Dünyanın En Güçlü Adamı...Koca Yusuf

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve gollom tarafından 1 Nisan 2006 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 19 üye.
  1. gollom
    Offline

    gollom Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2006
    Mesajlar:
    81
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Ogrenci(kimya)
    Yer:
    izmir
    Arkadaşlar aşağıda okuyacağınız yazı bir asır önce yaşamış olan dünyanın en güçlü adamı Koca Yusuf'un başarılarıdır.Kendisi avrupa ve amerikada katıldığı müsabakalarda Türk Milletini başarıyla temsil etmiştir.

    Avrupalılarla güreşmeyi cihad kabul eden cihan şampiyonu pehlivan
    KOCA YUSUF

    [​IMG]



    Pehlivanlarımızın dünyaya nam saldıkları 19. asırdayız. Henüz yürümeye başladığı andan itibaren akranlarıyla kapışarak pehlivanlığa ilk adımı atan yiğitlerimiz, büyüdükçe ustaların nezareti altında güreş dersi alarak er meydanına hazırlanmaktadırlar. Devrin hâkim havası altında, sağlam bir dinî ve millî kültür alan pehlivanlar, mertlik, yiğitlik, pehlivanlık yarışıı yapmayı en büyük zevk kabul etmektedirler. Devrin insanlarının en büyük eğlencesi de bu yiğitlerin güreşlerini seyretmektir.
    Asırlardır harp meydanlarında gayr-i müslimlerle karşılaşmış yiğitlerimiz, ilk defa 19. asırda, sulh zamanında "diyar-ı firengistan"da gayr-ı müslim pehlivanlarla karşılaşmışlardır. Avrupa ve Amerika'da güreşerek dünyaya nam salan pehlivanlarımızın en meşhuru Koca Yusuf tur.

    Gelmiş geçmiş en meşhur pehlivanlarımızdan olan Koca Yusuf, ulemâların "darül harp"te güreş tutmanın ve müslümanların maddeten de güçlü olduklarını isbat etmenin de bir cihad olduğu yolunda beyanları üzerine Avrupa ve Amerika'ya gitmiş oralardaki bütün meşhur pehlivanların sırtını yere vurarak cihan pehlivanı unvanını almıştır.

    Evlâd-ı fâtihan'dan olan Koca Yusuf 1865'te Deliorman'ın Şumla köyünde dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan itibaren güreşe merak salan Yusuf on altı yaşında ayağına kisbet geçirerek er meydanında boy göstermeye başlamıştır.

    Yusuf, çevikliği, kuvveti, ustalığı yanı sıra; açık sözlülüğü, mertliği ve İslâm'ı yaşamadaki hassasiyetiyle de dikkatleri çekmektedir.

    Yirmi yaşına geldiğinde kendisine antreman verecek pehlivan bulamayan Koca Yusuf çoğu vakit tek başına çalışmaktadır.

    Yusuf, koca koca kütükleri kaldırmakta, bu kütükleri kucağına alarak taşımaktadır. Her gün yüksek dağlara inip çıkan, koşan, temiz havayı ciğerlerine dolduran Yusuf, duvar idmanı yapmakta, çamur yoğurarak parmaklarını ve bileklerini kuvvetlendirmektedir.

    Koca Yusuf yirmi yaşında iken 1885 yılında, 26 senedir Kırkpınar Başpehlivanlığını elinde bulunduran Aliço ile berabere kalmış, Aliço da sonrasında Koca Yusuf un "başpehlivanlığa" layık bir yiğit olduğunu kabul ederek başpehlivanlığı devretmiştir. Bu tarihten itibaren Yusuf Türkiye'nin başpehlivanıdır. Karşısına çıkan hiçbir pehlivan kendisinden bu unvanı almaya muvaffak olamamışdır. Devrin meşhur pehlivanları; Adalı Halil, Kara Ahmet, Katrancı, Karagöz Ali, Memiş, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmet ve Hergeleci İbrahim Koca Yusuf la kapışmışlar, hepsi de Yusuf un kendilerinden üstün pehlivan olduğunu kabul etmişlerdir...

    Er meydanında kıran kırana güreş yapılmaktadır. Zamana sınırlama yoktur. Mesala 1890'da Koca Yusufla Adalı beş saat güreşmişler, fakat herhangi bir netice alamamışlardır.

    Türkiye'nin en kuvvetli adamı kabul edilen Yusuf, Fransız sirk cambazı Doublier'in dikkatini çeker ve Yusuf u Avrupa'ya götürerek güreştirmek bu sayede para kazanmak ister.

    Meseleyi Koca Yusuf a açtığında ilk başlarda kabul etmeyen Yusuf, bilahare parayı pulu aklına getirmeden, sadece "keferelerin sırtını yere vurmak" ve Müslümanların maddî kuvvet bakımından da üstün olduklarını isbatlamak için Avrupa'ya gitmeğe razı olur.

    Avrupalılar o devirde serbest güreşin yabancısı olduğundan Koca Yusuf Greko Romen güreşi dersi alır. 1895'te Fransa'ya gider. Yusuf, antremanda bile olsa içerisinde yenişme olmayan güreşi kabul etmemekte, karşısındaki rakibini tutar tutmaz yere sermektedir.

    Fransa'ya giden Yusufun nâmı kısa zamanda bütün Fransa'da duyulmaya başlamıştır. Yusuf peşpeşe yaptığı güreşlerde rakiplerini bir dakika bile beklemeden tuş yapmaktadır.

    Fransa'nın meşhur güreşçileri, Fenelon, Furnier, Dumont, Pol Pons, Sabes ve Feliks Bernard'ı Fransızları hayrette düşürecek kadar kısa zamanda yener. Mesela Dünya şampiyonu diye tanınan Sabes'i dört saniyede tuş eder.

    Yusufun rakiplerini nasıl yendiğini anlamaya bile vakit bulamayan seyirciler güreşlerin uzatılmasını istemektedirler. Yusuf ise böyle bir teklifi şiddetle reddetmektedir. Menejerleri Yusuftan yavaş güreşmesini rica ederler. Yusuf bu teklifi kabul eder. Fakat Yusuf rakipleriyle bir-iki dakika oynadıktan sonra kâfi bulmakta ve sırtlarım yere vurmaktadır. Çaresiz kalan organizatörler Yusufun karşısına peş peşe iki güreşçi çıkarırlar ve iki güreşçinin yirmi dakika dayanması halinde büyük para vadederler. Ne varki Yusuf kendisiyle peş peşe güreşen Gambier ve Raul gibi meşhur güreşçileri de yirmi dakika dolmadan tuş yapıverir.

    Yusuf, karşısına çıkan mağrur Rum Pierri ve İngiliz Tom Cannon'u da kısa zamanda tuş eder.

    Avrupalı organizatörler, bu müthiş pehlivanı ancak bir Müslüman pehlivanının yenebileceğine kanaat getirerek Türkiye'den Hergeleci İbrahim'i getirirler.

    Fransa'da karşı karşıya gelen Koca Yusuf la Hergeleci Avrupalıları hayrette bırakan müthiş bir güreş sergilerler. Anlaşmalarına göre güreş Türkiye'deki gibi serbest ve kıran kırana olacaktır.

    Güreş süratle devam ederken Yusuf, Hergeleci'ye boyunduruk takar, Hergelecinin burnundan kan akmağa başlar. Telaşlanan hakemler güreşi durdurup Hergeleci'ye bir şikayeti olup olmadığını sorarlar. Şaşıran Hergeleci burnundan devamlı akan kana aldırış etmeksizin; "Neden ola ki? İşte pekâla güreşip duruyoruz." der.

    Oynaş güreşe alışmış Avrupalıların şaşkın bakışları arasında bir nara savuran Koca Yusuf bu defa Hergeleciyi Kurt kapanına alır. Hergeleci'nin boğulduğunu zanneden seyirciler telaşlanırlar, kadınlar bağrışmayâ, ağlaşmaya başlar. Jüri heyeti ayrılmalarını ister. Yusuf aldırış etmez. Birkaç kişi Yusufu çeker yine de ayıramazlar. Bu defa sopalarla, bastonlarla Yusufun sırtına, kafasına vurmağa başlarlar. Netice'de ayrılan pehlivanlar berabere ilan edilir. Her iki pehlivanımız da neticeden memnun değildir. Yusuf;

    "Ne güzel güreşiyorduk" derken Hergeleci;

    "Bizde erkek güleşir, kadın ağlar; ama asla güreşi bırakın demez." ifadeleriyle kırgınlığını ortaya koymaktadır.

    Fransızlar Yusufu yendirmek için Amerika'dan zincirkıran lakaplı Leitner'i getirtirler. Ne var ki Yusuf Leitner'i de kısa zamanda tuş ediverir.

    Fransa'da karşısına çıkacak rakip bulamayan Yusuf sıkılmağa başlar. Onu en fazla organizatörlerin davranışları üzmektedir. Yusufun paraya pula metelik vermediğini bilen organizatörler onun sırtından büyük servetler elde ederken Yusuf a çok az pay vermektedirler. Yusuf buna da aldırış etmez. Fakat inancına göz dikilmesi Yusuf u çileden çıkarır.

    Güreşirken tesettüre riayet eden ve diz kapaklarını örten şortla güreş tutan Yusuf hususi hayatında da dinî inançlarına son derece bağlıdır. Namazlarını düzenli olarak kılmaktadır. Yemeklerinin piştiği kaplarda daha önce domuz yağı ve etiyle yemek pişmiş olması ihtimalini göz önünde bulunduran Yusuf önceden bu kaplan iyice yıkatmakta ve yemeklerin pişmesine bizzat nezaret etmektedir.

    Yusufun sırtından para kazanan Fransız Doublier sırf Yusufun inancıyla alay etmek için bir gün yemeğine domuz eti karıştırır. Bunu farkeden Yusuf, Doublier'i haklamak ister. Durumu farkeden Fransız kaçar. Ahlaksızlıktan tiksinen Yusuf, hele inancına karşı yapılan bu hakarete tahammül edemiyerek yapılan bütün teklifleri reddederek Fransa'da güreş yapmak istemez. Yusufun davranışları hayretle karşılanmaktadır. İngiliz Torna Cannon, "Meğer sizin Yusufun ahlakı da gövdesinin kuvveti kadar yamanmış" demektedir.

    Fransa'daki ve civardan gelen bütün meşhur güreşçileri yenen Yusuf kendisine yapılan teklifi kabul ederek Amerika'ya gider.

    Koca Yusuf Amerika'da

    Amerikan basını Koca Yusufun gelişine büyük ehemmiyet vermiş ve yaptıkları neşriyatlarla Yusufu methetmişlerdir. Gazeteler aynı zamanda Yusufun meydan okumasına cevap vermeyen Amerika'lı güreşçilerle de alay etmektedir.

    "Güreş âleminin İskender'i, Napolyon'u geldi"

    diyen Amerikan basını Yusuf tan şöyle bahsetmektedir:

    "Tırnağının ucuna kadar namuslu bir adam ve ne miktar olursa olsun para onu satın alıp cambazlık yaptıramaz."

    "Bizim sporculara pek tuhaf gelecek bir gerçek var. Bu Türk paraya hiç önem vermiyor."

    "Yusuf geldi. Güreş etmek istiyor ve isteğinde gayet samimi. Parasını da yatırdı. Gelgelelim karşısına çıkacak Amerikalı bulunmuyor. Bundan çıkan mânâ bizimkilerin müthiş ziyaretçinin kuvvetinden ürktükleridir."

    "Müthiş Türk Yusuf, maçlarını Nev York'a gelmeden evvel ayarlamadığı ve güreş etmek istediğini uluorta söylediği için hata etmiştir. Böyle bir açıklama Amerikalı güreşçileri paniğe uğratmak için kâfiydi. Anlaşıldığına göre, şimdiye kadar şampiyonuz diye poz veren adamlar, Türk bu memlekette kaldıkça meydana çıkmayacaklar."

    Güreşmek ümidiyle Amerika'ya gelen Yusuf her sabah organizatörlere; "Bugün güreşecek miyim" diye sormaktadır.

    Yusufun karşısına çıkacak güreşçi bulamayan organizatörler nihayet akıllarınca bir çare bulurlar. Yusufun karşısına peş peşe beş güreşçi çıkacaktır. Ne var ki, Yusuf birincisinin sırtını yere serince diğer dört güreşçi, mindere çıkmaktan vazgeçerek organizatörleri hayal kırıklığına uğratırlar.

    Bir diğer çare olarak Yusuf a beş dakika dayanana yüz dolar vaadedilir. Bu da netice vermez. Çünkü hiçbir güreşçi Yusufun karşısında beş dakika dayanamamaktadır.

    Yusuf kendisine meydan okuyan, "Amerikan şampiyonu" unvanlı Robert'le güreşir. Ancak iki dakika boyunca Yusufun eline geçmemek için devamlı kaçan Robert yakalanacağını anlayınca minderden aşağı atlar. Çok kızan Yusuf salonda bulunan on bin kişiyi kendisiyle güreşe davet eder. Müteakip güreşinde Yusuf Robert'i perişan ederek yener.

    Yusufun Amerika'daki meşhur güreşlerinden birisi de John F.Mc.Cormick ile yaptığı güreştir. Anlaşmaya göre Yusuf Mc.Cormick'i bir saat içerisinde üç defa tuş yapacak, yapamadığı takdirde mağlup sayılacaktır. Güreş başladıktan yedi dakika sonra Yusuf üç tuşu da yapmıştır...

    1898'de Amerika'da fırtına gibi esen Yusuf Amerika turuna çıkar ve her gittiği yerde rakiplerini perişan eder. Zaman olur 41 derece ateşle güreşir.

    Yusuf kendisine meydan okuyan ve esip savuran Rum Heraklides'i perişan eder. Rumla yaptığı güreşlerin birincisinde 47 saniyede, ikincisinde ise 23 saniyede tuş yaparak Rum'un mağrur burnunu yere sürter.

    Yusuf Amerika'da son maçını serbest güreş dünya şampiyonu Lewis ile yapmıştır. Chicago'da yapılan güreşte Lewis'i üst üste iki defa yenmiştir.

    Yaptığı bütün karşılaşmalarda, dininin, vatanının, milletinin şânını düşünen Yusuf devamlı galip gelmiştir. Avrupalılar kendisine "yenilmez Türk" ünvanını takmışlardır.

    Yusufun gözünde kazandığı paraların ehemmiyeti yoktur. O artık vatanını, ailesini özlemiştir.

    Yusuf kalan ömrünün iki çocuğu ve ailesiyle birlikte, Eyüb Sultan civannda alacağı bahçeli bir evde ibadet yaparak geçirmek istemektedir.

    Vatan hasretine dayanamayan Yusuf New York'tan 21 Mayıs 1898'de Fransız bandıralı da Bourgogne Transatlantiği'ne binerek yola çıkar. Ne var ki ecel onu okyanusta beklemektedir. Bindiği gemi sis yüzünden İrlanda bandıralı Crmartyshire gemisiyle çarpışır.

    Geminin battığını gören Yusuf abdest alarak iki rekat namaz kılar. Daha sonra bir filikaya binmek üzere denize atlar. Ne var ki can telaşına düşen tayfalar ve yolcular Yusufun binmesiyle filikanın batacağından ürkerek onun filikaya binmesini engellerler. Yusufun mengene gibi kayığın kenarına yapışan elini kürek darbeleriyle sökemeyince balta ile bileklerini keserler. Bunun üzerine Yusuf 5 Haziran 1898'de boğularak ruhunu Rahmân'a teslim eder.


    Er meydanlarında kasırgalar yaratıp rakip tanımayan bir kuvvet olarak ortaya çıkan ve yalnız cüssesinden ötürü değil, güreş değerinden ötürü de Koca sıfatını alan büyük Türk pehlivanı yenecek rakip bırakmadı. Bunu fırsat bilen açıkgöz organizatörler onu Avrupa'ya götürdüler.Avrupa'dan sonra Amerika'da yaptığı güreşleri de kazanan ve dünyanın en ünlü pehlivanlarını sıraya dizen Koca Yusuf'a Amerika'da milyoner bir kadın aşık olmuştu. Bu kuvvet ilahından çocuk sahibi olmak istiyordu. Yusuf bunu işittiği zaman, Ben buraya damızlık gelmedim diye kükredi.


    [​IMG]



    [​IMG]
     
    themertyildiz, XeariouS, Suçicek ve diğer 18 kişi bunu beğendi.
  2. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    Öncelikle bukadar önemli bir konuyu açtığın için çok tesekkur ederiz bende kitabından okumuştum bencede dunyanın en guclu adamı koca yusuf bal mumunu 30 dakika sıkarmış normal bir insan 2 dk bile sıkamazken

    ayrıca turkiyedeki musabakalara en aç haliyle çıkarmış rakibe zarar vermemek için dışarıdada rakibi öldürecek kadar kotu yaparmış bence ıvıra zıvıra filim yapacaklarına buna filim yapsınlar cüneyt arkında genelde koca yusufu kullanırdı çok güçlü oldugu için bir anısında koye deli ibrahim diye biri geliyor kimse onu yenemiyor bazen çıplak gezdiği için koy halkı huzursuz oluyor koca yusuf deli ibr. gureşiyor deli ibrahimin kıspetinin iki paçasınıda bele kadar parçalıyor kıspeti paçası dana derisinden üç kat sarılıdır insan gucu bir katı dahi yırtamaz fakat koca yusuf 3 katıda parçalıyor ve deli ibrahim koyu terkediyor

    koca yusuf bizim dunyadaki en övunulecek insanımız bence çünkü kimse onun gucune erişememiş
     
    salvadore_xp ve baykan bunu beğendi.
  3. bomberman
    Offline

    bomberman Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2005
    Mesajlar:
    511
    Beğenileri:
    84
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Berlin
    http://ejmas.com/jmanly/articles/2001/jmanlyart_noble_0501.htm

    birde buna bakin... süper bi yazi ama ingilizce. yazan kisi öve öve bitirememis koca yusufu. türk övünce insan biraz celiskiye düsüyor acaba bizim gürescimiz oldugu icin mi bu kadar övüyoruz diye ama bu yazi gercekten süper okuyun bence. yazida dikkatimi ceken bir nokta var... genelde anlatilanlara göre yusuf bayagi göbekli birisiymis ve öyle ahim sahim yani kasli bi vücudu yokmus ama yinede inanilmaz güclüymüs. saygilar.
     
  4. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    ya keske birisi su yabancıların yazdıgı yazıyı özetleyerek çevirse adamlar ne demiş acaba
     
    salvadore_xp bunu beğendi.
  5. bomberman
    Offline

    bomberman Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2005
    Mesajlar:
    511
    Beğenileri:
    84
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Berlin
    valla flexor birisi cevirse iyi olur... benim ingilizcem o kadar süper sayilmaz ama anliyorum. yinede kelimesi kelimesine ceviremem cevirsem bile günler sürer. forumdan birisi el atsin bu ise... olmazsa ben en güzel önemli kisimlarini kisa kisa yazarim. cünkü yazan adam iyi arastirmis. kaynaklari iyi yani o zamanin gastelerinde yazilanlar ve yapilan röpörtajlari kaynak olarak kullanmis yazan adam. saygilar.
     
  6. bomberman
    Offline

    bomberman Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2005
    Mesajlar:
    511
    Beğenileri:
    84
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Berlin
    sarc4stic e özel mesaj attim... yaziyi türkceye cevirmesi icin. ne diyecek bakalim ;)
     
  7. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Uzunmuş ya bayağı :D Yalnız bir kısmı okudum orasıda bana ilginç geldi.(Başlıkta korkunç Türk Yusuf zaten) Gemiler çarpışınca Yusuf "vahşi bir hayvan gibiymiş", elinde bir hançerle telaşlı insanları korkutarak en öne geçmiş, filika ağzına kadar dolu olmasına ve gittikçe suya yaklaşmasına rağmen(içindekilerin sakın atlama demeside var) kayığa atlıyor. Ağırlığı ve atlamanın kuvveti ile kayık batıyor. Normalde iyi bir yüzücü olan Yusuf, Amerika'da yaptığı gösteriler karşılığı aldığı para olan 10000 altının(yada 10000 doların altın karşılığı) ağırlığı ile batıyor(belinde bir kesede - nasıl sığarsa o kadar altın). Bana biraz yabancı kötülemesi gibi geldi. Zaten sürekli cahil, pis vs... tarzı sıfatlar kullanılmış.Tabi bir kısmı doğru olabilir ama taraflı gibi. Vücududa çok kötüymüş cidden, çok yağlıymış, hiç etkileyici bir vücudu yokmuş.

    P.S. bu çevirisi değil öylesine baktığım bir yer. Çevirisini yaparım ama şu aralar biraz meşgulum :oops:
     
  8. masteer
    Offline

    masteer Özel Üye

    Katılım:
    17 Şubat 2006
    Mesajlar:
    809
    Beğenileri:
    1.074
    Ödül Puanları:
    0
    Koca Yusufun fılıkaya bınmek ıstedıgı ıcın canhavlı ıle ınsanların korkarak balta ıle engel olduklarını bende duymustum, cok uzucu bır son, aynı sartlarda
    bır amerıkan sampıyon gurescı olsaydı oo mr.robert buyrun su fılıkaya gecın dıye yer gosterırlerdı.
     
  9. Kahraman Türk
    Offline

    Kahraman Türk Üye

    Katılım:
    20 Ocak 2006
    Mesajlar:
    137
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    Ankara
    aynı şartlarda bi amerikan Türk filikasına binmek isteseydi de bizimkiler ne olursa olsun kabul ederdi. veya her kim olursa olsun herhangi bi insan olsun bizimkiler filikaya kabul ederdi. koca yusuf mükemmel bi insandır. onu cahil, pis diye tanımlarlar tabi, orada yaşayan amerikalılar gibi avrupalılar gibi paragöz, vatani duyguları zayıf olan bi insan değil onların para meraklısı,şan şöhret meraklısı hayatlarına ortak olmuyor koca yusuf. onların o kötü göz boyayıcı şartlarına alışmıyor kabul etmiyor,ibadetini eksik etmiyor, vatanı için gidiyor. paraya veya dünya servetine tama etmiyor. işte bu kadar mükemmel bi insan. keşke abuk subuk filmlerde yapacaklarına gerçektende bu "koca adam" ın filmini yapsalar.
     
  10. Bahadir
    Offline

    Bahadir Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2005
    Mesajlar:
    107
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Bilgisayar programcısı
    Yer:
    İstanbul
    ALLAH mekanını cennet etsin.

    İnançlı bir insanın, yaptığı işte nasıl başarılı olabileceğine dair çok ciddi bir örnek.
    Böyle bir ata ya sahip olmaktan, hep gurur dumuşumdur.
    Babamdan bunların hikayelerini dinleyerek büyüdüm.
    ALLAH aşkı, memleket sevgisi bu gibi insanlardan öğrenilir.

    Sağlıcakla kalın
     
    salvadore_xp bunu beğendi.
  11. bomberman
    Offline

    bomberman Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2005
    Mesajlar:
    511
    Beğenileri:
    84
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Berlin
    cevirme abi cevirme... hatta sil sen bu adresi burdan. :lol: tamam inanilmaz gücünü dogrulayan bir cok sey söylüyor icinde... ama bazi kisimlarini simdi fark ettim. yazi tam manasiyla hakaret icermesede bazi kisimlari gercekten bizim hosumuza gidecek türden degil. mesela bi kisimda osmanli zamanindaki gürescilerin etnik kökeninin cogu zaman türk olmadigini yazmis daha cok bulgar ermeni vs. olurlarmis. üzülerek yaziyorum ama yazinin bir kisminda "domuz gibi yiyen ve yikanmayan bi adam" diye bahsetmis eski bir güresci onun hakkinda. bunlar yeni gözüme carpti. bilseydim vermezdim linki. bazi iyi kisimlari var mesela bir cok yerde gücünü övmüs yazan kisi hatta söylenenlere göre dünyanin en güclü
    gelmis gecmis ilk üc adamlarindan biri diye bahsediyor (tabii biz en güclüsü oldugunu biliyoruz ;) ). ama diger kisimlari hosuma gitmedi. istersen iyi kisimilarini cevir sadece... veya hic cevirme. özür dilerim arkadaslar... koca yusuf gibi büyük bir güresciye saygisizlik ettigimi düsünüyorum. hakkinizi helal edin. :roll:
     
    salvadore_xp bunu beğendi.
  12. FleXoR
    Offline

    FleXoR Özel Üye

    Katılım:
    5 Aralık 2005
    Mesajlar:
    7.062
    Beğenileri:
    10.104
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Antrenör - Yazar
    Yer:
    Kırklareli & sivas
    sarc senin ing iyi senden iyi olan bolumleri çevirip derleyip koymanı istiyoruz bunu gazeteyede yazıcam cunku

    şimdiden tesekkur
     
    salvadore_xp bunu beğendi.
  13. bomberman
    Offline

    bomberman Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2005
    Mesajlar:
    511
    Beğenileri:
    84
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    Berlin
    mesela bir keresinde agirlik calisilan bir salona götürmüsler koca yusufu...
    orada güc gösterisi yapmak icin bir tahta süpürgenin sapini ortadan ikiye kirmis hic zorlanmadan iki eliyle tutarak ve elleri birbirine yakin sekilde.
    sonra adamin biri 100 kiloluk halteri kaldirmis ve koca yusuf yapabilecek mi diye bakmislar... yusuf halteri tutmayi bile bilmiyormus yani hayatinda hic halter kaldirmamis gibi sanirim avuc icleri ice dogru bakacak bi sekilde teknikten yoksun bi sekilde tutup rahatca kaldirmis 100 kiloyu ve salondaki hic kimse yusufun yaptigi bu hareketin aynisini yapamamis... cok güclüymüs vesselam.
     
  14. Deli333
    Offline

    Deli333 Yeni Üye

    Katılım:
    8 Temmuz 2004
    Mesajlar:
    630
    Beğenileri:
    177
    Ödül Puanları:
    0
    güzel yazı gerçekten teşekkürler.
     
  15. extensor
    Offline

    extensor Yeni Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2006
    Mesajlar:
    273
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    0
    beyler bu adam anlat anlat bitmez daha bir sürü hikayesini görmek isteriz
    yalnız bir şeye değinmek isterim ölümü ne kadar trajik değilmi ölmemek için dünyaya
    bile tutunmuş ve bir kısmı burada kalmış bir emsal olarak
     
  16. zagortenay
    Offline

    zagortenay Yeni Üye

    Katılım:
    27 Şubat 2006
    Mesajlar:
    384
    Beğenileri:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    eskişehir
    Koca Yusufun Köyündeki evini internette gördüm.İdman yaptığı taşı halen evinin önünde eşik diye koymuşlar kullanıyorlar.Elips biçimli 60-70 kg ağırlığında bir taş .Kaymak taşı köşesi yok.Rahmetli dedemde 1895 Deliorman göçmeni.Kendisini çocukken görmüş.Babama anlattığı kadarıyla hergeleci ibrahim Koca Yusufun hile ile sırtını yere getirmiş özel bir karşılaşmalarında.Sonrada yanaşmamış o sinirle beni öldürür diye zaten.Ölçülerini okka ile falan vermişler kg ye çevirmiş bizimkiler 190 cm 110 kg olduğu söyelniyor sapma olabilir.Çok dindarmış rahmetli.Ahlakına yansımış tabi.
     
    baykan bunu beğendi.
  17. Rpac
    Offline

    Rpac Üye

    Katılım:
    3 Haziran 2008
    Mesajlar:
    2.403
    Beğenileri:
    1.543
    Ödül Puanları:
    123
    İsmi, Türk ve dünya güreşinin zirvesinde yer alan Koca Yusuf'un, 1898 yılında Amerika'dan dönerken bindiği ''La Buorgogne'' adlı geminin batması sonucu Atlas Okyanusu'nun derinliklerine gömüldüğü sanılan bedeninin, Asor adalarının birindeki kilise bahçesine gömülü olduğu iddia edildi.

    KUŞAKTAN ANLADI

    Şair Sunay Akın, Çınar Yayınlarından piyasaya çıkan ''Önce çocuklar ve kadınlar'' adlı kitabında, Koca Yusuf'u konu alan ''Okyanusa yenilen güreşçi'' adlı bir bölüme de yer verdi. Akın, tarihçi Murat Sertoğlu'nun 1964 yılında Amerika'da yayınlanan ''Wrestling'' adlı güreş dergisinde Koca Yusuf'un anlatıldığı sayfalarda ulaşarak kazayla ilgili bilinmeyenleri anlattı. Akın, kaza sonrasına ilişkin şunları anlattı:

    ''Gemi battıktan bir süre sonra oralardaki küçük adalara 20 ceset vurmuş. Cesetlerin kazaya uğrayan geminin yolcuları olduğu anlaşılmış. Cesetlerden biri pek heybetliymiş. Üzerindeki kılıktan hangi milletten olduğunu köy papazı bile anlayamamış. Yalnız belinin çok uzun bir kuşakla sarılı olduğu görülmüş. Bu ceset de diğerleriyle birlikte kilisenin mezarlığına defnedilmiş.

    Kaynak:http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=120429
     
    baykan ve gaddarkemal bunu beğendi.
  18. txen10
    Offline

    txen10 Yeni Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    158
    Beğenileri:
    38
    Ödül Puanları:
    0
    ilginç ama efsanerden çok işi birazda bilimsel almak lazım fazla iri bi adam görünümü yok. bu gücünün nerden geldiği asıl önemlisi eğer gentikse mutlaka şu andada böyle insanların var olması gerektiği ve varsa kimler olduğunun bilinmesi gerek yoksa van gölü canavarına döner gördük ama canavar kaçıyo olur.yanlış anlaşılmasın mutlaka büyü bir başarısı vardır ama bağzı efsanelerin gerçekliğiin araştırılması gerek,saygılar
     
  19. SEHZADE
    Offline

    SEHZADE Üye

    Katılım:
    21 Aralık 2004
    Mesajlar:
    270
    Beğenileri:
    54
    Ödül Puanları:
    28
    Nedense bizde yabancı hayranlığı varken yabancıların da kendinden olmayanlara hakaret ve beğenmemezliğini anlayamıyorum. Koca Yusufu pis kokan yıkanmayan diyen adamlar bu adamın 5 vakit abdestli gezdiğini neden saklarlarki anlamam. Bu kadar inançlı bir adam pismi olur yani. En çok da buna kızdım.
     
  20. 555
    Online

    555 Guest

    Avrupa ülkeleri, bilhassa akıl hocaları İngilizler, planlarını hep İslam düşmanlığı üzerine kurdular; “Ne yapalım da İslamiyet zayıflasın, dolayısıyla Hıristiyanlık kuvvetlensin!..
    Planlarını bunun üzerine bina ettiler. Dün olduğu gibi bugün de geçerlidir bu kural. Demokrasi, din ve vicdan hürriyeti kendileri için, yani Hıristiyanlık için geçerlidir. Müslümanlar için böyle bir şey söz konusu değildir. Nerede görülürse sinsice yok edilmelidir, prensibi uygulandı hep. En büyük düşmanları da Osmanlı oldu.
     

Sayfayı Paylaş