illuminati oldu olalı böyle deşifre görmedi

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve qokhaninci tarafından 26 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 3 üye.
  1. qokhaninci
    Offline

    qokhaninci Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mart 2012
    Mesajlar:
    314
    Beğenileri:
    104
    Ödül Puanları:
    0
    Güzel , eglenceli , heyecan verici ve gerçege yakın ,romanımsı bir yazı


    part 1

    11 temmuz 1986

    kanada- quebec

    1980 yılında st.laurent’te doğan filmin kahramanı annie, dedesi öldükten sonra 1983 yılında ailesiyle birlikte quebec’e yerleşmiştir.
    4.yaş gününü kutladığı sırada babası brian kayıplara karışmış ve günlerdir haber alınamamıştır. tüm kanada’da brian aranırken eşi laura bu durum karşısında ümidini yitirmiş ve artık eşinin ölüm haberini alacağından emindir.

    25 nisan 1994
    kanada-quebec
    telefon çalar
    polis: bayan thomson ile mi görüşüyorum?
    laura: evet, benim?
    polis: eşinizle ilgili bir gelişme var, lütfen ottawa polis karakoluna en kısa zamanda gelin
    laura: ottawa mı ama orası ontario’da
    polis: hanımefendi, lütfen durum ciddi, sorularınızı görüştüğümüzde cevaplamaya çalışırız
    laura: peki, yola çıkıyorum








    edit: #İnci sözlük
     
  2. XxBadyxX
    Offline

    XxBadyxX Yeni Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    130
    Beğenileri:
    320
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Evden
    Gerçekten bişey anlamadım :)
     
  3. qokhaninci
    Offline

    qokhaninci Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mart 2012
    Mesajlar:
    314
    Beğenileri:
    104
    Ödül Puanları:
    0
    iyiki hatırllatın unutup gitmiştim ha daha 1 parttayız bekle bakalım devamını paylaşayım :)
    meraklanın sizde biraz

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 16:17 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 16:14 ----------

    part 2

    laura annie’yi bir türk komşusu olan deniz ailesine bırakır ve dönebilirsem bu gece dönemezsem en geç yarın sabah geleceğim der ve yola koyulur
    2 saat sonra- ottawa
    laura ottawa polis karakoluna vardığında eşinin ölüm haberini alacağından emindi... gözlerinden yaşlar süzülerek danışmaya ismini verdi ve bekleme salonuna oturdu
    polis: bayan thomson hoşgeldiniz. hemen konuya gireceğim... dün gece..
    laura: cesedi nerede?
    polis: (hafif bir sırıtmayla) sanıyorum yanlış bir anlaşılma var eşiniz ölmedi
    laura: ölmedi mi? nerde ne oldu peki?
    polis: bunu zamanla öğreneceksiniz
    laura: zamanla mı?
    o sırada odaya 2 tane güvenlik görevlisi gelir ve laura’yı yaka paça kelepçeleyip bir hücreye atar
     
  4. XxBadyxX
    Offline

    XxBadyxX Yeni Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    130
    Beğenileri:
    320
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Evden
    :D Yine bişey anlamadım ya.. roman mı bu nedir illuminatiyle alakası ne
     
  5. hellbeat35
    Offline

    hellbeat35 Üye

    Katılım:
    16 Ocak 2012
    Mesajlar:
    153
    Beğenileri:
    104
    Ödül Puanları:
    0
    aynen tamamını aynı anda yayınla bence incideki heyecan bu öykü için uygun deil bi kere erotik değil :D
     
  6. qokhaninci
    Offline

    qokhaninci Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mart 2012
    Mesajlar:
    314
    Beğenileri:
    104
    Ödül Puanları:
    0
    part 3

    saat 1600 - deniz ailesinin evi

    annie ve deniz ailesinin kızı robyn oyuncaklarla oynamaktadır. o sırada robyn’nin babası murat eşi linda ile çocukların oyuna daldığından emin olduktan sonra kapıyı kapatırlar ve aralarında şu diyalog geçer

    murad: beklenen gün geldi bunu artık ikimizde biliyoruz. annie’ye çok iyi bakmamız gerekiyor
    linda: murat bak, bundan tam olarak emin değilim. bence bir an önce tüm bunlardan uzaklaşıp başka bir yere taşınmalıyız
    murat: anlamıyor musun, artık çok geç
    linda: hayır, bak ailenin yanına istanbul’a gideriz. izimizi bir süre sonra da tamamen kaybettirebiliriz
    murat: (acı bir tebessüm eder) izimizi kaybettirmek isteyen kim? ben olacaklar hakkında sorumluluğu üzerime alıyorum. inan bana her şey o kadar güzel olacak ki…
    (linda kapıyı aralar ve çocukların oyun oynadıklarından emin olmak için onlara doğru bakar)
    saat 1630 – ottawa polis karakolu
    (laura pis bir hücrenin içine atılmış ve üzerine kapı kilitlenmiştir. hücrenin içerisindeki bir monitör dikkatini çeker ve tuşuna basarak çalıştırır)
    ekran açıldığında eşini bir yatağa eli kolu bağlı bir şekilde başka bir hücrede tutulduğunu görür
    edit: badyxx :D bekle yaw ne sabırsızsın çok güzel ve meraklandırıcı bir şey ilerki partları okudukça anlıyacaksın

    hellbeat35 çok uzun ya aynı anda olmaz hem kendime hakaret olarak algıladım inci sözlük tek erotizm mi okur yazar çok yanlış biliyorsunuz çokk .
     
  7. XxBadyxX
    Offline

    XxBadyxX Yeni Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    130
    Beğenileri:
    320
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Evden
    tahmin ediyorum.. düşünüyorumda bişey çıkartamıyorum ya :D hadi
     
  8. qokhaninci
    Offline

    qokhaninci Yeni Üye

    Katılım:
    23 Mart 2012
    Mesajlar:
    314
    Beğenileri:
    104
    Ödül Puanları:
    0
    part 4

    saat 16 45 - deniz ailesinin evi
    murat’ın telefonu çalar
    -annie’yi hemen alberta’daki st. mary's hastanesine getirmen gerekiyor. orada genel cerrahiden doktor dean single ile görüşeceksin ve annie’yi hemen ameliyata alacaklar
    murat: robyn ne olacak?
    -robyn için daha vakit var. sen sadece sana söyleneni yap
    murat: emredersiniz efendim( part 5 kayı p malesef )
    part 6

    16:55 ottawa polis karakolu
    laura şok olmuş bir biçimde eşine siyah beyaz ekrandan bakar ve onun bir şeyler mırıldandığını fark eder.

    brian: bu ayin son bulmalı, yılanlar üzerimize geliyor, destansı bir yaşam, şeytanın oyunundan beni kurtar
    (brian aniden agresifleşir ve duvara defalarca kafasını vurmaya başlar)
    brian: (sesini daha fazla yükselterek) yılanlar üzerimize geliyor, destansı bir yaşam, şeytanın oyunundan beni kurtar. yılanlar üzerimize geliyor, yağmur adam üzerime yılanlarını salıyor, şeytanın oyunundan beni kurtar
    (sesleri duyan görevliler hücreye gelir ve brian’a bir iğne yaparak onu etkisiz hale getirir)
    laura: (dehşete düşmüş bir şekilde) neler oluyor burada!
    part 7

    st mary’s hospital – alberta
    murat: dean single ile randevum vardı
    görevli: lütfen bekleyin, hemen haber veriyorum
    (dean 60lı yaşlarda beyaz saçlı çok karizmatik bir doktordur. )
    dean single: murat?
    murat: evet, benim nasılsınız?
    dean single: muratın bu sorusuna cevap vermeden, kaybedecek vaktimiz yok hemen ameliyata alacağız
    murat: benim yapabileceğim bir şey var mı?
    dean single: evine dön
    part 8

    brian’ın kaçırılmasından 2 gün önce – brian’ın evi – flashback
    laura: tatlım ben annie ile birlikte okula gidiyorum, görüşürüz
    brian: tamam, hayatım
    telefon çalar
    brian: alo?
    -bay thomson?
    brian: evet, benim
    -bay thomson merhaba, ben dtc inc’den william, sizinle bir konu hakkında görüşmemiz gerekiyor
    brian: konu neydi acaba?
    -ancak ofisimize geldiğinizde bunu sizinle paylaşabilirim ama bana güvenebilirsiniz
    brian: şey, bakın bu aralar çok yoğunum
    -bakın, bay thomson siz isteseniz de istemeseniz de bu görüşme gerçekleşecek
    brian: bu saçmalık, henüz ne hakkında konuşacağımızı bile bilmiyorum, lütfen bir daha aramayın
    (brian william’ın bu tehditkar tarzı karşısında biraz korkmuş ve telefonu kapamıştır)
    telefon tekrar çalar
    brian: alo?
    -kapıyı açın bay thomson
    kapı çalar.
    (brian iyiden iyiye korkmuştur)
    eline bir sopa alır ve kapıya doğru yönelir…

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 17:07 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 16:57 ----------

    part 9

    19 aralık 2012 – günümüz

    bir stadyumun içinde yaklaşık 100bin kişiyi görürüz, hepsi sahne alacak şarkıcıyı çığlıklar atarak beklemektedir.
    sahnedeki dev billboardtan şarkıcının adı eşliğinde klibi dönmeye başlar ve annie sahneye çıkar


    part 10

    konser sonrası

    muhabir: annie, annie! kliplerinde mason örgütü olarak bilinen illuminatinin simgelerinin olduğu söyleniyor. bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

    annie: teşekkür ederim yorum yok

    muhabir: ayrıca şarkılarını tersten oynatınca başka sözler de duyuluyor. senin için şeytanın hizmetkarı diyebilir miyiz?

    annie: teşekkürler...

    muhabir: hey bu rihanna! çek hemen hemen! rihannayı çek

    annie: (içinden) bu sürtüğü bir gün geberticem



    part 11

    konser sonrası annie'nin evi

    annie: (biraz gergin) william artık bu saçmalıktan kurtulmak istiyorum. iş ciddi boyutlara gelecek. sonum eğer michael gibi olacaksa ben yokum

    william: anny saçmalama, o ideallere aykırı geldiği için öldürüldü, senin böyle bir düşüncen yok!

    annie: bilmiyorum william, gerçekten bilmiyorum. önümüzdeki konser sonrasında sanırım ben bazı açıklamalar yapacağım, bunu gerçekten çok düşündüm

    william: bana bak huur, eğer böyle birşey yaparsan seni yerle bir ederler, sonun michaelden de kötü olur! o yüzden sus ve işini yapmaya devam et. ben yönetmenle konuşacağım bundan sonraki klipler normale dönecek. ortalık biraz yatışana kadar en azından...

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 17:14 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 17:07 ----------

    part 12

    annie: tamam ama o robyn kaltağını mı yoksa beni mi bu işin başına getirecekler, bu belirsizlikten bıktım artık
    william: rihanna'dan mı bahsediyorsun?
    annie: evet!
    william: hahaha robyn sadece bir maşa... sen işini yapmaya devam et

    olayda geçen kişi ve kurumlar gerçektir. silinmeden okuyun




    artık herşey daha netleşecek bu bölümde...

    part 13

    7 aralık 2011 - haarp

    yetkili: tüm dünyada büyük bir karmaşa yaratacaksınız ve hiçkimse bunu kimin yaptığını anlamayacak öyle mi?
    şef: kesinlikle öyle, sen merak etme ve proje üzerinde çalış
    yetkili: bakın bu saçmalığı bilmeyen kalmadı, websitesinde bile ilanen bunu yayınlıyorsunuz
    şef: 2 gün önce sayacı durdurduk. sen işine bak
    yetkili: peki, sen bilirsin o zaman butona basma zamanı geldi



    part 14

    william: tüm dünyada üzerindeki üye listesini istiyorum. derhal!
    görevli: emredersiniz efendim

    liste gelir ve şu isimler kısa bir süreliğine göze çarpar

    1154-robyn r. fenty
    1155-james brown
    1156-cameroon fieldrow
    1157-annie thomson
    1158-marshall mathers
    1159-joseph jackson (gone)

    william: 1154 numaranın işini bitirin



    part 15

    mezarlık

    nerede olduğu belli olmayan bir mezarlıkta annie'yi görürüz. michael jackson'ın mezarının başına çökmüş ve dua etmektedir.

    annie: sana defalarca söyledim joseph... defalarca söyledim... tanrı yanında olsun... amen..

    annie duasını ettikten sonra ayağa kalkar ve arabasına binmek üzere mezarlıktan uzaklaşır.
    annie'nin ardında bir adam onu takip etmeye başlar, tam arabasına binecekken yanına gelir ve...

    adam: annie bir imzanı alabilir miyim?
    annie: lütfen şuan iyi değilim
    adam: "sakın konser sonrası bir apttallık yapayım deme" der ve oradan uzaklaşır...
    annie: hey, dur ne diyorsun

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 17:57 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 17:14 ----------

    part 16

    flashback - st mary’s hospital – alberta

    dean single: ameliyathane hazır mı?
    asistan: hazır efendim
    dean single: tamam, annie'yi ses tellerinden ameliyat edeceğiz. çok başarılı bir operasyon olması gerekiyor, yoksa işimiz biter
    asistan: efendim?
    dean single: söyle
    asistan: efendim şuan ameliyathane dolu
    dean single: neden?
    asistan: çünkü... çünkü hastanenin sahibiyle birlikte bir adam geldi ve robyn'in ameliyata alınması gerektiğini söyledi. şuan içerde robyn var...



    part 17

    7 aralık 2011- haarp

    tracy: (içeri hışımla girer) durun, durun!
    kate: ne, ne oldu?
    tracy: progresyonu durdurun
    kate: neden?
    dane: neden, ne oldu?
    tracy: onun yanından geliyorum...
    kate: tanrı aşkına tracy kimin yanından geliyorsun?
    tracy: (herkesi gözüyle süzer ve) "james weishaupt" der...



    part 18

    flashback - st mary’s hospital – alberta

    dean single: lanet olsun! william ile böyle konuşmamıştık
    asistan: sanırım plan değişmiş doktor

    o sırada yan odadan bir babanın konuşmaları duyulur.

    jeremy: oğlum oldu bir oğlum oldu!
    anne: ismi drew olsun jeremy...
    jeremy: hayır justin olacak...
    anne: justin drew olsun
    jeremy: anlaştık... justin drew güzel isim...

    doktor: bay bieber, artık bebek ile anneyi biraz yalnız bırakmamız gerekiyor
    jeremy: tamam, tamam doktor... sizi seviyorum!



    part 19

    bir otel odası - günümüz -

    yüzü görünmeyen iki kişi konuşmaktadır. ortam gayet şıktır ve lüks bir otel odası olduğu anlaşılır.

    siyah ceketli: ne demiş üstat, frekans yüksek olduğu müddetçe yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, herhangi bir yaralanmaya neden olmadan salınırlar. ama bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. bizim de yapacağımız aşağı yukarı böyle birşey

    gri ceketli: efendim, ne demek istediğinizi tam olarak anlıyorum ama böyle birşey bizim halkımız tarafından anlaşılırsa gerçek bir galeyan yaşanır

    siyah ceketli: sizin halkınız mı? sizin halkınız basit birer sümüklü böcek ordusu, hiç kimse birşey anlamayacak. anlayan olursa da ekibimize dahil edilir sen merak etme

    gri ceketli: elbette efendim ama sanırım bir problemimiz var

    siyah ceketli: nedir?

    gri ceketli: medyamız ve sosyal ağlar bu konuyla çok ama çok yakından ilgilenmeye başladılar

    siyah ceketli: yani?

    gri ceketli: yani üzülerek sizi olacaklar hakkında uyarmam gerekiyor. bunu yapmamalıyız

    siyah ceketli: ne cüretle bana bunu diyebilirsin!

    gri ceketli: yo, yo bu bir tehdit değil ama halkım kızdığı zaman neler yapabiliyor bunu tarih boyunca gördük ve sanırım siz de çok iyi biliyorsunuz efendim.

    siyah ceketli: derhal odadan çık (üzerine basarak) bay davutoğlu...

    Mesajınız otomatık olarak birleştirilmiştir---------- mesajın eklendiği saat 18:21 ---------- ilk mesajın gönderildiği saat 17:57 ----------

    part 20 - 11 eylül saygıısı sonrası basın toplantısı

    bush: bugün ülkemiz terörist bir saygııya uğramıştır ve ikiz kulelerimiz bu saygııdan dolayı yıkılmış ve birçok masum vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. sorumluları derhal tespit edip bu insanlık dışı saygıının hesabını soracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın

    gazeteci: sayın başkan saygııyı kimin düzenlediği hakkında bir bilgi var mı?

    bush: henüz net olmamakla beraber aşırı islamcı örgütlerden birinin düzenlediğini düşünüyoruz. şimdilik bu kadar

    11 eylül - bush bir odada telefonla konuşmaktadır.

    bush: gerizekalı herifler! senkronizeyi iyi beceremediler. umarım uçakların hologram olduğunu birileri anlamaz. yoksa hepiniz bunun bedelini ağır ödersiniz der ve ekler... ayrıca o william denen pisliği 2 saat içinde yanımda istiyorum!


    part 21

    9 aralık 2011 - haarp

    yetkili: lanet olsun işler taka sardı james
    james: birşey olduğu yok, (dev bir makineyi göstererek) bu oyuncak sayesinde herşey yoluna girecek merak etme
    yetkili: (şaşkın gözlerle) lanet olsun james bu da neyin nesi böyle
    james: yüce hırvat'ın bize bir armağanı...



    2 mart 1902 - zagreb

    polis: ne olduğunu anlat hemen
    adam: önce bir adam inşaata girdi, biz de arkadaşlarla beraber demir taşıyorduk
    polis: sonra?
    adam: adamı farkettikten sonra gizlice izlemeye başladık, garip bir tavrı vardı
    polis: kaç yaşlarındaydı?
    adam: 40-45 yaşlarında bıyıklı zayıf biriydi, elinde kitap büyüklüğünde birşey vardı
    polis: sonra?
    adam: sonra o kitap büyüklüğündeki şeyi binanın kolonlarından birine çaktı. biz de merakla ne yapacağını izlemeye başladık
    polis: neden yanına gitmediniz?
    adam: çünkü hemen arkasında onu gözetleyen (kollayan) 2 tane siyah ceketli adam gördük. korkmuştuk yanına yaklaşamadık, gitmelerini bekledik
    polis: peki sonra ne oldu?
    adam: aleti duvara çaktıktan sonra hızla oradan uzaklaştı. biz de arkalarından hemen kolona doğru yaklaşık, aleti incelemeye başladık
    polis: ve?
    adam: ve o sırada deprem oldu, çok şiddetli bir deprem... hemn dışarı çıktık ve bina dakiklar içerisinde yerle bir oldu
    polis: olan şeyin bir deprem olmadığını ne zaman fark ettiniz?
    adam: çevreden bir sürü kişi toplandı, onlara depremi hissettiniz mi diye sorduğumda hepsinden aynı yanıtı aldım. deprem olmadı...



    part 23

    11 eylül saygıısı sonrası

    adam: efendim başkan sizi 2 saat içerisinde odasında istiyor
    william: neden?
    adam: sanırım senkronizede hata olduğunu söylüyor. uçakların hologram olduğu anlaşılmış
    william: saçmalık bu. hem fahişelerle uğraş hem bunla uğraş. babam bu halde olduğumu görseydi beni lanetlerdi eminim
    adam: efendim.. acele etseniz iyi olru
    william: tamam tamam çıkıyorum, helikopteri hazırlayın
    adam: emredersiniz


    part 24

    bilinmeyen yer

    x: bugün burada toplanmamızın bir amacı olduğunu herkes biliyor değil mi?
    m.mathers: (ani bir çıkışla) sizin lanet olası pisliğiniz için toplandık
    x: bay mathers lütfen sakin olun aksi takdirde sizi dışarı çıkarmak zorunda kalabilirim
    m.mathers: benim ufaklığı dışarı çıkarmaya ne dersin patron?
    x: bay mathers lütfen dışarı çıkın
    m.mathers (bu laftan sonra sinirle masaya elini vurur ve dışarı çıkar) bu sırada "x" telefonla birini arar ve kısık sesle

    x: 1158'i defterden silin
    adam: emredersiniz efendim

    2 ay sonra
    paul rosenberg: marshall üzgünüm sözleşmemizi iptal etmemiz gerekiyor, kendine yeni bir menajer ve yapımcı bulacaksın
    m.mathers: sen de mi lanet olası pisliğe bulaştın? bunu onlar istiyor değil mi paul?
    paul rosenberg: (sessizliğini korur)
    m.mathers: bu lanet olası pislik için herkesi uyarıcam, sonumun joseph'e benzeme pahasına olsa bile...
     

Sayfayı Paylaş