Futbolun Tarihi

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve akçakaya tarafından 15 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. akçakaya
    Offline

    akçakaya Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2006
    Mesajlar:
    484
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    Futbol İngilizcede foot (ayak) ve ball (top) sözcüklerinden adını alan ayaktopu oyunudur. Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan iki takım arasında oynanan top oyunudur.

    Futbol 11 kişilik iki takım (22 futbolcu) arasında oynanır ve 4 hakem (orta, 2 yan ve 4. hakem) tarafından yönetilir. Futbolda temel amaç kale tabir edilen 3 direk arasına meşin yuvarlağı göndermektir ve bu 1 sayı ya da gol demektir.

    Futbol çağımızın en sevilen oyunudur. Öteki spor dallarına oranla daha fazla oyuncu ile oynanması insan bedeninin hemen her yeriyle oynanabilmesi, oyuncular için toplu halde spor yapma ve eğlenme zevkini yaratırken izleyicilere de heyecanlı dakikalar yaşatmaktadır. Futbolun özel bir beden yapısı, boy, kilo ve güç gibi fiziksel özellikler gerektirmemesi, bu sporu insanlığın ortak tutkusu haline getirmiştir. İnsanın ortaya çıkışından bu yana en çok ilgisini çeken oyun aracı toptur.

    Futbolun tarihçesi İnsanoğlunun "top" ile oynamaya başlamasının tarihi çok eskilere dayanıyor. Mısır'da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanmıştır. Hatta bu zamandan kalma, 7,5 cm çapında deri veya ketenden yapılmış toplar 2500 yıl önceden günümüze kadar ulaşmıştır ve kimi müzelerde sergilenmektedir. Homeros'da Odiesa'da top oyunlarından söz eder. M.Ö. 2500 yıllarında da Çin'de yere dikilmiş iki mızrak arasından bir topu tekmelemek suretiyle geçirmeye çalışarak talim yapıldığı bilinmektedir.

    Orta Asya Türklerinin de kız ve erkeklerden kurulu karma takımlarla, topa elle dokunmadan, sadece ayak ve kafa ile vurularak rakip kaleden içeri atmaya çalışarak bir oyun oynadıkları kaynaklarda yer alıyor. İçlerinde Kaşgarlı Mahmut'un da bulunduğu pek çok tarihçinin kitaplarında da Türklerin oynadığı "Tepük" adlı bir oyundan söz edilir. Bu oyunun söylenen kuralları günümüz futbolununkilere oldukça benzer. Elle oynamak yasaktır, faullü hareketler saptanmıştır, top oyun alanının dışına çıkamaz...

    Futbol tarih boyunca hemen hemen bütün uygarlıklarda benzer biçimlerde boy gösterdikten sonra bugünkü haline en yakın biçimini 17. yüzyılda İngiltere'de almıştır. Daha sonraki gelişimi ise şöyle gösterilebilir:

    1841 - Futbol topunun tam bir küre biçiminde olmasının kabulü

    1848 - "Cambridge kuralları" adı altında futbol kuralları toplanmış ve bu kurallarla ilk futbol maçı Cambridge'de öğrenciler arasında ilk futbol maçının oynanması.

    1855 - Bir İngiliz takımının ilk kez yurt dışına çıkarak futbol oynaması ve böylece Almanya'da futbolun temelini atması

    1857 - İngiltere'de ilk futbol kulübü Sheffield Club'ın kurulması.

    1863 - İngiltere Futbol Federasyonu'nun ve böylece modern futbolun doğuşu.

    1870 - Portekiz'de oturan İngilizlerin burada futbolu yaymaya başlamaları.

    1871 - "Kral Kupası" veya "İngiltere Federasyon Kupası" nın başlaması

    1872 - "İngiltere-İskoçya" : ilk milli maç.

    1875 - Kalelere üst direk konulması ve topa kafayla vurulmasına izin verilmesi

    1876 - Korner kuralının kabulü

    1879 - Glasgow'dan Darwen'e para teklifiyle futbolcu getirilerek profesyonellik yolunun açılması.

    1882 - Futbol kurallarında değişiklik yapmaya yetkili "International Board"un kurulması

    1885 - Profesyonelliğin İngiltere'de resmen kabulü

    1886 - Ofsayt kuralının kabulü

    1889 - Danimarka ve Hollanda'da futbol federasyonlarının kurulması

    1890 - Futbol maçlarında tam yetkinin hakemlere verilmesi

    1891 - Penaltının kabulü

    1893 - Amerika'da ilk futbol federasyonunun Arjantin'de kurulması

    1895 - İngiltere'de bayanların ilk futbol maçını oynaması

    1899 - Sürenin 90 dakika, ölçülerin 118.4 x 91.4 olarak belirlenmesi

    1901 - Sheffield United - Tottenham Hotspur federasyon kupası finalini 110.802 kişinin izlemesi.

    1902 - İngiltere dışında oynanan ilk milli maçta Avusturya'nın Macaristan'ı 5-0 yenişi.

    1903 - Averajın kabulü

    1904 - Belçika, Fransa, Danimarka, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre'nin FIFA'yı kurması

    1906 - Kıtalar arasi ilk milli maçta Güney Afrika'nın Brezilya'yı Brezilya'da 5-0 yenişi.

    1907 - Kendi sahasında bulunan bir futbolcunun ofsayt sayılmamasının kabulü

    1908 - Londra Olimpiyat Oyunları'nda futbolun ilk kez olimpiyat oyunlarında yer alması.



    Futbolun Türkiye'ye gelişi Modern futbolun İngiltere'den çıkarak yayılması sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nun belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere yerleşen İngilizler futbolu ülkemize sokan kişiler olmuşlardır. İstanbul, İzmir, Selanik futbolun oynandığı ilk 3 şehir olmuştur. Buralarda İngilizler futbol oynarken Rumlar da onlara katılmışlar ve hem futbol oynayanlar hem de takımlar önemli sayıda artmıştır. Osmanlı topraklarında ilk futbol maçının 1875'te Selanik'te oynandığı bilinmektedir. 1877 yılında ise İzmir'in Bornova çayırlarında futbol maçları yapılmıştır. Ancak, bu sıralarda Müslüman gençlerin futbol oynamaları hoş karşılanmayacağı için Türklerin futbol oynamaları için biraz daha süre geçmesi gerekmiştir. İzmir'de ilk futbol kulübü 1894 yılında İngilizler tarafından Football Club Smyrna kurulmuş ve adı "Football Club Smyrna" olmuştur. İstanbul'da futbol oynanmaya başlanması ise ancak 1895 yılında Kadıköy ve Moda'da olmuştur. İzmir'den İstanbul'a göçen İngilizler burada futbol oynamışlardır. Buradaki Rumlar da futbola merak salmışlardır ve futbol İstanbul'da çok büyük bir hızla yayılmıştır. 1897, 1898, 1899, 1904 yıllarında İzmir karması ve İstanbul karması 4 maç oynamışlar ve bunların tümünü İzmir karması kazanmıştır. 1906 yılında Atina'da düzenlenen "Ara Olimpiyat"ta İzmir karması ve Selanik karması yer almıştır. İzmir karması bu turnuvada 2., Selanik karması da 3. olmuştur. İzmir karması İngilizlerden, Selanik karması ise Rumlardan oluşuyordu.

    Türklerin futbol oynaması Futbol oynayan ilk Türk 1898 yılında İzmir'de İngilizlerle beraber futbol oynayan Selim Sırrı Tarcan olmuştur. Ancak kendisine "İlk Türk futbolcusu" diyemeyiz. İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Bey'dir. İstanbul'da futbolu İngilizlerden görerek merak salan Fuat Hüsnü Bey, daha sonra arkadaşlarını ikna ederek ilk Türk futbol takımını kurmuştur. "Black Stocking" adı alan takım Rumlarla bir maç yapmış ve bu maçı 5-1 kaybetmiştir. Kaçabilenler kaçmış, kaçamayanlar yakalanmıştır ve böylece ilk Türk futbol takımının ömrü uzun olmamıştır. Fuat Hüsnü Bey daha sonra İngilizlerin kurduğu Kadıköy takımında "Bobby" takma adıyla oynamıştır.

    Türk futbolunda ilk kulüpler "Black Stocking" takımının başarısızlığından sonra Türkler uzun süre futbol oynayamamışlardır. Ancak, kimse de bu oyunun cazibesinden kendilerini kurtaramamışlardı. Türkiye'de kurulan kulüplerin hemen hemen hepsi futbol kulübü olarak kurulmuştur. Bir önemli istisna "Beşiktaş Jimnastik Kulübü"dür. İlk futbol kulübü ise "Galatasaray Spor Kulübü"dür.

    Türk futbolunun gelişim süreci Türkiye’ye futbol, tütün ve pamuk ticaretiyle uğraşan ve 19.yy’ın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu’na gelip, belli başlı ticaret limanlarındaki kentlere yerleşen İngilizler tarafından getirilmiştir. Önce kendi aralarında takım kurup futbol oynayan İngilizler, daha sonra bu ‘ayak oyununu’ Türk komşularına da tanıtmışlardır.

    Tarihi kayıtlara göre, Türk topraklarında ilk maç 1875 yılında Selanik’te oynanmıştır. Daha sonra İstanbul ve İzmir illerinde futbol oynanmaya başlanmıştır. Türkiye’de o dönemde futbol genelde İngilizler ve Rumlar arasında oynandı. 1903 yılında kurulan ilk lig, yani İstanbul Futbol Ligi’nde de önce sadece İngiliz ve Rum takımları mücadele etmiştir.

    Futbola hemen sevdalanan bazı Türk gençleri ise yabancı komşularından gördükleri kadar, hiç bir kurala tabii olmadan çayır kenarlarında futbol oynamaya başlamıştır. Bu gençler ‘Black Stocking’ (Siyah Çoraplılar) adındaki ilk Türk futbol takımı oluşturmuş ve ilk maçını 26 Ekim 1901 yılında Rum takımına karşı oynamıştır. 1905 yılında kurulun ilk Türk kulübü Galatasaray ise İstanbul Futbol Ligi’ne katılan ilk Türk kulübü olmuştur. Fenerbahçe, Adanaspor ve Beşiktaş kulüplerinin de kurulup İstanbul Futbol Ligi’ne katılmalarının ardından, Türk futbolunda gerçek Türk futbolcuların ve Türk takımların dönemi başlamıştır.

    Savaş ve işgal yıllarında, işgal kuvvetlerine mensup askeri takımlarla yapılan maçlarda, Türk kulüplerin kazandıkları galibiyetler futbolu bir ‘milli dava’ haline getirmiş ve milletin kırılmış olan gururunu okşamıştır. İşte bu nedenle futbol çok kolay bir şekilde ülkemizde geniş kitleler tarafından sevilmiş ve işgal kuvvetlerine karşı elde edilen galibiyetler sayesinde milletin gönlünde unutulmaz yerler işgal etmiştir. Türkiye’de bu dönemden sonra hızla gelişmeye başlayan futbol, halk için o günlerde teşkil ettiği önemini günümüzde de halen devam ettirmektedir.

    Daha sonraki yıllardaki gelişmelere baktığımızda, Türk milli takım ve kulüplerinin dünya çapında çok az başarıları olduğunu görüyoruz. Türkiye uzun zamanlar dünya sıralama listelerinin alt kademelerinde yer almış. Türk takımları dışarıda ya hiç tanınmıyor ya da kötü olarak anılıyordu.

    Ancak 90’lı yıllardan sonra Türk futbolu gelişmeye ve kendisini iyileştirmeye başlamıştır. Politik ve ekonomik şartların düzelmesiyle birlikte Türkiye ve Türk futbolu her geçen gün daha da iyiye gidiyordu. Yabancı teknik direktörleri Türk takımlarını yetiştirmek üzere Türkiye’ye geldi. Dünyada herkes Türk futboluna daha fazla ilgi göstermeye başladı. Avrupa Futbol Ligleri’nin önemli kulüpleri Türk futbolcuları transfer etmeye başladı. Bu sayede Türk futbolu çok değerli tecrübeler elde etmiş olup Dünya futbolunda öne çıkmaya başladı. Özellikle genç futbolcularımız, sahip oldukları mükemmel futbol tekniği sayesinde Avrupa’da çok iyi bir üne kavuştular.

    U-16 ve U-18 Genç Milli Takımlarımız Avrupa Gençler Şampiyonalarında, Ümit milli takımımız ise Akdeniz Şampiyonalarında şampiyon olmuş ve çok önemli dereceler elde etmişlerdir. A Milli Takımımıza baktığımızda ilk ve şu ana kadar son olarak 1954 yılında Dünya Kupası finallerine katılma hakkı kazanmışlardır. Avrupa Şampiyonası finallerine ise ilk olarak 1996 yılında katılmışlardır. 2002 Dünya Kupasına finallerine katılmaya hak kazanan Milli Takımımız Yarı Finale kadar dünya devleri ile mücadele ederek dünyanın en iyi 4 takımından biri olduğunu herkese kanıtlamakla kalmamış Güney Kore ile yaptığı üçüncülük mücadelesinde de kazanan takım olmayı bilmiş ve maçı 3-2 almıştır. Böylelikle Türk Milli Takımı 2002 Dünya Kupası`nda 3. olarak bronz madalya almaya hak kazanmıştır.

    Şu anda Türk futbolu çok önemli bir noktadadır. Türk milli takımları dünyanın önde gelen milli takımlarıyla mücadele etmekte ve her geçen gün daha fazla başarılara ulaşmaktadır. Türk futbol kulüpleri de Avrupa çapında çok önemli başarıları elde etmeye başlamıştır. Örneğin Galatasaray kulübünün UEFA Kupası Şampiyonu olması, Türk futbolu açısından son derece önemli bir gelişmedir. Burada vurgulamak isteriz ki, en önemli amacımız bu başarı yolunda kesin adımlarla devam etmek ve amaçlarımızı daha da büyütmektir.

    Ayrıca yabancı teknik direktör ve yabancı kulüplerin futbolcularından elde ettiğimiz tecrübeler bizim için her zaman bir avantaj olacağını da vurgulamak isteriz. Bu sayede Türk teknik direktörlerimiz çok önemli tecrübeler kazanmış ve, artık liglerimizde çok tecrübeli Türk teknik direktörleri yer almaktadır. Aynı zamanda bizim için çok önemli olan bir başka konu ise, yabancı kulüplerde oynayan yeni, genç Türk yetenekleri bulmak ve onları Türk milli takımlarımıza kazanmaktır. Türk oyuncuları yabancı kulüplere transfer etmek ve yabancı kulüplerden Türk oyuncularını Türkiye’ye transfer etmenin bizleri mümkün olabilen en iyi başarıya ulaştıracağından eminiz.

    Kaynak; maxfutbol
     

Sayfayı Paylaş