keçi sütü sonunda çıktı....

Konusu 'Beslenme' forumundadır ve gitarsist tarafından 17 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 5 üye.
  1. gitarsist
    Offline

    gitarsist Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2009
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Meslek:
    tiyatro sinema oyuncusu
    Yer:
    istanbul
    hyper_arkadaşlar müjdemi isterim artık keçi sütü uht kutularda piyasaya çıktı herkese duyurulur(kay keçi sütü).. valla keçi sütünün faydalarını yazmama gerek yok herhalde ama bi sorum olacak acaba işleniş tarzı faydalarını veya içeriğini bozmuşmudur bilgisi olan arkadaşlar paylaşırlarsa seviniriz...
     
  2. yalnızkovboy_89
    Offline

    yalnızkovboy_89 Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2009
    Mesajlar:
    916
    Beğenileri:
    378
    Ödül Puanları:
    73
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Endüstriyel Otomasyon
    Yer:
    İstanbul
    [FONT=arial,helvetica][/FONT][FONT=Verdana, Arial,Helvetica][SIZE=-1][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana, Arial,Helvetica][SIZE=-1] [/SIZE][/FONT]
    • [FONT=Verdana, Arial,Helvetica][SIZE=-1]
      [*] İşlenmiş içme sütleri, fabrikalarda süzülme, yabancı maddelerden temizlenme, istenmeyen kokuların alınması (deoderizasyon), standardizasyon ve homojenizasyon işlemlerinden geçmektedir.
      Pastörize sütler, kaynama derecesinin altında belli bir sıcaklıkta, sütün doğal niteliklerinde değişiklikler oluşturmadan, hastalık yapan etmenlerinden tamamen, diğer etmenlerden de çoğunlukla arınmış bir içme sütü çeşididir. Soğukta muhafaza edilmek şartıyla dayanma süreleri iki gündür.

      Uzun ömürlü sütler, tüketici tarafından sterilize, kutu ve UHT olarak da tanımlanırlar. Özel bir teknolojik işlemle 135-150 derecede 2-4 saniye tutularak içlerinde sütün bozulmasına neden olan ve hastalık yapan etkenlerin tümü imha olmuş bir içme sütü çeşididir.
      Aseptik şartlarda doldurulan karton kutularda piyasaya arz edilir. Teknolojisi gereği soğuk zincire gerek kalmadan dört aya kadar dayanan bu sütler kesinlikle katkı maddesi içermez.

      İşlenmiş içme sütlerini tüketirken şunlara dikkat edilmelidir:

      � İşlenmiş içme sütleri evlerde kaynatılmamalıdır.
      � Pastörize sütler, tüketilene kadar mutlaka buzdolabında muhafaza edilmelidir.
      � Uzun ömürlü sütler ise açıldıktan sonra tüketilene kadar mutlaka buzdolabında muhafaza edilmelidir.
      � İşlenmiş içme sütleri, dayanıklılığını azaltmamak için, kaplara boşaltılıp muhafaza edilmemelidir.
      � İşlenmiş sütleri satın alırken, üretim ve son kullanma tarihlerine kesinlikle dikkat edilmelidir.

      kaynak: [http://www.suturunleri.com/bilgiler/sut/sut04.asp]

      [/SIZE][/FONT]
     
  3. sleepy
    Offline

    sleepy Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2007
    Mesajlar:
    843
    Beğenileri:
    639
    Ödül Puanları:
    0
    deep_fly ve deathlifter bunu beğendi.
  4. yalnızkovboy_89
    Offline

    yalnızkovboy_89 Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2009
    Mesajlar:
    916
    Beğenileri:
    378
    Ödül Puanları:
    73
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Endüstriyel Otomasyon
    Yer:
    İstanbul
    zaten bu tür konularda tek bi fiki bulmak zor birisi bir prof. vs.. açıklama yapıyor ve tam zıt bir açıklamada başka bir prof. tarafından gelebiliyor buna anlam veremiyorum alın bir örnek daha!!

    Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.
    Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.
    Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.
    Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ''otoimmün-kendi dokularını tahrip edici'' hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.
    Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ''Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler'' dedi.
    SÜT, SAĞLAM KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRI MI?
    Aydın, ''Süt, sağlam kemiklere neden olur'' yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu.
    Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:
    ''Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve
    siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.''
    Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet
    Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.
    SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN
    Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:
    ''Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.''
    TGDF GÖRÜŞÜ
    Türk gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren 23 ayrı sektörel derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Başkanı Şemsi Kopuz da sütün, ''bileşimindeki protein, karbonhidrat, mineral ve vitaminler açısından dengeli beslenmede önemi tartışılmaz doğal bir gıda olduğunu'' bildirdi.
    Topuz, pastörizasyon ve UHT işleminin, ''çiğ sütte bulunan 'patojen-hastalık yapıcı' mikroorganizmalardan kaynaklanacak olası sağlık risklerini ortadan kaldırmak amacıyla, sütün besin değerlerini en yüksek derecede koruyacak sıcaklık ve sürede optimize edilmiş ısıl işlemleri olduğunu'' anlatarak, ''UHT tekniği ile üretilen sütlere uygulanan bu ısıl işlemlerin aksine sokak sütlerine evde uygulanan geleneksel kaynatma işleminde sütün içerisindeki mikroorganizmalar tam olarak yok edilemediği gibi sütün içerisindeki besin değerleri de kayba uğramaktadır'' dedi.
    Homojenizasyonun, ''süt içerisinde bulunan yağ damlacıklarının sütün her tarafına homojen bir şekilde dağılmasını sağlamak ve üst yüzeyde toplanmasını engellemek'' amacıyla uygulandığını kaydeden Topuz, homojenizasyon işlemi ile süt yağının homojen dağılımının sağlandığını, süt yağ globüllerinin daha küçük parçalara bölünmesiyle süt yağının sindiriminin kolaylaştırıldığını bildirdi.

    artık sütde mi içmesem diye düşünür oldum...


    Samanyoluhaber
    http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=49915
     
  5. gitarsist
    Offline

    gitarsist Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2009
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Meslek:
    tiyatro sinema oyuncusu
    Yer:
    istanbul
    acaba gün gelir anne sütünüde homojenize ve pastorizasyon yapıp bebeklere içirirlermi ne dersiniz..:p valla geleceği görür gibi oluyorum. bide ben bu sütü denedim tad olarak inek sütünden pek bi farkı yok bide ananemlere tattırdım hani onlar köy insanları diye valla pek keçi sütüne benzemiyor dedi siz ne dersiniz...
     
  6. Gray Wolf
    Offline

    Gray Wolf Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2008
    Mesajlar:
    533
    Beğenileri:
    266
    Ödül Puanları:
    0
    Arkadaşlar keçi sütünü bu kadar büyütmeyin sonuçta süt işte.. Geçenlerde o pastörize keçi sütlerinden içtim inek sütünden farkı yoktu bence gereksiz piyasada tutacağını sanmıyorum..

    saygılar...
     
  7. gitarsist
    Offline

    gitarsist Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2009
    Mesajlar:
    37
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Meslek:
    tiyatro sinema oyuncusu
    Yer:
    istanbul
    hocam o kadar basit`te değil canım en azından süt işte denecek kadar değil..ama biliyoruzki bu taabi tutuldukları işlemlerden dolayı (homojenize, pastorizasyon gibi) bi değişime uğramakta ama keçi sütü bu işlemlerde ne kadar değer kaybeder asıl sorulmak istenen bu mesela homojenize edilerek inek sütünün yağ molekülleri dağıtılıyor yanlış bilmiyorsam tabi, ama keçi sütünün yağ molekülleri inek sütü`nünkünden 10-15 kat daha küçük peki buna rağmen homojenize edilince sonuç ne oluyor yani değerinde ne gibi bi kayıplar sözkonusu oluyor bunu sormak istedim buarada aşağıdaki linktende bakabilirsiniz saygılar.....

    http://www.diyet.com.tr/index.asp?actions=beslenmedetay&beslenme=152
     
  8. Gray Wolf
    Offline

    Gray Wolf Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2008
    Mesajlar:
    533
    Beğenileri:
    266
    Ödül Puanları:
    0
    Gerçek keçi sütü belki senin dediğin özellikleri taşıyor olabilir ama benim içtiğim pastorize keçi sütünün inek sütünden farkı yoktu hatta kutunun üzerine besin tablosu bile koymamışlardı. Bence insanları kandırıyorlar. Tabi aynı markadan mı bahsediyoruz bilmiyorum.
     
  9. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul
    Sleepy nin dedikleri doğru. Ben de çok araştırdım. Yakında tüm linkleri vereceğim şu an iş yerindeyim vaktim yok ama hepsini ekleyeceğim. Pastörize sütler bırakın yararlı olmayı zararlı bile. İşin özeti şu, işlemden geçmemiş süt içemiyorsanız hiç içmeyin. Onun yerine yoğurt, peynir, kefir tüketin. Hele UHT li kutu sütlerinden uzak durun. Süt ile tek ortak yanı beyaz olmaları. Ayrıca light süt içimi de çok yanlış. Sütün kendi yağı ile tüketilmesi lazım.
     
  10. deep_fly
    Offline

    deep_fly Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    161
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    0
    light süt neden yanlış?1 senedir sürekli tüketiyorum da:S
     
  11. kahveisteyen
    Offline

    kahveisteyen Üye

    Katılım:
    1 Mart 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    Yoğurt, peynir, kefir dahil bütün süt ürünleri UHT işleminden geçmiyor mu? Geçmiyorsa bakteri oranı ne hale geliyor? Brusella, salmonellanın önü nasıl alınıyor?
     
  12. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul


    Birincisi marketlerden köy yoğurdu veya pastörize olmayan yoğurt bulmak daha kolay. Pastörize olmayan süt bulmak imkansız gibi. Yoğurt mayalandığı için bakteri vs sorun olmuyor.

    Şu adrese bakarsanız süt ve pastörizasyon ile çok ayrıntılı ve bilimsel kaynakları ile birlikte bir makale bulacaksınız:

    http://beslenmebulteni.com/bes/index.php?option=com_content&view=article&id=175:suet-icin-doru-bildiiniz-yanllar&catid=94:suet&Itemid=279

    Vakti olmayanlar için alıntılar koyuyorum: Burada parantez içinde olanlar bilimsel makalenin kaynağı. Onlar da dökümanın tamamında mevcut.
    ...
    Pastörizasyon, sütün Yüksek Sıcaklıkta Kısa Süre (HTST) denilen bir yöntem kullanılarak ya yaklaşık 70–75°C ısıda 15 saniye, ya da yaklaşık 90°C ısıda 1 saniye bekletilmesi usulü ile uygulanan bir işlemdir (1).Pastörizasyonun başarılı olabilmesi için işlemi yürüten kimyagerin sonuçta elde edilen sütte hiçbir enzimin izine rastlamaması şartı aranmaktadır!
    ...

    En dayanıklı enzim bile yaklaşık 40–45°C dolaylarında işlevini yitirmeye başlar (1-5). Çocukların ateşinin 40 dereceyi aşması durumunda ebeveynlerin ya da doktorların panik olmasının nedeni de bundandır. Sıcaklık 47°C’yi bulduğunda o besinde aktif bir enzimin kalmış olma olasılığı oldukça düşüktür. Bu, takribi olarak çıplak elle dokunulamayacak derecedeki bir sıcaklık demektir.

    Bilindiği gibi pastörize sütler en az 70–75°C’ye kadar ısıtıldıklarından enzimlerin tamamı öldürülmüş olur. Zaten daha önce de belirttiğimiz gibi teknisyenin, ya da kimyagerin pastörizasyonu başarılı kabul edebilmesi için işlem sonunda yaptığı analizde sütte yaşayan enzim bulamaması gerekmektedir.
    ...
    Süt şekeri olarak da bilinen lâktozun parçalanmasından sorumlu bir enzim olan lâktaz, pastörizasyon sırasında tamamen yok edilir.
    ...
    Pastörizasyon esnasında yok edilen bir diğer önemli enzim, fosfataz enzimidir (1.8.9). Fosfataz enzimi vücutta fosforik asitlerini hidrolize etme özelliği ile bilinen, aynı zamanda kalsiyum mineralinin etkili bir şekilde emilimi ve kemiklere taşınarak depo edilmesi işlerinde görev alan bir enzimdir. Bu enzimin yokluğunda pastörize sütteki kalsiyumun büyük bir kısmı emilemeyecektir.
    ...
    Enzimlerden sonra pastörizasyonun zarar verdiği diğer önemli besin öğeleri, doğal sütte bulunan vitaminler ve minerallerdir. Bunlardan ilk başta geleni, C vitaminidir ve doğal çiğ sütteki C vitamininin yarısına yakını pastörizasyon işlemleri esnasında yok edilir (1, 8, 9). Diğer suda çözünen vitaminlerin nerdeyse yüzde 80’i ve B12 vitaminin ise tamamı ortadan kaldırılır (1, 8, 9).
    ...
    pastörize sütler açıldıktan sonra buzdolabında saklanması tavsiye edilir. Bunun nedeni, sütün bozulmasına neden olan bakterilerle savaşacak yararlı bakterilerin (laktik asit bakterisi vb.) işlemlerde tamamen yok edilmiş olmasıdır. Süt, bir bakıma bu yararlı bakterilerin evidir, dışarıdan gelecek zararlı bakteri ve mikroplara karşı bu ev korunmalıdır.
    ...
    Bu konuyu Doktor Schmid’in dışında yakından takip eden bir diğer kişi, deli dana hastalığı daha ortaya çıkmadan önce halkı bu konuda uyaran ve “Milk, the Deadly Poison (Süt, Öldürücü Zehir)” kitabının yazarı genetik araştırmacısı Robert Cohen’dir (14).
    ...
    Bu bilgileri doğrular şekilde bugüne kadar gıda zehirlenmeleri arasında en büyüğü olarak bilinen, 1985 yılında yaklaşık 200 bin kişiyi etkileyen Salmonella bakterisi salgını, çiğ sütten değil, pastörize sütten kaynaklanmıştır ve 2 sene sonra Aralık 1987’de bu salgın hastalığa yol açan bakterinin tam 14 farklı çeşit antibiyotiğe dayanıklı olduğu keşfedilmiştir (1). Bu demektir ki mikroplar ve bakteriler son yüzyılda aldıkları süper güçleri; pastörizasyon, sterilizasyon ya da anti bakteriyel tedaviler gibi modern insanlığın buluşlarına borçludur!



    Gelelim yağsız süte:

    ...

    Düşük yağlı süt çeşitlerinin elde edilmesi esnasında uzmanlar karışım ürünü olarak protein oranı yüksek toz sütleri kullanmaktadırlar (1). Yüksek ısı ve basınç işlemleri ile elde edilen bu toz sütlerin içerisindeki doğal kolesterôl büyük oranda oksidasyona uğrar. Kolesterôl ile ilgili bölümden de hatırlayacağınız gibi hayvansal gıdalarda bulunan doğal kolesterôl sanıldığı kadar kalp düşmanı değildir ve özellikle yetişme çağındaki çocuklar için çok gereklidir. Ancak bu kolesterôl modern işlemler esnasında okside olur ve sürekli bu şekilde tüketilir ise zamanla artersel damarlarda hasarlara ve tıkanıklıklara yol açabilir (1,19) .

    Zaten okside kolesterôlün bu özelliği bilindiğinden, deney hayvanlarına laboratuar ortamında kalp-damar hastalığı vermeye çalışan kolesterôl karşıtı bilim adamları doğal kolesterôl değil, okside olmuş kolesterôlü kullanırlar. İste bu nedenle kalp-damar sağlığını düşünerek yağsız ya da düşük yağlı sütleri tercih eden tüketiciler aslında hastalık riskini kat be kat daha fazla arttırmaktadırlar.

    Düşük yağlı sütlerin bir diğer sakıncası, süt içerisindeki proteinin sindirilmesi sırasında vücudun yaşadığı fizyolojik stres ve borçlanmadır. Egzersiz ve beslenme uzmanı Paul Chek, tabiatta protein oranı yüksek besinlerin genellikle yağ oranlarının da yüksek olduğuna dikkati çekmektedir (8, 13, 20). Bunun en önemli nedeni, proteinin sindirilmesi için gerekli olan A vitamininin yağlarda eriyebilmesi ve taşınabilmesidir. Zaten pastörizasyon esnasında sindirim enzimlerinin telef edildiğini hatırlatan Chek, bunun üzerine bir de yağların çıkartılmasının bir bakıma vücudumuza sürekli karşılıksız çek yazılması demek olduğunu belirtmektedir. Çünkü yağsız süt proteininin sindirimi esnasında vücut sürekli karaciğerdeki A vitamini depolarını zorlayacak ve zamanla bu depoları tüketerek geri dönüşü çok daha zor olan oto-bağışıklık rahatsızlıklara, kanser ve benzeri birçok kronik rahatsızlığa zemin hazırlayacaktır.
    ...
    Yağın azaltılması ile kalmayan ticari süt endüstrisi yetkilileri, bir de bu süt yağını homojenizasyona tabii tutarlar. Homojenizasyon, basitçe sütün açıklıkları mikron ölçülerinde olan süzgeçlerden tonlarca basınçla geçirilmesidir. Böylece süt içerisindeki yağ kürecikleri parçalanarak kaymak oluşumu, yani süt yağının ürünün yüzeyinde birikmesi önlenmiş olunur.

    Modern süt üreticileri bu işlemi tamamen halkın sütü daha kolay içebilmesi için uyguladıklarını iddia etse de, Doktor Ron Schmid ana nedenin aslında tamamen ticari olduğunu, halkın kandırıldığını savunmaktadır (1). Sütün üzerindeki kaymak, yüzyıllardır o sütün kalitesinin ölçümünde kullanılmaktaydı. Daha fazla kaymak demek, daha kaliteli ve daha besleyici süt demekti. Ancak homojenize edilmiş sütte bunu yargılayabilmenin olasılığı elbette yoktur. Üstüne üstlük homojenizasyona en çok destek veren ticari kuruluşlar, kahvaltılık gevrek üreticileridir çünkü homojenize edilmiş sütün bu mısır gevrekleriyle karıştırılması daha kolaydır.




     
    Son düzenleme: 23 Mayıs 2009
  13. akekilli
    Offline

    akekilli Üye

    Katılım:
    3 Ekim 2008
    Mesajlar:
    366
    Beğenileri:
    165
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Muhendis
    Yer:
    Istanbul
    Bu alıntılardan sokak ya da koy sutunu cig olarak icmek gerektigi anlamına mı geliyor? Cig sut cok tehlikeli arkadaslar. Casein tozu proteinini de tuketmeyelım o zaman nasıl olsa pastorize sütten elde ediliyordur.

    Bence endüstriyel her ürün de boyle enzim ve vucudun absorbe problemleri olacaktır. Ama bakteri alıp hastalanmaktan daha iyidir. Sute aminogen ve vitamin destekli protein tozu eklerseniz bence işi garantiye alırsınız. Ben 2 aydan beri marketten aldıgım keci sutunu iciyorum cok memnunum.
     

Sayfayı Paylaş