Karaciger!

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve ...model... tarafından 24 Ekim 2006 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 2 üye.
  1. ...model...
    Offline

    ...model... Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2006
    Mesajlar:
    106
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Konya
    Karaciğer
    Dr. Yusuf DOĞANER

    İnsan vücudunda bulunan en büyük or­gan karaciğerdir. Yetişkin bir insandaki ağırlığı 1400 gram kadardır. Sağ ve sol lob olmak üzere iki kısımdan meydana gelmiş­tir.

    Fonksiyon gösteren bir yapı olarak dü­şünüldüğünde “bir organ içinde yer almış birkaç organ olarak düşünmek” doğru bir düşünce olur. Karaciğerin fonksiyon gören üniteleri birkaç gruba ayrılabilir: 1- Komp­leks bir kan deveran sistemi, 2- Safra kanal­ları sistemi, 3- Karaciğerin parankim hüc­relerinin meydana getirdiği hücre sistemi, 4- Retiküloendotelial sistem.

    Karaciğer dolaşım sistemi incelendi­ğinde bunun özel bir yapıya sahip olduğu görülür. Böyle bir damar sistemi vücudun diğer hiçbir organında yoktur. Bu organa kan iki yolla gelir. Barsak ve dalaktan kan getiren bir sistem yanında, kalpten gelen ana damardan da karaciğere kan gelir. Ka­raciğere gelen bu kan damarları karaciğe­rin herbir hücresi için ayrı bir damar ağı oluştururlar. Hiçbir hücre damarsız kalmaz. Yine karaciğer kan damarlarına sinir lifle­ri de arkadaşlık ederler.

    Safra kanalları sisteminin kaynağı karaciğer hücresi içinde başlar. Daha sonra karaciğer hücrelerinin etrafını saran kanal­lar oluşur. Bu kanallar birbirleriyle birleşe­rek en büyük karaciğer safra yolunu ya­parlar. Bu sistem de safra kesesinden gelen kanalla birleşerek bağırsağa açılır.

    Retiküleondotelial sistem hücrelerin vücuttaki total miktarının yarısından fazlası karaciğerdedir.

    Karaciğer dokusunun % 60’ına yakın bölümünü ise karaciğerin parankim hücresi oluşturur. Hücreler poligonal şekildedir. Yüzleri kan damarları, safra kanalları ile komşuluk yaparlar.

    Işık mikroskobu ile yapılan çalışmalar karaciğerin bu ince yapısını gösterir. Çalış­malar elektron mikroskobu ile yapıldığı za­man insan kendisini fezada sanabilir. Bir tek karaciğer hücresi incelendiğinde harika yapılar gözümüzün önüne serilir. Hücrenin merkezinde bir çekirdek, karaciğerde enerji santralı vazifesini yapmakta olan mitokondriumlar, serum proteinlerinin yapıldığı yer olan kaba endoplazmik retikulum, ka­raciğere gelen ilaçların zehirinin yok edildiği ve yine bilürübinin suda erir hale geti­rildiği yer olan ve aynı zamanda kan glikojeni için gerekli enzimlerin aktivite gösterdikleri yer olan düz endoplazmik retikulum, hidrolitik enzimleri ihtiva eden lizozomlar hemen gözlerimizin önüne serilir.

    Karaciğerin fonksiyonları ise sayılama­yacak kadar çoktur. Bazal şartlarda vücut­taki bütün enerji üretiminin % 15’i karaci­ğer tarafından meydana getirilir. Dışardan gıdalarla gelen kimyevî enerji karaciğer tarafından organizmaya faydalı hâle getiri­lir. Şimik enerjinin hızlı bir şekilde yanma­sında karaciğerin ehemmiyeti büyüktür. Yine lüzumu kadar enerji temin edilmesi de bu organın vazifesi arasındadır.

    Karaciğer enzimler yönünden de zengin bir organdır. Enzimler, hücre için­deki mevcut enerjiyi, buradaki mad­deler için faydalı hale getiren ve molekül­leri reaksiyona hazır halde tutan organik bi­leşiklerdir.

    Karaciğerde bulunan enzimler, yalnız­ca karaciğer hücrelerinin metabolizması için değil, diğer birçok fonksiyonları için de gereklidir. Bugün sayıları bini aşan en­zimler arasında karaciğerle ilgili enzim sayısı oldukça çoktur.

    Karaciğerin protein sentezindeki rolü çok mühimdir. Gama globülinler dışındaki proteinlerin karaciğer hücrelerince sentezi yapılmaktadır. Bu proteinler kanın onkotik basıncını sağlama yanında, çeşitli maddele­rin taşınmasında da görevleri vardır. Kan proteinlerinin düşmesi durumlarında karın­da şişlikler ve su toplanması olur

    Karaciğer ve şeker metabolizması, başlıbaşına bir sistem olarak ele alınmalıdır. Kan şekerinin azaldığı durumlarda karaciğerde depo edilen glikojen kana geçer, ter­sine bağırsaklardan emilen glikoz karaciğer­de glikojen olarak saklanmaktadır. Yine yağ ve proteinlerden şeker yapılması kara­ciğerde olmaktadır.

    Karaciğerin bütün vitaminlerle uzaktan veya yakından ilgisi vardır. A ve D vitami­nin deposu karaciğerdir. B kompleks vita­minleri, E ve K vitamini de karaciğerde de­po edilir.

    Karaciğerin yağ ve lipit metabolizma­sındaki yen de mühimdir. Kanda dolaşan kolesterin ve fosfatidlerin teşekkülünde ka­raciğerin vazifesi vardır.

    Karaciğerin en mühim fonksiyonların­dan birisi toksik maddelerin karaciğer ta­rafından zararsız hale getirilmesidir. Amon­yak, üre, ilaçlar, hormonlar ve bunun gibi daha birçok toksik tesir yapan maddeler karaciğer tarafından vücuda faydalı hâle ge­tirilir.

    Karaciğerin fonksiyonlarını yazmaya devam edecek olursak daha sayfalarca yaz­mak gerekir. Hormonlarla ilgili metaboliz­ması, su ve elektrolit metabolizması, kan pig­mentleri ve bilürübin metabolizması ayrı ayrı vazifeleridir.

    (Arkadaşlar yazı bir bilimsel dergiden alıntıdır.)
     
  2. hotlife79
    Offline

    hotlife79 Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2007
    Mesajlar:
    95
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    turzm inşaat
    Yer:
    Normalde ankara ama şimdi rusya
    karaciğerimizi steroid kullanırken nasıl koruyaiblirz acaba?
     
  3. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.492
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Son düzenleme: 26 Aralık 2007

Sayfayı Paylaş