internetten kız mı alınır

Konusu 'Dertleşme' forumundadır ve jkdo tarafından 18 Eylül 2006 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 2 üye.
  1. jkdo
    Offline

    jkdo Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2006
    Mesajlar:
    249
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Universite
    Yer:
    Denizli-ist
    Monoton ve yanlız bir hayat.

    Yoğun ve vardiyalı bir işte çalışanlar insanın sosyal hayatının nasılda sıfır seviyesine vurduğunu bilirler. Benimde sadece bilgisayar başında geçen bir işim vardı ve her geçen gün biraz daha asosyalleştiğimi hissediyordum. Başlarda pek şikayetçi değildim ama bir akşam uyandım ve (vardiya yüzünden ben akşamları uyanırım) genç ve sağlıklı bir erkek olarak aylardır yanlız olduğumu ve buna daha fazla dayanamayacağımı anladım.

    Ama ne yazık ki amiyane tabirle piyasa yapacak bir durumum yoktu. İş arkadaşlarım arasında ki kızlarda, diğer hemcinslerinden farklı olarak kendini bilgisayarlara vermiş, hiç bir kadınsı çekiciliği olmayan insanlardı.

    Zaten bence güzel bir kadın, istisnalar dışında, teknik bir alanda eğitim almaz/çalışmaz.

    Eskilerden birilerini aradım ama hiç biri yanlız değildi.

    Kendime pek konduramıyordum ama dalga geçtiğim bazı arkadaşlarım gibi benimde internetten birilerini bulmaya çalışmaktan başka çarem kalmamıştı.

    Zaten bütün gün internette çalıştığımdan kolayda olurdu (herhalde).

    Kendime bir icq kurdum ve whitepage'de şansımı denemeye başladım.

    Kısa bir süre içinde listem bir hayli kalabalıklaştı. Nihayet bir akşam ilk randevumu aldım.

    Oldukça hoş muhabbeti olan ve ilgi alanları benimkine çok benzeyen biriydi. Birde resmini göndermişti. Yaklaşık beş ya da altı metreden çekilmiş bir resimdi. Çok, çok güzel olmamakla beraber hoş denilebilecek bir kızdı.

    Bir cafede buluşacaktık. Ben işten sabah çıktığım için eve gitmeden doğru cafeye gittim. Bir saat erken gelmiştim. Açıp bir gazete okumaya başladım. Yarım saat sonunda gazetede okuyacak bir yer kalmamıştı ve bende borsa haberlerinin yer aldığı sayfayı açık bırakıp (imaj olayı), etrafı izlemeye başladım.

    Uzun zamandır gündüz gözü görmemiştim. Sanki yıllardır İstanbul'dan uzakmışımda yeni gelmişim gibiydi. Her şey ne kadar güzeldi. Gelip geçen kızlarında her biri birbirinden güzeldi. İyice sabırsızlanmaya başladım.

    Kararlaştırdığımız saate onbeş dakika kala telefonum çaldı. Arayan O'ydu. Nazikçe özür diliyordu geç kalacağı için. Olsundu, benim için sorun değildi.

    Allah'ım ne kadarda güzel bir sesi vardı. Uykusuz olduğumdan bir kahve daha söyledim. Ayık kalmalıydım. Ama sanırım o ses için değerdi uykusuzluğa.

    Telefonum tekrar çaldı. Başka biriydi. Yine netten tanıştığım bir kız. Onunda çok hoş bir sesi vardı. Hatta ilkinden daha güzel bir ses. Allah'ım dedim kendi kendime, biri yolda diğeri telefonda, neden daha önce internetin bu harika yönünden yararlanmamıştım ki? Ne vardı bunu gururuma yediremiyecek?

    İşte geldi...

    Nihayet kapıda göründü. Beni rahat görebilmesi için hemen kapının girişindeki masaya oturmuştum. Gördüğüm anda aklıma ilk gelen kelime şuydu: Tuttuk!!

    İnanamıyordum, evet resimdeki kızdı o ama bir resim bu kadar mı yanıltıcı olur? Benim oturduğum masaya gelene kadar ki beş on saniye içinde aklımdan bir sürü şey geçti. Asla, asla bu kızla aramda bir şey olamazdı. Nasıl dolaşırdım bununla. Bir şey bulup kurtulmalıydım. Ama hayır, bu onu çok incitirdi. Yapamazdım böyle bir şey. Çaresiz bu günü onunla geçirecektim. Hiç bir şey belli etmemeliydim. Yanıma oturdu. İnsanın tanıştığı birini ilk defa görüyor olması çok zor bir şeydi. İlk bir iki dakika havadan sudan bir iki kelam ettik. Aman Allah'ım bu kız o kız olamazdı. Hiç bir dişilik emaresi olmayıp, bir çok çirkin kızı katlanır hale getiren tatlı bir dilden de mahrumdu. Oğlum dedin buldun belanı, hadi bakalım...

    Tavla.

    Önceden birlikte tavla oynamaya sözleşmiştik. Ortaköy'deki güzel manzaralı kahvelerden birine gittik. Manzara inanılmaz bir güzellikteydi. Etrafta bir sürü yaşıtım genç, cıvıl cıvıl güzel havanın, harika manzaranın ve birbirlerinin tadını çıkarıyorlardı. Onların arasında kendimi dahada kötü hissettim. İnsanlar sanki bana acıyan gözlerle bakıyordu. Aslan gibi boylu boslu biriyimdir ayıptır söylemesi ve bu kız benim gibi biriyle olmayı rüyasında bile görse inanmazdı herhalde. Ama ne olursa olsun bir insandı ve benim için gelmişti. Onu incitemezdim.

    Üniversitenin bana kazandırdığı yeteneklerden biride tecrübeli bir tavla oyuncusu olmamdı şüphesiz. Oynamaktan hiç zevk almadığım iki grup insan vardı; bilmeyenler ve erkek olmayanlar.

    Bu kız her iki grubada dahildi. Çokta yeteneksizdi. Henüz öğrenen biri bile daha iyi oynayabilirdi. Oyun benim için kabusa dönüşmüştü. Ama sabırla gülümsememi muhafaza ediyordum. Oyun sırası ona geçtiğinde zarları alıp, kapıları saya saya hamle yapmaya çalışıyordu. Sıranın tekrar bana gelmeside bir hayli sürüyordu. Bende bu arada etrafı kesiyordum.

    Etraf birbirinden güzel kızlarla doluydu. Üstelik yüzlerce. Bir tanesiyle göz göze geldik. Belliki beğenmişti beni. Yanındaki arkadaşlarına bir şeyler fısıldıyordu bana bakarak. Allah'tan bizim netten çıkma hatunun sırtı dönüktü onlara. Sonra kız gülümsemeye başladı. Bende gülümsedim. Oğlum dedim bu ne şanstır ya. Ne günah işlemiştim ki? Harika bir kızla birbirimize gülücükler atıyorduk ve ben başka bir tanesinin altı dört atıpta kapı alamayışını seyrediyordum. Daha ne kadar dayanabilirim dedim kendi kendime. Saat daha birdi. Yarım saat olmuştu oyuna başlayalı ve sadece iki oyun oynayabilmiştik. İki mars yapmıştım ve üçüncüsünü yapmak için bir onbeş dakika daha dayanacak gücüm kalmamıştı. Kızda kötü oynadığını farketmişti. Sıkılmaya başlamıştı. Sıkıldıkça düşünmesi zorlaşıyor daha da kötü oynuyordu. Bir yandan da onu rahatlatmaya çalışıyordum. Sürekli açık veriyordum ama kırabilen kim?

    Nihayet aklıma süper bir fikir geldi. Neden sinemaya gitmiyorduk ki? Yaklaşık iki saat karanlıkta oturup hiç konuşmayacaktık. Kimsede görmeyecekti. Hemen bütün şirinliğimle teklif ettim ve onay aldım. Kız büyülenmişti zaten. Ağzımın içine bakıyordu. Ne desem kabul etmeye hazırdı. Bunu belli de etmişti, ama ben asla ona istediği teklifi yapmayacaktım, aylardır kadın yüzü görmemiş olsamda.

    Ve Yemek.

    Sinemadan önce yemek yiyecektik. Hesabı istedim hemen. Bir şok da orada yaşadım. Bir kola ile bir kahveye üç buçuk milyon para istediler. Acıyla yutkunup, hiç sesimi çıkarmadan ödedim.

    Bir kavşakta taksi beklemeye başladık. Yolun karşısında, gideceğimiz yönün aksine doğru bir taksi gidiyordu. İşaretimi görür görmez durdu. Öyle hızlı durduki, arkasındaki takside duramayıp bindirdi ona arkadan. Allah'ım dedim bu bir işaret mi acaba? Neler gelecekti bu gün başıma? Hemen başka bir arabaya atlayıp bir yerde yemek yedik. Belediyenin bir tesisiydi. Servis anormal ağırdı. Hemen çıkıştım şefe. Öğrendim ki o gün belediye personeli grevdeymiş. Son sekiz yıldır ilk kez grev oluyordu bu şehirde ve oda bana denk gelmişti.Kredi kartımdan tahsilat da yapmadılar. Elektrikleri kesikmiş. Ama artık hiç bir şeye şaşırmıyordum. Efendi efendi kaderime rıza gösterip sabretmeye çalıştım. Artık muhebbetde baymıştı. Anlattıklarını dinlemeden hı hı... diyerek geçiştiriyor bu kızda güzel bir şeyler görmeye çalışıyordum. Öyle ya çirkin kadın yoktu, bakımsız kadın vardı.

    Kolye, küpe, bilezik, bluz, etek, ayakkabı ne varsa aynı renkteydi. Kısa boyuna ve biçimsiz vücuduna bakmadan askılı bir bluz giymişti. Uzun ve biçimsiz bir çene, çarpık dişler ve kısa kesilmiş kıvırcık saçlar........tek güzel yeri ela gözleriydi ama onuda eşşek kadar iğrenç bir gözlükle çekilmez hale getirebilmişti. Kendi kendime, Allah'ın gücüne gider oğlum dedim öyle düşünme dedim, ama karşı masadaki esmer bombayıda aynı Allah yaratmıştı ve bu kıza güzel demem onun sanatına saygısızlık olurdu. İyi bir kul değildim belki ama o gün bu kızı idare ederek vazifemi yapmıştım sanırım.

    Sinema.

    Yemeğin ardından Taksim'e gittik. İstiklal'de yürürken bu kadar sıkıldığımı hiç hatırlamıyorum. Ya biri görürse. Ne diyerek tanıştaracaktım. Bu kadar düştüğüne göre bayağa kötü olmalısın derlerdi şüphesiz. Helede tanıdık bir kadına görünürsem sonum demekti. O muhteşem haber alma servislerini işletirlerdi ve ertesi güne kalmadan kadın muhabbetlerinin konusunu oluverirdim. AMAN ALLAHIM!!! Hemen bir filme girmeliydik. Hangisi olursa olsundu. Yeterki çabuk olsun. Korktuğum başıma geldi. Saat üçtü ve en erken seansa daha bir buçuk saat vardı. Biletleri alalım dedi, filme kadar bir yerlerde otururuz. Olur dedim çaresizce. Nereye gidelim dedim. Seni çok hoş bir yere götüreceğim dedi, sürprizmiş...

    İnanamıyordum. Bu bir şaka olmalıydı herhalde. Eski sevgilimle tanıştığımız ve ayrıldığımız cafe'deydik. Garson kız tanımıştı beni. Muhabbetimizde vardı onunla ama hiç sesini çıkarmadı. Acıyan gözlerle baktı sadece. Belkide bana öyle geliyordu ama harika bir ilişkinin başlayıp bittiği bir yerde böylesi bir durumda olmak iyice bozmuştu sinirlerimi. Artık birde sinema falan çekemezdim. Tuvalete diye kalktım masadan.

    Göster tiyatral yeteneğini.

    Hemen bir arkadaşı aradım. Oğludum dedim beni onbeş dakika sonra ara. Israrla neler olduğunu sormaya başladı. Hiç bir şey anlatacak durumda değildim. Dediğimi yap dedim ve kapattım telefonu. Tekrar masaya döndüm ve çok eğleniyormuşum numarasına devam ettim. Ama artık iyice bitmiştim. Bu cafe çok zor unuttuğum bazı şeyleri hatırlatıyordu. Ben he hı...lara devam ediyordum ama gözüm telefondaydı. Bir türlü çalmıyordu. Sanıırım açıklama yapmadığım için aramayacaktı. Eğer dedim kendi kedime insanı böyle bir durumda kurtaramayacaksa bir arkadaş daha neye yarar ki? Kafam allak bullak olmuştu. Bir yandanda kendime kızıyordum. Nasıl internetten biriyle olacacak kadar düşebilmiştim. Bunun gazetelerin gönül postasından ne farkı vardı. Kavun bile dibi koklanmadan alınmazdı. Kızıda boşuna ümitlendirmiştim. Offffff !!!

    Nihayetinde telefon çaldı. Allah Allah dedim, şirketten arıyorlar neden acaba?

    -Efendim

    -Ne oluyor lan?

    -Allah Allah ciddi misin?

    -Ne demek ciddi misin oğlum, konuşamıyor musun?

    -Taksim'deyim, peki ölmüş mü kadın?

    Bu ölmüşmü kelimesini öyle bir söyledim ki, bütün cafe bana döndü. Kendimi sahneye çıkmış gibi hissediyordum. Bu iş öyle filmlerde göründüğü kadar da kolay değildi.

    -Ya ne bileyim, gelirim ama başka biri yok mu?

    -Var var eben var. Heheh heeh heee

    Gülmemek için zor tutuyordum kendimi. Ama açık veremezdim.

    -Koray, Didem, hiç biride mi yok?

    -Ulan pislik herif ne ... yiyorsun gene? Heh heee

    -Tamam, tamam bir saat sonra ordayım, sende bir haber almaya çalış.

    Meraklı gözlerle bana bakıyordu. Bir iş arkadaşıma annesinin kaza geçirdiği haberi gelmiş, oda fırlamış çıkmış hemen. Şirkette acilen yerine bakacak biri lazımmışda hemen çıkmam gerekiyormuş. Anlayış gösterdi sağolsun. Hemen bir arabaya bindirip yolladım onu. Binbir özür diledim o arada.

    Yak bakalım bir cigara.

    Hızlı adımlarla duraktan uzaklaştım ve bir banka oturup, sigaramı tüttürmeye başladım. Nasılda rahatlamıştım. Derin bir oh çekip yayıldım banka. Telefonum çalmaya başladı. Kim bu dedim ya, hazır rahatlamışken böylesine. Sabah beklerken arayan, netten tanıştığım diğer kız. Hah haaaaaaa ....... Ayhan Işık'ın Cingöz Recai kahkahasıydı bu. Bir daha mı? Asla. Kapattım telefonu hemen ve İstiklal'e doğru yürümeye başladım. Gün daha bitmemişti ve ben bu geceyi yanlız geçirmemeye kararlıydım.....Girdiğim ilk barda buldum birini. Hemde görerek, dokunarak, koklayarak...
    bu yaşanmış bir olaydır.....
     
  2. gorgeouskykhan
    Offline

    gorgeouskykhan Üye

    Katılım:
    8 Şubat 2006
    Mesajlar:
    660
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    for about more info, please look my website on you
    Yer:
    the gorgeouskykhan home center
    mrb...

    *öncelikle, geçmiş olsun, ben de, internetten "şey mi?" yapılır, muzdaripiyim.
    *Neyse, bu ders oldu, hatta, iyi de oldu, her bakımdan, zihinsel, ruhsal, daha olgun, daha, sahip olduklarımın değerini bildim, farkına vardım... ;)
    *Aslında, bir kere aklına geldi mi, aklına takılıp kalabilir, yük olabilirdi, ama şimdi rahatladım, hem o acaba düşüncesi gitti, hem de "oh be" düşüncesi geldi... :)
    *AMA, Aslında, bunda, internetin, suçu yok, o bir araç sadece ve faydalı, ama aynı zamanda zararlı; yan etkili, aynı, atom enerjisi-atom bombası veya steroid ilaçları gibi... 8)
    *neyse, gene ucuz atlatmışız, bak, bazıları, ya katil oluyor, ya da ölü, haberlerde okuyoruz-duyuyoruz... Allah'a, bin şükür!... :)

    saygılar... 8)
     
  3. TheBigBro
    Offline

    TheBigBro Üye

    Katılım:
    9 Eylül 2006
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    geçmiş olsun..yazdıklarını çok çok çok büyük bir zevkle okudum.paylaşmana çok sevindim..evet bazen insanlarlar resimlerde aldatıcı çıkabiliyor..bu senin olduğu gibi bizede küpe olsun:)
     
  4. kim
    Offline

    kim Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2005
    Mesajlar:
    160
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    web cam icad edildi arkadaşlar.genede şansınız fazla zorlamayın. :lol:
     
  5. javsin
    Offline

    javsin Üye

    Katılım:
    11 Mart 2006
    Mesajlar:
    214
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    28
    Yer:
    İZMİR
    bu ne böyle ya walla okurken bile bi tuhaf oldum allah yardımcın olsun diye her cümleden sonra
    içimden dilek tuttum senin için.walla bunu okuduktan sonra nette ki arkadaşlık olayları farklı olacak gibi
    gözüküyor.biz şimdiden aklımızı başımıza alalımda nolur nolmaz di mi ama :D
    ama sonuç bomba barda araklamışsın hatunu :)
     
  6. ebb
    Offline

    ebb Üye

    Katılım:
    1 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    103
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Bu yazıyla beraber Ofisgirls`üde okudum.

    Bence biraz uğraşsan kesinlikle kitap yazarsın. Kendimi Aziz Nesin`in kara mizah hikayelerini okuyor gibi hissettim. Bilmiyorum edebiyata ilgin var mı ancak muhakkak denemelisin. Bu işi emekliliğe bırakma derim ben.
     
  7. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    http://www.erkekadam.com/erk/erk.asp?mak_id=31

    Eğer jkdo'nun gerçek adı Akif Melagil değil ise yazı onun değil.
     
  8. ebb
    Offline

    ebb Üye

    Katılım:
    1 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    103
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Aksi sözkonusu ise ben olsam alıntı yaptığımı bir şekilde belirtme ihtiyacı duyardım.
     
  9. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Bizde(yönetim) aynı şekilde düşünüyoruz.
     
  10. SCHWARZXXL
    Offline

    SCHWARZXXL Özel Üye

    Katılım:
    15 Mart 2006
    Mesajlar:
    3.591
    Beğenileri:
    4.610
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Şimdi google'da bir satırını aradım metnin direk erkekadam çıktı. Diğer yazıları da tahminim copy-paste'in gücünü almış arkasına.
     
  11. ebb
    Offline

    ebb Üye

    Katılım:
    1 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    103
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Profiline bakınca e-posta adresinden Akif Melagil olmadığı anlaşılıyor.
     
  12. Veyron
    Offline

    Veyron Özel Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.884
    Beğenileri:
    435
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Republic Of Fenerbahce
    Alıntı yaptığın yazıları iyi seciyorsun zevkle okudum + rep

    ama alıntını nerden yaptığını belirtirsen sewinirim ..
     
  13. jkdo
    Offline

    jkdo Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2006
    Mesajlar:
    249
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Universite
    Yer:
    Denizli-ist
    soz bundan sonra belirtcem

    bunlari kendimle bagdastirdigim icin yaziyorum zaten bi cok insanin ortak konusu bunlar
     
  14. bukatto
    Offline

    bukatto Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2006
    Mesajlar:
    452
    Beğenileri:
    116
    Ödül Puanları:
    53
    Meslek:
    Avea İletişim Hizmetleri A.Ş
    Yer:
    ANKARA
    arkadaşlar bu yazı kimindir kim yazmıştır bilmiyorum ama benim başımdan bu olayın aynısı 3 yıl önce kadar geçti. tek fark mekandı, birde bir arkadaş vasıtasıyla olmasıydı tek farkı bu olaydan. ben bu olayı bakırköy de yaşadım. ne hayaller kurmuştum beklerken. bana yaklaşan ama başka biriyle buluşan tüm güzeller yüreğimi hoplatmıştı. zaten buluşma yeri olduğu için beklediğim yer herkes bana doğru geliyordu sanki. doğal olarak gelen her güzel sanki bana geliyor gibiydi. o gelene kadar hep acaba dedim her gelene. 45 dk. gecikti bi de,resmen kardan adam olmuştum. ben aysun kayacı yı beklerken gelen tam bir çirkindi. hava buz gibiydi ve kar yağıyordu hafiften.ben yanıma yeğenimin pahalı şemsiyesini almıştım--ki hiç kullanmam şemsiye. hani belki gelecek olan bayanla belki romantik bir yürüyüş olur düşüncesiydi. aynı yukarıdaki yazıyı yazan arkadaş gibi görür görmez kısmı felç geçirdikten sonra kendime gelip,kimse bu kızı yanımda görmemeli diye düşündüğüm için carousel de arada 1.5 metre mesafe bıraktım yürürken ve kafam öbür tarafa dönük bir şekilde hep vitrinleri izledim.
    bu arada carousel girişinde kız x-ray den geçerken makine defalarca ötmezmi! havalar soğuk olduğu için herkes bir an önce içeri girmek istiyordu. belki 3 dakika boyunca girip çıktı hala ötüyordu makine. zaten utanıyordum fazlasıyla. millet oflayıp puflamaya başlayınca bende sanki hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi vitrinleri seyrede durdum içeride. en sonunda kapıdaki görevli bayan bana bakarak tereddütle aramaya başladı üzerini. tereddüt etti, çünkü sevgilisi yanında ne tepki verir acaba tereddütüydü bu,ama işini yapmak da zorundaydı. ama ben yarı gülümser bi şekilde rahat ol bakışı attım buna. hatta isterse almayabilirdide içeri. ama öyle olmadı tabii. yukarı çıkıp kahve içerken, gerilime daha fazla dayanamayıp kahve almak bahanesiyle kalabalıktan istifade gözden kayboldum. daha sonra yeğenimle tartıştık. kaçma telaşına kapılıp şemsiyeyi unutmuştum çünkü;)
    zavallı kız kimbilir neler düşünmüştür hakkımda..
    bu arada yaklaşık 2 yıldır devam eden süper bir ilişkim var. üniversitede tanıştık kız arkadaşımla. bu olaydan ona da bahsettim. çok güldü. hatta kırıldı gülmekten..
    bu olay %100 bana ait arkadaşlar :lol:
    (bariz belliydi hiç beğenmediğim.kapıdaki güvenlik bile anlamıştı bunu ama o anlayamadı ben onu bırakıp kaçana kadar ;)
     
  15. sseagal
    Offline

    sseagal Üye

    Katılım:
    11 Ekim 2006
    Mesajlar:
    65
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    slm

    arkadaşlar internette tanışma konusunda daha dikkatli olmalıyız ve hatta hiç bulaşmasak daha iyi olur.....
     
  16. kreodaites
    Offline

    kreodaites Üye

    Katılım:
    8 Mart 2006
    Mesajlar:
    121
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ankara
    Benzer bir olayda benim başımdan 3-4 yıl önce geçti,chat odalarında tanıştığım kızla aynı ünv.den çıktık geyik muhabbetleri yalnızlıktan bahsetmeler falan , muhabbeti çok güzeldi telefonlar alındı verildi..ben ona fotoğrafımı gönderdim ama o fotoğrafının olmadığını söylemişti ...iş buluşma kısmına gelmişti çünkü vize tatili bitmişti...o benden birkaç gün sonra geliyordu ,sözleştiğimiz gibi tren garında beklemeye başladım tabii bir sürü kız iniyor ,bende kapının dibinde bekliyorum hava baya soğuk bu hatun güzel ,bu olmaz, bunu geç ,bu süper vs..bana doğru gelen gulyabani tipli hatun anlamlı bir şekilde uzun uzun bakıyor... görünce inşallah bu değildir acaba kaçsam mı (ciddi ciddi düşündüm) diye düşünürken naber diyene kadar içimde müthiş bir heyecan vardı!!!merkeze doğru yürümeye başladık ,yürürken elimi tutmaya kalktı korkunç bir deneyim ...bu arada tanıdıklar görmese diye dua ediyorum..bir şekilde onu kaldığı yurda bıraktım kaçarcasına uzaklaştım ordan birkaç gün telefonu kapattım ama kurtuluş yok hangi bölümde sınıfta olduğumu biliyor gelmiş ders çıkışına tanımamazlıktan geliyorum ama o beni tanıyor maalesef!!!bir kaç gün ne derse gittim ne evden çıktım ne telefonu açtım en sonunda benim başka sevgilim var diye yalan uydurup kurtuldum... resmini kendini görmeden olmaaaaaaaz...
     
  17. SinanATASOY
    Offline

    SinanATASOY Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2006
    Mesajlar:
    140
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    jkdo, gerçekten güzel yazı teşekkürler.. İnternette hızlı yaşayan, neredeyse noktası virgülüne kadar bi kez bu olayı yaşamıştır.. Bu olaylar tecrübe kazandırır...
    Bir kaç taktik.. Kız buluşma yerinde bekletirsin motorla veya arabayla gidersin, kızı görünce durmaz devam edersin (evet bu çok haince) yada tavla oynayacak bi yere götürürsün kendini tavlaya verirsin 5 bitince hadi kalkalım dersin :D Telefon olayı artık çok sıradan herkes illa iş yerinde arıyolar numarasını kullanmıştır... Yazı keyfliydi insanı eskiye götürüyo :) ellerine sağlık...
     
  18. kimodedim
    Offline

    kimodedim Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2007
    Mesajlar:
    220
    Beğenileri:
    74
    Ödül Puanları:
    0
    sırf resmini görüp bi insanla ilgili hayal kurulursa olacagı bu
    cam var nerdeyse herkesn bi foto makinesi var
    hayat yanıltıcı gercekten yanıltıcı...
    ben erkek arkadasımla internetten tanıştım
    1 yıl olmuş...ilk görüştüğümüzde hiç bir hayal kırıklıgı olomadı ikimiz açısından...
    yani iyi örneklerde var
    ne istediğini bilmek önemli olan...
    ama yüzde 90 hayal kırıklıgıdır farkındayım bunun
    genede netin bi farkı yok
    gercek hayattan
    sadece normalde belkide yüzüne bile bakmayacagınız insanlarla
    muhattap olup onların içini görmeniz olay olan...
    gözler güzel görürse
    en çirkin bile güzel olur ama karsınıza gelmemiş
    o sekilde hissettrcek birisi...
     
  19. B.B. King
    Offline

    B.B. King Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenileri:
    172
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Avustralya/Melbourne
    3-4 sene önce benim de bir internet maceram olmuştu..

    senede 4-5 kızla çıkan birisi olmama rağmen,1.5 senedir elime kız eli değmiyordu.birisi büyü mü yapmıştı,ah mı etmişti neydi,kısmetim kapanmıştı.ne yapsaydım olmuyordu.artık depresyondaydım,el ele dolaşan çiftleri gördüğümde ağlayasım geliyordu.özür dileyerek ve affınıza sığınarak söylüyorum,artik biriyle birlikte olmak istiyordum.
    son çare olarak internete başvurdum.günde 8-10 saat internette kız arıyordum.buluyordum da fakat hepsi başka şehirlerdendi...en sonunda 2 hafta sonra falan istediğim gibi bir kız buldum.

    zayıftı,sarışındı,makyajlı,güzel giyimli çok hoş bir kızdı.webcam açmıyordu fakat resimlerini gönderiyordu.1 hafta sonra buluşmaya karar verdik..

    buluşma yerine geç gelmeme rağmen,o benden geç gelmişti.o sırada her gelen kıza bakıyorum..o mu bu mu derken bana doğru bir kız yürümeye başladı.yüzünden tanıyabildim,oydu.boyu resimde tahmin ettiğimden 10 cm. kadar kısaydı,kilosu ise 15 kilo kadar fazla.saçları sarı değil,siyahtı.abuk subuk giyinmişti,bakımsızdı ve nefesi kokuyordu.gönderdiği resimler ise 3-4 sene önceki resimleriymiş... (sahiden de resimler onundu ama..)

    nette hanım hanımcık konuşmasında rağmen 10 dk. geçmeden sokulmaya başladı,30 dk. geçmeden ise benden bir hareket gelmemesine rağmen yapıştı dudaklarıma..nefesinin kokusunu duymamak için öpüşürken nefesimi tutuyorum,nasıl miğdem bulanıyor anlatamam...

    öpüşmemek için muhabbet etmeye çalışıyorum,"aa kuşa bak,aa bebeğe bak" falan diyip duruyorum.bu "hı hı" diyor,gene yapışıyor dudaklarıma.böyle bir işkence olamaz..

    en sonunda eve gidelim falan demeye başladı.. (yalnız yaşadığımı biliyor) 1.5 senedir elime kız eli değmemiş,çaresizdim :) evet,utancımdan yerin dibine girerek söylüyorum,eve götürdüm..

    gerisi malum zaten,anlatmama gerek yok...

    ondan sonra ise kısmetim yeniden açıldı..ve bir daha da kapanmadı.bu yüzden pişman değilim o gün yaşadıklarıma...
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 16 Nisan 2008
  20. ozgurx23
    Offline

    ozgurx23 Üye

    Katılım:
    29 Haziran 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    cok guzel bı hıkayeydı.zevkle okudum valla.
     

Sayfayı Paylaş