Bodybuilding doping vücut gelistirme
Sponsor
Haber
Yazan Despo
Yayınlama: September 13, 2007
Yazdır    E-posta

Anabolik steroidler, sentetik üretilen testosteron hormonu yada testosteron hormonundan türemiş bağlı bileşikleri içeren bir ilaç sınıfıdır. Anabolik steroidlerin nasıl çalıştığını tamamen kavramak için en önemlisi testosteronun temel işlevini anlamaktır.

Testosteron, başlıca erkeklik hormonudur. İnsan hayatı boyunca değişen miktarlarda testislerdeki Leydig hücreleri tarafından üretilir. Bu hormonun etkileri en çok, ergenlik çağında artan üretimle erkek vücudunda çarpıcı fizyolojik değişimlere sebep olduğunda ortaya çıkar. Bu, ikinci derecede erkek tipik özelliklerinin başlangıcını -kalınlaşan ses, vücut ve yüz kılları gelişimi, salgı bezlerinde yağ üretimi artışı, cinsel organların büyümesi, sperm üretimi ve libido artışını- içerir. Testosteron seviyesi yeterli değilse, erkek üreme sistemi işlevlerini tam olarak yerine getiremez. Tüm bu etkiler, bu hormonun erkeksiliği sağladığı ve androjenik özellikleri olduğunu düşündürmüştür.

 

Testosteron üretimindeki artış, protein sentezinin (kas birikimine önderlik eder) miktarını arttırmak dahil, vücutta gelişim desteğine yada anabolik değişimlere neden olur. Testosteron, kadın ve erkeğin çok farklı miktarlarda sahip olması sebebiyle, erkeklerin kadınlardan daha çok kas kütlesi taşımasının temel nedenidir. Kadın vücudu günde sadece ¼ mg testosteron üretirken, yetişkin bir erkek vücudu günde 2.5 ve 11 mg arası testosteron üretir. Kadınlarda egemen olan çok önemli şekilde vücutta farklı etki yaratan cinsiyet hormonu östrojendir. Daha düşük bir androjen ve daha yüksek bir östrojen seviyesi kadınların, daha çok vücut yağı depolamalarına, daha az kas dokusu birikimine, daha kısa bir boya ve yaşla beraber gelen kemik zayıflığına (kemik erimesi) daha yatkın olmalarına neden olur.

Testosteronun asıl mekanizma olarak sağladığı bu değişiklikler oldukça karışıktır. Kan akışı içerisindeyken, testosteron molekülü vücutta farklı hücrelerin birbirlerini etkilemesini sağlayabilir. Bu, cilt, kafa derisi, böbrek, kemik, merkezi sinir sistemi ve prostat dokuları da dahil olmak üzere iskelete ait kas hücrelerini içerir. Testosteron, faaliyetini gerçekleştirmek amacı ile hücresel bir hedefe bağlanır, bu nedenle sadece doğru hormon alıcı yerlerini (androjen alıcısı) belirleyen vücut hücrelerini etkiler. Bu işlem, kilit ve anahtar sistemine benzer, her alıcı (kilit) sadece ona mahsus hormon tipi (anahtar) tarafından etkin hale getirilebilir.bu etkileşim sırasında, testosteron molekülü hücreiçi alıcı topluluğu (zar yüzeyinde değil cytosol içinde bulunur) tutunarak yeni bir alıcı bileşiği oluşturur. Bu bileşik (hormon + alıcı topluluğu) daha sonra onu hücrenin DNA’sındaki özel kısma taşıyacak olan hücrenin çekirdeğine hormonun yanıtı olarak ilerler. Bu, iskelete ait kas hücresinin başlıca iki protein olan actin ve myosin (kas gelişimi) in sentezindeki artış neden olduğu özel genlerin kopyasını harekete geçirir. Ek olarak kas dokusundaki karbonhidrat deposu, androjen etkisiyle doğru orantılı bir şekilde artabilir.

BodyForumTR E-book - Steroidlerin Yanetkileri - Version 1

Bu mesaj işlemi bir kere tamanlandığında, bileşik, serbest bırakılır ve alıcı ve hormon ayrılır. Her ikisi de bir sonraki faaliyet için, cytosol içine geri dönmek için serbest kalırlar. Ayrıca testosteron hormonu da diğer hücrelerin birbirlerini etkilemesini sağlamak amacıyla kan dolaşımına geri yayılmak için serbest kalır. Hormon bağını, alıcı-hormon bileşiği göçünü, gen kopyasını ve son olarak cytosola dönüşü içeren tüm alıcı dönemi, yavaş bir işlemdir, tamamlanması dakikalar değil, saatler sürer. Örnek olarak, derslerde kullanılan tek bir nandrolon enjeksiyonunda, faaliyetten sonra serbest androjen alıcılarının cytosola geri dönmesinin 4 ila 6 saati bulduğu ölçülmüştür.

Aynı işlem böbreklerde androjenlerin eritropoiezi (kırmızı kan hücresi üretimi) arttırmasını sağlamaya yarar. Bu, anabolik/androjenik steroid tedavisi sırasında kırmızı kan hücresi topluluklarında bir artışa önderlik eden etkidir. Çoğu atlet yanlışlıkla, bu etkinin ilaç literatüründe bahsedilmesinden yada özel kullanımlar yüzünden oxymetholon ve boldenonun bu işte eşsiz olduğunu sanır. Aslında eritropoiezin uyarımı, böbrek hücrelerinde androjen alıcısının faaliyetiyle oluşan etki gibi, yaklaşık olarak tüm anabolik/androjenik steroidler ile meydana gelir. Gerçek istisnalar sadece, 3alpha-hydroxysteroid dehidrajenez etkileşiminin hızla kırıldığı dihydrotestosteron ve onun bazı türemişleri gibi bileşimler olabilir (böbrek dokusu, kas dokusuna benzer bir enzim yayılımı taşır) ve bu yüzden bu dokularda düşük faaliyet gösterir.

Ayrıca adipose (yağ) dokuları da androjene yanıt verir ve burada bu hormonlar hücrelerin lipolitik (yağ hareketi) kapasitesini destekler. Bu belki, beta-adrenerjik alıcı bileşimlerinin bir androjen bağı ayarlaması yada genel hücresel faaliyet tarafından yerine getirilir. Ayrıca şunu da belirttik ki; vücuttaki androjenlerin seviyesi, depo edilmiş vücut yağıyla yakından bağlantılıdır (tersine). Androjenik hormon seviyesinin azalması, tipik olarak vücut yağını arttıracaktır. Aynı şekilde, androjen seviyesini arttırırsak vücut yağı daha yüksek bir faal seviyede tükenecektir. Östrojenin vücut yağı depolanmasının artışında aksi bir rol oynamasından dolayı androjenden östrojene dönüşme oranı, aslında en önemli olaydır. Aynı şekilde biri steroid kullanımı sırasında yağ yakmak isterse, östrojen seviyesi düşük tutulmalıdır. Bu sebeple, aromalandırılmış steroidler vücut yağı deposunun arttırılmasına eğilim yüzünden hacimlenme dönemi idmanlarının olduğu zamana kaydırılmışken amacı definasyonu ve kaslı gözükmeyi arttırmak olan vücut geliştirmecilerin tercihi her zaman aromalandırılmamış steroidler olmuştur.

 

Bahsedildiği gibi, testosteron, androjen uyumlu dokuları meydana getiren şeylerdeki faal alıcılar tarafından sağlanan androjenik etkiyi oluşturur. Bu, ciltteki yağı salgılamaktan sorumlu olan yağ salgı bezlerini içerir. Androjen seviyesi yükseldikçe aynı şekilde yağ salgılanmasına da yükselir. Yağ üretimi arttıkça gözeneklerin kapanma ihtimali de artar (aknenin neden steroid kullanımının yaygın bir yan etkisi olduğunu görebiliyoruz). Vücut ve yüz kılı üretimi ayrıca ciltteki androjen alıcı faaliyetiyle ve kafa derisi dokularıyla ilgilidir. Bu, testosteronun hızla yükseldiği ve androjen faaliyetinin vücuttaki ve yüzdeki kıl gelişimini uyarmaya başladığı zaman diliminde yani erkeklerin ergenlik çağından olgunluğa geçmesinde en kolay gözlenebilen hale gelir. Hayatta bir zaman sonra, genetik bir eğilimin katkısıyla kafa derisindeki androjen faaliyeti, erkeklerde saç dökülmesinin başlamasına yardımcı olur. Saç dökülmesinin sorumlu tutulan androjen alıcının genel faaliyeti olduğunun sanılması gibi dihydrotestosteronun da saç dökülmesinde tek suçlu olduğu bir yanlış anlamadır. Cinsel ilişkide kullanılan salgı bezleri ve libido, merkezi sinir/nöromüsküler sistemine bağlı olduğu gibi, androjenlerin faaliyetlerine de bağlıdır.

Devami icin Dolaylı ve Direkt Anabolik Etkiler okuyunuz.

 

Kaynak: Anabolics 2007



1844 Gösterim - Yorumlara gözat (0)