Hücre içi kolesterol (steroid) hakkında

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve Coyote tarafından 1 Ekim 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 4 üye.
  1. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    Hücre içi kolesterolünüz eksik olabilirmi?



    Hücre içi kolesterolde eksiklik



    Birçok kişi kan kolesterolüm yüksek diye kaygılanıyor. Halbuki bu insanların kan kolesterollerinin yüksek olmasının nedeni hücrelerinin içinde bulunan ve birçok hormon, koenzim Q10, D vitamini ve safra asiti gibi hayati maddelerin yapımında kullanılan ve ayrıca hücrenin önemli bir yapıtaşı olan kolesterolün eksik olmasıdır! Evet yanlış duymadınız kolesterol denizi içinde yüzerken kolesterol eksikliği çekiyorsunuz. Bu sayımızın konusu hücre içi kolesterol eksikliği. Konu yazarı uzman biyolog Mevlut Durmuş bakın ne diyor. ‘Görülmeyen paradoks şudur: Hücre içi kolesterol eksikliği her zaman vardı. Fakat insanlar kolesterolü hücre içinde eksiklik olarak değil, kanda yüksek kolesterol olarak görüyordu…
    Yazının ikinci bölümünde editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın ‘Taş Devri Diyeti’ kitabındaki ‘Kolesterol ve Kalp Hastalığı’ yazısını da okuma imkanınız olacak.


    Hücre İçi Kolesterol (Steroid) Eksikliğini Kavramak
    Bazıları, kolesterol konusunda akıl oyunları (1) davetimizi hiç sevmediler, çünkü kolesterol konusunda insanlarda kafa karışıklığının bitmesini değil, tam tersine devam etmesini istiyorlar. Çok farklı iki kavramı, yani hücre içi kolesterol (steroid) düzeyi ve kan kolesterol düzeyi kavramlarını özellikle de birbirinden ayırmak istemiyorlar.
    Çünkü bu kavramlar birbirinden ayrıldığı zaman, ilaç kullanma (statin: kolesterol yapımını azaltan ilaç) saçmalığının biteceğini (2), insanların hücre içinde ‘steroid hormonların azaldığı’ gerçeği göreceğini onlar da çok ama çok iyi biliyorlar. Böyle bir durum anlaşılırsa, insanlara ilaç kullanmaları için (statin) baskı yapmanız da imkansız hale geliyor!
    İşte bu nedenle, hücre içi kolesterol (steroid) eksikliği ve kandaki yüksek kolesterolü birbirine sürekli (ve özellikle) karıştırıyorlar. (3) Birbirine bağımlı fakat birbirinden çok farklı iki düzlemi birbirine karıştırarak araştırma yapmanın son derece mantıksız bir yaklaşım olduğunu, çok üzücü olsa da, görmüyor veya göremiyorlar!
    Modern tıbbın en büyük yanılgısı sadece kandaki kolesterol yüksekliğini dikkate alması fakat aynı anda (kanda kolesterol yükseldiği anda) zorunlu olarak ortaya çıkan hücresel kolesterol (steroid) açığını görmüyor veya görmek istemiyor olmasıdır.
    Çözülmesi ve anlaşılması gereken paradoks şudur: Kanda kolesterolünüz yükselirse, hücre içinde kolesterol ve kolesterolden yapılmak zorunda olan bütün steroidler (D vitamin, östrojen, testosteron vs) azalır! Hücre içinde, kolesterol sentezi sırasında ortaya çıkan bir çok metabolizma ürünü de (Koenzim Q10 vs), hücre içi kolesterol sentezinin azlığı nedeniyle düşük kalır.
    Yaşlanma olgusu da, büyük oranda hücre içi steroid eksikliğine bağlıdır.
    Bu çok açık ve görünen bir durumdur.
    Elbette, kandaki kolesterol yüksekliği ve hücre içinde steroid (kolesterol) eksikliği çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir!
    Birinci yol genlerle ilişkili (4) olabilir; hücre içinde üretilen ve partiküllerle (LDL, VLDL) kanda dolaşıma verilen kolesterolün bir kısmı tekrar (LDL-reseptörleri aracılığı ile karaciğer hücrelerine) geri dönemiyor olması nedeniyle hücre içinde steroid (kolesterol) açığı oluşur! Kolesterol taşıyan partiküller reseptörler aracılığı ile karaciğere geri dönemezse hücre içi kolesterol miktarı eksik kalır. Böyle bir durumda hücre içi kolesterol ve steroid açığı geri dönüşümsüz bir şekilde sürekli çoğalacak ve tek parametrede kolesterol sürekli yüksek çıkacak, hücre içinde kolesterol üreten genler ve enzimler sürekli çalışmak zorunda kalacaktır. Karaciğere geri dönemeyen partiküller nedeniyle kandaki kolesterolün yüksek olduğunu, genetik kolesterol yükseklikleri (5) zaten doğrudan gösteriyor, biraz düşünmek yeterli dahi olmaya gerek yok!
    İkinci yol, kolesterol moleküllerini taşıyacak partikül oluşumları sırasında, partiküllerin yeterince lipit ve kolesterol içeriğine sahip olmaması nedeniyle ortaya çıkar. Hücre içinde yeteri kadar kolesterol oluşamıyorsa, kana verilmesi gereken partiküller (VLDL) kalitesiz olacak ve çok kısa bir zamanda içeriklerini kaybedecek (küçük LDL, oksitlenmiş, paslanmış LDL) ve farklılaşan içeriğinden dolayı yine hücre içine (LDL-reseptörleri aracılığı ile) dönemeyecek ve kanda birikecek, kanda (göreceli olarak) kolesterol düzeyi yüksek çıkacaktır.
    Yukarda anlattığımız her iki durumda da, kanda partikül birikimi nedeniyle oluşan kolesterol yüksekliğine rağmen, hücre içinde kolesterol ve steroidler yetersiz kalacaktır: Olay bu kadar basittir!...
    Günümüz çoğu uzmanına bu konuyu, önyargılarından dolayı anlatamasanız bile, hücre içi kolesterol (ve steroid) eksikliğini, önyargısı olmayan bir ilköğretim öğrencisine rahat anlatabilirsiniz!
    Öncelikle hücre içi kolesterol miktarı ve kan kolesterol düzeyinin birbirinden farklı olduğunu, hücre içi kolesterol yapım hızının, hücre içi kolesterol (ve steroid) miktarına bağımlı kavradıktan sonra, konuyu anlamak çok ama çok basittir.
    Her şeyden önce, bize göre Nobel de alsalar; hücre içi kolesterol üretimi ve kan kolesterol yüksekliği arasında (kolesterol üreten enzimler yoluyla) kurulan bütün bilimsel yayınlar saçmalıktan öteye geçemez. (Üzgünüm ama öyle!) Hücre içi kolesterol yapımıyla, kan kolesterol düzeyi arasında birçok bilim adamının görmediği, görmekten kaçtığı olgu çok açıktır: Hücre içi kolesterol (ve steroid) konsantrasyonu yeterli düzeyde olmadığı sürece, steroid (ve kolesterol) üreten enzimler ve genler mutlaka çalışmak zorundadır, hücre içinde yeterli kolesterol ve steroid varsa bu enzim ve genler zaten çalışmazlar. İşte bu nedenle kolesterol (ve steroid) sentezleyen çeşitli enzim aktivasyonlarındaki artışla kandaki kolesterol yüksekliği arasında bağlantı kurmaya çalışmak, bilimin kolesterol konusunda geldiği saçma sapan ‘mantık’ seviyesini görmek açısından oldukça düşündürücüdür.(6)
    Bir kez daha hatırlatmakta yarar var: Hücre içinde kolesterol yapan enzimlerin çalışmasını durdurmasının tek bir şartı vardır: Hücre içindeki kolesterol miktarının yeterli düzeye ulaşması. Hücre içinde yeterli miktarda kolesterol (steroid) olduğu zaman, hücre içinde kolesterol üreten enzimlerin çalışması zaten mümkün değildir, kolesterol üreten genler ve enzimler çalışmasını hemen durdururlar. Bunu aklı başında her bilim adamı çok rahat anlayabilir.
    Hala hiç utanıp sıkılmadan: “Yaşlandıkça koenzim Q10 miktarı, östrojen, testosteron, D vitamini azalıyor, hastalıkların gelişimi hızlanıyor” nutukları atarken, hastalarına sözde iyilik olsun diye kolesterol düşürücü (statin) veren uzmanların görmediği, göremediği gerçek budur (7). Yaşlandıkça hücre içinde kolesterol de dahil bütün steroidlerimiz azalma aslında biliniyor, fakat buna rağmen hücre içindeki kolesterol ve steroid yapımı (statinlerle) durduruluyorsa, bu işte bir çıkar ve vahşi kapitalizm olduğu kesindir, biyolog olarak bir köşede oturup bekleyemem…
    Hücre içi kolesterol (steroid) eksikliği, kanda kullanılmayan partiküller (oksitlenmiş, paslanmış, küçük LDL) ve biriken partiküller nedeniyle ortaya çıkıyor ise, bu aynı zamanda kanda (göreceli) kolesterol yüksekliği demektir. Kandaki göreceli kolesterol yüksekliği hücresel üretim yoluyla ortaya çıkamaz, mutlaka partikül birikimleri (oksitlenmiş, paslanmış, küçük LDL) nedeniyle yüksek kolesterol ortaya çıkmak zorundadır!
    Keşke bilim adamlarımız, biraz bilim felsefesi, biraz mantık okusalardı, belki bir noktada anlaşabilirdik! Fakat mantığı, matematiği ve bilim felsefesini reddeden insanlarla anlaşabilmek inanın çok zor!
    Kandaki kolesterol yüksekliğinin farklı bir adı daha vardır, fakat size söylemeye cesaret edemezler!
    Kandaki kolesterol yüksekliğin mutlak sizi öldüreceği uydurma olabilir. (8)
    Fakat, hücresel kolesterol (steroid) eksikliğinin bizleri yavaş yavaş yok ettiği kesindir!...
    Mevlüt Durmuş, Uzman Biyolog
    http://www.kolesterolmasallar.blogspot.com/


    KOLESTEROL, KALP-DAMAR HASTALIKLARI
    (Taş devri diyeti kitabından -Hayy Kitap- alınmıştır)


    Çok merak edilen başka bir konuyu sorayım. Bir insanın kolesterolünün yüksek olması kalp hastalığına neden oluyor mu?

    Çeşitli ülkelerde, çeşitli hastalıklarda ve çeşitli etnik gruplarda yapılan çok sayıda araştırmaların birçoğunda kan kolesterol düzeyleri ile koroner kalp hastalığı arasında ya da ölüm sıklığı arasında bir ilişki bulunamamış. Yani bu araştırmalara göre kolesterolü yüksek olan kişilerdeki koroner kalp hastalığına yakalanma ve ölüm sıklığı kolesterolü normal olan kişilerdekinden daha yüksek değilmiş.
    Bu çalışmaların bazılarında ise kan kolesterol düzeyleri yüksek olanlarda koroner kalp hastalığına yakalanma sıklığının azaldığı, hatta kan kolesterol düzeyleri yüksek olanlarda yaşam süresinin daha uzun olduğu saptanmış.(1)
    Yüksek kolesterollü yiyeceklerle beslenmek kalp hastalığına yol açmıyorsa gerçek neden nedir?

    Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölüm oranı, tüm ölümler içinde yüzde 43 oranıyla ilk sıradadır. Dünyada her yıl yaklaşık 17 milyon, ülkemizde ise 130 bin kişi koroner kalp hastalıklarından ölmektedir. Onca düşük yağlı diyetlere ve kolesterol haplarına rağmen ölümler artıyorsa “acaba birileri bizi kandırıyor mu?” diye aklınıza gelmiyor mu? Bu kadar ölümü azaltmanın yolu gerçek neden(ler)i ortaya koyup, onlardan uzaklaşmakla mümkün.
    Bizim gibi düşünen hekimler ve bilim adamlarına göre aterosklerotik kardiyovasküler hastalıklar “kolesterol depo hastalığı” olarak değil “düşük yoğunluklu sistemik enflamatuvar hastalık” olarak kabul edilmekte.(2)
    Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar Il-6 ve tümör nekroze edici faktör-alfa adı verilen iltihap yapıcı maddelerin ateroskleroz sürecini hızlandırdığını göstermekte. Omega-3 yağ asitleri gibi gıda maddeleri ise, antienflamatuvar (iltihap önleyici) etkileri ile koroner kalp hastalığı gelişimini yavaşlatabiliyor. Rafine edilmiş gıdalardan uzak durarak ve bunların yerine doğal gıdaları yiyerek kronik iltihap rizikosu azaltılabilir.
    Kalp krizi geçiren insanların yaklaşık yarısının kolesterolü yüksek değilmiş. Bu doğru mu?

    Yıllardır “kolesterol yüksekliğinin kalp krizi yaptığı" iddiası ile insanları kandıranlar, uzun zamandır bizlerin söylediği, fakat nedense tıbbi mafya tarafından yok sayılan gerçeği ağızlarından kaçırdılar. Evet, geçenlerde ünlü tıp dergisi New England Journal of Medicine’de yayınlanan ilaç firmasının desteklediği bir araştırmada “Kalp krizi geçiren insanların yaklaşık yarısının kolesterolü yüksek değil, tam tersine kolesterolleri son derece normal” olduğu kabul ediliyor.(3)
    Yani anlayacağınız kolesterolü yüksek olan da, olmayan da koroner kalp hastalığı geçiriyor! Yıllardır nasıl kandırıldığınızı anladınız mı? Ama utanmaz kolesterol lobisi bu gerçekten hareketle “kolesterol düşürücü ilaçları (statinleri) artık kullanmayın” diyeceklerine normal kolesterolü olanlar da bu ilaçları kullansın istiyorlar. Çünkü bu zararlı ilaçların faydalı bir yanı da var; iltihabı azaltıyorlar. Tıbbi mafya tamamen duygusal (!) nedenlerle pahalı ve birçok yan etkisi olan bu ilaçların yerine, ucuz ve yan etkisiz iltihap azaltıcıları (balıkyağı, D vitamini, baharatlar, otlar, vb.) hiç önermiyor. Evet, bunlar hem ahlaksız, hem vicdansız. Daha fazla kazanmak için bilimi de tahrif etmekten çekinmeyerek her şeyi göze alabiliyorlar.
    Kolesterol düşürücü ilaçların (statinlerin) ne gibi yan etkileri var?

    Biliyorsunuz 2001 yılında ünlü Bayer firması Baycol isimli statini ölümlere sebep olduğu için piyasadan çekti.(4) Ama ilaç sektörü aynı mekanizmaya sahip başka formüller buldu, ilacın dozunu da düşürdü. Yeni nesil statinler şimdi artık daha az öldürüyor, ama yine de süründürmeye devam ediyor.
    Başlıca yan etkileri ise şöyle: Karaciğer fonksiyon bozukluğu, kas ağrısı, kas zayıflığı, unutkanlık, depresyon, konsantrasyon zorluğu, periferik nöropati (çevresel sinir bozukluğu), katarakt, ereksiyon bozukluğu. Evet cinsiyet hormonlarınız da kolesterolden yapılıyor. İster kadın olun ister erkek cinsiyetinizi belirleyen hormonunuzun bir ilaç yüzünden azalmasını kabul edebilir misiniz? Hem de karşılığında hiçbir yararı olmamasına rağmen. Peki, kaç hekim hastasını yan etkiler bakımından uyarıyor dersiniz? Nerdeyse hiçbiri. Çünkü bu ilaç sizde empotans (iktidarsızlık) yapabilir derse, kalp kasınızı tahrip edebilir derse kaç kişi kullanır o ilacı?
    Peki, kalp hastalarının bir bölümünde kolesterol niye yüksek?

    Kolesterol düzeyinin yükselmesinin nedeni LDL kolesterolün, küçülmesi nedeni ile hücre içine girememesi. Bu durumda hücre içi kolesterole aç. Ve bu elzem maddenin daha fazla yapılması için karaciğer uyarılıyor; fazla kolesterol yapılıyor. Yeterli doymuş yağ ve kolesterol alınmazsa LDL’ler küçük kalıyor. Çare diyette yeteri kadar yağ almak ve LDL moleküllerini büyütmek.(5) Aksi halde kolesterol paradoksal olarak yükselecek. Zavallı hücre ise LDL denizinde yüzmesine rağmen LDL açlığı çekiyor. Bu nedenle erkeklik hormonu, kadınlık hormonu, safra asitleri, kortizol, D vitamini yeteri kadar sentezlenemiyor.
    Tabii bu arada normal kolesterol düzeyine sahip olanlarda da LDL’nin küçük olabileceğini unutmayın.
    Küçük LDL’nin akibeti nedir? Kendinden çok şey beklenen ama hücre içine giremeyen LDL’ye ne olur? Oksitlenir, yani paslanır. Kanınızda bulunan yutar hücreler bu işe yaramaz maddeyi yutar (fagositoz). Bu arada burada kalsiyum ve diğer yağlar da (doymuş, çoklu doymamış, tekli doymamış) birikir. Yağlı bir tabaka şeklinde olan bu oluşum yıllar içinde kalınlaşarak damar boşluğunu daraltır ya da tıkar. Daha sonra da enfarktüs ya da felç geçirirsiniz.
    Yüksek kolesterollü yiyeceklerle beslenmek kalp hastalığına yol açmadığına göre 20. yüzyılın en büyük yalanı niçin sürdürülüyor?

    Önce şu soruyu soralım. Mevcut durumdan kimler yararlanmaktadır?
    İlaç sanayii, margarin ve sıvı yağ sanayii, düşük yağlı diyet sanayii, kalp ile uğraşan özel hastaneler ve buralara malzeme ve alet satan firmalar. Bu piyasanın cirosu trilyonlarca dolar ile ifade edilmektedir. Rantın sürdürülebilmesi ancak yalanın sürdürülmesi ile mümkündür. Medya organlarının çoğu mevcut durumdan beslendiği (reklamlar ve diğer şekillerde) için bu gerçekleri yeterince yazmaz ve kolesterol yalanını sürdürürler.
    Kalp hastalığından korunmak için neler önerirsiniz? Nelere dikkat etmeliyiz?

    • Un ve şekerden mamül gıdaların tüketimi en aza indirilmeli.
    • Margarin ve sıvı yağlar (mısır, soya, ayçiçeği, fındık, kanola) kullanılmamalı.
    • Bunların yerine hayvani yağlar ve sızma zeytinyağı yenilmeli (dedelerinizin yaptığı gibi).
    • Günde 1-2 gr balık yağı ve 250- 1000 mL kefir tüketilmeli.
    • Et, fermente süt ürünleri (yoğurt gibi), yumurta, sebze, meyve ve kabuklu kuruyemiş yenilmeli.
    • Günde 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli.
    • Derin nefes alınmalı.
    • Günde en az 2 litre su içilmeli.
    • Kan D vitamini düzeyi 40-120ng/mL arasında tutulmalı.
    • Açlık kan insülin düzeyleri 5 ünitenin altında olmalı.
    • İltihabın göstergesi olan CRP 0.3mg/dL’nin altında tutulmalı.
    Tabii bu öneriler sizi sadece kalp hastalığından ve felçten değil diğer müzmin hastalıklardan da korur.
    KAYNAKLAR

    1. http://beslenmebulteni.com/bes/index.php?option=com_content&task=view&id=214&Itemid=172
    2. Ross R: Atherosclerosis — An Inflammatory Disease NEJM. 1999; 340:115-126
    3. Ridker PM, Danielson E, Fonseca FA et al . Rosuvastatin to Prevent Vascular Events in Men and Women with Elevated C-Reactive Protein. N Engl J Med 2008;359:2195-2207
    4. Washington Post August 9, 2001; Page A01
    5. Durmuş M., Kolesterol ve Akıl Oyunları, Hayykitap, 2009, İstanbul

    Bu faydalı makaleyi okuduktan sonra inanın bana kolesterol içeren ürünlere karşı duruşunuz değişecek. Ayrıca yağdan ve kolesterolden korkan bir çok arkadaşımız var.

    Kendilerini kötülük yaptıklarını söylemek istiyorum. Ayrıca silinmesse makale çok sevinirim bu hepimiz için faydalı bir konu.
     
    Son düzenleme: 1 Ekim 2010
    kaldıray ve ugurguven bunu beğendi.
  2. kaldıray
    Online

    kaldıray Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2009
    Mesajlar:
    300
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    fotoğraf
    Yer:
    marmaris
    Yumurta şartlarını yiyin ...... Yıllardır bu ekolün peşindeyim kolesterolün faydalarının yanısıra yumurta Sarısnın myostatin baskıladığı da araştırmalar arasında.
     
  3. kaldıray
    Online

    kaldıray Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2009
    Mesajlar:
    300
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    38
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    fotoğraf
    Yer:
    marmaris
    Sarılarıni demek istedim bu otomatik tamamlamadan çok çekiyorum
     
  4. berkay7743
    Online

    berkay7743 Üye

    Katılım:
    19 Mart 2012
    Mesajlar:
    987
    Beğenileri:
    596
    Ödül Puanları:
    103
    Cinsiyet:
    Bay
    steroid diğer anlamı kortizon değilmiydi
     
  5. octeniskrup
    Online

    octeniskrup Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2014
    Mesajlar:
    1.678
    Beğenileri:
    2.288
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Finansal analist - personal trainer
    Yer:
    Yurtdisi
    kortizon bobrek ustu bezlerince salgilanan bir hormon ismi, steroid ise tum sentetik hormonlara verilen isim.
     

Sayfayı Paylaş