Bilek Güresiyle ilgili Hersey!

Konusu 'Savunma ve Dövüş Sporları' forumundadır ve Despo tarafından 3 Haziran 2006 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 10 üye.
  1. Despo
    Offline

    Despo ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    30 Mart 2004
    Mesajlar:
    7.962
    Beğenileri:
    6.062
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Danimarka
    Aslında dünyanın en eski ve amatörce olan şekliyle bile en yaygın sporlarından biri olan bilek güreşinin bilinen ilk organize turnuvası 1952 yılında california nın Petaluma şehrinde bulunan Gilardi nin salonunda yapılmıştır.Bill Sobranes isimli genç araştırmacı bu bilinen ilk müsabakayı organize etmişti.ardından kuzey california ve california eyalet şampiyonaları düzenlendi.yapılan ilk dünya bilek güreşi şampiyonası 1962 yılında yine petaluma california da düzenlendi.bu müsabakanın ismi WWC idi,ve günümüze değin her yıl sonbaharda yapılmaktadır.

    WWC o sıralar dünyanın en iyi bilek güreşçilerine sahip abd ve kanadalıların çoğunlukla katıldığı bir şampiyonaydı.1967 yılında işadamı bob o'leary tarafından AAA (amerikan bilek güreşi federasyonu kuruldu,ve diğer ülkelerinde katılımıyla yapılan ilk dünya şampiyonası 1979 yılında kanadanın alberta eyaletine bağlı wetaskiwin şehrinde yapıldı.ardından 1980 hindistan,1981 brezilya,1982 abd,1983 kostarika,1984 yapılmadı,1985 meksika,1986 hindistan,1987 ingiltere,1988 isveç,1989 yunanistan,1990 abd,1991 israil,1992 isviçre,1993 kanada,1994 isveç,1995 brezilya,1996 abd,1997 hindistanda yapılmıştır.1997 yılında yapılan dünya şampiyonasında ülkeler arasında ihtilaflara sahne olmuş ve bu yıldan sonra her yıl 2 ayrı dünya şampiyonası düzenlenmiştir.o yıldan sonra dünya şampiyonaları 1998 kanada ve mısır,1999 rusya ve japonya,2000finlandiya ve abd,2001 italya ve polonya,2002 mısır ve abd,2003 abd ve rusya,2004 brezilya ve g.afrika cumhuriyetinde düzenlenmiştir.

    bizim katıldığımız ilk dünya şampiyonası 1988 yılında isveç te yapılandır.22 ülkenin iştirak ettiği şampiyonaya milli takımımız rahmetli Murat Boyraz,Erol Boyraz,Haydar Gildil,Nurettin Yüksel,Ömer Sezer,Turan Enginsoy ve Hilmi Yıldırım dan oluşan kadroyla katıldı.tek madalyamız 90kg da yarışan turan enginsoy dan geldi.ertesi yıl yunanistanda 55kg da ahmet eser 2.,65kg da kenan atakuru 3.,75kg da ömer sezer 2. olarak takımımıza toplam 3 madalya kazandırdılar.Haydar Gildil ülkemize ilk altın madalyayı getiren bilek güreşi sporcumuzdur

    1990 yılında katılmadığımız dünya şampiyonasının ardından 1991 yılında israilde haydar gildil ülkemize tarihimizdeki ilk altın madalyayı kazandırdı.

    1998 yılında devletimiz tarafından resmi olarak tanınan bilek güreşi önce his,ardından beyzbol ve son olarakta 2002 yılında vücut geliştirme federasyonuna bağlandı.ilk resmi Türkiye şampiyonası 1998 yılında yalovada yapıldı.

    ----------------

    BİLEK GÜREŞİNDE ÇALIŞTIRLMASI GEREKEN KAS GRUPLARI


    brachioradialis (Çekiş)
    triceps (basış ve itiş kası)
    göğüs ve koltuk altı kasları
    ön kol
    bilek
    parmak
    biceps (pazu)
    omuz

    ANTRENMANLARDA DİKKAT EDİLECEK KONULAR

    Antreman sırasında her hangi bir sakatlığa maruz kalmamak için mutlaka kaslarınızı iyice ısındırmalısınız.

    Nefes Alış-Verişinizi Düzenleyin :
    Ağırlık Kaldırırken Nasıl Nefes Almalıyız ?
    Kasın kasılması (kontraksiyon ) ile birlikte, yani ağırlığı kaldırmaya başlarken nefes vermeli, indirmeye başladığınızda da almalısınız.
    Bir çok insan kaldırma sırasında nefeslerini tutarak hata yaparlar.Bunu yapmak sadece kan basıncını yükseltmez, vücudunuzun enerji harcarken kullandığı oksijen miktarını da kısıtlar.Bunun yerine her egzersiz sırasında, yüke bindiğinizde nefes verin ve yükü boşaltırken nefes alın.

    Ağıran kasları çalıştırmayın.Ağrı, kasın yenilenmesinin bitmediğinin işaretidir.
    Antrenmanları uzun tutmayın.Eğer bir türlü kaslarınız gelişmiyorsa bunun en önemli sebebi fazla çalışmanızdır.
    İyice ısının ve eklemleri kilitlemeyin.Sakatlanmaların en büyük etkenleri bunlardır.
    Tekrarları muntazam yapın.Kendinizi aldatmayın.Ağır geliyorsa azaltın
    Vücut uyumunu bertaraf edin.Vücudunuz sandığınızdan çok daha akıllıdır,uzun süre devam eden herşeye uyum gösterir ve etkiyi azaltır.Bu nedenle onu şaşırtın.

    Başlangıçta Önerilen Ağırlık Programı Nedir ?
    Ağırlık çalışmalarına yeni başlayanlar, ilerlemiş olanlar kadar temel hareketlere önem vermelidirler. Temel hareket, başlangıç demek değildir. Birçok kasın kullanıldığı ve en fazla geliştiren egzersiz demektir. Çalışma kadar dinlenmek de önemlidir. Zannedildiği gibi kaslar, çalışma anında değil, dinlenme anında gelişir, kuvvetlenir ve kendini yeniler. Bu süre 48 - 96 saat arasında değişmektedir. Demek ki bir çalışma programı, dinlenme günlerini de içermelidir.
    Yeni başlayanlar, tüm vücudu çalıştıracak bir program uygularken, kullanacakları ağırlıkları da bulmak ihtiyacındadırlar. Genellikle ağırlıklar, 10 tekrar yapabileceğiniz bir ağırlık olmalı ve son iki tekrar sizi epeyce zorlamalıdır. Eğer hareketi 10 tekrar yapabiliyorsanız, ağırlığı hafifçe arttırın. Ne kadar ağırlık kaldırabildiğinizle pek ilgilenmeyin. En iyi duruş pozisyonunda, çalışan kasa konsantre olarak çalışın. Kuvvet artışı, form, ölçü ve şekillenme, ilerdeki konularda vereceğimiz çeşitli programlardaki uygulamalara göre, zamanla gelecektir.


    Bir Gün Antreman ve Bir Gün Dinlenme Kuralına Uyun :
    Kaslar gym'de gelişmez, onlar siz evde oturup tv seyrederken gelişirler.Antremanlar kaslarınızın onlardan ne istediğinizi bilmelerine yardımcı olurlar.Bundan sonra, bir dahaki sefere kadar kendilerini tamir etmek için zamana ihtiyaçları vardır.Bu kas değişimi, kaslar en az 48 saatlik dinlenmeye terk edildiğinde ortaya çıkar.Vücudunuza gelişmesi için yeterli zamanı verdiğinizden emin olmak için antremanlarınızı iki günde bir olacak şekilde (Pazartesi,Çarşamba,Cuma)
    programlayın.



    BİLEK GÜREŞİ TEKNİKLERİ VE AÇIKLAMALARI


    (not : teknik açıklamalarının önündeki beyaz zemin üzerine koyu yazı karekteri ile yazılı olan kısmlara tıklariseniz , o teknikle ilgili uygulamalı hareketi görebilirsiniz)

    bilek güreşinde 2 temel maç anlayışı vardır,sürat maçı ve kontrollü maç diye ayırabiliriz bu 2 temel anlayışı.

    bazıları direkt olarak rakibi tuş minderine süratle getirmeye çalışırken bazılarıda önce kontrolü ele geçirip sonra yenmeye çalışırlar.

    side pressure:
    [​IMG]
    dediğimiz ve yana doğru yaptığımız basınç direkt olarak mindere ve rakibin başparmağının üzerinden içe büküş yapılarak uygulanır.

    toproll
    [​IMG]
    dediğimiz çekerek maç yapma tekniği ise rakibin parmaklarına doğru yapılan hamleyle uygulanır.

    hook
    [​IMG]
    dediğimiz basınç maçında ise hamle içeriye doğru rakibin koluna doğru uygulanır.



    post
    [​IMG]
    dediğimiz yükleme tekniği ise yine rakibin parmaklarına doğru geriye doğru yükleyerek uygulanır.

    shoulder roll
    [​IMG]
    dediğimiz teknik ise yine rakibin koluna doğru,omuzumuzla rakibimize doğru yapılan basınçtır.

    drag hook
    [​IMG]
    dediğimiz teknik ise rakibimizi içe büküp ardından kendi tarafımıza doğru sürülerek yapılır.

    DÜNYA VE AVRUPA ŞAMPİYONUMUZ ENGİN TERZİNİN ANTRENMAN PROGRAMI

    1.hafta
    çarşamba
    2 set dinamik hammer tam açarak
    2 set dinamik hammer yarım açarak
    3 set lastikle statik rotasyon
    2 set lastikle yukardan hammer gerdirme
    2 set lastikle hem yukardan hem aşağıdan hammer gerdirme
    2 set döner barfiksle dinamik bilek
    2 set döner barfiksle statik bilek
    4 set yan omuz

    cuma:
    2 set düz yerde barfiks.
    3 set yuvarlak barda dinamik barfiks
    3 set yuvarlak barda statik barfiks

    pazar günü maç

    hafta 2
    Salı:
    4 set yumruk üstü şınav
    4 set üst omuz
    4 set triseps

    çarşamba
    2 set tam açarak dinamik bicep
    2 set yarım açarak dinamik bicep
    3 set statik bicep
    4 set ağırlıkla rotasyon
    2 set döner barfiksle dinamik bilek
    2 set döner barfiksle statik bilek
    4 set ön omuz
    cuma:
    2 set düz yerde barfiks
    3 set yuvarlak kalın barda dinamik barfiks
    3 set yuvarlak barda statik barfiks
    pazar günü maç

    " bu bilgileri bizimle paylaştığı için Engin Terzi arkadaşımıza ve bu bilgilerin yayınlanmasında emeği geçen inegöl lü arkadaşlara Türk bilek güreşi adına teşekkür ederim."

    EGZERSİZ FİZYOLOJİSİ


    Sayın hocamıza bilgilerinden dolayı türk bilek güreşi adına teşekkür ederim

    Prof.Dr.Hakan Gür

    EGZERSİZ VE KAS
    İskelet kasları yavaş ve hızlı kasılan kas lifleri içerir. Farklı kas lif tipleri farklı düzeyde miyofibrillar ATPaz enzimi içerir ve bu özellikleri ile histokimyasal olarak sınıflandırılırlar. Genellikle hızlı kasılan kas lifleri (tip II) yavaş kasılan kas lifleri (tip I) ile karşılaştırldığında çabukluk gerektiren kasılmalarda daha hızlı bir şekilde enerji sağlayabilme yeteneğine sahiptirler. Fakat yavaş kasılan liflerden daha çabuk yorulurlar. Hızlı kasılan liflerde sarkoplazmik retikulum daha iyi geliştiğinden kasılma için kalsiyum daha iyi taşırınır, motor nöronları da daha daha büyüktür. Böylece hızlı kasılan tip II lifleri daha çok kas lifini uyarma ve daha büyük güç oluşturma yeteneğine sahiptirler. Hızlı kasılan liflerden daha yavaş kasılmalarına ve daha düşük güç üretebilmelerine karşın yavaş kasılan lifler aerobik özelliklerindeki gelişmişlikten dolayı uzun süre güç oluşturabilme yani dayanıklılık yeteneğine sahiptirler. Hızlı kasılan lifler yukarıda saydığımız özelliklere ne oranda sahip oldukları göz önüne alınarak alt gruplara ayrılmışlardır. Yavaştan hızlı kasılma özelliğine doğru sınıfladığımızda hızlı kasılan lifler tip IIC, IIA ve IIB sırası izlerler. Bu sınıflama da yer alan tip IIC lifleri kas içinde düşük oranda bulunduklarından genellikle göz ardı edilirler. Kas liflerinin değişik özellikleri aşağıda sıralanmıştır.

    Vücudumuzdaki kasların yaptıkları görev ve fonksiyonlar göz önüne alındığında bu farklılıklar net olarak ortaya çıkar. Hızlı kasılan kaslara büyük oranda hızlı kasılan kas lifi içeren göz kaslarını, yavaş kasılan kaslara postürümüzü sağlayan bel kaslarını örnek verebiliriz. Egzersiz sırasında egzersizin şiddeti ile orantılı olarak kas lifleri devreye girer. Hafif şiddetliden yüksek şiddetli aktiviteye doğru incelediğimizde harekete kas grubu içindeki sırası ile yavaş kasılan tip I lifleri takiben tip IIA ve tip IIB kas lifleri katılırlar.

    Yapılan egzersizin tipine göre kas liflerinde değişimler olur. Dayanıklılık antrenmanı yapanlarda tip I lifler yoğunlukta iken sprint türür aktivite yapanlarda tip II lifleri yoğunluktadır. Dünya şampiyonu maratoncuların gastroknemius kasları % 93- 99 yavaş kasılan kas lifine sahipken dünya şampiyonu olan sprinterler için bu oran %25 dir. Elit sporcularda tespit edilen bu oranların yaptıkları antrenmanın bir sonucu mu olduğu yoksa kas yapı özelliklerinden dolayı daha başarılı oldukları için bu alanlara yöneldikleri tartışmalıdır. Kas lif tip dağılımı atletik başarı için önemli bir parametre olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir. Kalp-dolaşım, solunum, hormonal sistem gibi birçok sistem başarı için önemli bir etkiye sahiptir. Kaslarda güç oluşumu üzerine kas lif dağılımı dışında etkili olan diğer faktörler ise;




    KASLARDA GÜÇ OLUŞUMU ÜZERİNDE ETKİLİ OLAN DİĞER FAKTÖRLER

    · Aktive olan motor unit sayısı

    · Aktive olan motor unit tipi

    · Kasın büyüklüğü

    · Kasılmadan önce kasın başlangıç uzunluğu

    · Eklem açısı

    · Oluşan aktomyozin köprü sayısı (cross-bridge sayısı)

    Üç tip kasılma vardır: 1) Konsentrik (kasın boyunun kısaldığı) 2) Statik veya İzometrik (kasın boyunun sabit olduğu, eklem hareketinin olmadığı) 3) Eksentrik (kasın boyunun uzadığı).

    Harekete katılan motor unit sayısı artıkça güç oluşumu artar. Kasılmaya katılan motor unitlerin tipine (tip I veya II) göre kasılma özellikleri değişir. Kasılma öncesi kasın boyunu gererek uzatmak kasılma gücüne pozitif katkı sağlar. Fakat germe derecesi (% 20 en ideali) ve germeyi takiben kasılmaya kadar geçen süre önemlidir. Süre uzarsa elde edilecek potansiyel enerji ısı enerjisine dönüşür. Eklem açısı aktomyozin köprü oluşumu açısından önemlidir. Kasın boyunda yapılacak değişiklikler de bu açıdan önemlidir. Açı ve boy değişikliği oluşacak optimal aktomyozin köprü sayısı açısından önem kazanmaktadır ki optimal sayı yakalandığında en büyük güç, altında ve üstündeki değerlerde ise daha düşük güç değerleri elde edilir. Açı olarak diz ekstansörleri için optimal açı değer 50-55 derecedir (diz tam ekstansiyon = 0 derece). Kasılma hızındaki artış konsentrik kasılmalarda gücün düşmesine neden olurken eksentrik kasılmalarda gücün artmasına neden olur.

    Antrenmana yanıt


    Antrenmanla kas kitlesinde artış (hipertrofi) sağlanırken kas hücre sayısındaki artış (hiperplazi) tartışmalıdır. Güç gerektiren aktivitelerde (ağırlık çalışması gibi) hipertrofi belirgindir. Hipertrofiye kas kuvvet artışı eşlik eder. Fakat paralel bir görüntü çizmez (örneğin; kitle olarak daha büyük kas kitlesine sahip olan vücut geliştirme sporunu yapanlar daha az kitleye sahip haltercilerden daha az kuvvet ortaya çıkarır). Antrenmanın ilk birkaç ayında kuvvette sağlanacak artış nöromotor sistemdeki gelişmenin bir sonucudur. Kas kitlesinde ve yapısındaki değişikliklerin kuvvete yansıması birkaç ayı takiben kendini gösterir. Antrenmanla kas lif tip değişimi tip II liflerinin alt grupları için olasıdır ki bu da % 20’nin üstüne çıkmaz. Yani aerobik (dayanıklılık antrenmanı ile tip IIB’ler tip IIA’ya özellikleri itibari ile değişirken, sürat antrenmanı yapanlarda tersi olasıdır). Antrenmanla ayrıca kas grupları arasında senkronizasyonun gelişmesi, antagonist inhibisyonun azalması kuvvete pozitif etki eder.

    EGZERSİZ VE ENERJİ

    Hücrede ATP 3 yolla elde edilir: 1) ATP-PCr sistemi 2) Glikolitik sistem ve 3) Oksidatif sistem.

    Eğer oksijensiz ortamda enerji elde ediliyorsa ANAEROBİK, süreçte oksijen kullanılıyorsa AEROBİK olarak isimlendirilir.

    Yüksek şiddetli sprint tarzı aktivitelerde ATP ve PCr depolarından kasların enerji elde edebilmeleri 3-15 saniyelik bir süreç ile sınırlıdır (laktik asit oluşmaz dolayısiyle ALAKTİK enerji elde edinimi olarak isimlendirilir). Eğer egzersiz devam ediyorsa ATP gereksinimi glikolitik ve oksidatif sistemler tarafından karşılanır. 1-2 dakikalık sprint tarzı aktivitelerde ATP-PCr sistemi glikolitik sistemle takviye edilir. Fakat takiben kan laktik asit düzeyi dinlenim düzeyinin 20-25 katı bir düzeye ulaşır. Laktik asit in artması ve pH ın düşmesi glikolitik enzimlerin aktivasyonunu azaltır. Bu da glikojen yıkımının inhibe olmasına neden olur. Ayrıca asidite liflerde Ca- bağlama kapasitesini dolayısiyle kasılmayı da zayıflatır. Egzersiz süresinin bir kaç dakikanın üzerine çıkmasına paralel göreceli olarak devreye oksidatif sistemler girer ki bu maraton tarzı bir aktivitede % 95-98 düzeylerindedir. Proteinlerin (amino asitlerin) total enerjiye katkısı % 5-10 civarıdır ve egzersizin şiddet ve süresi ile ilişkilidir. Yağlar gram başına karbonhidratlardan daha fazla kalori sağlamasına karşın daha fazla oksijen tüketimine neden olurlar. Oksidatif yolla enerji elde ediniminde kasın içerdiği mitokondri sayısı, oksidatif enzim miktarı, kapiller sayısı, myoglobulin miktarı önemli faktörlerdir. Antrenmanla (dayanıklılık antrenmanı ile) mitokondri sayısı, kapiller sayısı, myoglobulin miktarı, oksidatif enzim miktarı, yavaş kasılan lif alanı artar. Bu da maksimal oksijen tüketebilme (VO2 max) kapasitesini artırır. En önemli, artış enzim miktarında gözlemlenir. Maksimal oksijen tüketimi; kısaca vücudumuzun tüketebileceği en yüksek oksijen miktarıdır ve dayanıklılığın bir göstergesidir. Sedanter erkekelerde 30-35 ml/kg/dak, kadınlarda 25-30 ml/kg/dak dır. Bu değer mesafe koşucularında 65-70, futbol, basketbol gibi takım oyuncularında 60-65 civarıdır. Dayanıklılık başarısı; 1) VO2 max, 2) Koşu ekenomisi (aynı tempodaki aktivitede daha düşük enerji harcamak), 3) Yüksek oranda yavaş kasılan kas lifine sahip olmak, 4) Yüksek laktat eşiği ile yakından ilişkilidir.

    Laktat eşiği: laktik asitin dinlenim değerinin üstünden birikmeye başladığı nokta, 4 mmol/L kan laktat düzeyine ulaştıran egzersiz şiddeti, aerobik ve anaerobik enerji sistemlerinin kesiştikleri nokta ve/veya enerji elde ediniminde anaerobik glikolitik enerji sistemine dönüş olarak tarif edilir. Benzer VO2 max değerine sahip olan iki bireyden eşik değeri VO2 max’ın daha büyük bir yüzdesinde olan yüksek tempoya daha dirençlidir. Laktik asit birikimi dolayısiyle yorgunluk daha geç oluşacaktır.

    Egzersizin başında alınan oksijenin kas hücresine ulaşması ve oksidatif yolla enerji elde edinimi için yeterli zaman yoktur. Bundan dolayı bu bölümde enerji ATP-PCr ve glikolitik sistemler yolu ile elde edilir. Fakat bu süreçte yeterli oksijenin sağlanmaması oksijen açığı kavramını gündeme getirir ki bu açık egzersiz sonrası artmış oksijen tüketiminin önemli nedenlerinden biridir. Egzersizin başından itibaren progresif bir artış gösteren oksijen tüketim değerleri egzersizin ilerleyen dönemlerinde duragan bir düzeye (steady state) ulaşır. Egzersizin bitimi ile oksijen tüketimi düşmekle birlikte uzunca bir süre dinlenimle karşılaştırıldığında yüksek düzeyini korur. Bu egzersiz sonrası artmış oksijen tüketimi (EPOC, Excess Post-exercise Oxygen Consumption) olarak isimlendirilir. Egzersizin şiddetinin artması oksijen açığı ve egzersiz sonrası artmış oksijen tüketimini artırır.

    Egzersiz Sonrası Artmış Oksijen Tüketiminin Nedenleri
    · Egzersiz sırasında tüketilen Hb ve myoglobuline bağlı oksijeni yerine koymak
    · Artmış vücut ısısı
    · Artmış katakolamin düzeyi
    · Egzersizin başında ortaya çıkan oksijen açığı
    · ATP ve PCr depolarının doldurmak olarak özetlenebilir.

    Antrenmana yanıt

    Antrenmanla bütün enerji sistemlerinde gelişim sağlamak olasıdır. Bu gelilşimde kas lif değişiklikleri, enzimatik değişiklikler önemli bir yer tutar. Ayrıca antrenmanla vücudun enerji elde ediniminde karbonhidratların yerine yağları tercih etmesi sağlanabilir ki bu da kısıtlı olan glikojen depolarını korumak veya egzersizin sonuna taşımak ve egzersizin sonunda daha diri kalmak açısından önemlidir. Bununla birlikte antrenman öncesi ile karşılaştırıldığında benzer şiddetteki egzersize laktik asit yanıtı da azalır ki bu da daha az artık ürün ve daha geç yorulma veya daha yüksek tempoda egzersizi sürdürebilme anlamına gelir.

    YORGUNLUK
    Yorgunluğun nedenleri arasında enerji depolarının zayıflaması, metabolik artık ürünlerin birikmesi önemli bir yer işgal eder. Bu nöral iletinin ve kontraktilitenin zayıflamasına neden olur. Enerji depolarının boşalması egzersiz şiddeti, egzersize katılan kas lif tipleri, egzersizin tipi ve kas grupları arasında farklılıklar gösterir. Düşük şiddetli egzersizde yavaş kasılan yüksek şiddetli egzersizde öncelikli olarak hızlı kasılan liflerdeki depolar boşalır. Kas grubunun içerdiği kas lif dağılımına göre de farklılık ortaya çıkar. Ayrıca tepe çıkma ve inme tipindeki egzersizde depolar, sıfır düzlemde yapılan egzersizden daha çabuk ve fazla tüketilir.

    Artık ürün birikmesi pH’ı düşürür. Bu da fosfofrukttokinaz enzim aktivasyonunu zayıflatarak glikolizis yolu ile ATP elde edinim oranının düşmesine neden olur. Ayrıca biriken H+ iyonları kalsiyumun yerini alır ki bu da aktomyozin köprü oluşumunu zayıflatarak kasın kasılma kuvvetini düşürür. Sonuç olarak kısa süreli yüksek şiddetli aktivitelerde düşük pH, aktivitenin en büyük sınırlayıcısıdır ve pH ın eski haline gelmesi için 30-35 dakikalık süreye gereksinim vardır. Pasif yerine aktif dinlenim (yürümek gibi) pH’ın dinlenim düzeyine dönme sürecini kısaltır.

    Merkezi yorgunlukta nöromüsküler olarak asetil kolin (Ach) sentez ve salınımı zayıflar, kolinesteraz aktivasyonu artar veya azalır. Bu da aksiyon potansiyel oluşumunu zorlaştırır. Kas lif mebran uyarılma eşiği yükselir. Potasyum hücre dışına çıkar, mebran potansiyeli istirahat değerinin yarısına düşer. Bütün bunlar nöromüsküler iletinin zayıflaması dolayısiyle kasılma ve sonucunda güç oluşumunun düşmesine neden olur.



    EGZERSİZE ENDOKRİN YANIT

    Egzersiz hormonal yanıtlar ve bunların etki ve önemi farklılıklar gösterir. Bu hormonlar ve önemi aşağıda sıralanmıştır. Bu hormonlar içinde egzersiz açısından en önemli olan katakolaminler olarak isimledirilen adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) dir

    HORMON

    EGZ YANIT

    ÖNEMİ
    KATAKOLAMİNLER

    ARTAR

    KAN GLİKOZU­
    GH

    ARTAR

    KAN GLİKOZU­
    ACTH-KORTİZOL

    ARTAR

    GLİKONEOGENEZİS­
    TSH-TROKSİN

    ARTAR

    KAN GLİKOZU­
    LH

    DEĞİŞMEZ

    BİLİNMİYOR
    TESTESTERON

    ARTAR

    BİLİNMİYOR
    ESTRADİOL-PROGESTERON

    ARTAR

    BİLİNMİYOR
    GLUKAGON

    ARTAR

    KAN GLİKOZU­
    RENİN-ANGİOTENSİN-ALDESTERON

    ARTAR

    Na TUTUMU
    PLAZMA VOLUM KORUNMASI
    ADH

    ARTAR

    SU TUTUMU
    PTH-KALSİTONİN

    BİLİNMİYOR

    KEMİK GELİŞİMİ
    ERİTROPOETİN

    BİLİNMİYOR

    ERİTROPOEZİS ­
    PROSTAGLANDİN

    ARTAR

    LOKAL VAZODİLATASYON
    Karaciğer ve kaslar vücudun glikojen depolarıdır ve egzersiz sırasında bu depoların glikoza dönüşmesi yani glikojenolizin artması gerekmektedir. Plazma glikoz düzeyi ayrıca glikoneogenezis ile de düzenlenir. Plazma glikoz düzeyi üzerine etkili 4 hormon vardır. Bunlar; 1) Glukagon 2)Adrenalin (epinefrin) 3) Noradrenalin (norepinefrin) 4) Kortizol dur. Bu hormonların egzersiz süresi ile ilgili yüzdesel değişimleri şekilde gösterilmiştir.



    Egzersiz sırasında glikoz metabolizmasının düzenlenmesi


    Dinlenimde glikoz glukagonun yardımı ile karaciğerden glikojenin yıkımı ve amino asitlerden oluşur. Egzersizde ise glikojenolizis glukagonla birlikte adrenal medulladan salınımı artan katakolaminlerin yardımı ile artar. Kortizolün de bu sürece katkısı vardır. Kortizol özellikle protein katabolizmasını artırıp amino asitlerin karaciğerde glikoneogenezis yolu ile kullanımını sağlar. Sonuç olarak bu 4 hormon kan glikoz düzeyini artırır. Oluşturulacak glikoz düzeyi egzersiz şiddet ve süresine bağlıdır ki şekilde de görüldüğü gibi egzersiz süresinin veya şiddetinin artması özellikle katekolaminlerin artışına neden olarak glikojenolizisin (karaciğer ve kasta) artması ile glikoz düzeyinin korunmasını sağlar. Kısa süreli egzersizlerde kaslar, dolaşımdaki glikozdan çok kendi depolarındaki glikojeni kullanmayı tercih eder. Egzersizin bitmesi ile depoları takviye etmek için glikoz kasa geçer ve dolayısiyle plazma glikoz düzeyi düşer.

    Kaslar tarafından glikozun alınımı: Plazma glikoz düzeyinin yükselmesi kasların glikozu bire bir kullanabileceği anlamına gelmez. Glikozun hücreye taşınması gerekmektedir. Bu da insulin tarafından sağlanır ki egzersizde insulin reseptör sayısı artar. Bu da vücudun insuline duyarlılığını artırır. Bununla birlikte yüksek insulin düzeyi hücreye glikoz girmesini sağlayan bu etkisinin tersi yönünde bir sonuç doğuracağını da unutmamak gerekir.

    Egzersiz sırasında yağ metabolizmasının düzenlenmesi:
    Dayanıklılık aktivitelerinde serbest yağ asitlerinin (FFA) oksidasyonu performans için önemlidir. Karbonhidrat rezevleri düştüğünde (düşük plazma glikoz ve kas glikojen düzeyi nedeni ile) endokrin sistem yağların oksidasyonunu (lipolizis) hızlandırır. Epinefrin ve norepinefrin lipolizise katkı sağlar. FFA, yağ dokuda ve kas liflerinde trigliserid olarak bulunur. Bu trigliseritler lipaz enzimi yardımı ile FFA ve gliserole dönşür ki bu süreç 4 hormon tarafından aktive edilir. 1) Kortizol 2) Epinefrin 3)Norepinefrin 4) Büyüme hormonu (GH). Dolaşımda FFA’nın artması oksidasyonun artmasına neden olur. Plazma kortizol düzeyi şekilde de görüldüğü gibi 30-35. dakikalarda pik yapıp düşer. Fakat plazma FFA düzeyi yükselmeye devam eder. Bunun anlamı lipazın başka hormonlar tarafından aktive edildiğidir ki bu hormonlar GH ve katakolaminlerdir.

    Sonuç olarak endokrin sistem egzersizde ATP oluşumunda karbonhidrat ve yağ metabolizması arasında kritik bir rol oynar diyebiliriz.

    Hareketler:

    Üstten ve alttan lastikle hammer gerdirme:
    [​IMG]

    devam edecek....

    Alintidir.
     
    Azi, demircan256, *BaRMaN* ve diğer 11 kişi bunu beğendi.
  2. StRoNgMaN
    Offline

    StRoNgMaN Yeni Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2005
    Mesajlar:
    462
    Beğenileri:
    73
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    sporcu
    Yer:
    istanbul
    cok tesekkürler despo bende bunları ariyordum zaten,devamini bekliyorum ,uper
     
  3. DinamiC
    Offline

    DinamiC Üye

    Katılım:
    13 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    87
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Bilgiler guzel tesekkurler despo..
    Ama hicbir vücut çalışan arkadaşıma bilek güreşi yapmayı tavsiye etmem hatta sizlere tavsiyem bilek güreşi yapmayın.Kolkası agrısı aynen diş ağrısı gibi bütün vucudu etkiliyor sonra antrenmandan oluyorsunuz ve 2-3 hafta geriye gidiyorsunuz...Bence bilek güreşiyle vücut çalışmak birbirinden uzak şeyler...
     
  4. snow
    Offline

    snow Üye

    Katılım:
    22 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    36
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    yok ne ayrısı biz hem vücut hemde bilek güleşi yapıyoruz hiç bir deişiklik yani dedigin yanlış hem bilek güleşi hemde vücüt geliştirme aynı anda gider fark etmez
     
  5. frambuaz
    Offline

    frambuaz Üye

    Katılım:
    7 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    26
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İstanbul
    Derleme için teşekkürler.Halk arasında "bilek bükmek" diye bir tabir vardır,bilirsiniz.Bu yukarıdaki anlatımlı görüntülerin birkaçında bu "bilek bükmeyi" gördüm."Bilek bükmek" yasaktır diye bir şey yok ozaman diyebilir miyiz?
     
  6. blackman
    Offline

    blackman Üye

    Katılım:
    3 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    web master
    Yer:
    ANKARA
    bilek güreşi.

    engin arkadaşımız bu işin yani bilek güreşinin duayenidir türkiyede efsaneller arasına girecek bir bilekçidir.şu an ingilterde milli takımla maçtalar onlara başarılar diliyorum.bilek güreşi ve b.b bir arada düşünülebilir bunun örnegi istanbuldan tunç arkadaşımız var milli bilekçilerden.fakat her biride aslında ayrı branşlar.profesyonel olarak ikisini ayırmak lazım. selamlar.
     
  7. CENTAUR
    Online

    CENTAUR Guest

    Çok güzel fikir çok güzel paylaşım teşekkür ederim despo bende sık sık hammer, bilek egzersizler yaparım ve bilek güreşi teknikleri öğrenmeye çalışırım böyle kaslı olupta madara olmak gurur kırıcı olur diye. :D
     
  8. CENTAUR
    Online

    CENTAUR Guest

    Bilek bükmek yasaktır diye birşey yok gerçek kurallar arasında hatta bir dereceye kadar dirsek oynatmak bile serbesttir hatta bağzı profesyöneller rakibini sakatlama teknekleri uygularlar. Teknik beceriyle kendinden çok güçlü adamları yenenler vardır.

    Ama vücut geliştirme yapıpta aynı zamanda bilek güreşi yapan kimi görsem aynı şeyi söyler;
    Dirsek eklemlerinde müthiş ağrı
    Bende de sık sık olmuştur
    Bu yaz da aynı şeyi yaşadım rakibi yensemde daha sonra dayak yemişten beter oluyordum
    Antrenman yapamıyordum bir hafta boyunca ağrıdan
    Balık yağı, potasyum falan zor tedavi ettik
    İyi ısınmak lazım herhalde
     
  9. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Centaur, hep arka arkaya 2-3 mesaj atıyorsun. Lütfen önce bütün mesajları oku ve sonra tek bir mesajda cevap ver, yoruldum mesajlarını birleştirmekten.
     
  10. CENTAUR
    Online

    CENTAUR Guest


    Peki kusura bakma
    Keşke yorulmadan önce söyleseydin
     
  11. tunahan480
    Offline

    tunahan480 Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2005
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    matematik öğretmeni
    Yer:
    istanbul
    dunya sampıyonu bu resımdekı mavı atletlı elmanmı? ımkansız eger o bılek gurescısıyse hemen bu sayfayı yazıcıdan cıkarıp bılek guresının ne kadar anlamsız oldugunu dunya aleme duyuruyum:D
     
  12. kerembey
    Offline

    kerembey Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    85
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    18
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Memur
    Yer:
    ankara
    bilek güreşinde önkol önemli olmalı dediğin gibi resimdeki arkadaşın biceps i orta seviyede gözüküyor.
    bencede bilek güreşi kolu çok ağrıtıyor.mecbur kalmadıkça yapmamakta fayda var.
     
  13. [Zafer]
    Offline

    [Zafer] Üye

    Katılım:
    18 Aralık 2006
    Mesajlar:
    1.272
    Beğenileri:
    238
    Ödül Puanları:
    73
    Meslek:
    Üniversite öğrencisi
    Yer:
    İstanbul
    Engin Terzi diye bi bilekçi varmış arkadaşlar,baya sağlam.Ben de videosu vardı şimdi yok,rakibine ana-avrat kayıyo çok pis küfürler ve hareketler,hiç sporcuya yakışmıyacak olaylar,o herifin videosunu izledikten sonra bilek güreşinden soğudum diyebilirim :D
     
  14. [Zafer]
    Offline

    [Zafer] Üye

    Katılım:
    18 Aralık 2006
    Mesajlar:
    1.272
    Beğenileri:
    238
    Ödül Puanları:
    73
    Meslek:
    Üniversite öğrencisi
    Yer:
    İstanbul
  15. snow
    Offline

    snow Üye

    Katılım:
    22 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    36
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
  16. bodycucu12
    Offline

    bodycucu12 Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    32
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    0
    tunç olcay ağır sikletten. önceden vücut geliştirmeciydi. sonra bilek güreşine geçti. bilek güreşiyle vücut aynı anda yapılır. ama işin hilelerini bilmek kaydıyla. mesela bacak kalınlaştırıp siklet yükseltmek dezavantaj. eskiden istanbul kaynarcada niyazi kurtun salonu vardı ordan iyi bilirim. ben de merak salmıştım. bu yüzden hep yarı sakat gezerdim. haftalarca kol ağrısından bırakın idman yapmayı kolumu oynatamazdım. bilek güreşi müsabakalarıda siklet siklet değişiyor. 130 kiloluk adamla 70 kiloluk adam güreşmiyor. o yüzden yukarda belirtiğim gibi bacak kalınlaştırmamaya ve kilo alıp rakibleri ağırlaştırmamaya dikkat etmek gerekir. her ne kadar kilo alınca yağ olarak bile olsa güç artsa bile bu bacak çalışarak değil yukardan olmalı.
     
  17. gakkos
    Offline

    gakkos Üye

    Katılım:
    9 Aralık 2006
    Mesajlar:
    445
    Beğenileri:
    636
    Ödül Puanları:
    103
    Meslek:
    tekstil
    Yer:
    istanbul
    despo devamını bekliyoruz teşekkrler
     
  18. adige976
    Offline

    adige976 Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    13
    O mavi atletli en fazla Dünya ve Avrupa şampiyonu olmuş Türk bilekçisi. Senin gibilerin hayal bile edemiyeceği başarılara ulaşmış,Dünyaca tanınan bir sporcu.Biraz araştırda cahilliğin azalsın. Bilek güreşi senin gibi steroid mahsüllere anlamsız gelebilir. Çünki her zaman onlar senden daha güçlü olacaklar,buda senin zoruna gidecek.
     
  19. adige976
    Offline

    adige976 Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    27
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    13
  20. AmericanHistoryX
    Offline

    AmericanHistoryX Üye

    Katılım:
    10 Nisan 2010
    Mesajlar:
    188
    Beğenileri:
    112
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci.
    adige, 3 yılda 22 mesaj yazmış, ve 2 yıldırda foruma bile girmemiş birisine daha fazla cevap vermeye çalışmana gerek yok :) Çünkü hiç birini okumuyor :)
     

Sayfayı Paylaş