Karşılaştırmalı Anatomi Tablosu ( İnsan-Hayvan)

Konusu 'Türkceye Çevirilen Yazilar' forumundadır ve themertyildiz tarafından 10 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 6 üye.
  1. themertyildiz
    Offline

    themertyildiz Üye

    Katılım:
    2 Eylül 2011
    Mesajlar:
    410
    Beğenileri:
    952
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    Bursa
    İnsanların anatomik yapısı aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere otçul beslenen canlıların anatomik özelliklerine daha yakındır. Buradan insan bedeninin bitkisel beslenmeye daha uygun olduğu sonucu rahatça çıkarılabilmektedir.



    ÇENE KASLARI

    Etçil Hayvan
    Temporalis

    Otçul Hayvan
    Masseter ve Pterygoids

    Hem Et Hem Ot
    Temporalis

    İnsan
    Masseter ve Pterygoids


    AĞIZ AÇILIŞI

    Etçil Hayvan
    Büyük

    Otçul Hayvan
    Küçük

    Hem Et Hem Ot
    Büyük

    İnsan
    Küçük


    DİŞLER (ÖN / KESİCİ)

    Etçil Hayvan
    Kısa ve Sivri

    Otçul Hayvan
    Geniş ve Basık (kürek şekli)

    Hem Et Hem Ot
    Kısa ve Sivri

    İnsan
    Geniş ve Basık (kürek şekli)


    DİŞLER (KANİN)

    Etçil Hayvan
    Uzun, Keskin ve Eğri

    Otçul Hayvan
    Kısa, Küt veya Uzun (savunma için)

    Hem Et Hem Ot
    Uzun, Keskin ve Eğri

    İnsan
    Kısa ve Küt


    DİŞLER (AZI DİŞLERİ)

    Etçil Hayvan
    Keskin, Sivri, Bıçak Şeklinde

    Otçul Hayvan
    Uçları Tırtıklı, Yassı Yüzeyli

    Hem Et Hem Ot
    Keskin ve /veya Yassı

    İnsan
    Yumru Şeklinde Yüzey ve Yassı


    ÇİĞNEME

    Etçil Hayvan
    Çiğneme yok; gıda bütün yutuluyor

    Otçul Hayvan
    Uzun çiğneme yapılıyor

    Hem Et Hem Ot
    Gıda bütün yutuluyor ve/veya Basit Çiğneme

    İnsan
    Uzun çiğneme yapılıyor


    TÜKÜRÜK

    Etçil Hayvan
    Ağızda sindirimi kolaylaştırıcı enzim yok

    Otçul Hayvan
    Karbonhidrat sindirimi var (ağızda başlar)

    Hem Et Hem Ot
    Ağızda sindirimi kolaylaştırıcı enzim yok

    İnsan
    Karbonhidrat sindirimi var (ağızda başlar)


    MİDE

    Etçil Hayvan
    Basit

    Otçul Hayvan
    Basit veya birden fazla odalı

    Hem Et Hem Ot
    Basit

    İnsan
    Basit


    MİDE pH DERECESİ

    Etçil Hayvan
    pH 1 veya daha az

    Otçul Hayvan
    pH 4 - 5 arası

    Hem Et Hem Ot
    pH 1 veya daha az

    İnsan
    pH 4 – 5 arası


    MİDE KAPASİTESİ

    Etçil Hayvan
    Sindirim sistemi toplam hacminin %60 - %70’i

    Otçul Hayvan
    Sindirim sistemi toplam hacminin %30’undan az

    Hem Et Hem Ot
    Sindirim sistemi toplam hacminin %60 - %70’i

    İnsan
    Sindirim sistemi toplam hacminin %21 - %27’si


    BAĞIRSAK UZUNLUĞU

    Etçil Hayvan
    Beden uzunluğunun 3 ila 6 katı

    Otçul Hayvan
    Beden uzunluğunun 10 ila 12 katı

    Hem Et Hem Ot
    Beden uzunluğunun 4 ila 6 katı

    İnsan
    Beden uzunluğunun 10 ila 11 katı


    KALIN BAĞIRSAK

    Etçil Hayvan
    Basit, kısa ve düz

    Otçul Hayvan
    Uzun, karmaşık, bölümlü olabilir

    Hem Et Hem Ot
    Basit, kısa ve düz

    İnsan
    Uzun, bölümlü


    KARACİĞER

    Etçil Hayvan
    A vitamini detokslanabilir (+)

    Otçul Hayvan
    A vitamini detokslanamaz (-)

    Hem Et Hem Ot
    A vitamini detokslanabilir (+)

    İnsan
    A vitamini detokslanamaz (-)


    BÖBREK

    Etçil Hayvan
    İdrar çok konsantre

    Otçul Hayvan
    İdrar orta konsantre

    Hem Et Hem Ot
    İdrar çok konsantre

    İnsan
    İdrar orta konsantre


    TIRNAKLAR

    Etçil Hayvan
    Tırnaklar sivri

    Otçul Hayvan
    Tırnaklar yassı veya küt

    Hem Et Hem Ot
    Tırnaklar sivri

    İnsan
    Tırnaklar yassı veya küt

    References by Milton R. Mills, M.D. ceviri: Ebru ARIMAN[FONT=&quot]
    [/FONT]

    Kaynak : http://www.vejetaryenkulubu.com/hizmetdetay.asp?ustmg=283&ustsubg=765&varLang=T
    [FONT=&quot]
    [/FONT]
     
    Son düzenleme: 10 Temmuz 2012
    Rambo16, abbac, ferdityson ve diğer 5 kişi bunu beğendi.
  2. Danny Boy
    Offline

    Danny Boy Yeni Üye

    Katılım:
    1 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    3.254
    Beğenileri:
    8.786
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Medical Laboratory Technician-Public Relations Spe
    Yer:
    İstanbul-Скопје-Београ&#1076
    Sevgili themertyildiz ;

    Yani kısaca buradan çıkan sonuç insan türü asla etçil olamaz :)



    Saygılarımla , Danny Boy ...
     
    bravehearts, Azi, themertyildiz ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  3. selim4141
    Offline

    selim4141 Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    856
    Beğenileri:
    726
    Ödül Puanları:
    103
    Meslek:
    Free
    Yer:
    Cehennemin dibi
    Bundan 2000-3000 yıl önce'de acaba vejeteryanlar varmıydı merak ediyorum :)
     
    themertyildiz ve (silinen üye bunu beğendi.
  4. themertyildiz
    Offline

    themertyildiz Üye

    Katılım:
    2 Eylül 2011
    Mesajlar:
    410
    Beğenileri:
    952
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    Bursa
    Bir çoğumuza sürpriz gibi gelebilir ama, atalarımız milyonlarca yıl boyunca yarı-vejetaryen bir diyetle beslenmişlerdir. Bazı antropologlar atalarımızın yaman birer avcı olduğunu düşünseler de; son yapılan çalışmalarda bu görüş değişmiş, avcı-toplayıcı oldukları görüşü ağırlık kazanmıştır. Nitekim günümüzde hala benzer ilkel şartlarda yaşayan Avustralya aborijinleri veya Afrika`daki Kung toplulukları, yemiş, tohum, meyve ve sebze ağırlıklı beslenmekte, diyetlerinin sadece dörtte birlik kısımları hayvani gıdalardan oluşmaktadır.

    Vejetaryenlik, Batıdaki pek çok güzel fikrin esin kaynağı olan eski Yunan`dan gelişmiştir. Pisagor tanınan en meşhur vejetaryen idi. Onun dışında Diyojen, Plato ve Epikür gibi filozoflar da vejetaryen beslenme tarzını benimsemişlerdi. Daha sonra Romalılar, her ne kadar düşmanlarını aslanlara yem yapmakla ünlüyseler de, Yunanlardan aldıkları "vejetaryen beslenme" tarzını benimsediler.O devirlerde ağırlıklı olarak etle beslenen Germen ırkı, Yunan ve Roma kültürlerince "barbar" olarak değerlendirilirdi.

    Roma`nın düşüşü ve Hıristiyanlığın yayılışı, vejetaryenlik açısından karanlık bir dönemin başlangıcıydı. Hıristiyanların büyük bir kesimi için, hayvanların kullanılması, öldürülüp yenmesi tamamen mubah sayıldı çünkü onların inancına göre Tanrı hayvanları, sırf insana hizmet etsinler diye yaratmıştı. Sadece bazı keşişler, insandaki hayvani tutkuları bastırmak amacıyla et yemekten kaçınılması gerektiğini düşünüyorlardı onlar et yememekle manevi açıdan gelişeceklerine inanıyorlardı. (Et yemenin saldırganlığı artırdığı konusunda, günümüzde bazı bilimsel tezler mevcuttur.)

    15. yüzyılda klasik felsefe,sanat ve bilimdeki gelişmelerden sonra Avrupa, vejetaryenliği yeniden keşfetti. Leonardo Da Vinci dönemin en ileri gelen vejetaryenlerindendi.

    18. ve 19. yüzyıllar vejetaryen Rönesansı kabul edilebilir. Zira Darwin`in buluşları, hayvanların insanlardan temelde tamamen farklı yaratıklar olmadıklarını, sadece daha az gelişmiş olduklarını ortaya koydu. Hayvanların uzak akrabamız oldukları fikri, o dönemin diğer insani reform hareketlerinin içinde yerini aldı: Artık vejetaryenler ve hayvan hakları savunucuları, aynı anda kölelik aleyhtarlığı ve çocuk hakları konularında da birlikte mücadele etmeye başladılar. Avrupa`da vejetaryenlik üzerine ilk kitapların ortaya çıkması da bu döneme rastlar. Leo Tolstoy ve Percy Bysshe Shelley gibi yazarlar etsiz beslenme tarzının avukatlığına soyundular.

    1800 yıllarının başında bazı Hıristiyan toplulukları da vejetaryen beslenmeyi benimseyerek, ona bazı dini anlamlar yüklemeye başladılar. Örneğin İsa`nın merhamet öğretilerinin hayvanlara karşı da uygulanması gerektiğini, Tanrıya olan görevleri yerine getirebilmek için sağlıklı olunması gerektiğini ve bu şekilde daha sağlıklı yaşayacaklarını ileri sürdüler. Böylece, dindar kişilerden oluşan bir grup, 1847`de ilk Vejetaryen Derneğini kurarak; dünya kardeşliğini sağlamak; mutlu, barışçıl ve uygar yaşamak için vejetaryen beslenmenin yaygınlaşması gerektiğini öne sürdüler. (Bu dernek "Vegetarian Society of the United Kingdom" adı altında halen faaliyetlerine devam etmektedir.)

    20.yüzyıla gelindiğinde vejetaryen dernek sayısı arttı. George Bernard Shaw ve Mahatma Gandi gibi kişiler öncülüğünde bu beslenme tarzı yayılmaya devam etti. 1908`de kurulan ve halen faaliyette olan "Uluslararası Vejetaryen Birliği" konferanslar tertipleyerek dünyanın tüm vejetaryenlerini bir araya getirmekte ve bilgi alışverişini sağlamaktadır.

    1960-70`li yıllarda, sosyal hareket ve evrensel bilinçlenmenin artmasıyla (diyetin sağlık üzerindeki etkisinin anlaşılması, Doğu felsefelerine karşı uyanan ilgi, insanın çevreye yaptığı zararların yarattığı endişe, barış hareketleri, baskı görenlere destek hareketleri ve mükemmel topluma kavuşma arzusu ...gibi), vejetaryenlik daha da önem kazanmaya başladı.

    Kaynak : http://www.vejetaryenkulubu.com/hizmetdetay.asp?ustmg=283&ustsubg=789&varLang=T
     
    Son düzenleme: 11 Temmuz 2012
    Azi, Danny Boy ve (silinen üye bunu beğendi.
  5. Akhilleus
    Offline

    Akhilleus Üye

    Katılım:
    24 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    639
    Beğenileri:
    1.272
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Grafik tasarım
    Yer:
    İstanbul
    Şimdi durup durup ölmüş konuyu hortlattı diyeceksiniz ama insanın yukarıda sayılan otçul özellikleri falan tamames abartılmış. Yok öyle bişey. Ayrıca her türlü etçil aynı şekilde avlanmak zorunda değil. Yukarıdaki tırnak, di, mide özellikleri tutmuyor diye yunus a otçul mu diyeceksiniz? Bunlar adaptasyon ve avlanma ile ilgili dogal seçilimin avantaj ve dezavantajlarıdır.

    İnsan carnivora yakın herbivor bir canlıdır. Alması gereken esansiyel amino asitler ve esansiyel yağ asitleri, minerallerin bir kısmını bitkilerden alamayışı, bitkisel besinlerin özellikle selülozun sindirilememesi, bağırsak içi florası vs. yüzlerce etmen insanın %60-70 hayvansal - %30-40 bitkisel beslendiğini kanıtlar.

    Ayrıca dünya üzerine dağılmış etnik ve avcı toplayıcı grupların %80 inden fazlasında hayvansal besin ana kaynak olarak kullanılır, bitki sadece destekleyici ve genelde kıtlık zamanlarını atlatmak için diyete dahil edilir.

    Eskimo, Inuit gibi kuzey göçebeler, bazı sibirya civarı türk boyları neredeyse ömürleri boyunca bitkisel kaynak tüketmeden yaşamaya devam ederler. Vücut anatomi özelliklerimiz koşmak ve avlanmak için evrildiğimizin açık birer kanıtıdır. Bizler sürek avcılarıyız. Avcılar arasında koşarken yalnızca insan terler ve vücut ısısını düşürür. Kökenimiz olan Afrika da daha büyük yırtıcıların avlanamadığı günün orta saatlerinde avlanabilmemiz için avantaj oluşturmuştur. Sıcak çarpmadan kilometrelerce koşabiliriz. Halbuki av hayvanları bunu yapamaz. O sebeple sıcak çarpmasından paralize olurlar. Biz de elimizdeki taş, ok vs aletler ile avlanabiliriz güç gerektirmeden.

    Biz aslan gibi hayvanın üstüne atlamadığımız için diş, trınak yapılarımız farklı. 8 milyon yıl önce otobur olan ve genelde meyve ile beslenen atalardan gelmemize rağmen aşağı yukarı 3,6 milyon yıldan beri beğenmeseniz de ana besin kaynağımız et. Esansiyel yağ asitlerine girmiyorum bile.

    Özetle insan vegeteryanların uydurduğu gibi otobur veya ona yakın değil bildiğin en az kurt, en az leopar kadar etobur bir canlıdır. İsteyenle gerekli radyokarbon verilerini, fosil üzeri fosfor ve dışkı kalıntılarını içeren bir döküman da paylaşabilirim.
     
    freud ve neverbackdown. bunu beğendi.
  6. bravehearts
    Offline

    bravehearts Üye

    Katılım:
    27 Ocak 2011
    Mesajlar:
    239
    Beğenileri:
    143
    Ödül Puanları:
    53
    Mümkünse bilgi alışverişi olması açısından paylaşabilir misiniz ?
     

Sayfayı Paylaş