Food Politics - Besin Endüstrisi ve Beslenme

Konusu 'Türkceye Çevirilen Yazilar' forumundadır ve Despo tarafından 28 Mayıs 2006 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen kişi sayısı 1 user .
  1. Despo
    Offline

    Despo ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    30 Mart 2004
    Mesajlar:
    7.962
    Beğenileri:
    6.063
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Danimarka
    Çeviren: Cüneyt Kazokoğlu

    Doğal ve her yönüyle dengeli beslenmenin önemine değiniyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Amerikalı beslenme uzmanı ve araştırmacısı 68 yaşındaki Marion Nestle’nin sağlıklı beslenme kadar besin endüstrisinin insanın beslenme alışkanlıkları ve sağlığı üzerine etkisinin araştırıldığı „Food Politics“ adını taşıyan kitabı çıktı. Kitap hakkında Spiegel’de yapılan mülakatı yayınlıyoruz.

    SPIEGEL: Amerika ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde şu anda insanların yarısından fazlası obez sınıfına giriyor, bunun nedeni nedir?

    Nestle: İnsanlar besinle tükettiklerinden daha fazla enerji alıyorlar. Bu sadece bayram, yılbaşı gibi günlerde değil, bütün bir yıl boyunca böyle gidiyor. Çok yemenin nedenleri de çeşitli. Tarım endüstrisi inanılmaz derecede verimli çalışıyor, bu da besin maddelerinde arz fazlası durumuna yol açıyor. Bütün bu yemekler satılmak zorunda. Besin maddesi satan şirketler de var güçleriyle bunu yapmaya çalışıyorlar.

    SPIEGEL: Besin endüstrisi obezitenin yayılmasında hangi rolü oynuyor?

    Nestle: İnsanlar daha fazla yerlerse endüstri büyüyor. Bu nedenle şirketler satışı arttırmak için devâsa reklam seferleri düzenliyorlar. Sadece Amerika’da besin maddesi satan şirketleri yılda 34 milyar doları bu iş için harcıyorlar. Besin maddelerini endüstriyel olarak üretiyorlar, yüksek miktarda yağ ve şeker katıyorlar, paketlerin üstüne sağlık hakkında gülünç laflar yazıyorlar ve doğrudan çocuklara yönelik reklam yapıyorlar, bilimadamlarını etkiliyorlar, siyasetçilerle çıkar ilişkisine giriyorlar. Bu aslında bildiğimiz büyük iş dünyası, her şirket arz çokluğunun mevcut olduğu bir pazarda daha fazla pazar payı için savaşıyor.

    SPIEGEL: Endüstrinin bu tavırları konusunda elle tutulur bir örnek verebilir misiniz?`

    Nestle: Tabii ki. En son örnek şeker lobisinin Dünya sağlık Örgütü’nün (World Health Organization – WHO) insanların daha sağlıklı beslenmesi için iktidarların ne yapabileceğine dair tavsiyelerine şok edici saldırısı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre alınan kalorilerin içinde şeker oranı %10’u geçmemeli. Bunun üzerine şeker lobisi Amerika’ya WHO’ ya malî desteğini çektirmeye çalıştı.

    [​IMG]

    SPIEGEL: Öğünlerin geçtiğimiz yıllar boyunca devamlı büyüdüğü doğru mu?

    Nestle: Kesinlikle. Bazı lokantalarda tabaklar servis tabağı büyüklüğünde. “Supersizing” alışılagelen birşey oldu.

    SPIEGEL: Evlerde de mi öğünler büyüyor?

    Nestle: Evlerde genelde insanlar hâlâ mantıklı porsiyonlarla yetiniyorlar. Ama lokantalarda porsiyonlar ne yazık ki çok büyüdü. Yemek pişirme, masayı donatma ve servis için gereken giderlerle karşılaştırıldığında besin maddeleri ucuz kalıyor. Lokanta işletmecisi de bu nedenle daha büyük porsiyonlar sunuyor, müşteriler de zaten bunu seviyorlar.

    SPIEGEL: Ama kimse tabağını silip süpürmek zorunda değil?

    Nestle: Bilimsel araştırmaların gösterdiği birşey var: İnsanın önüne ne kadar çok yemek koyarsanız, o kadar çok yiyecektir, aç olmasa bile.

    SPIEGEL: İktidarlar obeziteye karşı ne yapabilirler?

    Nestle: Çocuklarla başlarsak, şeker ve abur cubur satan yerlerin okullarda ve okul yakınlarında yeri yok. Çocukların derslerde yemeğin nereden geldiğini öğrenmeleri lazım. Çocuk kanallarında besin maddeleri için reklamlar yasaklanmalı.

    SPIEGEL: Ama boş vakitlerdeki tutum da rol oynuyor gibi: İnsanların ağırlığı istatistiğî olarak günde televizyon seyrettikleri saatlerle bağlantılı. Ne kadar çok televizyon seyrediliyorsa, o kadar şişman olunuyor.

    Nestle: Bu da zaten hareketin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Televizyon seyretmek oturarak yapılan bir uğraşı. Pek çokları o esnada abur cubur yiyor ve abur cubur reklamları seyrediyorlar.

    SPIEGEL: Yüzlerce kitap ve makale kilo vermek için bir sürü birbirinden farklı yol gösteriyor, bazıları birbirinin tam tersi oluyor bunların. Siz ne tavsiye ediyorsunuz?

    Nestle: Daha az ye, daha çok hareket et, bol meyve ve sebze ye!

    SPIEGEL: Kulağa çok basit geliyor ama pek çok insan yine de başaramıyor.

    Nestle: Biyolojik olarak yemeği sevecek ve daha kötü zamanlar için depolayacak şekilde programlanmışız. Yalnız gelişmiş ülkelerde bu daha kötü zamanlar bir türlü gelmiyor. Bu elbette çok güzel birşey ama buna karşılık biz de bu besin fazlasıyla başetmeyi öğrenmeliyiz.

    SPIEGEL: Siz şahsen nasıl başarıyorsunuz bunu?

    Nestle: Hâlâ lisedeki kilomu korumamın nedenlerinden biri genlerim. Onun dışında New York’ta yaşıyorum, arabam yok, her yere yürüyerek gidiyorum. Ama birşey çok önemli: Aç değilsem, yemek yemiyorum. Herseyi deniyorum ve sadece hoşuma gideni yiyorum, ama işte çok değil. Ve ağırlığımı tartı ile sürekli kontrol etmeye çalışıyorum.

    Kaynak: Spiegel Online, Jörg Blech.

    Food Politics / Amazon ,
     
  2. Blitz
    Offline

    Blitz Özel Üye

    Katılım:
    9 Ocak 2006
    Mesajlar:
    1.415
    Beğenileri:
    204
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Istanbul
    Gıda sektörü arz fazlasını talep fazlasıyıla karşılamak için, insanları spora yönlendirmeli. Spor yapan insan bol bol tüketir ama sağlıklı olur.
     

Sayfayı Paylaş