Batı dedikleri şey..

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve SinanATASOY tarafından 13 Kasım 2006 başlatılmıştır.

  1. SinanATASOY
    Offline

    SinanATASOY Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2006
    Mesajlar:
    140
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    Yer:
    İstanbul
    1492 yılında Kristof Kolomb'un ayak bastığında nüfusu 8 milyon olan Arawaks yerlilerinin sayısı 22 yıl içerisinde 28 bine indi.

    Norveçliler 1920-30'larda çıkardıkları yasalarla Nordik ırk‘ın ağırlığını korumak için etnik grup Tater (Göçerler) kızlarını zorla kısırlaştırdılar. Norveç toplumu ne kadar Tater'i kısırlaştırsa, o kadar kendi ırkını koruduğuna inanıyordu.

    Kısırlaştırma yoluyla ehlileştirilemeyen Taterler üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulanıldı.

    İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürge amacıyla gittikleri Avustralya'da yerleşik yerli halk: Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler.

    İngilizler aralarına salgın hastalık yaydığı bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı750binsiyah derili aborjinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.

    Almanlar 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak için Güney Batı Afrika (Namibya)'ya sömürge kurmak amacıyla çıktılar. Bölgedeki çok zengin altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna karar veren Almanlar harekete geçti. Bu emir üzerine adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiler. Katliamdan kurtulanlar işkenceyle öldürüldü. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi.

    Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu'nu kurmak ve mükemmel Alman ırkini yaratmak hedefiyle diğer milletlerden veya etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar.

    Alman yönetimi öncelikle kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit edip harflerle sınıflandırdı. Bu kampanya uyarınca Çingenelerin %94'ü kısırlaştırdı. ikinci hedef grup olarak Yahudiler seçildi. Gerek Almanya gerekse de Almanların işgal ettiği diğer ülkelerde yasayan milyonlarca Yahudi sistematik bir biçimde vurularak, asılarak, yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü.

    Amerikalılar ve İngilizler Almanların savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdılar. Savunmasız insanların sığındığı Dresden kentine intikam amacıyla uygulanan bombardıman sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombası atıldı. Bu yok etme harekatında çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü.

    Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları sonucu 135 bin kişinin öldüğü gerçeği Dresden'e uygulanan soykırımın büyüklüğünü gözler önüne serdi.

    İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminde Sovyet Ordusu'nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka'ya sığındı. Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, bağırsak iltihabı,ishal sonucu yaşamlarını kaybettiler.

    İngilizler 1912-1974 döneminde Kıbrıs adası üzerindeki egemenliklerini sağlamak amacıyla Rumlar‘ın ENOSIS'i gerçekleştirmelerine göz yumup Türklere karşı saldırı başlattırdılar.

    1912'de adada yasayan Rumlar Kıbrıs'ın 35 ayrı noktasında Türklere ait is-yerleri, camii ve evleri yakıp yıkmaya insanları katletmeye başladılar. 1952 yılında EOKA adlı terör örgütü kuruldu.

    EOKA sistematik bir biçimde başlattığı saldırılarda 100 Türk'ü, 100 İngiliz vatandaşını öldürerek 30 Türk köyünü yaktı. 1963 yılında EOKA'cılar yeni bir etnik temizleme planını devreye soktular, bu saldırılarda 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 bin Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı.

    1923 yılında Lozan'da imzalanan Türk ve Yunan azınlıkların karşılıklı mübadelesine ilişkin anlaşmanın ardından Yunan hükümeti Batı Trakya bölgesinde yasayan Türkler üzerinde sistemli olarak etnik ve kültürel soykırım başlattı.

    Bölgenin büyük bir bölümünü askeri bölge haline getirip sıkıyönetim ilan edildi. Köyler arasında geliş-gidişler izne bağlandı, Türk azınlığın pasaportlarına el konuldu.

    Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarının kısıtlanması ibadetlerine izin verilmemesi gibi yoğun baskılar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

    1970-89 yılları arasında Bulgar hükümeti Bulgarlaştırma adı altında ülkede yasayan 1,5 milyon Türk, Pomak ve Çingeneye karşı bir asimilasyon kampanyası başlattı.

    Ülkede yasayan 310 bin Türk'ün isimleri polis zoruyla Bulgar ve Hıristiyan isimleriyle değiştirildi.

    Türkçe eğitim veren okullar, üniversitedeki Türk filolojisi bölümleri, Türkçe gazeteler ve camiler devlet emriyle kapatıldı. Çocukların sünnet ettirilmesi yasaklandı. Çocuklar bu yasağa rağmen sünnet ettirilip ettirilmediğini kontrol edilmek için zorla sağlık merkezlerine gönderildi. Mezar taşlarının üzerindeki Türkçe isimler yüzünden mezarlar yıkıldı, talan edildi.

    Türklerin Türk motifli giysiler giymeleri yasaklandı. Bu baskılara dayanamayıp protesto gösterileri yapan Türklerin üzerine askeri birliklerce ateş açıldı. 1.000 Türk Belene'deki toplama kampına gönderildi. Baskıların giderek artması sonucu 360 bin Türk zorunlu olarak Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı.

    1944 Yılında Rus askerleri Çeçen- İnduş, Karaçay-Malkarlar ile Kırım Türklerini trenlere bindirerek Sibirya ve Kazakistan’a sürgün etmiş, bu sürgünde 500 bini aşkın Müslüman Türk Yollarda ölmüş, bir bölümü de sürgün edildiği yerlerde yaşamlarını yitirmişlerdir.

    Rusya Federasyonu’nun 1994 ile 2001 yılları arasında Çeçenistan’a yaptığı saldırılarda 200 binin üzerinde sivil kadın, çocuk, ihtiyar şehit edilerek soykırımına uğratılmıştır.

    100 binlerce Çeçen’de topraklarından sürgün edilmiştir.

    Sovyetler Birliği Komünist rejim döneminde Türk soyundan gelen Kazak, Karatay, Çeçen, Noyan, Azeri, Türkmen, Kırgız boylarından milyonlarca Müslüman ve Türk katledilmiştir. Bunlara soykırımı uygulanmıştır. Rejim ne soylarını tanımış, nede inançlarını yaşamalarına müsaade etmiştir. Bunları suç sayarak sadece öldürmekle kalmamış, milyonlarca Türk’ü ceza evlerine doldurarak yok etmiştir.

    Felluce'de 1500 sivilin sokaklarda öldürülüp çürümeye terk edildi, cesetlerin köpekler tarafından yenilmeye başlandı ve 250 bin kişi bölgeden sürüldü. Bununla yetinmeyen ABD, Irak’a özgürlük getirme bahanesiyle, 100 binin üstünde sivil halkı, katletti.

    Fransız, İngiliz ve Almanlar başta olmak üzere bütün AB ülkelerinin Felluce soykırımı karşısında kayıtsız kalmışlardır.

    Birleşmiş Milletler de kendi soykırım tanımına giren insanlık suçlarına karşı ses çıkarmamıştır.

    AB süreci ile birlikte sözde soykırım iddiaları yoğunlaşmıştır. Ülkeyi 3,5 yıldır yöneten Başbakan ve avenesi, bu süreçte "dış itibarımız artıyor“ yalanını her vesile ile söylemektedirler. Dünyayı 3,5 kere tur edenlerin, tur sayısı arttıkça ülkemiz itibar kaybediyor. 3,5 yıl öncesinde sadece Fransa parlamentosu sözde soykırımı tanıyan yasa çıkartmış iken, bugün bu sayı 16 ülkeye çıkmış, ABD de ise 25 eyalet meclisinde sözde soykırım tanınmıştır.

    Bugün ise Fransa Parlamentosu Fransa'da "Soykırım yok diyenleri“ cezalandırmak için kanun çıkarmaya çalışmakta. Sırada diğer AB ülkeleri beklemektedir. İşte sözde Ermeni Soykırımını meclislerinde kanunlaştıran ülkeler.

    FRANSA, İTALYA, RUSYA, KANADA, YUNANİSTAN, ARJANTİN, SLOVAKYA, AVUSTURALYA, İSVEÇ, GÜNEY KIBRIS, URUGUAY, İSVİÇRE, BELÇİKA, POLONYA.

    Bu ülkeleri nesillerimiz asla unutmamalı. Ayrıca Osmanlı Döneminde Milleti Sadıka dediğimiz, kendimizden farklı görmediğimiz, ancak 7 düvelin Osmanlı topraklarını işgalinde, işgal güçleri ile iş birliği yapıp, 520 bin civarında çocuk, kadın, ihtiyar demeden Müslüman Türk'ü katleden, Şehit eden Ermeni alçaklarının katliamını da unutmayacağız ve unutturmayacağız.

    2. Dünya savaşının başlamasıyla birlikte Nazi Almanyası önce Fransa'yı ardından da Cezayir'i işgal etti. Cezayirli vatanseverlerin pek çoğu tutuklandı, büyük kısmı da toplama kaplarına konuldu veya katledildi.

    1942 yılında müttefik güçlerinin alman işgaline son vermesi ile birlikte, Cezayir için yeni ve demokratik bir çağın başlayacağını düşünen Cezayirli aydınlar kısa sürede çok büyük bir yanılgı içinde olduklarını anladılar. Alman işgalinden kurtuluşun ve 2.Dünya savaşının sona ermesini 8 Mayıs 1945’de Cezayir halkı Cezayir Bayraklarıyla sokaklara döküldü. Sandılar ki müttefikleri Fransızlar dostlarıydı. Öyle olmadığını tarihe setif katliamı olarak geçen ve 45 bin masum Cezayirlinin katledildiği olay gerçekleşti. Fransızlar bağımsızlığını kutlayan Cezayir halkını topluca katlettiler. Bu katliamlar 1962 yılına kadar sürdü. Bu süre içinde toplam 1.5 milyon Cezayirli kadın, çocuk, yetişkin, yaşlı katledildi. Fransa’ya İsrailliler de yardım etti. İsrail yönetimi dünyada her türlü İslami hareketi kendisine bir tehdit olarak gördüğü için Fransızlara yardım ederek soykırıma ortak oldu. Cezayirli tüm aydınlar ceza evlerine dolduruldu. 10 binlerce aydın ceza evlerinde çürüdü. Bu soykırımdan sonra direnişini sürdüren Cezayir halkı 1962 yılında bağımsızlığına kavuştu. (TABİİ ONA BAĞIMSIZLIK DENİLİRSE!!)

    20. YÜZYILDAKİ ETNİK VE KÜLTÜREL SOYKIRIMLAR ;

    1-Jozef Stalin (SSCB, 1934-39) 13,000,000 mülteci-100 binlerce ölü.
    2-Adolf Hitler (Almanya, 1939-1945) 12,000,000 mülteci kamplarda 2 milyon ölü-kayıp.
    3-Mao Tze Dong (Çin, 1966-1969) 11,000,000 kişiye kültürel asimilasyon-toplama kamplarında sayısı belli olmayan kayıplar.
    4-İspanyol ve Amerikalı Kaşifler (1492-1800) 7,972,000 ölü - kayıp.
    5-Hideki Tojo (Japonya, 1941-1944) 5,000,000 ölü - kayıp
    6-Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979) 1,700,000 ölü.
    7-Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994) 1.600,000 mülteci ve toplama kamplarında ölü-kayıp.
    8-Menghitsu (Etopya, 1975-1978) 1,500,000 ölü-kayıp.
    9-Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962) 1,000,000 ölü-kayıp.
    10-Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970) 1,000,000 ölü-kayıp.
    11-Leonid Brezhnev (Afganistan, 1979-1982) 900,000 ölü-kayıp.
    12- Jean Kambanda (Ruanda, 1994) 800,000 ölü-kayıp.
    13- İngiliz Krallığı (Avustralya, 1849-1938) 719,000 ölü-kayıp , 100 bin mülteci.
    14- Suharto (Doğu Timor, 1976-9 600,000 ölü-kayıp.
    15- Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980-1990) 600,000 ölü-kayıp.
    16- Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990) 500,000 ölü- kayıp.
    17- Savimbi (Angola, 1975-2002) 400,000 ölü-kayıp.
    18- Molla Ömer - Taliban (Afganistan, 1986-2001) 400,000 ölü- kayıp.
    19- Idi Amin (Uganda, 1969-1979) 300,000 ölü-kayıp.
    20- B.Mussolini (Etiyopya,Yugoslavya 1936) 300,000 ölü-kayıp.
    21- Danimarka (Danimarka 1945) 250,000 Alman Mülteci ölüme terk edildi.
    22- Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997) 250,000 ölü-kayıp, 200 bin mülteci.
    23- Charles Taylor (Liberya, 1989-1996) 220,000 ölü-kayıp.
    24- Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000) 200,000 ölü-kayıp.
    25- Amerika (Almanya Dresden,1943-1945) 200,000 sivil ölü (Dresden'e sığınan siviller).
    26- S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96) 180,000 ölü-kayıp.
    27- Michel Micombero (Burundi, 1972) 150,000 ölü-kayıp.
    28- Amerika (Hiroşima-Nagazaki 1944) 135,000 ölü (atom bombası).
    29- Almanya (Namibya 1891) 117,000 ölü-kayıp, 15 bin mülteci.
    30- Hassan Turabi (Sudan, 1989-1999) 100,000 ölü-kayıp.
    31- Richard Nixon (Vietnam, 1969-1974) 70,000 ölü-kayıp.
    32- Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971) 60,000 ölü-kayıp.
    33- Marcos (Filipinler) 50,000 ölü-kayıp.
    34- Hissene Habre (Çad, 1982-1990) 40,000 ölü-kayıp.
    35- Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920) 30,000 muhalif infaz edildi.
    36- Francisco Franco (İspanya) 30,000 muhalif infaz edildi.
    37- Lyndon Johnson (Vietnam, 1963-1968) 30,000 ölü-kayıp.
    38- Hafiz Esad (Suriye 1980-2000) 25,000 ölü-kayıp.
    39- Komeini (Iran, 1979-1989) 20,000 ölü-kayıp.
    40- Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek) 15 ölü, 7500 kayıp, 45 bin mülteci.
    41- Paul Koroma (Sierra Leone, 1997) 6,000 ölü-kayıp.
    42- Usama bin Ladin(Dünya çapında,1991-2001) 4,000 ölü-kayıp.
    43- Augusto Pinochet (Chile, 1973) 3,000 ölü-kayıp.
    44- Efrain Rios Montt (Guatemala) 2,000 ölü-kayıp.
    45- Sierra Leone 80,000 mülteci, kayıp rakamı belli değil.
    46- Kıbrıs Cumhuriyeti (1912-1974) 25,000 sivil mülteci, 1000'ni aşkın ölü, 100 İngiliz ölü.
    47- Yunanistan (Bati Trakya,1923-1990) 400,000 mülteci evlerini terk etti.
    48- Bulgaristan (1970-1989) 360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti, 1000 kişi toplama kamplarına alındı.
    49- Norveç (1920-1930) Tatar göçmenleri kısırlaştırma ve toplama kamplarında izole etme.
    50- ABD –Felluce (2004) (Devam ediyor..)

    Not : Birleşmiş milletler ve devlet arşivlerinden alınmıştır.

    EKLEMEK İSTİYORUM Kİ;
    bugün kuzey ırakta kalan peşmerge bozmaları kendilerine asimulasyon ve soykırım uyguladığımızı söylüyorlar. Keşke Almanların Yahudilere, Rumların Batı Trakyalılara yaptıklarını yapsaydık ta ozaman söyleseler di..

    Yani artık gözümüzü açıp geleceğimize bakmalıyız diyorum.. Eğer bu son olaylardan sonra da hala ön ayaklarını kaldırıp havlarsa AB kapısında bilinen insanlar YUH diyorum..

    Bahçeşehir Üniversitesi Fransa’ya karşı hukuki mücadeleyi başlatıyor
    ( 12.10.2006 )
    Bahçeşehir Üniversitesi, 12 Ekim 2006 tarihli Senato Kararı uyarınca, aynı tarihte Fransa Ulusal Meclisinde kabul edilen “Ermeni Soykırımı’nın İnkarını Cezai Yaptırıma Bağlayan Yasa Önerisine” karşı hukuki yollarla mücadeleyi başlattık.
    Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinde insan haklarının gerçek anlamda sağlanması ve bu noktada ifade özgürlüğünün koruma altına alınması için her zaman mücadele veren Bahçeşehir Üniversitesi ilgili yasa önerisini kabul edilemez bulmaktadır. Ancak, bu yasaya karşı tepkiler de sağduyulu ve serin kanlı olmanın, ülkemizin uzun dönemde zarar görmemesi ve kesinlikle kabul etmediğimiz sözde ermeni soykırımı iddialarının artık kesin suretle sona erdirilmesi için büyük önem arz ettiğini düşünüyoruz.
    Bu çerçevede 14 Ekim 2006 tarihinde Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Süheyl Batum, Rektör Yardımcılarımız Sayın Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Eser Karakaş, Fakülte Dekanlarımız ve bütün değerli akademik kadromuzun katılacağı bir toplantı düzenliyoruz. Başlattığımız hukuki mücadelenin stratejisini açıklayacağımız bu toplantıda sizi aramızda görmekten dolayı memnuniyet duyacağız.
    Saygılarımızla,

    Tarih: 14 Ekim C.tesi Saat 11.00
    Yer: Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu
    Adres: Çırağan Caddesi Beşiktaş
    Bilgi için: Funda Karaca, 0212 236 54 90 - 1142


    Alıntı:

    http://www.bahcesehir.edu.tr/index.php?limit=0&sablon_id=7&ana_id=22&lang=TR&h_id=52
     
  2. ahgonline
    Offline

    ahgonline Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2006
    Mesajlar:
    29
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Ankara
    Hocam dolu dolu bir yazı, paylaştığın için saol.
    Arasıra Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin politik konuları tartıştıkları forumları tarıyorum. Gelişmeler hakkındaki yaklaşımlarını görmek açısından baya faydalı oluyor. Aklımda kalan bir örnek; Amerikalıların politik konualarda tartışma yaptığı bir forumda Irak la ilgili başlıklarda günden güne oraya nasıl özgürlük ve adalet götürdükleriyle ilgili çokca yorum okudum. Soykırım iddalarında da çok komik yorumlar var inanın bana.
    Batının doğuya karşı kendi çizdiği kalıplar çerçevesinde bir yaklaşımı var. Sorgulamadan etraflıca değerlendirmeden her konuda bu çerçeveye uydurarak sonuçlar çıkarmaya çalışıyor. Kendi halklarını da yine aynı bakış açısıyla bilgilendiriyor. Sonuçta haber akışını bu adamlar kontrol ediyorlar. Dolayısıyla bilinçli bir şekilde kamuoyunu istedikleri yöne kanalize ediyorlar. Yukardaki bunca insanlık suçunun değilde sözde ermeni soykırımının( hatta pontus rumlarını da sokuşturuyolar) dünyanın gündemine taşınmasının başka bir açıklaması bence yok.
     
  3. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Burada yazılanlar yanlıştır demiyorum ama bizim de melek olduğumuzu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
     
  4. DEXTER JACKSON
    Offline

    DEXTER JACKSON Özel Üye

    Katılım:
    12 Kasım 2006
    Mesajlar:
    590
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    0
    sarc ka katiliyorum. Yaziyi da tebrik ediyorum bayagi uzunca olmus ama güzel olmus sagolun.
     
  5. okaysarac
    Offline

    okaysarac Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2005
    Mesajlar:
    336
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Grafik Tasarimci
    Yer:
    Istanbul
    Biz tarihimiz boyunca yetimin hakkına, acizin boynuna,haksız kazanılan mal'a, ar ve namusa el uzatmamış bir ordu ile bu günlere geldik. Hiçbir silahlı teşkilatımız hudud müdafaası veya insanını korumaktan başka zevk için işkence ile adam öldürmemiş, tarihine hiçbir zaman leke sürdürtmemiştir.Ne soykırım, ne istila, ne de farklı bencil amaçlar uğruna kan dökmemiş, döktürtmemeye özen göstermiştir.

    Bu yazdıklarımı yukarıdaki olayların içine gömün bakalım..ak mıyız karamıyız.. :!:
     
  6. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Kanıt?
     
  7. okaysarac
    Offline

    okaysarac Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2005
    Mesajlar:
    336
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Grafik Tasarimci
    Yer:
    Istanbul


    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın!"

    Tek bir cümle. Anlatabildiklerim, karşımdakinin anlayabileceği kadardır..
     
  8. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Anlama kabiliyetim fena değildir. Belki sen anlatamıyorsundur?
     
  9. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Biz tarihimiz boyunca yetimin hakkına, acizin boynuna,haksız kazanılan mal'a, ar ve namusa el uzatmamış bir ordu ile bu günlere geldik. Hiçbir silahlı teşkilatımız hudud müdafaası veya insanını korumaktan başka zevk için işkence ile adam öldürmemiş, tarihine hiçbir zaman leke sürdürtmemiştir.Ne soykırım, ne istila, ne de farklı bencil amaçlar uğruna kan dökmemiş, döktürtmemeye özen göstermiştir.


    yukarıda yazdıkların tarihin hikaye kısmı, sarc4stic'in vurguladığı konu gerçekte yaşananlar...
     
  10. okaysarac
    Offline

    okaysarac Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2005
    Mesajlar:
    336
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Grafik Tasarimci
    Yer:
    Istanbul
    Siz modlar biribirinizi tutmaktan başka bir işe yarıyormusunuz merak ediyorum.. :?
     
  11. conanthebarbarian
    Offline

    conanthebarbarian Üye

    Katılım:
    13 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    182
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Sinan bravo. kristof kolomb kısmı daha eksik bile :!: uygun zamanda ekleyeyim onu
     
  12. conanthebarbarian
    Offline

    conanthebarbarian Üye

    Katılım:
    13 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    182
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    sarc arkadaşım yanlız şöyle birşey var; senin türklerin böyle birşey yaptığına kanıt göstermen lazım, "yapmadığına" kanıt göstermek pek olacak iş değil. Mesela neler yapmıştır bu türkler? Çok merak ediyorum başka bir forumda da aynı konuyu tartıştım doğru dürüst cevap alamadım

    Ziya gökalp her köklü milletin tarihte bir konuda iyi olduðunu söyler bunlara örnek veriri ve türklerinde ahlak konusunda gelişmiş olduğunu söyler. Orta Asya aile yapısı devleyt yapısıyla Romalıların kini karşılaştır yalnız medeniyetten bahsetmiyorum insanlıktan bahsediyorum kaynak bulamazsan ben yazarım buraya. Şeyh edebali hazretlerinin Orhan gaziye öğütlerini okumanı ve mete hanın ve tunguz savaşının iç yüzünü çinlilerle savaştıktan sonraki savaş antlaşmasını Alparslanın diojenle olan diplomatik ilişkilkerini montaigne in denemelerinde biri olan "Osmanlı ve romalı büyüklüğü" nü okumanı(birbaşka denmedede hunların insanlığıyla ilgili bir anekdot anlatıyor ama unuttum adını) öneririm
    Yukardaki paragrafı kes yapıştır yaptım. O arkadaş cevap olarak fatih in fetihlerini :!: gösterdi, acaba senin kanıtın varmı sarc kardeş ;)
     
  13. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    senin gibi saygısız üyeleri banlıyoruz mesela ;)
     
  14. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    ben bir kanıt gösteriyim ahlaktan bahsetmişken; padişahın yönetiminden memnun olmayan yeniçerilerin isyan ederek padişaha tecavüz edip öldürmeleri, ben de genel olarak Türk milletinin birçok konuda diğer milletlerden üstün olduğu fikrinden yanayım ama her dönemde ve her zaman biz en iyiydik ve en iyiyiz denmesine karşıyım, bu sadece kendimizi kandırmaktır.
     
  15. Karasan
    Offline

    Karasan Özel Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    2.597
    Beğenileri:
    2.070
    Ödül Puanları:
    0
    Öncelikle Türküz, elbette kendi ulusumuzun üstün değerleriyle gurur duyacak, övüneceğiz.
    Kimse Türkler iyi değildir, kötü bir milletler demiyor gördüğüm kadarıyla.
    Ancak bende şu başlığa baktığım zaman, madem batı bu derece kötü, neden edebiyat, felsefe, sanat, teknoloji ve daha aklıma gelmeyen bir çok alanda bu derece ileriler sorusu geliyor aklıma.
    Gelişmişlik elbette "iyi ahlakla" koşut bir nitelik değil.
    Örneğin Antik Yunan bir çok anlamda çok gelişmiş ve refah toplumu haline gelmişti ancak alıştığımız ahlak kriterlerine göre, dünyanın en yoz toplumlarından birisiydi.
    O zaman durup düşünmek gerekiyor, tamam biz iyi ahlaklı, merhamete, yardımlaşma ve paylaşıma önem veren bir neslin evlatlarıyız, ancak şu anda durup bir kendi toplulumumuza baktığımız zaman, ben hızla yozlaşan ancak maalesef o yoz dediğimiz toplumların ürettiği değerleri üretemeyen bir toplum görüyorum.
    Yani o çok güvendiğimiz insanlığımızı yitirirken, yerine pek birşey koyamıyoruz.
    Bence asıl düşünülmesi gereken bu...
    Batı toplumunun, "kendi dışındakine" karşı ne derece acımasız olduğunun örneklerini Sinan arkadaşımız çok güzel vermiş, zaten et endüstrisinin hayvanları nasıl acımasızca katlederek yenecek hale getirdikleride bu acımasıklarının bir uzantısı.
    Batı toplumunun insani değerler açısından Türk milletinde alacakları çok şeyler var, ancak üzülerek tekrarlıyorum, biz onlara vermek yerine, hızla onlardan alıyoruz, kendi değerlerimizi ise tarihin içine gömüyoruz.
    İyi bir öz eleştiri yapmamız lazım millet olarak...
     
  16. okaysarac
    Offline

    okaysarac Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2005
    Mesajlar:
    336
    Beğenileri:
    28
    Ödül Puanları:
    38
    Meslek:
    Grafik Tasarimci
    Yer:
    Istanbul
    Misalen Faşist yönetimde güç kimin elindeyse o gücü istediği gibi kullanma hakkına sahiptir.Hiçbir düşünceye, hiçbir eleştiriye açık olamayacak kadar kapalıdırlar. Sistemlerine daha doğrusu "kendilerine" zarar verir korkusu ile yaşasalarda bu korkuyu istediklerine yansıtarak ve biribirilerine dayanarak yaşarlar. Bu tarz bir eleştiriye bu şekilde güç ve gövde gösterisi ile karşılık vermen mod olmanın sana verdiği ego 'nun derecesini gösteriyor. Sözüm yok. Banla..Tek gücünüzde bu zaten..

    Saygı derecesine gelince..Saygısızlık etmediğim ortada..senin benle dalga geçer tavrın daha da belirgin..Tek birşey var "Ben Kanıma laf söyletmem arkadaş..Atamdır!"
     
  17. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    birbirinizi korumaktan başka işe yarıyor musunuz merak ediyorum demek saygısızlık, mesela senin gibi saygısızları banlamak demek saygısızlığını yüzüne vurmaktır. ben dalga geçmiyorum seni uyararak devam edersen ne olacağını söylüyorum. eleştiriye ne kadar açık olduğumuzu forumdaki bazı bölümlere ve başlıklara bakarak anlayabilirsin.
     
  18. ahgonline
    Offline

    ahgonline Üye

    Katılım:
    5 Nisan 2006
    Mesajlar:
    29
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Ankara
    Ya ben bu yaklaşıma bir türlü anlam veremiyorum Tabiki melek değiliz. Tonla hatamız vardır tarihde. Tonla yanlışlık yapmışızdır kesin. Osmanlının 600 senede 0 hatayla yönetim gösterdiğini sölemek tabi gerçekci değil. Yeni ceri şunu kesmiş, padişaha şunu yapmış falan filan. Arkadaş sıralamış alt alta bi düzineden fazla katliam, soykırım. Ya bu tonla hatamızın içinde bi tane buna benzer örnek varmı. Hatanın ölçütü burada yazan soykırımlar, asimilasyon projeleri ise melekden daha temiz olduğumua inanıyorum. Ama hiç hatasız mükemmel bi tarihimiz oduğu anlamına gelmez bu. Ne tarihi ya bi öcei seçimlere bak hatayı gör.
    Batının üzerinde durduğu konu soykırım. İddası bizim ermenilere rumlara soykırım yaptığımız. Padişahlarımızın yeniçerilerimizin ne yaptığına daha karışmaya başlamadılar. Sırası gelmedi daha onların.
     
  19. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    bir daha okursan padişah konusunun ahlak olayına verilmiş bir örnek olduğunu görürsün.
     
  20. conanthebarbarian
    Offline

    conanthebarbarian Üye

    Katılım:
    13 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    182
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Tabi ki DaFFy. Belli bir tarihe sahip olan pasif olmayan her toplumda bir takım olaylar olur. Attila nın her yeri yakıp yıkması kötüdür, nazi soykırımıda. Ama biri dönem koşullarına göre değerlendirildiğinde tarih bilimine göre normal kabul edilebilir diğeri aşırıdır. Ben bu noktada türklerin melek olduğunu savunuyorum asılması gereken çağda asmış kesilmesi gerekende kesmiş, ama çağın gerekleri. Evime giitiğim zaman Amerika nın keşfiyle ilgilki bir makale yazayım buraya eminim çok şaşıracaksınız
     

Sayfayı Paylaş