple her gün yeterli miktarda B1 vitamini alınması gerekmektedir.Diğer B vitamini kompleksleri ile birlikte alındığında tek başına yapacağı etkiden daha fazla etki oluşturur.

    B1 Vitamini Eksikliğinde Görülen Belirtiler:


    İştah azalması
    Sindirim bozukluğu
    Kabızlık
    Yorgunluk
    Başağrısı
    Sinir ve dolaşım sistemi hastalıkları
    Kas krampları
    Ödem
    B1 vitaminin uzun süre eksikliklerinde Beriberi adı verilen ve merkezi sinir sistemini yıkıcı ve bazen ölümcül olabilecek bir hastalık oluşabilir. Beriberi'ye beslenme düzeyleri yeterli olan ülkelerde pek rastlanmaz. Ancak alkol B1 i yıkıma uğrettığından uzun süreli alkolizm vakalarında bu hastalığa ratlanabilmektedir. B1 düzeylerini ağızdan alınan antibiotikler, sulfa grubu ilaçlar, antiasitler ve doğum kontrol hapları da etkileyebilir. Ayrıca karbonhidratı yüksek diyetle beslenen kişiler de B1 ihtiyacı artabilmektedir.
    B1 vitamini açısından zengin besinler: Kuru fasulye, yumurta, bira mayası, bütün hububatlar, kahverengi pirinç ve deniz ürünleridir. Süt ve süt ürünleri, sebze ve meyveler B1 açısından çok zengin kaynaklar olmasalar da yüksek miktarlarda tüketildiklerinde yeterli B1 vitamini girişini sağlayabilirler.

    Besinler haricinde alınan ek vitamin preperatlarında B1 genellikle B2, B3, B6, pantetonik asid ve folik asit ile birlikte bulunur.

    Günlük B1 Vitamini Gereksinimi: 1,5 mg dır.



    2) B2 VITAMINI

    Riboflavin olarak da adlandırılan B2 vitamini enerji üretimi, enzim fonksiyonu, normal yağ asidi ve aminoasit sentezi için önem taşımaktadır.. Serbest radikallerin toplayıcısı olan glutathion un üretimi için gereklidir.

    Riboflavin suda eriyen bir vitamindir ve vücutta depolanmaz. Karaciğer, böbrek ve kalpde sadece birkaç dakika kalır. Bu sebeple dışarıdan alınması gerekmektedir.


    Ağır Riboflavin eksikliğine nadir olarak rastlanır. Alkoliklerde görülebilir. Ancak çok ağır olmasa da tehlikeli düzeyde Riboflavin eksikliği yaşlıların yaklaşık yüzde 33 ünde görülebilmektedir.


    Riboflavin hücre enerji üretimini arttırdığı için migren tipi baş ağrılarının önlenmesinde etkili olabilmektedir. ( Migrenin kan damarlarında üretilen enerjinin azalmasıyla oluştuğuna inanılmaktadır. 1994 de yapılan bir çalışmada yüksek dozlardaki riboflavinin baş ağrılarının tedavisinde etkili olduğu
    gösterilmiştir.)


    Riboflavin ışığa karşı oldukça hassastır. Açık yeşil sebze ve meyvelerde bulunan bu vitamin özelliğini çok çabuk kaybeder. Boş mideye alındığında sadece % 15 i emilebilir. Fazla miktarda alınan Riboflavin idrar ile atılır ve idrarı hafif bir sarı yaşil renge boyar.

    Vitamin B2 kaynakları:
    Badem
    Bira Mayası
    Peynir
    Tavuk
    Sığır eti, böbrek
    Buğday

    FAYDALARI:
    Kanıtlanmış Faydaları:

    Besinlerden enerjinin serbest bırakılmasında rol oynar.A vitamini ile birlikte kullanıldığında solunum, sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin mukozasının sağlıklı olmasını sağlar. Sinir sistemi, deri ve gözleri korur. Normal büyüme ve gelişmeye yardımcı olur. Enfeksiyon, alkolizm, yanık, mide ve karaciğer hastalıkları tedavisine yardımcı olur.Antioksidan aktivitesinde gerekli olan Glutation un rejenerasyonunda gereklidir. Migren, katarakt, orak hücreli anemi tedavisinde kullanılır.

    Vücut dokularının nefes alması için gerekli flavin mononucleotide ve flavin adenine dinucleotide adlı iki koenzimin bir parçası gibi davranır. Vitamin ve
    minerallerdeki piridoxin i harekete geçirir.


    Kanıtlanmamış faydaları:

    Çeşitli göz hastalıklarını, deri hastalıklarını tedavi ederler.Kansere karşı önleyici olduğu iddia edilmektedir. Vücudun normal gelişimini arttırırlar. Kısırlıkta faydalı olduğu sanılmaktadır. Stresi engellerler. Görme duyusunu güçlendirir.

    Kimler kullanmalıdır:

    Yetersiz kalorili diyet alanlar, beslenme bozukluğu olanlar veya kalori ihtiyacı artmış kişiler.
    Gebe veya emziren kadınlar.
    Alkol veya diğer madde bağımlıları.
    Kronik hastalığı olanlar, uzun süreli stres altında olanlar, yakın geçmişte operasyon geçirmiş kişiler.
    Sporcular ve beden işçileri.
    Sindirim sisteminin bir bölümü operasyonla alınmış olanlar.
    Ağır yanık veya yaralanması olan hastalar.
    Doğum kontrol hapı veya östrojen kullananlar.


    Yararlı bilgiler:
    B2 vitamini idrarı koyu sarı renge boyayabilir.
    İşlenmiş yiyeceklerde B2 vitamini miktarları azalır.
    Soda ile birlikte pişirme yiyeceklerdeki B2 vitaminini ortadan kaldırır.

    EKSİKLİK BELİRTİLERİ:

    Ağız kenarlarında çatlaklar, dil ve dudaklarda iltihaplanmalar.
    Işığa duyarlı gözler.
    Ciltte kaşıntı.
    Sersemlik, uykusuzluk.
    Öğrenme güçlüğü.
    Gözlerde yanma ve kaşıntı.Kornea hasarı.

    Kanıtlanmamış Belirtiler:
    Hafif Anemi.
    Hafif uyuşukluk hali.
    Akne.
    Migren tipi başağrıları.
    Kas spazmları.
    Riboflavin eksikliği ile özofagus kanserleri arasında bir ilişki olduğu öne sürülmektedir.

    3) B3 VITAMINI


    Niasin, Niasinamid veya Nikotin Amid olarak ta adlandırılan B3 vitamini sindirim için gerekli olan hidroklorik asit üretimi için olduğu gibi , protein, yağlar ve karbonhidrat metabolizması için de tüm insanlar tarafından gereksinim duyulan zorunlu bir besindir.

    B3 vitamini kan dolaşımını düzenler, sağlıklı bir deri sağlar ve santral sinir sisteminin çalışmasına yardımcı olur. Beyin ve hafızanın ileri fonksiyonlarını denetlemesinden dolayı şizofreni ve diğer zihinsel hastalıklarda tedavi edici rol oynar. Son olarak yeterli B3 düzeyleri insülin ile estrojen, progesteron ve testesteron gibi cinsiyet hormonlarının sentezi için hayati rol oynamaktadır.

    B3 vitamini eksikliğinde Pellegra adı verilen ve sinir sisteminde fonksiyon bozukluğu, mide barsak sistemi bozukluğu, ishal, zihin bulanıklığı, depresyon, ve ağır dermatit ve çeşitli cilt lezyonları ile karakterize bir hastalık
    oluşur. Son zamanlarda kan kolesterolunu ve trigliseritini yan etki olmadan emniyetle düşürebildiği için doktorlar tarafından bu amaçla sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak B3 vitamininin kullanımında doz ayarlaması mutlaka doktor tarafından yapılmalıdır.


    Yüksek miktarlarda alınan B3 vitamini doğal bir allerjik reaksiyon olan ciltte kızarmalara neden olabilir. Bu kızarmalar yanma, kaşıntı ve ağrı ile beraber olabilir. Genellikle yüz, kollar ve göğüse yayılır.Genellikle zararsızdır ve 20 dakika ile bir saat arasında kendiliğinden geçer.Bir bardak su içilmeside yardımcı olacaktır.


    Gebelikte B3 vitamini dikkatle kullanılmalıdır. Yüksek dozlarda saf nikotinik asit mide ülserleri, gut, glokom diabet ve karaciğer hastalıklarında sağlık problemlerini arttırabilirler. Günde 1.000 mg ın üzerindeki dozlar için doktora tekrar danışmak gereklidir.

    B3 vitamini içeren doğal yiyecekler sığır eti, brokoli, karnabahar, havuç, peynir, mısır unu, yumurta,balık, süt, patates ve domatestir.



    4) B5 VITAMINI

    Pantotenik Asit olarak ta adlandırılan B5 vitamini hem hayvansal hem de bitkisel kaynaklarda bulunabildiğinden dolayı yunanca "heryer" anlamına gelen "pantos" sözcüğünden kökenini almıştır. Vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir.

    Pantotenik asit karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerin enerjiye çevrilmesinde bir katalizör olarak hayati rol oynayan Koenzim A nın üretiminde zorunlu bir parçadır. Asetilkolin gibi sinir iletimini sağlayan maddelerin üretimine katılır. Çeşitli böbrek üstü bezi hormonları, steroidler ve kortizonun oluşumunda hayati rol oynadığı için antistres vitamini olarak da tanımlanır. Depresyonla savaşmakta olan faydasının yanı sıra mide barsak sisteminin normal çalışmasına yardımcı olur; kolesterol, D vitamini, kırmızı kan hücreleri ve antikorların üretimi için gereklidir.

    Kanıtlanmış Yararları:

    Normal büyüme ve gelişmeyi destekler.
    Yiyeceklerin enerjiye dönüştürülmesine yardım eder.
    Birçok vücut materyalinin sentezine yardımcı olur.
    Böbrek üstü bezinin fonksiyonunu destekler,
    Enerji metabolizmasında gereklidir.

    Kanıtlanmamış Yararları:

    Yara iyileşmesini uyarır.
    Stresi yatıştırır.Depresyon tedavisinde yararlıdır.
    Alerjilerin tedavisinde yararlıdır.
    Alkolizm, karaciğer sirozu tedavisinde yararlıdır.
    Kabızlık tedavisinde yararlıdır.
    Yorgunluğun giderilmesinde yararlıdır.
    Mide ülserlerinde yararlıdır.
    Osteoartrit, Romatoid artrit tedavisinde yararlıdır.
    B5 vitamini açısından zengin besinler:

    Dana eti, karaciğer, balık, tavuk, yumurta, peynir, fasülye, tüm tahıllar, hububatlar, karnabahar, bezelye, avakado, patates, mısır, kuru yemişler de bolca bulunur.

    B5 Vitamini eksikliği:

    Direkt olarak B5 vitamini eksikliğine bağlı insanlarda oluşan hiçbir hastalık belirtilmemiştir. Bunun sebebi her türlü besinde bolca bulunmasıdır.

    Ancak B5 vitamini eksikliğine bağlı bazı belirtilerin oluşabileceği kanıtlanmasa da varsayılmaktadır. Bunlar:

    Sinir harabiyetleri
    Solunum problemleri
    Cilt problemleri
    Artrit
    Alerji
    Doğumsal bozukluklar
    Zihinsel yorgunluk
    Baş ağrısı
    Uyku bozukluğu
    Kas spazmları, kramplar
    Alınması gereken miktar:

    Günlük alınması gereken sabit miktar:10-1000 mg dır.

    Alınması gereken en az günlük miktarlar:

    0-6 aylık 2mg/gün
    6 ay-3 yaş 3mg/gün
    4-6 yaş 3-4mg/gün
    7-9 yaş 4-5mg/gün
    10yaş ve üstü 4-7mg/gün dür.
    Hamilelik ve emzirmede gereksinim 1/3 oranında artabilir.
    Genellikle bu miktarlar günlük besinlerle fazlası ile karşılanır.

    Günlük 10-20 gr gibi çok yüksek dozlarda alınması ile ishal ve su kaybı oluşabilir.


    5) B6 VITAMINI

    Pyridoxine olarak ta adlandırılan B6 vücutta depolanmayan ve suda eriyen bir vitamindir. Diyetle veya ek vitamin olarak mutlaka alınmalıdır.

    Vücutta diğer birçok vitaminden daha fazla hayati fonksiyonları destekleyici rol oynar. Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında yer alır. Hormonlar, kırmızı kan hücreleri, sinir hücreleri, enzimler ve prostoglandinlerin oluşumunda rol oynarlar. Ayrıca B6 vitamini iştahımızı, ağrıya karşı duyarlılığımızı, uyku düzenimizi, ruh durumumuzu etkileyen serotonin adlı maddenin yapımında da etkili olmaktadır.B6 vitamini eksikliğinde ani uykusuzluk ve santral sinir sisteminin çalışmasında bozukluklar oluşmaktadır.
    B6 vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, kolesterol birikimine engel olarak kalbi korur, böbrek taşı oluşumunu engeller. karpal tunel sendromu, adet öncesi gerginlik sendromu, artritler, allerjiler , geceleri oluşan bacak kramplarının tedavisinde de kullanılır.

    Vitamin B6 eksikliği belirtileri:

    Depresyon, kusma, anemi (kansızlık), böbrek taşları, dermatitler, uyuşukluk, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı olarak sık hastalanma gibi beleirtileri olabilir. Yeni doğanlarda B& vitamini eksikliğine bağlı olarak aşırı sinirlilik, huysuzluk; bazende kasılma nöbetleri görülebilir.

    Ek vitamin B6 bulantı, sabah kusmaları ve depresyon tedavisinde kullanılabilir.

    Başlıca Vitamin B6 kaynakları arasında muz, avakado, tavuk eti, patates, ıspanak, bezelye, bira mayası, havuç, yumurta, balık ve bütün hububatlar gelmektedir.

    Önerilen günlük doz 2 mg dır.

    Vitamin B6 zehirlenme yapabilen ender vitaminlerdendir. Günlük 500 mg a kadar güvenli olabilir ancak günlük 2 gr lık dozla sinir sisteminde geriye dönüşü olmayan bozukluklar ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca beyinde L-Dopa nın etkisini azaltabildiğinden L-Dopa tedavisi gören parkinson hastalarında kullanılmamalıdır.


    6) B12 VITAMINI


    Kobalamin olarak ta adlandırılan B12 suda eriyen bir vitamindir. Diğer suda eriyen vitaminlerden farklı olarak vücut dokularında depolanabilir. Bu yüzden eksiklik belirtilerinin ortaya çıkması yıllar alabilir.

    Vitamin B12 hayvansal gıdalarda bulunur.Karbonhidratlar, protein ve yağların işleme tabi tutulması için gereklidir. Özellikle sinir hücrelerinin büyümesi ve tüm hücrelerin tamirinde önemli rol oynamaktadır.Protein oluşumunda aminoasitlerin işlevinde rol oynamaktadır. Folic asit ile bileşimi sinir hücrelerinin kılıflarının korunabilmesi ve DNA sentezi için gereklidir; sinir iletilerini kolaylaştırır.

    B12 vitamini ince barsaklarda emilir. Diyetle yetersiz alınım, bazı hastalıklar sebebi ile ince barsaklardan yetersiz emilim B12 vitamin eksikliğini oluşturur.

    Hafif derecede B12 eksikliği çok sık görülür. Uyuşukluk, unutkanlık, sabahları yataktan yorgun kalkma gibi belirtiler verir.

    Ağır vitamin B12 eksikliğinde ise sinir fonksiyonlarının bozulduğu kronik hastalıklar ortaya çıkmaktadır. alıcı sinir harabiyetine yol açabilir.

    Yaş ilerledikçe vitamin B12 eksikliğinin görülme sıklığı artmaktadır. Araştırmalar 65 yaşın üstündeki kişilerin yaklaşık % 40 ında vitamin B12 eksikliği olduğunu göstermektedir. Bu yaşlarda görülen bazı zihinsel bozukluklar ve depresyonun bu nedenle oluşabileceği düşünülmektedir. Alzheimer hastalığına benzer belirtiler verebilir ve eksiklik uzun yıllar sürerse zihinsel bozulma geriye dönüşümsüz hale gelebilir.

    Asetilkolin üretimini arttırdığı ve beyinde sinir iletimini düzenlediği için Alzheimer hastalığında koruyucu rolü olabileceği düşünülmektedir.

    Folik asit ile birlikte doğum defektlerini önlemekte önemli rol oynar. Yine folik asit ve B6 vitamini ile birlikte kalp hastalıklarını ve damar tıkanıklığını önleyici rol oynamaktadır.

    Çocuklarda görülen astımların, depresyonun, şeker hastalığına bağlı nöropatilerin, düşük sperm sayısı ve spermlerdeki hareket yetersizliğinin tedavisinde de B12 vitamini kullanılmaktadır.

    HIV pozitif kişilerin % 35 inde vitamin B12 eksikliği olduğu bulunmuştur. Yararı tam olarak kanıtlanamasa da AİDS tedavisinde vitamin B12 eklenmektedir.

    Vitamin B12 Kaynakları:

    Dana eti, dana karaciğeri,böbrek,süt ve süt ürünleri, peynir, yumurta, midye, dil balığı, ringa balığı, uskumru, sardalya B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. Sebzelerde ise B12 vitamini bulunmaz.

    Vitamin B12 nin kanıtlanmış yararları:

    Normal büyüme gelişmede olumlu rol oynar.
    Sinir hasarlarında tedavi edici rol oynar.
    Pernisiyöz anemi tedavisinde kullanılır.
    Mide barsak sisteminin bir kısmı cerrahi olarak çıkartılmış hastalarda oluşabilecek B12 vitamin eksikliğine bağlı belirtileri önler.
    Vejeteryanlarda ve birtakım emilim bozukluğu olan hastalarda oluşabilecek B12 vitamin eksikliğine bağlı belirtileri önler.
    Bağışıklık sistemini ve sinir sistemini güçlendirir.
    Vitamin B12 nin kanıtlanmamış ancak olası yararları:

    Akıl ve sinir hastalıklarında faydalı olabilir.
    Mikrobik hastalıklara karşı direnci arttırır.
    İştahı arttırır.
    Ortalamanın altındaki boy uzunluklarında yararlıdır.
    Öğrenme ve bellek kapasitesini geliştirir.
    Enerjiyi arttırır.
     
    letsev, halil_kalafato, RuZu ve diğer 7 kişi bunu beğendi.
  6. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    MİNERALLER

    KALSIYUM

    Kalsiyum kemiklerimizin oluşumunu ve sağlamlığını sağlayan vücudumuz için zorunlu minerallerden biridir. Tüm vücut ağırlığımızın % 1,5 - 2,0 sini oluşturur.Bu kalsiyumun % 98 i kemiklerimizde, % 1 i dişlerimizde, diğer % 1 i ise kan dolaşımı ve yumuşak dokularda bulunmakta ve bu %1 lik kısım hayati rol oynamaktadır. Çünkü bu küçük miktarlardaki kalsiyum azaldığında vücut kasları düzgün olarak kasılamaz, kan pıhtılaşamaz ve sinir iletimi düzgün olarak yapılamaz. Bu kalsiyum düzeyi diyetle dışarıdan alınarak veya kemikteki kalsiyum kullanılarak vücut tarafından dengelenmeye çalışılır.

    Kalsiyum dengesi özellikle kalp fonksiyonları için önemlidir. Normal kan kalsiyum düzeyi % 10 mg dır. Bunun 5,5 mg ı Ca++ iyonu şeklinde, 4 mg ı taşıyıcı protein şeklinde, 0,5 mg ı da fosfat ve sitratlarla kombine şekildedir.
    D vitamini kalsiyum ve fosforun sindirim sisteminden emilmesine yardımcı olur. Diyetle yeterince kalsiyum alınmaması durumunda vücut otomatik olarak kemiklerde depolanan kalsiyumu kullanmaya başlar ve bu uzun yıllar boyunca sürer, eksilen kalsiyum yerine konmazsa kemikler güçsüzleşir ve kolay kırılır bir hal alırlar. Bu osteoporoz adlı kemik hastalığını oluşturur.

    Kalsiyum emiliminde, metabolizmasında ve fonksiyonlarında birçok besin, D vitamini ve bazı hormonlar rol oynamaktadır.Kemik gelişiminde kalsiyum gibi fosfor da rol oynayan bir mineraldir. Kemiklerdeki kalsiyum fosfor oranı 2,5/1 civarındadır.

    Kalsiyum magnezyumla birlikte kalp ve diğer kasların kasılmasında, sinir iletisinin sağlanmasında düzenleyici rol oynar.

    Günlük Kalsiyum İhtiyacı

    0-6 ay bebek 360 mg
    6 ay - 1 yaş 540 mg
    1 - 10 yaş 800 mg
    11 - 18 yaş 1000 mg
    Erişkin kadın - erkek 800 mg
    Hamile kadın 1200 mg
    Emziren kadın 1200 mg
    Menapozdaki kadın (östrojen almayan) 1200 mg


    Kalsiyum emilimini arttıran faktörler:

    Büyüme, hamilelik, emzirme gibi doğal ihtiyaç artışı
    Vitamin D
    Sütteki laktoz
    Hidroklorik asit, sitrik asit, askorbik asid (vitamin C)
    Egzersiz
    Fosfor dengesi
    Kalsiyum emilimini azaltan faktörler:

    D vitamini eksikliği
    Mide barsak sistemi hastalıkları
    Düşük mide asidi
    Stres
    Hareketsizlik
    Çok yüksek oranda protein ve yağ alımı
    Ispanak, pazı, pancar, kakao gibi ogzalik asitli yiyecekler.
    Yüksek fosfor alımı.
    Kalsiyum içeren yiyecekler:

    En iyi kalsiyum kaynağı süt ve peynir, yoğurt gibi süt ürünleridir. Yeşil yapraklı sebzeler de iyi birer kalsiyum kaynağıdırlar ancak ıspanak gibi yüksek ogzalik asid içerenlerinde kalsiyum emilimi azalmıştır. Karnıbahar, brokoli, kurubaklagiller, kurutulmuş meyveler, susam, fındık, pekmez kalsiyum içeriği yüksek gıdalardandır. Limon, portakal, çilek, yumurta gibi besinlerde orta derecede, etler ve diğer taze sebze ve meyvelerde ise daha az derecede kalsiyum bulunmaktadır.

    İstenmeyen Etkiler:

    Kalsiyum içeren ilaçların kullanımı ile bazen kabızlık, gaz ve şişkinlik gibi şikayetler oluşabilmektedir. Süt ve süt ürünleri ile birlikte yüksek miktarda kalsiyum alındığında süt alkali sendromu adlı bir tablo ortaya çıkabilmektedir. hiperparatiroidi ve kronik böbrek hastalığı olanlar kalsiyum içeren ilaçları almadan önce mutlaka doktorlarına danışmalılardır.Böbrek taşı hikayesi olan hastaların kalsiyum içeren ilaçları kullanması ile taş oluşumu riski artabilir


    MAGNEZYUM


    Magnezyum vücudumuz için hayati önem taşıyan 11 mineralden biridir. Vücudumuzdaki yaklaşık 20-28 gr magnezyumun %60'ı kemik ve dişlerimizde, % 49'u kaslarımızda bulunur. Kanda ise toplam magnezyumun % 1'i bulunmaktadır. ( Serum seviyesi 1,5 - 2,1 mEq/L)
    Vücudumuzdaki 300 den fazla biyokimyasal reaksiyonda rolu vardır. Kas ve sinir fonksiyonlarının yürütülmesi, kemik güçlülüğünün sağlanması, kalp ritminin düzeninin sağlanmasında rolu büyüktür. Enerji metabolizması ve protein sentezinde de yer almaktadır

    Günlük Magnezyum İhtiyacı
    Vücudumuz için gereken magnezyumu günlük diyetimiz ile alırız.Vücut, bu mineralin yeteri kadar alınmaması durumunda kemiklerde depo edilmiş olan magnezyumu kullanır.

    Stres, gebelik, emzirme, hastalıklardan sonraki iyileşme dönemlerinde magnezyum ihtiyacı artmaktadır.

    Magnezyum içeren yiyecekler:

    Doğada yaygın olarak bulunur; deniz suyu, kaynak suları ve tüm yeşil bitkiler magnezyum taşır. Magnezyum alımı günümüzde gittikçe azalmaktaır. Bitkilerin taşıdığı magnezyum miktarıda hızla azalmaktadır, potasyumlu gübreler ve asit yağmurları toprağın ve neticesinde bitkilerin magnezyum içeriğini azaltmaktadır. Yanlış beslenme ve sert suların yerine işlenmiş suların tüketilmesi de magnezyum alımını azaltan faktörlerdendir.

    Ispanak gibi yeşil sebzeler içerdikleri klorofilin yapısında magnezyum olduğu için iyi birer magnezyum kaynağıdır. Ayrıca kuru yemişler , tohumlar ve tüm hububatlar magnezyum içerirler.Ayrıca muz, avakado, kakao, dil balığı gibi yiyeceklerde magnezyumun önemli kaynaklarındandır.

    Her ne kadar magnezyum içeren yiyecekler çok çeşitli ise de tüm bu yiyeceklerin içindeki magnezyum miktarları tek başlarına magnezyum ihtiyacını karşılamada yeterli olmaz. Bu sebeple gün boyunca çeşitli meyve ve sebzeler ile hububatların çeşitlerini tüketmek magnezyum ihtiyacının karşılanması için iyi bir önlem olacaktır.

    İşleme tabi tutulmuş besinlerde magnezyum miktarları azalmaktadır. Örneğin beyaz un da yapılan işlemler magnezyumu arındırmaktadır.

    Su da bir magnezyum kaynağıdır. Ancak sert sularda magnezyum yoğunluğu fazladır. Tatlı sularda bu miktar azaldığı için genellikle günlük alınması gereken magnezyum miktarı hesaplanırken su ile alınan magnezyum göz ardı edilir.

    Magnezyum eksikliği:

    Seyrek görülür.Sebepleri:

    Diüretik tedavileri, bazı antibiyotikler, cisplatin gibi bazı kanser ilaçları magnezyumun idrarla atılımını arttırabilir. Diabet ve alkol kullanımı ile de magnezyumun idrarla atılımı artar.
    Malabsorbsiyon sendromu gibi bazı gastrointestinal hastalıklar, ishal, kusma magnezyum emilimini azaltabilir.
    Magnezyum eksikliğinde sinirlilik, konfizyon, disoriantasyon, iştah kaybı, depresyon, kas krampları ve kasılmaları, kalp ritminde bozulmalar, solukluk, uyuşukluk, koroner spazm gibi belirtiler görülebilir.

    Belenmede günlük sebze ve meyve alımına , yeşil sebzeler yemeye dikkat edilirse ekstra magnezyum almaya gerek olmaz. Ancak yukarıda sayılan hastalıklarda ve ilaç, alkol kullanımında ekstra magnezyuma gereksinim olabilir.

    Magnezyum ve Kan Basıncı:

    Magnezyum kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynar. Potasyum, kalsiyum ve magnezyumdan zengin, sodyum ve yağdan fakir diyetle beslenenlerde kan basıncında düşmelere rastlanmıştır.

    Magnezyum ve Kalp Hastalıkları:

    Magnezyum eksikliği kalp krizi ve inmeye sebep olabilecek metabolik hastalıklara neden olabilir. Magnezyumun vücut depolarının azalması halinde kalp krizlerine neden olabilecek kalp ritm bozuklukları ortaya çıkabilir. Çalışmalar magnezyum alımı yüksek kişilerde inme riskinin azalmış olduğunu göstermektedir.

    Magnezyum ve Osteoporoz:

    Magnezyum eksikliği postmenapozal osteoporoz için bir risk faktör oluşturmaktadır.Bunun nedeni kalsiyum metabolizmasını etkilemesi olabilir. Bazı araştırmalar magnezyum desteğinin kemik mineral dansitesini arttırdığını gösterdiyse de bu konuda daha çok araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

    Magnezyum fazlalığı:

    Diyetle alınan magnezyum sağlık açısından risk oluşturmaz.Çünkü idrar ve gaita ile atılır. ancak böbreklerle ilgili hastalıklarda idrarla magnezyum atılımı azalırsa veya yaşlılarda böbrek fonksiyonlarındaki azalma ve antiasit ve laksativ kullanımına bağlı olarak magnezyum fazlalığı görülebilir.

    Magnezyum fazlalığında da magnezyum eksikliğindekine benzeer belirtiler görülecektir. Zihinsel bulanıklık, mide bulantısı, ishal, iştah kaybı, kas güçsüzlüğü, nefes almada güçlük, kan basıncında düşüklük, kalp atışında düzensizlik görülebilir.


    FOSFOR

    Fosfor vücudumuz için zorunlu minerallerden biridir ve vücutta en çok bulunan minerallerin kalsiyumdan sonra ikincisidir.Toplam vücut ağırlığımızın yaklaşık % 1 ini oluşturur. Vücuttaki her hücrede fosfor bulunur. Bununla birlikte fosforun % 80 i kemik ve dişlerimizde bulunmaktadır.

    Fosforun faydaları
    Fosfor kemik ve dişlerin oluşumunda büyük rol oynar. Doku tamirinde, büyüme için gerekli olan proteinin sentezinde, karbonhidrat ve yağların vücut tarafından kullanılmasında etkisi vardır.Ayrıca enerjinin depolanması ve kullanılmasında gerekli olan ATP nin yapı taşıdır.Fosfor B vitamini ile birlikte çalışır. Kas kasılmasına, böbreklerin faaliyetlerine, kalp atımının düzeninin sürdürülmesine ve sinir iletilerine yardımcı olur.

    Günlük Fosfor İhtiyacı

    Vücudumuz için gereken fosforu günlük diyetimiz ile alırız.Gıdalarla alınan fosforun % 70 i barsaklardan emilir ve özellikle kemiklerde depo edilir. Dolaşımdaki inorganik fosfor düzeyi, parathormon, vitamin D, barsaklardan absorbsiyon, renal fonksiyon, kemik metabolizması ve beslenme ile ilgilidir.

    Günlük fosfor ihtiyacı:

    İlk bir yaş: 100-275 mg
    1-3 yaş: 460 mg
    4-8 yaş: 500 mg
    9-18 yaş: 1250 mg
    Erişkinler: 700 mg
    Hamile veya emziren kadınlar:
    18 yaşından küçük: 1250 mg
    18 yaşından büyük: 700 mg

    Fosfor içeren yiyecekler:
    Hemen hemen her yiyecekte fosfor bulunursada en zengin kaynağı protein içeriği yüksek olan et ve süt ürünleridir. Kalsiyum ve protein açısından zengin beslenen kişiler, fosfor içinde zengin beslenmektedirler.

    Bazı besinlerin enerji, fosfor, sodyum ve potasyum oranlarını daha ayrıntılı olarak [Only registered and activated users can see links] linkinden bulabilirsiniz.

    Fosfor eksikliği

    Birçok gıdada yeterince fosfor mevcut olduğu için fosfor eksikliği ancak uzun süre aluminyum hidroksit içeren antiasit kullanımı veya bazı hastalıklar sonucu ortaya çıkabilir. Osteoporoz, kemik incelmesi, iştah kaybı, yorgunluk, kas ağrıları gibi bazı belirtiler verir.

    Fosfor Düzeyinin Azalmasına Yol Açan Bazı Sebepler:
    - Hiperparatiroidizm
    - D vitamini eksikliği
    - Hiperinsülinizm
    - Alkolizm
    - Diabetes Mellitus
    - Malabsorbsiyon sendromu
    - Hipokalemi
    - Hipotiroidi
    - Tiyazid diüretiklerin kullanımına bağlı olarak
    - Kusmalar
    - Hızlı büyüyen neoplastik hastalıklar
    - Miyeloma
    - Mutipl endokrin neoplazi
    - Hiperventilasyon sendromu

    Fosfor fazlalığı

    Karbonatlı içeceklerin çok fazla içilmesi, çok fazla et içeren yemeklerin yenmesi gibi sebeplerle aşırı düzeyde fosfor alınabilir. Direkt olarak toksik etkisi olmasa da kalsiyum emilimini etkiler ve sonuçta osteoporoz ve ya kemik kırıklarının artmasına sebep olabilir.Demir emilimini de olumsuz olarak etkileyebilir.

    Fosfor Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:
    - Hipoparatiroidizm
    - D vitamin fazlalığı
    - Pseudohipoparatiroidzm
    - Kırık iyileşmesi sırasında
    - Böbrek yetmezliği
    - Laktik Asidoz
    - Diabetik ketoasidoz
    - Akromegali
    - Addison hastalığı
    - Üst barsak tıkanıklığı
    - Paget hastalığı
    - Multipl miyeloma
    - Lösemi

    kaynak :misafir.net
     
    letsev, halil_kalafato, RuZu ve diğer 9 kişi bunu beğendi.
  7. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    halil_kalafato, Rpac ve djburakgs bunu beğendi.
  8. unholy
    Offline

    unholy Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2007
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    beyler bu multivitamin ve mineral takviyelerini hergün almak kötü bir şey mi acaba ?Yani ara vermek gerekiyor mu bir süre?
     
  9. therion
    Offline

    therion Üye

    Katılım:
    5 Şubat 2007
    Mesajlar:
    604
    Beğenileri:
    229
    Ödül Puanları:
    53
    ben vıtamın ve mınarel yonunden tatmın edıcı bı kompleks urun almak ıstıyorum. sıtede baya baktım arastırdım kımısı megamen demıs kımı vm2000 tercıh etmıs. ama bence pahalı urunler. yanı gnc ve solgar renklı urun tanıtımları olan ve vıtamın+mınarel konusunda tabırı caızse sosyetık urunler. zaten fıyatları adlarından dolayı boyle,ve sırf ısımlerıne bukadar para bayılmak ıstemıyorum. ben daha ucuz ama ıcerık olarak tatmın edıcı eczanelerden tegmın edılebılecek bı urun tavsıyesı almak ıstıyorum. tabı eger boyle bır urun varsa........

    saygılar.........
     
    Alper19891 bunu beğendi.
  10. therion
    Offline

    therion Üye

    Katılım:
    5 Şubat 2007
    Mesajlar:
    604
    Beğenileri:
    229
    Ödül Puanları:
    53
    baktım kımse yukardakı msjıma cevap vermemıs bende kendım arastırdım. sole bı durum var vıtamın+mıneral kombınasyonlarında eger urunu ureten fırma suplement ureten bı fırma ıse yada solgar-gnc tarzı bı fırma ıse urunler cıdden pahalı. adamlar resmen marka satıyor. o yuzden bende populer bı fırma olmasada eczanalerde satılan ılac fırmalarının urettıgı urunlerden arastırdım, cunku ucuz oluyorlar. bı urun buldum ıcerıgı soyle:
    İÇİNDEKİLER: Her bir tablet içinde Folik Asit 500 μg, Vitamin B12 500 μg, Vitamin B6 10 mg., Kromyum 50 μg, Selenyum 100 μg Bulunur. Boyar madde, tatlandırıcı ve koruyucu içermez.

    fıyatı 20 lıra 30 kapsul ve gunde 1 kapsul kullanılıyormus. kullanım amacı kolstrol ve damar tedavısı..... dusuncelerınız yada bılgınız baska urunler?

    saygılar.............
     
    Alper19891 bunu beğendi.
  11. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    priorin var b vit.kompleksi..darı ekstresi bazlı bir b kompleks..
     
    therion bunu beğendi.
  12. krn
    Offline

    krn Yeni Üye

    Katılım:
    13 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    193
    Beğenileri:
    55
    Ödül Puanları:
    0
    benim bi sorum olacak...bu başlık c vit. hak.da bilgiler daha çok body uğraşanların gereksinimi üzerinden verilmiş...ben nerden baksanız 2 senedirsolgar ın ester c sini kullanıyorum(günde 2 defa 500mg dan 1000 mg yapıyo)...normal c vit. bile solgarda 1000mg...firma sağlam olduğundan ne bi doktora dozajını sordum ne de netten günlük alınması gereken dozajını araştırdım...solgar bu aralıklarda piyasaya sürdüyse o kadar kullanılmalı diyodum...şimdi bu yazıyı okuyunca netten bi araştırma yaptım yetişkin biri için 100mg deniyo...sigara için bunun 2-3 katına kadar kullanabiliyomuş....bu duruma göre benim aldığım astronomik bi dozaj değil mi?c vit. kanserden önlerken fazlasının hücre bölünmesine neden olduğunu biliyorum..bu konuda net bilgisi olan var mı arkadaşlar...gerçi doktora sorıcam kafam karıştı şimdi...(bu arada her gün ester c nin yanında düzenli olarak solgar ın çinko picolinate 22 mg da alıyorum 1 defa yine aynı markanın omega-3 700 ünü yine 1 defa alıyorum..ayrıca düzenli olmasa da benexol
    B12 den de 2 günde bir bazen 3 günde 1 aldığım oluyo...)
     
  13. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    aslında American National Acedemy RDA rakamlarına göre normal bir insan 60mg C vit. almalı..ki bir kivide bile 180mg var ..
    http://www.bodyforumtr.com/vbforum/besinler-g-nl-k-tavsiye-t12004.html


    bu konuda bende oldukça araştırma yaptım aslında ama net cevap veren bir kaynağa rastlamadım..
    bb.com örneğin 1000-3000mg alın der vg.cilere..
    ama 1000gr ortalaması bence ideal..
    yinede somut ispatlayan bir kaynağa rastlayan burda yayınlarsa güzel olur..
     
    krn bunu beğendi.
  14. krn
    Offline

    krn Yeni Üye

    Katılım:
    13 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    193
    Beğenileri:
    55
    Ödül Puanları:
    0
    doktora sordum bugün diez...gerçi kendi alanına ne kadar giriyo bilmiyorum ama güvendiğim alanında bir numara doktor(ultrasonografi yapıyo özelde sadece)1000mg a kadar alınan c vit.nin ihtiyacın ötesinde koruma yaptığını faydalı olduğunu söyledi normal bir insan için...2000mg ın üstünün kanser yapıcı etkisinden öte vücutta yıkım yaptığını özellikle böbreklere zarar verdiğini söledi...
     
    builtman ve diez bunu beğendi.
  15. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    saydam bunu beğendi.
  16. cem hoca
    Offline

    cem hoca Yeni Üye

    Katılım:
    19 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim çok güzel bilgiler bunlar
    ben multipower fit active vitamin mineral drink kullanıyorum kan portakallısı hem tat hem etki süper
     
  17. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    cem hoca multipower ile anlaşman mı var..her başlıkta bundan bahsediyorsun..!
     
    HUMOR bunu beğendi.
  18. akekilli
    Offline

    akekilli Üye

    Katılım:
    3 Ekim 2008
    Mesajlar:
    366
    Beğenileri:
    165
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Muhendis
    Yer:
    Istanbul
    Özellikle sporcular için üretilen multivitamin ve mineralleri kullanmakta fayda var. Çünkü bunlar vitaminin ve mineralleri optimum kullanmanın dışında bioavaibility özelliğini de arttırarak vucut tarafından daha iyi kullanılmasını sağlıyor.

    Bi de vitaminin sonu -ate ile bitecek Orn: magnesium oxide değil magnesium ascorbate. Böyle vitamin içeriklerini tercih edin.
     
  19. castorpollux
    Offline

    castorpollux Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    467
    Beğenileri:
    403
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Ankara
    [​IMG]
    EPHYNAL 300 MG 30 KAPSÜL
    [FONT=Arial,helvetica,Geneva,Verdana][SIZE=-1]
    Vitaminde en son trend!


    Roche’dan yumuşak jelatin kapsül!
    Roche’un İsviçre’den ithal Ephynal 300’ü çevre kirliliği, sigara, alkol gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak vücutta oluşan ve "serbest radikaller" olarak adlandırılan zararlı moleküllere karşı vücudu koruyor. Hücrelerin yıpranmasını engelleyerek yaşlanmayı geciktiriyor. Cilt, saç ve tırnak sağlığına da katkıda bulunuyor. Yanı sıra kalp - damar hastalıkları ve kanser riskini azaltıyor. Ephynal 300’ün yumuşak jelatin kapsül formunda olması, sıvı E vitamininin 5 dakikadan kısa bir sürede midede açılarak yüksek oranda emilmesini sağlıyor.

    [/SIZE][/FONT]
    http://www.ilacabak.com/ilacgoster.php?Id=6928
     
  20. makineci
    Offline

    makineci Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    213
    Beğenileri:
    57
    Ödül Puanları:
    0
    iyiymiş bayer'in ürün, fiyatı hakkında bir bilginiz var mı?
     

Sayfayı Paylaş