Kan ve Kalp

Konusu 'Sağlık & Sakatlanma' forumundadır ve hsd tarafından 9 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

  1. hsd
    Offline

    hsd Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2005
    Mesajlar:
    2.582
    Beğenileri:
    300
    Ödül Puanları:
    93
    Atar ve toplardamarlardaki kan vücutta dolaşır. Bu dolaşım durmadan çalışan ve emmebasma bir tulumba ödevini gören kalp tarafından düzenlenir. 65 kilo ağırlığında bir insanın 5 litre (vücut ağırlığının 1/13'ü kadar) kanı vardır. Bu kırmızı ve yapışkan madde plazma adı verilen bir sıvıyla yuvarlar ve pulcuklar dediğimiz hareketli maddelerden meydana gelmiştir.

    Al ve Akyuvarlar

    Alyuvarlar (eritrosit) küçücük, yuvarlak disk görünümündedir (kanın her milimetre küpünde ortalama 5 milyon), içlerinde, kana rengini veren kırmızı bir boya, yani hemoglobin (yüzde 90) bulunur. Bu boya, oksijen ya da karbondioksitin çok bulunduğu ortamlardan bunları almayı, sonra gereken ortamlara salıvermeyi sağlar.

    Akyuvarlar (lökosit) alyuvarlardan daha azdır (milimetreküpte 6,000 ile 7,000 arasında); renksiz olan bu yuvarların biçimleri de değişik olabilir. Bunlar bir yandan ölmüş veya yıpranmış hücreleri yok ederek, öte yandan tehlikeli mikroplan «yiyerek» organizmanın «temizlenmesi» ve savunması işini üstlenmişlerdir.

    Pulcuklar (milimetreküpte 200,000 ile 300,000 arasında), kanamaların durdurulmasında ve kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynar. Kan hücrelerini (yuvarlar ve pulcuklar), ilikte, lenf düğümlerinde, dalakta ve karaciğerde bulunan özel bir doku üretir.

    Plazma ve Lenf (Akkan)

    Açık sarı renkte olan plazmada su, madensel tuzlar, erimiş gazlar, sindirilmiş besinler, çok az miktarda etkin madde (hormonlar, vitaminler) ve organların çalışması sonucunda doğan artıklar bulunur. Kan, onun aracılığıyla besleme görevini yapar. Plazma, serum denilen bir sıvıyla fibrinojenden oluşur; fibrinojen pıhtılaşma anında pıhtıyı meydana getirir.

    Derinin yüzeyi hafifçe sıyrıldığında renksiz bir sıvı ortaya çıkar, lenf ya da akkan denen budur (her insanda yaklaşık olarak 15 litre). Lenf, kılcal damarların çeperlerinden sızan plazma ve akyuvarlardan meydana gelir, hücrelerin oksijen ve besin aldıkları ve artıklarını içine attıkları ortamı oluşturur. Lenf düğümleri akyuvarların oluştuğu yerdir ve mikroplara karşı bir savunma duvarı ödevini görür.

    Sonsuz Bir Dolaşım

    Kan dolaşımı, kalpten başlayan iki akımla olur. Temiz kan (bol oksijenli olduğu için rengi kırmızıdır), aort atardamarı yoluyla vücudun her yanına dağılır. Atardamarlar gittikçe incelen sayısız dallara ayrılır, en sonunda saç kadar ince kılcal damarlar haline gelir. Kan ile dokular arasındaki gaz ve besin alışverişi kılcal damarlar düzeyinde olur. Kan, artıklarla ve karbondioksitle yüklenmiş olarak (kirli kan) toplardamarlar yoluyla yeniden kalbe döner: buna büyük dolaşım veya genel dolaşım denir.
    [​IMG][​IMG]


    (Solda) Kalbin kesiti. Oksijen yüklü kan, akciğer toplar damarlarıyla kalbe gelir; aort yoluyla organlara gönderilir ve ana toplardamarlar yoluyla geri döner.

    (Sağda) Kan dolaşımı şeması. Mavi renkle gösterilen damarlar aracılığıyla kirli kan organlardan kalbe ve oradan akciğerlere gider. Kırmızıyla gösterilen damarlar ise temiz kanı akciğerlerden kalbe götürür; kalp bu kanı kılcal damarlara doğru pompalar.

    Miyokard Enfarktüsü

    Kalp atardamarı veya kalbi besleyen dallarından bir tanesi bir pıhtıyla tıkanacak olursa kalp kası (miyokard), artık kan alamaz olur ve oksijensiz kalır; buna enfarktüs denir. Ciddi vakalarda cerrahî tedaviye, yani açık kalp ameliyatlarına veya kalp nakline başvurulur. Profesör Barnard, 3 Aralık 1967 günü Kap'ta ilk kalp naklini gerçekleştirmiştir.

    Kan Haftalıkları

    Kansızlık (anemi), alyuvar sayısının aşırı azalmasıyla belirir. Gerçek kan kanseri olan lösemide, akyuvarlar aşırı çoğalır. Kadınlardan geçen ve sadece erkeklerde görülen hemofili hastalığında ise, kan ya çok yavaş pıhtılaşır, ya hiç pıhtılaşmaz ve en küçük bir kanama bile çok ağır sonuçlar yaratabilir.
     

Sayfayı Paylaş