Doğal hayatta hayvanlar neden kalp krizi geçirmiyorlar.

Konusu 'Çeşitli Makaleler' forumundadır ve Coyote tarafından 18 Eylül 2010 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 4 üye.
  1. Coyote
    Offline

    Coyote Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.626
    Beğenileri:
    1.553
    Ödül Puanları:
    123
    Doğal dengeleri korunan hayvanlar çok sağlıklı.
    Bu nedenle şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz gibi son yıllarda insanlarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalık onlarda görülmüyor. Ancak doğal ortamları insanlar tarafından deneysel olarak bozulan hayvanlar aynen insanlar gibi hasta oluyorlar. Sonuç olarak insanları hasta eden olay, doğal olmayan yaşam tarzıdır. Bunun vücuttaki mekanizması allostaz yani yanlış uyumdur.
    Uz. Dr. Güçlü ILDIZ’ın kaleme aldığı bu ilginç yazı, hayata bakış açınızı değiştirecek.
    DOĞAL HAYATTA HAYVANLAR NEDEN KALP KRİZİ GEÇİRMİYOR?

    İnsanoğlu kendini bildi bileli doğaya karşı hep mücadele vermiştir. Diğer canlılardan farklı ve üstün tarafı olan beyin ön bölgesini kullanarak önce ateşi kullanmayı öğrenmiş. Oysa doğada bulunan etçil-memeli hayvanlar eti çiğ yiyorlar. Ama insan vücudunun çalışması etçil canlılarla aynı. Bu bir farklılık oluşturuyor mu?
    Memeli hayvanlarda damar tıkanıklığı sonucu kalp krizi ya da inme görülmüyor. Damar tıkanıklığı, damar iç yapısının (endotel) bozulmasıyla başlıyor. Doğada en iyi damar koruyucu madde C vitaminidir. Hayvanlar kendi C vitaminini yapabiliyor. Ama insan bünyesi yapamıyor. Dışarıdan besinlerle almak zorunda. Neden?
    Hayvanlar neden mide ülseri olmuyor?
    Doğal dengeleri korunan hayvanlar çok sağlıklı. Ancak doğal ortamları insanlar tarafından deneysel olarak bozulan hayvanlar aynen insanlar gibi hasta oluyorlar.
    Sonuç olarak insanları hasta eden olay, doğa dışı yaşam tarzıdır. Bunun vücuttaki mekanizması allostazdır (yanlış uyum). Allastaz kontrolü ise beyin ön bölgesi tarafından yapılır.
    HPA (hipotalamo-hipofizer-adrenal) denilen ve memeli hayvanlarda da bulunan yolun normal işleyişi ile vücut bütünlüğü için gerekli olan enerji sağlanır (homestaz). HPA yolu, kendini koruma içgüdüsü yaratan tehlikelerle (korku, saldırıdan kaçma) ve çevre şartlarının çok değişmesiyle (aşırı soğuk) etkin hale gelir. Amacı değişen ortama bedenin uyumunu sağlamaktır. Bu yolun etkin olmasıyla kan şekeri yükselir, kan basıncı (tansiyon) artar, kolesterol düzeyi kanda yükselir, kalp hızı artar, vücudun savunma-bağışıklık sistemi aktif hale gelir ve kanda birçok maddenin düzeyi artar ya da azalır.1,2
    Normalde geçici süre ve yaşantımız süresince gereken durumlarda etkin olması beklenir (allostaz). Kendisini kontrol eden beyin bölgelerinin duyarlı hale gelmesi ya da kimi gıdaların sıkça alınması sonucu HPA yolunun etkinliği artar (allostatik yüklenme). Bu durum çokça bilinen hastalıkların başlangıç dönemini oluşturur. Bu yolun aşırı etkinliği sonucu duyarsız hale gelmesi (allostatik aşırı yüklenme) ile hastalıklar ortaya çıkar. İşte hipertansiyon, diyabet, astma, guatr, allerjik hastalıklar, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, ruh hastalıkları, kimi cilt hastalıkları, bağışıklık (immünolojik) sistemi hastalıkları, mide-barsak hastalıklarının altında yatan asıl neden HPA yolundaki duyarsızlaşmadır.1,2,3,4,5
    Beyin duyarlılığından başka, doğal olmayan kimi besinler de HPA yolunu etkinleştirebilirler. Bu besinlerin başında basit şekerler gelmektedir.6 Sofra, kesme, toz, akide şekerleriyle, lokum, reçel, bisküvi, gofret, çikolata, yaş ve kuru pastalar, şekerli içecekler, tüm hamurlu ve sütlü tatlılar basit şeker içerirler (basit karbonhidrat = hızlı emilen şeker).
    Geçirdiği milyonlarca yıllık evrim süreci içinde, doğada bulduğu et (protein) ve sebzelerle (birleşik karbonhidrat) bünyesini oluşturan ve çalışmasını bu besinlere göre ayarlayan insanoğlunun basit (hızlı emilen)şekerle yaygın biçimde tanışması 200 yıl önceye dayanmaktadır.
    Protein ve sebzelerin midede başlayan sindirimi, karaciğerde devam eder. Beynin temel yakıtı olan kan şekeri düzeyi orta derecede yükselir. Gene ılımlı bir ilişkiyle insülin, bu düzeyi ayarlamada yardımcı olur. 4 saatlik bir süreç normal bünyenin et ve sebze sindirimi için yeterli olur. Normal insan bünyesinin alıştığı sindirim alışkanlığı budur.
    Ancak basit şekerlerin sindirimi daha ağızda başlar, aniden kan şekeri yükselir ve buna tepki olarak insülin kanda düzeyi artar. Şeker hızla düşer ancak insülin, milyonlarca yılın verdiği özellik nedeniyle, bu hızlı düşüşe ayak uyduramaz. Kandan çekilmesi daha uzun sürer ve kan şekeri normal sınırların altına iner. Kan şekerinin normal sınırların altına düşmesiyle alarm durumuna geçilir. Bu durumda HPA yolu (aşırı) etkin hale geçerek karaciğeri, depo şekerini salması için uyarır. Bu arada şeker ile birlikte kolesterol de kanda yükselir.6,7,8,9
    Sıkça yenilen şekerler ve özellikle beraberinde hamur işleri de varsa, allostatik yüklenme daha da artar. 6,9
    Vücudumuzun basit şeker alınmasına-kesinlikle- gereksinmesi yoktur ve (hızlı emilen şekerlerin aşırı tüketimi) hastalıkların oluşmasının önemli unsurlarından biridir.
    Hamur işi ve tatlılara düşkün olan kişiler, kendi HPA yolunu yaşamı boyunca sık sık etkin hale getirirler. Aile ve çevre etkisiyle gelişen beslenme alışkanlıkları sonucu kimi insanlar şeker bağımlısı haline gelebilir.
    Allostaz etkisiyle kanda artan hormonlardan adrenalin ve kortizol, beyin duyarlılığını geçici süre normale döndürmesi nedeniyle insanlarda bağımlılık oluştururlar. Yenen şeker, oluşan allostaz ile salınan adrenalin ve kortizol, kişinin duyarlılığını azaltacak, oluşan geçici iyilik hali beynin şekerli gıdaları ve dolayısıyla allostazı etkin hale getirmesini isteyecek ve bunun sonucunda şeker bağımlısı haline gelecektir.
    Beyin ön bölge duyarlılığı olan kişiler kafa darbesi gibi beyin duyarlılığını arttıran diğer nedenlerle karşılaşırsa, zaten sıkça etkin olan HPA yolunun bozulma sürecini hızlandıracak ve sonuçta hastalıklar gelişecektir. (Hafif kafa darbesi, sonradan gelişen kişilik bozukluklarının ve beyin çalışması ile ilgili sorunların önemli bir nedenidir) 10-13
    Yapılan bilimsel çalışmalar, beyin ön bölge duyarlılığının madde ve alkol bağımlılığıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.14,15,16 Bağımlı olunan madde, doğrudan kendisi ya da dolaylı olarak kanda arttırdığı adrenalin ve kortizol ile beyindeki duyarlılığı geçici süre uyararak iyilik hali sağlar. 17
    Dikkat eksikliği olan çocukların bilgisayar oyunlarına dikkatlerini çok iyi vermelerinin nedeni, heyecan ile birlikte kanda düzeyi artan ve beyin ön bölgesini uyarıp geçici iyilik hali sağlayan adrenalin’dir. İnternet bağımlılığı, tehlikeli spor bağımlılığı, vb.. durumlarda da aynı yöntem etkilidir. Sigarada bulunan nikotin, kahvede kafein, çayda tein bilinen ve günlük yaşamda sıkça kullanılan uyarıcılardır. Şeker bağımlılığı da bunlardan biridir.
    Sonuçta, beyin ön bölge duyarlılığını düzeltmeden, ciddi bağımlılıklardan kurtulmak neredeyse olası değildir. Bağımlılıktan vaz geçilse bile, beyin ön bölge duyarlılığı nedeniyle hissedilecek yoksunluk diğer yakınmaların
    oluşumuna neden olacaktır.

    Beyin ön bölgesi, duygu, düşünce ve davranışları belirlemek için beynin diğer bölgeleriyle ilişki halindedir. Yaşamın ilk 20 yılı içinde gelişmesi tamamlanan beyin ön bölgesi, geçen bu süre içinde sürekli öğrenme halindedir. Yaşanan deneyimler, beyin ön bölgesi aracılığı ile ilgili beyin bölgelerine aktarılır ve orada depo edilir. Gerekli olduğunda depo bilgileri beyin ön bölgesi tarafından kullanılarak duygu, düşünce ve davranış biçimleri belirlenir.
    Örnegin, uçak, kapalı yer, küçük hayvan, yükseklik korkuları yaşanan deneyimlerin bellekte olumsuz bir biçimde depo edilmesi sonucu beyin ön bölgesine olumsuz olarak yansıyacak, bunun sonucunda korku duygusu, kaçma-kurtulma düşüncesi ve sinirsel gerginlik davranışları ortaya çıkacaktır.
    Burada sinirsel gerginliğin davranışlara yansımasının nedeni, HPA yolu etkinliğidir. Bu yöntem panik atak, anksiyete, depresyon gibi ruhsal hastalıkların bedende görülen yakınmaların temel kaynağını oluşturur.18
    HPA yolu, memeli hayvanların ortak özelliğidir.19 İnsanlardan ayrılan tarafı, beyin ön bölgesi ve bellek (temporal) bölgelerinin çok daha zayıf oluşudur. Bu nedenle memeli hayvanlarda, HPA yolunu kontrol eden beyin ön bölge hakimiyeti belirgin olmadığından ve beyin ön bölgesi iyi gelişmemesine bağlı olarak kendi besin dağarcığını insanlar gibi geliştiremez. Bu nedenle zorunlu olarak sağlıklı kalmaları nedeniyle tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kolestrol yüksekliği, panik atak, astma, mide ülseri, allerjik hastalıklar vb.. görülmez. Süreğen (müzmin) hastalıklar insana özgüdür. Çünkü insan beyni farklıdır. Farklılığı yaratan en önemli unsur, insan olma özelliği veren, beyin ön bölgesidir (prefrontal korteks).
    Bu bölge ve HPA yolu ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalarda, son yıllarda önemli artışlar gözlenmektedir. Hastalıkların, beyin çalışma bozuklukları sonucu vücudun kontrolünün bozulması ile ortaya çıktığı gerçeğine her gün biraz daha yaklaşılmaktadır. Bugün, doktorlar tarafından sıkça reçetelenen ve devletin sigorta sistemleri tarafından ödenen ilaçların hemen tümü nedene (beyin duyarlılığı) değil sonuca yöneliktir. Tansiyon, şeker ve kolesterol yükseklikleri, nefes darlığı, baş ağrısı, baş dönmesi, yaygın vücut ağrıları, allerji birer sonuçtur. Beyin ön bölge duyarlılığı var oldukça ve HPA yolunu uyaran beslenme tarzı sürdükçe, hastalıklarda sürecek gibi görünmektedir.
    Doğa, doğal olarak sunduğu besinler yerine rafine ürünleri tercih eden ve bu nedenle sağlıklarını kaybeden insanlara tedavi olanağını da sunuyor. Adaptojen /uyum sağlayıcı maddeler, doğada bulunan şifalı madde ve otlarla yapılan, HPA yolu bozukluklarında kullanılması önerilen, yeni bilimsel çalışmalarda yararları sık sık gündeme gelen bir tedavi şeklidir. En önemli özellikleri yan etkilerinin çok az ya da hiç olmasıdır.20
    Ancak üretilme tekniklerinin özensiz olması nedeniyle etkin olup olmadıkları konusunda şüpheler vardır. Örnegin sarımsak, içerdiği allisin nedeniyle antioksidan ve antibiyotik özellikleri vardır. Halen piyasada yer alan kimi sarımsak tabletlerinin allisin içermediği, mide asidine koruyucu tabakasının olmadığı, olanlarında mide sonrası ince barsaklarda açılamayıp doğrudan dışarı atıldığı bilinmektedir 21,22 Ayrıca sarımsak tozu allisin içermediğinden hiçbir yararı yoktur. Bu konu ile ilgili ülkemizde ciddi bir denetime gereksinim vardır.
    Diğer bir örnek, üzüm vb.. bitkilerde bulunan resveratrol’dür. Kararsız yapısı nedeniyle ışık, sıcaklık ve oksijenden etkilenerek yapısı değişir.23 Harvard üniversitesinde yapılan bir araştırmada, ABD’nde piyasada bulunan çoğu resveratrol içerikli hapların etkisiz olduğu saptanmıştır. Birçok faydaları olan bu doğal maddenin hap olarak hazırlanması ile ilgili ciddi sıkıntılar olması, hastaların fayda görmemesi sonucunu doğuracak, doğal tedavilere olan inancı sarsacaktır.
    HPA yolu tedavisinde, öncelikle doğal beslenme biçimi uygulanmalı, bu konuyla ilgili olan hekimlerden hasta ya da kişiye özel çözümler istenmelidir.
     
    Son düzenleme: 18 Eylül 2010
    usd61 ve draft bunu beğendi.
  2. body-ci
    Offline

    body-ci Üye

    Katılım:
    25 Haziran 2008
    Mesajlar:
    255
    Beğenileri:
    75
    Ödül Puanları:
    0
    hayvanlar doğada bizim gibi genleriyle oynanmış,hormonlarla büyümüş meyve sebze yemiyorlar...sigara içmiyorlar :) insanlardan daha sağlıklıklar tabi kalp krizi geçirmezler :)
     
  3. Malebolgia
    Offline

    Malebolgia Üye

    Katılım:
    12 Haziran 2008
    Mesajlar:
    355
    Beğenileri:
    208
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Istanbul
  4. oklahoma
    Offline

    oklahoma Yeni Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    1.005
    Beğenileri:
    316
    Ödül Puanları:
    0
    birde su varki hayvanlar surekli hareket halinde olan ; bir parça et için sabahtan aksama kadar araziyi tavaf eden varlıklar. dolayısıyla onlara herşeyi yemek serbest. insanlarsa bir alt kata asansorle inen , kosedeki markete arabayla giden yada kapıcı gonderen , yuzunu yıkarken belini sakatlayan varlıklardır. dolayısıyla ne yeseler zarar vewrecektir. nerde hareket orada bereket diye bir laf var arkadaşlar. hareketsiz yaşam tarzı herşeyin başında zaten. beslenme alışkanlıklarıda bozuldu tabii oda ayrı bir durum...
     
    canavar bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş