Kardiyo Öldürür mü?

Konusu 'Türkceye Çevirilen Yazilar' forumundadır ve mfd tarafından 1 Nisan 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 12 üye.
  1. mfd
    Offline

    mfd Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    28
    Kardiyo Öldürür mü?

    Hadi kardiyoyu tanımlayalım;
    Low Intensity Long Durational Cardio (düşük yoğunluklu uzun süreli kardiyo) aerobik, enerji temini için oksijen gerekli.
    Kalp atışı maksimumumun %50-65'i kadar. Diğer bir tanımla 60-90 dakika tempolu yürüyüş.
    Bu tip bir kardiyo çalışması yaptığınızda, vücudunuz ihtiyaç duyduğu enerjinin çoğunu yağlardan karşılar.

    Interval Kardiyo: (anaerobik, enerji temini için oksijen gerekli değil) (kalp atış oranı maksimumun %90-100'ü kadar)
    4-6 kere 60-90 saniyelik egzersiz patlamaları ve aralarda dinlenme molaları. Her çalışma periyodu bir öncekinden daha yoğun ve dinlenme periyodu daha uzun olmalıdır.
    Amaç tamamen dinlenmek ve bir sonraki çalışma için hazır olmaktır. Örnek olarak yüz metre depar atmak.
    Bu tip bir kardiyo çalışması yaptığınızda, vücudunuz enerjinin çoğunu kan şekerinden (glikoz), kas ve karaciğerinizde
    depolanan glikojenden, ATP'den ve kreatin'den karşılar.
    Glikoz ve Glikojen kaslarımızın hareket etmek için kullandıkları benzin gibidir.
    Vücudunuz karbonhidratı yediklerinizden alır ve onları glikoz ve glikojene çevirir.
    Genel inanış tempolu yürüyüş (jogging) yağ kaybı ve sağlık için daha iyidir yönündedir ama bu yanlıştır.
    Eski moda kitaplarda şöyle yazar; "Yağ yakmak için yağ yakma bölgesinde (kalp atışı %50-65 kapasitesi) 60-70 dakika kalmalısınız.
    İlk 20 dakika bitene kadar vücudunuz yağ yakmaz. Bu yüzden 70 dakika koşarsanız bunun 50 dakikasında yağ yakarsınız"
    Ben bu inanışı sileceğim.Yağ kaybının vücudun antrenman için harcadığı enerjiyle alakalı değildir.
    Düşük yoğunluklu koşuyu bitirdiğiniz anda vücudunuz kalori yakmayı keser. Fakat yoğun, aralıklı setler yaparsanız,vücudunuz 2-4 saat sonra bile kalori yakar. Böylece toplam kalori yakma miktarı daha fazla olur.
    İnterval kardiyonun pek bilinmeyen diğer büyük bir artısı ise, gelecekte vücudun kalorileri saklama şeklini iyi yönde değiştirmesidir.
    Bütün artılarını egzersiz bittikten sonra görürsünüz. Vücut bu şekilde adapte olur ve değişir. Ağırlık kaldırarak kasları yıkın ve 1-2 gün sonra vücut küçük mikro yırtıkları tamir eder ve böylece birazcık büyür ve güçlenir.
    İyi kardiyo da aynı şekildedir. Düşük yoğunluklu jogging tipinde bir antrenman yaptığınız zaman vücudunuz der ki;
    "iyi ki orada yağlar var ki koşu için enerji bulabiliyorum." Bu yüzden bir sonraki "yavaş koşulu kardiyo" idmanı için orada pek çok yağ biriktirdiğinden emin olmak ister.
    Ama yoğun ve aralıklı çalışma yaptığınız zaman vücudunuz der ki "iyi ki kaslarda glikojen var ki interval kardiyo için kullanabiliyorum"
    Bu yüzden ilerdeki interval kardiyo için bir sonraki yemeklerinizde daha fazla glikojen depolar kaslara. Yani benzin deponuz işe yarar enerjiyle dolar. Bu iki sebepten ötürü mükemmeldir.
    *Daha çok hazır yakıtınız olacak.(glikojen) Ki bu yoğun aktivitelerinizde daha çok hemen kullanılabilir enerji demektir.
    *Sizin BMR yani Bazal Metabolojik Hızınızı arttırır. Daha çok kas ve daha büyük glikojen depolarınız olur ve sadece otururken ve uyurken bile daha çok kalori yakarsınız. Bu mükemmel bir şeydir.

    Aslında, inanıyorum ki geleneksel KARDİYO ÖLDÜRÜR;
    *zamanını
    *bağışıklık sisteminizi
    *eklemlerinizi
    *vücut bütünlüğünüzü

    Geleneksel kardiyo zamanınızı öldürür. Sonuçları görmek için saatlerce yapmak zorundasınız. Gelişme sağlamak için tek yolu daha da uzaklaşma ki daha fazla zaman alır. sonuç olarak ilerlemeyi sürdürmek istiyorsanız vaktiniz yetmeyecektir.

    Geleneksel kardiyo bağışıklık sisteminizi öldürür. Haftada 2 ya da 3 kere yapanlarda kanserojenler(carcinogens) salınır.
    Uzun mesafe koşucuları hakkındaki çığır açan bir araştırma gösteriyor ki bir çalışmadan sonra kandaki kötü kolesterol ve trigliseridler artıyor.
    Ayrıca gördüler ki uzun koşu kanın inceltici ve koyulaştırıcıları arasındaki dengeyi bozuyor, kışkırtıcı faktörleri ve pıhtılaşma seviyesini arttırıyor ki bunlar kalbi üzen şeyler.

    Geleneksel kardiyo eklemlerinizi öldürür. Kimsenin kemiklerinde, tendonlarında, liflerinde, esnekliklerinde,hareket menzilinde, güçlerinde vs.. mükemmel simetri yoktur. Aynı şeyi tekrar tekrar yaptığınızda (koşu adımları), kaldırımın vuruşları kötü noktalara baskı uygular. Bunların geleneksel kardiyo yaparken vücuda sürekli baskı yapması sırt, diz, ayak bileği ve aradaki yerlerde şiddetli zararlara
    sebep olur.Sadece Chicago maratonuna bir göz atın; koşucuların 3/4'ü diz desteği kullanıyor.

    Geleneksel kardiyo sizin vücut bütünlüğünüzü bozar. Bütün maraton koşuları kas kaybeder. Elit bir maraton koşucusunun ve elit bir 100m koşucusunun (sprinter) fiziğine bakın. Hangisinin fiziği istiyorsunuz? Öyleyse kısa mesafe koşucusu gibi antrenman yapın. O, sprint yapıyor.
    Bütün maratoncular kıtlık moduna girer. vücut katabolik olur ve yakıt için kas yakar. En iyi ihtimalle armut gibi bir fiziği olan birisi bu şekilde daha küçük bir armuta dönüşür ki bu bana göre gelişme sayılmaz.

    KİLO VERME VS YAĞ YAKMA
    Şu noktaya dikkat edilmeli ki kilo verme ve kasları koruyarak yağ yakma (hatta kasları büyüterek) arasında fark var.
    Kolayca kilo vermek için bir sürü yok vardır. Bir tanesi için mesela bir testere alır kolunuzu kesersiniz. Ve tartı 7 kilo daha hafif gösterir.
    Tartı daha hafif gösterdiği için mutlu musunuz şimdi? Tabi ki değilsiniz. Size çok lazım olan bir şeyi kaybettiniz.
    Bugünlerde bir insanın şekle girmek için yaptıkları da aşağı yukarı aynı. Eminim ki bunun sebebi geç gelen ödülü beklemeyi,sıkı çalışmayı ve sabretmeyi kaybetmemiz.
    Bugünün teknolojisiyle herşeyimiz olabilir. Bu yüzden iş sağlığa, fitnessa gelince hep sabırsızız.
    İnanıyorum ki yavaş kardiyonun da yeri ve zamanı var. Ama bu gibi durumlarda bile güçlü yürüme(power walking) daha iyi çünkü baskıyı eklem, lif ve tendonlardan alarak kasa verir. Güç yürüyüşlerinin bütün aşamalarında kalp atış oranı jogging -tempolu yürüme- den daha yüksektir çünkü her bir adımda jogging adımına göre daha çok kas kullanır.

    Düşük yoğunluklu kardiyonun avantajları;
    *Başlangıç seviyesindekiler için bir temel oluşturma bakımından iyidir.
    *Sakat ve rehabilitasyondakiler için iyidir.
    *yoğun çalışma ya da aşırı çalışmaya göre daha iyi atlatma süreci vardır.
    *stresi azaltma ve kafayı toplama bakımından iyidir.
    *Az bir eğitim veya koçlukla yapmak kolaydır.

    Interval Kardiyonun avantajları;
    *zaman bakımından verimli. (her hafta için iki ya da üç 45 dakikalık sezonlar yeterli.)
    *kalbi ve akciğerleri daha büyük ve güçlü yapar.
    *daha az kalp krizi riski.
    *Gerçek dünya koşullarında daha fonksiyonel ve gerçek güç verir.
    *Vücudun besini depo etme şeklini değiştirir.
    *Daha çok yağ yakar.
    *Sıkıcı değildir.
    *Daha uzun yaşamamıza olanak sağlar.

    Interval kardiyo yaptığınız zaman kalp ve akciğerleriniz büyür, güçlenir. Onu interval kardiyoyla eğitirseniz kalbinizin vurma volumu (her bir vuruşta pompaladığı kan miktarı) artar.
    Kalp ve akciğer kastır. Kol kasınızı 2 kilo ağırlıkla 5 set 1.000 tekrar yaparak çalıştırsanız ne hale döner? Zayıflar ve küçülür.
    Gördüğünüz gibi vücut çok zeki ve kullanmadığı şeyi kaybeder.Güçlü kas lifleri 2 kilo ağırlık için yeterince büyüktür ve vücut
    anlar ki etrafta fazla kas olması verimsiz. Bu yüzden daha verimli olabilmek için kas liflerini kaybeder.
    Aynısı kalp ve akciğerler için de geçerli. Düşük yoğunluklu kardiyoda kalp ve akciğerler küçülür. Biliyorum bu yaygın olan görüşün tersi ama bu doğru.
    Güzel bir şekilde yaşlanmak ve güçlü ve uzun yaşamak için en son istediğimiz şey daha küçük kas ve akciğerlerdir.
    Bir kısa mesafe koşucusunun büyük, varil gibi göğsü vardır çünkü akciğerleri büyüktür çünkü sprint yapar.Bir maratoncuya bakın.Göğsü küçük ve
    içbükeydir çünkü akciğerleri çok küçüktür.
    Burada yukardaki verileri destekleyen bir kaç tane bilimsel araştırma var. Florida'dan Dr.Al Sears bu yazı için iyi bir bilgi kaynağı oldu. Sizin gibi araştırmacı insanlar için
    kaynağımı söylemek istedim. (sonraki iki paragrafta doktor hakkında methiyeler düzüp duruyor ve doktorun web sitesini veriyor.)

    Interval kardiyonun bir kaç tane yolu aşağıda. Ben koşu bandında 90 saniyelik çalışma aralıklarını en güvenli ve verimli buluyorum.
    1.koşu bandı
    2.bisiklet(sabit)
    3.dışarda sprint yapmak
    4.kürek
    5.ağırlık kaldırma egzersizleri
    6.Kettle Bell swings
    7.Güç yürüyüşleri (power-walking)
    8.Yüzme

    Darin Steen, antrenörlerin antrenörü, Amerika'nın zirve yağ yakma, sağlıklı yaşam koçu, en çok satanlarda kitabı bulunan bir yazar...
    (devamında daha da övüyor kendini)

    kaynak: ezinearticles.com




    çeviren:mfd
     
    kerem191, noobs, Azi ve diğer 9 kişi bunu beğendi.
  2. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    lütfen kurallar gereği kaynağın tam url.sini paylaşınız..
     
  3. draft
    Offline

    draft Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.563
    Beğenileri:
    1.666
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Mimar
    Yer:
    İstanbul
    Benim merak ettiğim gerçekten bu kadar farklı mı? Bizim burda parkta sabahları koşan bir amca var 84 yaşında. Adam her sabah 45 dakika ortalama 12 km hızla koşuyor ve adam yaşıtlarının yanında 30 yaş genç duruyor. Yada istisna mı?
     
  4. mfd
    Offline

    mfd Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    28
    diez bunu beğendi.
  5. okankut
    Offline

    okankut Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    464
    Beğenileri:
    309
    Ödül Puanları:
    73
    intervalle sabit tempo kardiyo arasındaki çatışma bitmeyecek gibi...
    koşullara göre ikisini de kullanmak gerektiğini düşünüyorum..
     
    kerem191 bunu beğendi.
  6. deathlifter
    Offline

    deathlifter Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.416
    Beğenileri:
    2.742
    Ödül Puanları:
    123
    Meslek:
    bilgisayar muhendisi
    Yer:
    istanbul
    Ben de çok makale okudum bu konuda. Normal koşunun dezavantajları sanki çok abartılıyormuş gibi geldi. Yine de hiit i tercih ederim. Yalnız 45dk bana fazla geldi interval kardiyo için. 20-25 dk yeterli diye biliyorum.
     
    kerem191 bunu beğendi.
  7. okankut
    Offline

    okankut Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    464
    Beğenileri:
    309
    Ödül Puanları:
    73
    aslında biraz deneme yanılma olayına dayanıyor.
    geçen yıl hiiti denedim ancak yağ oranımında istediğim düşüşü yaklayamadım..
    tabii ki yağ yakımı oldu ama istediğim oranda değildi.
    bu yıl sabit tempo kardiyo deneyeceğim.
    değişiklikleri göreceğiz artık..
     
  8. mfd
    Offline

    mfd Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    28
    onu ben de anlamadım niye 45 dk. demiş bilmiyorum.
    her bir çalışma periyotu 90 sn. diyor aralarda da hadi 3er dakika dinlenme olsa...
    nasıl 45 dakika oluyor anlamadım.
     
  9. kerem52
    Offline

    kerem52 Yeni Üye

    Katılım:
    30 Mart 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    ya koşmanın yaşlanmayı geciktirdiği yazıyordu! bence abartıyorlar bu durumu high intensity filan gibi şeyleri devreye sokarak... bence 20-25 dakika koşmanın yeterli olacağını sanıyorum ki ben ilk 20 dakika ısınma olaacak şekilde, ilk 3 dakika 5 km ile, kalan 15-16 dakikada ise 8.0-9.0 km ile koşuyorum ve gayet iyi oluyor. ağırlık antremanından sonra da 8-9 km ile 20-25 dakika gene koşuyorum hiç te kas kaybetmedim! toplamda spor salonunda çıkarken 4-5 km arası koşmuş olarak ayırlıyorum... :)
     
  10. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    '' ya koşmanın yaşlanmayı geciktirdiği yazıyordu! ''

    bilimsel verilerle tezinizi ispatlayın ispatlayamıyorsanız yanıltıcı bilgiler vermeyiniz.
     
    Azi bunu beğendi.
  11. ozpirik
    Offline

    ozpirik Üye

    Katılım:
    1 Şubat 2010
    Mesajlar:
    189
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Bilişim
    Yer:
    İstanbul
    Kas geliştirme derdin yoksa sorun olmaz. Varsa olur bence.
     
  12. kerem52
    Offline

    kerem52 Yeni Üye

    Katılım:
    30 Mart 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0

    ama 3 aydır kilom değişmedi :) 83-84 arası hep.. demek ki, kaybetmiyorum kas :)

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 18:54 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 18:52 ----------


    ya kafadan sallamıyorum herhalde... :)

    http://medical-tribune.com.tr/content/kosmak-yaslanmayi-geciktiriyor
     
    Azi ve Coyote bunu beğendi.
  13. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    Tabiki yaşılıkta spor cok daha farklıdır.

    40 yas uzeri kimselerde, önce kalp yorulmaktadır. O yuzden 40 yaşından sonra uygulanacak idman stratejileri daha farklıdır. Ancak 60lı yaşlarda neler oluyor tam bilmiyorum

    Bunu ömrüm yeterse 40 yasına yaklaştıgımda öğrenmiş olucam.
     
  14. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    link verdiğiniz için teşkler. bu benim için bilimsel veridir. mesajınızı yazarken bu linkide beraberinde verseydiniz uyarı almazdınız.
     
  15. Acolon
    Offline

    Acolon Üye

    Katılım:
    27 Mart 2010
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Balıkesir
    Kalp ve akciğerlerin küçülmesi görüşü epey kafamı karıştırdı. Sizce bu gerçekten mümkün mü? Çok fazla bu işlerin içinde olmasam da şahsen mümkün olabileceğini düşünmüyorum, neticede kalp ne kadar kas da olsa vücuttaki sıradan bir kasla kıyaslandığında çok farklı bir çalışma profili, disiplini var. Saat gibi her saniye çalışan bir kas sistemi zaten kalp, mantık olarak sürekli çalıştığı için zaman içinde kendiliğinden küçülmesi gerekirdi sanki bahsedildiği gibi olsaydı. Aslında yaşlanmayla birlikte küçülüyorda, ancak o aşamda bile bedenin ihtiyacını yeteriyle karşıladığı da yazılıyor. Ayrıca yine bildiğim kadarıyla kalpteki büyüme, kalp kasında kütlesel artıştan ziyade kalp odacıklarındaki genişleme şeklinde gerçekleşiyor. Bu ilk başlarda dolaşıma yardımcı oluyor ancak zamanla kalp kasları zayıflamaya başlıyor ve daha güçlü kasılma ihtiyacı hissediyor. İş bu boyutta düşünüldüğünde ciddi sağlık sorunları göze batar büyük kalp dendiğinde, kalp yetmezliği gibi... Bu durumda kalbinin büyümesini kim ister ki.

    Akciğerlerin büyümesi olayına gelince. Vücutta belli bir miktar kan vardır ve 100ml kanın taşıyabileceği değerler baz alındığında oksijen değer 1.4 mililitredir. 70kg lık bir yetişkinde 5000ml (5lt) kan bulunur. 5lt kanda toplam 70ml oksijen bulunabilir. Bu rakam değişken değil bildiğim kadarıyla. Buna dayanarak akciğerlerin boyutu bu düzene göre belirleniyor olabileceğini düşünebiliriz. Yani akciğerlerin büyük olması demek değildir ki kan vücuda daha fazla oksijen taşıyor. Zaten alınan nefeste ciğere giren oksijenin büyük bir bölümü normal bir akciğerde, dışarı atılıyor. Akciğerin daha büyük olması durumu değiştirmez yaşamsal faaliyetler açısından. Haa şunu da gözardı edemeyiz. Büyük akciğer daha fazla hava tutabilir içinde, bu durumda normal bir insan nefessiz X saniye durabiliyorsa büyük akciğere sahip biri nefessiz x+y saniye kalabilir. Ancak olmazsa olmaz birşey olarak görmüyorum bunu.

    Düşüncelerim bunlar, bilmiyorum yazdıklarıma ne kadar katılırsınız üstadlar. Son söz işin ehillerinde thums:
     
  16. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    uzun kardioların, kalbin daha ekonomik kan pompalamasını sağladıgı gorusu hakimdir.

    Maratoncuların dakikadaki kalp atım hızı 35-40 civarlarındadir ve uykusunda ölen maratoncular vardır.
     
    kerem191, kerem52 ve FleXoR bunu beğendi.
  17. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    brakardi olduğu içinmi yoksa başka bir sorundanmı ?
     
  18. tlgg
    Offline

    tlgg Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2010
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    bence bir antrmn HIIT diğer antrmn normal olursa daha mantıklıdır veya sürekli değiştirerek iyi olur hemde vücudun alışmasını engelleriz
     
    kerem191 bunu beğendi.
  19. kerem52
    Offline

    kerem52 Yeni Üye

    Katılım:
    30 Mart 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0

    benim de kalp atım hızım sigaraya başlamadan önce 48-52 arasıydı... şimdi artmıştır ama herhalde... ama bıraktım 3 gündür gene düşer yakında... benim de ileride kalp atım hızımın 40 lara düşme şansı var mıdır sizce?
     
  20. Danny Boy
    Offline

    Danny Boy Yeni Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    3.254
    Beğenileri:
    8.786
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Medical Laboratory Technician-Public Relations Spe
    Yer:
    İstanbul-Скопје-Београ&#1076
    barıkardı martoncualrda ve uzun mesafe bısıkletcıelrde sıklıkla gorulluyor sanırım armstron tu kalbı dk 24 atarmıs dınlenık haldeyken . bazılarının vucudu bunu kaldırır ve hıc sorun olamadan devam eder ama bazıalrının sorunu gercekten barıkardıdır ve olurler
     

Sayfayı Paylaş