gece ve hormonlar

Konusu 'Sağlık & Sakatlanma' forumundadır ve BOSNAK tarafından 17 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 3 üye.
  1. BOSNAK
    Offline

    BOSNAK Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2005
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ist-izmir
    Gece ve Hormonlar
    Dr. Arslan MAYDA

    Hayatımızın hiçbir anı birbirinin aynı ve yeknesak değildir. Her gün yaşadıklarımız kısmen birbirine benzerse de her bir anın kendine ait hususiyetleri vardır. Vücudumuzun çalışma sistemi de yaşadığımız hadiselerin tesirinde kalarak kendi ritminde bazı ayarlamalar yapabilecek kontrol mekanizmalarıyla donatılmıştır. Kısaca ifade edersek; hadiseler vücudumuzun çalışmasına tesir ettiği gibi, vücudumuzdaki mevcut kontrol sistemleri de fizyolojimize ve dolaylı olarak da ruhî hayatımıza tesir eder.
    Günün farklı saatlerinde vücud sıvılarının salgılanmalarında değişiklikler görülür. Oturma şekli, fizikî aktivite, yenilen besinler, gerilimler, sevinçler, aydınlık, karanlık, uyku gibi faktörler vücut sıvılarının salınmasını artırır veya azaltır.

    Meselâ serum demiri ölçümünde, saat 8.00 ile 14.00 arasındaki alınan kan numunelerinde % 50 farklılık görülmüştür. Vücudumuzdaki hormonlarda da benzer değişiklikler görülür.

    Son yapılan çalışmalar hepimizin bildiğinin aksine epifiz bezinin körelmiş bir organ olmadığını, hattâ hipofizin bile üzerinde bir pozisyonda olduğunu göstermektedir. Gece ile gündüz arasındaki uyku, uyanıklık, hafıza, manevî âlemlere açık olma gibi birçok halimizle alâkalı olan çok mühim hormonlar epifiz bezinden salgılanmaktadır. Epifizin salgıladığı en mühim hormon olarak melatonin bilinmekteyken, yeni bulunan pinolin ve NN dimetiltriptamin (DMT)’in de epifizden salgılandığı ve gece saat 23 civarında bu hormonların azamî derecede salgılandığı görülmüştür.

    Melatonin, günlük ve mevsimlik ışık değişmelerine göre uyku uyanıklık ritmini ayarlamakta vazifelenmiş bir hormondur. Epifiz bezinden salgılanır. Yapılan deneylerde vücuduna melatonin enjekte edilen kişilerin uykusunun geldiği tesbit edilmiştir. Geceleri bu hormonun artmasıyla uyuma isteği doğar ve artar, sabaha karşı hormonun salgısının durması uykunun hafiflemesine sebep olur. Küçük çocukların erişkinlerden daha fazla uyuması melatonin salgısının artmasıyla açıklanabilir.

    Pinolin ve DMT ise birer neurohormon olup insanın manevî âlemlere açık olmasını uyarmaktadır. Gece ibadeti için kalkan insanlarda bu iki hormon en üst seviyede gece salgılanmaktadır. Yapılan araştırmalar epifiz bezinin bebeklerde ve çocukluk çağlarında büyük olduğunu ergenlikten itibaren küçüldüğünü göstermektedir. Ancak gece ibadetini devam ettirenlerde epifizin aktivitesinin yüksek olduğu ve bu kişilerin kansere, unutkanlığa, bunamaya ve yaşlanmaya karşı daha dirençli olduklarını göstermiştir. Epifiz bezinin ışığa bağlı olarak yaptığı düzenlemeler hipofize tesir ederek vücut için gerekli olan diğer hormonları salgılamaktadır. Bu hormonlara kısaca göz atarsak;

    Prolaktin: Hipofiz bezi tarafından salgılanan prolaktin hormonu; meme bezi hücreleri tarafından bol miktarda yağ, laktoz, ve kazein sentez edilmesini temin eder, birkaç gün içinde de meme hücrelerinden bol miktarda süt salınmaya başlar. Bebeğin memeyi emdiği sırada çıkan uyarılar sinirler yoluyla omuriliğe iletilir, buradan çıkan bir yol ile hipotalamus harekete geçerek oksitosin ve vazopressin salgılanır. Bu iki hormon kana karışarak memeye ulaşır ve burada hücreler kasılır, hücrelerdeki süt kanallara iner böylece çocuk meme emdikten 30 sn sonra süt akmaya başlar. Bir meme emildiği zaman yalnızca onda değil diğerinde de süt salınımı başlar. Hattâ bebeğin ağlaması da annenin işitme kanallarını aynı mekanizmalar ile etkileyecek sütün salgılanmasına sebep olur. Prolaktin hormonunun salgılanması gece maksimum dereceye ulaşır.

    Testosteron: Erkek vücuduna ait karakteristik özellikleri meydana getiren bu hormon günün her saatinde salgılanmakla beraber gece vakti % 40 daha fazla salgılanır. Erkekteki sekonder cinsiyet karakterleri olarak isimlendirilen sakal çıkması, ses kalınlaşması, cildin kalınlaşmasına ve cilt renginin ton bakımından koyulaşmasına yol açar. Adelelerin gelişmesini, kemiğin büyümesini, azot ve kalsiyum tutulmasını sağlar. Basal metabolizmayı % 15 artırır. Basal metabolizma gece düşük olduğunda bile salgılanır ve alyuvarların sayısını % 20 artırır, vücutta sodyumu tuttuğu için sıvı artışına da sebep olur.

    Tiroid (uyaran hormon): Kanda tiroid hormonunun seviyesi düştüğü zaman ön hipofiz bezinden salgılanır. Basal metabolizmanın % 50 artmasına sebep olur. Tiroid uyarıcı hormon da gece 02.00 ila 04.00 saatleri arasında maksimum seviyeye ulaşır. Akşam 18.00–22.00 saatleri arasında ise minumum seviyededir. Bu iki saat arasında % 50 fark vardır. Özellikle soğuk iklimlerde ve kutup bölgelerinde yaşayanlarda salgı % 50 daha fazla artarak basal metabolizmayı da aynı oranda artırır.

    Büyüme Hormonu: Uykuya geçilir geçilmez kanda maksimum seviyeye ulaşır. Hipofiz ön lobundan salgılanır. Büyüme hormonunun tesir edeceği hususî bir organ yoktur. Bütün doku ve organlara genel bir tesiri vardır. Çocukluk çağında etki gösterdiği gibi hayat boyunca da fizyolojik fonksiyonlara tesir etmeye devam eder. Egzersizden, uzun süren açlıktan ve hipoglisemiden sonra büyüme hormonunun önemli miktarda arttığı da gösterilmiştir. Dolayısıyla çok fazla yemenin büyümeye müsbet bir tesiri olmadığı da anlaşılmaktadır Kortikotropin (ACTH): Öğleden sonra ve gece maksimum seviyeye ulaşır. Sabah erken saatlerde salgılanması azdır. Hipofizden aşırı ACTH salgılanması sonucunda cushing hastalığı oluşur. ACTH; böbrek üstü bezini uyararak üç dakikada hücrede cyclik AMP’yi uyarır ve adrenal hormonların yapımı için hücre içi reaksiyonları hızlandırır. Böbreküstü bezinden salgılanan diğer bir hormon olan kortizol de kan şekerini yükseltir, protein ve yağ metabolizmasına tesir eder, lizozomları stabilize eder. İdrardan sodyum ve potasyum günün ortasında en yüksek seviyede atılırken, kalsiyum ve magnezyum geceleri en yüksek miktarda atılır. Kandaki fosfor, geceleri % 30 artarken, idrardaki miktarı düşüktür. Yine geceleri idrar hacmi ve kreatinin konsantrasyonu düşüktür. Gece ile gündüz arasındaki bu farklılıkların hiç birinin başıboş ve tesadüfî olmadığını son çalışmalarla anlamaktayız. Bilhassa körelmiş bir organ gibi görülen epifizin, gece gündüz ve uyku ile ilgili bioritimleri ayarlamasının yanında; manevî âlemlere açılma ile ilgili olan ve gece en üst seviyede salgılanan pinolin ve DMT gibi yeni maddelerin bulunuşu, çok enteresan bir durum arzetmektedir. Kanser, yaşlanma, sıkıntı ve bunama gibi durumlara karşı koruyucu olan bu maddelerin salınımı ve gece ibadeti arasındaki münasebetin daha detaylı araştırılması bilim adamlarını bekleyen mühim bir çalışma konusudur.




    arkadaşlar çalışmaya başladığım iş yerinde uzun bir süre belkide sürekli gece vardiyasında çalışacam ilk defa gece çalışıyorum bu araştırmayı kendim için yapmıştım ancak sizlerede yararlı olabileceğinden eklemek istedim
    bu arada gece uykusunun önemini şimdi daha iyi anlıyorum:eek:
     
    himes ve krn bunu beğendi.
  2. guardbody
    Offline

    guardbody Özel Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2004
    Mesajlar:
    3.414
    Beğenileri:
    1.565
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    KALİTE TEKNİSYENİ
    Yer:
    MAGNESIA
    hayırdır bosnak sürekli gece işi nedir bu?sakın bodyguardlık falan deme bize.bende birkaç ay boyunca gece vardiyasında dönüşümlü çalışmıştım.vucudun adapte olması birkaç günü bulmuştu.gündüzleri ise gece olduğu kadar uzun uyuyamıyordum.melatonin kullanarak bu duruma çözüm buldum.aklında bulunsun.
     
    BOSNAK bunu beğendi.
  3. BOSNAK
    Offline

    BOSNAK Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2005
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ist-izmir
    yok guardbody bodyguardlık felan değil :) 4-5gün oldu başlayalı Allaha şükür işim çok daha rahatta vücut herhalde halan daha adapte olamadı gündüz uykusuna aslında sabah eve gelir gelmez kafayı vuruyorum 8-9 saat deliksiz uyuyorum ..yani uyku problemi yok ama sanki aynaya baktığımda biraz çökmüşüm gibi hissediyorum

    bikaçgün saçma sapan mesajlar yazabilirim idare edin:)guardbody hani bi mesajında yanlış hatırlamıyorsam şey yazmıştın bazen gece vardiyasında egolarım şişiyor ...:):):)
     
  4. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.494
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    kaynağı biliyorsanız belirtin lütfen..
     
  5. BOSNAK
    Offline

    BOSNAK Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2005
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ist-izmir
    yazının başında Dr. Arslan MAYDA diye belirtmiştim
     
  6. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.494
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Doktorla sohbetinizden aklında kalanlar ise itiraz etmem ;)

    kitabının adını yada internet sitesinin linkini sormuştum ben..
     
  7. BOSNAK
    Offline

    BOSNAK Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2005
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    147
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    ist-izmir
    himes ve diez bunu beğendi.
  8. krn
    Offline

    krn Yeni Üye

    Katılım:
    13 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    193
    Beğenileri:
    55
    Ödül Puanları:
    0
    diez...sitede herkese karşı üslubuna dikkat edenlerden birisin..bunun için üye olark teşk ediyorum sana...ancak bi konuda izninle bi düzeltme yapmak istiyorum...kaynak olark kişi ismi de verilebilir..alıntı yapılan metinde bi oynama söz konusu değilse...burada röportaj havasında kaleme alınmış bi metin olmadığından BOŞNAK ın doktorla sohbet ettiğini düşünecek bi durum da yok sanırım:)...kaynakçadan bahsediyosan olsaılıkla bi eserden alıntı parça değil bu....
     
    BOSNAK bunu beğendi.
  9. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.494
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    yayınlanan güzel makalelerin hemen peşinden hiçte hoşuma giden bir hadise değil aslında kaynağı sorgulamak..zira üye paylaşımda bulunmuş ve üyelere faydalı olmak istemiştir..bunun farkındayım..

    hatta bence şuanda makalenin konusundan gereksiz yere uzaklaşmamızın sebebi zihinleri aydınlatmak..

    forumlarda durum biraz farklı aslında..bir iki kıstas var..
    hernekadar kurallarda kaynak belirtin deyip linkten bahsetmese de bu bir teamüldür ve illa da yazılı olmasına gerek yoktur..

    kısaca hassasiyetimizin sebebleri;
    öncelikle yerli kaynaklı başka vg forumlarından alınan yazılar olma riskini azaltmak..

    linki görerek asıl kaynağı incelemek..doğruluğundan , güvenilirliğinden ve doğru taşındığından emin olmak..zira doktor ismi ile kaynağı doğrulamak kolay değil..

    emeğe saygıyı korumak..

    son olarak sağlıkla ilgili herkonu çok çok hassastır ve vg forumları çok fazla bu riske açıklar..kaynağın güvenilirliği ile bu riskten uzak kalmak istiyoruz..

    bundan elimizden geldiği kadar emin olmak zorundayız..
    üyelerimizden ricamız herzaman kaynağın linkini de vermeleri..
     
    zumruduanka, BOSNAK, krn ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.

Sayfayı Paylaş