Ünlü olmanın en kestirme yolu

Konusu 'Konu Dışı' forumundadır ve elrunks tarafından 29 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. elrunks
    Offline

    elrunks Üye

    Katılım:
    25 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    209
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Emin Çölaşan ın Ünlü Olmaya dair yazısını okumanızı tavsiye ederim, günün birinde işinize yarayabilir.

    ------------------


    SEVGİLİ okuyucularım, aranızda mutlaka günün birinde
    "ünlü" olmak isteyenler vardır. O takdirde bu yazımı
    dikkatle okusunlar... Çünkü her insan isminin
    bilinmesini, bir gün ünlü olmayı ister.

    Bunun için ille de kendi alanınızda başarılı olmak
    zorunda değilsiniz. Hele Türkiye de hiç değilsiniz.

    Örneğin göz alıcı bir bayansanız, magazin dünyasında
    yer alıp isminizi duyurmak, ya da duyulmuş isminizi
    sürekli gündemde tutmak istiyorsanız, baldır bacak
    vaziyetlerine girmeniz yeterlidir. Soyunursunuz,
    paralı zampara erkeğinizle kameralara yanaşıp çekimler
    yaptırırsınız, boşanırsınız, basılırsınız, aynı anda
    birkaç kişiyle "düzeyli birliktelik" yaşarsınız!

    Gazeteci iseniz başka gazetecilerle saçma sapan
    polemiklere girersiniz. Gerçek konuları yazmaya
    korkarsınız da, isminizin duyulması ve ün kazanmak
    için böyle daha kolay uğraşlar bulursunuz.

    Öteki mesleklerde de durum üç aşağı beş yukarı
    aynıdır. Türkiye�de ciddi işlerle uğraşan saygın
    kimselerin ünlü olması çok zordur.

    ***

    "Ünlü" olmanın başka yolları da var. Hem de soyunup
    dökünmeden! Örneğin kendi çapında amatör bir
    yazarsınız. Ses getirmek, ün kazanmak, isminizi
    duyurmak istiyorsunuz. O halde ne yapmalısınız? Size
    hemen bir öneride bulunayım!

    Bir kitap, roman, yazı vesaire yazıp örneğin Türklüğe
    hakaret edersiniz. TCK uyarınca hakkınızda dava
    açılır. Bu aşamada isminiz hemen gündeme gelir. Entel
    ve şeriatçı takımı sizden söz etmeye, sizi savunmaya
    başlar.

    Sonra devreye AB girer. Türklüğe hakaret etmenizin
    "fikir ve ifade özgürlüğü" olduğunu bizim hükümete
    bildirir.

    Duruşma günü öncesinde yargıya el altından haber
    gönderilir:

    "Kendisini mahkûm ederseniz AB bize çok kızar. Burada
    ulusal çıkarımız olduğundan AB�yi karşımıza alamayız.
    Kararınızı ona göre verin."

    Duruşma öncesinde isminiz artık gündemdedir!
    Kitabınızda yer alan, Türklüğe hakaret içeren,
    aşağılayan birkaç sayfa sizi ünlü yapmaya yetmiştir.
    Bu kadar basit!

    Artık bütün medya sizden söz etmektedir. Duruşmada
    olay çıkacaktır, karşıt gruplar gelecektir falan
    filan!.. Bu arada gazeteciler size gelecek, söyleşiler
    yapacak, kazandığınız üne ün katılacaktır!

    Duruşma günü geldiğinde savcı beraatinizi isteyebilir,
    mahkeme sizi karşısında bile görmeden beraat kararı
    verebilir. Zaten ceza verilirse Türkiye�deki entel ve
    şeriatçı basın, hep birlikte kıyameti koparacaktır:

    "Vay efendim bu ne rezalet, Türklüğe hakaret niye suç
    olsun ki! Nerede kaldı fikir ve ifade özgürlüğü... Bu
    kafayla biz AB�ye nasıl gireriz!.."

    ***

    Bütün bunlar olurken sadece Türkiye�de ün
    kazanmazsınız. Bu kadarı sizi zaten kesmez! Devreye
    "yurtdışı" da girer. Yabancı basın da sizden söz eder,
    bu yargılamanın utanç verici olduğunu vurgular.
    Duruşmanıza yabancı temsilciler, AB komiserleri,
    yabancı diplomatlar da getirilir ki, yargıya bir kez
    daha gözdağı verilsin.

    Yargılandınız ve mahkemeye bile çıkmadan beraat
    ettiniz!

    Başbakan sizi mutlaka telefonla arayacak ve bu
    karardan duyduğu memnuniyeti dile getirip
    kutlayacaktır.

    Başbakan şehit analarının telefonuna çıkmadı, "Ben
    onlarla ne konuşacağım" diye kestirip attı. Olsun
    varsın, önemli olan Türklüğe hakaretten beraat edeni
    arayıp kutlamaktır! Ne de olsa Başbakan dahil hepimiz
    "Türk değil, Türkiyeli" değil miyiz!

    Evet, bu telefonla birlikte isminiz yine manşetlerde,
    birinci sayfalarda geçecek ve ününüze ün katılmış
    olacaktır!

    ***

    Sevgili okuyucularım, Türkiye�de "ünlü" olmak
    kolaydır. Yeter ki kafayı çalıştırın, işin ucundan
    tutmasını bilin! Öyle skandal yaratmaya, soyunmaya,
    aptalca polemiklere girmeye, her gün sevgili
    değiştirmeye, baldır bacak sergilemeye, Danıştay�ı
    basmaya hiç gerek yoktur.

    Ben size bu yazımla, bu işin sadece bir adet püf
    noktasını bugün açıkladım.

    Bir kitap yazın. İçeriği hiç önemli değil. Birkaç
    sayfasında Türklüğe sövün, hakaret edin yeter. Ya da
    herhangi bir gazetede, dergide yazın, televizyona
    çıkmayı başarırsanız aynı doğrultuda birkaç cümle
    söyleyin...

    Yani Türklüğe bu yöntemle hakkınızda dava açılmasını
    sağlayın!

    Sadece birkaç hafta sabredeceksiniz. Sonrası otomatik
    olarak kendiliğinden gelecek, hem ülkemizde, hem de
    yurtdışında ün kazanacaksınız! Hem hayallerinize
    kavuşacak, hem de Başbakan tarafından aranıp
    kutlanacaksınız! Onun aramasıyla kazandığınız büyük
    onur (!) size zaten ömür boyu yetecektir!

    Valla benden bu kadar. Size ünlü olmanın en kolay ve
    en beleş yolunu gösterdim. Ötesini siz
    ayarlayacaksınız. Kafayı çalıştıran kazanır!

    Şansınız bol, ünlülük günleriniz hayırlı olsun.



    Emin ÇÖLAŞAN
    23.09.2006
    Hürriyet :D :D
     

Sayfayı Paylaş