Güç sporlarının gizli öğesi:Sinir Sistemi

Konusu 'Vücut Geliştirme & Fitness' forumundadır ve Karasan tarafından 10 Nisan 2007 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 10 üye.
  1. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Son zamanlarda yazarken, vücut geliştirmede çok çok önemli olan ama pek az bahsi geçen bir noktayı hatırladım.
    Bu nokta bu derece göz ardı edilmese salonlarda 100 kilo üzeri bench press yapan çok daha fazla insan olurdu dedim kendi kendime...
    Hulk isimli çizgi romanı hatırlayın, ya da dizisini, filmini gözünüzün önüne getirin.
    Yeşil Dev, sıradan bir insanken, sinirlendiğinde ya da korktuğunda insanüstü bir güce ulaşıyordu.
    Masal bu ya, aynı zamanda kaslarıda 4-5 kat büyüyor, yerden 100 metre yukarı sıçrayan, ellerini birbirine vurduğu zaman patlayıcı ses dalgaları çıkaran bir yaratık oluyordu.
    Gerçek hayatta "sinirlenmek" bu derece dramatik bir değişim yapmıyor, çünkü sinirlenince 3 metrelik, 1.5 tonluk bir kas yığınına dönüşmüyoruz.
    Ancak, ilkel benliğimiz su yüzüne çıkıyor, o konuda aynı Hulk gibi, alt beynimizin hayvani içgüdülerden sorumlu bölümü üst beyne hükmetmeye başlıyor.
    Akıl değil, sinir sistemi üstünlüğü ele geçiriyor.
    Sinirlenen insan tehlikeli olur, sakin halinden daha güçlü, daha atak olur.
    Tıpkı azgın bir boğa gibi...
    Powerlifterların videolarını görüyoruz, bench press'in altına girmeden önce koca koca adamlar kendilerine küfür ettiriyorlar, tokat yiyorlar bile bile.
    Sinirlenmek için...
    Kafalarını barlara vuruyorlar.
    Neden?
    Sinirlenmek için, akıllarının sınırlarını bir yana bırakmak için.
    Acaba sorusunu unutmak için, hayvanlaşmak için...
    Akıl sınırlayıcıdır, vücudu, kasları, eklemleri korumak ister.
    Rekor denemesine uygun değildir bilinç.
    Sinir ise, patlama gibidir, güç açığa çıkartır.
    Öfke "baldan tatlı" derler, çünkü öfke, boşalmadır, rahatlamadır.
    Bir deneyde, Amerikan Futbolcularına ağırlıklarının yarısı kadar bir kilo ile enseye pres yaptırılmış.
    Ancak sporcular kilonun aslında ağırlıklarının dörtte biri kadarı olduğunu sanıyorlarmış, ortalama 45 civarında tekrar yapmışlar.
    Bastıkları kiloyu görünce inanamamışlar.
    İşte sinir sistemi böyle bir sınırlayıcıdır, insanı alıştığı sınırlara hapsedebilir.
    Güzel bir laf,
    Akıl vücuttan önce pes eder.
    Çok doğru, vücut aslında çok şeylere kadir, ama akıl temkinli bir muhasebeci gibi, herşeyi sınırlamak, kendi güvenlik çemberinin dışına çıkmamak istiyor.
     
    unknown00, neverbackdown., elite35 ve diğer 11 kişi bunu beğendi.
  2. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    O zaman, güç sporlarının çok önemli bir öğesiyle yüz yüze geliyoruz,
    Sinir Sistemini eğitmek, güçlendirmek.
    Mevcut kaslarımızdan en fazla gücü elde etmek.
    Kaslarımızı en optimum şekilde kasabilmek.
    Beynimizden çıkan komutların daha güçlü şekilde elektrik sinyallerine dönüşerek kasların kasılmasını sağlamak.
    Bunun yolları var.
    Bir yol şudur.
    Güç: kuvvet*çarpı zamandır.
    Yani bir yükü, ne kadar süratli olarak hareket ettirebilirsek, o derece fazla güç üretmiş oluruz.

    Bunun vücut geliştirmedeki uygulaması, patlamalı tekrarlar yapmaktır.
    Bench Press yaparken, normalde 10-12 tekrar yapabileceğimiz bir kiloyu alarak- bunu çok süratli bir şekilde presleyerek 6-8 tekrar çalışmaktır.
    Ağırlığı neredeyse yukarı fırlatırcasına preslemek ama kontrollü indirmek, sinir sistemini kasları hızlı kasılmaya alıştıracaktır.
    Hızlı kasılan kaslarda çok büyük gelişme potansiyeli vardır.
    Aynı zamanda, patlamalı tekrarlar beyaz kas hücrlerini büyümeye zorlar, bunlarda büyük hacim potansiyeli taşır.

    Bir diğer yöntem ise;
    Zihni ağır kilolara hazırlamaktır.
    Örneğin, barbell curl için maksimum 6 tekrar ile 45 kilo yapıyorsak, idman bitimi elimize 60 kiloluk bir halter alırız.
    Ağırlığı elimde tutarız, çok hafif biceplerimizi kasarız, ama azıcık.
    İştahla, o kiloyla 6 tekrar barbell curl yaptığımızı hayal ederiz.
    Çok afedersiniz ama, et gören köpeğin ağzının sulanması gibi, ağzımız sulanarak bunu hayal etmeliyiz.
    İştahla, inanarak.
    20'lik plakalarla, kalın olimpik halter barıyla (20 kilo oluyor o barlar) curl yapmanın havasını gözümüzde canlandırırız.
    İşte bu kadar.
    Bir daha ki idmanda, 50 kilo o kadarda ağır gelmeyecek...
    Çünkü, bebeğini kurtarmak için arabayı kaldıran anne, Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı, onlarda normalde o kiloları kaldıramazlardı.
    Ancak ölüm kalım anında, beyinleri vücutlarına dur diyemedi, adeta Tanrıdan gelen bir vahiyle, kasları kasıldı, kaldırılmaz gibi gelen ağırlıklar bir yaprak gibi demirden iradelerin önünde havalandılar.
    Sinir sistemi böyle birşeydir arkadaşlar, durdan anlamaz, eğitildiğinde olmaz denen şeyler olup bitiverir.
    Ancak dikkatli olmak lazımdır, adım adım sinir sistemi kas koordinasyonu geliştirilmelidir, yoksa, yırtılan kaslar, kopan tendonlarla karşılaşırız, ki bu istediğimiz en son şeydir, ateş olmak ama kendimizi yakmamak bu demir oyununun bence en önemli kuralıdır...
     
    unknown00, neverbackdown., Ömer F. ve diğer 9 kişi bunu beğendi.
  3. Tolgaa
    Offline

    Tolgaa Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2006
    Mesajlar:
    143
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    Sevgili Karasan, güzel bir yazı yazmışsın, tebrikler... Anlattıklarının pratikteki örneğini Pump'da yazmıştı... 3 yıldır Vg ile uğraşan birini ikna edip, inandırarak.... bench'te 30 kg fazla kaldırttım demişti...

    Bu herkes için geçerli olabilir... 30 olmasa da 5 olur 10 olur 15 olur...

    Ama çocuğunu kurtarmak için arabayı kaldıran anne örneği bizim için biraz fazla gibi...

    Böylesi ölüm kalım durumlarında, mesela köpekten kaçarken normalinden çok daha hızlı koşmak gibi (gerçi ben kaçmam da kaçanları gördüm :p )... böyle anlarda vücut bütün enerjisini acilen gerekli bölge için kullanır... mesela kaçma durumunda bacaklar için... sonrasında ise dizleri titrer insanın... hani dizlerimin bağı çözüldü derler ya... bu da ani ve aşırı enerji kullanımının sonucudur...

    Böyle anlarda vücut normalde kullanmayıp, acil durumlar için sakladığı ( hastalık v.b ) yaklaşık yüzde yirmilik enerjisini kullanır...

    Birçok dopingin yaptığı da beyine gönderdiği sinyallerle bu yüzde yirmilik enerjiyi 'gereksiz yere' kullandırmaktır...

    Spor akademisinde okuyan arkadaşım bana böyle anlatmıştı... ben onun yalancısıyım :)


    Yazdıklarının geri kalanına, özellikle iç motivasyonu sağlamak ve bence press önerine sonuna kadar katılıyorum...


    Selamlar....
     
  4. SCHWARZXXL
    Offline

    SCHWARZXXL Özel Üye

    Katılım:
    15 Mart 2006
    Mesajlar:
    3.591
    Beğenileri:
    4.610
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Güzel yazı. Özellikle kontrolü sinir sistemine devretmek kısmını çok güzel anlatmışsın. Lakin tavsiye ettiğin antreman yöntemlerinde buna en çok uyan ve salonda uygulanabilir gözüken ağırlığı olduğundan düşük zannetmek olmalı.
    Tabi bu noktada kendimizi bile bile kandıramayacağımız için bu da imkansız oluyor.
    Bu noktada eğer zihnin, mantığın çabasını vücudu korumak, zarar görmeyi engellemek olarak alırsak, bu etkiyi minimuma indirmenin yolu bence iyi bir partnerdir.
    misal enseye pressde kaslar kilitlense bile, gücümüz tükense bile asla sakatlanmayacağımızın garantisi olabilecek seviyede bir partner arkamızda olunca çok daha yüksek ağırlıklara çıkabileceğimiz aşikardır.
    Sadece tecrübeli değil aynı zamanda antreman sistemimizi ve antreman psikolojimizi tanıyan uzun zamandır çalıştığımzı bir partner yüksek ağırlık için elzemdir kanımca.
     
  5. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Arkadaşının bilgisine saygı duymakla birlikte Tolga açıklamasını pek yerinde bulmadım.
    Doping derken bir kere, dopingin birçok çeşidi vardır.
    Kokain'de dopingdir, Efedrinde, dianabolde...
    Kimisi sinir sistemini uyarır, kimisi hormonal katkı yaparal kas yapımını ve vücudun kendisini yenileme hızını arttırır.
    Arkadaşın neye göre vücudun yüzde yirmilik acil durumlara özel enerji ihtiyacını kullanmayı sağlar demiş?
    Dianabolün örnek olarak böyle bir etkisi yok.
    Protein sentezini arttırır, katabolik yani kas yıkıcı etkiyi azaltır, yani ikili faydası vardır, onu alan insan, hem daha fazla protein sentezi yapar, hemde normal birinden daha az kas yıkımı yaşar, yani hem ekstra inşa, hemde eksik yıkım, bu da anabolik almayan bir insana göre çok çok büyük bir avantajdır.
    Ancak amfetamin tarzında, sinir sistemini uyaran ilaçlar alındığında, vücut mevcut kuvvetini daha fazla kullanır, yani hiçbir idman yapmasan bile kokain aldığında normalde olduğundan bir hayli daha güçlü ve dayanıklı olursun.
    Elbette bunun bedeli ağır olur, sonrasında büyük bir yorgunluk ve çökkünlük gelir.
    Vücut alışık olduğunun çok üstünde zorlanacağı için, kaslar, kalp travma yaşayacaktır, bir çok ani sakatlık hatta kalp krizi yaşanabilir.
    Ancak sen hangi konuda bana katılmadın ben tam anlayamadım.
    Sinir sistemini eğitmek aynı vücuttan daha fazla güç kullanmanı sağlar.
    Benim dediğim bu, sinir sistemini daha fazla kullanabilmek için illa amfetamin almaya gerek yok, insanın buna yönelik idman yapması ve psikolojik olarak kendisini hazırlaması lazım.
    Çocuğu kurtaran anne örneğini sporda kullanmak üzere vermedim, sinir sisteminin sınırlarının aşılabildiğinde neler olabileceğini göstermek için kullandım.
    O en uç örnektir, ancak herkesin sinir sistemini daha verimli kullanmaya ihtiyacı var.
    Zaten yüksek şiddet antrenmanının mantığı insanın sinir sistemini en optimum şekilde zorlayarak kısa sürede çok yüksek güce ulaşması üzerine kuruludur.
    Sinir sistemini eğitmeden çalışan insanların çok büyük güce ulaşacaklarına inanmıyorum.
    Tabii bazı insanlar bu konuda doğuştan yeteneklidir, benim dediğim bu yeteneğe sahip olmayan insanlar, çoğunluğun sinir sistemini eğitmesi gerekir.
    Pump Forever'ın ağırlıkları nasıl bastığını görünce bu fikirler kafamda netlik kazandı.
    Nasıl bir kas maksimum kasılıyor, nasıl öfke güce dönüşüyor bunu gördüm.
    Eğitimle herkes bunu bir miktar öğrenebilir.
     
    NWO bunu beğendi.
  6. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Teşekkürler Schwazxxl, ancak ağır bir barı alıp kendini ona kaldırmaya hazırlamak son derece uygulanabilir bir yöntem ve kesinlikle çok etkili bir yöntem.
    Bir çok insan, sayılara yenilir, ağırlıklara değil.
    300 kilonun üzerinde ağırlık basan insanların olduğu bir dünyada, onları diğerlerinden ayıran en son şey kas kütlesi, asıl fark sinir sistemi.
    Deli gücü, bir başka somut örnek.
    Deli gücü, gerçek bir olaydır.
    Sinir krizi geçiren bir adamı bazen 5-6 kişi zaptedemez, bu da sinir sisteminin kendisini kontrol etmeye son vermesi sayesinde olur.
    Sen deneyimli bir sporcusun, ancak birçok insanda, 80-90 kilonun başına geçerek, ben bunu presleyeceğim, ben bu kiloyu kaldıracağım demek alışkanlığı yok.
    Bunu demeyen insanın, onu kaldırmak için sadece kas gücüne güvendiğini anlarım ben, ancak sinir sistemi olmadan kaslar kasılamaz.
    Zaten bu yüzden birçok insan belirli kilolarda takılıp kalıyor, illa ilaç diyor.
    Buna bende dahildim, uyguladığım ve beni heyecana sürükleyecek sonuçlar aldığım bir yöntem olduğu için bu hareretle yazıyorum, savunuyorum.
    Elbette, iyi beslenmek, kasları kanla beslemek, kasları çalıştırmak gerekli.
    Sadece sinir sistemini çalıştırmıyoruz, ama ezici çoğunluk işin sadece kas boyutuna ağırlık veriyor, ancak ağırlıkta sinir sistemi çok önemlidir, kendi haline bırakılamaz diyorum, kendimde en büyük eksik bu noktaydı, bu eksiği gidermek eminim birçok arkadaşta ÇOK BÜYÜK farklar yaratacaktır.
     
    NWO bunu beğendi.
  7. SCHWARZXXL
    Offline

    SCHWARZXXL Özel Üye

    Katılım:
    15 Mart 2006
    Mesajlar:
    3.591
    Beğenileri:
    4.610
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    İşin sinir sistemini önemsemek büyutuna 2 yönden katılıyorum, bir, daha fazla güç için yapılan antreman doğru orantılı olmasa da kas hacmini arttıracak, ikincisi ise ben bu sporda sadece görüntüden değil aynı zamanda da ezici güçten hoşlanıyorum.
    Motivasyon konusunda söylediğin şeylerde sonuna kadar haklısın. Yüksek ağırlığa girmeden önce sadece vücudu karbonhidratla, creatinle doldurmak yetmiyor zihni de o setin hayaliyle doldurmak önemli. Belki düşük ağırlığa girdiğimize kendimizi inandıramayabiliriz ama o ağırlığı çok daha kolay kaldıracağımızın kafamızda bir provasını yapmak etkili olacaktır. Ağırlığın başına geçtiğimizde yapmamaız gereken o anı düşünerek yaşamaktan çok kafamızdaki senaryoyu birebir gerçeklemeye çalışmak olmalı. İşte bu senaryoyu canlandırırken de tepemizde duran güvenilir bir partner oyunun hatasız oynanacağının garantisi olacak biz de hikayemizden kopmayacağız.
     
  8. Tolgaa
    Offline

    Tolgaa Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2006
    Mesajlar:
    143
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    ''Ancak amfetamin tarzında, sinir sistemini uyaran ilaçlar alındığında, vücut mevcut kuvvetini daha fazla kullanır, yani hiçbir idman yapmasan bile kokain aldığında normalde olduğundan bir hayli daha güçlü ve dayanıklı olursun.
    Elbette bunun bedeli ağır olur, sonrasında büyük bir yorgunluk ve çökkünlük gelir.
    Vücut alışık olduğunun çok üstünde zorlanacağı için, kaslar, kalp travma yaşayacaktır, bir çok ani sakatlık hatta kalp krizi yaşanabilir.''

    Arkadaşın bahsettiği dopingler işte bu tarz olanlar... mevcut kuvvetin daha fazla kullanılması.. yani saklı olan yüzde yirmilik mevcut kuvvet...

    sonrasındaki yorgunluk ve çökkünlük.. benim dizlerinin bağının çözülmesi diye yazdığım şey... bu saklı enerjinin kullanılmasından dolayı olduğunu söylemişti... mantıklı değil mi ?


    ''Ancak sen hangi konuda bana katılmadın ben tam anlayamadım.''

    Sana katılmadığım nokta arabayı kaldıran anne örneğini vermiş olman.... bizim sporda kullanılmayacağını düşünüyordum.... kimsenin sinir sistemini eğiterek istediği zaman araba kaldırabileceğini düşünmüyorum ki sen de örneği bunun için vermediğini yazmışsın zaten...

    Belirli bir miktar güç artışı olacağına ise sonuna kadar katılıyorum...




    Selamlar...
     
  9. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Verdiğim örneğin tam amacı Tolga, sinir sisteminin önemi anlatmak.
    Kasları istediğimiz kadar geliştirelim, onlara hükmeden sinir sistemi olmadan çok büyük güç üretemeyiz.
    Sinir sistemi tam olarak şaltere benziyor, hatta trafoya benziyor.
    Büyük bir santral olsa bile, onu yöneten, ona kumanda eden bir merkez olmazsa, o sistemin gücü hayata geçmez.
    Sinir sistemini çalıştırmak ve daha verimli olmaya itmek bu yüzden çok göz ardı edilen bir nokta.

    Bir yanılgı var, genel olarak sanılıyor ki, ağırlıklarla konuşmak, zihinde ağır kiloları kaldırmak işin "psikolojik boyutudur"
    Doğru ama çok eksik bir bilgi.
    Zihin sinir sisteminide etkiler psikolojiyi etkilediği kadar.
    Kanalları açabilmek, insanın mevcut gücünü daha iyi kullanabilmesi için bilinçli bir çaba göstermesi gerekiyor, tabii bahsettiğimiz kişi Naim Süleymanoğlu gibi bu yeteneğe doğuştan sahip değilse.
    Sonra kimse Naim Süleymanoğlu olamaz, nasıl kimsenin kas uzunluğunu sonradan değiştirip bir Sergio Oliva gibi anormal uzun ve dolu kaslı olamayacağı gibi.
    Ancak idmanla, çalışarak "olduğumuzdan daha iyisi" olabiliriz.

    Bu forumda birçok insan Pump Forever'a inanmıyordu, hala inanmayan insanlar var, bir insan nasıl 90 kiloda, 1.5 seneden kısa sürede 160 kilo bench press yapar diyor birçok insan.
    Oysa Pump Forever'ın gerçekten farklı olduğu nokta, inanın bana kasları değil, onlara hükmeden sinirsel uyarım gücü.
    Bir miktar yetenek ama çokça zihinsel yaklaşımın sonucu.

    Elbette iş, sadece hayal etmek, yapsam, etsem, ya da yapabilirim demek değil.
    Sinir sistemi verimliliğini arttırmanın en bilimsel yöntemlerinden birisi, patlamalı çalışma yapmaktır.
    Daha yeni çok büyük bench press şampiyonunun işin inceliklerine yönelik yazısını okudum.
    Adam güzel bir gözlemi var.
    Diyor ki;
    Bir çok insan, örnek olarak 95 kiloyu rahat basıyor ama iş 100 kiloya gelince (ya da başka kilolar) takılıp kalıyor.
    Göğsün bir üstünde takılıp kalıyorlar, azıcık yardım alınca basabiliyorlar.
    Sanıyorlar ki, hareketin o noktasını geliştirmeleri lazım.
    ancak asıl yapmaları gereken,
    Patlayıcı güç oluşturmak, o sayede, büyük bir güçle barı iterek ona ivme kazandıracak ve "takılma noktasını" bara kazandırdıkları ivme sayesinde aşacaklar.
    Yani patlamalı tekrar çalışmasının oluşturduğu "kasları hızlı ve güçlü kasabilme" becerisi sinir sistemini geliştirmeye ve büyük güç kazanmaya giden yolda çok önemli bir unsur.
    Zaten Olimpik halterciler buna çok güzel bir örnek, adamların 200 kiloyu başlarının üzerine kaldırmalarını yavaş çekimde bile zor takip ediyoruz.
    Sıradan insan süpürge sopasını bile o kadar zamanda onların 200 kiloyu kaldırdığı sürede başlarının üzerine atamaz.
    Adamlarda inanılmaz bir kasları kasabilme ve onları istedikleri hareketi yapacak şekilde koordine edebilme becerisi var.
    Çok güçlü insanlar tanıdım, şişman ya da zayıf, ortak özellikleri, çok kısa bir anda çok süratli hareket edebilmeleri.
    Zaten halk arasında, Bulgar göçmenleri için, iyi patlatma yapabilir denir, demek istedikleri çok ani kas kasılmasına dair becerileri olduğu.

    Bunun için bilinçli şekilde idman yapmak lazım.
    Ağır ağır kilo basmanın vücut geliştirmede yeri vardır, ancak güç için, acı kuvvet denen meret için, kişinin patlatma becerisini arttırması lazım.
    Ben bunu yapan pek insan görmüyorum.
    Pump Forever'a dönelim, Lat Pulldown yaparken, tutamacı nasıl süratli ve güçlü çektiğini görseniz gücün tanımını tam olarak gözünüzde canlandırabilirsiniz.
    Kuvveti çok süratli olarak harekete geçirmek güç denen olay.
    Kuvvet kas ile, güç ise sinir sistemiyle olur diye düşünüyorum, güzel bir formul oldu, yazdıkça daha iyi anlıyorum.
    Dilerim düşüncelerimi anlatabiliyorumdur, çünkü önemli hususlar olduğuna inanıyorum, az konuşulan ama artık kesinlikle üzerine yazılıp çizilmesi gereken incelikler bunlar...
     
    NWO bunu beğendi.
  10. Tolgaa
    Offline

    Tolgaa Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2006
    Mesajlar:
    143
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    Düşüncelerini anlatabildiğine emin olabilirsin... gazetecilik eğitiminden olsa gerek, düzgün bir türkçen var....


    Peki patlamalı tekrar çalışmaları için önerin var mı ? kaç set yapılmalıdır, antrenmanın başında mı ?, sonunda mı ? ayrı bir gün de mi ? v.b... özellikle bench press çalışmaları için bir şeyler yazarsan çok güzel olur...
     
  11. Coleman Trebor
    Offline

    Coleman Trebor Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Ankara
    arkadaşımla sınav yarışması yapmıştık kendisi body yapmıyor ama atletik bir yapısı var benim o güne kadarki rekorum 40tı yarışta 43 yaptım arkadaş tamam ben yapmıyorum yapamam dedi ondan sonra kendini motive edecek bir şey aklına geldi farkında olmadan bunu çok güzel uyguladı kendisi mallatyalı ve malatya sporlu sırf malatyanın plakası 44 diye bir şekilde beni geçebildi o akşam eve gittim ve 45 yaptım daha sonra olayın üstünde 6-7 falan geçti şu an benchte 9 kilo daha ağır basıyorum ama 35 sınav çekebiliyorum psikolojik olarak vücut çalışmayan bir arkadaşım beni geçtiği için beyninde takılıp kalıyor yine aynı arkadaşım gerçi o güreş tekniği biliyor ben bilmiyorum ama güreşte beni yenebiliyor ama daha denemede ama ilk yapışı bench presste 40 kg ile 10 kilo yapabileceğini iddia etti acaba yapabilecek mi ondan sonra psikolojinin önemi olarak uzun mesafe koşularda iyiyimdir 5-6 kmlik ama 400 metrede berbetım yapamayacağım bir şey değil bacak hiç çalışmadım ağırlıklı olarak yürüyerek 4 yılda falan oldu farkında olmadan birde koşunca bacak kondüsyonu gelişmeti fakat yeterince çevik değilim ve bu sinir sistemiyle çok alakalı ben hızımıda koşu mu da arttırıyorum psikolojik olarakta ama bu zamana yayılmış durumda 1 anda yapamıyorum bir diğeride kendi sorunum olarak ben sakin bir insanım ne bileyim gündelik hayatımda kolay kolay sinirlenemiyorum bunun sebebi ne olabilir acaba testosteron seviyesi falan düşük olabilir mi
     
  12. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Bunuda yeni bir yerde okudum Tolga, hemen seninle paylaşayım!
    Öncelikle bu tekniğin ismi, Compensatory Acceleration.
    Meşhur Weider teknikleri arasında yer alıyor.
    Bu teknik bahsini ettiğim patlamalı gücü oluşturmak için birebir.
    Diyelim ki, bench press'te maksimum kilomuz 95 kilo, 8 tekrarda maksimum kilomuz ise 75 kilo.
    75 kilo ile 8 tekrar yapmak yerine, 55-60 kilo ile, 6-8 tekrar çalışacağız.
    Ancak bu 6-8 tekrar kolay olmayacak.
    Çok ama çok süratli olarak presleyeceğiz, indirirken ise, kontrollü ama genede hızlı indireceğiz.
    Yani bir bütün olarak hızlı çalışacağız.
    55 kiloya 95 kiloluk güç uygulayacağız.
    Bu şekilde 3-4 set çalışmak yeterli.
    Her bölge için bir temel egzersizde, uygulanabilir bu yöntem.
    Ben her kas grubunu haftada iki çalışıyorum, haftanın bir günü, daha hafif idman yaptığım idman günü bu tekniği uygulayarak çok heyecan verici sonuçlar elde ettim.
    Gene teorimi güçlendirmek için yeni bir örnek vermek istiyorum.
    100 metre koşucuları 1500 metre koşanlardan çok daha kaslı, maraton koşanlarla zaten mukayese bile etmiyoruz onları.
    Çok hızlı koşmak, çok büyük güç gerektirir.
    İşte bench press'i çok hızlı basabilmekte güç gerektirir.
    Buna çalışan kişi, kuvvetini değil ama gücünü arttıracaktır.
    Artan güç ise, kuvvete etki edecektir.
    Çünkü 120 kilo bench press yaparken kasa patlatma yaptırmazsak onu göğsün üstünde kaldırmak çok zor olacaktır.
    Ani bir kasılmayla onu itmek ise çok daha kolaydır.
    Sürekli ağır ama yavaş kilo basan birisi patlatma gücünü geliştiremez ve bir yerde takılıp kalma riski çok ama çok fazladır.
    Herkes bunu uygulasın 100 kilo bench yapamayan kalmasın arkadaşlar :D
     
    NWO bunu beğendi.
  13. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Bu arada "Compensatory Acceleration" tekniğinin Türkçe karşılığını bulalım beraber.
    Birebir çevirmek iyi olmaz, bence "Telafi Edici Patlatma" iyi bir karşılık olur.
    Çünkü 6-8 tekrarda normalde kullandığımızdan daha düşük kilo kullanıyoruz, ancak kullanılan düşük kiloyu ağırlıklara patlatma yaparak telafi ediyoruz.
    Ki zaten o şekilde patlatma yapabilmek için daha düşük kilo kullanmak zorundayız, ancak 6-8 tekrar yapabileceğimiz kilo kullansak patlatma yapamayız çünkü.
     
    NWO bunu beğendi.
  14. spidey
    Offline

    spidey Üye

    Katılım:
    24 Ocak 2006
    Mesajlar:
    205
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    28
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Makine Mühendisi
    Yer:
    istanbul
    ilk göğüs antremanımda bunu deniyeceğim Karasan, gerçekten süper bilgiler .Paylaşımın için teşekkürler.
     
  15. Tolgaa
    Offline

    Tolgaa Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2006
    Mesajlar:
    143
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    Teşekkürler Karasan...

    Yazdıklarını word dosyasına kaydettim...

    Dosyanın ismi: Telafi Edici Patlatma by Karasan ;)
     
  16. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    Çok güzel bir noktaya değinmişsin karasan gerçekten aynı başlıkların arasından böyle farklı ve güzel bir konu çıkınca insan heycanlanıyor ve zevk alıyor emeğine sağlık


    bende 3-4 yıl önce bir yazıda uzak doğu sporu yapan bir kişinin tüm gücü tek kolunda topladığını okumuştum.

    buradan yola çıkarak şunu düşündüm leg press te tüm gücümüzü kullanırken kolumuzlada bişey yapabiliyoruz yada leg ex son ağırlıkta zorlanırken kollarla dumbel omuz press yapabiliyoruz.
    sinin sistemindeki komut mekanızması faliyet gösteren bölgeye kas sayısı ve hacmine göre enerji aktarıyor fakat sininr sistemini yönetebilirsek koldaki gücü bacağa bacaktaki gücü kola vermek mümkün olabilirdi.


    eğer bu mumkun olsaydı ne olurdu ?

    bu mumkun olsaydı bacağa normalinin iki katı enerji giderek 2 katı ağırlık kaldırılırdı fakat bu ağırlığın karşılığı yoksa yıkımlar vazgeçilmez olurdu

    diğer bir konu ise bu bölgeye 2 kat güç verdiğimizde ve uyguladığımızda eklem,kapsul,bağ,doku,sıvı,artımı,tendon kuveti gibi denklemlerin yaptığımız işe uygun olması gerekirdi.

    bu anlattığım aynı şayine ferrari motoru koymaya benziyor bir süre sonra şahinin içerideki motoru dışarıya zarar veriyor çünkü dış malzemesi buna müsait olmuyor..

    yada küçük bir dozerin sadece motorunu 2 kat güçlendirdiğimizi düşünelim bu dozer harfiyat kaldırırken kepçesi kırılıp arıza verecektir.
     
  17. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Değindiğin noktayı anlıyorum Flexor, sanırım benim hatam, sinir sisteminin güce etkisinin en uç noktasını örnek göstererek konuya girmek oldu.
    Şuna eminim, tamamen sıradan bir insan, gerçek bir ölüm kalım anında, düşünemeyeceği bir hızla reaksiyon vermek zorunda kalır ve sinir sisteminin sınırlayıcı etkisini aşarsa, normal gücünün 3 hatta 4 katı bir güç üretebilir.
    Ancak elbette spor bir ölüm kalım durumu değil, ve daha önemlisi hemen hemen hiç kimse kendisini bu şekilde bir güç üretme konusunda motive edemez.
    Ancak yapılabilecek bazı şeyler olduğuna inanıyorum, benim yazımın ana fikri o nokta.
    Bir çok insan dert yanıyor, kol ölçüm arkadaşımla aynı, hatta daha büyük, ama o benden daha güçlü...
    Bu düşündürücü bir nokta, tamam güçte bir yetenek işidir.
    Kimisinin sinir sistemi daha fazla güç üretmeye uygundur, bu özelliği doğuştan getirmiştir.
    Ancak bu yeteneğe doğuştan sahip olmayan bir kişi, o eksik noktasını çalışarak, gücünü "heyecan verici derecede" arttırabilir.
    Bazen düşünürdüm, 150 kilo bench press yapmakla güçlü yumruk atmak arasında bağlantı var mı şeklinde.
    Ancak bir yandanda şunu düşünüyordum, çok zayıf bazı adamlar vardır, öyle hızlı ve şiddetli yumruk atarlar ki, inanılmaz sarsıcı bir etki yapar.
    Bu seninde dediğin gibi karatecinin ani ama çok güçlü yumruğu gibi.
    Bir yanda 100 kiloluk ağır bir güç, diğer yanda ise kazandığı hız sayesinde 250 kilo basınca ulaşan ani bir kuvvet patlaması.
    Karateciler kuvvetli değil ama güçlüler bu durumda, çünkü iyi bir karateci bu forumdaki herkesten daha fazla güç üretebilir, ancak kuvvet çalışması yapmadığı için bir vücutçu gibi ağırlık basamaz elbette.
    Benim dediğim, kuvvet çalışmasıyla (yani kas geliştirici ağır ve yavaş tekrarlar ile) güç geliştirici (daha hafif ama patlamalı tekrarları birleştirmenin önemi)
    180 kilo bench press yapabilen bir adam muhakkakki çok kuvvetlidir, ancak bir dakika içinde 100 şınav çeken bir adamın ürettiği gücü üretemez büyük ihtimalle.
    Hepimiz performansımızda yüzde 10'luk, 20'lik artışlar için türlü supplementler deniyoruz, ancak iddia ediyorum bu yöntem, kendi başına yüzde 20 ve daha fazla güç artışı getirecektir.
    Tendonları güçlendirmekle ilgili bir yazı yazacağım, dediğin gibi büyük güç için, çok güçlü tendonlar ve bağ dokular gerekli.
    Dediğim yöntemi uygulayan birisi kısa sürede takılıp kaldığı kiloları aşabilir, bundan son derece eminim.
    Ancak daha sonra, ibreyi iyice arttırmak istiyorsa, gerçek anlamda büyük kilolar düşlüyorsa, tendon inşa programına girecek, çok basit bir yöntemi var, o yöntemi uygulayan insanlarında güçlerinde büyük artışlar olacağını biliyorum.
     
    NWO bunu beğendi.
  18. androm
    Offline

    androm Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    155
    Beğenileri:
    40
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhendis
    Yer:
    Paris
    Karasan bu sporu fizik bilimi ile aciklamaya calismani cok begendim. Hatta bende bazi eklemeler yapayim.
    Kuvvet bir agirligi cekerken veya iterken yaptigimiz etkidir. Kuvvetin formu = m x a (agirlik carpi ivme) yani belli bir agirligi artan bir hiz ile hareket ettirirsek kuvvet olusturmus oluyoruz. halterci ornegi burada cok guzel. Cunku halterci agirligi cok yuksek bir ivme ile tepeye tasiyor ve bunun icin cok yuksek kuvvet olusturuyor.

    en basta yazdigin guc formulune ise duzeltme yapmam gerekecek. Guc = kuvvet x yol /zaman yani = is / zaman

    yol / zaman = hiz yani guc = kuvvet x (hiz) guc = kuvvet x hiz dogru degil...

    yani guc olustumak icin ivmelenme gerekli. sabit hizda ivme yoktur dolayisiyla sabit hizda bir agirliga kuvvet uygularsak harcadigimiz guc koca bir sifirdir. halterde koparmanin ne derece guc gerektirdigini de bu sekilde anlayabiliriz. O agirligin saliseler icerisinde cok yuksek ivme ile yukari kaldirilmasi anormal bir guc demek.
    aslinda guc artiriminda senin bahsettigin patlama teknigi de ivmelenmeye baglayabiliriz.
    hafif bir agirligi hizli bir sekilde yukari firlatmak cok fazla ivmelendirmek demek. Dolayisiyla gucumuz artar.
     
  19. androm
    Offline

    androm Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    155
    Beğenileri:
    40
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Muhendis
    Yer:
    Paris
    ortadaki cumleye duzeltme..
    guc = kuvvet x zaman dogru degil...
     
  20. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.069
    Ödül Puanları:
    0
    Formülü yanlış yazmışım sebebi düz mantıkla düşünmemdi.
    Yani aynı yükü daha kısa zamanda hareket ettirmek daha fazla güç üretmek demektir.
    Zaman derken ben kısa zaman olarak düşünerek o formülü yazdım ama tabii o anlaşılmıyor ancak
    tüm yazdıklarım bunu destekleyen şeyler,
    Formül dediğin gibi
    Güç: Kuvvet*Hız
    Benim bir huyum var, hafızama çok güvenirim, yazılarımı bir yere bakmadan önceki okumlarıma göre yazarım, formülü o yüzden hatalı yazdım, ancak dediğim gibi sanırım yazdıklarım senin dediğin formülle tutarlı.
    Edit seçeneği olsa o cümleyi düzeltirdik şimdi ;)
     

Sayfayı Paylaş