Animal Pak..Frank McGrath Journey..Mutlak Motivasyon..

Konusu 'Türkceye Çevirilen Yazilar' forumundadır ve diez tarafından 7 Kasım 2006 başlatılmıştır.

Watchers:
Başlığı izleyen üye sayısı: 61 üye.
  1. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Çeviri :diez (B.S.TORAMAN) 07-11-2006
    animalpak resmi sitesindeki Journey of Frank McGrath Bölümünün çevirisidir..
    link : http://www.animalpak.com/journey/index.cfm

    Resimleri koymamın sebebi siteyi bi bakıma aynen taşımaktı..Sayfa sayısına etkisi olması için değil tabiki.

    Neden bu çeviri..Amerikada body yapmış bir arkadaşım F.McGrath ile aynı salonda çalıştığını benim gibi kendisine hayranlık duyduğunu ve animalpak sitesini incelememi söyledi.The Journey'i inceledim ve 50 den fazla resim ve yazı içeren bölümle karşılaştım.heycanla ve hayranlığın verdiği çekimle hepsini okudum..Forumdaki arkadaşlarında bundan istifade etmeleri için günlerce bunu çevirdim (eşimde saolsun)
    ve halada çevirme devam ediyor.Bugün yayınladığım kısımlar Toplamın 3te1'i kadarı..Tamamını burda yayınlayacağım..Çok yakında son bulur. (yarışmanın motive edici gücüde tartışılmaz tabiki :D )

    Buarada yönetimden çok uzun olan bu çevirinin tek başına (bana ait başka çevirilere gerek kalmadan ) aday olmasını talep ediyorum.

    [​IMG]
    Başlangıç...
    Sabah 4:27... Neden buradayım?
    Neden herkes gibi yatakta değilim?Neden bunu yapıyorum?Neden sürekli bu acı ve fedakarlıkla yaşıyorum?Neden?Çünkü bunu yapabilirim.Çünkü acı bana benim ayakta olduğumu anlatıyor.Bana yaşadığımı hatırlatıyor.Ben kimim?Bir çelik enkazıyım.Ben kaderin yüzüyüm.Ben hayvanım.

    Burada başlıyor.Bu, bir sürü yolculuğun içinden sadece birisi.Bunun sonu yok.Asla sonu olmaz.“Yarın başlıyorum.Bu karanlık delikte 18 hafta.Acı dolu 126 gün.Açlık ve arzu dolu3024 saat.Dakikaları,saniyeleri saymaya çoktan başladım.Bu bittiğinde aydınlığa doğru bir adım atacağım.Işıldayacağım.

    Ozamana kadar gölgede, karanlıkta, kimsenin görmediği yerde yaşayacaksın.Çirkinliğin güzel geldiği o yerde.Bu yer, bu karanlık...Daha iyi bir yer yok.Burası gerçek işin yapıldığı yer.Eğer benimleysen, şu zaman kartını al ve yerleştir.Çünkü bu, uzun ve tatlı bir gezinti olacak.Ellerinin kirlenmesine hazır ol.Dinle.Sessizliği duyuyormusun?Yarın heryer sallanacak.Öyleyse gel şovu yolda yapalım.Hadi ateşe biraz demir atalım.
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Sabah 4:29 .. Ayağa kalk..Hazır ol.
    İşte orada,dışarıda.arkadaşlar.Senin, benim yada herhangi birinin hatırladığı gibi.Karanlıkta,bok deliği spor salonlarının karanlık köşelerinde.Dinle.Duyuyor musun?Arıyor.Onu duyabilenler, yolculuğu yapanlar ve yolun uzun olduğunu bilenler şanslı kişilerdir.Yol,çamur,taş ve pisliklerla kaplı.Benden önce bu işe giren herkese şunu söylüyorum.Bunu çok duydum ve hazırım.Acımsız bir ağırlığın altına girmeye hazırım.Bu sorumluluğu almaya hazırım ve işim bittiğinde, artık isimsiz ve yüzü olmayan biri olmayacağım.Artık bu benim zamanım.Ayağa kalkacağım ve hazır olacağım.

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Sabah 4:41..Oyunun içinde
    Hazır olduğunu nasıl anlarsın?Sana söyleyim.Anlayamazsın.Karanlıkta, spor salonunda tek başına uzandığında ve önümdeki 18 haftayı düşündüğümde anladımki hazır olduğunu bilemezsin.Hiç bir yerde bunun cevabını bulamazsın.Hiçbir kitapta yazılı değildir.Bunun rehberi yoktur.Kimse sana hazır olduğunu ,zamanın geldiğini söyleyemez.Sadece bir kişi bunu bilebilir.Sen.Bunu hissedebilirsin.Belkide birgün uyanacaksın ve bugünğn o gün olduğunu anlayacaksın ve kendi yolculuğuna başlayacaksın.Şunu hatırla.Bilinmeyen, plansız haritasız bir alanda riske girmeye karar vermek işin zor kısmıdır.Bir kere bunu hallettinmi gelceğinin önü açıktır.Kader avuçlarının içindedir.Ama bu demek değildirki işler kolay olacak.Lanet olsun,hayır kolay olmayacak.Fakat bu avantajı elde etmek , bunu inceleyebilmek – işte ben bu yüzden burdayım.Dinle , hazır olduğunu hissedene kadar bekleyemezsin.Sana haber vereyim.Hiç hazır olamayacaksın.Hiç yeterince iri olamayacaksın.Hiç yeterince yağsız olamayacaksın.Geride kalan bölümler asla yeterince çabuk yakalanmayacak.Bu yüzden hazır olduğunu düşündüğün zamana kadar beklersen asla bir adım bile atamayacaksın.Ve adım atmazsan oyuna katılamazsın.Ben oyundayım.Bakacağım ve diğer tarafta kimlerin olduğunu göreceğim.


    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Sabah 5:11...Son Çalışma.
    Bir kaç saat içinde, güneş doğacak ve hayat işlemeye başlayacak.Ama şimdilik dışarısı hala karanlık ve lanet bir soğuk var.Gym henüz boş ve sessiz.Yalnızım.Yapacağım bir set daha var.Barı kavrıyorum ve ellerimde soğuk demiri hissediyorum.Buna aşinayım fakat garip geliyor.Kaç kez daha bu ağılığın altına gireceğim, yukarı bakıp ağırlığı tavana doğru itmeye çalışacağım.Saymaya başlayamadım.Fakat çeliği her hissettiğimde kendime bu kez sın diyorum.Hiç bir şeyi olduğu gibi kabul etme, tek bir tekrarı bile , tek bir öğünü bile.İşte beni çarkın dişleri arasında sıkışmaktan alıkoyan şey budur.Beni önümdeki lanet 18 hafta boyunca ne tutacak.Kırmızı kalemle daire içine aldığım bir tarih.Yakında bu işi bitirdiğimde bir yumruk savuracağım ve evime yöneleceğim.Vücut geliştirme bir iş midir?Lanet olsun ,evet.Dünyanın enzor işi.Ve gym benim ofisim.Eve gittiğimde , benim için gün bitmemiştir.Lanet olsun, vücut geliştirme bir iştir.Hatta bunda da ötesi.Vücut geliştirme...Bu benim hayatım...
    var daha.


    [​IMG]

    Bu benim hayatım.
    Herkesin gün aynı başlar.Uyan,duş al,giyin.İki ayağın bi pabuca girer.

    Ben herkes gibi değilim.Herkes gibi yaşamam.Herkesin yediğini yemem.Donut yok.Kremalı ve 2 şekerli kahve yok.Sabahları gazete yok.Saat sabahın 6:52 si.Ben ikinci yemeğimdeyim.Herkes saatinin alarmını kapatırken, ben uzun adımlarla yoluma devam ediyorum.

    Kahve molası yok.Haftasonları yok.Hasta olma lüksüm yok.
    Ben ne yapıyorum?Ben bir vücut geliştiriciyim.Evet bu bir iş.Birgün sadece saat dokuzda başlayıp beşte bitmez.Benim için gün gözlerimi açtığım an başlar ve kapattığım an biter.Bu beş iş günü olan bir hafta değildir.Ben 7 gün 24 saat yaşarım.Bu bir iştir.Bu benim hayatım.

    Sabah işlerin zihninde akıp durur.Bu rota hiç değişmez.
    İşin en zor kısmı , bu yola sıkı sıkıya yapışmak bu ezici rutine tahammül edebilmektir.Benim rutinim değişmeyecek.Hergün beni amacıma dahada yaklaştırıyor.Dinlenmek yok.Gidecek millerim var daha.

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Bu benim alarmım.
    Dolabıma bantlanmış şu bir parça kağıt?Bu hakekete çağrıdır.Savaş ilanıdır.Onu oraya her lanet günğn tarihini bana hatırlatsın diye koydum.Bu benş kişisel alarmlı saatim.Her sabah, yumurtaları haşlarken, Animal pak’i alırken yemeğimi hazırlarken beynime çekiç gibi vuruyor.Benim saatimin şekerleme düğmesi yok.Asla gevşemek yok.Tembellik yok.Bazı günler bu kağıdı görüyorum ve bu beni hırslandırıyor.Evet bunu yapacağım.Bu benim kaderim.Ama bazı günlerde düşünüyorum , lanet olsun ben ne yapıyorum?Bir pislik gibi görünüyorum.Bundan kaçamıyorum.Bu bir parça kağıdı her gördüğümde bana sabit bir şekilde bakıyor,Beni çağırıyor ve bana meydan okuyor.Bu yüzden sürekli bu kağıt beni azimlendiriyor.Dinle,işler bu şekilde ilerliyor.Eğer bir işi yapmak istiyorsan bunu kendine amaç edinmelisin.Sonra bunu bir kağıda yaz ve sürekli göreceğin bir yere as.Ona her baktığında kendine sor:Dünden daha ilerdemiyim?ilerleyebiliyor muyum?Çünkü eğer değilsen neden bunu kendine hedef seçtinki?Benim hedefim işte yukarıda kırmızı kalemle daire içine aldığım yerde.Her seferinde bana selam veriyor benim lanet olası alarmlı saatim.Onu yakından dinlediğimde yemin ederim onun tiktaklarını duyabiliyorum.Tik...Tak..Tik...
    126dan geriye doğru sayıyor.Duyabiliyor musun?Lant olası gürlüyor.Sıfıra doğru rüzgar gibi gidiyor.

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Burası benim yerim.
    Benim yerim?Küçük,karanlık lanet bir delik.Kız arkadaşım dışında insanların olmadığı bir yer.Hala 3 odam ve başımı soktuğum bir çatım var.Çok fazla değil ama burası işin yapıldığı yer.Burada ,bu odada,bir tabure,geniş bir ayna ve orta okuldan beri bende olan bir stereo sistemim var.Buranın oturma odası olması gerekir fakat lenet olsun ben buraya poz odası diyorum.İlham vermesi için geçmişin vücut geliştirme ustalarının posterlerinden iki tane var.Kendimi dikkatlice incelediğim ve kendimi parçaladığım geniş bir aynam da var.Evet, evim güzel evim.Görüşmeye başladığım kızın buraya ilk geldiğinde yüzünde bir şok ifadesi vardı.Neden daha güzel bir yerin yok diye sordu.Bir kahve masası , oturabileceği bir koltuk.Bir kahve masası mı?Bir koltuk mu? *iktir et.Sırada ne var,çiçekler mi?Zaten ona söylüyorum mutfakta herzaman iki sandalye var.Yada benim kulubem.Bak,kural 1 – bunu herzaman başta söylerim-eğer benimle görüşmek istiyorsan beni herşeyimle kabul etmelisin.Çoğumla , azımla.Ben kıprdamandan durmak ve omuzlarıma toz kondurmak için burada değilim.Mal mülk biriktirdiğin lanet şeyler,seni bağlayan şeyler.Bu dünyada benim çok fazla birşeyim yok.Sırtımdaki kıyafetler ve kalbimde yana bu arzu.Fakat benim için sorun değil çünkü ben sadece bu yolda ilerliyorum.

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Bu benim zihnim.
    Dışarı buz gibi.Son zamanlarda içeride , ev dediğim bu üç odada çok fazla vakit geçiriyorum.Mutfak,yatak odası ve oturma odası.Bu odalar sanki benim beynimin sınırları.Mutfak benim açlığım,yatak odası benim arzum,oturma odası yalnızlığım.Her kahrolası gün ilgilendiğim 3 şey.Lanet olsun.Kafamda ve bu 3 yerde çok fazla zaman tüketiyorum.Dışarıda , gerçek dünyada herzaman mola verebilirsin.Ama kafamda kaçış yok.Asla.İnsanlarla karşılaştığımda , bana,aptal,iri vücutlu bir koca kafaymışım gibi bakıyorlar.Kafasında hiç fikri olmayan biriymişim gibi.*iktir et.Halbuki tam tersi benim sorunum.Ben çok fazla düşünüyorum.Birçok şeyi düşünüyorum.Beynim sürekli sayıklıyor.Bazen kapana kısıldığımı hissediyorum.Duvarla üzerime geliyormuş gibi.Beni boğuyor.Acaba bu 12 haftayı bitirebilecekmiyim.Şüphe sürekli kol geziyor.Sorular dışarda inliyor,pencerelerimi tıngırdatıyor.Fakat bu 3 odada kalmalıyım sürekli.Açlığımla,arzumla ve yalnızlığımla başbaşa.İlerlemeye devam etmeliyim.Burada bir gece otururken kendime bu lanet yerden ayrılmayacağım diyorum.Yatağa uzandığımda uyanık kalmayacağım.Yemek yediğimde kusmayacağım.Bunlar benim beynimi meşgul eden ve sürekli beynşmde yaşayan kiracılarım.

    [​IMG]

    Kusmayacağım...
    Seni tanımlayan nedir?Bu kovalamaca mı?Kendine hakimiyet.

    Ben....Kusmayacağım...Ben....Kusmayacağım.. Ben....Kusmayacağım.Bu kez bu kelimeleri çiğniyorum.Beynimin içinde zorlayarak.Mutfakta başka bir öğünümü tek başıma yiyorum.Şu kelimeler ve başka bir tabak tavuk ve pilav.Şu lanet sürahideki su.Daha ikinci haftadayım ve bunlardan midem bulandı.

    Bu kader yolunda , tereddüt etme...arkana bakma.
    Isır,çiğne,su,çiğne,su,çiğne,herşeyi yıka.Tekrarla.Bu benşm sistemim.Dinle,Bu işin enzor kısmı ağırlık kaldırmak değildir.Cardio yada soğuk sabahları karanlıkta uyanmak değildir.Zor kısmı yemek yemenin sıkıcılığı.Çalışmam çok fazla değişmeyecek.Fakat yemek?Bu beni sınırlayacak.

    Temel içgüdülerinin üzerine çıkmak için isteğini belirtmelisin.
    Bazı günler gerçekten acıkıyorum.Bu günler iyi günler.Yemek hala kuru ve tadı pislik gibi.Fakat enazından herşeye sahibim ve orada tutuyorum.Bazı günler sadece oturuyorum ve gözümü dikiyorum.Kendimi başlamak için hırslandırmalıyım.Evet,yemek yemek bitarafımdaki gerçek bir acı gibi.

    Rotada kal...Kontrolü elinde tut yoksa yolunu kaybedersin.
    Dış dünyadaki insanlar anlamazlar.Anlayamazlar.İçgüdüsel olarak yemek yerler.Benim için, yemek yemek hayatımın kontrol edilmesi gereken başka bir bölümüdür.Yemek yemeyi ve iştahımı yenmeyi öğrenmek zorunda kaldım.Kulağa berbat geliyor fakat ben bunu başarmak için hazırlandım.Bu berbat birşey ve daha almam gereken millerce yol var.

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Yaşamak İçin yemek.

    Birçok insan yemek yemek için yaşar.Yemekten , onun tadından ve diğer bütün lanet şeylerden zevk alırlar.Nezaman isteseler yemek yerler.Şu anda yemek istediğim şeyi yemem.Yemek yemeyi bende seviyorum.Kim sevmezki.Fakat ben yaşamak için yemek yemeliyim.Bir şeyleri başarmak için yemek yiyorum.Şuanda yedmek yediğim için ayakta durmuyorum.Bu konuda beni rahatlatan birşey var – düzenlilik ve süreklilik.Eğer benim şu lanet hayatımda düzenli birşey varsa oda yemek yemektir.
    Tıpki bir saatin işleyişi gibi.Altı öğün yemek yerim.Her öğünde ne yediğimi ve nekadar yiyeceğimi bilirim.Kalorilerim,proteinim,yağım,karbonhidratım grama tabidir.Berbat olan çeşitliliğin kalmadığıdır.
    Birkaç çeşit yemeğe tabiyim,hepsi bukadar.Lanet birşey duymak istermisin.Diyet yaparken sevmediğim yemekleri bile canım çekiyordu.Bu garip bir durumdu.Zaten herhafta alışverişe çıktığımda, birparça kek, (kek...oo lanet,yiyene aklım oraya gitti,gündüz gözüne düş görüyorum.)
    Dört yol,dört madde..Alış veriş hakkındaki ilk kural herzaman yemekten sonra çık.Lanet olası büyük hata açken alışverişe çıkmaktır.Bu yüzden herhafta, aynı gün , aynı saatte.Müdüründen kasiyerine kadar herkes beni tanır.Beni bilirler buyüzden soru sormazlar.Dün ordayken yeni bir kasiyer , güzel bir kız bana baktı.Daha önce onu hiç görmemiştim.Alışveriş arabasınan yedi düzine yumurtayı boşaltırken,bana baktı gülümsedi ve “hey, yumurtayı seviyor olmalısın” diye sordu.İşte yeniden başladık.Zihnimdeki herşey geri geldi.Yumurtadan nekadar nefret ettiğimi düşünüyordum.Bu lanet şeylede katlanamıyorum.Her sabah bir düzine yumurtayı kaynattığımı , sarısını ayırdığımı ve beyazlarını yediğimi o nerden bilebilirki.Geceleyin yatmadan öncede aynı şey.Bilemez.Bunların boğazıma nasıl yapıştığını ve onları yemenin nekadar yemenin nekadar zor olduğunu bilemez.İkinci seferde kusuyordum.Böyle olduğunda tekrar kaynatıyorum ve herşeye tekrar başlıyorum.”Evet, yumurtaları seviyorum “dedim gülerek.Dediğim gibi Bu yemek için yaşamak değil...Ve bu berbat birşey.

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Ne yediğinsindir.
    Gelişmek,Büyümek.Kimbilir kaç kez bu kelimeleri duydum.Sen,ne yediğinsindir.Boşver laneti.Eğer bu doğru olsaydı benim inek olmam gerekirdi.Evet, Lanet büyük bir inek.Kuyruk için yulaf,boynuzlar için tatlı patates,toynaklar için yumurta.Yemeyi İstemeğim birşeyi bile asla terketmem ve terketmeyeceğim.

    Dietle ilgili hala birkaç sorun var.Haftalarca aynı yemekleri neden sabırla yediğini açıklamak gibi.Bak,spora gelince yemek binanın temeli gibidir. Ağırlıkları kaldırdığın yerde istenileni verebilirsin fakat dietini düzenli yapmazsan tekerler boşa döner.Bu aşamada herşeyin doğru yapılması gerekir.

    Diğer bir mesele hafta sonları dinlemek ve gevşemek için dışarı çıkamamakla ilgilidir.Diet yapmak gerçekten bunu tek başına bir spor yapar.Bahsettiğim şey bu.Şu görüştüğüm kız,onu dışarıya yemeğe ve dansa götürdüm.Uzun zamandır onunla değilim,ama doğumgünü yaklaşıyor ve bunun özel bir gün olmasını istiyor.Ona diyet yaptığımı söyledim ama vazgeçmeyecektir.O zorlu biri ve bundan hoşlanıyorum.Sadece orda otur ve benim yemek yememi izle diyecektir.şimdi söyle bana yanlış giden ne?Orda yüzümde bir sırıtışla oturup onu mu izlemeliyim?.Zaten ona diyet yapmanın ne demek olduğunu onun anlayabileceği şekilde anlattım.Ona neden yanında sürekli bir çanta taşıyosun diye sordum.Değerli eşyalarım var içinde dedi.Dışarı çıktığımda yanımda bir şey daha taşırım.Bir serinletici.Bu serinletici benim cankurtaranımdır.İki saatten fazla dışarda olacaksam yanıma bir serinletici alırım.Tamam.Dışarda kalış süreme göre küçük veya büyük bir serinletici alırım.Buraya kadar iyiydi.Ona işini sordum.Son derece düzenli iş saatleri var.Saatine baktı ve iş saatinin bittiğini söyledi.Ben ise yediğim öğündeki yemeğe göre günün hangi bölümünde olduğumuzu net olarak söyleyebilirim.Zayıf ama son derece güzel bir kadın ve ne yediğine dikkat ettiğini söyledi.Ben de ne yediğime dikkat ederim.Ama o benim gibi 4 öğün ve sadece 4 çeşit yemek yemiyor.Resme bakmaya başladı.Ona bir dilim pizza hayal etmesini söyledim.Aklına gelen ilk şey ne diye sordum ona.Onun tadından bahsetmeye başladı.Evet bir çok insanın ilk yaptığı bu.

    İnsanlar bir ço şeyi doğruymuş gibi kabul ederler.Ne kadarda kolay bir şekilde canları ne isterse hemen yiyorlar.Sadece yüzeyssel yaşıyorlar.Bunun altında ne var diye hiç bakmıyorlar.Bir dilim pizza gördükleri zaman hemen onun tadının ne kadar güzel olduğunu düşünüyorlar.Zevk ve mutluluk peşindeler.Bense, bir yemeği gördüğümde sadece ve sadece iki şey aklıma gelir.Tuğlalar ve pislikler.Yediğim her yemek inşa ettğim bu lanet evin bir tuğlasıdır.Bunun çok fazla tuğla ve çok zaman alacağını biliyorum Ama eğer şu burgeri yersem ve şu birayı içersem pislik yemiş gibi olacağım.Çok basittir.Bir evi pislikten inşa edemezsin ve bu evin yağmurda ayakta kalmasını bekleyemezsin.İlk yağmur damlasında işin bitti demektir.İşte bu yüzden bir parça yemek gördüğüm her an kendime soruyorum:İnşa mı ediyorum yoksa yıkıyor muyum?Evim fırtınada ayakta durabilecek mi yoksa kolayca yıkılacak mı?Zaten onu anlamaya başladım.Sanırım o da beni anlıyor.Sanırım.Şimdi sıra şu doğumgününde.

    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Onunla,onsuz...Gücünü kaybetmek
    İş diyet yapmaya gelince ,her şey kendine koyduğun sınırlamalarla yaşayabilmekle ilgilidir.Bu sınırlamalar senin hedeflerin tarafından belirlenir.Benim hedefim son derece yüksek bu yüzdensınırlamalarım da katı olacaktır.Diyet yapmak kısıtlamak ve engellemekle ilgilidir.diğer bir ifadeyle ‘... olmaksızın’ kelimesiyle yaşayabilmektir.Dondurmasız,pizzasız,hamburgersiz,kızarmış tavuk yada kek olaksızın.Ve arkadaşlarım,lanet olsun berbat şeyler.Nihayetinde bu şeylerden vazgeçmek o kadar da kötü değil.Evet vazgeçmek istedğin anlar oluyor ama bir çıkış yolu buluyorsun.Asıl işkence diyet yaptığında kas kaybetmendir.Ne yaptığın ya da nasıl yaptığın önemli değil, diyet ve kardiyo yaptığında çok zor kazandığın o kaslarının bir kısmını kaybedersin.

    Gücümü kaybetmeden nasıl diyet yapabilirim?İşte beni zorlayan lanet şey bu.Bak,vücut geliştirme tezatlarla doludur.Diyet yaptığında küçülürsün fakat gerçekte büyürsünde.Diyet yaptığında,iyi görünürsün fakat kendini berbat hissdersin.Bu oyun beyinde oynanır.Bu oyunda hiç hata yapma.Beynine ve vücuduna arzularının üstesinden gelmeyi öğretmelisin.... olmaksızın yaşamak,bununla başa çıkabilirim.Fakat beraber yaşamak zorunda olduğum bir kaç şey var.İhtiyaçlar,temel gereksinimler,ya da bunlara ne ad verirsen.İlki ben dışardayken yiyeceklerim için bir soğutucu.İkincisi bir mikrodalga.Tatlı patatesleri, yulaf ezmesini ve bir çok şeyi mikrodalgada yaparım.Hızlı ve kolay çünkü yemek hazırlamada gereğinden fazla zaman harcamak istemem.Üçüncüsü bifteğimi,sebzelerimi,yumurtalarımı.diyet sodamı koyabileceğim bir buzdolabı.Dördüncüsü ise supplementlar yani ek besinler.Bu 4 şeyi evimde bol bol bulabilirsin.

    Dördüncü maddeden bahsetmişken,eğer rakip bir vücut geliştirici tanıyorsan.belki bunun cevabını bilebilirsin.Bazıları bunların supplement şirketleri tarafından yaratıldığını düşünür.Kayıtlara geçsin diye söylüyorum ben supplement kullanıyorum.Diğerleri gibi tüm ek besinleri kullanmıyorum ama onlarsız yapamayacağım birkaç ürün var.Diyet yaparken bu özellikle doğru.İşte nasıl çalıştığım.Temel olanlarla başlarım Animal Pak ve Animal Nitro gibi(Pak benim tüm temel besinlerimi karşılıyor ve Nitro vücudumun ihtiyaç duyduğu temel şeylere sahip.)Bu ikisinin etrafında bir beslenme programı izliyorum.Basit.Yıllardır bir çok farklı ek besin kullandım ve sonunda hangisinin sizin için en iyisi olduğunu anlıyorsunuz ve onu kullanıyorsunuz.Bana güven Pak ve Nitro dışında bir çok ürün kullandım ve bu dersi zor yoldan öğrendim.supplementlar hakkında komik şey...Bu sporla uğraşmayan bir çok insan bu ek besinler hakkında hiçbir şey bilmeyebilir.Bu haplardan yuttuğumu yada raflarımda Animal Pak ve Animal Nitro gördüklerinde ya da spor çantamda küçük plastik paketler gördüklerinde bunların bir çeşit uyuşturucu olduğunu düşünüyorlar.Bu son derece komik.

    Vücutgeliştirme sıkı bir rakettir.Her gün oynaman gereken gerçek topları vardır.Tadı berbat olan yemeklar yiyorum.Ve bunları her gün 4 kez yiyorum.Tozlarla karıştırılmış haplar yutuyorum.Ve daha spor ve kardiyodan bahsetmedim bile.Tüm bu kendini adama ve fedakarlık ne için?Böylece daha da büyüyebilir miyim?Ya da dışarda bir gece parlak ışıklar altında en iyi görünebilir miym?İşte bunun için bir çok lanet şeye tahammül ediyorum.Bakışlar.Gözünü dikip bakmalar.Saygısızlık.Sürekli sorular.Kim 2. sınıf bir vatandaş gibi ya da çevresine uymayan genetik bir hata gözüyle bakılmak isterki?Zihnimde Frankeştayn’ın canavarı canlanıyor.İnsanların gözlerindeki korkuyu,tiksintiyi,iğrenmeyi görüyorum.Buna değer mi?Evet lanet olsun her zaman.Dünyanın geri kalanıyla bunu değişmem.Doğduğumdan beri yapmayı bildiğim şeyi yapacağım.Eğer köylüler ellerinde meşalelerle bile gelseler bu değişmeyecek.Lanet olsun benim de kibritlerim var.Hadi bu lanet ateşi yakalım o zaman..

    [​IMG]

    Korku.Tiksinti.İğrenme.

    Tiksintiyle karışık korku.Dış dünyada,yanımdan geçen insanların gözlerinde gördüğüm şey

    bu.Kocaman,vicdansız,iğrenç bir kaçık,deli gibi koşan bir ego görüyorlar.Sık sık beni durdurup

    gözlerini dikip bakıyorlar.Ama bilmek ister misin?Beni gerçekte göremiyorlar.Bir kaçık,tiksinç

    bir şey gibi gördüklerinde ben görünmezim.

    Anlamaktansa gözardı etmek daha kolaydır.
    Hala orada mıyım diye emin olmak için aynaya baktığımda bu sürekli oluyor.Hayır ben bir gölge

    değilim.Görünmezim.Aynada deri, kemik,kas ve güç görüyorum.Fakat aynı zamanda korku da var
    .Şüpheyle karışık korku.merak ediyorum acaba beklentilerimin bu ağır yıkıcı yükünü

    omuzlayabilecek miyim?

    Başka tarafa yönelmek için bilinmeyenden korkmaya programlandık.
    Sadece 3 hafta içinde ve önümdeki 15 hafta boyunca da burada gelişme işaretleri arıyorum.Tüm bu

    fedakarlıklardan,erken uyanmalar ve yemeklerden sonra benim önümde duran şey daha fazla şeyler

    yapmak için çabalayan adamdır.Korku ve şüphenin ötesinde azimle yanan şiddetli bir ateş

    var.Evet ne olacağından emin olmayan bir adam var orada.Ama bu beni vazgeçirmeyecek.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------

    -------------------

    [​IMG]

    Korku
    Dün gece,caddeden aşağı yürüyordum,benden 20 adım uzaktaki adam yukarı doğru baktı ve beni

    gördü.Keskin bir şekilde döndü ve hızlıca caddenin diğer tarafına geçti-sanki kuduz bir köpek

    onu ısıracakmış gibi.En kötü kısmıysa beni görmemiş gibi davranmasıydı.Lanet adam.ben sadece

    yürüyorum.Tıpkı senin gibi benim de gidecek yerim vardı.Bu kaldırım ikimiz için de yeterince

    büyük.Fakat dert değil.Bu her gün olan lanet olaylardan.Hiç size yaklaşmaya korktuğu için

    yanınıza gelemeyen, siparişinizi vereceğiniz bir bayan garsonu beklediğiniz oldu mu?Peki hiç

    basit bir soru sormak istediğinizde kendini geri çeken biri oldu mu?Ya sizi gören,kızgın bir

    şekilde bakan ve sonrada siz yokmuş gibi davranan insanlar?Benim dünyama hoşgeldiniz.Buradayım

    ama beni görmüyorlar. Görmek istemiyorlar.Toplum içinde ben küçüğüm.Kenarlara doğru itilip

    defedilen.Korkunun yaptığı budur işte.Bilinmeyenden korku,farklı olandan korku.Fakat beni

    gerçekte farklı kılanın ne olduğunu biliyorsun.Lanet olsun bu benim iriliğimden

    değil.İriliğimin temsil eden tek şey kaldırabildiğim ağırlıktır,ve bu lanet şey beni yakıp

    kavuruyor.

    [​IMG]

    Tiksinti
    Her hafta yerel bir süpermarkete gidiyorum.Tıpkı bir iş gibi ve saat gibi ,her gün,aynı zamanda,her zaman.Orada çalışan insanlar beni tanıyor.Sanki benim çalışanlarım gibiler.Her zaman merhaba derler ve ben de başımı sallarım.Hatta şu yeni kız,yumurtalar hakkında soru soran,beni gördüğünde el sallıyor.Evet ben düzenliyim.Elbette alışverişte ,beni tanımayan insanlar da var.Onların tepkileri beni genelde güldürmüştür.Lanet olsun bazı ifadeleri gerçekten çok komik.Örneğin geçen hafta olanlar.Hava soğuktu.Bu yüzden swetimi giymiştim ve kapşonunu takıyordum.Alışveriş arabalarından birini kaptım ve karşıma çıkan 4 ayrı yoldan en iyi bildiğim araya yöneldim.İlk araya yaklaşıyordum.Tam köşeyi dönmek üzereydim.Kısa boylu yaşlı bir bayan hızla geçiyordu ve arabalarımız neredeyse çarpışacaktı.Yukarı baktı,bir şey söylemek üzereydi;fakat beni gördüğünde...Onu gördüm.Yüzündeki ifadeyi daha önce binlerce kez gördüm.Tiksinti ve nefret.Bu ,yavaş yavaş oluşuyor.İzle,önce şaşkınlıkla başlıyor sonra şok ve en son nefret,tiksinti.Bunu kontrol edemiyor.Nerdeyse otomatik olarak meydana geliyor.Beni tanımıyor fakat yüzündeki aşikar hoşnutsuzluğu görebiliyorum.Öyleyse ne yapacaksın?Elbette,tıpkı benim kız arkadaşım gibi vücuduma bakıp geçen küçük bir azınlık ta var.Geçen hafta kız arkadaşım buna benzer bir şey anlattı.Hayır, o bir vücut geliştirici değil aksine çok güzel bir kadın.Bana sürekli gözünü dikip bakıyor fakat tiksinti ya da nefretle değil.Bu,başka bir şey.Zaten,lookism(bakışçılık)diye bir kelime kullandı.Evet,bu o...İnsanları dış görünüşlerine göre yargılamak.Bunu çok iyi biliyorum.Lanet bir tezattır bu,görünüşümle yargılandığım bir spor yapıyorum.Bu yargılar her detayı,her inçi,her pozu eleştirel bir şekilde inceliyor. Bu yargılamalara bir gereksinim gözüyle bakıyorum.Süpermarkette olmasına rağmen önyargı önyargıdır.Fakat,gerçekte her şey çok farklı.

    ----------------------------------------------------------

    [​IMG]

    İğrenme
    “Gym.Benim asıl evimden uzak evim.Hayır boşver burası,benim evim.Bu lanet gymin her inçini,her parça donanımının yerini biliyorum.Bazıları buraya bir pislik deliği diyor.Tavandaki delikler,tuvalet zeminindeki çişler-kesinlikle kız atılacak bir yer değil.Burası iğrenç mi?Hayır.Buranın bir kişliği var.Birinin çöpü diğerinin hazinesidir.Buraya aşina mısın?Evet.Lanet olsun.Bu gymi o kadar iyi biliyorum ki splitimi gözüm kapalı yaparım burada.Oradaki herkes beni tanır.Bir aileymişiz ya da aramızda gerçek bir kardeşlik var gibi.Fakat bazen yola düşüyorum ve kendimi başka yerlerde de antreman yapmak zorunda hissediyorum.Bu yüzden her zaman birkaç tane yedek gymlerim vardır.Bu diğer gymleri pek iyi bilmiyorum.Benim için tam olarak ideal yerler değiller ama yine de dilenciler seçici olamaz.Ne demek istediğimi anladın mı?Yakın kasabadaki gym,temiz,güzel,hatırı sayılır bir yer.150 kg'a kadar dambılları var ve bir raf dolusu son moda koşubantları,stepperları var.Gymin gerçekten bölünmüş bir şahsiyeti var.Orada ciddi lifterlar var ama bir yandan da kilo kaybetmeye çalışan ve oraya düzenli olarak gelen kadınlar var.Meseleyi biliyorsun...Komik,fakat ben her zaman oradayım,bayanların çoğu bana bakıyor ve burunlarını tiksintiyle kıvırıyorlar.Tiksinti.Aslında bu,komik bir duygu.Birinin tiksindiği şeyi diğeri arzulayabilr.Bayanların bazıları bu vücut geliştirme fiziğini seviyor.Kim bilebilir?Kız arkadaşımın durumu biraz daha karışık.Bu,ya şu ya da diğeri gibi bir durum değil,Onunla gymde karşılaştık.Şu anda fiziğimden heyecanlanmıyor ama midesi de bulanmıyor.Başka bir şey olmalı benimle ilgili.Keşke bilebilsem.Belki de sadece-----------.Kendime daha büyük amaçlar edindim ve etrafı takmıyorum.Bir insanın yaratabileceği farkı biliyorum-bir kişinin gücünü.Belki de bu,onu bana çeken şeydir.Belki de...

    ---------------------------------------------------------------------------
    [​IMG]

    Bir Kişinin Gücü
    Bu dünyada iki tür insan vardır.Doksandokuzlar ve birler.

    “Doksandokuzlar...Bu onlara verdiğim isim.100 insandan 99 u benim yaptıklarımı etraflıca anlayamayabilir.Başlarını kaşıyıp bu spor için yaptığım fedakarlıklara inanamazlar. Birçoğu bunu spor olarak bile görmez ya da benim bir hayatım olduğunu.Asla diğer insanların senin hayatını tanımlamasına izin verme.Bu,benim seçtiğim yol-derin çukurlarıyla,tümsekleriyle,virajlarıyla.Doksandokuzlar,en iyi olabilmek için ,oyuna girebilmek ve devler arasında ayakta durabilmek için % 100 lerini adamazlar.

    Bazıları vardır şansına güvenen ve bazıları vardır daha kelimenin anlamını bilmezler.
    Piyango oynamam.Kazanan biletim hiç olmadı.Sahip olduğum herşeyi kendimi parçalayarak elde ettim.Bana kalan tek miras babamdan bana geçen genlerimdir.Bu yüzden iş ahlakının değerini ve ellerini işe bulaştırmanın önemini ondan öğrendim.Daima daha fazlasını isteyenler benimle birlikte duranlardır.Biz,birkaç kişiyiz ve sesimizi duyurmak için dağın zirvesine çıkmalıyız.O gün geldiğinde seslerimiz duyulacak.Bu,daima daha fazlasını hayal edenlere bir çağrı olacak.

    Bazıları vardır başkalarını geliştirebilmek için onları yıkarlar ve bazıları vardır ki sadece inşa ederler
    Hayır diyenler , size söylüyorum sözleriniz ancak sağır kulaklara gider.Şüphe edenler,şüphelerinizi alın başka yere gidin.Kıskananlar,bizim başaracaklarımızı arzulamayın .Sıradanlığı vahşi ellerimle parçalayacağım,benzerlikleri yıkacağım böylece emeklerimizin karşılığını alabileceğiz.Saygınlığın mirasını terketmeyeceğim.Her birimizde bir şeylere başlamanın gücü var.Orada beni dinleyenlere tekrar söylüyorum: Kimsiniz?ve benimle birlikte misiniz?

    ---------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Unutmak

    Pislik.Pislik.Pislik.Son birkaç gündür kendimi böyle hissediyorum.Bilmiyorum neden?Çalışmalarım yavan.Enerji yok.İştahım kaçtı.Kadınımla kaliteli zaman geçirmek bile istemiyorum.Doğumgünü çok yakında ve ne yapacağımı bile bilmiyorum.Sanırım şikayet edemem.Bir çok gün b-k gibi.Yine de arada sırada güzel şeyler oluyor.İyi günlerimde kendimi ilhamlı hissediyorum.Tıpkı bir misyonun varmış ve kendini 100 dolar hissetmek gibi.Yataktan kalkıp dışarı baktığında ,şüphe ve tuhaflık fırtına bulutlarının olduğu dışarıya baktığında mavi gökyüzü ve sana gülümseyen güneş dışında bir şey göremezsin.Herşey sanki senin yoluna rastgeliyor.Kaldırımda 20 dolar bulmak.Caddeden aşağı sürdüğünde tüm ışıklar yeşildir.Her dönemeçte yeni bir kaset koyuyorum.Lanet olsun evet,bu,iyi bir hayat.Benliğimin büyük kısmı her günün böyle olmasını diliyor.

    Benliğimin geri kalanıysa bunun olamayacağını biliyor.Bak,iyi bir hayat istemiyorum.Şimdi değil.Yapacak çok işim var.İyi hayat seni s-ker atar.İyi hayat seni yumuşatır.İyi hayat ,kulaklarını seni unutkan hale getiren hoş müziklerle doldurur...Misyonunu,kim olduğunu,ne olduğunu unut.Lanet olsun,bir süre sonra tek duymak istediğin o müzik olur.Ve bu müzik herşeye mani olur,kafanın içindeki ses dahil.Çoğu kişi hayatını böyle idame ettirir,hissiz,duygusuz,müzik dinlemeyi herşeye tercih ederek.Sonra yollarını kaybederler.Ben şaslıyım.Bir çok gün kafamın içindeki o lanet ses bir siren gibi haykırıyor.Öyle yüksek ki geceleri bile beni uyanık tutuyor ve benim dürüst olmamı sağlıyor.Unutmama izin vermiyor.Fakat iyi günlerim üstüste yığılmaya başladığında,hayatım çok iyi gitmeye başladığında kulaklarımı tıkarım çekicimi alırım ve çakmaya başlarım.Herşeye rağmen bu ses olmadan ben,kendim olamam.Yada kim olabilirim?
    Bu önemli...Müziğin içinde boğulma.Kendi sesine kulak ver.Sana bir şeyler söylüyor.

    ----------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Hatırlamak

    İyi hayatı unutmak.Söylendiği kadar zor değil,özellikle sedece içinde bulunduğun andan tad almasını biliyorsan.Her hafta bir parça biftek olsaydı,o zaman lanet olsun,vazgeçmek zor olabilirdi.Şarap ve güllerle dolu günler.Boşver,benim için bunlar b-k ve sidik gibi.O zaman ne yapacağız?Buna alıştım.Hatırlamak,bu,tamamen farklı bir hikaye.Bir vücutgeliştirici için,yok,boşver,bu gezegende yaşayan herkes için hatırlamak bizi biz yapan unsurdur.Bir vücut geliştirici olarak hatırlamak zorundayım.Nereden geldiğimi,kim olduğumu,gerçek meselenin kim olduğunu.Ardımda neler olduğunu asla unutamam.Benden öncekiler kendilerine bir isim yapmışlardır...Bu spor için akıttığım kan ve cesaretle dolu günler.Beni tanımlayan herşey.Bak,şuna inanırım:Hafızamız olmadan istek,arzu olmaz.Neye sahip olduğumu bilmek,bunun yeterli olmadığını bilmek ve daha fazlasını istemek...Tüm bu gayretlerimin özü budur.Hafızamız olmadan tarih te olamaz.Köklerimi,nereden geldiğimi biliyorum.Bu yolculuğa nerede baş koyduğumu biliyorum.Tarih...Evet bundan bahsetmeyi düşünüyorum.

    ---------------------------------------------

    [​IMG]

    Babam

    Gençliğinde bir madenciydi.elleriyle çalışırdı.Çocukken,onun eve gelişini,kapıda duruşunu,elbiselerindeki maden tozunu baştan aşağı silkeleyişini hatırlıyorum.Doğru bir şey yaptığımda bunu onaylayışını,omuzuma elini koyuşunu...Elini ağırlığını,pürüzlerini,eve her gün ekmek getirebilmek için kullandığı ellerindeki nasırları,su toplayan yerlerini hatırlıyorum.Büyük,güçlü bir adamdı,hayattan daha genişti.Bir aile adamıydı ve toplumun direklerinden biriydi.Bizimle vakit geçirmediği zamanlarda,çocuklar için top parkları inşa edilmesine yardım ederdi ya da başka birşey için gönüllü olurdu.

    Şimdi tüm bunları niye düşünüyorum?Geçmişte,tamamen eski,paslı aletlerle dolu zindan gibi bir gymde antreman yapmak zorundaydım.İhtiyaç duyduğum herşeye sahip değildim fakat yinede bu işi yapmak zorundaydım.Babam,Toprak ve beton kokusu,toz ve küf kokusu,demiri ilk hissedişim, 10 yıldan fazla geriye götürdü beni.Bir bodrumun köşesinde,kutuların altına gömülmüş ağırlıkları bulduğum zamandı.Sanki ağırlıklar beni çağırıyordu.

    Daha derinlere gittiğimde,bozkırlardan aşağı yürüdüğümü hatırlıyorum,sayısız geceler boyu,karanlığa doğru,işini yapabilmek için.Onu düşündüm.Asansöre binip binlerce metre aşağı indikten sonra,derinlerde,tonlarca toprağın altında çalışırdı.Gündüzün demirle çalışırdı.Geceleyin ise başka bir çeşit demirle.Aynı demiri 14 yaşımda genç bir çocukken kaldırmıştım ellerimle.Babam sofraya ekmek getirebilmek için bir boğa gibi çalışırdı ve bunu gururla yapardı.Bak,benim babam kim olduğunu ve içinde yaşadığı dünyayı bilirdi.Havalanmazdı,ayaklarını yere sıkı basardı ve bu, ona güç verirdi.

    Ben mi?Ara sıra kim olduğumu bilmiyorum.Aynaya bakıyorum ve içi boş,çökük gözlerle bana bakan yabancı birini görüyorum.Ben hiç kimseyim.Ben hiç birşeyim.Başıboşum.Evimin yolunu arıyorum.Ne yaptığımı,ne başardığımı anlayamayan,kendimden şüphelenmeme sebep olan bir toplumda yaşıyorum.Bir kahraman mıyım yoksa bir canavar mı?Fakat bugün bu antremanı yaparken onun elini omuzumda hissedebiliyorum ve evet herşey berraklaşıyor.Bu oyuna nasıl girdiğimi hatırlıyorum.Çalışmamı bitirdiğimde,dışarıda yürürken,maden yok,top parkı yok,geçmişteki bodrum yok-sadece etrafımda çürümeye yüz tutmuş şehir.Evimi ve demirin anısını hatırlıyorum.Unutmayacağım...

    Hey baba,ellerimle demiri kaldırdığımda,senin uzun gölgenin ardında yürürken,sana “sen olmasan ben burada olamazdım” demek isterdim.Sana kim olduğumu söylemek isterdim.Ben bir adamım.Bir vücut geliştiriciyim.Senin oğlunum.

    [​IMG]


    Bir Çizgide Yürüyorum.
    Bu,kuma çizilen bir meydan okumadır...

    Vücut geliştirme,kuma çizilen bir çizgidir—Yüzüne çarpar ve seni cesaretlendirir.14 yaşımda o ağırlıkları ilk keşfettiğimde,sınırı geçtiğimi ve artık geriye dönüş olmadığını biliyordum...Asla.

    Bu,iki nokta arasındaki en kısa mesafedir...

    Burası ve orası,bugün ve yarın arasındaki en hızlı yol düz bir çizgidir.Hergün yoluna,seni bu yoldan alıkoymak isteyen o kadar çok engel çıkar ki ya da hedefine ulaşmanı engelleyen.Ben doğru dürüst olabilmek için bu yolda kalmalıyım.

    Bu,ip üstündeki dengedir.

    Hayatımda bir ip üzerinde yürürüm.Hava bile ipi inceltebilir ve yanlış bir adım eğer güvenlik halatım yoksa yere düşeceğim anlamına gelir.İhtiyaçlar ve istekler?Evet, herşeyi dengeleyebilmek ve sürekli konsantre olabilmek zor bir iştir.

    Bu,mantığı delilikten ayırır.

    Bu,ikisi arasındaki ince bir çizgidir.İnsanlar yaptığımın delilik olduğunu düşünüyorlar,Evet,hatalı da değiller.Bu kovalamaca, deliliğe doğru giden bir yoldur.Bir süreliğine bu kaydırakta bulundum ve şimdi duramıyorum.Henüz değil.

    Bu,sudan daha yoğundur.

    Ellerime baktığımda babamı görüyorum.Ellerim,tıpkı onun gibi çalışmaktan bu hale geldi.Onun genlerinin çoğu bana geçti.Kendimi bıraktığım günler, onu görüyorum ve tekrar çalışmaya asılıyorum.

    Bu,hayatının içine örülmüş bir ağdır.

    Çocukken,tüm vücut geliştiricileri çok iyi bilirdim,yüzlerini,vücutlarını.Şu körl makinesini görüyor musun?Arnold bunu sık kullanırdı.Ne olduğunu biliyor musun?Saf elektrik.Bu harika sporun uzun bir çizgisi vardır.Ben bunun bir parçasıyım.

    -------------------------------------------------
    [​IMG]

    K-çım Sürünüyor
    Yulaf ezmesi,yumurta akı,tatlı patates ve kuş başı et.7 gün 24 saat bu 4 çeşit yemek.Lanet olsun,bu tekdüzelik beni öldürüyor.Tekdüzelikten bahsetmiş miydim?Lanet olsun,evet,sanırım bahsetmiştim.İstikrar,vücut geliştiricilerin tekdüzelik yerine kullandıkları kelimedir.Biri kulağa asil gelirken, diğeri boynunun etrafındaki bir ilmik gibi.Vücut geliştirme bir perspektifdir.Bu spor senin diğer tüm şeylere yaklaşımınla ilgilidir.Eğer yediğim yiyecekleri,yani yemek zorunda olduğum yiyecekleri bir ilmik gibi,tekdüzelik gibi görürsem,işleri kendim için daha da zorlaştırırım.Ama ben bunu,daha asil bir şey,daha büyük bir tasarıma adım atmak olarak görüyorum ve böylece yutmam kolaylaşıyor.Anladın mı?Bu yüzden bugün yaptığım şeyin çocukken yaptığım şeyden farklı olmadığını söyleyebilirim.Evet şimdiki halimle yani 250 pound'luk vücudumla ,14 yaşımdayken zar zor 40 kilo gelen bir deri bir kemik vücudumu karşılaştırıyorum.Çılgınca değil mi?Pek de değil.Seninle bir şey daha paylaşayım.14 yaşımdayken ilk defa demirin tadını almıştım.Adamım.bu tıpkı ağzımın içindeki kanın yüzüme bir tokat gibi inmesiydi.Meydan okunmuştum.Cesaretlendirilmiştim.Hayat için bu işin içindeydim.Bu spor için bugün olduğu gibi o zamanda aynı yüreğe aynı tutkuya sahiptim.İçimde yanan ateş bugün o zamankinden daha az parlak ya da daha az yakıcı değil.Şimdi lanet olsun ne yaptığımı anlayabiliyor musun?Dün kol çalışıyordum.Şaşılacak bir şey değil.Çünkü k-çım sürünüyordu.Aynı zamanda kol rutinim,bir süre için kullandığım skull crusherlarım,barbellarım,dumbell curllerim,pushdownlarım da aynı.Bu yüzden diyebilirim ki bu kol rutinim gerçekten bir rutin haline gelmiş.Yani bunu istikrar açıcından düşünmek lazım. Hırsın ve yüreğinle birleşmiş ve daima seni çeken bu şeye yapışmak lazım.Gelip bana nasıl bu kadar büyük ve geniş olduğumu,tam olarak ne yediğimi,hangi belirli hareketleri yaptığımı soran tüm çocuklar için söylüyorum.Sonuç olarak bu pislik değildir.Bu,sana neyin lazım olduğunu bularak bunu istikrar ve gayretle uygulamakla ilgilidir.Yüreğini ortaya koy,gerçek tutkunu,işte o zaman şampiyon olursun.

    --------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Havayı Koklamak

    Bazı günler deniz sakindir.Bazı günlerse fırtınalı.Soru ise bu lanet hava tahmininin nasıl olacağıdır.Diyet yaparken,antreman yaparken,kardiyo yaparken, antreman yaparken, kardiyo yaparken, Diyet yaparken, antreman yaparken, kardiyo yaparken,vb... bana güven hava durumu o anki durumuna göre değişir.Bu benim kız arkadaşımın şakasıdır.Beni ne zaman görse,”Bugün hava nasıl olacak “diye sorar.Zavallı kız arkadaşım bu kadar çok pislikle yaşamaktan bıktı.Ve doğumgünü çok yakında.Lanet olsun,bunu unutmamam lazım.Dün bacak antremanı yapıyordum.Dizlerim ne zamandır sorun çıkarıyordu,beni geriye doğru çekiyordu ve bu beni sinirlendiriryordu.Yani tekerleklerim yavaşlıyordu...İyi değillerdi.Zaten çok yorucu olan hack squats setimin ortasındaydım şu genç çocuk gelip te arkadaşça bir şeyler konuşmaya çalıştığında-hep aynı b-k.Kural 1,setimin ortasında rahatsız edilmek istemem.Kural 2,büyümenin,irileşmenin sırrının ne olduğu konusunda abuk subuk konuşuyordu...Kafamdan geçenleri tahmin edebiliyorsundur.Koyu fırtına bulutları belirmeye başlamıştı.Görüşüm bulanmaya başlamıştı.Kanım şakaklarıma doğru çıkıyordu.Hey çocuk,bu lanet sırrı bilmek istiyor musun?Çocuğa girişmek istedim,bu iki nedenden dolayı,ama erteledim ve onun yerine ağırlıklara asıldım.Her neyse.Çocuk pek de iyi bilmiyor bu konuları.Bu yüzden setimi bitirip,nefesimi alıp alnımı sildikten sonra onu bir kenara çektim ve dedim ki :Bunun sırrı yoktur.Şaşırdı.Lanet olsun, bu bakış hiç değişmiyor.Bu çocuğun bilmediği şey onun ihtiyaç duyduğu tüm bilgi zaten orada,bu gymin içinde ya da ülkedeki binlerce gymin içinde.Problem,gerçeğin çok ta muhteşem olmamasından kaynaklanıyor.Adamım, bunun bir cızırtısı olmaz.Gerçek, bir biftek gibidir.Sır ise sıkıcıdır,lanet olası problem budur işte.Bunun sırrı istikrarda yatar.Disiplin.yemek yemek,her gün kesin bir şekilde antreman yapmak.Günlerce,haftalarca,artık bunlar bir bulamaç haline gelir.Her gününün diğeriyle aynı olduğu lanet bir hayat yaşadın mı hiç?Çözmeye çalıştığın şey bunun altından nasıl kalkacağın,her yemeğine sanki bu son yemeğinmiş gibi bakmak.Evet dediğim gibi tekdüzelik kelimesini istikrara dönüştürmelisin.Bunu yapabilirsen o zaman sırrı anlarsın.Gökyüzü aydınlanır ve o berrak vizyona sahip olursun.

    ------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Farklı Olmak

    Her zaman böyle büyük değildim.Hayır lanet olsun.Çocukken aşırı kiloluydum,sadece aşırı kilolu değil aynı zamanda boyum da kısaydı.Biri zaten yeteri kadar kötüydü ama lanet olası iki kötü özellik birden?Evet çok zaman aldı.Ama yine de her zaman güçlüydüm.Babamda gücümle gurur duyardı.Güç onun değer verdiği bir şeydi.Uzun zaman önce vücut geliştirme hakkında tek önem verdiğim şey güç idi.Bu oyuna ilk girdiğimde güçlü bir vücut geliştirici olmak istedim.Dağları yerinden oynatmak istedim.Fakat dünyadaki hiçbir güç bana yardım etmedi çünkü gençken kısa ve aşırı kilolu olmamdan dolayı her zaman kabadayı muamelesi gördüm.Onların bir çetesi vardı ve bazen son derece kötü olabiliyordu.Fakat tabi bunlar geçmişte kaldı.11 yaşındayken bana karşı olan bu muamele bugün de hala değişmedi.Gerçek çetindir,bazen kendimi hala o şişman ve kısa çocuk gibi hissediyorum.Elbette ki kabadayılık etmiyorum ama bir şey bilmek ister misin?Hala ara sıra dövüşten geri durmak zorunda hissediyorum.Çocuklar benim üstüme doğru gelip bana dövüş teklif ediyorlar.Bu,bir çok kez oldu—gymde hiç olmamasına rağmen.Tekrar söylüyorum:Çünkü ben farklıyım.Bu kez şişman ve kısa olduğum için değil büyük ve güçlü olduğum için diğerlerinin arasında sivriliyorum.6 feet boyunda olduğunuzda ve benim gibi 280 pound çekebiliyorsanız tabi ki o zaman kalabalığın arasıda sivrilirsiniz.Gençler beni koca bir köpek olarak görüyor—Cesaretlerini benimle dövüşerek test etmek istiyorlar.Sadece tek bir şey için kendini müdafa edersin,onurun,ülken ya da ailen...Fakat sadece nasıl bir adam olduğunu görmek için dövüşmek?Egon için mi?Bu çılgınlık.Ayrıca bu spora kavga etmek ya da etrafındakilere saldırmek için girmedin ki.Bunu yapıyorsun çünkü buna niyetlendin.Benim boş lafla tüketecek zamanım yok.Ve son zamanlarda sanki günler daha da kısalıyor.Hayatın attığı bu pisliklere zaman ayıramam.Bu noktada kalmak ve konsantre olmak zorundayım.Kadınımla zaten yeteri kadar sorunum var...

    -----------------------------------

    [​IMG]
    Bencil Ol..

    Tek başınasın...

    Bir düzineye yakın kişiyle ilişkimi kestim.Vücut geliştirme yalnız bir spordur.Yemek yerken,antreman yaparken ya da parlak ışıklar altında yalnızımdır.Cuma gecesi ve ben kadınımla buradayım fakat yalnızım.İşedi ve benimle konuşmayacak.Onu suçlayamam.Hala,onun giderek yaklaştığını biliyor.

    Bencilsin...
    Ne zaman iyi biriyle karşılaşsam,her zaman ona ne olacağını bilirim—bencillik.Niye onun zamanını ya da kendi zamanımı harcayım ki?Onlara söylüyorum ama hiç bir işe yaramıyor.Tüm bunlara katlanmanın ne kadar zor olabileceğini düşünmüyorlar.Belki de beni değiştirebileceklerini düşünüyorlardır.Evet,sanki olacakmış gibi...

    Bencil olmak zorundasın

    Bu harika sporda olmak—bu sporda harika olmak bencilliği gerektirir.Bunu senden talep eder bir fedakarlık gibi.Fakat bu bencillik, kişisel fayda ya da zevk için değil kişisel başarı içindir.Başarmam gereken bir şey var ve hiçbir şey benimle onun arasına giremez.Hiçbir şey.

    --------------------------------------------
    [​IMG]

    Gerçek Dünya

    Bu harika kızla bir buçuk aydır görüşüyorum.Borçlarını ödemek için çok çalışıyor ve benim tüm pisliklerime katlanıyor.Yaptığı iyiliklere karşılık verebildiğimi söyleyemem ama şovumun başlamasına 12 hafta kaldı.Geçen ay,birbirimizle görüşmeye henüz başlamıştık ki bana doğumgününün yaklaştığını söyledi.Biraz şarap,akşam yemeği ve romantizm istiyor.Kızlar bu tür pislikleri severler değilmi?Evet onun için güzel bir şeyler yapmak istiyorum hatta hediye almak istiyorum.Uzun lafın kısası bugün Cuma ve bugün onun doğumgünü.Evet, lanet olsun,onu dışarı akşam yemeğine ve dansa götüreceğime söz verdim.O siyah,kısa,beni öldüren seksi elbisesini giymiş.Ben mi?Gymden yeni geldim ve kokuyorum.Evet,s-çtım.Diyetle ilgili bir kaç problem yaşıyorum.Vücudumun birkaç parçası beni yavaşlatıyor.Yakında halledeceğim bu sorunları.Zaten bugün normalden daha stresliyim lanet olsun.Ayrıca bugün işle ilgili bazı şeylerle de ilgilenmek zorundaydım.Günün sonunda antreman yapmalıydım ve şu an yemeğimi yemek zorundayım.Çok yorgunum,sadece uyumak istiyorum.Tuvalete gitti ve bağırıyor.Onu bile duymuyorum.Lanet olsun çok yorgunum.

    --------------------------------------

    [​IMG]

    Kargaşa
    Atıldığım bu yolculuk sanki doğanın bir gücü gibi,ülkeyi yakıp yıkan lanet olası bir tornado gibi.Geniş bir alanı yıkıyor,etraftaki herşeyi süpürerek temizlemekle tehdit ediyor.Her kim yakalanırsa kargaşanın ortasına atılıyor.Lanet olsun,birçok gün nereye ineceğimi hatta iki ayağımın üzerine mi düşeceğim bunu bile bilmiyorum.Bazen sadece etrafımdaki masum seyircilerin bunun içine girmesinin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorum.Örneğin benim kız.Hangi kız ayaklarının altının süpürülmesini istemez ki?Ama “bir şeyin üstünden süpürmek “ile “herşeyi yakıp yıkarak süpürmek” arasında fark vardır..Benim kız bu sebepten bunun faturasını ödüyor.Onun planları.bu geceki beklentileri,doğumgünü bir kenara süpürüldü.Akşam yemeği yok,dans etmek yok.Kendi kendine yemeğe çıkmak zorunda kaldı.Ben ödeyim dedim ama kabul etmedi.”Lanet olsun seni pislik, beni dışarı çıkaracaktın.” dedi.Evet, bu kızın ateşi çıktı şimdi.Bunu severim.Neyse bunları bir kenara bırakırsak,o şu anda burda,etrafı yakıp yıkıyor,yanımda kalıyor.Doğru şu anda yağmur gibi şakır şakır yağıyor üzerime ama bu işin yürümesi için de gayret gösteriyor.Sana söyleyim,bu oyunda kendinden uzaklaşabilirsin.Ama eğer ailenden,arkadaşlarından ya da kız arkadaşından destek görüyorsan hayat bir nebze daha kolaylaşır.Ve güven bana bu kız saf altın.Biz vücut geliştiricilerin çektiği tüm bu pisliklere katlanabilen bir kızı zor bulursun.Şu anda biraz romantizm işleri yoluna koyabilirdi,bilmiyorum.Bildiğim tek şey bu kız yatağımı paylaşıyor ve lanet olsun kapıyı hızla çarpıp çıkıyor.Ama düzgün düşünemiyorum bile.Şu anda sadece uyumak istiyorum-ve bu lanet yatak çok küçükDürüst olmak gerekirse şunu kabul etmeliyim- o içinde olmadığı zamanlarda bu yatak son derece büyük.Yarın önümde uzun bir gün var.Diyetim ve antremanımla bazı şeyleri birleştirmeliyim,bakalım neler olacak

    --------------------------------------------------

    [​IMG]

    Dışarıda Bir yerde

    Dışarıda bir yerlerde,kimi bir fincan kahvenin keyfini çıkarıyor,kimi sabah gazetesini okuyor ya da bir tabak donut ya da ay çöreği yiyor.Dışarıda bir yerde başka bir gün başladı.Gökyüzü açık,hava çiçeklerin kokusuyla dolu ve kuşlar şarkı söylüyor ağaçlarda.Dışarıda bir yerlerde insanlara yeni başlangıçlar sunuluyor.Bunların hiçbiri benim için geçerli değil.Kaderime doğru giden yoldan hızla aşağı doğru iniyorum.Manzara o kadar hızlı geçti ki hepsi bana birbirinin aynı göründü-hayal meyal.Günler birbirinden farksız bir şekilde geçiyor.Ama şikayet edemem.Bu benim seçtiğim yol ve bunu başka bir şekilde yaşayamam.Bugün burada durup her sabah yaptığım gibi aynaya bakarken herşey alıp başını gitti.Renkler,kokular,hayata çeşitlilik katan şeyler.Aynada yaşlı ve yorgun yüzümü görmektense bunları görmeyi tercih ederdim.Bu sabah,aynadaki adam bana baktı “Ne bakıyorsun pislik torbası?Çalışmaya başla” diye bağırdı.Evet lanet olası başka bir Cumartesi sabahı.Jersey de başka güzel bir gün.Bu sıralar kız arkadaşımla aram biraz serin.İstediğimden geç uyandım ama yapmam gereken şeyleri yaptım.Kendine bakım yapması gerekiyor bu yüzden duşa girdi ve 15 dakika da duştan sonra orda vakit geçiriyor.Lanet olsun banyo zaten yeterince küçük,yatağımda küçük.Ona kahvaltı hazırladım ama iş yemek yapmaya geldiğinde çok çeşit bilmem,bir ya da iki,ona dört dörtlük bir kahvaltı hazırlayamam.Önümde uzun bir gün var.Halletmem gereken birkaç lanet iş var.Çok fazla değil.Sadece antramanın ve diyetim,hepsi bu.Poz verme rutinime başlamalıyım yavaş yavaş.Poz verme rutini...Bu,yarışmanın nefret ettiğim bölümü,bir müzik seçip ona uyan bir rutin oluşturmak.Daha 12 haftam olmasına rağmen istediğim kadar hızlı eğilip doğrulamıyorum.Bunların yanında bacaklarım ve sırtım çekiyor.Gelecek hafta bazı şeyleri bir parça değiştireceğim,diyetimin etrafında değiştireceğim tabiki.Antremanlarımı da değiştirmeyi düşünüyrum.Antremanım ve ben.Artık harekete geçme zamanı.Kararlar,kararlar,kararlar...

    --------------------------------------------

    [​IMG]

    55.30.29

    Sayıların içinde boğuluyorum.

    Sayılar.Bazı günler sayıların içinde boğulduğumu hissediyorum.Yaptığım herşeyin sayılarla ilgisi var.Aldığım kiloların,kardiyo sırasında saydığım dakikaların,daha fazla eklemek istemediğim kalorilerin,günlerce,haftalarca,yıllarca olan tekrarlarım.Aynı kırmızı kızgın sayılar her sabah bana kalkmam gerektiğini söyleyerek bakıyor.Sonra belli set sayılarım var—55.30.29

    Sayılarla insanlar nesnelleşir...

    Resmi olmamakla birlikte,ehliyet ya da başka bir tür kimlik gibi bu sayılar,baştan aşağı beni tanımlıyor.Ve bu bir problem olabilir.Bu basit 6 rakam insanların gözünü dikip bana bakmalarının,ağızlarının içinde söylenmelerinin ya da dış dünyaya adım attığım anda insanların cahilce sorular sormalarının sebebidir.Bak,bu sayılarla insanlar nesnelleştirmek istiyor.Şöhretin aksine, iğrenmeden bahsediyorum.

    Öyle kolayca tanımlanamazsın...
    Bu sayıları büyük bedellerle ve fedakarlıklarla kazandım.O zaman onlarınbenden tiksinmelerine izin ver.Şu anda kim olduğumu ve kim olacağımı biliyorum.Buraya oturduğumda kendimi 55.30.29 dan büyük hissediyorum.Hayattan daha büyük.6 haftada büyük işler başarmama rağmen bu, lanet olası hiç bir şeyi değiştirmedi.Daha önümde birçok hafta var.Bu yüzden kapşonumu indirip yoluma devam edeceğim ve yorulma bilmeden çalışacağım.

    ----------------------------------------------

    [​IMG]

    Süper Kahraman mı Olmak İstiyorsun?
    7 yaşında ,aşırı kilolu bir çocukken, çizgi romanları hızla okuyup bitirirdim,paramı son kuruşuna kadar onlara harcardım.Diğer çocuklar paralarını şekere harcarken ben her sayfadaki,her sahnedeki sözleri ezberime yazardım.Hatta çizgi romanlarımı yatağımın altına saklar ve geceleri el feneriyle okurdum onları.Lanet olası tüm o kahramanlıklar,büyüleyici vücut yapıları,muazzam mücadeleler...Milyonlarca çocuk gibi ben de kollarımdan fışkıracak kaya gibi sert kaslara sahip olmak isterdim o zamanlar.Evet,bu lanet olası bir rüya idi...Süper kahramanım?Lanet olsun,en basit olanıydı...The Thing.Arkadaşlarım Süperman ve Batman okurlardı,ama bence içlerinde en havalısı The Thing idi.Hakkındaki her şeyi bilirdim,tüm detayları ezberlemiştim,adını,nerede büyüdüğünü,hayat hikayesini...Onunla ilgili sevdiğim şeylerden biri de gerçek olmasıydı...Her çizgi roman kahramanının olabiliceği kadar.Göz alıcı bir hayat yaşamıyordu.Dünyayı kurtarmadığı boş zamanlarında sosyal biri de değildi.Ve etraftaki en güçlü süper kahraman da değildi.Ama her şeyi iradesinin gücü ve boyun eğmez ruhuyla başarırdı.Evet.The Thing kaya gibiydi.Komik olansa,çocukların imrendiği bir çizgi roman kahramanı haline gelmiş olmama rağmen işler o kadar da iyi gitmiyor.Caddede yürürken,insanlar bana sanki her elimde ya da her ayağımda 4 parmağım varmış gibi ve kayadan yapılmışım gibi bakıyorlar.Dinle,fiziğimi bir elbise gibi çıkarıp dolaba asamam.Martini yudumlayamam ya da lanet olası o ça ça dansını yapamam.Bu vücudu gittiğim heryere taşıyorum.Bu benim bir parçam.Vücut geliştirici olmak demek 7 gün 24 saat yalnız olmak demektir.Hava ister güneşli olsun ister yağmurlu.Gerçek olanı ,daha iyisi olmamasıdır.Sana söyleyim.Normal biri olabilmeyi,lanet olası bu kelime ne anlama geliyorsa, ya da gittiğim her ortama uyabilmeyi dilemediğim bir günüm bile yok.Hatta şu anda otobüste otururken bile insanların hakkımda kötü konuştuklarını duyabiliyorum.Şanslıyım ki sıkı bir derim var.Bir kaçık gibi görünüyorum.Bu benim.Ve bundan vazgeçemem.Bir süper kahraman mı olmak istiyorsun?Adamım, onlar gerçekte yoklar.Ama eğer kendi kahramanın olmak istiyorsan,bir vücut geliştirici olmak istiyorsan bunu iyice düşünün kardeşlerim.Bu,kolay bir iş değildir.Ama eğer hazırsan bana katıl çünkü ağırlıklar bizi bekliyor.Şimdi kıyasıya yenme zamanıdır...

    -----------------------------------------------

    [​IMG]

    Kır Zincirleri

    Ağırlık kaldırmaya ilk başladığımda genç ve aşırı şevkliydim.Sayılar tarafından köşeye sıkıştırılmış ve zincirlenmiş bir hale geldim tez zamanda.Bak,antreman notları tuttum,her ağırlığın,her tekrarın,her kaldırışımın.Bir süre sonra bu,bir zorunluluk haline geldi, sanki bunu bırakırsam ilerleyemeyecekmişim gibi.Her gece ve her sabah, tıpkı bir saat gibi ,tartıda kilomu kontrol ettim.Biceplerimi ne kadar büyüdüklerini görebilmek için ölçtüm.(sanki 24 saat içinde, benim görebileceğim kadar büyüyeceklermiş gibi)Oyunun içine daha da girdiğimde ve daha ciddileştiğimde yemeklerimi de ölçmeye başladım,her kaloriyi,gramına kadar her yiyeceği hesaplayarak.Kaydedilmeden geçen tek bir öğünüm bile yoktu.Bu kayıtlardan kurtulmam yıllarımı aldı.Ve artık özgürlük etrafı aydınlatıyordu.Bugün,aletlerim daha basit ve daha verimli.Tartının yerine artık ayna kullanıyorum.Kalem ve kağıdın yerine tecrübelerime güveniyorum.Evet,bugün artık herşeyin kaydını tutmak zorunda değilim.Aynaya ve nasıl hissetiğime bakarak nerede olduğumu görebiliyorum artık.Bu oyuna katılacak birine bir öğüt vermem gerekirse o da “sakın sayılara kendini kaptırma”.Sayılar işin içine girdiğinde seni karmakarışık hale getirip hayatını yönetirler.Bilgi ve tecrübe yoluyla gevşekliği kır ve özgürlüğü tat.

    ---------------------------------------------------

    [​IMG]

    Bunda yanlış bir şey yok..

    Eğer normal biriysen tüm avantajlar senindir.Cezalandırılmayacağından emin bir şekilde istediğin şeyi ezebilirsin bir fast food dükkanında,peynir kızartmalarını,burgerleri,pizzaları.”Önce doldur sonra fırlat at”.Benim yapamadığım şey...Karnındaki yiyeceklerle,sırtındaki tişörte bir bakarsın.Lanet olsun,iki ay önce almışın bunu ve hemen demode olmuş.Bu yüzden en yakın mağazaya gidip yapmacık bir tavırla small,medium ya da large beden bir tişört alırsın.Normal olmak seçeneklere sahip olmak ve seçim yapabilmek demektir.Beni yanlış anlama,ben bu yola baş koydum,bir saniye bile içkili alemlere akabileceğimi,televizyon izleyebileceğimi,sokaklarda gezebileceğimi,ya da mağazalarda dolaşabileceğimi düşünemiyorum.Benim giyinip kuşanmamı isteyen bir kadınım var.Kim bazen tüm bunları yaşamak istemez ki?Lanet olsun ,bir şeye sahip olamadığında onu daha da çok istersin.Bunu biliyorum güven bana.Sorunum ise aynı seçeneklere sahip olamamak.Hatta vücutgeliştiricilerin neden lüks kıyafetler giymediklerini merak edersin.Bizim ne tür kıyafet giyeceğimizi söyleyen resmi bir vücutgeliştirme el kitabımız olduğunu mu sanıyorsun?Bunun nedeni gerçekte çok az kıyafetin bedenlerimize uymasıdır.İndirim zamanlarında bile seçeneklerimiz tişörtlerle,şortlarla,swetlerle sınırlıdır.Diyelim ki belin 76 cm.Gap mağazasına gidip düzinelerce tişört alabilirsin.Taşlanmış kot ve boru paça istersin?Düz kesim ya da asitle yıkanmış kota ne dersin?Tamam.Benim de belim 76 cm.79 quadricept ölçüsündeki bacaklarım pantalonlara sığmıyor.Bu yüzden pantalon alırken battal beden belli alıp sonra kemerle sıktırıyorum.Ceketler...Göğüs ölçün 97 ise ve bir düğüne gidiyorsan smokinini rahatça çekersin.Ben mi?Hangi smokin mağazası 140 gögüs ölçüsünde smokin dikiyor ki?Hepsini toplarsan yani 76,79,140 ı,benim için kıyafet bulmanın ne kadar güç olduğunu anlarsın.Sadece kıyafet alışverişi önemli değil.Seçenklerimin az olduğu düşüncesi...En azından sabahları ne giyeceğimi biliyorum,yakasında XXXL yazılı.Basitlik...Burda yanlış birşey yok.Vücutgeliştirme ağırlık kaldırmaktan daha fazlasıdır.Vücutgeliştirme bir yaşamdır.Lanet olsun,evet.
     
    crazy5800, Hıfzullah, k.b. ve diğer 75 kişi bunu beğendi.
  2. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    [​IMG]

    Vücut Geliştirme ,Yaşamaktır.

    Başka bir gün...

    Başka bir tekrar,başka bir çivi.Diğer bir set,başka bir tuğla.Diğer bir split ve insanın belini kıracak kadar ağır beton yükü.Doğru düzgün yapılan bir iş ücretini hakeder.Burada, dikkatini dağıtacak şeyler yok.Dışardaki gibi “vücut geliştirme bir spor mudur?” diye soran umursamaz insanlar yok burada.Bunu yüzlerce kez cevapladım.Ve uzun zaman önce cevap vermeyi bıraktım...

    Bir kelime ne anlama gelebilir?

    Spor.Bu kelimenin anlamı nedir?Evet, bu,kolayca tanımlanabilecek bir kelimedir.Yine de çok fazla anlam ifade etmiyor.Sana sorayım,tek bir kelimeyle ne yaparsın,sadece 4 harflik tüm hayatını yaşayış biçimi.Ben yapamam.Birden fazla kelimeyle tanımlayabilirim.Yapamayacağım şey dilin temel sınırlamalarına hapsolmaktır.Kim olduğum kolayca tanımlanamaz.

    Vücutgeliştirme bir kelimeden fazla anlama gelir...

    Vücutgeliştirme,bir spordur, bir sonraki aşamaya yükselmekle son bulmayan bir spordur.Bu,dolambaçlı bir yoldur.Fakat vücutgeliştirme daha fazlasıdır,nefes almak ya da yaşamak gibi.Sadece bir kelime değil,bir sembol,bir oluş sürecidir---daha iyi olabilmek için sürekli çabalamaktır.Atıldığım bu harika yolculuğun başlangıcı vardır ama sonu yoktur. Burada otururken,iki dörtlük sırt çalışmamın ortasında,biliyorum ki ben küçük bir zerreyim.Bu sıradan günde,tekrarlarımı yaparken her biri benim kararlılığımı daha da arttırıyor.

    ---------------------------------------------

    [​IMG]

    İhtiras
    “Vücutgeliştirme bir spor mudur?”Kardeşlerim,eğer bu oyunun içinde derinlere doğru gitmeye başladığında bu soruya hazır olun—bunu tekrar ve tekrar ve tekrar duyacaksınız.Bu spora ilk başladığımda,cevabını bilmiyordum.Sonraları öğrendim ve cevapladım.Bir noktada cevaplamayı hepten bıraktım.Lanet olası kimin umrunda ki?Hala,bir parçam soruya mantıki yönden bakabiliyor.Spor kelimesinin anlamı nedir?Sözlüğe baktığında bir çok farklı tanım görürsün.Tanımlardan biri şudur:Spor,zor bir hayatı benimsemiş ve her tür pisliğe katlanabilen bir adamın işidir.Bu,bana Tantalus’u hatırlatıyor.Şimdi, bu Tantalus, lanet olası kötü bir adamdır.Bak,Tantalus gölde ayakta durmakla cezalandırılmıştı.Üzerinde olgun meyvelerle dolu bir ağaç vardı ve dalları ondan yukarıdaydı.Susadığında ,su içmek için eğildiğinde, su akıp gidiyordu.Cezası;açlığını ve susuzluğunu hiçbir zaman giderememesiydi.Evet,bu,sadece bir hikaye,bir efsane,bir benzetme,ama burada gerçek olan bir şey var.Tantalus gibi,biz vücutgeliştiriciler de bir çok pisliğe katlanmak zorundayızdır.(Evet,biz aynı zamanda ceza da veriyoruz.)Ayrıca sürekli bir açlık ve giderilemeyen bir susuzluk hissetmenin ne demek olduğunu bilirim.Vücutgeliştirme,bence,tüm harika sporlar ya da tüm harika yaşamlar gibi bir süreçtir, kendini geliştirme ve daha iyi hale getirmeye dayalı sonu olmayan bir yolculuktur.Bu sürece dahil olmak rekabetin temel konseptidir.Yarışmanın zorunlu bir aşaması değildir,ama dolambaçlı bir yoludur.Eğer ileriye doğru bir adım atmasaydım, vücutgeliştirme, hala ,aynı kahrolası anlama gelecekti.Çünkü her lanet olası günümü gymde geçiriyorum,her lanet setle ve alnımdan düşen her lanet ter damlasıyla yarışıyorum.Ve eğer bu işi doğru dürüst yaparsan,demektir ki sen en kötü,en hasta ruhlu pislikle rekabet ediyorsundur...Kendinle.

    ----------------------------------------------

    [​IMG]

    Mutasyon

    Spor.Bu kelimenin anlamı insanın mağlup olması ve daha fazlası için geri dönmesidir.Bu,demir savaşçıları demektir.Aynı zamanda bir organizmanın mutasyon yoluyla anormal bir değişim geçirmesidir.Mutasyon mu?Anormal mi?Değişim mi?Lanet olası bu kelimeler hakkında bir şeyler biliyorum,benimle ilgili olan lanet olası kelimeler.Birçok insan bu işin içine girmek ister.Beğenilmek isterler.Anormal olmak istemezler.Büyük düşünürler.filozoflar ve artistler diğerlerinin ne düşündüğüne hiç önem vermezler.Onlar gerçeği aramayı üstlenmişlerdir.Evet,vücutgeliştirmede bir gerçek vardır.Gerçek ve hiçbir yerde bulamadığım bir çeşit saflık.Oraya uzandığında.ağırlığın altına,orada sadece siyah ve beyaz gerçek vardır,açığa çıkma anı—Bu ağırlığı kaldırabilir miyim?Bir tekrar daha yapabilir miyim.Kardeşlerim bunun benzeri yoktur...Sessizlik,boş bir gymin huzur verici yalnızlığı,sadece düşüncelerin,ağırlıkların temiz yanışı,kendinle olan iç mücadelen...Öyleyse vücutgeliştirme bir spor mudur?Lanet olsun,evet.Bu,mutasyona uğramış olanların spordur.Sizin aranızda geziniyoruz.

    --------------------------------------------

    [​IMG]

    Alay

    Alay.Jest.Spor yapmak.İki kelime.Ama lanet olası bir çok anlama geliyor.Ve bu,sadece spor kelimesi için geçerli değil.Aynı şey “vücutgeliştirme” kelimesi için de söylenebilir.Bu,”vücutgeliştirme bir spor mudur,değil midir?” konusuna gelince problem haline gelir.Bir çok tanım ve bir çok görüş açısı.Kimse aynı fikirde değildir.Uzun lafın kısası,bu konudaki uzun konuşmalar probleme bir çözüm getirmez.Hareket zamanı.Ellerini kirletme zamanı.Konuşmak,lanet olsun,ucuzdur.Benim için sporun ne anlama geldiğini bilmek ister misin?Bir çok anlama...Barı her kaldışırımda yerçekimi ile alay etmek ve fizik kurallarına kafa tutmak gibi. Plakalarla alay etmek,onları küçümsemek ve lanet yerlerine geri koymak.Ağırlaşmak,düşündüğümden daha zormuş...

    ----------------------------------------------------

    [​IMG]

    Sınırları Kanla Çizildi

    Çıplak,zayıf,özgür...

    Hepimiz aynı doğduk,peşin hükümlerce zincirlendik.Sonuç olarak, hepimiz kanunlara riayet ediyoruz.Özgür olabilmek için bu kanunlara uymak zorundayız.Demir ve disiplin kanunları.Aynı özgürlük için meydan okumamız gereken kurallar da vardır.Rahatlık ve dar görüşlülük kuralları.Bu zincirlerin ağırlığı öyle güç farkedilir ki çoğu zaman unuturuz.İşte böyle prangaya vurulup evcilleşiriz.Normallik bir kural haline gelir ve sınırlamalarla büyürüz. Kendi isteğimizle hareket edemeyiz tasmalı bir köpek gibi.

    Başkaldıma zamanıdır,isyan zamanıdır...

    Cesaretimi test edeceğim,bu kısıtlamalara karşı çıkacağım.Geleneksel düşüncenin beni yönetmesine izin vermeyeceğim.Burada olduğum sürece,zincir vücudumun derinliklerine gömülecek ve ağırlığı beni aşağı çekecek.Fakat bununla savaşacağım.Yerçekimine karşı koyacağım.Düşersem tekrar doğrulacağım.Kardeşlerim,hayat kısadır ve geçen her dakika bizi sona doğru yaklaştırıyor.Bugün ben de seçtiğim bu hayat tarafından sınırlandırıldım ve bu kelimeler beni bu spora bağlayan bir kontrattır.Üzerine, imzamı kanımla attım.

    -----------------------------------------------------------

    [​IMG]

    İnsan özgür doğar...

    Fakat kardeşlerim,topluma girdiğimiz anda zincirler hemen karşımıza çıkar.Bunlar her yerdedir.Görünmezdirler.Ve hapsediliriz.Belli düşünce kalıplarının içine düşeriz.Dünyayı aynı şekilde görürüz ve farklı bir yolla göremeyiz.Bu,bizim günlük hayatımızı etkiler hatta tüm hayatımızı.En sonunda kökleşmiş düşünce ve hareket kalıplarının içine düşeriz.Örneğin benim gym yolum—her zaman,hep aynı yol...Öyle düzenliki adımlarımı bile sayabilirim.Öyle aşina ki gözüm kapalı gidebilirim.Ya peki başka bir yol tutsaydım?Doğrusu çok da büyük bir fark yaratmazdı.Ama lanet olsun,buradaki temel nokta “buna alıştım”.Tahmin edilebilir bir hale geldi-üstünde iki kez düşünmeye gerek yok.Ve tam orada bir problem var.Eğer aynı şeyi her gün ve gece yapsaydım,bir vücutgeliştirici olarak başarısız olurdum.Bak,istikrar ve tekrar kelimeleri arasında dünya kadar fark vardır.Bir vücutgeliştirici istikrarlı olmak zorundadır ama tekrarcı değil.Birkaç hafta önce,istediğim kadar hızlı eğilip doğrulamadığımı belirtmiştim.Bazı şeyleri araştırmasaydım,sonuna kadar diyetime devam ederdim.Ama bazı şeyleri karıştırıp birleştirmem gerektiğini biliyorum.Öyleyse ne yapmalıydım?Başlangıç olarak öğünlerimi arttırdım.Ayrıca bazı sığır eti yediğim öğünlerimi tavuk göğsüyle değiştirdim. Ve geri kalan etli öğünlerim için de kasabıma etleri incelttirdim. Ne yapmam gerektiğini nasıl akıl ettim?Gymdeki birine mi sordum?Kalorileri sayıp,makro besleyicilerin oranlarına mı baktım?Lanet olsun hayır.Denedim.Kendimi nasıl hissettiğime dikkat ettim.Aynaya baktım.Bak,insanlar basit cevaplar isterler.Ne yapmaları gerektiğini bilmek isterler,saf gerçeği.Gerçek mi?Lanet olsun,Gerçek,ihtiyaç duyduğun cevaplar,istediğin cevaplara rastlamak kolay olmayacak.Kestirme yol yoktur bu işte.Birine ne kadar protein karışımı ya da ne kadar tavuk göğsü yemen gerektiğini sorman bu lanet işi hallettiğin anlamına gelmez.Buradaki temel nokta,cevabı bulduğunu düşündüğün anda bunun tek ve son cevap olmasına izin veremezsin.Bildiklerine karşı sürekli meydan okumalısın.

    ------------------------------------------------

    [​IMG]


    Bulamacım

    Gymdeyim ve sonraki öğünümü düşünüyorum.Bu nasıl lanet bir hastalıktır?Yemeğim...Bulamaç..Tadı b-k gibi.Her gün ve gece aynı cezalandırıcı pislik yemek.En azından bulamacın yemesi kolay oluyor,çiğnemeye gerek kalmıyor.Günde iki kez 20 oz yağsız biftek kuşbaşı yemeyi dene.Antremanla ilgili konuşmak istiyorsun.Ağırlık kaldırmak parkta yapılan bir yürüyüş gibidir.Benim yaptığım budur.Yeni bir tarif oluşturma zamanı geldi.Vücutgeliştiricilerin bir tür aşçı olduğunu bilmiyor musun?Aynı pisliği daima farklı şekillerde karıştırırız.Bir arkadaşım tonbalığını.yumurta beyazını ve pilavı mikserde karıştırırdı.Çok da işe yaramadı.Lanet olsun bu yaptığı pislik yanlıştı.Zaten yeni bir tarif keşfetmiştim mecburiyetten.kuşbaşı ve biftek aldığım bir mahalle kasabım var.Eski, sadık tavamı alırım ve içine yağsız sprey sıkarım.Kızınca 16-20 oz kuşbaşı koyarım.Bir yanda et pişerken bir yanda da tatlı patatesi mikrodalgaya koyarım.Piştiğinde biftekle beraber tavaya koyup hepsini karıştırırım.Şimdi bunların nasıl göründüğünü söyleyim.Yağlı bifteği pişirip dolaba attın mı hiç?Yağ soğur ve sertleşir.Sonuç hiç de iştah açıcı değildir.İşte benim kuşbaşı etim ve tatlı patatesimde böyle görünüyor.Tadı görüntüsünden daha mı iyi peki?Hayır.İşin zor olanı bunları yemektir..Lanet olsun,vücutgeliştirici olarak yemeklerime zincirlendim.Yemek yemek?Yemek yemek lanet olsun çok yorucu.

    -------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Doğanın Durumu,İnsanın Durumu

    Doğanın durumu ilkeldir.Ve bu kaotik durumda,kanunlar çelik gibi serttir ve kurallar demirden dövülür.Burada vaziyet kötüdür,iş hayvanidir.Sana söyleyim,burada pek çok ağrılı sabahlar geçirdim,gayretimle başbaşa,şakırdayan plakalar,insanın içini kemiren şüpheler.Seçtiğim bu yol oldukça aşınmış bir yoldur.Harcanan fedakarlıklar,çarçur edilen potansiyel ve gerçekleşmemiş kaderlerle kirletilmiştir.Fakat bu,benim yolculuğum olmasına rağmen tek başına değilim.Gençlik hatıralarım,ve yolumdan saptığımda beni tekrar yola koyan, bana hep destek olan babam da benimle birlikte her zaman.Doğanın durumu?Kendinle olan savaşın?Boş ver.Bu harika spor yalnız bir spor olmasına,yarışmamıza,savaşmamıza rağmen hepimiz ayı mücadelenin içindeyizdir.Ve kardeşlerim bizi bu yoldan ayıracak pek çok engel var etrafta.Dinle,Bizi bu spora bağlayan kontrat aynı zamanda bizi birbirimize de bağlıyor.Ve bu kurallar?Bu demir ve çelik kuralları aramızda yeni bağlar kuruyor.bunlar kırılamaz.Adamlığın ve demir kardeşliğinin gereği budur işte.

    ----------------------------------------------------------

    [​IMG]

    İzliyor musun?

    Bazı insanlar sadece bakmak isterler..

    Bazı insanlar güzel sözlerle dolu kartlar alırlar.Bense bakışları...Her çeşidini ve tüm gün boyunca.Bir kafeste yaşamak gibi.Farklı bakışlar farklı duygular taşır.Bazıları dotçadır.Bazıları değil.Spora yeni başlamış bir çocuğun bakışıyla ne zaman karşılaşsam,geçmişte bu gymin önünden nasıl yürüyüp geçtiğimi hatırlarım.Her seferinde durup orada akıl ermez kiloda olan ve antreman yapan büyük çocukları benden ayıran camdan bakardım.Gözüm korkardı ama derinlerde bir yerde oraya ait olduğumu bilirdim.Oraya katılacak cesareti topladığımda bu yiyecek zincirinin en aşağısındaydım.

    Bu,senin burada oluş sebebin mi?

    Bugün geriye dönüp bakabilsydim ve ilk kez gymin içinde yürüyen o çocuk yüzümü görebilseydim inan bana, sana anlatırdım.Daha büyük bir şeyle karışık korku.Açlık...Arzuyla yanan bir yüz...Bir şeyler kanıtlamak isteyen ve bunu tüm dünyanın bilmesini isteyen bir çocuk.Bu aradaki yıllarda bir kaç şey öğrendim.İlki ,bir şeyler kanıtlayacağın tek kişi kendinsin.İkincisi, hayatı ,ya burnunu dayayıp o camdan izleyeceksin ya da kapıyı açacak ve içeri adımını atacaksın.

    --------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Saygı

    Kapılar gıcırdayarak açılır.İçeri adımını atarsın.Herşey olması gerektiği gibidir.Derin bir soluk alırsın.Hava bayattır.ekşi,tanıdık,Sirke ya da sidik gibi.Lanet olsun evet,evdesin.Hatta buranın bir çift anahtarı var sende.Burada saçmalamak için zaman yoktur.Ayaklarını uzatmak için yer yoktur.Sessizdir—metalin metale değmesinden çıkan sesten başka bir gürültü duyamazsın.Kimse sana dönüp bakmaz.Yapılacak çok iş vardır.Bir sonraki 70 dakikanın nasıl olacağını gözünde canlandırırsın.Vahşilik,düşmanlık,bir kova dolusu kızgınlık.Nabzın hızlanır.Kanın kaynamaya başlar.Harekete geçme zamanıdır.Kardeşlerim soracağım soru basit.Gyme her girdiğinde bu duyguları hissediyor musun?Korkunun pis kokusu ve heyecanla karışık korku kanında akıyor mu?Bende akıyor.Şeker dükkanındaki bir çocuk gibiyim ve herşey bedava.

    Gymde en büyük adam benim.Büyük lanet bir gerçek.Bu gerçek bana pislik gibi ya da güzel bir şey gibi gelmiyor.Oradaki herhangi birinin rekabat etmesi de sorun değil,sonuçta karşılıklı saygıya dayalı bir kardeşlik var aramızda.Buraya girdiğimde kimse dikkat etmez.Beni gördüklerinde,demir nakliyecisi olan arkadaş,bir onay bakışı,hızlı bir baş sallama ve işine devam etmek.Gözünü dikip bakmak yok.Beklentiler yok.Aramızdaki , demire saygısı olan adamların saygısıdır.Birçok kalın plakanın altına yattığında k-çını parçalayan yandaki adamdan hiç bir farkın yoktur.İstersen bu ağırlıkların altında Elvis Presley ol,ağırlıklar kim olduğuna önem vermez.Aynı şekilde seni de gömmek isteyeceklerdir.İş iştir ve zevk zevktir.Ama bu şeker dükkanında,iş zevktir ve zevk işi ciddiye almaktan meydana gelir.

    -----------------------------------------------------

    [​IMG]

    Pislik değilsin.

    Kibirliyiz.Ben merkezciyiz.Aynalarda kendimize bakmakla çok vakit geçiriyoruz.Buna inananlar bu konuda ipucu sahibi bile değillerdir.Sanki biz kocaman çirkin canavarlaşmışız gibi gözlerini dikip bize bakarlar ve bunu kendilerinde bir hak görürler.Lanet olsun, bu,gittiğimiz her yerde oluyor.Ne hakkında konuştuğumu anladınız kardeşlerim.Hatta, bu,gymde bile oluyor.Birkaç hafta önce,gym değiştirmeyi düşündüğümü söylemiştim.Ama yapamadım.Sürekli gittiğim yerde ,bana lazım olan herşey olmamasına rağmen orası evim gibi oldu artık.Orada bir tarih var.Bu yüzden haftada birkaç kez kasabadaki diğer gymi kullanmaya karar verdim.K-çımda lanet bir acı var ama en başta işini dikkate almalısın.Buradaki kapılardan antreman yapmak için ilk kez geçiyorum ve yemin edeim herkes durmuş bana bakıyor.Kolayca tanıdığım bir çift bakış yakaladım-onaylama,hatta korku ve merakla karışık saygı.Sonra köşede onu gördüm.Geniş bir vücut,resmen bu boy posu insanı kendine çekiyor.Göğsünü dışarı doğru iterken ve kanat kaslarını uzatırken gördüm onu.Şüphesiz büyük bir züppe.Yavaşça bana döndü ve gözünü dikerek baktı.Bu bakışı iyi tanıyordum.Sen lanet bir pislik değilsin dedi bana.Lanet olsun,kendi kendime düşündüm.Bu,uzun bir gün olacak...

    ----------------------------------------------------

    [​IMG]

    Destek

    Bu arabanın yükselişleri ve düşüşleri de vardır,yükselişleri daha yüksek,düşüşleri daha alçak olmasına rağmen.Vücutgeliştirme denilen bu rollercoaster sürüşünü başarabilmek için kesin bir destek görmelisin etrafından.Aile...Arkadaşlar...Destekleyici bir kız arkadaş...Tüm bunlar,lanet olsun,senin başarında rol oynarlar.Aynı zamanda büyük rol oynayan başka destek oyuncuları da vardır.Benim için,bana özel destek olan kişi Keg Amcadır.Keg hakkında sana birşeyler anlatayım...Her hafta ona saygılarımı sunarım ve o da beni bu yolculukta güçlü tutmak için yardım eder.Şimdi bu Keg Amca,gerçek amcam değil.Benim kasabım ve tüm mahalle sakinleri ona böyle hitap ediyor çünkü dükkanında gezen herkese sanki kendi öz yeğenleriymiş gibi davranıyor ve çünkü boyu kısa ve geniş göğüslü.Boyutları bir tarafa,Keg

    Amca destek çıkan bir insandır.Her zaman bana kuşbaşının en iyisini ayırır.Onun dükkanına ilk gidişimi hala hatırlıyorum.Şimdi ,keşke, aynı şeyi ,yeni gitmeye başladığım gym için de söyleyebilsem...Lanet olsun,orada bulunduğum ilk hafta,stiff-legged deadlift yaparken,bu küçük baykuş bana doğru geldi ve ayaklarımın yanına üzerinde kendi numarasının yazılı olduğu küçük bir kağıt düşürdü.Lanet olsun.Bu,diğer gymde,düşündüğümde,hiç başıma gelmeyecek ilk şeydi.İş gyme ya da yatağa geldiğinde etraftakilerle yatmam.İstesem bile buna zamanım yok.Bu küçük olay bana,diğer gymde insanlardan uzak durabilmek için gözlerimin üzerine kadar indirdiğim bir şapkayı neden kullandığımı hatırlattı.Müzik haykıran kulaklıklar...Lanet olsun,gençken,göz temasından kaçınmak için gymde güneş gözlüğü takmayı bile denedim.Aslında böyle yaptığında,bu,insanların yanına gelip bir sürü saçma soru sormaları için açık bir davet gibi oluyormuş.Bu aşamaya gelince asıl gerçeği hemen anlıyorsun.Beni yanlış anlama.Antremanım bittiğinde insanlarla konuşmama gibi bir problemim yok,ama asla setimin ortasında bana bulaşmasınlar.Bu 1 nolu kuraldı.Dün anlattığım o iri arkadaşın bu kibarlığı uygulamaya niyeti yoktu.Ben de 2nolu kuralı uyguladım...

    -----------------------------------------------------

    [​IMG]

    Çok derinlerde

    Deniz seni yutacak...

    Geç oldu ve dikkatim dağıldı.Kendimi denizin ortasına sürüklenmiş.yorucu antremanımın içinde kaybolmuş hissediyorum.Sonra gecenin içinde bir işaret fişeği beliriyor.Tekrarımım ortasında,setimin yarısına gelmişken,aynı tanıdık duygu geri dönüyor.Acı.Dalgalarla beni baştan aşağı yıkıyor.Duygularım gerçek.Ağırlığı düşürüp bu yükten kurtulabilirim.Bunun yerine dişlerimi sıktım,nefesimi tuttum,devam ettim.İşler zorlaşmaya başladığında,birçoğu güvenli limanlara çekilirler.Ben böyle yapmam.Ben acıyı karşılarım—Bu,benim dürüst olmamı sağlar.Kardeşlerim deniz engin ve fırtınalıdır.Acı sana geldiğinde asla seni yenmesine izin verme...

    -----------------------------------------------------

    [​IMG]

    Beklemek

    Aşırı kilolu bir çocukken,annem bana “Biraz bekle oğlum”demişti.Çok genç olduğumu ve suplementların sağlıksız olduğunu düşünüyordu.Vücutgeliştirmenin ,meslek olması şöyle dursun,saygıdeğer bir spor olmadığını düşünürdü.

    Bazı arkadaşlarım,benim bu fedakarlıklarımı ve kendimi bu işe adamamı gördüğünde “Yavaşla adamım”demişlerdi.Belkide onlarla partilerde yeterince zaman geçirmiyordum,her hafta sonu içki içmiyordum.Belki de onlar benim gerçek arkadaşlarım değillerdi...

    Eski kız arkadaşlarım,vücutgeliştirme konusunda ne kadar ciddi olduğumu gördüklerinde”Yavaşla bebek”demişlerdi.Dikkatimi çekmek için bu vücutgeliştirme ile yarışmak zorunda hissediyorlardı kendilerini.Yapamadılar.Başka türlü ikna etme yolu da yoktu...

    Sokaktaki insanlar bana baktığında “Biraz ağırdan al yabancı”diyorlar.Neden büyük olmak istediğimi anlamıyorlar.Diyet yaparken neden bir dilim kek bile yemediğimi anlamıyorlar.Kendime neden bunu yaptığımı.Şu anda anlamıyorlar ve hiç anlayamayacaklar.

    Rekabet etmeyi ilk düşlediğim ve oyunun sonraki aşamasına ilk girdiğim zaman,antreman arkadaşım”Ağırdan al Öfkeli”demişti.O,bu işe devam edemedi.Belki de istemedi

    Ağırlık kaldımaya başladıktan sonra,neden bu işe girdiğimi unuttuğumda,kendime”Yavaşla biraz”dedim.Ağırlık kaldırmaya okul çıkışlarında popüler olabilmek amacıyla kabadayı olabilmek için başlamadım.Havalı olmak için de değil.

    O zaman bunu neden yaptım?Lanet olsun,kendim için yaptım.Bunu yapıyorum çünkü bunun için doğdum.Bu spor bana hayatın anlamını öğretiyor.Dinleyin kardeşlerim,bu spor yüreği küçük olanlar için değildir.Çok az insan bunun gereklerini yerine getirebilir.Biz,bunların arasındayız.Boğulmaya başladığını hissettğinde,nefesini tut.Bu işi gevşetmek istediğinde daha sıkı sarıl.Diğer gün artık diyet yapamayacağını hissettiğinde,yataktan kalkamayacağını anladığında,lanet olsun,ayağa kalk.İnsanlar senin nakavt olduğunu görmek isteyeceklerdir.Seni baştan çıkaracak şeyler olacaktır.Yoluna engeller çıkacaktır.Bunları kır geç ve yoluna devam et.

    Bu harika yolculuk,Bir adımla başlar...Ama bu adım nasıl ayakta duracağını öğrenmekten daha önemli değildir...

    ---------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Siren

    Banyo musluğundan su damlıyor...Denizdeki başka bir damla.Uzakta bir ekip arabasının sireni bağırıyor.Yalnız fakat rahatlatıcı bir ses.Jersey de başka bir gece ve kız arkadaşım diğer odada yavaşça horluyor.Lanet olsun,etrafındaki duvarlar yıkılsa ve onu görsem.Evet,uyuduğunda sanki benden millerce uzaktaymış gibi geliyor.Animal Pump kullanmaya başladım extradan.Harika bir antreman.Hepsinin üstünde,iyi bir gün.Hatta yemeğin tadında bile sorun yok. Şu anda uyanığım o halde,zamanımı iyi kullanayım dedim,zorunlu işlerimi halledeyim.Bunu yapıyorum çünkü hayatın sana birsürü lanet beyzbol topu fırlattığını düşünüyorum.Eğer extralardan ve hayatı yaşanabilir kılan süslerden arınmış temiz bir hayat yaşıyorsan,yoluna seni caydıracak pekçok şey çıkar.Yeni gymimdeki kızlar telefon numaralarını veriyorlar bana.Yol kenarındaki küçük lokantalardaki sıcak donutlar.Lanet olsun,gençken özgürlüğüm elimdeydi.Bu bir caydırmaydı.Ağırlık odasında bile aşırıya kaçardım.Bu çürük dizlerim gymde gençken yaptığım düşüncesizliklerin bir sonucuydu.Squat ta çok aşırıya kaçardım.Gurur yoluma çok sık çıkardı.İite bu yüzden bu günlerde,bacak antremanı yaparken bacaklarımı 4x20 ölçüsünde açmaya çalışıyorum hep.Daha yaşlı ve daha erdemli olmama rağmen,hala 6 plakayı birden kaldrmayı istediğim günler oluyor.Eğer bu oyunda uzun süre kalmayı düşünüyorsan,egonu kapının dışında bırak.Gymde olma sebebin başkalarını etkilemek değil,kendini geliştirmektir.Güven bana,demirin çağrısını duyduğun halde buna direnmek ne kadar zordur bilirim.Kulaklarını tıka ve umursama.Vücudunu dinle.O.seni yönetecektir.Birkaç saat içinde,beni uyanık tutan alarm ve siren sesi kayboldu.Benim kız uyumaya devam ediyor her zamanki gibi.Uyandığında ben çoktan gitmiş olacağım.K-çımı çalıştırarak eve bie adım daha yaklaşmış olacağım.

    -----------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Sen ve ben.

    Sen ve ben,Bir sorunumuz olacak.Setimi bitirirken bu ses kulaklarımda haykırıyor.Lanet olsun,yorgunum ve açım ama bu o-uspu çocuğunun derimin altından çıkıp beni oyundan elemesine izin vermeyeceğim.Geri çekilmeyeceğim,dönmeyeceğim.Bunun yerine birkaç tekrar daha yapacağım.Nefesimi tutup yeni bir sete geçme zamanı.Fakat o kısa anda,o paslı barı kavramadan önce hayata karşı koçan 11 yaşındaki o çocuktum.

    Çocukluk günlerinin iyi zamanlar olması umulur.Mutlu anılar,mutlu günler.Benim içinse tam sefalet dönemleriydi.Bak.çocukken,müşfik ve kısaydım.Kolay biriydim.Ta o zamanlarda,farklı olduğum için sivrilmiştim.Ve şu sözleri hiç unutmayacağım.”Sen ve ben,bir sorunumuz olacak.”Bu kabadayıların çetesinin lideri benden paramı istedğinde,onlar sayıca üstün olmalarına rağmen,ben küstah,meydan okuyan biriydim.Okulun geri kalan zamanı çabuk geçti ve kısa zmanda kendimi bu çete tarafından ağaçlıkların oraya doğru vahşi bir köpek gibi takip edilirken buldum.Köşeye sıkıştırılıp,dövülüp,bu lanet pisliklerin seni yenmesinin nasıl bir şey olduğunu bilir misin?Ya eve topallayarak ve yüzünden kir ve kan akarak gitmeyi?Her gün ve gece bunu nasıl bilebilirsin ki?Sana ne bildiğimi anlatayım.O sıcak yaz günü,ısı asfalttan yükseliyordu.Fakat kısa zamanda,bastıran ani yağmur herşeyi yıkayıp temizledi.Bu anılar,gençlikadaletsizlikleri de geçecek.Bu olaydan öğrendiğim şey bu iyi yada kötü tecrübeler sayesinde bugün ben kendim oldum.Bunu o yenilgiden, yaralarımdan , tekrar ayağa kalkmamdan öğrendim.Rakiplerimi yenemediğim zaman babamın Weider bench’ine gidip beton ağırlıkları kaldırıp irademi ve bedenimi daha güçlü hale getirerek öğrendim. Bu ağırlıklarla olağandan daha çabuk büyüdüğümde bilardo masasından kendime bir bench uydurdum.İstek varsa mutlaka bir çıkış yolu vardır ve bugün bildiğim şey ayaklarım yere sağlam basıyor tıpkı babam gibi.Sen ve ben – farklı yollarda olmamıza rağmen tekiz ve aynıyız.Artık o 11 yaşındaki kısa çocuk değilim.Yontulmuş sıkı bir adamım.Aramızdaki fark o yıllar ve biriktirdiğim o hatıralardır.En sonunda öğrendimki saygı zor kazanılır ama onu devam ettirmesi daha da zordur.Fakat en güzeli saygının arkadaşlar tarafından değilde düşmanlarca size duyulmasıdır.

    ----------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Ayna,ayna...

    Sen kimsin?

    Ben kimim?Kimi sorduğuna bağlı.Bazıları beyinsiz bir canavardan ya da acınacak ya da korkulacak egoist bir kaçıktan başka birşey göremezler.Diğerleriyse tek bir amacın yönlendirdiği bir adam görürler.Ben kimim?Bu ıcak ışığın altında durup aynaya baktığımda bir canavar ve bir adam görüyorum.Fakat aynı zamanda şişman kabadayı çocuğuda.Babasına benzeyen bir çocuk.Yolunu bulmaya çalışan bir gençlik.O yolu bulduğumdan beri ne kadar yol katettiğimi ve gelecekte ne olacağımı biliyorum.

    -------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    Ticaret Araçları

    Madenci,kazma ve küreğine güvenir.Marangoz,çekiç ve çivilerine güvenir.Tamirci,pensesine güvenir.Ticaret araçları,kardeşlerim...Ticaret araçları.Bu iş çizgisinde,fark yoktur.Ben sanatımı bu ellerimle icra ediyorum.Lanet olsun,hatta kanıtlamak için ellerimdeki nasır ve yaraları gösterebilirim.Ticaret araçlarım temel olanlardır.Bunları şu solmuş eski çadır bezinden yapılmış çantada tutuyorum.Şu kemeri gördün mü?10 yıldır kullanıyorum.10 yılın birikimi olan ter,kan ve çalışmanın izlerini bu kemerde görmek mümkündür.Animal Pak ı uzun zamandır kullanıyorum...İlk kullandığım supplement aslında ihtiyaç duyduğum son şeydi.Bu botlar babamın...Onları giydiğimde üstesinden gelemeyeceğim hiçbir şey yoktur.Arkamdaki ayna mı?O,bakışlar için orda değil.Bu,lazım olan başka bir alet.Açgözlü egoyu tatmin etmek için orda değil.Narsizm.Lanet olsun,bu sporda ondan yeterince var.Daha fazlasına gerek yok.Bu ayna kendimi eleştirmek,ve bana gerçeği söylemek için orada.Benim hakimim ve jürim.Dinle,bu ticarette,bu harika işte,her çivi yerine oturana kadar çakmaya devam etmelisin.Ve herşey kıvamına geldiğinde artık senin ışıldama zamanın gelmiştir.Tüm bunlara değdiğini düşünürsün.Gururlu ol ve çalışmaya devam et...

    -----------------------------------------------------------------

    [​IMG]

    En güzel kim?

    Hepsi mi?Hayır kardeşlerim Toplumun güzellik konusunda dar kalıpları vardır ve sen o modele uymadığında ya da o beklentilerin arasına sıkıştığında ki işte o zaman s-çtın.Benim geniş ve korkulu simetrime bakan bir çok kişi güzelliği göremez.Kesinlikle bu uyumu ve bağlantıyı göremezler.Gariplik görürler.Kare bir deliğe sokmaya çalıştıkları yuvarlak bir mandalım.Bu asla olmayacak.Olmasına izin verme,Bak,kim ve ne olacağım konusunda bir görüşüm var.Bir vücutgeliştirici.Evet,bu doğru,bir vücutgeliştirici.Bir vücutgeliştiricinin işinin çirkinlikle ilgisi yoktur.Tamam belki uyuyan güzel değilim ama bu çabanın ,disiplinin ve saf arzumun da güzel bir tarafı var.Dinle.ben vücutgeliştiriciyi bir sanatkar olarak görürüm.Mermerin yerine kaslarıyla çalışır.Keskinin yerine demirle çalışır.Aynaya baktığımda,kibirden değil,benden ayrı olan bir şeyi değil benim bir parçam olan şeyi mükemmelleştiriyorum.Ben sanatkarım.Mermer benim.Bu kovalamaca beni arındırıyor.

    ------------------------------------------------------------

    [​IMG]
     
    Ero ozcer, unknown00, Hıfzullah ve diğer 107 kişi bunu beğendi.
  3. madman
    Offline

    madman Üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    117
    Beğenileri:
    43
    Ödül Puanları:
    0
    Siirsel bir anlatim sanirim bu yola kendini adamis herkesin hissetiklerini vurucu kelimelerle anlatmak isterse bir insan ortaya bunlar cikardi ben begendim emegine saglik...
     
    castorpollux bunu beğendi.
  4. vincenzo234
    Offline

    vincenzo234 Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2006
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    13
    Bunların hepsi reklam adamın eve kapandığı falan yok aslında ama genede spordan önce gaz olması bakımından gerçekmiş gibi hayal ederseniz işe yarıyo.Bundan çok daha etklisi bu adamın antreman videosu var bende çok zor bulunuyo ama hakikaten süper gaz "animal arms" şimdi "animal chest" de çıktı.
     
    xerodna bunu beğendi.
  5. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    tabiki reklam haklısın.. fakat ;

    bunu kurmaca yada bir tiyatro oyununun senaryosu sayabilirsin..Ben bir senaryoyu çeviriyorum..Gerçek olanların hepsini yapıyoruz zaten..Motive edici duygular gerçeklikten ziyade hayalgücüyle daha rahat aşılanır diye düşünüyorum.Tamamını okuduysanız ve devamında ekleyeceğim yazıları okuduğunuzda (şahsen benim motivasyon ilacım buymuş) duygusal olarak değil ama düzenli ve planlı bir hayat sürmesi gereken bodyciler olarak hepimize hitap ettiğini düşünmekteyim..

    Aslında orjinaline (lanet ,berbat vs..kelimelerini kullanarak ) sadık kalmaya çalışmamın sebeplerinden biride salonda "kaldır şu lanet ağırlığı" cümlesi "şu ağırlığı kaldırırmısın lütfen" den daha motive edici olmasındandır.
     
    unknown00, NoPainNoGain!, gigandet ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  6. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    :eek: :shock: Müthiş!
     
  7. Veyron
    Offline

    Veyron Özel Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.884
    Beğenileri:
    435
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Republic Of Fenerbahce
    Tek kelimeyle mükemmel zevkle okudum :shock:
     
  8. OdnamoK
    Offline

    OdnamoK Özel Üye

    Katılım:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    460
    Beğenileri:
    122
    Ödül Puanları:
    0
    Dorian Yates aklıma geldi :) Çok güzel bir çalışma ellerine sağlık.
     
  9. Veyron
    Offline

    Veyron Özel Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.884
    Beğenileri:
    435
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Republic Of Fenerbahce
    odnamok dorian ında bu tip bir makalesimi var ?

    eğer var ise link verirmisin bu tip bütün yazıları okumak istiyorum :D
     
  10. OdnamoK
    Offline

    OdnamoK Özel Üye

    Katılım:
    30 Haziran 2006
    Mesajlar:
    460
    Beğenileri:
    122
    Ödül Puanları:
    0
    Hayır Veyron makale ile ilgili değil. "Blood%Guts" adlı videosu aklıma geldi. Orda da böyle pek temiz olmayan bir salonda çalışıyordu, video da siyah beyazdı . Onu anımsattı kusura bakma yardımcı olamadım :)
     
  11. Veyron
    Offline

    Veyron Özel Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2004
    Mesajlar:
    1.884
    Beğenileri:
    435
    Ödül Puanları:
    93
    Yer:
    Republic Of Fenerbahce
    anladım odnamok elimde var benimde o video izlerim ara sıra bu arada sağlam bir yerden aldığım duyuma göre dorian bu ay içinde türkiyeye bir ziyaret yapıcakmış..
     
  12. ZERO
    Offline

    ZERO Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2006
    Mesajlar:
    40
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Herkesin gün aynı başlar.Uyan,duş al,giyin.İki ayağın bi pabuca girer.
    Ben herkes gibi değilim.Herkes gibi yaşamam.Herkesin yediğini yemem.Donut yok.Kremalı ve 2 şekerli kahve yok.Sabahları gazete yok.Saat sabahın 6:52 si.Ben ikinci yemeğimdeyim.Herkes saatinin alarmını kapatırken, ben uzun adımlarla yoluma devam ediyorum.

    Kahve molası yok.Haftasonları yok.Hasta olma lüksüm yok.
    Ben ne yapıyorum?Ben bir vücut geliştiriciyim.Evet bu bir iş.Birgün sadece saat dokuzda başlayıp beşte bitmez.Benim için gün gözlerimi açtığım an başlar ve kapattığım an biter.Bu beş iş günü olan bir hafta değildir.Ben 7 gün 24 saat yaşarım.Bu bir iştir.Bu benim hayatım.


    ELEMANIN BİRİ xxxx formunda secmiş burdan cümlereri siir yapmıss..bu siri ben yazdım diye piyasada dolasıyor
    yalancının mumu yatsıya kadar yanar
     
  13. GyMania
    Offline

    GyMania Üye

    Katılım:
    28 Eylül 2006
    Mesajlar:
    253
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0
    İyi de arkadaşlar adam bodcyleri resmen a-sosyal ve çevresi ile uyumsuz birisi yapmış... Kız arkadaş yok, eğlence yok, sabahın köründe kalk ağırlık bas... Kaçımız böyle yaşıyor? Yada böyle mi yaşamak gerek? Kalsın o zaman...
     
    srktyksl ve Morphling bunu beğendi.
  14. MK #7
    Offline

    MK #7 Özel Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2004
    Mesajlar:
    2.270
    Beğenileri:
    1.493
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    daha önce yazıldığı gibi bu gazlamaya ve o markanın ürünlerini kullandırmaya yönelik bir yazı dizisi... tabiki böyle yaşamak gerekli değil hatta bence böyle yaşanırsa kişinin ruhsal durumunda yolunda gitmeyen şeyler var demektir :) takıntı, paranoya gibi... sabahın köründe kalkıp ağırlık basan birini duymadım ama Ronnie Coleman'ın bir videosunda kendisinin gecenin bir yarısı koşu bandıyla cardio yaptığını gördüm :)
     
    agent20 ve yabanci bunu beğendi.
  15. ZERO
    Offline

    ZERO Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2006
    Mesajlar:
    40
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    emin ol ki ben bu yönde gidiyorum gibi.sabah 6 da kalkıs .8 de antreman,eglence yok.kız arladasımı ihmail ettim.AMA COK YANLIS TERS YÖNDEYİM ben artık bu sporu 2 3üncü plana atmak istiyorum hayatımı cok karıstırıryorsonucta insanlar sizi anlamıyor belki 500 insandan anca 2 tanesi sizin gibi bodyle ilgileniyor v.s...
     
  16. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    ben çevirip yayınlıyorum diye demiyorum ama harika bir yazı dizisi kaleme almışlar..Başlarda

    farklı gelecektir ama yazının sonlarına yaklaştıkça motive edici ve düşündürücü etkisi git gide

    artıyor..Aslında 3te2 yi tamamlayıp yayınlayacaktım ama dayanmadım..Çeviri tam hızla devam

    ediyor.
     
    themertyildiz bunu beğendi.
  17. saydam
    Offline

    saydam Özel Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2004
    Mesajlar:
    7.079
    Beğenileri:
    1.905
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    serbest
    Yer:
    Academic Sport Center
    eline saglik.ceviri bitince parcalari ben birlestirir yani bir tek baslik altinda toplarim.arada yorumlarin olmasi guzel olmuyor.
     
  18. diez
    Offline

    diez ADMIN Yönetici Admin

    Katılım:
    18 Ocak 2006
    Mesajlar:
    12.497
    Beğenileri:
    14.498
    Ödül Puanları:
    123
    Cinsiyet:
    Bay
    Bitti Nihayet..

    En nihayetinde çeviri bitti..(ama bende bittim :) ) zevkle okumaniz dileğiyle..zira her nekadar kurmacada olsa zevkle okunabilecek farklı bir çalışma..Kurmacanın boyutuda yazıyı detaylı incelerseniz çokda fazla değil..Wrath'in kendi hayatından çok parça olduğunu düşünüyorum..
    Açıkça söylemem gerekirse Frank Mcgrath'de kendimi buldum diyebilirim..Çeviri ilerledikçe hayranlığım gittikçe arttı..Yazıyı tüm detaylarıyla okumanızı tavsiye ederim..Sizlerinde kendinizi bulabileceğiniz satırlar vardır muhakkak.

    Yönetimden ricam mükerrer msjları (sonradan editledim) silmeleri..
     
    themertyildiz bunu beğendi.
  19. sarc4stic
    Offline

    sarc4stic Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2005
    Mesajlar:
    3.239
    Beğenileri:
    2.239
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Satış Temsilcisi
    Yer:
    Istanbul
    Diez, gerçekten müthiş bir çalışma yaptığın. Ben -kendimce- uzun çeviriler yapardım, ama seninkisi cidden işi ayrı bir boyuta taşımış. Mesajlarını birleştirdim, karakter sınırı olduğu için tek bir mesaja sığmadı, ikinci mesajı da sen attığın için(şans) oraya koydum geri kalanı. Editlediğin mesajlarda silindi. Böyle bir paylaşım için herkes adına teşekkür ederim.

    BodyForumTR tarihinin açık ara en iyi çevirisi bence ;) Benden sana

    [​IMG]

    (Bu rep'in yarışma ile ilgisi yok, bağımsız)
     
  20. Excursion
    Offline

    Excursion Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2006
    Mesajlar:
    888
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    0
    Meslek:
    Öğrenci
    Tek kelimeyle müthiş, full throttle bi olay :D
     

Sayfayı Paylaş