Edward Erdal Ekşi - International Bodybuilder- Body Hakkında Açıklamaları-

Konusu 'Uluslararası Vücut Geliştirme' forumundadır ve BeachBoy tarafından 3 Ocak 2012 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 6 üye.
  1. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123
    Edward Erdal Ekşi

    Katıldığı Yarışmalar: NABBA Mr. Universe, WABBA Mr. Universe, IFBB Mr. Universe, IFBB Mr. Europe, WABBA Mr. Europe, Mr. Turkey, Mr. İstanbul.

    [​IMG]

    Ben 1950 yılında İstanbul Yedikule’de doğdum, hâlen de en çok sevdiğim bir semttir Yedikule. Yedikuleli olmakla iftihar ediyorum. Çok eski arkadaşlarım ve yakın akrabalarım var orada.

    Amerikalı arkadaşlar beni hep “Ördıl” diye çağırıyorlardı, çünkü Amerikan İngilizcesinde “e” ve “r” yan yana gelince “ö” diye okunuyor. Onlar böyle çağırdıkça ben de hiç işitmiyor, anlamıyordum. Daha sonra bunu fark etmiş olacaklar ki, bana, “Biz seni ‘Edward’ veya ‘Eddie’ diye çağırsak nasıl olur?” dediler, ben de “O.K” dedim. Beş sene sonra da Amerikan vatandaşı olunca, son hakkım olan isim değişikliğinden yararlanarak ilk ismimi “Edward” orta ismimi “Erdal” soy ismimi de “Ekşi” olarak bıraktım, yani Edward Erdal Ekşi. Ben bu isim değişikliğini onlara adadım, bu tavrım onların bana gösterdikleri yardımlara bir karşılıktı.


    [​IMG]
    Güney Afrika -Ortadaki-


    1975’de de ilk defa Türkiye Şampiyonu olarak millî takıma seçildim ve Güney Afrika’ya gönderildim. Türkiye’de hiçbir şey yoktu o zamanlar, ayağımızda doğru düzgün spor ayakkabı bile yoktu; yarışmada ayağında Tokyo terlik ile dolaşan bir tek bizdik.

    [​IMG]


    Türkiye’de artık saygı diye bir şeyin kalmadığını da çok yakından gördüm ve üzüldüm. Ayrıca biz hiç gösteriş yapmazdık, kısa kollu gömlek bile giysek kollarımızın hacmi gözükmesin diye bilhassa bol diktirirdik. Bir de vücut geliştirme yok gibi idi, bizi sadece plaja gidince fark ediyorlardı. Hatta bir gün federasyona senelik sağlık kâğıdı çıkarmak için gittiğimde oradaki yetkili “Halterci” diye yazdı, ben “vücut geliştirme” deyince de “ne fark eder, aynı şey” dedi. Biz böyle hep halterci diye çağrılırdık.

    Ancak toplumun bilgisi çok sınırlıydı ve vücut geliştirme hakkında bildikleri her şey kulaktan dolmaydı. Çoğumuz “oğlum, bırakırsan sarkar… unutma” sözünü duyarak başladık ama bu yaşta hâlen sarkmadı. Yaşıtlarıma oranla çok daha iyi bir durumdayım, bu da yeter sanırım.


    [​IMG]


    Haftada üç gün, bir gün ara ile ve tam vücut çalışıyordum, yani her bölge için bir veya iki hareket yapıyordum. Bu şekilde bütün vücudu çalıştırıyordum, başladığım zamanki hâlime nazaran kısa zamanda çok geliştim.

    Hiç steroid kullanmadım, Türkiyede de bulunmuyordu. Hem de ilaç alacak paramda yoktu.

    Tamamen doğal beslendim. Örneğin hiç amino asit, protein tozu veya şu bu ilacı kullanmadım. Arada sırada B-Kompleks ve multi-vitamin alırdım, 2-3 haftada vücut alışınca bırakırdım. Böreği çok severdim; leblebi, fındık, fıstık, kuru üzüm, pekmez, peksimet, tarhana çorbasını çok yerdim. Eti fazla alamadığımızdan, daha çok kuru fasulye, nohut yemekleri yapardı rahmetli annem. Ruhu şad olsun, bana çok iyi bakardı. Yürüyerek hep Samatya’ya giderek bana taze ciğer, dalak alırdı, ben kuvvetli olayım diye. Şampiyon kupamı görünce çok ağlamıştı. “Onu ben besledim” derdi hep.


    [​IMG]


    Benim de en çok aldığım sorular bunlar, “Hocam salondaki arkadaşlar veya herkes diyor ki…” diye başlıyorlar. İnanın Türkiye’nin durumu zor, tam bir dejenerasyonun içinde. Ancak bana göre bu supplement işi yeni olmadı, anlatayım:

    1975’de Güney Afrika’ya Mr. Universe (Mr. Olympia, Mr Universe beraber yapıldı) için gitmiştim. Arnold ile beraber idik, o güne kadar yapılan en görkemli yarışma idi. Bu yarışma esnasında bize kapalı olarak yapılan IFBB toplantısında Serge Nubret ve Frank Zane, yarışmalarda estetiğin baz alınmasını istediler, Arnold ve arkadaşları ise ölçünün önemine değindiler ve IFBB Arnold’un tarafını tutunca ilk defa Mr. Olympia’yi iki sıklette “uzun” ve “kısa” diye yaptılar. Daha sonra da body building (vücut geliştirme) bir freak show’u hâline geldi (****** Notu: Freak show İngilizce bir deyim ve Türkçeye “ucube gösterisi” diye çevirilebilir). Çünkü IFBB aslında Weider tarafından idare edildiği için (Joe ve ben Weider kardeştir) supplement satmak istiyorlardı, ayrıca Weider Japonya’da amino asit fabrikalarının ortağı idi. Arnold ve Weider de kendi protein tozlarını pazarlıyordu. Weider Arnold’un vasıtası ile bunu kullandı ve ek besinleri dünyaya yaydılar.


    [​IMG]
    Soldan Sırayla: Erdal Ekşi , Ahmet Enünlü ve Erdal Ekşinin Oğlu

    Bugün kitapları en çok satan vücut geliştirme yazarlarının hiç biri adale yapmış insanlar değil, (Weider, Kennedy, vb.). Peki, bu nasıl oldu? Pazarlama işin içine girdi. Senin ülkene geliyorlar ve kendi mallarını pazarlıyorlar. Peki, yüz seneden daha önce de vücut geliştirme vardı ve o zamanki vücutçular da çok adaleli idi. Ben pek çok modern vücutçu ile çalışma imkânı da buldum, çoğu tam bir hareketi bile yapamıyor, sadece “pump” yapıyorlar, çünkü vücutları HGH (Human Growth Hormone: Yapay Büyüme Hormonu) ve Streoid (Allah bilir hangi çeşit steroidlerle) dolmuş vaziyette.

    Çalışma ve Beslenme Tarzım:

    Şu anda haftada en fazla dört-beş gün çalışabiliyorum. Daima gece 23:30’dan sonra çalışırım, bu benim en kuvvetli olduğum zaman. Her zaman pull-push (itme-çekme) tekniğini uygularım. Çift set sisteminden vazgeçmedim. Adaleyi sıkıştırmak en büyük düsturumdur. Antrenmanlarıma mutlaka gerdirmeyle (stretching’le) başlarım. Canım o gün çalışmak istemezse yarıda bırakır çıkarım. Vücudumu çok dinlerim, her sabah kaslarımı kontrol ederim, recuperation’a (kas yıkımı sonrasında oluşan toparlanma, iyileşme ve kas inşası dönemi) çok inandığım için boş zamanlarımda vücut geliştirmeyi kafamdan silerim. Genelde içgüdü ve sıkıştırma, yarım tekrarlar, çift setler ve öncelikli (priority) sistemlerini çok kullanıyorum. Ağır kiloları tercih etmem ancak kiloyu kafamda ağırlaştırırım. 12-15 tekrardan vazgeçmedim, setleri hiç saymam, hiçbir şeyi saymam, adalenin kendisini dinlerim, şayet iki sette yeterince sıkışırsa devam etmem. Hiçbir hareketi bugün salonda yapılanlar gibi yapmam, açılarım değişik, itiş noktaları değişiktir, ½, ¾, tekrarlar da yaparım, makineleri tercih etmem. Beyin-vücut ilişkisine ve gücüne inanıyorum. Hiçbir supplement kullanmam, süt içmem, vitamin bile dokunur bana. Şu anda 100 kiloyum (220 lbs) kolum 46.5-47, diyetim ise hiç değişmedi; yüksek protein, düşük karbonhidrat, düşük yağ… Bütün sene boyunca. Yaz gelince devamlı barbekü yaparım.
     

    Ekli Dosyalar:

    voltaj, jkdo, OvO ve diğer 15 kişi bunu beğendi.
  2. jarhead
    Offline

    jarhead Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.062
    Beğenileri:
    1.122
    Ödül Puanları:
    123
    Gerçekten sonuna kadar saygı duyulacak bir sporcu herşeyi geçtim gerçek bir SPORCU kendisi.. Devamı atılmamış söyleşinin bayağı uzun bir söyleşi ve bir sporcuya çok şey katabilecek bir söyleşi, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
     
    mista, Pappy ve Danny Boy bunu beğendi.
  3. BeachBoy
    Offline

    BeachBoy Üye

    Katılım:
    13 Ekim 2005
    Mesajlar:
    1.652
    Beğenileri:
    4.408
    Ödül Puanları:
    123
    Evet jarhead bayağı uzun bir söyleşiydi. Konu fazla ağır olmasın diye kısmen özetledim. Önemli tespidleri ve açıklamaları var. Her sporcunun gerek mental gerekse teknik açıdan örnek alması gereken sporculardan biri.
     
    mista ve Pappy bunu beğendi.
  4. ARNOLDschwarzeneggeR
    Offline

    ARNOLDschwarzeneggeR Üye

    Katılım:
    23 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.226
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    C:\
    evet bu yazıyı önceden okumuştum, bu siteden banlanan bi adamın bu siteye karşı kurdugu bir sitesinden alıntıdır. buda dip nottu. edward ekşiyi çok severim ama 60 yaşına gelmişsin yeter artık be adam yalan söyleme artık ayıp. yok ben hiç protein tozu kullanmadım yok hiç amino asit içmedim yok ben et yemem yok asla zararlı ilaç kullanmadım yok asla steroid kullanmadım.
    vsvsv yalan dolan abi dede olmuşsun artık neden yalan söylüyorsun o siyahbeyaz foto da kürün BABA sını yapmışsın afedersin neden bahsediyorsun hala. yok karides yiyordum onda çok protein vardı. ODUN EKMEĞİ yiyerek oldu heralde öyle.
     
    DEXONİA, Pappy, batt_34 ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  5. Big_Hammer
    Offline

    Big_Hammer Üye

    Katılım:
    5 Ekim 2011
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    130
    Ödül Puanları:
    0
    Bencede fasulye nohut dalakla olucak vucuda pek benzemiyor..
     
    Son düzenleme: 5 Ocak 2012
    selim4141 ve Pappy bunu beğendi.
  6. bycan_
    Offline

    bycan_ Üye

    Katılım:
    7 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    peki sence eski vg ciler nasıl hacimleniyordu. mesela roma gladyatörleri. örnekler çoğaltılabilinir...
     
  7. Dexter_Morgan
    Offline

    Dexter_Morgan Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2012
    Mesajlar:
    1.224
    Beğenileri:
    663
    Ödül Puanları:
    123
    Roma gladyatörleri yarışmacı vgcilermiymiş? Jül sezar çağı, roma tarihi bunları iyice araştırman gerekiyor. O kaslar o simetriler sadece spartacuste olur.
     
    ARNOLDschwarzeneggeR bunu beğendi.
  8. emrah_yazgan
    Offline

    emrah_yazgan Üye

    Katılım:
    11 Şubat 2010
    Mesajlar:
    164
    Beğenileri:
    38
    Ödül Puanları:
    38
    Sayın Edward'ın hikayesi gerçekten can alıcı. O vücudu doğal olarak ve sadece b vitamini takviyesi ile elde etmiş olması!!! da ayrı bir başarı öyküsü...
     
  9. ARNOLDschwarzeneggeR
    Offline

    ARNOLDschwarzeneggeR Üye

    Katılım:
    23 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.226
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    C:\
    evet tabiki b vitamini ile böyle oldu %100 naturel organik
     

Sayfayı Paylaş