Kolesterol icat edilmiş bir hastalıktır

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve cenci tarafından 5 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 5 üye.
  1. cenci
    Offline

    cenci Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2007
    Mesajlar:
    91
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    18
    Yer:
    ANKARA
    [​IMG]

    BURHAN EREN
    Kolesterolümüzün yükselmesinden çok korkuyoruz. Çünkü diyetisyenler ve hekimler, basın-yayın organlarında, kolesterolün kalp ve damar hastalıklarına neden olduğu yönünde hemen her gün bizi uyarıyor ve kolesterollü yiyeceklerden şiddetle kaçınmamızı salık veriyor.
    Ancak sesleri diğerlerinin arasında kaybolsa da aksini iddia eden uzmanlar da var. Yüksek kolesterolün, söylendiği gibi sağlığımız için tehlike oluşturmadığını söylüyor, hatta kandırıldığımızı iddia ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde ‘Bir Masalmış Kolesterol’ adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Allison, aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması gerektiğini belirtiyor ve şöyle diyor: “Kırmızı pirinç mayası denen mantarın, kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedilince ilaç endüstrisi ilacı satmak için insanları yüksek kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırdı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.” Benzer görüşleri Türkiye’de dillendirenler de var. Prof. Dr. Ahmet Aydın ve biyolog Mevlüt Durmuş bunlardan ikisi. Bu üç uzmanla kolesterol üzerine yaptığımız röportaj, hiç duymadığınız bilgi ve yorumları içeriyor.

    Kolesterolümüzün, uzmanların yaşımıza ve cinsiyetimize göre belirlediği değerlerin üzerine çıkmasından fena halde korkuyoruz. Çünkü yüksek kolesterolün damar tıkanıklıklarına ve kalp rahatsızlıklarına sebep olduğu yönünde, yayın organlarında hemen her gün bir uzman uyarısı ile karşılaşıyoruz. Sesleri, kolesterolü yükseltecek gıdalardan şiddetle kaçınmamız gerektiğini söyleyenler kadar çıkmıyor; ancak aksini iddia eden uzmanların sayısı da hızla artıyor. Kolesterolün yüksek olmasının sağlık için bir tehlike oluşturmadığını, hatta ticarileşen tıbbın, ilaç tüketiminde icat ettiği bir hastalık olduğunu söylüyorlar. Kitaplar yazıp, sanal ortamda seslerini yükseltiyorlar. Geçtiğimiz günlerde Hayy Kitap’ın ‘acil serisi’ dizisinden çıkan ‘Bir Masalmış Kolesterol’ adlı kitabı buna bir örnek. Kitapta, yükselecek diye ödümüzün koptuğu kolesterol ile ilgili ilginç iddialar öne sürüyor, organik kimya uzmanı Shane Ellison. Kitabın yayınını fırsat bilerek, sentetik tıbbı terk edip bağımsız bir araştırmacı olarak çalışan Shane Ellison ile bir söyleşi yaptık, kendisinden pratik öneriler aldık. Kolesterol ile yaygın kanıların aksine tezleri ile bilinen Prof. Dr. Ahmet Aydın’a ve biyolog Mevlüt Durmuş’a mikrofonumuzu tuttuk. İşte kolesterol ile ilgili pek sık duyamayacağınız türden açıklamalar…
    Senelerdir kolesterol ile ilgili olarak kandırıldığımızı yazıyorsunuz. Peki, bu ‘kandırmaca’ neden?
    Çünkü sadece kârlarını düşünüyorlar. “Bir Masalmış Kolesterol” kitabımda gösterdiğim gibi, sağlık mafyası hem toplumu hem de doktorları kandırmak için istatistik cambazlığı yapıyor. Kendi yazdıkları -veya yazdırdıkları- yazılar uzmanlar tarafından yazılmış gibi gösteriliyor. Her iki taktik de kolesterol düşürücü ilaçlar ve kalp hastalığı hakkındaki gerçekleri gizliyor. Kitabımdaki gibi gerçeklerle karşılaşıldığında, ilaçlar olmadan da kalp hastalığından korunabileceğimizi görüyoruz.
    Doktorların ‘kötü’ dediği LDL-kolesterolün kötü olmadığını söylüyorsunuz. Kolesterol ve LDL-kolesterol nedir?
    Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır. Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur. Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca “lipoproteinler” tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)’dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük. Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi!
    Peki, dediğiniz gibi kolesterol bu kadar faydalı bir molekülse, neden uzmanlardan aksini duyuyoruz?
    Çünkü ilaç endüstrisinin kolesterolü düşürecek bir ilacı var. Kolesterol düşürücü ilaçların ortaya çıkmasından itibaren (1970 senesi civarında), insanların kafasına vura vura “yüksek kolesterol kalp hastalığına sebep olur” mesajı verilmekte. Aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması beklenir. Fakat bu örnekte bunun tam tersini görüyoruz... Kırmızı pirinç mayası denilen mantarın, doğal ortamında istilacılarına zehir olarak ürettiği bir salgının kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedildi. İlaç endüstrisi insanlar üzerinde de aynı etkiye sahip olduğunu gördü. Böylece bunu izole edip kendileri üretmeye başladılar. İlacı satmaları için yapmaları gereken tek şey insanları kolesterolün tehlikeli olduğuna, -yüksek- kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırmaktı. Bu mesajı yeteri kadar yaydıklarında insanlar ilaçları kullanmaya başladı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.
    Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı?
    Hem de tonlarca… Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca “kolesterol düşürücü ilaç deneyleri” deniyor. Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da…
    Kolesterol dediğiniz gibi suçlu değil de masum ise kalp hastalığına aslında neler sebep oluyor?
    Hareketsiz bir hayat sürmek, yeteri kadar C vitamini almamak, güneşe yeteri kadar çıkmamak, çok fazla şeker ve yapay tatlandırıcı yemek gibi alışkanlıkların tümü kalp hastalığına sebep olabilir. “Bir Masalmış Kolesterol”, kalp hastalığını önlemek için, ilaç kullanmaksızın yapabileceğimiz şeyleri de gösteriyor. Kardiyovasküler sağlığımızı korumak için en önemli şeylerden biri hareketli bir hayat sürmek. Düzenli ve hafif spor yapmak genel sağlığımızı korumak için yapabileceğimiz en iyi şey. Hareketsiz kalmak vücudumuza, ona daha fazla ihtiyacımız olmadığı mesajını veriyor.
    ‘Şeker, vücudumuzun bir numaralı düşmanı’ diyorsunuz. Gerçekten bu kadar kötü mü?
    Sükroz, früktoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker) formundaki şekerler ve aspartam, sukraloz gibi yapay tatlandırıcılar en kötü şeyler arasında. Bunlar vücudumuzda obezite, diyabet, kalp hastalığı hatta kansere davetiye çıkaran bir ortam oluşturuyorlar.
    Kalp-damar hastalıklarını önlemede bize yardımcı olacak, önereceğiniz yiyecekler var mı?
    Kalp hastalığını önlemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri işlenmemiş, rafine edilmemiş, fabrikadan çıkmamış yiyeceklere yönelmek olmalı. “Yiyecek bir kutudan veya ambalajdan çıkıyorsa uzak durun” diyorum kısaca. Kalbi korumak için yenebilecek en güzel gıdalar doğal ortamda otla beslenmiş dana-sığır eti, brokoli, karnabahar, yumurta (doğal ortamda yaşayan tavuk yumurtası), çilek, ahududu, böğürtlen gibi meyveler ve ıspanak… Yakın zamanda Türkçeye çevrilecek başka bir kitabınızın daha olduğunu duyduk, öğrenebilir miyiz? Health Myths Exposed (Sağlık Efsaneleri İfşa Ediliyor) isimli kitabım eylülde yine Hayy Kitap tarafından basılacak. Kitabın farklı bir ismi olabilir, onu şu anda net söyleyemiyorum. Bu türden kitaplar, yeni bir harekete yol açıyor. Aşırı bir şekilde artmış bulunan hastalıklardan ve tehlikeli ilaçlardan uzak durmaya çalışan insanlar var artık. Bu hareket, Türkiye’de de yayıldıkça, reçeteli ilaçlar olmadan sağlıklı yaşamaya çalışan insanların sorularına cevap niteliğinde kitaplar da artacaktır.


    Alıntı:http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=1049
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 5 Ağustos 2007
  2. hernan77
    Offline

    hernan77 Üye

    Katılım:
    11 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    954
    Beğenileri:
    177
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    sağlık teknisyeni
    Yer:
    izmir
    aslında ne demek gerek bilemiyorum ama konuyla ilgili olarak şuna katılıyorum: insanları hasta eden tek şey var oda hareketsiz yaşam. uzmanlar çıkıp her sağlık programında aman katı yağ kullanmayın, aman yumurta az yiyin falan...der dururlar. bunlar kolesterolü yükseltir damar tıkanıklığı yapar vs. ben doğu kökenliyim bizim oralarda hayvancılık yapılır dolayısıyla tereyağı falan bolca kullanılır. birçok yaşlı insan görmüşümdür o yaşlarında hala tereyağı yerler ve çoğu da sağlıklıdır. ama bir o kadar da hareketlidirler. tarlaya, dağa bayıra yürüyerek giderler...hayvanların iç yağını falan kullanırlar...herşey yaşam tarzı ile ilgili. hareketsiz bedende her şey çıkar....
     
  3. xxalta
    Offline

    xxalta Üye

    Katılım:
    25 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    118
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Dr.Ziya
    Yer:
    İzmir
    Umarım yukarıdaki yazıya inanan olamaz.Kolesterolün damar tıkakıcı etkisi tartışılmaz. Doğuştan kolesterol yüksekliği olan kimseler 20 li yaşlara varmadan kalp krizi geçirip ölüyorlar. Şeker hastaları kan şekerlerini yeterince kontrol altına almazlarsa damar tıkanıklığının pek çok sonucunu genç yaşta görüyorlar.

    Bilim çevrelerinde tartışılan konu yoğun olarak "kan seviyelerinin" hangi düzeyde tutulması gerektiği sorusudur.

    Bu sonuçlar tartışılmaz bir şekilde önümüzde dururken hangi sebeple kafa bulandırmaya çalışılıyor anlıyorum.
     
  4. cenci
    Offline

    cenci Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2007
    Mesajlar:
    91
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    18
    Yer:
    ANKARA
    zaten gelişmenin önündeki tek engel bu. bazı etkilerin tartışılmaz olduğunu düşünmek.vücud geliştirmede açısından da 20 yıl önce kesinliği tartışılmaz diye düşünülen pekçok şey bugün tartışma sayesinde yerini daha doğru bilgilere bırakmıştır.kimsenin kafası falan bulandırılmaya çalışılmıyor.
     
  5. xxalta
    Offline

    xxalta Üye

    Katılım:
    25 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    118
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Dr.Ziya
    Yer:
    İzmir
    Bu yazıyı okuduğumda derin bir bilgi eksikliğinin olduğunu üzülerek gördüm. Sizi asla suçlamam. Kaynak aldığınız yazıyı yazanlar iyi niyetli değil ve de bilgisizler.Bilinen gerçeklerle çeşitli kuşkuları (ki bunların uzu uzadıya araştırılması lazım) karıştırarak eğlencelik bir yazı yazmışlar. Kanıta dayalı tıp uygulamaları bilinen gerçekler çerçevesinde oluşturulur. Bu konuların bilim çevrelerinde bile oldukça spekülatif yanları halen var.

    Bu nedenle geçen hafta "çevirisini yapmak lazım" dediğim Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulunun sitesindeki bu yazıyı makaleler bölümünde yayınlayacağım. Bunun gibi pek çok kaynak var ama en son bilinen kanıtlar çerçevesinde yazıldığı için önemli ve aydınlatıcı bir yazı:

    http://www.hsph.harvard.edu/nutritionsource/fats.html
     
  6. marthel
    Offline

    marthel Üye

    Katılım:
    21 Ocak 2007
    Mesajlar:
    425
    Beğenileri:
    122
    Ödül Puanları:
    53
    malesef ben ailemin mirası olarak yüksek kolestrol sorunu nu yaşıyorum.Yazılyı okudum keşke anlatılan kadar önemsiz bir konu olsa.Ama Türkiye'nin en iyi dahiliye uzmanlarına gittim ve hepsinin ortak söylediği eğer kolestrolüne dikkat etmessen 30 yaşına gelmeden damar tıkanıklığı yaşama şansın yüzde 90 kısmi felç geçrme şansın çok yüksek ve kalp krizini tetikleyen önemli bir etken olduğuydu.Bu yüzden her ay kan tahlili yaptırmak zorundayım ayrıca kolestrol düşürücü ilaçta kullanıyorum yani 19 senelik hayatımda öğrendiğim kadarıyla yüksek kolestrol çok tehlikeli gizli bir rahatsızlık.Çünkü tahlil yaptırmadan tehlikeli boyutta yüksek olup olmadığını anlayamıyorsunuz ve benim babannem gibi sabah kalktığınızda sol tarafınızın tamemen felç olması sonucunda yüksek kolestrolünüzün olduğunun farkına varıyorsunuz.
     
  7. cenci
    Offline

    cenci Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2007
    Mesajlar:
    91
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    18
    Yer:
    ANKARA





    1)Makaleyi yanlış okumuşsun. ‘Şeker, vücudumuzun bir numaralı düşmanı’ diyorsunuz. Gerçekten bu kadar kötü mü?
    Sükroz, früktoz, yüksek früktozlu mısır şurubu (nişasta bazlı sıvı şeker) formundaki şekerler ve aspartam, sukraloz gibi yapay tatlandırıcılar en kötü şeyler arasında. Bunlar vücudumuzda obezite, diyabet, kalp hastalığı hatta kansere davetiye çıkaran bir ortam oluşturuyorlar.
    Makalede geçen cümle bu
    Senin cümlense şu:
    ‘Şeker hastaları kan şekerlerini yeterince kontrol altına almazlarsa damar tıkanıklığının pek çok sonucunu genç yaşta görüyorlar.’
    Şimdi senin yazdığın ile makalede yazılanlar arasında ne gibi karşıt fikirler var anlayabilmiş değilim.
    2) ‘Bu yazıyı okuduğumda derin bir bilgi eksikliğinin olduğunu üzülerek gördüm. Sizi asla suçlamam’ Demişsin. Bu yazıyı ben yazmadım bilgisizlikle itham edilmeyi kabul etmiyorum.
    3) ‘ Kaynak aldığınız yazıyı yazanlar iyi niyetli değil ve de bilgisizler.’ Demişsin.İnsanların niyetleri nasıl okuyorsun. Bu şekilde bir yazı yazarak ne gibi bir menfaat sağlamış olabilirler. İnsanları yanlış yönlendirerek ellerine ne geçecek?
    4) ‘Kolesterolün damar tıkakıcı etkisi tartışılmaz. Doğuştan kolesterol yüksekliği olan kimseler 20 li yaşlara varmadan kalp krizi geçirip ölüyorlar.’ Bu konuda bizi aydınlatırsan (bir istatistik yada bilimsel bir araştırma sonucu gibi)sevinirim.
    5) Yazıdan özetle kolesterolün yıllarca bize kötü olarak dayatıldığı ve bu konuda ciddi bir sektörün para kazandığı bu yüzden de kolesterolün icad edildiği gibi bir anlam çıkardım ben. ‘Peki, dediğiniz gibi kolesterol bu kadar faydalı bir molekülse, neden uzmanlardan aksini duyuyoruz?
    Çünkü ilaç endüstrisinin kolesterolü düşürecek bir ilacı var. Kolesterol düşürücü ilaçların ortaya çıkmasından itibaren (1970 senesi civarında), insanların kafasına vura vura “yüksek kolesterol kalp hastalığına sebep olur” mesajı verilmekte. Aslında bir hastalık tanımlandıktan sonra onunla ilgili bir ilacın yapılması beklenir. Fakat bu örnekte bunun tam tersini görüyoruz... Kırmızı pirinç mayası denilen mantarın, doğal ortamında istilacılarına zehir olarak ürettiği bir salgının kolesterol düşürücü etkisi olduğu keşfedildi. İlaç endüstrisi insanlar üzerinde de aynı etkiye sahip olduğunu gördü. Böylece bunu izole edip kendileri üretmeye başladılar. İlacı satmaları için yapmaları gereken tek şey insanları kolesterolün tehlikeli olduğuna, -yüksek- kolesterolün bir hastalık olduğuna inandırmaktı. Bu mesajı yeteri kadar yaydıklarında insanlar ilaçları kullanmaya başladı. Önce ilacı yaptılar, sonra hastalığı icat ettiler.’

    Amacım tartışma çıkarmak değil. Sadece bu konuyu bu kadar sıkıntı yapman beni biraz rahatsız etti.
     
  8. xxalta
    Offline

    xxalta Üye

    Katılım:
    25 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    118
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Dr.Ziya
    Yer:
    İzmir
    Size karşı herhangi bir ithamım yoktur, olamaz."Bu yazı" dan kasıt gazetedeki yazıdır. Eksik bilgisi olan gazetedeki yazıyı yazan gazetecidir.İtham edilen gazetecidir.

    :arrow: Yüksek kan kolesterolü tedavi gerektiren bir hastalıktır. Kalp-damar hastalıklarının başlıca nedenlerinden biridir.

    :arrow:
     
    Son düzenleme: 4 Eylül 2007

Sayfayı Paylaş