E621 mono sodyum glutamat

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve Coyote tarafından 4 Aralık 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen kişi sayısı 1 user .
  1. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    hazır gıdaları sizlere kötüledim tabiki yavaş yavaş nedenlerini ve niçinlerinide ortaya koymalıyız.

    E621 ile başlayalım kısacası tüccarların en çok sevdiği bir tür koruyucu kısa ismi msg.

    Msg çok tehlikeli birşey ve neredeyse butun hazır gıdalarda kullanılmakta.

    Kullandıgınız ürünlerin hemen hemen arkasını okudugunuzda E621 ibaresi varsa şiddetle o ürünü terk etmelisiniz.

    E621 MSG Monosodyum Glutamat

    25/11/09

    2008-2009 Eğitim öğretim yılı Namık Kemal Üniversitesi Zıraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Proses Kontrol I.yarıyıl ödevimi sizlerle paylaşmak istedim.Birçok gıdada kullanılan gizli kanserolojen madde olan monosodyum glutamatla ilgili herşeyi yazının devamında bulabilirsiniz..

    Dünyada en çok bilinen ve kullanılan lezzet arttırıcı olup, proteinlerin yapı taşı olan L-glutamik asidin sodyum tuzudur.MSG (C5H8NNaO4H2O), birçok gıdada ve insan vücudunda proteinlerin yapı taşı olan amino asit formunda veya serbest halde bulunmaktadır.MSG ile ilgili araştırmalarda söz konusu amino asidin sadece L-formunun lezzet arttırıcı aktiviteye sahip olduğu,D-formunun ise aktivitesinin olmadığı saptanmıştır.
    Açık Formulü
    Anne sütü, inek sütü, et, balık, sebzeler ve tahıllarda bağlı formda, domates, süt, patates, soya sosu ve bir çok çeşit peynirde serbest formda bulunan glutamat, hasat, işleme, pazarlama gibi işlemlerle kayba uğramaktadır. İşleme, pişirme, dondurma gibi işlemlerin ise bu lezzet kayıplarını durdurmada etkili olmadıkları bildirilmektedir.
    Gıdanın orijinal lezzetinin bir kısmı MSG gibi bir lezzet artırıcı kullanılarak geri kazanılabilmektedir. Ancak daha da önemlisi MSG kullanıldığında, çiğnenebilirlik ve gıdadan alınan haz arttığında sindirim de kolaylaşmaktadır. Ayrıca MSG kendinden özel bir lezzet katmaksızın, gıdanın doğal lezzetini kuvvetlendirerek gizli lezzet karakteristiklerini ortaya çıkartmakta, zayıf lezzet karakteristiklerini arttırmakta, ağızda doluluk ve süreklilik gibi gıdaya özgü kalite karakteristiklerini geliştirmektedir. Söz konusu maddenin en önemli özelliği, tükürük salgısını arttırarak lezzet profilindeki özellikleri ortaya çıkarmasıdır.
    Avrupa, Japonya ve ABD’de yapılan araştırmalar sonucunda MSG’ın lezzet aktivitesinin dört temel tattan farklı olduğu saptanmış ve bu yeni tada umami adı verilmiştir.Ancak MSG’ın tadının saf olmadığı, tatlı, tuzlu ve acı ile birlikte hoşa giden ve rahatlatan hisleri de içerdiği belirtilmektedir .
    MSG’la benzer yapıya sahip olan Monosodyum L-aspartat, Asparajin, Aspartik asit, Glutamik asit, Prolin, Hidroksiprolin maddelerin, asidik, acı, tatlı ve umami gibi tat karakteristiklerini içerdikleri, umami tadın ise MSG’ın gerçek karakteristiği olduğu görünmektedir.
    Umami tadın yanı sıra tuzlu olarak da tanımlanan MSG’ın NaCI ile interaksiyonunun olduğu düşünülmekte ve gıdada MSG kullanıldığında NaCI miktarının düşürülmesi ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.
    MSG esas olarak şeker sanayinin bir yan ürünü olmakla birlikte, günümüzde fermantasyonla üretilmektedir. Fermantasyonun avantajı ise lezzet artırıcı özelliği olan L-izomerinin üretilmesidir. MSG’ın çok düşük akut toksisiteye sahip olduğu bilinmektedir. Fareler LD50 değerinin vücut ağırlığı başına 19.9 g/kg olduğu bildirilmiştir.Uzun süre besleme sonucunda, değişik hayvanlarda MSG’ın olumsuz etkisine rastlanmamış, ancak MSG’a bağlı yüksek sodyum alımıyla ilgili problemler oluşabileceği bildirilmiştir.​
    MSG’nin Ticari Olarak Üretimi
    İlk defa 1865 de meydana çıkartılmış bir amino asittir. Monosodyum glutamatın ticari üretimi 1909 da başladı. Geçmişte doğal proteinlerin, mesela buğday gluteni, hidrolizi yolu ile üretiliyordu. Şimdi ise bakteriyel fermantasyon yolu ile üretilmektedir. Bakteri (Corynebacterium Glutamicus) fermantasyon substratı olarak şeker, melas ya da nişasta içeren sıvı bir ortamda üretilir. Bakteriler fermantasyon yoluyla glutamik asit üretir ve ortama verirler. Glutamik asit ortamda birikir ve daha sonra filtrasyonla ayrıştırılır, saflaştırılır ve nötralizasyon ile MSG’ a dönüştürülür. Daha sonra ekstra bir saflaştırma, kristalizasyon ve kurutma ile beyaz bir toz haline gelir. Artık aroma artırıcı olarak kullanıma hazırdır.​
    Gıdalara Katılma Şekilleri
    MSG’ın pH 5.5 – 8 arasındaki gıda sistemlerinde en etkili lezzet artırıcı olduğu ve ısıl işlemleri karşı duyarlı olduğu bilinmektedir.Isı etkisiyle glutamik asit 1 molekül su kaybederek laktan formunu oluşturmakta böylece lezzet artırıcı özelliğini kaybetmektedir.Ayrıca glutamik asit Maillard reaksiyonuna girerekte kayba uğrayabilmektedir.
    Glutamik asidin gıdalarda en çok kullanılan şekli sodyum tuzu formunda olan MSG olduğundan tüketici açısından gıdalarda kullanımı da önem kazanmaktadır. MSG’ın gıdalarda kullanılması ile ilgili çalışmalar da bu yöndedir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, çorbalarda MSG ve sodyum klorür interaksiyonu duyusal testlerle incelenmiştir.Çalışma sonucunda istenilen optimum etkinin saptanabilmesi için MSG düzeyi %0.38, sodyum klorür düzeyi ise %0.81 olarak saptanmıştır.
    Tavuk suyuna glutamik asit ve tuzlarının katılması ile gerçekleştirilen diğer bir çalışmada MSG’ın tuzlu tadı artırdığı, tavuk lezzetini kuvvetlendirdiği, tükürük salgısını ve iştah arttırdığı belirlenmiştir. Hazır çorba tipi ürünlerde MSG kullanımı ile ilgili gerçekleştirilen bir çalışmada katılan sodyum klorür miktarının da azaltılabileceği saptanmıştır. Söz konusu çalışmada, sebze, kremalı sebze, kremalı mantar, şehriye ve yayla çorbalarına 6 – 8 g/L olacak şekilde MSG katılmasının lezzet kabul edilebilirliğini arttırdığı saptanırken, NaCI miktarının da7g/L’den 4 g/L’ye düşürebileceği gözlenmiştir.
    Gıdalarda kullanılan glutamatın miktarı, gıdanın % 0,1 ile % 0,8′i arasındadır. Bu miktar geleneksel gıdalarda doğal olarak bulunan glutamat seviyesinin benzeridir. Glutamat tadı kendini sınırlandırır. Bunun anlamı; yemeğe uygun miktardan daha fazla eklendiğinde tada çok fazla bir katkıda bulunmaz, hatta tat dengelerine zarar bile verebilir.​
    Kaynağı ve Vücuttaki Fonksiyonu
    Monosodyum glutamat glutamik asidin bir tuzudur. Glutamik asit proteinleri oluşturan 20 amino asitten birisidir. Besinsel açıdan bakıldığında elzem olmayan bir amino asittir, yani vücudumuzda sentezlenebilir.
    Glutamik asit, vücudumuzdaki ve besinlerde 2 formda bulunur. Birisi diğer amino asitlerle bağlı olduğu ‘bağlı’ form, diğeri ise tek başına amino asit olarak bulunduğu ‘serbest’ formdur. Besinlerin tadında sadece serbest glutamat önemli bir rol oynar.
    Son çalışmalar gösteriyor ki besin kaynaklı glutamat bağırsaklar için ana enerji kaynağıdır. Bağırsakların glutamata karşı çok yüksek afiniteleri vardır ve çalışmalar gösteriyor ki gıda olarak alınan glutamatın ancak % 4′ ü vücuda geçmektedir. Bu da gösteriyor ki vücudun geri kalan kısmı için gerekli olan glutamatın neredeyse tamamını vücut kendisi sentezlemelidir.
    Besinlerdeki bütün glutamatlar, ister bağlı ister serbest formda olsun, bağırsaklarda serbest forma getirilir; ve bağırsaklar tarafından enerji üretiminde kullanılırlar. Glutamat aynı zamanda beyinde nörotransmiter olarak da kullanılır. Kan beyin bariyeri (kanda taşınan maddelerin beyin hücrelerine geçmesindeki kontrol bariyeri) glutamatın geçmesine izin vermez. Bundan dolayı beyin kendi glutamatını glikoz ve diğer amino asitlerden kendisi sentezler.
    Glutamat, İnsan metabolizmasında merkezi noktalarda bulunduğundan dolayı önemli fonksiyonları vardır. Örneğin protein sentezinde substrat, glutaminin prekürsörü, azot taşınmasında ve daha bir çok yerde önemli bir rol oynar.​
    Katıldıkları Gıda Grupları
    Çin ve Japon mutfaklarının vazgeçilmez aroması Monosodyum Glutamat, hazır gıdalarda Türkiye de dahil bir çok ülkede yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
    Lezzet artırıcılar, genel olarak sebze ürünlerinde, soslarda, çorbalarda,etlerde kullanım alanı bulmaktadır. MSG lezzet arttırıcılar arasında en çok kullanılan madde olup;
    • Hemen hemen tüm cipslerde,
    • Bazı katı ve ekmek üstü yağlarda,
    • Et sularında,
    • Hazır çorbalarda,
    • Hazır soslarda,
    • Tatlı-tuzlu hazır ürünlerin bazılarında,
    • Bulyonlarda,
    • Kürlenmiş etlerde,
    • İşlenmiş et ürünlerinde,
    • İşlenmiş balık ve tavuklarda,
    • Mayonezlerde ,
    • Baharat karışımlarında,
    • Sebzelerin işlenme aşamalarında,
    • Snek tipi ürünlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.​
    Glutamatın meyve,meyve suları, şekerleme ve diğer tatlı gıdalarda etkili olmadığı ve hoşa gitmeyen lezzete neden olduğu bildirilmektedir.
    Özellikle Çin ve Japon mutfaklarında lezzet arttırıcı olarak kullanılan MSG- Monosodyum Glutamat (E621) artık Türk mutfağında da sıklıkla kullanılıyor.
    Ülkemiz’de ise bu madde çok yaygın olarak kullanımdadır; örneğin tuzot, knor Çeşni, hazır çorbalar, patates cipsleri, mısır cipsleri, salam, sucuk, sosis, hazır bütün soslarda, tüketilmeye hazır donmuş donmamış bütün yiyeceklerde, konservelerde kısacası bütün ambalajlı gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Bu gıda maddelerinin %95 ‘inde MSG bulunmaktadır. MSG’nin bir de örtülü, gizli adi vardır. Nispeten bilgili tüketicileri atlatmak için; Lezzet arttırıcı, kıvam arttırıcı, doğala özdeş aroma, E 621, vb. isimlerle gizlerler. MSG bazı ürün gruplarında; Mono Sodyum Glutamat, Msg, Glutamic asit, Glutamin ve Glutamat olarak da adlandırılmıştır. Aynı zamanda MSG çocuk mamalarında ve ekolojik ve diyet ürünlerinde de kullanılmaktadır.​
    Sağlık Açısından Önemi
    MSG’ın çok düşük akut toksisiteye sahip olduğu bilinmektedir. Fareler LD50 değerinin vücut ağırlığı başına 19.9 g/kg olduğu bildirilmiştir.Uzun süre besleme sonucunda, değişik hayvanlarda MSG’ın olumsuz etkisine rastlanmamış, ancak MSG’a bağlı yüksek sodyum alımıyla ilgili problemler oluşabileceği bildirilmiştir.
    Özellikle Çin ve Japon mutfaklarında lezzet arttırıcı olarak kullanılan MSG’nin reaksiyonlarına “Çin Restoranı Sendromu” da deniyor.​
    Günümüzde MSG’nin insan sağlığı üzerine olan etkileri konusunda yapılan pek çok araştırma devam etmekte ve bu konuda birçok görüş bulunmakla beraber MSG kullanımının yasaklanmasını gerektirecek derecede ciddi bilimsel kanıtlar bulunmamaktadır. Ancak pek çok insan için, MSG’nin zararlı etkilerinin olabileceğinin tartışılıyor olması dahi zararsız olduğu da tam olarak kanıtlanamadığı için kullanımında çekincelere neden olmaya yetmektedir.
    Geçmişte glutamata bağlı halsizlik, uyuşma ve çarpıntı semptomlarının olduğu vakalar bildirilmiş. Bu durum Çin-lokantası sendromu olarak adlandırılmıştır. Fakat, bilimsel olarak hiçbir zaman bunun glutamat tarafından olduğu kanıtlanamamıştır
    Yakın zamandaki araştırmalar göstermiştir ki, çok miktarda glutamatın neden olduğu aşırı beyin reseptör hücre aktivasyonu, hücreleri öldürebilmektedir. Bu ise ilave olarak akla getirmiştir ki, bu fazla glutamat, Alzheimer, Perkinson ve Huntingdon gibi sinir dejenerasyonu hastalıklarında bir parça rol oynayabilir. Ancak gidalarla alinan glutamatlarin bu hastalıklarda bir parça payının bulunması hususu henüz tartışılmaktadır.​
    Tad Alma Duyusuna Etkileri
    Monosodyum Glutamat, tad alma duyumuzu etkiliyor. Ağzımıza attığımız ilk yemekle birlikte tat alma duyusu harekete geçerek, beyne ilk sinyalini gönderiyor. Bu ilk sinyalle birlikte tadı oluşturan madde ağzımızda kaldığı sürece (yuttuktan sonrada tad ağzımızda bir süre daha kalıyor.) sinyallerin seviyesine karşı duyarlılık hızla düşmeye başlıyor. Bu nedenle bazen yediğimiz çok tatlı bir yiyecekten sonra alınan gıda (örn. içilen çay) bize şekersizmiş gibi geliyor.
    Bizler farkında olmasak dahi yemek yerken bile aynı olay gerçekleşiyor. Yediğimiz aynı yemekte bile ilk lokma ile son lokma arasında bir tad azalması oluyor. Monosodyum Glutamat içeren gıdalar yediğimizde ise, tad alma duyumuz daha fazla hassaslaşıyor ve bu nedenle MSG’li gıdalar daha fazla tüketiliyor. MSG’li yiyeceklerden sonra alınan normal besinlerde tad alma duyarlılığımız azalıyor. Yapılan araştırmalarda, çocukların ve gençlerin yedikleri hazır gıda maddelerden sonra (örn. cipsler, gofretler) diğer besleyici besinleri tat alamadıkları gerekçesiyle yemedikleri gözlemlendi.​
    Monosodyum Glutamat, birçok gazlı içecek ve hazır gıda da olduğu gibi, kimyasalların bir kısmı dilimizdeki artıkları hızla parçalayarak midemize gönderiyor, diğer bir kısmı ise bunları nötrleştirerek, her lokmanın ilk lokmaymış gibi algılanmasına neden oluyor.​
    MSG’ nin yan etkileri
    Yıllar önce, MSG’ lı gıdaların tüketimi sonrası astımı olan hastaların astım atağının olduğunu gösteren raporlar yayınlandı. Bunun üzerine, MSG ile astım arasında bir ilişkinin olup olmadığına ve MSG tüketiminin sağlık açısından bir risk oluşturup oluşturmadığına ilişkin araştırmalar yapıldı. Astım oluşumu ve MSG arasında bir ilişki kurulamadı. Çeşitli denemelerde, MSG tüketimi ile astım atağının arttığından şikayet edenler ile MSG tüketen astımlı hastalar monosodyum glutamat ile beslendi. Ancak MSG tüketimi ile astım atağı arasında bir ilişki bulunamadı. MSG kullananlar ile plasebo kullanan insanlar aynı tepkiyi verdiler. MSG intoleransı gibi bir durumdan yakınan insanlar gıdadaki başka bir bileşene tepki vermiş olabilirler. Ancak bu MSG değildir.
    Benzer başka bir deneme; baş ağrısı, baş dönmesi, ve diğer nörolojik problemleri olan insanlar üzerinde yapıldı. Bu şikayetler genelde plazma sodyum iyonu yükselmesi yada vücut sıvı hacminin düşmesine bağlıydı. MSG alımı ile bu semptomlar arasında hiçbir bilimsel ilişki kurulamadı.
    MSG’ ın sağlığa etkilerini değerlendiren birçok farklı deneyin bir özeti Raif ve ark. tarafından 2000 yılında yayınlandı. Bu yayınların sonuçlarına bakacak olursak; MSG güvenli bir gıda katkı maddesi olarak sayılabilir. Ne epidemiyolojik nede karşıt fikirli çalışmalar MSG’ ın istenmeyen bir reaksiyona neden olduğu şeklinde bir sonuca ulaşamadılar. Bazı deneyler göstermiştir ki; MSG’ ye karşı reaksiyon verdiğini söyleyen insanlarda, başka bir gıda olmadan tek başına yüksek dozda MSG alındığı zaman bazı kişisel semptomlar ortaya çıkmıştır. Ancak gerçek şu ki bu semptomlar çok ender, ne ciddi ne de ısrarcıdır, ve bu reaksiyonlar monosodyum glutamat gıdalarla birlikte alındığında ortaya çıkmamaktadır.​
    MSG’nin neden olduğu reaksiyonlar:
    • Baş ağrısı,
    • Bulantı
    • İshal,
    • Terleme,
    • Göğüste sıkışma,
    • Boyun arkasında yanma​
    Bu tür reaksiyonlar fazla miktarda MSG alınması sonucunda oluşur. Bu maddeyi tüketen astımlı hastalarda ağır astım atakları oluşabilmektedir.​
    MSG’nin verdiği zararlar:
    • Nörotiksin bir madde olan MSG, sinir hücrelerine zarar veriyor.
    • Sebep olduğu hastalıklar ise, merkezi sinir sistemi tahribatına bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları ve Sara (epilepsi),
    • Retinal dejenerasyonu (göz retina tabakası hasarı),
    • Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, Obezite,
    • Büyüme hormonunun baskılanması,
    • Pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet gelişimi,
    • Böbrek ve karaciğerde hasar,
    • Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçerek bebeklerinde aynı etkilere maruz kalmasına,
    •Monosodyum Glutamat çocuklarda büyüme hormonunun baskılanmasına neden olduğu öne sürülmektedir.​
    Japon bilim adamları, birçok hazır gıda da lezzet verici olarak kullanılan monosodyum glutamat (E621) maddesinin gözlere zarar verdiğini gözlemledi. Hirosaki Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Hiroşi Ohguro ve ekibi tarafından yapılan deneylerde, farelere çeşitli miktarda monosodyum glutamat verildi. Japon bilim adamları, Glutamat maddesinin retinadaki (ağtabaka) hücrelere saldırdığını ve bu nedenle farelerin, görme yeteneğinin azaldığını tespit ettiler. Hiroşi Ohguro, lezzet verici olarak kullanılan monosodyum glutamat maddesinin yoğun olarak kullanıldığı Asya bölgesinde, glukom olarak bilinen göz hastalığının bir çeşidinin çok sık görüldüğünü belirterek, bu durumun araştırılması gerektiğini söyledi.​
    Hamilelikteki Etkileri
    Anne karnında gelişmekte olan bebek ya da emzik çağında olan bebekler de MSG’den etkileniyor. Anne adayları ya da anne olanlar, yedikleri MSG’li hazır gıdalar nedeniyle hem hamilelikte hem de emzirirken, bu zarar verici katkı maddesini farkında olmadan bebeğinde almasını sağlıyor. Bu katkı maddesi bazı ülkelerde uyarı ile satılmaktadır.
    Bazılarında ise, çocuklar için üretilen ürünlerde kullanmak yasaktır. Bu madde özellikle çocuklar açısından “kesinlikle ciddiye alınmalıdır”.
    Monosodyum Glutamat, Anne karnındaki bebeklerde ve en az iki yaşına kadar olan çocuklarda “kanserojen özelliği” olabileceği tespit edilmiş ciddi zararları olan bir maddedir.
    İlgili diğer ürünler
    Monosodyum glutamattan başka diğer aroma artırıcılarda kullanılmaktadır. Bazıları yine glutamat kaynaklıdır, bunlar; monopotasyum glutamat, kalsiyum diglutamat, monoamonyum glutamat ve magnezyum diglutamattır.
    Glutamat kaynaklı olmayan ancak aynı tat özelliklerini verenler ise guanilik asit, disodyum guanilat, dipotasyum guanilat, kalsiyum guanilat, inosinik asit, disodyum inosinat, dipotasyum inosinat, kalsiyum inosinat, kalsiyum 5′-ribonükleotidaz ve disodyum 5′-ribonükleotidaz.​
    Gıda Maddelerinde Kullanılan Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Katkı Maddelerinin Saflık Kriterleri Tebliği
    Yetki Kanunu: Tük Gıda Kodeksi Yönetmeliği

    Yayımlandığı R.Gazete 6.04.2005-25778
    Tebliğ No: 2005/16
    Amaç
    Madde 1- Bu Tebliğin amacı; gıda maddelerinde kullanılacak olan renklendirici ve tatlandırıcılar dışındaki katkı maddelerinin saflık kriterlerini belirlemektir.​
    Kapsam
    Madde 2- Bu Tebliğin hükümleri, gıda maddelerinde kullanılacak olan renklendirici ve tatlandırıcılar dışındaki katkı maddelerini kapsar.
    Hukuki Dayanak
    Madde 3- Bu Tebliğ 16/11/1997 tarihli ve 23172 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne göre hazırlanmıştır.
    Saflık Kriterleri
    Madde 4- Gıda maddelerinde kullanılacak olan renklendirici ve tatlandırıcılar dışındaki katkı maddelerinin saflık kriterleri ile ilgili genel özellikler Ek-1′e uygun olmalıdır.
    Numune Alma ve Analiz Metodları
    Madde 5- Gıda maddelerinde kullanılacak olan renklendirici ve tatlandırıcılar dışındaki katkı maddelerinin üretim hattından ve muhafaza deposundan numune alınmasında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin ilgili bölümündeki kurallara uyulmalıdır. Numune uluslararası kabul görmüş metotlara göre analiz edilmelidir.
    Tescil ve Denetim
    Madde 6- Gıda maddelerinde kullanılacak olan renklendirici ve tatlandırıcılar dışındaki katkı maddelerini üreten ve satan işyerleri; tescil ve izin, ithalat işlemleri, kontrol ve denetim sırasında bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır. Bu hükümlere uymayan işyerleri hakkında 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre yasal işlem yapılır.
    Denetim
    Madde 7- Bu Tebliğe ait hükümler; 24/6/1995 tarihli ve 560 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnameye göre, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nca denetlenir.
    Avrupa Birliğine Uyum
    Madde 8- Bu Tebliğ, 96/77/EC sayılı “Gıda Maddelerinde Kullanılan Renklendirici ve Tatlandırıcılar Dışındaki Katkı Maddelerinin Saflık Kriterleri” hakkındaki Komisyon Direktifi dikkate alınarak, Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde hazırlanmıştır.
    Geçici madde 1- Halen faaliyet gösteren ve bu Tebliğ kapsamında yer alan ürünleri üreten ve satan işyerleri 1 yıl içinde bu Tebliğ hükümlerine uymak zorundadır.
    Yürürlük
    Madde 9- Bu Tebliğ yayım tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    Madde 10 – Bu Tebliğ hükümlerini Sağlık Bakanı ve Tarım ve Köy işleri Bakanı yürütür.
    E 621 MONOSODYUM GLUTAMAT
    Eşanlamlılar: Sodyum glutamat, MSG
    Tanım:
    Kimyasal adı: Monosodyum L-glutamat monohidrat
    Einecs: 205-538-1
    Kimyasal formülü: C5H8NaNO4.H2O
    Molekül ağırlığı: 187.13
    Saflık: Susuz bazda içeriği, % 99.0’dan az ve % 101.0’dan fazla olmamalıdır
    Tanımlama: Beyaz, kokusuz kristaller veya kristal şeklinde toz
    Belirleme:
    A. Sodyum için pozitif test:
    B. İnce tabaka kromatografisi ile glutamik asit için pozitif test
    C. Spesifik rotasyon[a]D 20: +24.8o ve +25.3o arasındadır.
    (2N HCl’de % 10’luk çözelti (susuz bazda), 200 mm tüp)
    D. %2’lik çözelti pH’sı: 6.7 – 7.2.
    Kurutma kaybı: % 0.5’den fazla olmamalıdır (98 o C’de 5 saat).
    Klorür: % 0.2’den fazla olmamalıdır​
    Kaynaklar
    Gıda Katkı Maddeleri – İzmir 2001 – Prof.Dr.Tomris ALTUĞ
    İndigodergisi.com
    Food-info.com
    Forumfood.net
    Kkgm.gov.tr​
    1060302058 FATMA ÇUKUR Gıda Mühendisliği
    1060302059 UTKU BİLGİLİ Gıda Mühendisliği

    şiddetle hazır gıdalardan kaçınalım.
     
    Son düzenleme: 4 Aralık 2010
    LapRose, Pulbiber072, draft ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.

Sayfayı Paylaş