kolesterolüm yüksek çıktı!!!

Konusu 'Sağlık & Sakatlanma' forumundadır ve BEYAZ_ADAM tarafından 14 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 3 üye.
  1. BEYAZ_ADAM
    Offline

    BEYAZ_ADAM Üye

    Katılım:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    yaklaşık üç aydır fitness yapıyorum. 82 kilo idim, şimdi 79 kiloyum. Protein olarak yumurta, yoğurt yiyorum, süt içiyorum. Köyden getirdiğim sütün kaymağını da yiyorum(çok severdim) Geçen hafta yaptırdığım testte CHOL (Kolesterol) 307, LDL 189, hdl 45 çıktı. Ben bir anlam veremedim. Ne yapmalıyım.

    FİTNESS PROGRAMI: 20 dk. koşu mekik v.s
    45-50 dk ağırlık

    teşekkürler
     
  2. netugur
    Offline

    netugur Üye

    Katılım:
    20 Mart 2010
    Mesajlar:
    208
    Beğenileri:
    101
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    gsm - bilişim
    Yer:
    istanbul
    Kolesterol nedir?
    Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu....), D vit***** ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum... gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek... gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin; kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.

    İyi kolesterol-Kötü kolesterol
    Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir (paket edilir). Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Değişik tipte lipoproteinler vardır:1.LDL (low density lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu kolesteroldür.2.HDL (high density lipoprotein, yüksek yoğunluklu lipoprotein): İyi huylu kolesteroldür.HDL ve LDL kolesterolden başka lipoproteinler de vardır.
    Yağ metabolizması bozukluğu olan hastaların yaptırdığı diğer bir kan incelemesi de trigliserid ölçümüdür. Trigliserid de kolesterol gibi kanda çözünen bir yağdır. Kan trigliserid düzeyi ile arteriyoskleroz arasındaki ilişki kolesterol kadar belirgin değildir.

    Yüksek kolesterol nedir?
    Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması hasta için risk taşır. HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir.
    20 yaşın üzerinde Kan kolesterol düzeyi
    200 mg/dl'nin altı istenilen düzeydir.
    200-239 mg/dl arası sınırda yüksek’tir.
    240 mg/dl'nin üstü ise yüksektir.
    Kan LDL-kolesterol düzeyi
    130 mg/dl'nin altı istenilen düzeydir.
    130-159 mg/dl arası sınırda yüksek’tir. Kan HDL-kolesterol düzeyi
    35 mg/dl'nin altı düşüktür.
    Kanda Kolesterol >200 mg/dl
    veya LDL-kolesterol>130 mg/dl
    veya HDL-kolesterol <35 mg/dl İSE >RİSK FAZLADIR
    HDL-kolesterol yükseldikçe risk azalır. Ortalama HDL-kolesterol düzeyi kadında 55 mg/dl ve erkekte 45 mg/dl’dir yani kadınlar bu yönden daha şanslıdır.

    Kan trigliserid ölçümüne göre sınıflandırma

    < 200 mg/dl ----> Normal
    200-400 mg/dl ----> Sınırda yüksek
    400-1000 mg/dl ----> Yüksek
    > 1000 mg/dl ----> Çok yüksek

    Kanda kolesterolün yüksek olması bir yağ metabolizması bozukluğudur. Yağ metabolizması bozukluğundan şüphe edilen bir hastada yapılması gereken kan alınarak öncelikle kolesterol, LDL-kolesterol, HDL kolesterol ve trigliserid düzeyi ölçülmesidir. Tedaviye karar vermeden önce bu değerler en az 2 kere ölçülmelidir.Tedavi düzenlenirken öncelikle LDL-kolesterol düzeyleri temel alınmalıdır.

    Kolesterol niye yükselir?
    Kanda kolesterol düzeyini etkileyen çok sayıda faktör vardır. Bu faktörlerin bazıları önlenebilir niteliktedir. Bunlardan bazıları:
    1.Kalıtımsal Faktörler
    2.Gıdalar
    3.Şişmanlık
    4.Stres

    gibi faktörler kolesterolü ve kötü huylu kolesterolü yükseltir.Düzenli egzersiz iyi huylu kolesterolü yükseltir ve kötü huylu kolesterolü azaltır.60-65 yaşa kadar yaşla birlikte kolesterol düzeyi artar. Kadınlarda menopozdan sonra kolesterol düzeyi artar.

    Kolesterol yükselmesine yol açan hastalıklar
    Bazı hastalıklarda kolesterol düzeyi yükselir. Bu hastalıkları ikiye ayırarak incelemek mümkündür:
    1.Kalıtsal yağ metabolizması hastalıkları
    A.Hipotiroidi: Tiroid bezinin yetersiz çalışması.
    B.Karaciğer hastalıkları
    C.Nefrit: Böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları
    D.Şeker hastalığı
    E.Şişmanlık
    F.Bazı ilaçlar
    2.Diğer hastalıklar

    Kolesterolün önemi nedir?
    Kalp ve damar hastalıkları Türkiye'de ve diğer ülkelerde ölüm ve kalıcı sakatlıklara yol açan yaygın sorunlardır. Türkiye’de 6 milyon kişide kan kolesterol düzeyi sınırda yüksek (200-239 mg/dl) ve 2 milyon kişide yüksektir (240 mg/dl). Gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları ilk sıradadır ve yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şişmanlık gibi sorunların düzeltilmesi ile bu ölümler önlenebilir veya geciktirilebilir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü kalp ve damar hastalıklarını 1 numaralı insanlık düşmanı ilan etmiştir.Kalp ve damar hastalıklarını kolaylaştıran faktörlere kardiyovasküler risk faktörleri adı verilir. Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması hasta için risktir ve kolesterol yüksekliği bir kardiyovasküler risk faktörüdür. HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.

    Kardiyovasküler Risk Faktörleri
    Kolesterolü yüksek hastalarda, kardiyovasküler risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve mümkünse değiştirilmesi, tedavinin temel noktalarından birisidir. Kolesterolü yüksek hastalarda, kolesterol yüksekliği dışındaki kardiyovasküler risk faktörlerine de sık rastlanır ve bu kardiyovasküler risk faktörlerinin düzeltilmesi ile kardiyovasküler kalıcı hasar ve ölüm riski kesin olarak azaltılır. Aşağıda kardiyovasküler risk faktörleri özetlenmiştir:
    Hipertansiyon
    Lipid (yağ) metabolizması bozukluğu, Kolesterol yüksekliği
    Sigara Diyabetes mellitus (şeker hastalığı)
    Şişmanlık
    Fiziksel aktivite azlığı ve sedanter yaşam
    Yüksek hematokrit (kanda çok fazla hücre bulunması)
    Artmış trombojenik faktörler (kanı pıhtılaştıran faktörler )
    İleri yaş
    Erkek cinsiyet
    Aile öyküsü
    Tip A kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, obsesif hırslı ve gergin kişilik)
    Östrojen eksikliği
    Alkol yoksunluğu (alkol bağımlılığı)
    Fibrinojen yüksekliği
    Ürik asit yüksekliği
    Lipoprotein (a)
    Belirgin beyin, kalp, böbrek veya damar hastalığı

    Hipertansiyon, her yaş, cins, ırk için önemli bir kardiyovasküler risk faktörüdür ve hem büyük hem küçük tansiyonun yükseldikçe kardiyovasküler risk artmaktadır. Hipertansiyon tedavisi ile kardiyovasküler risk azalmaktadır.

    Lipid (yağ) metabolizması bozuklukları, majör ve düzeltilebilir kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Yapılan tüm büyük çalışmalarda serum kolesterol düzeyi ile kardiyovasküler risk arasındaki ilişki gösterilmiştir. HDL-kolesterolün düşüklüğü de bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Diyetin kolesterol içeriği ile kardiyovasküler risk arasında da doğrudan ilişki vardır.

    Şişmanlık ile koroner arter hastalığı arasındaki ilişki birçok çalışmada gösterilmiştir. Ancak şişman hastalarda, hipertansiyon, fiziksel aktivite azlığı, diyabetes mellitus (şeker hastalığı) ve lipid metabolizması gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerine da daha sık rastlanır ve bu kardiyovasküler risk faktörler, şişmanlığın bağımsız etkisini maskeleyebilir.

    Günümüzde şişmanlık tanım ve sınıflandırmasında beden kitle indeksi kullanılmaktadır.Beden kitle indeksi=Beden ağırlığı(kg)/Boy(m)2 formülü ile hesaplanır.Örneğin vücut ağırlığı 85 kg, boyu 1.74 m olan bir insanda;Beden kitle indeksi=85/1.74x1.74=28’dir.Beden kitle indeksine göre kilo durumu aşağıda özetlenmiştir.<18.5 Zayıf18.5-24.9 Normal (sağlıklı)25-29.9 Fazla kilolu (gürbüz)30-39.9 Şişman>40 Tehlikeli şişmanYukarıdaki örnekteki kişi gürbüzdür.

    Yetersiz egzersiz kardiyovasküler riski arttırır. Öte yandan sedanter yaşam, kan şekeri, kolesterol ve kan basıncı kontrolunu zorlaştırır. Düzenli egzersiz yapanlarda, koroner arter hastalığı riski de azalır.

    Diyabetes mellitus (şeker hastalığı) iyi bilinen bir kardiyovasküler risk faktörüdür. Ayrıca diyabetik hastalarda lipid (yağ) metabolizmasi bozuklukları, hipertansiyon, şişmanlık gibi diğer kardiyovasküler risk faktörleri de sıktır.

    Sigara, koroner arter hastalığı sıklığını arttırdığı gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin etkisini de arttırır. Sigara içimi, Türkiye'deki en önemli sağlık problemlerinden birisidir ve ne yazık ki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Sigaranın bırakılması ile koroner arter hastalığı riski azalır ve bu azalma 12 ay sonra en belirgin hale gelir.

    Tip A kişiliğine sahip kişiler, mükemmeliyetçi, obsesif, hırslı ve gergin bir özellik sergilerler.

    Yüksek kolesterolün vücuda verdiği zararlar
    Kanda aşırı miktarda bulunan kolesterol yavaş yavaş (yıllar içinde) damar duvarında birikir. Bu birikim sonucu o damarda daralma, tıkanma ortaya çıkar. Bu durum bir su borusunda pisliklerin birikmesine benzetilebilir. Kolesterol hangi damarda birikmişse o damarla ilişkili sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkar.Kolesterol yüksekliğinde belirti ve bulgular çoğu zaman ani kolesterol yükselmesine bağlı değildir, uzun süreli kolesterol yüksekliğinin damar duvarında kolesterol birikmesine yol açmasının sonucudur. Yani kolesterolünüz şu andaki değerinin 2-3 katına yükselse ve 3-4 saat yüksek kalsa size bir zararı olmaz. Asıl sorun sizde daha önce uzun süreli kolesterol yüksekliği olmasıdır.Kalbi besleyen damarlarda (koroner arter) kolesterol birikimi bu damarlarda tıkanma ve daralmanın sonucu göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olur. Bunların sonucu hasta koroner by pass ameliyatı (cerrahi olarak darlığın ortadan kaldırılması) veya anjiyoplasti (balonla daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir.Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması felçlere, konuşma bozukluklarına, dengesiz yürümeye, bilinç kaybına yol açar.Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.Ana atardamarda (aort) kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol birikintileri daha küçük damarları tıkayarak çok değişik sorunlara yol açabilirler: Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak ölümüne, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak gangrene... yol açabilirler.
    Kolesterol yüksekliğine bağlı sorunlar ortaya çıktığı zaman hasta geç kalmış olabilir; bu nedenle kolesterol yüksekliğini önlemek, yükselmişse düşürmek çok önemlidir.

    Kolesterol-yüksek tansiyon ilişkisi
    Kolesterol ve yüksek tansiyon arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Yani kolesterol yüksekliği yüksek tansiyona, yüksek tansiyon kolesterol yüksekliğine yol açmaz. Ancak ikisinin hedefi ve zarar verdiği organ aynıdır: Kan damarları. Yüksek tansiyon kan damarındaki basıncı yükselterek aşınma, yırtılmalara neden olur. Bu durum su borusu içindeki basıncın artmasına bağlı sorunlara benzetilebilir. Yüksek kolesterol de damar duvarında kolesterol birikimine yol açarak damarlarda daralma, tıkanmalara yol açar. Yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliği kan damarına diğerinin verdiği zararın şiddetini arttırır ve ortaya çıkmasını çabuklaştırır. Bu nedenle hem kolesterol yüksekliği hem de yüksek tansiyon tedavi edilmelidir.

    kaynak : http://www.buldun.com/saglik/611/
     
  3. BEYAZ_ADAM
    Offline

    BEYAZ_ADAM Üye

    Katılım:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Teşekkürler

    evet hocam bu bilgiler için sana teşekkür ederim. Ancak ben şimdi ne yapmalıyım. Forumlardan okuduğum kadar vücut çalışırken protein almak şart . Ancak şimdi nasıl bir denge kurmalıyım? doktora gittim. Kolesterol ilacı da verdi.
     
  4. netugur
    Offline

    netugur Üye

    Katılım:
    20 Mart 2010
    Mesajlar:
    208
    Beğenileri:
    101
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    gsm - bilişim
    Yer:
    istanbul
    ben bu konuda uzman değilim , ancak günlük yediğimiz protein kaynaklarındaki kolesterol oranları ile ilgili internette araştırma yaparsan hangi besinlerde kolesterol fazla hangilerinde az öğrenip ona göre beslenme programını düzenleyebilirsin. köyden getirdiğin kaymak tamamen yağlı bir üründür ve muhtemelen kolesterol içeriği fazladır. bunun yanında yumurtanın beyazında kolesterol ve yağ oranı sıfırdır. tavuk etinin göğüs kısmını tüketebilirsin. biraz interneti araştır bakalım bunun gibi kolesterolü düşük besinlere yönelmen iyi olur. ayrıca cevizdeki yağ asitlerinin kolesterolü düşürdüğü biliniyor.
     
  5. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul
    kolestrol ilacını dayamış hemen doktor. tabi araştırmamış kolestrol neden yüksek diye. Allah bilir yumurtayı da kes demiştir. ben yıllardır 6-7 yumurta yerim 2-3sarısı ile birlikte her gün. whey de içerim amino da kreatin de. ama bende kötü kolestrol anormal düşük (29) çıktı iyi kolestrol de tavan. çünki abur cubur yemem hiç (fast food, kola, cips, hamur işi, sosis vs vs)
    ayrıntılı beslenme programınızı yazın çünki kolestrolün nedeni bu çeşit ıvır zıvır yiyecekler de olabilir.
     
    Coyote bunu beğendi.
  6. Circassian
    Offline

    Circassian Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2007
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    18
    Ödül Puanları:
    13
    Bir yerde kolestrol ilaçlarının zararlarından ve gereksizliğinden bahseden bir yazı okumuştum. Gereksiz derken deathlifterin dediği gibi hemen ilacı dayamak manasında söylüyorum. Doktor size ne yediğinizi nasıl yaşadığınızı falan sordu mu? Ya da ilacı vermeden önce bir diyetisyen yönlendirdi mi? Hastalıklarım dolayısıyla hastanelerle çok içli dışlı olduğum için bir çok şey gördüm. Malesef bazıları uğraşmamak için ve işini yapmış gibi görünmek için en kestirme yol neyse onu kullanıyorlar. Birçoğu da (özellikle sağlık ocakları ve bazı küçük devlet hastaneleri) yenilikleri önemsemeden ya da takip etmeden ilk ne öğrendiyse ona devam ediyor. Bence araştırın bir kaç yere daha gidin eğer hepsi aynı şeyi söylerse ilacı ondan sonra kullanın. Geçmiş olsun.
     
    deathlifter bunu beğendi.
  7. netugur
    Offline

    netugur Üye

    Katılım:
    20 Mart 2010
    Mesajlar:
    208
    Beğenileri:
    101
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    gsm - bilişim
    Yer:
    istanbul
    [/COLOR]YÜZYILIN YALANI KOLESTEROL ( bu konu ile ilgili alman bir kimyagerin müthiş açıklamaları vardı. bu yazıdakilere benzer şeyler anlatıyordu. çok ilginç bir yazı acaba kolesterol , margarin tröstlerinin bir yalanı mı ? düşünsenize binlerce yıllık insanlık tarihinde kaç yıldır kolesterol diye birşey biliniyor ?

    Modern tıp ve medya kuruluşları, kalp hastalığına neden olduğu iddiası ile kolesterol ve hayvansal doymuş yağlar yerine kolesterol içermeyen margarin ve çoklu doymamış sıvı yağları (mısır, soya, ayçiçeği vb) tüketmemizi ve kolesterol düşüren ilaçları (statinler) önermektedirler.

    Bu iddialar, 1900’lu yılların ortalarından itibaren bütün dünyada besin tüketimini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bültenimizin yazarlarından Serkan Yimsel’in de dediği gibi yüzyıllardır Türk mutfağının bir parçası olan tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı, sade yenilen ya da sebze yemeklerine katılan yağlı etler, tam yağlı yoğurt ve peynirler, artık yerini daha önce adını bile duymadığımız bitkisel margarinlere, soya yağlarına, soyadan elde etilen yapay etlere, büyük holding kuruluşlarının ürettiği ve içine binbir çeşit katkı malzemesi, boya ve şeker eklenmiş, buna karşılık yağı alınmış “light” süt ve süt ürünlerine bırakmıştır.

    20. yüzyılın başında çok daha fazla kolesterol ve doymuş yağ tüketilirken koroner kalp hastalığından ölümler son derece azdı. Daha sonraki yıllarda ise margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçek) yağların kullanılmasında müthiş bir artış oldu. İşin enteresanı koroner kalp hastalığından ölümlerde bir azalma olacağına tam tersine bir patlama meydana geldi.Hem de tıptaki onca ilerlemeye rağmen. Yoksa birileri biz işletiyor mu?

    Bu sayımızda (www.noromed.com.tr) isimli sitede anonim olarak yayınlanan ‘Kolesterol İle İlgili Gerçekler’ başlıklı yazıyı okuyacaksınız. Yeni okurlarımız belki de duyduklarına inanamayacaklar. Ayrıca yazının sonunda yazarımız Mevlut Durmuş ve editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yorumlarını da okuyacaksınız. Yazı için tıklayınız.

    KOLESTEROL İLE İLGİLİ GERÇEKLER

    Kolesterol vücudumuzun tüm hücrelerinde, hücre zarı yapısını oluşturan önemli bir moleküldür. Tüm canlılarda bulunur. Kolesterolün önemli miktarı vücut tarafından oluşturulur. Çok daha az miktarı besinler yoluyla alınır. Karaciğer, beyin, omurilik ve kan damar yüzeyinde çok daha fazla bulunur. Kolesterol kanda LDL, VLDL ve HDL adı verilen taşıyıcılar tarafından, diğer dokulara ulaştırılmak üzere karaciğer ve ince bağırsakta yapılarak, taşınır. LDL ve VLDL karaciğerden dokulara, HDL kandan karaciğere kolesterolü taşır.

    Hücre zarı yapısını oluşturması nedeniyle bazı araştırmacılar kolesterolün antioksidan (koruyucu) etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Yağda eriyen vitaminlerin (A,D,E,K) kullanımı için kolesterol gereklidir. D vitamini yapılabilmesi için kolesterol olması gerekir. Kortizon, progesteron, östrojen ve testosteron yapımı için gene kolesterol gerekir.

    Ayrıca hücre bütünlüğünü ve madde alışverişini sağlayan hücre zarı işlevinde kolesterolün önemli görevi vardır.

    Damar ve kalp hastalıkları yönünden kolesterolün damar tıkayıcı tıkaçta bulunması, son yıllarda adından sıkça söz edilmesine ve özel tedaviler geliştirilmesine neden olmuştur.

    Damarlar nasıl tıkanır ?

    Damarın iç yüzeyi endotel denilen bir tabaka ile kaplıdır. Bu tabakanın altında çok ince bir boşluk bulunur. Onunda altında çok kalın bir düz kas tabakası vardır.

    Damarın tıkanabilmesi için öncelikle damar yüzeyi yapısının bozulması gerekir. Sağlam olan damar iç yüzeyine kolesterol ya da başka bir madde zarar veremez. Sonuç olarak tıkaç oluşması ve damarın tıkanması için öncelikle ve mutlaka damar yüzeyinin bozulması gerekir.

    Damar yüzeyini koruyan 2 madde vardır. PGI 2 (prostasiklin) ve NO (nitrik oksit). Her iki madde damar iç yüzeyinde yapılır ve etkilerini hem burada hem de düz kas tabakası içine girerek, orada gösterirler. Her iki maddenin damar iç yüzeyi koruyucu, pıhtılaşmayı önleyici, damarları genişletici ve damar düz kas yapısını koruyucu görevleri vardır.

    Damar tıkacı ya da damar sertliği (ateroskleroz) durumunda, serbest radikaller adı verilen vücut metabolizma ürünleri, damar iç yüzeyinden PGI 2 ve NO salgılanmasını azaltır. Bunun sonucu damar iç yüzeyine kanda bulunan ve asıl görevi doku koruyucu özelliği olan maddeler (monosit ve makrofaj) yapışır ve damar içine girer. Kanda bulunan ve kolesterol taşıyan LDL, serbest radikallerin etkisiyle oksitlenir ve makrofajlarla birlikte, kalsiyumla birleşerek damar içine girer. Ayrıca kanda doku harabiyeti ön faktörleri artar (MCP 1, TNF alfa, VCAM 1).

    Özetle damar iç yüzeyi çalışmasının bozulmasını sağlayan serbest radikaller, damar sertliğinin asıl nedenidirler. Kolesterol sonradan devreye girer ve tek başına bir anlam ifade etmez.

    Serbest radikallerin varlığı, kolesterol yüksekliği, kan şekeri fazlalığı gibi etkenler gerçekte vücut işleyişinde var olan bir sorunun göstergesidir. Vücudumuz iyi yönetilememekte ve uygun gıdalar alınmamaktadır. Bir çok hastalığın nedeninde olduğu gibi beyin duyarlılıkları sonucu bozulan vücut sisteminin çalışması ve uygun olmayan besinler hastalıkları ortaya çıkarmaktadır.



    KOLESTEROL İLE İLGİLİ GERÇEKLER

    · Damarları tıkayan pıhtı-tıkaç ya da aterom plağı içinde kolesterol oranı sadece % 3 tür. %50’den fazla kalsiyum, geri kalan ise kan hücrelerinden ve damar düz kas dokusundan oluşur.

    · Damar hastalıkları tanısı için artık anjio değil, damar tıkacındaki kalsiyum miktarını ölçen tomografi kullanılmaktadır.

    · Toplam kolesterolün % 20 oranı besin ile alınır. Geri kalanı karaciğer tarafından oluşturulur. Diyet ile toplam kolesterol en fazla % 10 düşer.

    · Kolesterolden fakir diyet alındığında vücut kolesterol harcamayı durdurur. Çünkü kolesterol gereklidir.

    · Kolesterol düşüklüğü ile depresyon riski artar, kanser riski artar, cilt kurur, cinsel isteksizlik ve güçsüzlük olur, kemik yapısı bozulur.

    · Kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron hormonları için kolesterol gerekir. Her iki cins için de bu hormonlar bir çok açıdan koruyucu özellikleri vardır.

    · Damar tıkacı, damar hastalığıdır, kan kolesterol hastalığı değil.

    · Kolesterol yüksekliği nedeni allostatik yüklenmedir.

    · Kolesterol düşürücü ilaçlar karaciğere zararlıdır, kas dokusunu tahrip eder ve dolaylı olarak böbreklere zarar verir.

    · Kolesterol düşürücü ilaçlar kas ağrılarına yol açar.

    · Kalp, kastan yapılmıştır. Kalsiyum miktarı gıdalarda fazla, magnezyum oranı azdır. Bu durum kalp kası kasılmasında sorunlara yol açar. Bu nedenle panik atak yakınması olanlarda ani ölümler gözlenir. (Kemal Sunal; uçak korkusu, panik atak ve …)

    · Kalp hastalıkları yoğun bakımında kalp krizi nedeniyle yatan hastaların ortalama yarısının kan kolesterol düzeyleri normal ya da düşüktür. Aynı durum nöroloji kliniğinde yatan felçli hastalar için de geçerlidir.

    · Kolesterol düşürücü ilaçlar, 5 yıl için kalp krizi olasılığını sadece % 2 düşürür. (HeartWire Jan. 27, 2007)

    · Nagoya Üniversitesinden Dr. Harumi Okuyama kolesterol düşürmenin hiçbir faydasının olmadığını, aksine kanser ve depresyon riskini arttırdığını, acilen bu tedavi biçiminin durdurulması gerektiğini söylüyor. (World Review Nutrition Dietetics, Basel, Karger, 96: 1-17, 2007)

    · Kalp hastalıkları uzmanı Dr. Stephen Seely, kalsiyum kalp-damar hastalıklarının en önemli düşmanıdır diyor kitabında. (International Journal Cardiology 1991 Nov; 33 (2):191-8) Kolesterol düşürücü tedavileri tıkaçtaki kalsiyum oranını daha da artırdığını söylüyor yıllar önce.

    · Bir araştırma hiçbir şikayeti olmayan ve hiçbir hastalık risk grubunda olmayan orta yaş grubu insanların 1/3 ‘ünde ciddi oranda kalp damarı tıkaçları bulunduğunu bildiriyor. (European Heart Journal 25: 48-55, 2004)

    · Tüm araştırmalardan çıkarılan sonuç; kolesterol düşürmek kalp krizinden ölümleri azaltmıyor (Prof.Dr.Domaine de la Merci Nutrition Metabolism Cardiovascular Disease 16: 387-90, 2006)

    · Yumurta kolesterol açısından çok zengindir. 9734 kişi haftada en az 6 yumurta yedi, kolesterolleri artmadı. Kalp krizi ve inme riski artmadı. (Medical Science Monitoring 13: CR1-8, 2006)

    · ABD acil servislerinde kalp krizi tanısı konulan hastaların %50 oranında kolesterol düzeyleri normal bulunmuş. (Atherosclerosis 149: 181-90, 2000; Medical Hypotheses 59: 751-56, 2002)

    · Kalp tomografisi Agatston kalsiyum skoru “0” olanların kalp krizi geçirme olasılığı “0”dır. (Cleveland Clinic Journal Medicine 49: Supp 3 – S-6-11, 2002)

    · Orta yaş grubunda seks hormonlarının (östrojen ve testosteron) azalmasına bağlı olarak karaciğer kana kolesterol salgılanmasını arttırarak hormon yapımının dolaylı olarak arttırılmasını amaçlar. Bu nedenle orta yaş grubunda görülen kolesterol artışı normal bir olaydır. (Medical Hypotheses 59: 751–56, 2002)

    · Kalp damarlarında yer alan 10 mikron çapındaki bir kalsiyum plağı bile kopup kan elemanlarıyla birleşerek kalp krizine neden olabilmektedir. Ani ölümlere yol açan kalp krizlerinde görülen öncelikli sorun bu şekilde gelişir. [Proceedings National Academy of Sciences 103: 14678-83, 2006] Yandaki görüntüde okla gösterilen yerler, kalp damarlarındaki kalsiyum birikimleridir (plak).

    · Kan sulandırıcı tüm ilaçlar (aspirin dahil) kan damarlarında kalsiyum birikimini 2 kat arttırırlar [Blood 104: 3231-32, 2004]

    · Harvard Üniversitesinden Dr. John Abramson, kolesterol düşürücü ilaçların kalp krizi nedeniyle olan ölümleri azalttığına dair hiç bir belirtinin olmadığın bildiriyor.[Lancet. 2007 Jan 20; 369(9557):168-9]

    · Bir çalışma, kolestrolün düşmesi ile beyin hücreleri yapısında bulunan kolestrol eksikliğine bağlı beyin ve sinir hastalıklarının ortaya çıkabileceğini bildirmiştir. [Drug Safety. 30(8):669-675, 2007]

    · Kolestrol düşürücü ilaç kullananlarda karaciğer bozuklukları görülme oranı %448 artar.[Clinical Therapy 2007 Feb; 29(2):253-60]

    · Kolesterol düşürücü ilaçların kullanımı ile ALS (amyotrofik lateral skleroz) görülme sıklığı artar. [Drug Safety 2007; 30(6):515-25]

    http://www.noromed.com.tr/tr/content.asp?PID={47AA3595-AA3A-4423-8BD8-70D3EDA899B6}
    Mevlüt Durmuş'un Yorumu

    Kalsiyum birikimi ile bildirilen görüşlere katılmamak elbette mümkün değil, bu bilimsel gerçeği bir çok kardiyolog maalesef görmüyor. Fakat kalsiyum birikiminin temel mantıksal nedeni konusunda biraz farklı düşünüyorum, bildiğiniz gibi makrofajlar (zararlı maddeleri ve mikropları yutan ak yuvarlar) farklı gördüğü yapıları bazen yok edemezler, fakat zararlarından dolayı söz konusu yapıyı hapsetmeleri ve etkisiz hale getirmeleri gerekir, bunun en güzel örneği tüberküloz (verem hastalığında) da görülür. söz konusu bakteriyi yok edemeyen makrofajlar, onu sararlarken kalsiyum salgılar ve hapseder. Aynı nedenle küçük lipoprotein parçacıkları da makrofajları harekete geçirir, ve damarlarda biz tüm bu oluşumlara aterom plakları deyip geçer, içeriğini özellikle sorgulamayız. Partiküller küçülür fakat küçülmenin nedenini de sorgulamayız.

    Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın yorumu

    Diyetteki yüksek kolesterol düzeyi koroner kalp hastalığına yol açmadığına göre 20. yüzyılın en büyük yalanı niçin sürdürülüyor?
    Mevcut durumdan kimler yararlanıyorsa onlar. Yani ilaç sanayicisi, margarin ve sıvı yağ sanayicisi, düşük yağlı diyet sanayicisi, kalp ile uğraşan özel hastaneler ve buralara malzeme ve alet satan firmalar. Bu piyasanın cirosu trilyonlaca dolar ile ifade edilmektedir. Rantın sürdürülebilmesi ancak yalanın sürdürülmesi ile mümkündür. Bazı hekimler ve medya organlarının çoğu mevcut durumdan beslendiği için bu gerçekleri yeterince anlatmadıkları gibi kolesterol yalanını sürdürmektedir.

    Önemli noktalar

    Kolesterol bir zehir değil, hücrelerimiz için çok hayati bir maddedir.
    Kolesterol safra asitleri, D vitamini, kortizol, aldosteron ve seks hormonları (testosteron, östrojen) gibi hormon ve kimyasal maddelerin ham maddesidir.
    Kolesterol düşürücü ilaçlar seks hormonlarını da düşürürler!!!
    İyi (Cici!) kolesterol (HDL), kötü (Kaka!) kolesterol (LDL) diye bir şey yoktur. Sizden iyi olmasınlar her ikisi de görevlerini yaptıkları sürece iyidirler.
    Kolesterolün kendisi tehlikeli değildir, hatta yararlıdır, fakat onu yükselten neden tehlikelidir ya da tehlikeli olabilir.
    Vücudumuzda günde 2000-2500 mg kolesterol yapılır.
    Dışardan alınan ne kadar az ise içeride yapılan o kadar fazladır.
    Diyet ile alınan kolesterolün kan kolesterol düzeyine hemen hemen hiçbir etkisi yoktur. Boşuna ağzınızın tadını bozmayın!!
    Kötü yola düşen (oksitlenmiş) ya da yapı olarak küçülmüş kolesterol zararlıdır. Bunun total kolesterol düzeyiyle ya da LDL düzeyi ile fazla ilişkisi yoktur ve klasik laboratuar yöntemleri ile gösterilemezler.
    Kan kolesterol düzeyi normal hatta düşük olan kişilerde de yüksek olanlar kadar ağır ateroskleroz gelişebilir.
    Koroner kalp hastalığı olanların yarısından fazlasında kolesterol düzeyi normaldir.
    Bir maddenin hem azı, hem normali hem de fazlası aynı hastalığa yol açtığını iddia etmek saçmalıktır.
    Koroner kalp hastalığının gerçek nedeni düşük yoğunluklu ateşsiz müzmin iltihaptır.
    Ne yapmalı?



    Un ve şekerden mamül gıdaların tüketiminin minimale indirilmesi (Geniş bilgi için taş devri diyet listesine bakınız).
    Probiyotik yiyeceklerin (kefir, ekşiyebilen yoğurt, boza, turşu, sirke, nar ekşisi vb gibi fermente besinler) tüketilmesi
    Et, süt ürünleri, yumurta, sebze meyve ve kabuklu kuru yemiş tüketilmesi
    Günde 3-5 dakika kültür fizik yapılması ve yarım saat kadar yürünmesi
    Güneşlenilmesi ve erken yatıp erken kalkılması
    Margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçeği) yağların kullanılmaması
    Bunların yerine hayvani yağların (iç yağı, kuyruk yağı, tereyağı) ve zeytinyağının yenilmesi (dedelerinizin yaptığı gibi)
    Günde en az 500-600 mg balık yağı aktif maddesi (EPA+DHEA) alınması. Kalp hastalığı olanlarda günlük doz 1800-3000 mg
    Bu öneriler sizi sadece kalp hastalığına karşı değil diğer müzmin hastalıklardan da korur.

    yazının çeşitli yerlerinde kaynak site isimleri ve yorum sahiplerinin isimleri olduğundan ayrıca kaynak yazmadım.
     
    Son düzenleme: 18 Mayıs 2010
    pabl0esc0bar, BEYAZ_ADAM ve deathlifter bunu beğendi.
  8. BEYAZ_ADAM
    Offline

    BEYAZ_ADAM Üye

    Katılım:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    evet arkadaşlar dediğiniz gibi hemen ilacı dayadı. Yumurtayı kes demedi ama elime beslenme çizelgesi verdi. Arkadaşların verdiği bilgilere göre 2 kere test yaptıktan sonra ilacı vermesi gerekiyor doktorun. Ben bir daha test yaptıracağım.

    netugur; sana da ayrıca teşekkür ederim verdiğin bilgiler için.

    beslenme için ayrı bir programım yok. İşte günlük yumurta yemeye, süt içmeye kısacası protein almaya çalışıyorum. Artık günde iki ceviz yiyorum. Geçenlerde yani testten bir iki gün önce içli köfte yemiştim. o da kolesterolü yüksek çıkarmış olabilir.
     
  9. atakan_irresistable
    Offline

    atakan_irresistable Üye

    Katılım:
    14 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.202
    Beğenileri:
    702
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    istanbul
    sayın beyaz adam sigara içmiyorsanız ve şeker alımınızı düşük tutarsanız korkulacak bir durum yok. su anlık. bu aralarda kan bağışında bulunursanız sağlığınız için faydalı olacağınız düşünüyorum.

    kollestrol nikotin ve şeker ile etkilesime girerek damar tıkanmalarına neden olur.
     
    Achilles1980 bunu beğendi.
  10. BEYAZ_ADAM
    Offline

    BEYAZ_ADAM Üye

    Katılım:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    sayın atakan_irressitable :)Sigarayı yaklaşık 6 aydır içmiyorum. (Allah'a şükür) dün yeniden doktora gittim. Sonuçlar şöyle değişti.

    CHOL: 220 önceki 307
    LDL: 151 189
    HDL: 44 45

    14 günde yediklerime dikkat ettim. Yumurtanın sarısını yemedim. Sütün kaymağını yemedim. Sabah aç karnına bir yemek kaşığı susam+bir elma;
    Kahvaltıdan sonra bir yemek kaşığı keten tohumu ezip suyla yedim. Yemeklerde katı yağdan uzak durdum. Ayrıca balık ve tavuk ağırlıklı beslendim. :)

    teşekkürler
     

Sayfayı Paylaş